6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Temerrüt tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/819 E. 2023/7576 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borç tasfiye protokolü borçlu temerrüdü muarazanın men'i iflas idare memuru kamu alacağı alacaklı temerrüdü eda davası tespit davası protokol usulden reddi hukuki yarar ek tasfiye iflas ıslah yükleten (shipper) temerrüt görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 24.03.2016 tarih, 2014/261 E. ve 2016/269 K. sayılı kararı ile taraflar arasında, İstanbul 6. İdare Mahkemesi nezdinde görülen davada yapılan yargılama sonucunda, mahkemece, dava konusu 03.04.2008 tarih ve 100 sayılı fon kararının kesinleşen kamu alacağının tahsili amacıyla imzalanan protokole davacının uymaması sonucu tesis edildiği, dolayısıyla hukuka ve mevzuata uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, yine taraflar arasında görülen İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 2011/2127 E. 2013/1626 K. sayılı ilamının gerekçesinde de, taraflar arasında 09.05.006 tarihli protokol bağıtlandığı, davacının protokolden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği tespitinin yer aldığı ve anılan tespitin kesinleştiği, zikredilen mahkeme kararlarının içeriğine göre, davacının protokol edimlerini yerine getirmediği, bu nedenle fonun protokolün temerrüt maddesinin uygulamasında hukuka aykırılık bulunmadığının kabulü gerekeceği, kesinleşmiş mahkeme kararıyla saptanan maddi ve hukuki olgulara göre, 09.05.2006 tarihli sözleşmenin uygulanması anlamında davalı ...'nin alacaklı temerrüdünde olduğu, buna karşılık davacının borçlu temerrüdünde bulunmadığının tespitinden bahsedebilmenin mümkün olmadığı, kesinleşen İdare Mahkemesi kararlarınının Adli Yargı Mahkemelerini de bağlayıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 21.01.2019 tarih, 2017/3105 E. ve 2019/517 K. sayılı kararıyla huzurdaki davanın bir tespit davası niteliğinde olduğu göz önüne alınıp, davacının bu şekilde bir tespit davası açmakta güncel ve korunmaya değer bir hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, hukuki yararın varlığının tespiti halinde ise, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle hüküm tesisi gerekirken, idare mahkemesi kararlarının adli yargı mahkemeleri için de bağlayıcı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taraflar arasında 09.05.2006 tarihinde akdedilen Borç Tasfiye Protokolü’nün uygulanması anlamında davalının alacaklı temerrüdü halinde olduğunun, buna karşılık davacının borçlu temerrüdünde bulunmadığının tespitini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin inceleme yapmaksızın sonuca ulaştığını, müvekkilinin borç protokolünün sonlanmasını değil devamını arzuladığını, davalının temerrüdünün tespiti neticesinde yapılan satış işlemleri nedeniyle oluşan zararın ortaya çıkacağını, kimin temerrüde düştüğü belirlendikten sonra eda davası açılacağını, hukuki yararın mevcut olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taraflar arasında 09.05.2006 tarihinde akdedilen Borç Tasfiye Protokolü’nün uygulanması anlamında davalının alacaklı temerrüdü halinde olduğunun, buna karşılık davacının borçlu temerrüdünde bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106 ve 114 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Temerrüt tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3105 E. 2019/517 K.

    Ortak: · dava şartı · Temerrüt tespiti

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/819 E.  ,  2023/7576 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/186 Esas, 2021/870 Karar

Avukat ...

İFLAS İDARE MEMURU ... ...

DAVA TARİHİ

HÜKÜM/KARAR Ret

Taraflar arasındaki tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hakim hissedarı olduğu İktisat […]A.Ş.’nin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 15.03.2001 tarih ve 198 sayılı kararıyla davalıya devredildiğini, müvekkilinin ve şirketler grubunun devirden önce fona devredilmiş olan bir kısım bankalardan kullanmış olduğu krediler nedeniyle, davalının müvekkilinden alacaklı hale geldiğini, anılan borçların tasfiyesi amacıyla taraflar arasında 09.05.2006 tarihinde Borç Tasfiye Protokolü akdedildiğini, müvekkilinin protokol gereği olan edimlerini yerine getirdiği halde, davalının, protokol gereği üzerine düşen edimlerini yerine getirmeyerek alacaklı temerrüdüne düştüğünü, temerrüde düşen taraf kendisi olmasına rağmen müvekkilinin protokol hükümlerini yerine getirmediğinden bahisle temerrüde ilişkin hükümlerin uygulanmasına ve müvekkilinin ve grup şirketlerinin varlıklarını satışına ilişkin aldığı kararla muaraza yarattığını ileri sürerek davalı yanca yaratılan muarazanın haksız ve yersiz olduğu ile taraflar arasındaki protokol doğrultusunda davalının alacaklı temerrüdüne düştüğünün ve müvekkilinin borçlu temerrüdüne düşmemiş olduğu hususlarının tespitini ve muarazanın men’ini talep etmiş, akabinde ...

olduğu ıslah dilekçesiyle, davasını tespit davası olarak tamamen ıslah ettiğini bildirerek, taraflar arasındaki 09.05.2006 tarihli sözleşmenin uygulanması anlamında davalı ...'nin alacaklı temerrüdünde olduğunun, buna karşılık davacının borçlu temerrüdünde bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilince yapılan işlemler ve alınan kararların idari karar mahiyetinde bulunduğundan, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğunu savunarak usul ve esasa ilişkin nedenlerle davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Önceki Karar

Mahkemece 24.03.2016 tarih, 2014/261 E. ve 2016/269 K. sayılı kararı ile taraflar arasında, İstanbul 6. İdare Mahkemesi nezdinde görülen davada yapılan yargılama sonucunda, mahkemece, dava konusu 03.04.2008 tarih ve 100 sayılı fon kararının kesinleşen kamu alacağının tahsili amacıyla imzalanan protokole davacının uymaması sonucu tesis edildiği, dolayısıyla hukuka ve mevzuata uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, yine taraflar arasında görülen İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 2011/2127 E. 2013/1626 K. sayılı ilamının gerekçesinde de, taraflar arasında 09.05.006 tarihli protokol bağıtlandığı, davacının protokolden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği tespitinin yer aldığı ve anılan tespitin kesinleştiği, zikredilen mahkeme kararlarının içeriğine göre, davacının protokol edimlerini yerine getirmediği, bu nedenle fonun protokolün temerrüt maddesinin uygulamasında hukuka aykırılık bulunmadığının kabulü gerekeceği, kesinleşmiş mahkeme kararıyla saptanan maddi ve hukuki olgulara göre, 09.05.2006 tarihli sözleşmenin uygulanması anlamında davalı ...'nin alacaklı temerrüdünde olduğu, buna karşılık davacının borçlu temerrüdünde bulunmadığının tespitinden bahsedebilmenin mümkün olmadığı, kesinleşen İdare Mahkemesi kararlarınının Adli Yargı Mahkemelerini de bağlayıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 21.01.2019 tarih, 2017/3105 E. ve 2019/517 K. sayılı kararıyla huzurdaki davanın bir tespit davası niteliğinde olduğu göz önüne alınıp, davacının bu şekilde bir tespit davası açmakta güncel ve korunmaya değer bir hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, hukuki yararın varlığının tespiti halinde ise, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle hüküm tesisi gerekirken, idare mahkemesi kararlarının adli yargı mahkemeleri için de bağlayıcı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taraflar arasında 09.05.2006 tarihinde akdedilen Borç Tasfiye Protokolü’nün uygulanması anlamında davalının alacaklı temerrüdü halinde olduğunun, buna karşılık davacının borçlu temerrüdünde bulunmadığının tespitini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin inceleme yapmaksızın sonuca ulaştığını, müvekkilinin borç protokolünün sonlanmasını değil devamını arzuladığını, davalının temerrüdünün tespiti neticesinde yapılan satış işlemleri nedeniyle oluşan zararın ortaya çıkacağını, kimin temerrüde düştüğü belirlendikten sonra eda davası açılacağını, hukuki yararın mevcut olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taraflar arasında 09.05.2006 tarihinde akdedilen Borç Tasfiye Protokolü’nün uygulanması anlamında davalının alacaklı temerrüdü halinde olduğunun, buna karşılık davacının borçlu temerrüdünde bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106 ve 114 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990191800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.