İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4908 E. 2023/6936 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödünç sözleşmesi↗ cari hesap alacağı↗ cari hesap↗ eş rızası↗ icra takibine itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ havale↗ iflas↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2010/279 E., 2018/1178 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğu dönemde şirkete borç verdiğini, sonrasında hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, şirket tarafından borcun ödenmediği, alacağının tahsili için yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının icra dosyasındaki itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın % 40'ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket hesabına yatırdığı tüm bedellerin iade edildiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını savunarak davanın reddi ile alacağın % 40'ı oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 24.09.2018 tarihli dilekçesiyle cevap dilekçesini ıslah ederek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkete ödünç para verdiği ve davalı şirketin de bu paranın bir kısmını geri ödediği, davacının sahte talimat yoluyla hesabından para çekilmesi nedeniyle davalı şirketin borcunu yerine getirmiş sayılamayacağına ilişkin iddiasının paranın davacının hesabına gönderildiğinin anlaşılması karşısında yerinde olmadığı, paranın davacının hesabına geçmekle davalı şirketin ödemeyi gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiği, sahte talimat yolu ile davacının hesabından para çekilmesi ile ilgili yapılan ceza yargılamasında davalı şirket yetkilisinin beraatine karar verildiği, neticeten davacının ödünç sözleşmesinden kaynaklı olarak davalıdan olan bakiye cari hesap alacağının takip ve dava tarihi itibariyle 58.878,23 USD olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile hükmedilen miktarın %20'si oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin hesabına yatan paraların müvekkilinin bilgisi ve rızası olmaksızın 3 üncü kişilerce çekildiğini, müvekkiline 736.957,77 USD tutarında ödeme yapıldığına ve müvekkilinin takip tarihi itibariyle bakiye alacağının 58.878,23 USD tutarında olduğuna ilişkin tespit ve hesaplamaya katılmanın mümkün olmadığını, müvekkilinin imzasına benzeyen imzalı 21 talimatın müvekkilinin imzalamış olduğu eski talimatlardan türetme olması muhtemel olup, diğer 12 talimatın ise tamamen sahte olduğunu, ilgili ceza dosyasında, talimat asıllarının bulunamaması nedeniyle sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olması, sadece mahkumiyet hükmü için dikkate alınabilecek bir husus olmakla müvekkilinin bu ödemeleri aldığı sonucunu doğurmayacağını, makta olup, mahkemenin kısmen red kararı ve gerekçesi hatalı olduğu, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesinin koşullarının oluşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı tarafa gönderdiği paraların hesaplaması veya kayda geçirilmesi hususunda ... Bankası döviz alış kuru üzerinden hesap yapılması gerektiğini, 35.000 USD alacağın zamanaşımına uğradığını, kötü niyet tazminatının TL mi USD mi olduğunun hüküm fıkrasında belirtilmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin 35.000 USD miktarındaki ödemenin takip ve dava konusu yapılmadığı yönündeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı, takip talebinde bu yönde talebinin bulunduğu, 10.11.2018 tarihinde davalı hesabına nakit olarak yatırılan 93.500 USD tutarın ise dava konusu edilmediği, dava konusu ödemelerin 2008 yılında davacının şirket ortağı olduğu dönemde yapıldığı, anılan dönemde davacı ile dava dışı şirket ortağı Burhan Çöl'ün müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu ve davacının şirket ortaklığından 2009 yılında ayrıldığı, davacının, davalı şirket hesabına takip konusu 702.336 USD tutarında ödeme yaptığı, davalı şirketin, davacı hesaplarına gönderdiği havaleler, davacı tarafça kabul edilmeyerek ödemelere ilişkin havale talimatlarının sahte olduğu ve paraların davacı hesabına geçtikten hemen sonra yine sahte belge ve talimatlar kullanılarak davalı şirketin çalışanları tarafından çekildiği, bu bedelleri