6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3546 E. 2023/7553 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki belgesi husumet itirazı ihbar olunan usuli kazanılmış hak davanın açılmamış sayılması hakkaniyet yargılama giderleri açılmamış sayılma üçüncü kişi kazanılmış hak kötü niyet tazminatı tmsf yenileme kaldırma ve yeniden hüküm protokol kötü niyet ihbar bilirkişi incelemesi haksız fiil yetki ihtarname dosya masrafı yetkisizlik kararı yasal faiz yükleten (shipper) dahili dava zamanaşımı teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2021/124 E., 2021/685 K.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... A.Ş. Şanlıurfa Şubesinde 30.11.2000 tarihinde vadeli ve vadesiz Türk Lirası ve ... Doları cinsinden hesap açtırdığını, açtırmış olduğu bu hesaplara 5.000.000.00 YTL (5 TL) civarında para yatırdığını, 2001 yılı sonuna kadar hesaplarını kullandığını, ...'ın davalı bankaya devredildiğini, davalı banka ile yapılan yazışmalar sonucunda ...'ta davacıya ait hesabın bulunmadığının, hesaptaki paraların davacının yazılı talimatı üzerine eski eşi dava dışı ... ...'e verilerek hesapların kapatıldığının bildirildiğini, davalının para çekme yetkisi olmayan kişiye ödeme yaptığını, davacının eski eşine talimat vermediğini, 1983 yılında eşinden boşandığını, dilekçede ''eşim ... ... yetkilidir'' ifadesinin mevcut olduğunu ancak imzanın davacının kızlık soyadı ile atıldığını, bu çelişkiyi incelemeyen şubede mevcut bulunan imza örneği ile aradaki bariz farklılığı dikkate almayan bankasının ağır kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; işlemin 2000 yılında gerçekleştiğini, hesabın 02.05.2001 yılında kapatıldığı dikkate alındığında ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilen dosyada dava tarihinin 01.07.2011 olduğu dikkate alındığında davanın zamanaşımına uğradığını, yasal süresi içerisinde yenilenmemekle açılmamış sayıldığından davayı yasal süresinde ikame etmediği, dava konusu yapılan işlemin 2000 yılında gerçekleştiğini, daha önce davacı tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacının 02.01.2001 tarihli talimatla ilk eşi ... ...'i yetkili kıldığını, hesabın 02.05.2001 tarihinde davacının eski eşi ... ... tarafından kapatıldığını, ... A.Ş.'nin davalıya devir tarihi olan 2004 yılından itibaren herhangi bir işlem yapılmadığını, dava konusu ihtilafın devriden önceki döneme ait olduğunu, bu nedenle davanın TMSF'ye ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının husumet itirazına yönelik olarak, ...'ın ...'na devrini düzenleyen protokolün 5 ... maddesinin f bendi gereğince ''üçüncü şahıslar ile ilgili hukuki ilişkilerden ve sözleşmelerden ... her türlü dava ve takiplerden doğacak tüm yükümlülüklerden ve bunlara ilişkin olarak intikal etmiş veya edecek her türlü dava, takip vb. İşlemlerin sonuçlarından masraflar dahil olmak üzere TMSF'nin sorumlu olduğu''nun düzenlediğini, ancak taraflar arasındaki protokolün tarafların borçtan kaynaklanan iç sorumluluklarına ilişkin iç ilişkilerini düzenler mahiyette olduğu, bu nedenle üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemeyeceğinin değerlendirildiği, davacının verdiği iddia edilen yazılı ve imzalı yetki belgesine ilişkin olarak, Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan 22.07.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporu ile yetki belgesi üzerindeki imzanın davacının el ürünü olmadığına dair görüş bildirdiği, 14.12.2018 tarihli bilirkişi raporunun 7 nci sayfasında Bankacılık Usul ve Esaslarına göre talimatı veren şahsın banka personelinin huzurunda talimatı imzalaması gerektiği, davalı bankanın usul ve esaslara aykırı hareket etmesi, kusurlu eylemi sebebiyle davacının zararının doğmasına sebep olduğunun belirtildiği, bu sebeple davalı bankanın kusurlu olduğu, davacının hesabından davalı bankanın kusurlu eylemi sonucu 02.05.2001 tarihi itibari ile 29.991,81 USD ile 10.847,52 TL para çekildiği, mahkeme dosyasına sunulan 23.08.2019 tarihli bilirkişi raporu ile 10.847,52 TL çekildiği tarihteki kur üzerinde ... dolarına çevrildiği, 15.671,23 USD karşılığı olduğunun bulunduğu, yine davacının bankadaki dolar mevduatı olan 29.991,81 USD ile toplandığı ve davacının toplam 45.753,04 USD parasının bulunduğunun belirlendiği, belirlenen para miktarı dava tarihindeki kur üzerinde Türk Lirasına çevrilerek 165.168,47 TL olarak davacının alacak miktarı bulunduğu, bilirkişi heyetinin bu hesaplamasının somut verilere dayalı, denetlenebilir ve dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilerek hükme esas alınmasında sakınca görülmediği, davanın kabulü ile 165.168,47 TL nin dava tarihininden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ... olduğu kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının hesaplarından haberdar olduğu ve kendi el yazısı ile eşi olan ... ... lehine talimat ... olduğunun açık ve net bir şekilde kayıtlarda yer aldığını, banka kayıtlarında davacının eşi (sonradan boşanmış) ... ... tarafından davacının hesaplarında giriş çıkışlar yapmış olduğunun görüldüğünü, davacının eski eşinin, davacının banka hesaplarına para giriş çıkışını bilmesinin düşündürücü olduğunu, davacının da bu işlemleri reddetmediğini, davacının müvekkili banka aleyhine dava açtığını ancak eski eşi ... ...’e karşı herhangi bir yasal işlemde bulunmadığını, yerel mahkemece eski eşin tanık olarak dinlenmediğini ve ve talimattaki işlemler ve imzalar yönünden işlem yapılmadığını, ayrıca dosyanın birden fazla bilirkişi incelemesine tabi tutulduğunu, İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/68 talimat sayılı dosyasından alınan bilirkişi heyeti raporunda, davada, müvekkili bankanın sorumluluğu ve taraf sıfatının bulunmadığının belirtildiğini, ...'ın devir sözleşmesi nedeni ile davacının ...'taki hesapları ile ilgili 3 üncü kişi sıfatı olması sebebiyle davanın da taraf olarak TMSF'ye yöneltilmesi gerektiğini, dosyada farklı bilirkişi heyetlerince alınan raporlar ve raporlar içerisinde farklı görüşlerin de dikkate alınması gerekirken mahkemenin sadece bir bilirkişi raporuna bağlı kalınarak karar vermesinin hakkaniyet ve hukuk kuralları ile bağdaşmadığını, davacı ile müvekkili banka arasında hiçbir bankacılık ve hukuki ilişkinin bulunmadığını, davacının hesaplarının bulunduğu ...'taki hareketliliğin davacının deyimi ile 2001 yılına kadar devam ettiğini, sonrasında bu hesabın davacının eski eşi ... ... tarafından kullanıldığının ileri sürüldüğünü, ancak ... T.A.Ş.'nin, Türkiye ... A.Ş.'ye devrinin 2004 yılının sonunda gerçekleştiğini, ...'ın mudileri arasında meydana gelecek tüm uyuşmazlıkların muhatabının TMSF olduğunun açıkça sözleşmede yer aldığını, müvekkilinin muhatabı olmadığı zararlardan sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, açıklanan bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafından kötü niyetle açıldığı muhtemel olduğundan % 20 kötü niyet tazminatının, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece, dava dışı ... ... tarafından çekilen 10.097.526,03 eski TL ile başka bir hesaba gönderilen 750.000.000 eski TL'nin (altı sıfır atıldığında toplam 10.847,53 TL) hareket tarihi itibariyle USD'ye çevrildiğinde 15.761,23 USD'ye tekabül ettiği, bu miktarın dava dışı ... ... tarafından hesaptan çekilen 29.991,81 USD ile toplandığında 45.753,04 USD ettiği, 45.753,04 USD dava tarihindeki kurdan (3,61 TL) TL'ye çevrildiğinde 165.168,47 TL'ye karşılık geldiği belirtilerek 165.168,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verildiği, hesaptan çekildiği ... olan 29.991,81 USD'nin davacı vekilinin talebi doğrultusunda dava tarihindeki kurdan TL'ye çevrilerek (29.991,81*3,61=108.270,43 TL) davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru ise de, davacının TL hesabından çekilen 10.847,53 TL'nin, çekildiği tarih itibariyle USD'ye ve dava tarihi itibariyle tekrar TL'ye çevrilerek tahsiline karar verilmesinin hiçbir yasal dayanağı olmadığı, bir an için 10.847,53TL'ye haksız fiil tarihinden itibaren faiz işletilmesi düşünülebilecek ise de, gerek dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmesi ve gerekse de mahkemece dava tarihinden itibaren yasal faize ilişkin olarak verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmemesi, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne 119.117,96 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kanser hastası olması ve gelecek parayı tedavi masraflarında kullanacağından bir an evvel kararın onanması için ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmediklerini, ancak istinaf mahkemesi tarafından hükmedilen 119.117,96 TL nin hatalı olduğunu, müvekkilinin zararının bilirkişi tarafından eksik hesaplandığını, bilirkişinin dosya kapsamında bulunan hesap hareketlerini incelemesi, hesapta bulunan ve haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın saptanması, bu zararın enflasyon ana para faizi gibi ekonomik verilerle de kalem kalem ve ayrı olasılıklar dikkate alınmak suretiyle tespit edilmesi sonucunda bir rapor tanzim edilmesi gerektiğini, zira 3 rapor tanzim edildiğini, her raporun sonucunun farklı olduğunu, mahkemenin 23.08.2019 tarihli raporu nazara alarak hüküm kurduğunu, müvekkilinin hesabından izni dışında çekilen 29.991,81 USD ve 10.847,53 TL meblağın çekilme tarihinden dava tarihine kadar işleyecek enflasyon farkı ve yasal faizi dışında bile yaklaşık 190.000,00 TL'ye tekabül ediyor iken bilirkişi tarafından hesap edilen meblağın gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının eşine talimatlar verdiğinin açık ve net olarak kayıtlarda yer aldığını, davacının eski eşinin davacının hesaplarında giriş çıkışlar yaptığının görüldüğü, davacının bunlara itiraz etmediği, eski eşi hakkından herhangi bir yasal işlem başlatmadığını, kendilerinin taraf sıfatı bulunmadığını, ...'taki hareketliliğin davacının deyimi ile 2001 yılına kadar devam ettiği, ancak devir işleminin 2004 yılının sonunda gerçekleştiği, husumetin TMSF'ye yöneltilmesi gerektiğini, zira muhatabın TMSF olduğunun açıkça sözleşmede yer aldığı, dosyanın birden fazla bilirkişi incelemesine tabi tutulduğunu, bilirkişi raporlarındaki farklı görüşler dikkate alınmadan karar verildiğini, 23.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacının hesaplara ait bilgiyi davalıdan almış olduğu hesap ekstresi ile öğrendiği dosyadaki belgelerden tespit edildiği, davacının noter aracılığı ile göndermiş olduğu ihtarnamede hesap cüzdanını kaybettiğini beyan ettiği, ancak 19.04.2010 tarihli dilekçesinde hesap cüzdanlarını 2002 yılında ... şubesine araştırılmak üzere teslim ettiğini beyan etmesinin çelişkili olduğunu, davacının hesap hareketleri hakkında bilgisi olmadığı halde eski eşinin hesap hareketlerinin yakından takip ettiği kanaati oluştuğu, eski eşinin bu bilgileri nasıl bildiği dosyada mevcut olmadığından eski eşinde bilgi ve görüşlerine ihtiyaç duyulduğu yönünde görüş bildirildiği, bilirkişi raporunda da muhatabın TMSF olduğuna dair kanaat oluştuğunun bildirildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacı tarafından yatırılan paranın yetkisiz üçüncü kişiye ödenmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4726 E. 2021/4470 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3546 E.  ,  2023/7553 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/26 Esas, 2022/514 Karar

İHBAR OLUNAN ... (TMSF)

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ Şanlıurfa 1. Tüketici Mahkemesi

SAYISI 2021/124 E., 2021/685 K.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... A.Ş. Şanlıurfa Şubesinde 30.11.2000 tarihinde vadeli ve vadesiz Türk Lirası ve ... Doları cinsinden hesap açtırdığını, açtırmış olduğu bu hesaplara 5.000.000.00 YTL (5 TL) civarında para yatırdığını, 2001 yılı sonuna kadar hesaplarını kullandığını, ...'ın davalı bankaya devredildiğini, davalı banka ile yapılan yazışmalar sonucunda ...'ta davacıya ait hesabın bulunmadığının, hesaptaki paraların davacının yazılı talimatı üzerine eski eşi dava dışı ... ...'e verilerek hesapların kapatıldığının bildirildiğini, davalının para çekme yetkisi olmayan kişiye ödeme yaptığını, davacının eski eşine talimat vermediğini, 1983 yılında eşinden boşandığını, dilekçede ''eşim ...

... yetkilidir'' ifadesinin mevcut olduğunu ancak imzanın davacının kızlık soyadı ile atıldığını, bu çelişkiyi incelemeyen şubede mevcut bulunan imza örneği ile aradaki bariz farklılığı dikkate almayan bankasının ağır kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; işlemin 2000 yılında gerçekleştiğini, hesabın 02.05.2001 yılında kapatıldığı dikkate alındığında ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilen dosyada dava tarihinin 01.07.2011 olduğu dikkate alındığında davanın zamanaşımına uğradığını, yasal süresi içerisinde yenilenmemekle açılmamış sayıldığından davayı yasal süresinde ikame etmediği, dava konusu yapılan işlemin 2000 yılında gerçekleştiğini, daha önce davacı tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacının 02.01.2001 tarihli talimatla ilk eşi ... ...'i yetkili kıldığını, hesabın 02.05.2001 tarihinde davacının eski eşi ... ... tarafından kapatıldığını, ... A.Ş.'nin davalıya devir tarihi olan 2004 yılından itibaren herhangi bir işlem yapılmadığını, dava konusu ihtilafın devriden önceki döneme ait olduğunu, bu nedenle davanın TMSF'ye ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının husumet itirazına yönelik olarak, ...'ın ...'na devrini düzenleyen protokolün 5 ... maddesinin f bendi gereğince ''üçüncü şahıslar ile ilgili hukuki ilişkilerden ve sözleşmelerden ... her türlü dava ve takiplerden doğacak tüm yükümlülüklerden ve bunlara ilişkin olarak intikal etmiş veya edecek her türlü dava, takip vb. İşlemlerin sonuçlarından masraflar dahil olmak üzere TMSF'nin sorumlu olduğu''nun düzenlediğini, ancak taraflar arasındaki protokolün tarafların borçtan kaynaklanan iç sorumluluklarına ilişkin iç ilişkilerini düzenler mahiyette olduğu, bu nedenle üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemeyeceğinin değerlendirildiği, davacının verdiği iddia edilen yazılı ve imzalı yetki belgesine ilişkin olarak, Şanlıurfa 2.

Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan 22.07.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporu ile yetki belgesi üzerindeki imzanın davacının el ürünü olmadığına dair görüş bildirdiği, 14.12.2018 tarihli bilirkişi raporunun 7 nci sayfasında Bankacılık Usul ve Esaslarına göre talimatı veren şahsın banka personelinin huzurunda talimatı imzalaması gerektiği, davalı bankanın usul ve esaslara aykırı hareket etmesi, kusurlu eylemi sebebiyle davacının zararının doğmasına sebep olduğunun belirtildiği, bu sebeple davalı bankanın kusurlu olduğu, davacının hesabından davalı bankanın kusurlu eylemi sonucu 02.05.2001 tarihi itibari ile 29.991,81 USD ile 10.847,52 TL para çekildiği, mahkeme dosyasına sunulan 23.08.2019 tarihli bilirkişi raporu ile 10.847,52 TL çekildiği tarihteki kur üzerinde ...

dolarına çevrildiği, 15.671,23 USD karşılığı olduğunun bulunduğu, yine davacının bankadaki dolar mevduatı olan 29.991,81 USD ile toplandığı ve davacının toplam 45.753,04 USD parasının bulunduğunun belirlendiği, belirlenen para miktarı dava tarihindeki kur üzerinde Türk Lirasına çevrilerek 165.168,47 TL olarak davacının alacak miktarı bulunduğu, bilirkişi heyetinin bu hesaplamasının somut verilere dayalı, denetlenebilir ve dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilerek hükme esas alınmasında sakınca görülmediği, davanın kabulü ile 165.168,47 TL nin dava tarihininden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ... olduğu kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının hesaplarından haberdar olduğu ve kendi el yazısı ile eşi olan ... ... lehine talimat ... olduğunun açık ve net bir şekilde kayıtlarda yer aldığını, banka kayıtlarında davacının eşi (sonradan boşanmış) ... ... tarafından davacının hesaplarında giriş çıkışlar yapmış olduğunun görüldüğünü, davacının eski eşinin, davacının banka hesaplarına para giriş çıkışını bilmesinin düşündürücü olduğunu, davacının da bu işlemleri reddetmediğini, davacının müvekkili banka aleyhine dava açtığını ancak eski eşi ... ...’e karşı herhangi bir yasal işlemde bulunmadığını, yerel mahkemece eski eşin tanık olarak dinlenmediğini ve ve talimattaki işlemler ve imzalar yönünden işlem yapılmadığını, ayrıca dosyanın birden fazla bilirkişi incelemesine tabi tutulduğunu, İstanbul 24.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/68 talimat sayılı dosyasından alınan bilirkişi heyeti raporunda, davada, müvekkili bankanın sorumluluğu ve taraf sıfatının bulunmadığının belirtildiğini, ...'ın devir sözleşmesi nedeni ile davacının ...'taki hesapları ile ilgili 3 üncü kişi sıfatı olması sebebiyle davanın da taraf olarak TMSF'ye yöneltilmesi gerektiğini, dosyada farklı bilirkişi heyetlerince alınan raporlar ve raporlar içerisinde farklı görüşlerin de dikkate alınması gerekirken mahkemenin sadece bir bilirkişi raporuna bağlı kalınarak karar vermesinin hakkaniyet ve hukuk kuralları ile bağdaşmadığını, davacı ile müvekkili banka arasında hiçbir bankacılık ve hukuki ilişkinin bulunmadığını, davacının hesaplarının bulunduğu ...'taki hareketliliğin davacının deyimi ile 2001 yılına kadar devam ettiğini, sonrasında bu hesabın davacının eski eşi ...

... tarafından kullanıldığının ileri sürüldüğünü, ancak ... T.A.Ş.'nin, Türkiye ... A.Ş.'ye devrinin 2004 yılının sonunda gerçekleştiğini, ...'ın mudileri arasında meydana gelecek tüm uyuşmazlıkların muhatabının TMSF olduğunun açıkça sözleşmede yer aldığını, müvekkilinin muhatabı olmadığı zararlardan sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, açıklanan bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafından kötü niyetle açıldığı muhtemel olduğundan % 20 kötü niyet tazminatının, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece, dava dışı ... ... tarafından çekilen 10.097.526,03 eski TL ile başka bir hesaba gönderilen 750.000.000 eski TL'nin (altı sıfır atıldığında toplam 10.847,53 TL) hareket tarihi itibariyle USD'ye çevrildiğinde 15.761,23 USD'ye tekabül ettiği, bu miktarın dava dışı ... ... tarafından hesaptan çekilen 29.991,81 USD ile toplandığında 45.753,04 USD ettiği, 45.753,04 USD dava tarihindeki kurdan (3,61 TL) TL'ye çevrildiğinde 165.168,47 TL'ye karşılık geldiği belirtilerek 165.168,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verildiği, hesaptan çekildiği ... olan 29.991,81 USD'nin davacı vekilinin talebi doğrultusunda dava tarihindeki kurdan TL'ye çevrilerek (29.991,81*3,61=108.270,43 TL) davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru ise de, davacının TL hesabından çekilen 10.847,53 TL'nin, çekildiği tarih itibariyle USD'ye ve dava tarihi itibariyle tekrar TL'ye çevrilerek tahsiline karar verilmesinin hiçbir yasal dayanağı olmadığı, bir an için 10.847,53TL'ye haksız fiil tarihinden itibaren faiz işletilmesi düşünülebilecek ise de, gerek dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmesi ve gerekse de mahkemece dava tarihinden itibaren yasal faize ilişkin olarak verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmemesi, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne 119.117,96 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kanser hastası olması ve gelecek parayı tedavi masraflarında kullanacağından bir an evvel kararın onanması için ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmediklerini, ancak istinaf mahkemesi tarafından hükmedilen 119.117,96 TL nin hatalı olduğunu, müvekkilinin zararının bilirkişi tarafından eksik hesaplandığını, bilirkişinin dosya kapsamında bulunan hesap hareketlerini incelemesi, hesapta bulunan ve haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın saptanması, bu zararın enflasyon ana para faizi gibi ekonomik verilerle de kalem kalem ve ayrı olasılıklar dikkate alınmak suretiyle tespit edilmesi sonucunda bir rapor tanzim edilmesi gerektiğini, zira 3 rapor tanzim edildiğini, her raporun sonucunun farklı olduğunu, mahkemenin 23.08.2019 tarihli raporu nazara alarak hüküm kurduğunu, müvekkilinin hesabından izni dışında çekilen 29.991,81 USD ve 10.847,53 TL meblağın çekilme tarihinden dava tarihine kadar işleyecek enflasyon farkı ve yasal faizi dışında bile yaklaşık 190.000,00 TL'ye tekabül ediyor iken bilirkişi tarafından hesap edilen meblağın gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının eşine talimatlar verdiğinin açık ve net olarak kayıtlarda yer aldığını, davacının eski eşinin davacının hesaplarında giriş çıkışlar yaptığının görüldüğü, davacının bunlara itiraz etmediği, eski eşi hakkından herhangi bir yasal işlem başlatmadığını, kendilerinin taraf sıfatı bulunmadığını, ...'taki hareketliliğin davacının deyimi ile 2001 yılına kadar devam ettiği, ancak devir işleminin 2004 yılının sonunda gerçekleştiği, husumetin TMSF'ye yöneltilmesi gerektiğini, zira muhatabın TMSF olduğunun açıkça sözleşmede yer aldığı, dosyanın birden fazla bilirkişi incelemesine tabi tutulduğunu, bilirkişi raporlarındaki farklı görüşler dikkate alınmadan karar verildiğini, 23.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacının hesaplara ait bilgiyi davalıdan almış olduğu hesap ekstresi ile öğrendiği dosyadaki belgelerden tespit edildiği, davacının noter aracılığı ile göndermiş olduğu ihtarnamede hesap cüzdanını kaybettiğini beyan ettiği, ancak 19.04.2010 tarihli dilekçesinde hesap cüzdanlarını 2002 yılında ...

şubesine araştırılmak üzere teslim ettiğini beyan etmesinin çelişkili olduğunu, davacının hesap hareketleri hakkında bilgisi olmadığı halde eski eşinin hesap hareketlerinin yakından takip ettiği kanaati oluştuğu, eski eşinin bu bilgileri nasıl bildiği dosyada mevcut olmadığından eski eşinde bilgi ve görüşlerine ihtiyaç duyulduğu yönünde görüş bildirildiği, bilirkişi raporunda da muhatabın TMSF olduğuna dair kanaat oluştuğunun bildirildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacı tarafından yatırılan paranın yetkisiz üçüncü kişiye ödenmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Davacı temyizi yönünden;

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,

B. Davalı Temyizi yönünden;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990188400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.