6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hizmet sözleşmesi alacağı uyuşmazlığında iş bölümü gereği 6. HD'ye gönderme

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/136 E. 2024/169 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

Görev/iş bölümü yönünden gönderildiKesinlik belirsiz

Emsal değeri

Esasa girilmeyen, dairenin iş bölümü gereği dosyayı Yargıtay 6. Hukuk Dairesine gönderdiği usuli karardır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
daireler arası iş bölümü hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak

Atıf yapılan mevzuat: 2797 sayılı Kanun — 2797 sayılı Kanun 40

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/136 E.  ,  2024/169 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1951 Esas, 2023/1786 Karar

vekili Avukat ...

vekili Avukat ...

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/662 E., 2022/803 K.

2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun (2797 sayılı Kanun) 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 ... maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; dava konusu uyuşmazlığın niteliği ve temyizin kapsamının, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun dairelerin iş bölümüne ilişkin 25.01.2023 tarihli ve 2023/1 sayılı kararı uyarınca dosyayı inceleme görevi Yargıtay 6. Hukuk Dairesine ait olduğundan, 2797 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekli inceleme yapılmak üzere dosyanın ilgili daireye gönderilmesine karar vermek gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Dosyanın YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990456100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Görev/iş bölümü yönünden gönderildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1951 E. 2023/1786 K.

Yazılım/teknoloji desteği sağlayan şirkete pasif husumet yokluğu

Gerekçe özeti

Bir hizmet sözleşmesine konu platform/uygulamayı bizzat sunmayan, ancak sözleşmenin tarafı olan şirkete yazılım, teknoloji desteği ve pazarlama hizmeti veren şirket, bu ilişkinin doğrudan tarafı değildir; söz konusu şirketin acente/temsilci olduğu ispat edilse dahi, acenteye ancak kendi kusuruyla verdiği zarar nedeniyle doğrudan dava açılabilir, acente sıfatıyla temsil edilen müvekkil aleyhine değil bizzat acente aleyhine açılan ve müvekkille yapılan sözleşmenin feshinden kaynaklanan bir tazminat talebinde acenteye pasif husumet yöneltilemez.

Emsal değeri

Yurt dışı mukim bir platform/uygulama sağlayıcısına yazılım, teknoloji desteği ve pazarlama hizmeti veren yerli şirketin, bu ilişkinin doğrudan tarafı olmadığı ve acente sıfatı ispat edilse dahi kendi kusuru dışındaki nedenlerle doğrudan husumete konu edilemeyeceği yönündeki değerlendirme, benzer platform yapılarına ilişkin husumet uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: pasif husumet acente hizmet sözleşmesinin feshi aracılık husumet

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1951

KARAR NO 2023/1786

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/11/2022

NUMARASI 2020/662 Esas - 2022/803 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/11/2023

Pasif husumet yokluğundan davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin, davalı ...’le olan ticari ilişkisi uyarınca, yatırım yaparak ... standartlarında araçlar temin ettiğini,davalının tek taraflı olarak ilişkiyi sonlandırmasının müvekkilinin birçok zararına neden olduğunu,müvekkilinin ... ve ... plakalı araçlar ile hizmet verdiğini, davalı tarafın faaliyetlerinin durdurduğunu açıkladığı 31.05.2019 tarihine kadar hizmet verdiğini,müvekkili ile yolcu arasında hiçbir sözleşmesel ilişki olmadığını, müvekkilinin tek sözleşmesel ilişkisinin Davalı ile olduğunu,müvekkilinin sisteme kaydettirdiği araçların çalışamaz duruma geldiğini, davalı tarafça 31.05.2019 tarihinden sonra tazminat ödemesi yapılması teklif edildiğini, işbu ödemenin alınması karşılığında her türlü yasal haklarından vazgeçilmesi talep edilerek ibraname istenildiğini ,teklif edilen tutarın gerçek zarar miktarını karşılamayacak kadar az olması nedeniyle reddedildiğini, araç için kiralanan d2 ücreti ve ...

tarafından zorunlu tutulan belgelerin alınması için toplam 10.000- TL masraf yaptığını,araçta meydana gelen teknik sorunlar ve periyodik bakımlar için toplam toplam 5.000- TL tutarında masraf yaptığını, şimdilik kredi faizleri için 3.000 -TL, firma mutad masrafları için 500- TL, D2 Belgesi, Ulaştırma Bakanlığı Taşıt Kartı, TÜRSAB üyelik ücreti, Kültür ve Turizm Bakanlığı A Grubu Seyahat Acentası İşletme Belgesi ücreti, Karayolları Motorlu Araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ücreti, karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta poliçesi için 3.500- TL, taşıt kira sözleşmesi ücreti olarak 2.000 TL, araç içi dizaynın yapılması için 900- TL, yoksun kalınan kar için 100- TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak toplam 10.000- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili ,sözleşmesel bir ilişki içinde olan tarafların dava dışı ... ile davacı olduğunu, ...'in bu ilişkinin tarafı olmadığını, davacının ... platformuna nasıl kayıt olduğu incelendiğinde ...'in hiçbir şekilde Sözleşme'ye taraf olmadığının görüleceğini,davacı ile ... arasında, ... uygulamasının durdurulmasından kaynaklandığı ileri sürülen zararların ...'den tahsiline sebebiyet verecek herhangi bir akdi veya vekalet benzeri bir hukuki ilişki mevcut olmadığını, ...'in Türkiye'deki faaliyetinin kendi kontrolü dışında gelişen hem fiili hem de hukuki imkânsızlık nedeniyle sona erdiğini, davacı ...'nin sağladığı pazarlama ve destek hizmetlerinin durması sebebiyle zarara uğradığını ispat edemediğini belirterek, davada müvekkili şirkete pasif husumet tevcih edilemeyeceğinden davanın usulden reddine, mesnetsiz ve ispatlanamayan davanın esastan reddine karar verilmesini taleple cevap verdiği görüldü.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacının eldeki davada, sözleşmenin tek taraflı feshi nedeniyle uğranılan zararların tazminini talep ettiğini, davalı ... şirketin, davacı ile ... arasındaki hizmet sözleşmesine konu, ... mobil uygulaması hizmetinin tedarikçisi olmadığı gibi, sözleşmeye taraf olduğunun ispat edilemediğini, kaldı ki, davalı şirketin iştigal konusunun, aracı ulaşım hizmetleri sağlamak konusunda yazılım ve teknoloji desteği ve pazarlama hizmetleri sağlamak olduğunu, dava dışı ... şirketinin temsilcisi veya acentesi olduğunun dosya kapsamı itibari ile delillendirilemediği hep birlikte gözetildiğinde, davalı ... Hizmetleri Ltd Şti'ne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

(İstanbul BAM 43. HD 2021/517 esas 2021/845 karar sayılı 01/07/2021 tarihli kararı ile kararı onayan Yargıtay 3. HD 2021/8133 2022/3677 18.04.2022 Tarihli kararı ile kesinleşen 2021/485 E 2021/616 K 20.05.2021 Tarihli emsal karar içerikleri)

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili ; davalı ... Ltd. Şti'nin sahibi ... olup, bu holding hem ... hem ...'nin sahibi olduğunu, ayrıca bu Holding ile ...'nin merkezlerinin aynı adreste bulunduğunu, bu durum mersis ve ticaret sicil kayıtlarından açıkça görülebileceğini, aynı holdinge bağlı iki şirketten Türkiye'de kurulmuş olan ... Ltd. Şti.'nin ... aplikasyonu üzerinden gerçekleşen ticari taşımacılık işlemlerinde bir yetkisinin olmadığını, sürecin dışında olduğunu, sadece iletişim hizmetleri sağladığı iddiası "hayal ürünü" olduğunu, Uluslararası yapıya sahip bu neviden şirketler, Türkiye Cumhuriyeti'nde mali(vergisel)-hukuki sorumluluktan kaçmak adına çoğu zaman bu tip "teknik-hukuki manevralar" yaptığını, her ne kadar Türkiye'de hizmetleri olsa da ya Türkiye'de şirket açmamakta, ya da sadece iletişim ofisi bulundurduklarını, Yargıtay 15.

Hukuk Dairesi 09.02.2005 tarih 2004/652 E.-2005/634 K. sayılı kararının bu durumu tesbit ettiğini, sadece bir irtibat bürosu için dahi; acente-temsilci olarak kabulü, temsilciye Türkiye'de dava açılabileceğini, pasif husumet yönünden reddinin mümkün olmadığı açık ve anlaşılır biçimde belirtilmişken, ... Ltd. Şti. gibi, müvekkillerle iletişime geçmiş, ticaret yapmış, sorunlarını çözümlemiş, müvekkilleri İstanbul'daki ofisinde defaatle ağırlamış, onlardan evrak bilgi talep etmiş bir şirkete karşı husumet yöneltilemeyeceğini söylemek kabul edilmesi imkansız olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, hizmet sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. TTK'nın 105. maddesine göre; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir..." acenteye karşı ise sadece acentenin kusuru ile bir zarar vermesi halinde doğrudan dava açılabilir. Somut olayda, ulaşım hizmeti sağlamaya yetkili kişiler ile bu ulaşım hizmetinden faydalanmak isteyen yolcuların çevrimiçi (online) bir platformda bir araya getirilmesine hizmet eden ...uygulamasından yararlanmak isteyen davacının söz konusu uygulamayı sunan Hollanda’da mukim davalı ...

ile ticari ilişkiye girdiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde de komisyonun davadışı şirketten tahsil edildiği beyan edilmiştir.Eldeki davada, sözleşmenin hizmet sağlayıcısı davalı ... tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle uğranılan zararların tazmini istenmiş olup, davalı ... şirketinin, davacı ile diğer davalı ... arasındaki hizmet sözleşmesine konu, ... uygulaması hizmetinin sunucusu olmadığı gibi davacı ile akdi ilişkiye girdiği ispat edilememiştir.Davalı şirketin davadışı şirkete yazılım ve teknoloji desteği ve pazarlama hizmetleri sağladığı ,adı geçen şirketin temsilcisi veya acentesi olduğunun ispat edilemediği, ispat edilse dahi acentenin kusuru dışında ki sebeblerle acenteye doğrudan husumet yöneltilemeyeceği, eldeki davanın ise ...'yi temsilen açılmadığı ...

ile yapılan sözleşmenin tek taraflı feshi nedeniyle açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davacı tarafın akdi ilişkisi bulunmayan davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti. ye doğrudan dava yöneltilemeyeceğinden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş,istinaf sebebi yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.