6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacağın her iki tarafın ticari defterlerindeki mutabık kayıtlarla ispatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3753 E. 2023/7735 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Alacağa dayanak faturalar ile karşı tarafın yaptığı ödemelerin her iki tarafın ticari defterlerinde birbiriyle mutabık biçimde kayıtlı olması, bakiye borcun varlığını ispatlar. Aleyhe istinaf bulunmadıkça faiz başlangıç tarihi (dava tarihi) korunur.

Ele alınan sorunlar

Akaryakıt satımından doğan bakiye alacağın ispatı → kabul

İddia: Davalı, malların teslim edildiğine ilişkin irsaliye/teslim tutanağı gibi belge sunulmadığını, salt faturaların ticari deftere işlenmesinin teslimi göstermeyeceğini ve akdi ilişki inkâr edildiğinde ispat yükünün faturayı düzenleyen davacıda olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Alacağa dayanak faturalar ile davalının yaptığı ödemeler her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup kayıtlar birbiriyle mutabıktır; bu durumda davalının davacıya bakiye borçlu bulunduğunun kabulü gerekir. Aleyhe istinaf bulunmadığından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Fatura ve ödemelerin her iki tarafın defterlerinde mutabık kayıtlı olmasının bakiye borcu ispatlaması yönünden benimsenen ilk derece holding'i emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defter kayıtları mutabakat faturaya dayalı alacak aleyhe istinaf yasağı faiz başlangıcı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3753 E.  ,  2023/7735 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/640 Esas, 2022/537 Karar

vekili Avukat ...

vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/51 E., 2020/549 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın akaryakıt işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin 2017 ve 2018 yılları içinde davalı şirkete 93 adet e-fatura ile 12.011.155,29 TL tutarında mal sattığını, davalı şirketin 11.009.102,87 TL'sini ödediğini, ancak borcun 1.002.052,42 TL'nin halen ödenmediğini, davalı şirketi BA Formları ile müvekkilinden aldığı faturaları bildirdiğini, aynı alacak için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını ancak davacının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek müvekkilinin alacağı olan 1.002.052,42 TL'nin 24.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının faturalarda belirtilen akaryakıt satışına ilişkin yaptığı bir sözleşme olup olmadığını, faturalara konu akaryakıtın teslim edildiğini ispat etmesi gerektiğini, irsaliye, teslim tutanağı gibi belge sunulmadığını, EPDK kapsamında bir akaryakıt bayiinin başka bir dağıtıcıya satış yapabilmesinin ayrı bir lisans ve izne tabi olduğunu, bu kapsamda akaryakıt işi ile ilgilendiğini belirten davacının EPDK kapsamında başka bir dağıtıcıya akaryakıt satışına ilişkin lisansının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının iddia edilen tutarda akaryakıtı müvekkili şirkete teslim ettiğine ilişkin belge ve kaydın dosyada bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözlü/yazılı bir sözleşme var ise bu sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve iltizam eden kişiler ile yapılmadığını, basiretli bir tacirin yaklaşık 12.000.000TL tutarındaki ticareti herhangi bir yazılı belge olmadan, bir yetkili ile mutabakat, protokol yapmadan herhangi bir teslim tesellüm belgesi ile yapmasının mümkün olmadığını, davacının Turhal İcra Dairesinden müvekkili şirkete gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 24.12.2018 tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep ettiğini, icra takibine konu edilen alacak ile işbu davada iddia edilen alacağın aynı alacak olup olmadığının bilinmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 15.03.2017 tarihinde ticari ilişkinin başladığı ve 20.12.2018 tarihinde sonlandırıldığı, bu süreç içerisinde davacı tarafından 93 adet fatura kapsamında davalıya 12.011.155,29 TL tutarında akaryakıt satıldığı, düzenlenen fatura karşılığında davalıdan 11.009.102,87 TL tahsilat yapıldığı, davacının bakiye davadan 1.002.052,42 TL alacaklı olduğu, alacağa dayanak faturaların ve faturalar karşılığında davalının yaptığı ödemelerin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, yine taraflarca alacağı oluşturan faturaların BA-BS formları ile bağlı bulundukları vergi dairelerine tamamen birbirine uyumlu bir şekilde bildirildiği, Yargıtay 19.

Hukuk Dairesinin muhtelif kararlarında da belirtildiği gibi davalı tarafın dava konusu faturaları ilgili vergi dairesine bildirmesi halinde bu bildirimin fatura kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunu gösterdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.002.054,42 TL alacağın 11.03.2019 dava tarihinden itibaren işleyecek değişir oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında yaklaşık 12 milyon TL tutarında bir ticaretten söz edildiğini, herhangi bir yazılı belge olmadan müvekkili şirket yetkilisiyle sözleşme, protokol vs. yapılmadan bu ticaretin yapıldığını ve fatura konusu akaryakıt teslim edilmişse bunu ispat yükünün davacıda olduğunu, faturalarda belirtilen malların müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmamasına karşın salt faturaların ticari defterlere işlenmiş olmasının malların teslim edildiğini göstermeyeceğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa fatura münderecatına sekiz ... içerisinde itiraz edilmemiş olmasının sözleşme ilişkisinin varlığını göstermediğini, eğer faturayı alıp da süresi içinde itiraz etmeyen tarafın sözleşme ilişkisini inkâr ederse faturanın dayandığı geçerli bir sözleşme ilişkinin bulunduğunun ispat yükünü faturayı düzenleyip gönderen tarafın üzerinde olduğunu, akaryakıt hususunda iddia edilen meblağda akaryakıtın müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin belge ve kaydın dosya kapsamında bulunmadığını belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacağa dayanak faturaların ve davalının yaptığı ödemelerin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, kayıtların mutabık olduğu, davalının davacıya 1.002.054,42 TL borçlu bulunduğunun kabulü ile davalıdan tahsiline ve aleyhe istinaf olmadığından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, akaryakıt satımından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990236300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/640 E. 2022/537 K.

Ticari satımda fatura ve BA formu ile teslim ispatı

Gerekçe özeti

Ticari nitelikteki satım ilişkisinde, taraflarca kanuna uygun tutulan ve birbirini doğrulayan ticari defter kayıtları ile BA formu bildirimleri; alıcının, kendisine düzenlenen faturaları teslim alıp süresinde itiraz etmeksizin defterlerine kaydetmiş olması ve bu faturalara karşılık kısmi ödemede bulunmuş olması, satılan malın teslim edildiğinin ve taraflar arasında geçerli bir ticari ilişkinin varlığının ispatı için yeterlidir; ayrıca yazılı bir sözleşme bulunmaması bu sonucu değiştirmez.

Emsal değeri

Kararda, faturaya süresinde itiraz etmeyip ticari defterlerine kaydeden ve BA formu ile mal alımını Vergi Dairesine bildiren tarafın, malın teslim edildiğini ve ticari ilişkinin varlığını ispatlamış sayılacağına ilişkin genelleştirilebilir bir değerlendirme yapılmıştır; bu, yazılı sözleşme bulunmayan ticari satım ilişkilerinde ispat yükünün karşılanması bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: cari hesap alacağı ticari defterlerin delil vasfı BA formu (Büyük Alış bildirimi) faturaya itiraz etmeme ispat yükü TTK 21/2 karinesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/640

KARAR NO 2022/537

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/10/2020

NUMARASI 2019/51 Esas - 2020/549 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/04/2022

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili firmanın akaryakıt işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin 2017 ve 2018 yılları içinde davalı şirkete 93 adet e-fatura ile 12.011.155,29- TL tutarında mal sattığını, davalı şirketin 11.009.102,87- TLsini ödediğini, ancak borcun 1.002.052,42-TLsinin halen ödenmediğini, davalı şirketi BA Formları ile müvekkilinden aldığı faturaları bildirdiğini, Turhal İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip başlattığını, ödeme emrinin davalıya 24.12.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, yetkisizlikle gelerek Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayısına kayıt edilen icra dosyası incelendiğinde davalının 24.12.2018 tarihinde temerrüde düştüğünün görüleceğini, müvekkilinin alacağı olan 1.002.052,42 -TL nin 24/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının faturalarda belirtilen akaryakıt satışına ilişkin yaptığı bir sözleşme olup olmadığını, faturalara konu akaryakıtın teslim edildiğini ispat etmesi gerektiğini, irsaliye, teslim tutanağı gibi belge sunulmadığını, EPDK kapsamında bir akaryakıt bayiinin başka bir dağıtıcıya satış yapabilmesinin ayrı bir lisans ve izne tabi olduğunu, bu kapsamda akaryakıt işi ile ilgilendiğini belirten davacının EPDK kapsamında başka bir dağıtıcıya akaryakıt satışına ilişkin lisansının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının iddia edilen tutarda akaryakıtı müvekkili şirkete teslim ettiğine ilişkin belge ve kaydın dosyada bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözlü/yazılı bir sözleşme var ise bu sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve iltizam eden kişiler ile yapılmadığını, basiretli bir tacirin yaklaşık 12.000.000TL tutarındaki ticareti herhangi bir yazılı belge olmadan, bir yetkili ile mutabakat, protokol yapmadan herhangi bir teslim tesellüm belgesi ile yapmasının mümkün olmadığını, davacının Turhal İcra Dairesinden müvekkili şirkete gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 24.12.2018 tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep ettiğini, icra takibine konu edilen alacak ile işbu davada iddia edilen alacağın aynı alacak olup olmadığının bilinmediğini, belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasında ticari ilişkinin 15.03.2017 tarihinde başladığı ve 20.12.2018 tarihinde sonlandırıldığı, bu süreç içerisinde davacı tarafından 93 adet fatura ile davalıya 12.011.155,29- TL tutarında akaryakıt satıldığı, davalıdan 11.009.102,87 -TL 'lik tahsilat yaptığı davacının davalıdan 1.002.052,42- TL alacaklı olduğu,faturaların ve davalının yaptığı ödemelerin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu ,yine tarafların alacağı oluşturan faturaları BA-BS formları ile bağlı bulundukları vergi dairelerine tamamen birbirine uyumlu bir şekilde bildirdikleri gerekçesiyle ; davanın kabulü ile, 1.002.054,42-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; Taraflar arasında yaklaşık 12 milyon TL tutarında bir ticaretten söz edildiğini, herhangi bir yazılı belge olmadan, müvekkili şirket yetkilisiyle sözleşme, protokol vs. yapmadan bu ticaretin yapıldığını ve fatura konusu akaryakıt teslim edilmişse bunu ispat yükünün davacıda olacağını, faturalarda belirtilen malların müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmamasına karşın salt faturaların ticari defterlere işli olması malların teslim edildiğini gösterdiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa, fatura münderecatına sekiz gün içerisinde itiraz edilmemiş olması sözleşme ilişkisinin varlığını göstermediğini, eğer faturayı alıp da süresi içinde itiraz etmeyen taraf, sözleşme ilişkisini inkâr ederse, o zaman, TTK.

m.21/2’deki karinenin uygulanabilmesi için, aralarında, faturanın dayandığı geçerli bir sözleşme ilişkinin bulunduğunu ispat yükü; faturayı düzenleyip gönderen tarafın üzerinde olduğunu, akaryakıt hususunda iddia edilen meblağda akaryakıtın müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin belge ve kaydın dosya kapsamında bulunmadığını, kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, cari hesap bakiyesi alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf; taraflar arasında akaryakıt satımından kaynaklanan ticari ilişki bulunduğunu ileri sürerek alacağın tahsili talep edilmiş,satışlara ait e-faturalar ibraz edilmiştir.HMK 222.madde "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine ibrazına karar verebilir" hükmünü haizdir.Her iki yanın 2017 ve 2018 yıllarında E-defter tuttuğu, her iki yanın ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfında bulunduğu ,2017 yılında 64, 2018 yılında 29 adet toplam 93 adet fatura nedeniyle, davalının satıcılar hesabında davacı alacağında olmak üzere 12.054.869,29-TL borçlandığı ,borca karşılık davalının davacıya 11.052.817-TL ödediği ve 1.002.052,29 TL borç bakiyesi bulunduğu ,tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı belirlenmiştir.

Davalının BA formları getirtilmiş, davalının takip konusu faturalar muhteviyatı malları satın aldığını Vergi Dairesine bildirdiği anlaşılmıştır. BA(Büyük alış) formunda davacıdan mal aldığını Vergi Dairesine bildiren davalının malı/hizmeti teslim aldığının da kabulü gerekir. Yine ; davacı tarafından düzenlenen faturaları teslim alan ve itiraz etmeyen davalının fatura muhteviyatı malları teslim aldığının kabulü gerekir. Davalı vekili,faturalara konu akaryakıtların kendisine teslim edildiğinin kanıtlanamadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de ; iki yıllık süre ile devam eden ticari ilişki içinde teslim alıp itiraz etmeden ticari defterlerine kayıt ettiği faturalar nedeniyle davacı teslimi kanıtlamış olduğundan aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Yine bir sözleşme olmadan bu kapsamda mal alımı yapılmış olamayacağı ileri sürülmüş ise de ; alınan mal karşılığı davalı tarafça 11.009.102,87-TL ödeme yapıldığı gözetildiğinde akdi ilişki olmadan bu miktar ödenmeyeceği de dikkate alınmıştır. Açıklanan nedenlerle ; alacağa dayanak faturaların ve davalının yaptığı ödemelerin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, kayıtların mutabık olduğu ,davalının davacıya 1.002.054,42-TL borçlu bulunduğunun kabulü ile davalıdan tahsiline ve aleyhe istinaf olmadığından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.İstinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalıdan alınması gereken 68.450,33-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 17.112,58‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 51.337,75‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 44-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolunabaşvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.07/04/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.