6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İcra dairesi yetkisine itirazda akdi ilişki inkarının araştırılması

İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi · 2024/259 E. 2024/269 K. ·

Kesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali davası icra dairesinin yetkisine itiraz ön sorun (HMK 164) ifa yeri (TBK 89) akdi ilişkinin inkarı isticvap BA formu cari hesap alacağı

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davasında davalı icra dairesinin yetkisine itiraz eder ve taraflar arasındaki akdi/ticari ilişkinin varlığını da inkar ederse, mahkeme yetki itirazını doğrudan TBK 89 ve HMK 10'a göre çözemez; öncelikle akdi ilişkinin (teslim olgusunun) var olup olmadığını gerekli delil araştırması (SGK sorgusu, isticvap, BA formları, bilirkişi incelemesi gibi) ile HMK 164 uyarınca ön sorun olarak inceleyip tespit etmelidir. Akdi ilişkinin varlığı sabit olursa TBK 89 uyarınca alacaklının yerleşim yerindeki icra dairesi yetkili kabul edilir; bu araştırma yapılmadan salt davalının inkarına dayanılarak yetkisizlik kararı verilmesi hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde yetki tespitinin akdi ilişkinin varlığına bağlı olması → kabul

İddia: Davacı vekili, alacağın para borcu niteliğinde olup TBK 89. madde uyarınca alacaklının yerleşim yerindeki icra dairesinin de yetkili olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve faturaların varlığının esasa girilerek incelenmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin bu hususu değerlendirmeden yetkisizlik kararı verdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptali davasının görülebilmesinin ön şartı, yetkili icra dairesinde usulüne uygun yapılıp süresinde itiraz ile durmuş bir icra takibinin bulunmasıdır. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildikten sonra itirazın iptali davası açılması halinde mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığı incelenmelidir. İİK 50/1 uyarınca para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyasen uygulanmak suretiyle belirlenir. HMK 6'ya göre genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesi, HMK 10'a göre sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde de açılabilir; TBK 89 uyarınca aksine anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Ancak akdi ilişkinin inkarı ve ispatlanamaması halinde TBK 89 ve HMK 10'un uygulama olanağı ortadan kalkar ve davalının muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesi/icra müdürlüğü yetkili olur. Somut olayda taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinin varlığı davalı tarafça kabul edilmemiştir. Bu durumda taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığının ve takibin yetkili yerde yapılıp yapılmadığının tespiti için davacının sunduğu belgelerin (faturalar, irsaliyeler, cari hesap ekstresi, ticari defter ve belgeler) hukuki durumu araştırılmalıdır. İcra dairesinin yetkisine yapılan itiraz, HMK 164 uyarınca ön sorun şeklinde incelenmelidir. İrsaliyelerde teslim alan kişilerin davalı şirket çalışanı olup olmadığı ilgili SGK'dan sorulmalı, gerekirse davalı şirket yetkilisi isticvap edilip beyanı alınmalı, mal/hizmet alımına ilişkin BA formları ilgili vergi dairesinden getirtilip incelenmeli ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır. Bu araştırma sonucunda akdi ilişkinin (teslim olgusunun) varlığı tespit edilirse TBK 89 uyarınca davacının ikametgahındaki icra müdürlüğünün yetkili olduğu kabul edilerek yetki itirazı bu doğrultuda çözümlenmelidir. Bu yönde bir inceleme yapılmadan yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İcra dairesinin yetkisine itiraz edilip aynı zamanda akdi ilişkinin de inkar edildiği hallerde, yetki tespitinin TBK 89'a dayandırılabilmesi için önce akdi ilişkinin varlığının HMK 164 uyarınca ön sorun olarak araştırılması gerektiğine ilişkin tespiti içermesi nedeniyle bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
İtirazın iptali davasında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde, TBK 89 uyarınca para borçlarında alacaklının yerleşim yerindeki icra dairesi yetkilidir; ancak akdi ilişkinin davalı tarafça inkar edildiği durumlarda bu kural uygulanamaz ve akdi ilişkinin varlığı ispatlanamadıkça davalının muamele merkezinin bulunduğu yer icra dairesi/mahkemesi yetkili kabul edilir.
Dava şartı
İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun yapılıp süresinde itiraz ile durmuş bir icra takibinin bulunması özel bir dava şartıdır.
Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 355HMK 6HMK 10HMK 164HMK 353/1-a-4HMK 353/1-a-6HMK 362/1-g · İİK — İİK 50/1 · TBK — TBK 89

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/259 Esas

KARAR NO 2024/269 Karar

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGEADLİYEMAHKEMESİKARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI 2023/971 Esas - 2024/54 Karar

TARİH 16/01/2024

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ 15/02/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekklinin cari hesap alacağının bulunduğunu belirterek Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine, davalı tarafından sunulan haksız itirazın iptali ile borçlunun alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilerek takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, takibin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını, müvekkili firmanın adresi Küçükçekmece/İstanbul olup davaya konu icra takibine 14.06.2023 tarihinde itiraz edilmiş olup, davaya konu takibe itiraz edilirken yetkiye de itiraz edildiğini, itirazın iptali davalarında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması halinde öncelikle icra dairesinin yetkisi araştırılması gerektiği, sunulan Hukuk Genel Kurulu 2020/331 E.

2020/793 K. sayılı emsal kararına göre işbu davanın davaya konu icra müdürlüğünün yetkisizliği nedeniyle usulden reddi gerektiği, söz konusu faturaların müvekkiline ait olmadığı, faturada imzası bulunanların şirket çalışanı olmadıklarını, davaya konu siparişlerin müvekkili firmaya ait olmadığı, kötüniyetli 3. kişiler tarafından müvekkili firmanın ünvanının kullanıldığı belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 16/01/2024 tarih 2023/971 Esas 2024/54 Karar sayılı kararında;"...Somut olayda icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. Davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazını süresinde sunduğu, taraflar arasında ifa yeri olarak başkaca bir yer belirlenmediği, özel hükümlere göre de dava konusu itibariyle borçlunun yerleşim yeri olan Küçükçekmece İcra Dairelerinin yetkili olduğu değerlendirilmiştir. Sözleşme ilişkisinin kabul edilmemesi, faturanın tek taraflı düzenlenebilir nitelikte olması nedeniyle TBK 89. maddesi hükümlerinin de uygulanamayacağı değerlendirilmiştir. İtirazın iptali davasında yetkili icra dairesinde takip başlatılması özel bir dava şartı olup, tüm bu nedenlerle davacının yetkisiz icra dairesinden başlattığı ilamsız icra takibi usulsüz olduğundan ve ortada geçerli bir icra takibi mevcut olmadığından davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yoluna gidilmiştir..."gerekçesi ile, Usulüne uygun icra takibi bulunmadığından davanın USULDEN REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, taraflar arasındaki cari hesap ve fatura alacağından kaynaklı ilişki çerçevesinde para borcunun götürülecek borç olduğunu, bu sebeple alacaklı müvekkilin yerleşim yerinin Bağcılar olması sebebiyle Bakırköy İcra Daireleri nezdinde de takip başlatılabileceği hususu göz ardı edilerek hatalı karar tesis edildiğinden kararın kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemece, takibe konu borcun cari hesap ve fatura alacağından kaynaklandığını, para borcunun götürülecek borç olduğunu, bu sebeple alacaklının yerleşim yerinde de takip başlatılabileceği hususu gözetilmeksizin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı yetkisizlik kararı tesis edildiğini, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/971 Esas, 2024/54 Karar sayılı kararının gerekçesinde;"..Somut olayda icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir.

Davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazını süresinde sunduğu, taraflar arasında ifa yeri olarak başkaca bir yer belirlenmediği, özel hükümlere göre de dava konusu itibariyle borçlunun yerleşim yeri olan Küçükçekmece İcra Dairelerinin yetkili olduğu değerlendirilmiştir. Sözleşme ilişkisinin kabul edilmemesi, faturanın tek taraflı düzenlenebilir nitelikte olması nedeniyle TBK 89. maddesi hükümlerinin de uygulanamayacağı değerlendirilmiştir. İtirazın iptali davasında yetkili icra dairesinde takip başlatılması özel bir dava şartı olup, tüm bu nedenlerle davacının yetkisiz icra dairesinden başlattığı ilamsız icra takibi usulsüz olduğundan ve ortada geçerli bir icra takibi mevcut olmadığından davanın usulden reddine." şeklinde karar tesis edilmiş olup icra dairesinin yetkili olmadığına yer verilmişse de davacı müvekkili tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde takip talebi ve ödeme emrinde açıkça görüleceği üzere, takibin dayanağı;

taraflar arasında ticari ilişki uyarınca davalı tarafından alınan ürün bedellerinin ödenmemesi sebebiyle faturalar ve cari hesap alacağından kaynaklandığını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde açılabileceği, sözleşmede ifa yeri kararlaştırılmaması durumunda da ifa yerinin neresi olduğu hakkında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. Maddesinde gösterilen yerlerin ifa yeri kabul edileceği düzenlendiğini, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "İfa yeri" başlıklı 89. Maddesi; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;

1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, …” şeklinde olup para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenebileceği hükmü yerel mahkemece göz ardı edilerek açıkça yetkili icra dairesinde açılan icra takibi ve yetkili mahkemesinde açılan dava hukuka ve yerleşik içtihatlara aykırı olarak reddedildiğini, (Yargıtay 19. HD. E. 2014/9922, K. 2014/13891 T.

22. 9.2014), (Yargıtay 11. HD. 2015/2836 E., 2015/7816 K. sayılı kararı)"Davalı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında doğan alacaklar da para alacağı olup işbu alacak borçlu açısından götürülecek borç niteliğinde olduğunu, dolayısıyla davalı tarafından ileri sürülen yetki itirazının kabulü hakkında yerel mahkemece tesis olunan işbu karar hukuka aykırılık teşkil etmekte olup Sayın Yüksek Mahkemenizce gerçekleştirilecek istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini,Davalı tarafından her ne kadar faturaların davalı yana ait olmadığı iddiası kapsamında Yerel Mahkemece sözleşme ilişkisinin kabul edilmemesi gerekçe gösterilmişse de ticari ilişkinin varlığı için sözleşme tesis edilmesinin gerekliliği bulunmadığını, söz konusu faturalarda yer alan veri numarası ile davalı yanın vergi numarası aynı olup davalı tamamen borçtan kurtulmak amacıyla kötüniyetli olarak işbu iddialarda bulunduğunu, sözleşmesel ilişkinin var olup olmadığı esasa girilerek incelenmesi gereken bir husus olduğunu, müvekkili şirketten alışveriş gerçekleştiren şahsın davalı / borçlu firma çalışanı olup olmadığına ilişkin hiçbir bilgi / belge mevcudiyeti bulunmaz iken sabit olan alım işleminin karşı tarafça gerçekleştirilmediğine kanaat getirilmesi de hukuk ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini ve dahi davalı yanın kötü niyetle borcundan kurtulma çabasından ibaret olduğunu, Yerel Mahkemece esasa girilmeden salt davalı yanın iddiaları doğrultusunda karar tesis edilmesi hatalı olup işbu izah edilen nedenlerle de Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Emsal nitelikteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi'nin 2023/2467 E., 2024/7 Karar sayılı, 04.01.2024 tarihli kararı ile;

Somut olayda icra takibin fatura ve cari hesap ilişkisine dayandırılmış ise de ;açılan itirazın iptali davasında davacı tarafından , taraflar arasındaki ticari ilişkinin temelini oluşturan 21.01.2021 tarihli ... Kredili Kart Sözleşmesi'ne delil olarak dayanılmış olup; davalı yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermediğinden HMK 128(1)maddesi uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş durumdadır. Bu halde; davacı tarafından delil olarak dayanılan sözleşmenin aslı istenip, davalının attığı imza yönünden davalı isticvap edilip, imzanın davalıya ait olduğunun anlaşılması halinde, taraflar arasında akdedilen kredili kart sözleşmesi kapsamındaki ticari ilişkide oluşan cari hesap alacağı TBK'nın 89.

maddesi kapsamında para borcu niteliğinde olduğundan akdin ifa yeri alacaklının ikametgahı, takibin başlatıldığı icra dairesi yetkili icra dairesi olacaktır. Davalının imzasını taşıyan sözleşme nedeniyle isticvap edilmeden icra takibine itiraz dilekçesinde akdi ilişkiyi red ettiğine yönelik itirazına değer verilerek ,TBK 89.maddesindeki özel yetki kuralı dikkate alınmadan icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde olduğundan kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir (Ek-1:İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi'nin 2023/2467 E., 2024/7 Karar sayılı, 04.01.2024 tarihli kararı)."İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının itirazı nedeniyle %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, icra takibinin yetkili yerde yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı borçlu icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde, adresinin Küçükçekmece olması sebebiyle yetkili icra Dairesinin Küçükçekmece İcra Dairesi olması gerektiğinden icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiğini, alacaklı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı, alacaklı ile herhangi bir ticari ilişkisinin de mevcut olmadığı şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davaya konu siparişlerin müvekkil firmaya ait olmadığını, davacıya konu siparişleri müvekkilinin vermediğini, müvekkili firmanın işbu davaya konu 5 adet faturada mevcut hiçbir malı davacı taraftan satın almadığını, bu malların müvekkili firmaya da teslim edilmediğini beyan etmiştir. İtirazın iptali davasının öncelikle görülme şartı; yetkili icra dairesinde usulüne uygun yapılıp süresinde itiraz ile durmuş bir icra takibinin bulunmasıdır. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildikten sonra itirazın iptali davası açılması halinde, mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığı incelenmelidir.İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir.HMK'nın 6.

maddesine göre genel yetkili mahkeme davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesidir. HMK.

10. maddeye göre de sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. TBK 89. maddesine göre borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Akdi ilişkinin inkarı ve ispatlanamaması halinde TBK.nun 89 ve HMK.nun 10.maddelerinin uygulama olanağı ortadan kalkar ve davalının muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemelerinin /icra müdürlüğünün yetkili olduğu usul hükümleri gereğidir.Somut olayda, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinin varlığının davalı tarafça kabul edilmediği anlaşılmıştır. Davalının itirazının mahiyetine göre taraflar arasında ticari bir ilişki bulunup bulunmadığının, davaya konu icra takibinin yetkili yerde yapılıp yapılmadığının değerlendirilebilmesi için davacının sunduğu belgelerin hukuki durumu araştırılmalıdır.

Davacının ibraz edeceği/ettiği belgelerin sıhhati araştırılmadan takibin alacaklının yerleşim yerinde yapılıp yapılmadığı anlaşılamaz. İcra dairesinin yetkisine yapılan itirazın mahkemece, HMK'nın 164. maddesine göre ön sorun şeklinde incelenmelidir. Davacı bir kısım faturalar, irsaliyeler, cari hesap ekstresi ve tarafların ticari defter ve belgelerine delil olarak dayandığına göre irsaliyelerdeki teslim alan kişilerin davalı şirketin çalışanı olup olmadığı yönünde ilgili SGK. Dan sorulup gelen cevabi yazı doğrultusunda duruma göre davalı şirket yetkilisi isticvap edilip beyanı alınıp, mal/hizmet alımına ilişkin davalı tarafın BA Formlarının ilgili vergi dairesi müdürlüğünden getirtilip incelenmek suretiyle, bu belgelerin akdi bir ilişki sonucu düzenlenip düzenlenmediği araştırıldıktan ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, Mahkemece taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığına dair, yani teslim olgusunun varlığına ilişkin davacının delilleri değerlendirilip, teslim var ise TBK 89.

madde uyarınca davacının ikametgahı icra müdürlüğünün yetkili olduğu kabul edilip, davalının icra müdürlüğünün yetkisine itirazı hususunun çözümlenmesi gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. ( Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 2015/12892 Esas, 2016/6409 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/01/2024 tarih ve 2023/971 Esas - 2024/54 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4,a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/994609200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.