Şirketin feshi ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9158 E. 2010/428 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
organsızlık↗ kayyım tayini↗ kayyım↗ fesih↗ eksik inceleme↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirketin en son genel kurulunu 24.04.2003 tarihinde yaptığı, yönetim kurulunun üç, denetim kurulunun ise bir yıl süre ile göreve getirildiği, A.Ş'lerde yeni yönetim ve denetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceği, görev süresi sona eren yönetim kurulunun bu sıfatlarının sürenin salt sona ermesi ile kendiliğinden düşeceğine ilişkin TTK'nda bir düzenleminin bulunmadığı, bu nedenle eski yönetim ve denetim kurulunun görev süresinin bitmesi ile ortaklığın kendiliğinden organsız kaldığının söylenemeyeceği, bu bağlamda davalı şirketin organsızlığından söz edilememeyeceği, TTK'nun 435 nci maddesi hükmünce kayyım tayinini gerektirir bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, TTK’nun 435 nci maddesi hükmünde, anonim ortaklıkta pay sahiplerinin beşten aşağıya düşmesi veya ortaklığın organlarından birinin mevcut olmaması yahut genel kurulun toplanamaması hallerini ortaklığın feshinin istenmesi için neden olarak kabul edilmiştir. Böyle bir davanın açılmış olması halinde mahkemece, ortaklığın durumunun düzeltilmesi, iddia edilen eksikliklerin tamamlanması için uygun süre verilmelidir. Mahkemece verilen bu süre zarfında eğer eksiklikler giderilirse ortaklığın feshine ilişkin davanın reddi cihetine gidilmelidir.
Somut olayda uyuşmazlık, davalı şirketin organsız kalıp kalmadığı noktasında toplanmakta olup mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davalı şirketin organsız kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davanın, şirketin genel kurullarının toplanamaması nedeni ile davalı şirketin organsız kaldığı iddiası ile açılmış olması ve davalı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin sona erdiğinin de mahkemece belirlenmiş bulunması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine artık davalı şirketin fiilen organsız kaldığının kabulü gerekir. Görev süreleri sona eren yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin yeni yönetim ve denetim kurulunun göreve başlayıncaya kadar devam edecek olması sadece şirketin gecikmesinde sakınca bulunan işlerinin görülmesine ilişkin olup bu davada ele alınacak bir husus değildir. Genel kurulun toplanamaması ve bu nedenle de organlarının oluşturulamaması iddiası karşısında davalı şirketin organsız kalmadığının kabulü davalı şirketteki çözümsüzlük halinin devamı ile eş anlama geleceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle anılan madde hükmündeki proserdüre uygun biçimde, davalı şirketin durumunu düzeltilmesi veya iddia edilen eksiklikleri tamamlaması için uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar ittihazı gerekirken, eksik incelemeye ve yanlış ilkeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15120 E. 2012/5649 K.
Ortak:organsızlık · kayyım · fesih · i̇i̇k 72/son · Şirketin feshi ve tasfiyesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirketin en «son» genel kurulunu 24.04.2003 tarihinde yaptığı, yönetim kurulunun üç, denetim kurulunun ise bir yıl süre ile göreve getirildiği, A.Ş'lerde yeni yönetim ve denetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceği, görev süresi sona eren yönetim kurulunun bu sıfatlarının sürenin salt sona ermesi ile kendiliğinden düşeceğine ilişkin TTK'nda bir düzenleminin bulunmadığı, bu nedenle eski yönetim ve denetim kurulunun görev süresinin bitmesi ile ortaklığın kendiliğinden «organsız» kaldığının söylenemeyeceği, bu bağlamda davalı şirketin organsızlığından söz edilememeyeceği, TTK'nun 435 nci maddesi hükmünce «kayyım tayinini» gerektirir bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, TTK’nun 435 nci maddesi hükmünde, anonim ortaklıkta pay sahiplerinin beşten aşağıya düşmesi veya ortaklığın organlarından birinin mevcut olmaması yahut genel kurulun toplanamaması hallerini ortaklığın feshinin istenmesi için neden olarak kabul edilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, davalı şirketin «organsız» kalıp kalmadığı noktasında toplanmakta olup mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davalı şirketin organsız kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaO halde mahkemece, davalı şirketin yönetim kurulunun eksilmesi, dolayısıyla «organsız» kalması nedeniyle, organ eksikliğinin giderilmesi için şirkete «temsil kayyımı» atattırılması, kayyıma, genel kurul toplantısının yapılması ve organ eksikliğinin giderilmesi amacıyla uygun süre verilerek bu eksiklikler tamamlanmadığı takdirde şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken, gereksiz olan «bilirkişi ücreti» yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir
Mahkemece, davacı vekilinin «fesih» ve tasfiyeye konu iddialarının araştırılması için dosya üzerinde ve davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiği, davacı tarafın «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve «kesin süre» verilse dahi yatırmayacağını bildirdiği, dosya kapsamı itibariyle davacının iddialarını ispatlayamadığı, 22.09.2006 tarihli genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulu üyelerinin 3 yıl için seçildikleri, dava tarihi itibariyle 3 yılın dolmadığı, davacının şirket «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ettiği ancak diğer yönetim kurulu üyesinin istifa etmediği, şirketin «organsız» kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı vekili, şirketin üç kişilik yönetim kurulunun iki kişiye düştüğünü ve şirketin «organsız» kaldığını, ayrıca «son» genel kurul toplantı tarihi olan 22.09.2006 tarihinden itibaren her yıl yapılması gereken genel kurul toplantılarının yapılmadığını ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirketin feshi · temsil kayyımı · yönetim kurulu üyeliği · bilirkişi ücreti · şirketin feshi · pay sahipliği · istifa · kesin süre
Benzer bu karardaMahkemece, davacı vekilinin «fesih» ve tasfiyeye konu iddialarının araştırılması için dosya üzerinde ve davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiği, davacı tarafın «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve «kesin süre» verilse dahi yatırmayacağını bildirdiği, dosya kapsamı itibariyle davacının iddialarını ispatlayamadığı, 22.09.2006 tarihli genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulu üyelerinin 3 yıl için seçildikleri, dava tarihi itibariyle 3 yılın dolmadığı, davacının şirket «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ettiği ancak diğer yönetim kurulu üyesinin istifa etmediği, şirketin «organsız» kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirketin feshi» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
… tescilinden sonra hakiki pay sahiplerinin sayısı beşten aşağıya düşer veya şirketin kanunen lüzumlu organlarından biri mevcut olmaz yahut umumi heyet toplanamazsa, «pay sahiplerinden» veya şirket alacaklılarından birinin yahut Ticaret Vekaletinin talebi üzerine, mahkeme şirketin durumunu kanuna uygun hale ifrağ için münasip bir müddet tayin eder ve buna rağmen durum düzeltilmezse «şirketin feshine» karar verir” hükmü bulunmaktadır.
O halde mahkemece, davalı şirketin yönetim kurulunun eksilmesi, dolayısıyla «organsız» kalması nedeniyle, organ eksikliğinin giderilmesi için şirkete «temsil kayyımı» atattırılması, kayyıma, genel kurul toplantısının yapılması ve organ eksikliğinin giderilmesi amacıyla uygun süre verilerek bu eksiklikler tamamlanmadığı takdirde şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken, gereksiz olan «bilirkişi ücreti» yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/9158 E. , 2010/428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/12/2007 tarih ve 2007/718-2007/938 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilininde paydaşlarından olduğu davalı şirketin fiilen işlevsiz ve organsız kaldığını,yönetim ve denetim kurullarının görev sürelerinin sona ermesine rağmen genel kurul toplanamadığından zorunlu organların tamamlandığını ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirketin en son genel kurulunu 24.04.2003 tarihinde yaptığı, yönetim kurulunun üç, denetim kurulunun ise bir yıl süre ile göreve getirildiği, A.Ş'lerde yeni yönetim ve denetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceği, görev süresi sona eren yönetim kurulunun bu sıfatlarının sürenin salt sona ermesi ile kendiliğinden düşeceğine ilişkin TTK'nda bir düzenleminin bulunmadığı, bu nedenle eski yönetim ve denetim kurulunun görev süresinin bitmesi ile ortaklığın kendiliğinden organsız kaldığının söylenemeyeceği, bu bağlamda davalı şirketin organsızlığından söz edilememeyeceği, TTK'nun 435 nci maddesi hükmünce kayyım tayinini gerektirir bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, TTK’nun 435 nci maddesi hükmünde, anonim ortaklıkta pay sahiplerinin beşten aşağıya düşmesi veya ortaklığın organlarından birinin mevcut olmaması yahut genel kurulun toplanamaması hallerini ortaklığın feshinin istenmesi için neden olarak kabul edilmiştir. Böyle bir davanın açılmış olması halinde mahkemece, ortaklığın durumunun düzeltilmesi, iddia edilen eksikliklerin tamamlanması için uygun süre verilmelidir. Mahkemece verilen bu süre zarfında eğer eksiklikler giderilirse ortaklığın feshine ilişkin davanın reddi cihetine gidilmelidir.
Somut olayda uyuşmazlık, davalı şirketin organsız kalıp kalmadığı noktasında toplanmakta olup mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davalı şirketin organsız kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davanın, şirketin genel kurullarının toplanamaması nedeni ile davalı şirketin organsız kaldığı iddiası ile açılmış olması ve davalı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin sona erdiğinin de mahkemece belirlenmiş bulunması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine artık davalı şirketin fiilen organsız kaldığının kabulü gerekir. Görev süreleri sona eren yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin yeni yönetim ve denetim kurulunun göreve başlayıncaya kadar devam edecek olması sadece şirketin gecikmesinde sakınca bulunan işlerinin görülmesine ilişkin olup bu davada ele alınacak bir husus değildir. Genel kurulun toplanamaması ve bu nedenle de organlarının oluşturulamaması iddiası karşısında davalı şirketin organsız kalmadığının kabulü davalı şirketteki çözümsüzlük halinin devamı ile eş anlama geleceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle anılan madde hükmündeki proserdüre uygun biçimde, davalı şirketin durumunu düzeltilmesi veya iddia edilen eksiklikleri tamamlaması için uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar ittihazı gerekirken, eksik incelemeye ve yanlış ilkeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007485300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz