İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5638 E. 2024/392 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
huzur hakkı↗ yönetim kurulu üyeliği↗ hizmet sözleşmesi↗ derdestlik↗ oy yasağı↗ sebepsiz zenginleşme↗ istirdat↗ yönetim kurulu kararı↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı Meslek Birliği tarafından davalıya ödenen murahhas üyelik ücretinin istirdadı şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13299 E. 2018/6701 K.
Ortak:huzur hakkı · yönetim kurulu üyeliği · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · sebepsiz zenginleşme · istirdat · yönetim kurulu kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı Meslek Birliği tarafından davalıya ödenen murahhas üyelik ücretinin «istirdadı» şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davalının kamu «görevlisi» olması nedeniyle «hizmet sözleşmesindeki» iş «yasağını» ihlal ettiği varsayılsa dahi bu ihlalin ancak davalı ile görev yaptığı kurum arasındaki hukuki mesele olup idarenin davalı hakkında personel hukukuna ilişkin olarak işlem yapmasının mümkün bulunduğu, yine davalının çalıştığı kurumdan izin almadan davacı Meslek Birliğinde çalıştığı kabul edilse dahi davacı ...’den aldığı ücretin yukarıda bahsedilen Tüzük hükümlerine uygun olarak davacı Meslek Birliği’nin «yönetim kurulu» kararı ve genel kurulun onayı ile karşılıksız değil belirli bir mesai(iş, görev) karşılığında kendisine ödenen ücret olduğu, davacı tarafça davalının söz konusu dönemde ... organları dışında toplantılara katılmadığı, emek ve mesai harcamadığı hususunun da iddia ve ispat edilmediği nazara alınmaksızın «sebepsiz zenginleşme» olgusuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… an emek ve zaman unsurunun dikkate alınmasının hukuken yerinde olmayacağı, 631 sayılı KHK’nın 12. maddesi gereğince, bir kamu personeli olarak kurum ve kuruluşların «yönetim kurulu üyeliği» görevinden «huzur hakkı» adı altında ücret alabilmesi mümkün iken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı” başlıklı 28. maddesi ile ...’un Hizmet Sözleşmesi gereğince maaş almasında hukuka uyarlık bulunmadığının tespit edildiği, bu konunun Bakanlık Makamının 16.05.2013 tarih ve 1471 sayılı onayına bağlanan inceleme raporunda da karara bağlandığı, 6098 sayılı TBK’nın 77. vd. maddeleri uyarınca ... tarafından ...’a maaş olarak ödenen 2011 yılında 42.560,00 TL, 2012 yılında 94.140,00 TL, 2013 yılında 52.056,14 TL olmak üzere toplamda 188.756,14 TL ücretin 44.637,00 TL 'sinin huzur hakkı bedeli olup yasal olduğu, bunun dışında kalan 144.119,104 TL'nin davalı tarafından Meslek Birliğine iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, talep yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı Meslek Birliği tarafından davalıya ödenen murahhas üyelik ücretinin «istirdadı» için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emredici hüküm · protokol · geçersizlik · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… an emek ve zaman unsurunun dikkate alınmasının hukuken yerinde olmayacağı, 631 sayılı KHK’nın 12. maddesi gereğince, bir kamu personeli olarak kurum ve kuruluşların «yönetim kurulu üyeliği» görevinden «huzur hakkı» adı altında ücret alabilmesi mümkün iken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı” başlıklı 28. maddesi ile ...’un Hizmet Sözleşmesi gereğince maaş almasında hukuka uyarlık bulunmadığının tespit edildiği, bu konunun Bakanlık Makamının 16.05.2013 tarih ve 1471 sayılı onayına bağlanan inceleme raporunda da karara bağlandığı, 6098 sayılı TBK’nın 77. vd. maddeleri uyarınca ... tarafından ...’a maaş olarak ödenen 2011 yılında 42.560,00 TL, 2012 yılında 94.140,00 TL, 2013 yılında 52.056,14 TL olmak üzere toplamda 188.756,14 TL ücretin 44.637,00 TL 'sinin huzur hakkı bedeli olup yasal olduğu, bunun dışında kalan 144.119,104 TL'nin davalı tarafından Meslek Birliğine iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, talep yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
… anatçısı olup aynı zamanda 2009 yılından 15.04.2014 tarihine kadar davacı Meslek Birliği’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüttüğü, davacı ...’in 28.10.2009 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile 4 Meslek Birliği’nin imzaladığı lisanslama «protokolü» kapsamında lisanlama biriminin kurulmuş olması ve ..., ... ve ... başkan ve genel sekterlerinin katılımı ile her hafta yapılan/yapılması zorunlu olan meslek birlikleri açısından önemli olan ..., ..., ..., Bakanlık vd. kurumlarla yapılan çalışma ve toplantılarda ...’in sürekli ve istikrarlı biçimde «temsil» edilmesi, bu ve benzeri toplantı ve çalışmalarda yönetim kurulu içinden bir üyenin mesai ve aktif çalışma yapmasının gereklilik ve zaruret halini aldığı gerekçesiy …
… ak sonuca bakmak suretiyle sonuca kavuşulması gerektiği, kişisel durumları veya yaptığı işlerin mahiyeti yahut meslek ve vazifeleri itibariyle Kanuni veya kazai bir «yasağa», tabi bulunan hakiki şahısların yaptığı sözleşmelerin «geçersiz» sayılmadığı, ancak bu davranışların inzibati yaptırıma bağlandığı, 657 sayılı Yasa'nın 28'nci maddesindeki yasaklamanın, salt inzibati cezalara yönelik yaptırımı içeren nisbi «emredici» bir hüküm olduğu...” kabul edilmiştir.
Tüzüğü’nün 26. ve 28/b. maddelerinin gösterildiği, ...’in «temsil» edildiği toplantı ve benzeri çalışmalarda murahhas üye ücretinin 07.04.2011 tarihinden sonra net 750 TL olarak belirlendiği, 21.06.2011 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında ...’un 01.07.2011 tarihinden itibaren bir sonraki genel kurul tarihine kadar başkanlık görevi yanında genel koordinatör sıfatı ile “... üye” olarak a …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5281 E. 2022/8489 K.
Ortak:huzur hakkı · yönetim kurulu üyeliği · hizmet sözleşmesi · yönetim kurulu kararı · İtirazın iptali
Benzer bu kararda… lığına Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildiği ve üyelere 01.01.2008'den itibaren aylık net 5.000.- TL ücret ödeneceği kararlaştırıldığı,davalı şirketin kayıtlarında "«huzur hakkı»" adlı bir kalemin yer almadığı, denetçilere veya «yönetim kurulu» üyelerine bu ad altında bir ödeme yapılmadığı, bunun yerine hepsine "maaş" adı altında ödeme yapıldığı ancak ödemenin maaş adı altında yapılması, davacının gerçek anlamda bir işçi olduğunu yapılan ödemelerin de işçilik alacağı olduğunu göstermeyeceği,birleşen dosyalar bakımından; 6762 sayılı TTK kapsamında şirketle yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler arasındaki ilişki bir iş veya «hizmet sözleşmesi» değil bir «vekalet sözleşmesi» ilişkisi olduğu ve davacı «vekalet ilişkisi» kapsamında şirkete emek ve mesai harcayarak bu çalışması karşılığında aylık olarak huzur hakkı aldığı nazara alındığında bu kapsamda aynı çalışması için ayrıca işçilik ücreti talep etmesi mümkün bulunmadığı, davacıya maaş adı altında yapılan söz konusu ödemelerin, aylık olarak ödenmesi gereken huzur hakkı ödemeleri olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı 31.10.2009 tarihine kadar denetçi ve «yönetim kurulu üyeliği» görevlerini sürdürdüğünden dava dilekçesindeki talebi ile bağlı olarak yapılan hesaplama ile toplamda 119.500.- TL ücrete hak kazandığı, buna karşılık davacıya, görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihine kadar toplam 99.251,75 TL ödeme yapıldığı, görevinin sona erdiği tarihte davacının davalı şirketten 20.248,25 TL huzur hakkı alacağı kaldığı, davacıya, denetçi veya yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunmadığı ve dolayısıyla herhangi bir ad altında huzur hakkına hak kazanmadığı 01.11.2009-05.05.2010 arasında da bundan önceki dönemde olduğu gibi maaş adı altında yapılan ödeme bu dönemde davacının davalı şirketçe sigortalı gösterilmeye ve primleri ödenmeye devam edilmiş ancak söz konusu dönemde yapılan 25.000.- TL ödemenin davacının davalı şirket tarafından sigortalı olarak gösterilerek «primlerinin» de ödendiği de göz önüne alınarak huzur hakkı kapsamında yapılmadığı, aksi durumun davalı tarafça ispatının gerektiğinden bu meblağın alacaktan «mahsup» edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; davalı şirketin «ticari defterlerinin incelenmesinde», davacı ve diğer üyelere «huzur hakkı» adı altında değil maaş hesabı altında ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin huzur hakkı olarak kararlaştırılan bedel mukabili ödendiği mahkemece de kabul edilmiştir.
Davalı şirketin, davacının talep etmediği geçmiş dönemlerde de «huzur hakkı» ödemesini süresinden sonra maaş hesabından yaptığı görülmekle, bu durumda davalı şirketin davacının görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihi sonrası 05.05.2010 tarihine kadar yaptığı ödemenin bu sürede davacının sigorta primleri ödendiğinden huzur hakkı kapsamında olmadığına yönelik gerekçesiyle «mahsup» edilmeyen 25.000.- TL ödemenin de davacı alacağından mahsup edilmesi gerekli olup, bu mahsup sonucunda davacının başkaca alacağı da kalmadığından davanın reddine k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ilişkisi · vekalet sözleşmesi · ticari defter incelemesi · ek prim · mahsup · ticari defter · e-defter
Benzer bu kararda… lığına Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildiği ve üyelere 01.01.2008'den itibaren aylık net 5.000.- TL ücret ödeneceği kararlaştırıldığı,davalı şirketin kayıtlarında "«huzur hakkı»" adlı bir kalemin yer almadığı, denetçilere veya «yönetim kurulu» üyelerine bu ad altında bir ödeme yapılmadığı, bunun yerine hepsine "maaş" adı altında ödeme yapıldığı ancak ödemenin maaş adı altında yapılması, davacının gerçek anlamda bir işçi olduğunu yapılan ödemelerin de işçilik alacağı olduğunu göstermeyeceği,birleşen dosyalar bakımından; 6762 sayılı TTK kapsamında şirketle yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler arasındaki ilişki bir iş veya «hizmet sözleşmesi» değil bir «vekalet sözleşmesi» ilişkisi olduğu ve davacı «vekalet ilişkisi» kapsamında şirkete emek ve mesai harcayarak bu çalışması karşılığında aylık olarak huzur hakkı aldığı nazara alındığında bu kapsamda aynı çalışması için ayrıca işçilik ücreti talep etmesi mümkün bulunmadığı, davacıya maaş adı altında yapılan söz konusu ödemelerin, aylık olarak ödenmesi gereken huzur hakkı ödemeleri olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı 31.10.2009 tarihine kadar denetçi ve «yönetim kurulu üyeliği» görevlerini sürdürdüğünden dava dilekçesindeki talebi ile bağlı olarak yapılan hesaplama ile toplamda 119.500.- TL ücrete hak kazandığı, buna karşılık davacıya, görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihine kadar toplam 99.251,75 TL ödeme yapıldığı, görevinin sona erdiği tarihte davacının davalı şirketten 20.248,25 TL huzur hakkı alacağı kaldığı, davacıya, denetçi veya yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunmadığı ve dolayısıyla herhangi bir ad altında huzur hakkına hak kazanmadığı 01.11.2009-05.05.2010 arasında da bundan önceki dönemde olduğu gibi maaş adı altında yapılan ödeme bu dönemde davacının davalı şirketçe sigortalı gösterilmeye ve primleri ödenmeye devam edilmiş ancak söz konusu dönemde yapılan 25.000.- TL ödemenin davacının davalı şirket tarafından sigortalı olarak gösterilerek «primlerinin» de ödendiği de göz önüne alınarak huzur hakkı kapsamında yapılmadığı, aksi durumun davalı tarafça ispatının gerektiğinden bu meblağın alacaktan «mahsup» edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; davalı şirketin «ticari defterlerinin incelenmesinde», davacı ve diğer üyelere «huzur hakkı» adı altında değil maaş hesabı altında ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin huzur hakkı olarak kararlaştırılan bedel mukabili ödendiği mahkemece de kabul edilmiştir.
Davalı şirketin, davacının talep etmediği geçmiş dönemlerde de «huzur hakkı» ödemesini süresinden sonra maaş hesabından yaptığı görülmekle, bu durumda davalı şirketin davacının görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihi sonrası 05.05.2010 tarihine kadar yaptığı ödemenin bu sürede davacının sigorta primleri ödendiğinden huzur hakkı kapsamında olmadığına yönelik gerekçesiyle «mahsup» edilmeyen 25.000.- TL ödemenin de davacı alacağından mahsup edilmesi gerekli olup, bu mahsup sonucunda davacının başkaca alacağı da kalmadığından davanın reddine k …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5638 E. , 2024/392 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/17 Esas, 2021/214 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Davacı vekili
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 15.04.2014 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla başkanlık görevinden alındığını, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünün 10.06.2014 tarihli denetim raporu ile MÜYORBİR Yönetim Kurulu üyeliğinden de alındığını, MÜYORBİR Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı olan davalının aynı zamanda kamu görevlisi olması nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından başlatılan inceleme sonucu düzenlenen 13.05.2014 tarih ve 31/2 sayılı bir "İnceleme Raporu" uyarınca 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 12 nci maddesi gereğince, bir kamu personeli olarak kurum ve kuruluşların yönetim kurulu üyeliği görevinden huzur hakkı adı altında ücret alabilmesi mümkün iken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun “Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı” başlıklı 28 ...
maddesi ile ...’un hizmet sözleşmesi gereğince maaş almasında hukuka uyarlık bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 nci vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıya bağlanan maaş usulsüz olduğundan istirdadı için başlatılan takibe davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin MÜYORBİR Tüzüğünün 26 ve 28 ... maddeleri uyarınca murahhas üye olarak atanmasına ve bu görevine karşılık kendisine 7.000,00 TL aylık ücret ödenmesine yönetim kurulunun 21.06.2011 tarihli kararı ile oy birliği ile karar verildiğini, MÜYORBİR’in kamu görevlisi murahhas üye istihdam edebileceğini, müvekkilinin emek ve mesai harcayarak hakettiği ücretin geri alınamayacağını, müfettiş raporunun iptali için idari yargıda açtıkları davanın derdest olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 19.07.2016 tarih, 2014/217 E. ve 2016/135 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 25.10.2018 tarih, 2016/13299 E. ve 2018/6701 K. sayılı kararı ile Mahkemece, davalının kamu görevlisi olması nedeniyle hizmet sözleşmesindeki iş yasağını ihlal ettiği varsayılsa dahi bu ihlalin ancak davalı ile görev yaptığı kurum arasındaki hukuki mesele olup idarenin davalı hakkında personel hukukuna ilişkin olarak işlem yapmasının mümkün bulunduğu, yine davalının çalıştığı kurumdan izin almadan davacı Meslek Birliğinde çalıştığı kabul edilse dahi davacı MÜYORBİR’den aldığı ücretin bahsedilen Tüzük hükümlerine uygun olarak davacı Meslek Birliği’nin yönetim kurulu kararı ve genel kurulun onayı ile karşılıksız değil belirli bir mesai (iş, görev) karşılığında kendisine ödenen ücret olduğu, davacı tarafça davalının söz konusu dönemde MÜRYOBİR organları dışında toplantılara katılmadığı, emek ve mesai harcamadığı hususunun da iddia ve ispat edilmediği nazara alınmaksızın sebepsiz zenginleşme olgusuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
Davacı vekilinin karar düzeltme talebi Dairemizin 14.12.2020 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairemizin 07.12.2022 tarihli ve 2021/7779 E., 2022/8756 K. sayılı kararıyla Mahkeme kararı onanmıştır.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili, davalı memur statüsünde kamu personeli olup ikinci maaşlı bir işte çalışmasının mümkün olmadığını, aynı aynı iki işte tam mesaide bulunamayacağını, Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı raporunun birinci derecede kanıt niteliğinde olduğunu, davalının teftiş raporunun iptali için açtığı davanın idari yargıda reddedildiğini, bu davanın davacının huzur hakkı alacağı düşüldükten sonra haksız almış olduğu kısma yönelik açıldığını ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı Meslek Birliği tarafından davalıya ödenen murahhas üyelik ücretinin istirdadı şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye 516,40 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999005600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz