İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3755 E. 2023/7763 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
görev dava şartı↗ zorunlu arabuluculuk↗ arabuluculuk dava şartı↗ arabuluculuk başvurusu↗ ödünç sözleşmesi↗ arabuluculuk↗ borca itiraz↗ ticari işletme↗ ticari dava niteliği↗ davanın açılmamış sayılması↗ vekâlet ücreti↗ ara karar↗ dava şartı yokluğu↗ yargılama giderleri↗ muacceliyet↗ açılmamış sayılma↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ ticari defter↗ görevsizlik kararı↗ havale↗ esastan ret↗ iflas↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/316 E., 2021/43 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından karz akdine istinaden davalı şirkete banka vasıtasıyla gönderilen 483.500,00 ... Dolarının davalı şirket tarafından bugüne kadar ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin haksız itirazı ile takibin durduğunu, banka vasıtasıyla ödemenin yapldığını, her ne kadar ödeme belgesinde ödemenin sebebi belirtilmemiş ise de, ödemenin yapıldığı tarihte davalı şirketin müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, bilakis müvekkilinin anılan tarihten öncesine dayanan alacaklarının bulunduğunun kendi ticari defterleri ile de ... olduğunu ileri sürerek borçlu davalının borca itirazının iptali ile takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, dava konusu havale tarihi (29.12.2008) itibariyle davalı şirketin hem ortağı hem de münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğu, huzurdaki davanın davacının ortaklık ve müdürlük ilişkisinin devam ettiği sırada davalı şirkete havale ettiğini iddia ettiği paranın iadesine yönelik bir dava olduğunu, söz konusu havale iddiasının bir ticari işletmeyi ilgilendirdiğinden, ayrıca bu ihtilaf sadece ortakla şirket arasında değil, aynı zamanda müdürle şirket arasındaki bir ihtilaf olduğundan, işbu davanın ticari dava niteliğinde olduğunu, dava konusu alacağın müdür ile şirket arasında olduğunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147'nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre 5 yıllık zamanaşımına tabii olduğunu, dolayısıyla davanın zamanaşımına uğradığını, dava ticari dava niteliğinde olduğundan arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunarak, davanın öncelikle görev, dava şartı ve zamanaşımı yönünden, esasa girildiği takdirde ise haksız ve mesnetsiz oluşu sebebiyle reddine, davacının, dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak talebi bakımından zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğu, ancak davacı yanın arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılmasının davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceğini, taraflar arasında ödünç sözleşmesi bulunduğunu ve müvekkilinin davalı şirkete sermaye dışında para verdiğini, alacağın muacceliyeti bakımından 6098 sayılı Kanun'un 392 nci maddesinin uygulanması gerektiğini, dava ticari bir dava olmadığından, davaya ticaret mahkemesi sıfatı ile bakılması yönündeki ara karar ve bu ara karar neticesi arabulucuya başvurulmadığı yönündeki dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddi kararı usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin kurucu ortağı olduğu, ödünç iddiasına dayanak havalenin yapıldığı 29.12.2008 tarihinde de davalı şirketin ortağı olduğu, bir dönem müdürlük görevi de yaptığı, davacının eldeki davada davalı şirketin ortağı olduğu dönemde davalı şirkete ödünç verdiğini iddia ettiği paranın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptalinin talep edildiği, bu haliyle işbu davanın şirket ile ortağı arasındaki bir dava olduğu, dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 6102 sayılı Kanun’un 4 ve 5 ... maddeleri uyarınca, bu kanunda öngörülen hususlardan ... hukuk davalarının ticari dava sayıldığı (Emsal: Yargıtay 11. H.D. 19.09.2019 tarih, 2018/379 E. ve 2019/5612 K. sayılı İçtihadı) ve 6102 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesine göre arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6235 sayılı Kanun) 18/A maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi dikkate alınarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığını, mahkemenin görevli olmadığını düşünüyorsa görevsizlik kararı verip karar kesinleştikten sonra dosyayı talep halinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermesi gerektiğini, aksi halde ise davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerektiğini, ancak ilk derece mahkemesince bu silsile takip edilmeden ticari dava nitelendirmesi ile ve asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılarak davanın usulden reddinin hatalı olduğunu, zira davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığını ve asliye hukuk mahkemesine dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun bulunmadığını, kaldı ki işbu davanın ticari dava olmadığını, müvekkilinin ödünç verdiği parayı geri istediğini, mahkemenin hatalı karar verdiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete ödünç verildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3656 E. 2020/2359 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak talebi bakımından «zorunlu arabuluculuk» söz konusu olduğu, ancak davacı yanın «arabuluculuğa başvurmadan» doğrudan dava açtığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
… ı uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılmasının davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceğini, taraflar arasında «ödünç sözleşmesi» bulunduğunu ve müvekkilinin davalı şirkete sermaye dışında para verdiğini, alacağın «muacceliyeti» bakımından 6098 sayılı Kanun'un 392 nci maddesinin uygulanması gerektiğini, dava ticari bir dava olmadığından, davaya ticaret mahkemesi sıfatı ile bakılması yönündeki «ara» karar ve bu ara karar neticesi «arabulucuya başvurulmadığı» yönündeki dava «şartı yokluğu» nedeni ile davanın reddi kararı usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek istemiştir.
19.09.2019 tarih, 2018/379 E. ve 2019/5612 K. sayılı İçtihadı) ve 6102 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesine göre «arabuluculuk» dava şartına tabi olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6235 sayılı Kanun) 18/A maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi dikkate alınarak davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · ihtar
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak talebi bakımından «zorunlu arabuluculuk» söz konusu olduğu, ancak davacı yanın «arabuluculuğa başvurmadan» doğrudan dava açtığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
… ı uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılmasının davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceğini, taraflar arasında «ödünç sözleşmesi» bulunduğunu ve müvekkilinin davalı şirkete sermaye dışında para verdiğini, alacağın «muacceliyeti» bakımından 6098 sayılı Kanun'un 392 nci maddesinin uygulanması gerektiğini, dava ticari bir dava olmadığından, davaya ticaret mahkemesi sıfatı ile bakılması yönündeki «ara» karar ve bu ara karar neticesi «arabulucuya başvurulmadığı» yönündeki dava «şartı yokluğu» nedeni ile davanın reddi kararı usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek istemiştir.
19.09.2019 tarih, 2018/379 E. ve 2019/5612 K. sayılı İçtihadı) ve 6102 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesine göre «arabuluculuk» dava şartına tabi olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6235 sayılı Kanun) 18/A maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi dikkate alınarak davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3755 E. , 2023/7763 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1009 Esas, 2022/592 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2020/316 E., 2021/43 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından karz akdine istinaden davalı şirkete banka vasıtasıyla gönderilen 483.500,00 ... Dolarının davalı şirket tarafından bugüne kadar ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin haksız itirazı ile takibin durduğunu, banka vasıtasıyla ödemenin yapldığını, her ne kadar ödeme belgesinde ödemenin sebebi belirtilmemiş ise de, ödemenin yapıldığı tarihte davalı şirketin müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, bilakis müvekkilinin anılan tarihten öncesine dayanan alacaklarının bulunduğunun kendi ticari defterleri ile de ... olduğunu ileri sürerek borçlu davalının borca itirazının iptali ile takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, dava konusu havale tarihi (29.12.2008) itibariyle davalı şirketin hem ortağı hem de münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğu, huzurdaki davanın davacının ortaklık ve müdürlük ilişkisinin devam ettiği sırada davalı şirkete havale ettiğini iddia ettiği paranın iadesine yönelik bir dava olduğunu, söz konusu havale iddiasının bir ticari işletmeyi ilgilendirdiğinden, ayrıca bu ihtilaf sadece ortakla şirket arasında değil, aynı zamanda müdürle şirket arasındaki bir ihtilaf olduğundan, işbu davanın ticari dava niteliğinde olduğunu, dava konusu alacağın müdür ile şirket arasında olduğunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147'nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre 5 yıllık zamanaşımına tabii olduğunu, dolayısıyla davanın zamanaşımına uğradığını, dava ticari dava niteliğinde olduğundan arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunarak, davanın öncelikle görev, dava şartı ve zamanaşımı yönünden, esasa girildiği takdirde ise haksız ve mesnetsiz oluşu sebebiyle reddine, davacının, dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak talebi bakımından zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğu, ancak davacı yanın arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılmasının davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceğini, taraflar arasında ödünç sözleşmesi bulunduğunu ve müvekkilinin davalı şirkete sermaye dışında para verdiğini, alacağın muacceliyeti bakımından 6098 sayılı Kanun'un 392 nci maddesinin uygulanması gerektiğini, dava ticari bir dava olmadığından, davaya ticaret mahkemesi sıfatı ile bakılması yönündeki ara karar ve bu ara karar neticesi arabulucuya başvurulmadığı yönündeki dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddi kararı usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin kurucu ortağı olduğu, ödünç iddiasına dayanak havalenin yapıldığı 29.12.2008 tarihinde de davalı şirketin ortağı olduğu, bir dönem müdürlük görevi de yaptığı, davacının eldeki davada davalı şirketin ortağı olduğu dönemde davalı şirkete ödünç verdiğini iddia ettiği paranın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptalinin talep edildiği, bu haliyle işbu davanın şirket ile ortağı arasındaki bir dava olduğu, dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 6102 sayılı Kanun’un 4 ve 5 ... maddeleri uyarınca, bu kanunda öngörülen hususlardan ... hukuk davalarının ticari dava sayıldığı (Emsal: Yargıtay 11.
H.D.
19. 09.2019 tarih, 2018/379 E. ve 2019/5612 K. sayılı İçtihadı) ve 6102 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesine göre arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6235 sayılı Kanun) 18/A maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi dikkate alınarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığını, mahkemenin görevli olmadığını düşünüyorsa görevsizlik kararı verip karar kesinleştikten sonra dosyayı talep halinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermesi gerektiğini, aksi halde ise davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerektiğini, ancak ilk derece mahkemesince bu silsile takip edilmeden ticari dava nitelendirmesi ile ve asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılarak davanın usulden reddinin hatalı olduğunu, zira davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığını ve asliye hukuk mahkemesine dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun bulunmadığını, kaldı ki işbu davanın ticari dava olmadığını, müvekkilinin ödünç verdiği parayı geri istediğini, mahkemenin hatalı karar verdiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete ödünç verildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003583300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz