Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3909 E. 2024/195 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza sirküleri↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ciro↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2008/357 E., 2019/352 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ticari faaliyet veya şahsi hesapları nedeniyle bankaya herhangi bir borcunun olmayıp davalı banka çalışanlarınca, sahiplerinin haberi olmaksızın değişik kişiler adına açılan hesaplardan para aktarımlarının gerçekleştiği, davacının herhangi bir kredi sözleşmesinde imzasının olmamasına rağmen banka yetkililerinin kendi adına açılan hesaplar aracılığıyla M.S.Ö.'ye para aktardıklarını, yapılan işlemler nedeniyle kendi adına açılan hesaplardan banka lehine 169.263,00 TL borcun bulunduğunu, bu borcun kendisine ait olmadığını ileri sürerek davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kredi sözleşmelerinde ve imza sirkülerindeki davacı imzalarının aynı olup sözleşmelerin davacıya ait olduğunu, kredilere teminat amacıyla verilen senetlerdeki ciroların da davacıya ait olduğunu, davacının 25.06.2008 tarihli bankaya ... olduğu dilekçede senetleri kendisinin verdiğini beyan ettiğini, kredilerin devresonu faizlerinin ve aidatlarının davacıya ait hesaplardan ödenip kendisinin bilgisi dışında imza edilmesinin gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olaya ilişkin kurulan Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, davacının kredilerden haberdar olduğu ve bu kredilerin dava dışı M. S. Ö. isimli şahsın fonlanması gibi bir takım amaçlarla kullanıldığına dair bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgu ile bağlı olduğu, ceza dosyası kapsamında yapılan bozmanın işbu davayı ilgilendirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; M.S.Ö.'nün teminat amaçlı senetlerin davacı tarafından verilmediğini beyan ettiğini, kefil sıfatıyla atılan imzaların da yine bu kişilerce verilen beyanlarla çürütüldüğünü, dava dışı finanse edilen şahıs ile müvekkilinin yakınlığı bulunmadığını, müvekkilinin cirolanan çeklerden haberdar olmadığını ve ciro imzalarının kendisine ait olmadığını, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin kararı ile bağlı olmadığını, kaldıki ceza kararında da davacının para çekilme işleminden haberdar olmadığının kabul edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iki kredinin davacının ortağı ve kardeşinin kefaletiyle çekildiği, bu kredilere teminat amacıyla davacı cirosu ile davalı bankaya müşteri çekleri verildiği, davacının aldığını kabul etmediği önceki kredilere ilişkin verilen teminat senetlerini de geri istemediği, dava konusu kredilerin davacının bilgisi dahilinde dava dışı kişiyi fonlamak için çekildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan krediler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17912 E. 2015/187 K.
Ortak:ciro · teminat
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; M.S.Ö.'nün «teminat» amaçlı senetlerin davacı tarafından verilmediğini beyan ettiğini, «kefil» sıfatıyla atılan imzaların da yine bu kişilerce verilen beyanlarla çürütüldüğünü, dava dışı finanse edilen şahıs ile müvekkilinin yakınlığı bulunmadığını, müvekkilinin cirolanan çeklerden haberdar olmadığını ve «ciro» imzalarının kendisine ait olmadığını, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin kararı ile bağlı olmadığını, kaldıki ceza kararında da davacının para çekilme işleminden …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «genel kredi sözleşmelerinde» ve «imza sirkülerindeki» davacı imzalarının aynı olup sözleşmelerin davacıya ait olduğunu, kredilere «teminat» amacıyla verilen senetlerdeki ciroların da davacıya ait olduğunu, davacının 25.06.2008 tarihli bankaya ... olduğu dilekçede senetleri kendisinin verdiğini beyan et …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iki kredinin davacının ortağı ve kardeşinin «kefaletiyle» çekildiği, bu kredilere «teminat» amacıyla davacı cirosu ile davalı bankaya müşteri çekleri verildiği, davacının aldığını kabul etmediği önceki kredilere ilişkin verilen teminat senetlerini de geri …
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan incelemede, gerek 6762 sayılı TTK gerekse 6102 sayılı TTK kapsamında çekin «rehin cirosu» ile devrinin mümkün olmadığı, çekin rehin cirosu ile devri yasak olduğundan «hamilin» hak iddiasında bulunamayacağı, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle müşterilerinden «ciro» yoluyla edindikleri çeklerde «temlik» veya «tahsil cirosu» olmayacağı, kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla çeklerin alındığı, bu ciroların da rehin cirosu olabileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, “Rehinle temin edilmemiş ve «vadesi» gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Somut olayda, ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığının yukarıda anılan madde hükmüne göre belirlenmesi gerekirken, dosya kapsamında çekin «rehin» cirosuyla verildiğine dair delil bulunmadığı halde mahkemece, alacaklı sıfatını haiz olan tarafın banka olması nedeniyle, bankaların kredi müşterilerinden «ciro» yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların «rehin cirosu» olduğu kabul edilerek «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rehin cirosu · tahsil cirosu · i̇i̇k 257 · rehin · hamil · ihtiyati haciz · temlik · vade
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan incelemede, gerek 6762 sayılı TTK gerekse 6102 sayılı TTK kapsamında çekin «rehin cirosu» ile devrinin mümkün olmadığı, çekin rehin cirosu ile devri yasak olduğundan «hamilin» hak iddiasında bulunamayacağı, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle müşterilerinden «ciro» yoluyla edindikleri çeklerde «temlik» veya «tahsil cirosu» olmayacağı, kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla çeklerin alındığı, bu ciroların da rehin cirosu olabileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, “Rehinle temin edilmemiş ve «vadesi» gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Somut olayda, ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığının yukarıda anılan madde hükmüne göre belirlenmesi gerekirken, dosya kapsamında çekin «rehin» cirosuyla verildiğine dair delil bulunmadığı halde mahkemece, alacaklı sıfatını haiz olan tarafın banka olması nedeniyle, bankaların kredi müşterilerinden «ciro» yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların «rehin cirosu» olduğu kabul edilerek «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekili temyiz etmiştir.
İstem, «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6999 E. 2014/10918 K.
Ortak:ciro · teminat
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; M.S.Ö.'nün «teminat» amaçlı senetlerin davacı tarafından verilmediğini beyan ettiğini, «kefil» sıfatıyla atılan imzaların da yine bu kişilerce verilen beyanlarla çürütüldüğünü, dava dışı finanse edilen şahıs ile müvekkilinin yakınlığı bulunmadığını, müvekkilinin cirolanan çeklerden haberdar olmadığını ve «ciro» imzalarının kendisine ait olmadığını, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin kararı ile bağlı olmadığını, kaldıki ceza kararında da davacının para çekilme işleminden …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «genel kredi sözleşmelerinde» ve «imza sirkülerindeki» davacı imzalarının aynı olup sözleşmelerin davacıya ait olduğunu, kredilere «teminat» amacıyla verilen senetlerdeki ciroların da davacıya ait olduğunu, davacının 25.06.2008 tarihli bankaya ... olduğu dilekçede senetleri kendisinin verdiğini beyan et …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iki kredinin davacının ortağı ve kardeşinin «kefaletiyle» çekildiği, bu kredilere «teminat» amacıyla davacı cirosu ile davalı bankaya müşteri çekleri verildiği, davacının aldığını kabul etmediği önceki kredilere ilişkin verilen teminat senetlerini de geri …
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle müşterilerinden «ciro» yoluyla edindikleri çeklerin «temlik» veya «tahsil cirosu» olamayacağı, çünkü bankaların mal/emtia satan değil kredi kullandıran kuruluşlar oldukları ve kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların da olsa olsa «rehin cirosu» oldukları gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, “Rehinle temin edilmemiş ve «vadesi» gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Somut olayda, ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığının yukarıda anılan kanun hükmüne göre belirlenmesi gerekirken, dosya kapsamında çekin «rehin» cirosuyla verildiğine dair delil bulunmadığı halde mahkemece, alacaklı sıfatını haiz olan tarafın banka olması nedeniyle, bankaların kredi müşterilerinden «ciro» yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların «rehin cirosu» olduğu kabul edilerek yazılı gerekçeyle «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. .
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rehin cirosu · tahsil cirosu · i̇i̇k 257 · rehin · ihtiyati haciz · temlik · vade · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle müşterilerinden «ciro» yoluyla edindikleri çeklerin «temlik» veya «tahsil cirosu» olamayacağı, çünkü bankaların mal/emtia satan değil kredi kullandıran kuruluşlar oldukları ve kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların da olsa olsa «rehin cirosu» oldukları gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, “Rehinle temin edilmemiş ve «vadesi» gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Somut olayda, ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığının yukarıda anılan kanun hükmüne göre belirlenmesi gerekirken, dosya kapsamında çekin «rehin» cirosuyla verildiğine dair delil bulunmadığı halde mahkemece, alacaklı sıfatını haiz olan tarafın banka olması nedeniyle, bankaların kredi müşterilerinden «ciro» yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların «rehin cirosu» olduğu kabul edilerek yazılı gerekçeyle «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. .
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
İstem, «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17920 E. 2015/897 K.
Ortak:ciro · teminat
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; M.S.Ö.'nün «teminat» amaçlı senetlerin davacı tarafından verilmediğini beyan ettiğini, «kefil» sıfatıyla atılan imzaların da yine bu kişilerce verilen beyanlarla çürütüldüğünü, dava dışı finanse edilen şahıs ile müvekkilinin yakınlığı bulunmadığını, müvekkilinin cirolanan çeklerden haberdar olmadığını ve «ciro» imzalarının kendisine ait olmadığını, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin kararı ile bağlı olmadığını, kaldıki ceza kararında da davacının para çekilme işleminden …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «genel kredi sözleşmelerinde» ve «imza sirkülerindeki» davacı imzalarının aynı olup sözleşmelerin davacıya ait olduğunu, kredilere «teminat» amacıyla verilen senetlerdeki ciroların da davacıya ait olduğunu, davacının 25.06.2008 tarihli bankaya ... olduğu dilekçede senetleri kendisinin verdiğini beyan et …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iki kredinin davacının ortağı ve kardeşinin «kefaletiyle» çekildiği, bu kredilere «teminat» amacıyla davacı cirosu ile davalı bankaya müşteri çekleri verildiği, davacının aldığını kabul etmediği önceki kredilere ilişkin verilen teminat senetlerini de geri …
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle müşterilerinden «ciro» yoluyla edindikleri çeklerin «temlik» veya «tahsil cirosu» olamayacağı, çünkü bankaların mal/emtia satan değil kredi kullandıran kuruluşlar oldukları ve kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların da olsa olsa «rehin cirosu» oldukları gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, “Rehinle temin edilmemiş ve «vadesi» gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Somut olayda, ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığının yukarıda anılan kanun hükmüne göre belirlenmesi gerekirken, dosya kapsamında çekin «rehin» cirosuyla verildiğine dair delil bulunmadığı halde, mahkemece alacaklı sıfatını haiz olan tarafın banka olması nedeniyle, bankaların kredi müşterilerinden «ciro» yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların «rehin cirosu» olduğu kabul edilerek varsayıma dayalı gerekçeyle «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rehin cirosu · tahsil cirosu · i̇i̇k 257 · rehin · ihtiyati haciz · temlik · vade · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasen bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler nedeniyle müşterilerinden «ciro» yoluyla edindikleri çeklerin «temlik» veya «tahsil cirosu» olamayacağı, çünkü bankaların mal/emtia satan değil kredi kullandıran kuruluşlar oldukları ve kredinin «teminatı» olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların da olsa olsa «rehin cirosu» oldukları gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, “Rehinle temin edilmemiş ve «vadesi» gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Somut olayda, ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığının yukarıda anılan kanun hükmüne göre belirlenmesi gerekirken, dosya kapsamında çekin «rehin» cirosuyla verildiğine dair delil bulunmadığı halde, mahkemece alacaklı sıfatını haiz olan tarafın banka olması nedeniyle, bankaların kredi müşterilerinden «ciro» yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların «rehin cirosu» olduğu kabul edilerek varsayıma dayalı gerekçeyle «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, ihtiyati haczin şartları İİK’nın «257». maddesinde belirlenmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3299 E. 2014/10327 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme · alacak davası
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'ne «alacak davası» açıldığı, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğu, bozma kararından sonra yapılan yargılama sonunda davanın reddi yönünde hüküm tesis edildiği, davacının mahkeme kararına istinaden davalıya 24.250,00 TL ödeme yaptığı, bu ödemenin dayanağı olan kararın bozulmuş olduğundan ve ardından yapılan yargılama neticesinde dava reddedildiğinden davalının ödeme miktarı kadar «sebepsiz zenginleştiği» gerekçesiyle davanın kabulüne, 24.250,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3909 E. , 2024/195 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2902 Esas, 2022/685 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2008/357 E., 2019/352 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ticari faaliyet veya şahsi hesapları nedeniyle bankaya herhangi bir borcunun olmayıp davalı banka çalışanlarınca, sahiplerinin haberi olmaksızın değişik kişiler adına açılan hesaplardan para aktarımlarının gerçekleştiği, davacının herhangi bir kredi sözleşmesinde imzasının olmamasına rağmen banka yetkililerinin kendi adına açılan hesaplar aracılığıyla M.S.Ö.'ye para aktardıklarını, yapılan işlemler nedeniyle kendi adına açılan hesaplardan banka lehine 169.263,00 TL borcun bulunduğunu, bu borcun kendisine ait olmadığını ileri sürerek davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kredi sözleşmelerinde ve imza sirkülerindeki davacı imzalarının aynı olup sözleşmelerin davacıya ait olduğunu, kredilere teminat amacıyla verilen senetlerdeki ciroların da davacıya ait olduğunu, davacının 25.06.2008 tarihli bankaya ... olduğu dilekçede senetleri kendisinin verdiğini beyan ettiğini, kredilerin devresonu faizlerinin ve aidatlarının davacıya ait hesaplardan ödenip kendisinin bilgisi dışında imza edilmesinin gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olaya ilişkin kurulan Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, davacının kredilerden haberdar olduğu ve bu kredilerin dava dışı M. S. Ö. isimli şahsın fonlanması gibi bir takım amaçlarla kullanıldığına dair bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgu ile bağlı olduğu, ceza dosyası kapsamında yapılan bozmanın işbu davayı ilgilendirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; M.S.Ö.'nün teminat amaçlı senetlerin davacı tarafından verilmediğini beyan ettiğini, kefil sıfatıyla atılan imzaların da yine bu kişilerce verilen beyanlarla çürütüldüğünü, dava dışı finanse edilen şahıs ile müvekkilinin yakınlığı bulunmadığını, müvekkilinin cirolanan çeklerden haberdar olmadığını ve ciro imzalarının kendisine ait olmadığını, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin kararı ile bağlı olmadığını, kaldıki ceza kararında da davacının para çekilme işleminden haberdar olmadığının kabul edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iki kredinin davacının ortağı ve kardeşinin kefaletiyle çekildiği, bu kredilere teminat amacıyla davacı cirosu ile davalı bankaya müşteri çekleri verildiği, davacının aldığını kabul etmediği önceki kredilere ilişkin verilen teminat senetlerini de geri istemediği, dava konusu kredilerin davacının bilgisi dahilinde dava dışı kişiyi fonlamak için çekildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan krediler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999035700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz