6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1193 E. 2023/7700 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kaldıraçlı işlem yemin teklif hakkı teminat bonosu açık muvafakat avalist aval ipoteğin kaldırılması takibin durdurulması tapu iptali ve tescil lehdar teminat senedi yemin teklifi bedel iadesi yemin delili ispat külfeti kötüniyet tazminatı bedelsizlik şikayet yemin ikrar ipotek kötü niyet tazminatı muvafakat keşideci bono kefil kötü niyet iflas terkin kötüniyet menfi tespit cy/cy kaydı yükleten (shipper) teminat e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 ... maddesi.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1193 E.  ,  2023/7700 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2022/414 Esas, 2022/287 Karar

DAVACILAR 1....

2.... vekilleri Avukat ...

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının haklarında 39.000,00 TL bedelli bonoya dayalı icra takibi başlattığını, takibe konu edilen bononun davacılardan ...’ın bankadan çekeceği kredi için davalının taşınmazı üzerine ipotek tesis edilmesi nedeniyle teminat olarak boş bir şekilde imzalanarak verildiğini, davalının bu bonoyu doldurarak icra takibi başlattığını, davacıların davalı hakkında yaptığı şikayete ilişkin ceza yargılamasının safhalarında davalının çelişkili ifadeler verdiğini, icra takibi nedeniyle davacıların taşınmazlarının haczedilerek satıldığını, davalı ile davacılar arasında bono düzenlenmesini gerektirecek mal alışverişi olmadığını ileri sürerek, davacıların takibe konu edilen bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, icra takibi neticesinde satışı yapılan taşınmazların satışının ve tapu kaydının iptaline ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu edilen bononun ipotek verilmesi ile bir ilgisinin olmadığını, davalı tarafından davacılara vadeli buğday satışı yapmasından ve borç para vermesinden dolayı düzenlendiğini, bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat külfetinin davacılarda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyarak verdiği 29.11.2019 tarih, 2017/216 E., 2019/405 K. sayılı kararı ile davacıların bononun teminat senedi olduğuna dair iddiasının ancak yazılı delille ispatlanabileceği, davalının davacıların tanık dinlenmesi beyanına açık muvafakatı olmadığı, davacılara yemin teklif hakkının hatırlatıldığı, ancak davacılar vekili tarafından yemin deliline başvurulmayacağının bildirildiği, davanın davacılar tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 08.03.2022 tarihli, 2021/14 E., 2022/1607 K. sayılı kararı ile "davalı lehdar ...'ın 14.12.2012 tarihinde kollukta alınan ifadesinden, bononun lehdar ...'ın davacılar lehine tesis ettiği ipoteğin teminatı olarak verildiği, davacılar tarafından ipoteğin kaldırıldığı, ...'ın ise bonoyu anlaşmaya aykırı olarak davacılardan var olduğunu iddia ettiği alacağı için doldurduğunun anlaşıldığı, bu durum karşısında bononun ipotekle birlikte ve ipoteğin teminati için verildiği ve ipoteğin terkin edilmesiyle bononun bedelsiz kaldığı, davalı ...'ın, anlaşma, özellikle teminat olduğu konu dışında bonoyu kullanma imkanının olmadığı, ayrıca, lehine aval verilen şahsın, bunları defi olarak dermeyan edebilmesinin, aval verenin ise, aynı imkana sahip bulunmamasının işin mahiyetine uymayacağı;

mantığa ... düşeceği, örneğin, lehine aval verilenin borcu ödemiş bulunması gibi, somut olayda, bononun teminat bonosu olması ve asıl borçlu keşidecinin teminat vasfını ortadan kaldıracak işlem yapması, başka bir anlatımla teminat olarak verildiği ipoteği kaldırmakla, borç ödenmiş sayılacağından avalist bakımından da bu defiinin davalıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olduğu, bu nedenlerle tüm bu hususlar değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ''bedelsiz senedi kullanma'' suçlaması nedeniyle 14.12.2012 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde; ''Bende kendilerine bana ait evi ipotek olarak verebileceğimi ancak bunun karşısında bana yazılı bir evrak vermeleri gerektiğini belirttim. Onlarda bana ait işyerinde üçümüzün olduğu bir ortamda borçlusu ..., kefili ... olan bir senet imzalayıp verdiler. Bu senet şu an ... İcra Müdürlüğündedir. Bende bunun karşılığında evimi ipoteğe verdim.'' şeklinde beyanda bulunduğu, her ne kadar daha evvel bu uyuşmazlık hakkında hüküm kurulur iken kollukta sanık olarak ifade veren davalının yanında avukatı olmaksızın ... olduğu bu ifadenin ikrar kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla davacı lehine delil olarak hükme esas alınamayacağı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiş ise de;

bozma ilamına uyulması üzerine yeniden yapılan değerlendirmede, bahse konu kolluk ifadesinin tarafların iş ve işlemleriyle örtüştüğü, şöyle ki davacılarca teminat amacıyla verildiği iddia olunan bu senedin davalı tarafından icraya konulmasının hemen ardından davacıların banka kredisini ödeyerek ev üzerindeki ipoteği kaldırdığı, ayrıca yine bu ipotek ve senetle alakalı davacı tanığı olarak dinlenen ...'ın görgüye dayalı beyanlarının da kollukta verilen ifade ile örtüştüğünden taraflar arasındaki bu senet alışverişinin ev üzerine konulan ipotekle bağlantılı olduğu, açıklanan nedenlerle ve bozma ilamına uyularak davacıların davaya konu senetten ötürü davalıya herhangi bir borçlarının bulunmadığı, açılan davanın menfi tespit istemi olarak değerlendirilmesi nedeniyle bu istemle örtüşmeyen diğer talepler hakkında (taşınır mal bedeli iadesi, tapu iptal tescil istemi) olumlu karar verilmesi mümkün görülmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıların davaya konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatın davalıdan tahsiline, takibin durdurulmasına, dava dilekçesiyle ileri sürülen diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacılara 2007 ve 2008 yıllarında yüklü miktarda buğday sattığını, davaya konu bononun belirtilen satım ilişkisi sebebiyle düzenlendiğini, senedin dava dilekçesinde bahsedilen ipotek işlemiyle bir alakasının bulunmadığını, müvekkilinin 2007 yılına ilişkin işletme defterini kaybettiğini bir vesileyle öğrenen davacıların bu durumdan faydalanmak istediklerini ancak bu durumun vergi hukukuyla ilgili bir mesele olup bonoya bağlanmış alacağı ortadan kaldırmayacağını, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat külfetinin davacılarda olduğunu, müvekkilinin ceza yargılamasındaki ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bononun ipotek işleminin teminatı olarak verildiği sonucuna ulaşmanın mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkili hakkındaki ceza davasının düşme kararıyla sonuçlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 ... maddesi.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990229100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.