hiç bir zaman alınmadığı ileri sürülmüş ise de, ceza yargılamasında ödeme talimatlarının asıllarının temin edilmediği, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmamakla birlikte ceza mahkemesince sabit olduğu kabul edilen maddi vakıalarla bağlı olduğu, davacının USD hesabından davalı şirketin USD hesabına yapılan ödemelerle, davalı şirketin TL hesabından davacının TL hesabına yapılan ödemelerin davacının, davalı şirketin ortağı, yönetim kurulu üyesi ve müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzam yetkisine haiz olduğu dönemde yapıldığı, şirketin banka hesabından yapılan havalelerden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şahsi hesabından yapılan işlemlerden de haberdar olmamasının da olağana uygun bulunmadığı, ihtilafsız dönemde, şirket hesabından veya davacının şahsi hesabından yapılan para gönderme veya çekim işlemlerini bankaya ve şirket çalışanlara verdikleri talimatlarla birlikte şirket çalışanlarına yaptırdıklarının sabit olması karşısında; davalı şirket hesabından kendi şahsi hesabına gönderilen havaleler ile kendi hesabından şirket çalışanları tarafından yapılan para çekim işlemlerine rıza gösterip benimsediğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından yapılan ödemelerin takip konusu alacağı aştığı, böylece davacının talep edebileceği bir alacağının bulunmadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi mümkün görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; takibin kötü niyetli yapıldığını belirterek kararın bu yönüyle bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirket hesabına yapılan havalelerin borç para olduğu iddiasıyla, bu alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalının ödemeleri ile borcun kapatılıp kapatılmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72 nci maddesi. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ve 200 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Ortak:havale
İncelediğiniz kararda… ödemelerin 2008 yılında davacının şirket ortağı olduğu dönemde yapıldığı, anılan dönemde davacı ile dava dışı şirket ortağı Burhan Çöl'ün müşterek imza ile şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olduğu ve davacının şirket ortaklığından 2009 yılında ayrıldığı, davacının, davalı şirket hesabına takip konusu 702.336 USD tutarında ödeme yaptığı, davalı şirketin, davacı hesaplarına gönderdiği havaleler, davacı tarafça kabul edilmeyerek ödemelere ilişkin «havale» talimatlarının sahte olduğu ve paraların davacı hesabına geçtikten hemen sonra yine sahte belge ve talimatlar kullanılarak davalı şirketin çalışanları tarafından çekildiği, bu bedelleri hiç bir zaman alınmadığı ileri sürülmüş ise de, ceza yargılamasında ödeme talimatlarının asıllarının temin edilmediği, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmamakla birlikte ceza mahkemesince sabit olduğu kabul edilen maddi vakıalarla bağlı olduğu, davacının USD hesabından davalı şirketin USD hesabına yapılan ödemelerle, davalı şirketin TL hesabından davacının TL hesabına yapılan ödemelerin davacının, davalı şirketin ortağı, «yönetim kurulu» üyesi ve müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzam «yetkisine» haiz olduğu dönemde yapıldığı, şirketin banka hesabından yapılan havalelerden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şahsi hesabından yapılan işlemlerden de haberdar olmamasının da olağana uygun bulunmadığı, ihtilafsız dönemde, şirket hesabından veya davacının şahsi hesabından yapılan para gönderme veya çekim işlemlerini bankaya ve şirket çalışanlara verdikleri talimatlarla birlikte şirket çalışanlarına yaptırdıklarının sabit olması karşısında; davalı şirket hesabından kendi şahsi hesabına gönderilen havaleler ile kendi hesabından şirket çalışanları tarafından yapılan para çekim işlemlerine «rıza» gösterip benimsediğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından yapılan ödemelerin takip konusu alacağı aştığı, böylece davacının talep edebileceği bir alacağının bulu …
Benzer bu karardaDavacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · harç · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7882 E. 2017/5148 K.
Ortak:havale
İncelediğiniz kararda… ödemelerin 2008 yılında davacının şirket ortağı olduğu dönemde yapıldığı, anılan dönemde davacı ile dava dışı şirket ortağı Burhan Çöl'ün müşterek imza ile şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olduğu ve davacının şirket ortaklığından 2009 yılında ayrıldığı, davacının, davalı şirket hesabına takip konusu 702.336 USD tutarında ödeme yaptığı, davalı şirketin, davacı hesaplarına gönderdiği havaleler, davacı tarafça kabul edilmeyerek ödemelere ilişkin «havale» talimatlarının sahte olduğu ve paraların davacı hesabına geçtikten hemen sonra yine sahte belge ve talimatlar kullanılarak davalı şirketin çalışanları tarafından çekildiği, bu bedelleri hiç bir zaman alınmadığı ileri sürülmüş ise de, ceza yargılamasında ödeme talimatlarının asıllarının temin edilmediği, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmamakla birlikte ceza mahkemesince sabit olduğu kabul edilen maddi vakıalarla bağlı olduğu, davacının USD hesabından davalı şirketin USD hesabına yapılan ödemelerle, davalı şirketin TL hesabından davacının TL hesabına yapılan ödemelerin davacının, davalı şirketin ortağı, «yönetim kurulu» üyesi ve müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzam «yetkisine» haiz olduğu dönemde yapıldığı, şirketin banka hesabından yapılan havalelerden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şahsi hesabından yapılan işlemlerden de haberdar olmamasının da olağana uygun bulunmadığı, ihtilafsız dönemde, şirket hesabından veya davacının şahsi hesabından yapılan para gönderme veya çekim işlemlerini bankaya ve şirket çalışanlara verdikleri talimatlarla birlikte şirket çalışanlarına yaptırdıklarının sabit olması karşısında; davalı şirket hesabından kendi şahsi hesabına gönderilen havaleler ile kendi hesabından şirket çalışanları tarafından yapılan para çekim işlemlerine «rıza» gösterip benimsediğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından yapılan ödemelerin takip konusu alacağı aştığı, böylece davacının talep edebileceği bir alacağının bulu …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · dosya masrafı · yasal faiz · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetileceği» düzenlenmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2576 E. 2017/4315 K.
Ortak:havale · temsil
İncelediğiniz kararda… ödemelerin 2008 yılında davacının şirket ortağı olduğu dönemde yapıldığı, anılan dönemde davacı ile dava dışı şirket ortağı Burhan Çöl'ün müşterek imza ile şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olduğu ve davacının şirket ortaklığından 2009 yılında ayrıldığı, davacının, davalı şirket hesabına takip konusu 702.336 USD tutarında ödeme yaptığı, davalı şirketin, davacı hesaplarına gönderdiği havaleler, davacı tarafça kabul edilmeyerek ödemelere ilişkin «havale» talimatlarının sahte olduğu ve paraların davacı hesabına geçtikten hemen sonra yine sahte belge ve talimatlar kullanılarak davalı şirketin çalışanları tarafından çekildiği, bu bedelleri hiç bir zaman alınmadığı ileri sürülmüş ise de, ceza yargılamasında ödeme talimatlarının asıllarının temin edilmediği, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmamakla birlikte ceza mahkemesince sabit olduğu kabul edilen maddi vakıalarla bağlı olduğu, davacının USD hesabından davalı şirketin USD hesabına yapılan ödemelerle, davalı şirketin TL hesabından davacının TL hesabına yapılan ödemelerin davacının, davalı şirketin ortağı, «yönetim kurulu» üyesi ve müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzam «yetkisine» haiz olduğu dönemde yapıldığı, şirketin banka hesabından yapılan havalelerden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şahsi hesabından yapılan işlemlerden de haberdar olmamasının da olağana uygun bulunmadığı, ihtilafsız dönemde, şirket hesabından veya davacının şahsi hesabından yapılan para gönderme veya çekim işlemlerini bankaya ve şirket çalışanlara verdikleri talimatlarla birlikte şirket çalışanlarına yaptırdıklarının sabit olması karşısında; davalı şirket hesabından kendi şahsi hesabına gönderilen havaleler ile kendi hesabından şirket çalışanları tarafından yapılan para çekim işlemlerine «rıza» gösterip benimsediğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından yapılan ödemelerin takip konusu alacağı aştığı, böylece davacının talep edebileceği bir alacağının bulu …
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari temsilci · ticari işletme · kesin süre · usulden reddi · görevsizlik kararı · dava sebebi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4908 E. , 2023/6936 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/703 Esas, 2022/446 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2010/279 E., 2018/1178 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğu dönemde şirkete borç verdiğini, sonrasında hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, şirket tarafından borcun ödenmediği, alacağının tahsili için yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının icra dosyasındaki itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın % 40'ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket hesabına yatırdığı tüm bedellerin iade edildiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını savunarak davanın reddi ile alacağın % 40'ı oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 24.09.2018 tarihli dilekçesiyle cevap dilekçesini ıslah ederek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkete ödünç para verdiği ve davalı şirketin de bu paranın bir kısmını geri ödediği, davacının sahte talimat yoluyla hesabından para çekilmesi nedeniyle davalı şirketin borcunu yerine getirmiş sayılamayacağına ilişkin iddiasının paranın davacının hesabına gönderildiğinin anlaşılması karşısında yerinde olmadığı, paranın davacının hesabına geçmekle davalı şirketin ödemeyi gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiği, sahte talimat yolu ile davacının hesabından para çekilmesi ile ilgili yapılan ceza yargılamasında davalı şirket yetkilisinin beraatine karar verildiği, neticeten davacının ödünç sözleşmesinden kaynaklı olarak davalıdan olan bakiye cari hesap alacağının takip ve dava tarihi itibariyle 58.878,23 USD olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile hükmedilen miktarın %20'si oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin hesabına yatan paraların müvekkilinin bilgisi ve rızası olmaksızın 3 üncü kişilerce çekildiğini, müvekkiline 736.957,77 USD tutarında ödeme yapıldığına ve müvekkilinin takip tarihi itibariyle bakiye alacağının 58.878,23 USD tutarında olduğuna ilişkin tespit ve hesaplamaya katılmanın mümkün olmadığını, müvekkilinin imzasına benzeyen imzalı 21 talimatın müvekkilinin imzalamış olduğu eski talimatlardan türetme olması muhtemel olup, diğer 12 talimatın ise tamamen sahte olduğunu, ilgili ceza dosyasında, talimat asıllarının bulunamaması nedeniyle sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olması, sadece mahkumiyet hükmü için dikkate alınabilecek bir husus olmakla müvekkilinin bu ödemeleri aldığı sonucunu doğurmayacağını, makta olup, mahkemenin kısmen red kararı ve gerekçesi hatalı olduğu, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesinin koşullarının oluşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı tarafa gönderdiği paraların hesaplaması veya kayda geçirilmesi hususunda ... Bankası döviz alış kuru üzerinden hesap yapılması gerektiğini, 35.000 USD alacağın zamanaşımına uğradığını, kötü niyet tazminatının TL mi USD mi olduğunun hüküm fıkrasında belirtilmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin 35.000 USD miktarındaki ödemenin takip ve dava konusu yapılmadığı yönündeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı, takip talebinde bu yönde talebinin bulunduğu, 10.11.2018 tarihinde davalı hesabına nakit olarak yatırılan 93.500 USD tutarın ise dava konusu edilmediği, dava konusu ödemelerin 2008 yılında davacının şirket ortağı olduğu dönemde yapıldığı, anılan dönemde davacı ile dava dışı şirket ortağı Burhan Çöl'ün müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu ve davacının şirket ortaklığından 2009 yılında ayrıldığı, davacının, davalı şirket hesabına takip konusu 702.336 USD tutarında ödeme yaptığı, davalı şirketin, davacı hesaplarına gönderdiği havaleler, davacı tarafça kabul edilmeyerek ödemelere ilişkin havale talimatlarının sahte olduğu ve paraların davacı hesabına geçtikten hemen sonra yine sahte belge ve talimatlar kullanılarak davalı şirketin çalışanları tarafından çekildiği, bu bedelleri hiç bir zaman alınmadığı ileri sürülmüş ise de, ceza yargılamasında ödeme talimatlarının asıllarının temin edilmediği, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmamakla birlikte ceza mahkemesince sabit olduğu kabul edilen maddi vakıalarla bağlı olduğu, davacının USD hesabından davalı şirketin USD hesabına yapılan ödemelerle, davalı şirketin TL hesabından davacının TL hesabına yapılan ödemelerin davacının, davalı şirketin ortağı, yönetim kurulu üyesi ve müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzam yetkisine haiz olduğu dönemde yapıldığı, şirketin banka hesabından yapılan havalelerden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şahsi hesabından yapılan işlemlerden de haberdar olmamasının da olağana uygun bulunmadığı, ihtilafsız dönemde, şirket hesabından veya davacının şahsi hesabından yapılan para gönderme veya çekim işlemlerini bankaya ve şirket çalışanlara verdikleri talimatlarla birlikte şirket çalışanlarına yaptırdıklarının sabit olması karşısında;
davalı şirket hesabından kendi şahsi hesabına gönderilen havaleler ile kendi hesabından şirket çalışanları tarafından yapılan para çekim işlemlerine rıza gösterip benimsediğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından yapılan ödemelerin takip konusu alacağı aştığı, böylece davacının talep edebileceği bir alacağının bulunmadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi mümkün görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; takibin kötü niyetli yapıldığını belirterek kararın bu yönüyle bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirket hesabına yapılan havalelerin borç para olduğu iddiasıyla, bu alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalının ödemeleri ile borcun kapatılıp kapatılmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72 nci maddesi. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ve 200 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990812500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz