Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3214 E. 2023/7164 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ciro primi↗ dürüstlük ilkesi↗ ahde vefa ilkesi↗ ahde vefa↗ vade farkı↗ iskonto↗ prim alacağı↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ istinaf sebebi↗ takas-mahsup↗ bekletici mesele↗ takas↗ mutabakat↗ kamu düzenine aykırılık↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ sözleşmeye aykırılık↗ basiretli tacir↗ ciro↗ cezai şart↗ ek prim↗ dürüstlük kuralı↗ mahsup↗ fesih↗ kamu düzeni↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ esastan ret↗ fatura↗ taahhütname↗ ihtarname↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/312 E., 2019/885 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirket ile müvekkili şirketin ... yıllardır ticari ilişki içerisinde olduğunu, müvekkili şirketin, 10.10.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ile bölgesinde davalının bayiliğini yaptığını, davalı tarafça 29.01.2018 tarihinde bayilik sözleşmesinin feshine yönelik ihtarname göndererek bayilik sözleşmesini ihtarnamenin tebliği itibariyle sonlandırdığının bildirildiğini, bayilik sözleşmesi süresince ve devam eden yıllarda, her ciro dönemi için bir sonraki yılın Şubat-Mart aylarında kesilen ciro prim bedeline ilişkin fatura üzerine davalı tarafından malen ödendiğini, bayi ciro prim uygulaması ve oranlarının davalı şirket tarafından bayilere bildirildiğini 01.01.2017-31.12.2017 tarihleri arasında müvekkili şirketin KDV hariç 1.530.292,38 TL ciro yaptığını, bayi ciro prim uygulaması sirkülerine göre %6'lık ciro prim dilimi içerisine girdiğini, ancak davalı tarafça sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle ödeme yapılmadığını, 108.344,73 TL ciro pirim bedelinin 28.02.2018 tarihli fatura ile faturalandırılarak davalı şirkete gönderildiğini, davalı tarafça faturanın iade edildiğini, davalı tarafın bayilik sözleşmesinin devam ettiği 2017 yılına ilişkin ciro prim bedelini ödemekten kaçınmasının ticari örf ve adetlere uygun olmadığını belirterek, 2017 yılına ilişkin ciro prim bedeli olan 108.344,73 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın ileri sürdüğü iddiaların kötü niyetli ve haksız olup gerçeği yansıtmadığını, davacının bayilik anlaşması gereği yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, davacının dürüstlük ilkesine aykırı faaliyetlerde bulunduğu ve basiretli bir tacir gibi hareket etmediği gerekçesiyle müvekkili tarafından 29.01.2018 tarihinde bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, davacı firma ile yapılan görüşmelerde, bayi ziyaretleri sırasında defalarca dile getirilmesine rağmen rakip firmaların ürünlerini satmaya devam ettiği ve iyi niyeti açıkça suistimal ettiğinin ihtar edildiğini, ayrıca "emutfakci.com" adresindeki internet sitesinde "Öztiryakiler" ürünleriyle ilgili müvekkili şirket genel satış prensiplerine ve Türkiye genelinde uygulanan fiyat politikalarına aykırı net fiyat ve ... iskonto oranları yazıldığı, bu durum ve davranışların taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesine aykırı olduğu gibi müvekkilini, Türkiye çapında satış yapan firmalar nezdinde zor durumda bıraktığı ve zarar uğrattığının aynı ihtarname ile davaca yana bildirildiğini, bayilik sözleşmesine aykırı fiil ve faaliyetlerde bulunan ve tüm uyarılara rağmen bu faaliyetlerine devam etmekte ısrar eden davacıya ödenmesi gereken tahakkuk etmiş veya edecek bir bedel olmadığını, davacı yanın iddialarının aksine müvekkilinin davacıdan dava tarihi itibariyle 57.528,14 TL alacaklı konumda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 15 ... maddesinde zamanında ödenmeyen faturalar için cari banka kredi faiz üzerinden vade farkı tahakkuk ettirileceği hükmünün yer aldığını, gecikilen ödemeler için davacıya vade farkı tahakkuk ettirildiğini, bu sebeple müvekkilinin davacıdan 57.528,14 TL alacaklı olduğunu, alacağın ödenmesinin 07.03.2018 tarihli ihtarname ile davacı ihtar edildiğini belirterek, davanın reddine, aksi kanaat halinde alacaklı oldukları 57.528,14 TL'nin takas ve mahsubuna karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı şirketin Öztiryakiler firması ile bayilik sözleşmesi imzaladığı ve ondan mal tedarik etmesi gerektiği fakat daha önceki yıllarda da dava konusu edilen yıla göre daha fazla rakip firmalardan mal tedarik ettiği, 2014-2015-2016 yıllarında da rakip firmalardan mal almasına karşılık Öztiryakiler ile karşılıklı mutabakat yaparak ciro prim faturalarının kesildiği, davacı ... Endüstriler'in bulaşık makinası alış ve satışlarında örnekleme alarak hazırlanan kâr zarar durumuna göre %43 oranında kârlılık ve satış yaptığı, düşük kâr marjı ile satışları bulunmadığı, esas olarak davalının sözleşmeyi haksız rekabet nedeniyle haklı feshettiğinin değerlendirildiği ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 9.3 üncü maddesi hükmünün bir cezaî şart niteliğinde olduğu ve davalının daha önce de cezai şart uygulama imkanı varken 3 yıl boyunca uygulamayarak artık davacının rakip firma ürünlerini de satın alması halinde cezai şart hükmünü uygulamayacağı yönünde davacıda haklı bir ... oluşturduğu, böylece 9.3 üncü maddesi hükmünün taraflar arasındaki uygulama ile zımnen revize edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, cezai şartın değişen şartlara göre yürürlüğe konmasının taraflar arasındaki dengeyi bozacağı ve somut olayda tehdit aracı olarak kullanılmaya çalışıldığı ve aynı uygulama devam ederken davalının daha önce uygulamadığı hükmü, cezai şart hükmünü uygulayarak davacının hak kazandığı ciro prim alacağını ödemekten kaçınmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesindeki dürüstlük kurallarına aykırı olarak değerlendirildiği, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı kullanımı hukuken koruma alanı bulamayacağı, bu itibarla, davalının cezai şart hükmünü uygulayamayacağı ve davacının 2017 yılına ilişkin ciro prim alacağını talep edebileceği değerlendirilmekle, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının bayilik sözleşmesinin, bayilik sözleşmesinde belirlenen şartlara uymaması, sözleşmeye aykırı faaliyetlerde bulunması ve tüm uyarılara rağmen bu faaliyetlerine devam etmekte ısrar etmesi sebebiyle haklı sebebe dayanılarak feshedildiğini, sözleşmesinin 9 uncu maddesinde hüküm altına alındığı üzere davacının ciro primi ve diğer bayilik avantajlarından yararlandırılmadığını, müvekkili tarafından keyfilikten uzak ve feshin son çare olması ilkesine uygun olarak öncelikle somut tedbirler alma yoluna gidildiğini ve bu doğrultuda doğrudan fesih kararı almak yerine öncelikle ürün sevkiyatlarının durdurulduğunu ve bayinin teklif taleplerine cevap verilmeyeceği hususunun gerek sözlü gerek e-mail aracılığıyla bildirildiğini, dosyaya sunulan e-maillerde görüleceği üzere gerekli değişikliklerin yapılması ve kendilerine bilgi verilmesi halinde çalışmalarına tekrar başlanabileceğinin bildirildiğini ve bayilik ilişkisinin her daim devam ettirilmesi için gereken çabanın müvekkili tarafından gösterildiğini, tüm uyarılara rağmen davacı ihlallerine devam ettiğinden (rakip firma ürünlerini satmaya devam edildiği ve internet satış sayfasında gerekli düzenlemeler yapılmadığı için) bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından feshedildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından internet sitesi üzerinden yapılan satışların haksız rekabet oluşturduğu hususunun gözden kaçırıldığını, kararın gerekçesinde bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmadığını, bu nedenle eksik değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın kabulü kararının doğru olmadığını, davacı tarafa ödeneceği taahhüt edilen sözleşmesel ve yazılı herhangi bir ciro primi de bulunmadığını, davacının “dürüstlük ilkesi” ve bu ilkenin alt ilkeleri olan “ahde vefa ilkesi” ve “... ilkesi”ne aykırı faaliyet ve davranışları düşünüldüğünde davacının alacaklı olduğunun kabulünün, davacının hukuka aykırı davranışlarının korunması anlamına geldiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının sözleşmeye aykırılık oluşturduğu savunulan eylemlerinin davalı tarafça bilinmesine rağmen sözleşmenin feshedilmediği ve tahakkuk eden ciro primlerinin ödendiği, aynı uygulama devam ederken davalının daha önce uygulamadığı cezai şart hükmünü uygulayarak davacının hak kazandığı ciro prim alacağını ödemekten kaçınmasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği, davalının takas mahsup talebi hakkında mahkemece bir karar verilmemiş ise de, bu husus istinaf sebebi yapılmadığından ve kamu düzenine ilişkin de olmadığından, belirtilen hususun kararın kaldırılmasını gerekmediği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle ve İlk derece mahkemesinin müvekkilin takas mahsup savunması konusunda herhangi bir değerlendirme yapmamasının, mahkeme kararlarının gerekçeli olması ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiği, ayrıca bu hususun karara etki eden eksiklik niteliğinde olduğunu, takas mahsup savunması üzerinde durularak gerektiğinde bekletici mesele yapılmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13278 E. 2011/1302 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ekleme alarak hazırlanan kâr zarar durumuna göre %43 oranında kârlılık ve satış yaptığı, düşük kâr marjı ile satışları bulunmadığı, esas olarak davalının sözleşmeyi «haksız rekabet» nedeniyle haklı feshettiğinin değerlendirildiği ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 9.3 üncü maddesi hükmünün bir cezaî şart niteliğinde olduğu ve davalının daha önce de «cezai şart» uygulama imkanı varken 3 yıl boyunca uygulamayarak artık davacının rakip firma ürünlerini de satın alması halinde cezai şart hükmünü uygulamayacağı yönünde davacıda haklı bir ... oluşturduğu, böylece 9.3 üncü maddesi hükmünün taraflar arasındaki uygulama ile zımnen revize edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, cezai şartın değişen şartlara göre yürürlüğe konmasının taraflar arasındaki dengeyi bozacağı ve somut olayda tehdit aracı olarak kullanılmaya çalışıldığı ve aynı uygulama devam ederken davalının daha önce uygulamadığı hükmü, cezai şart hükmünü uygulayarak davacının hak kazandığı «ciro prim alacağını» ödemekten kaçınmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesindeki «dürüstlük kurallarına» aykırı olarak değerlendirildiği, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı kullanımı hukuken koruma alanı bulamayacağı, bu itibarla, davalının cezai şart hükmünü uygulay …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «bayilik sözleşmesinin», bayilik sözleşmesinde belirlenen şartlara uymaması, sözleşmeye aykırı faaliyetlerde bulunması ve tüm uyarılara rağmen bu faaliyetlerine devam etmekte ısrar etmesi sebebiyle haklı «sebebe» dayanılarak feshedildiğini, sözleşmesinin 9 uncu maddesinde hüküm altına alındığı üzere davacının «ciro primi» ve diğer bayilik avantajlarından yararlandırılmadığını, müvekkili tarafından keyfilikten uzak ve feshin «son» çare olması ilkesine uygun olarak öncelikle somut tedbirler alma yoluna gidildiğini ve bu doğrultuda doğrudan «fesih» kararı almak yerine öncelikle ürün sevkiyatlarının durdurulduğunu ve bayinin teklif taleplerine cevap verilmeyeceği hususunun gerek sözlü gerek e-mail aracılığıyla bildirildiğini, dosyaya sunulan e-maillerde görüleceği üzere gerekli değişikliklerin yapılması ve kendilerine bilgi verilmesi halinde çalışmalarına tekrar başlanabileceğinin bildirildiğini ve bayilik ilişkisinin her daim devam ettirilmesi için gereken çabanın müvekkili tarafından gösterildiğini, tüm uyarılara rağmen davacı ihlallerine devam ettiğinden (rakip firma ürünlerini satmaya devam edildiği ve internet satış sayfasında gerekli düzenlemeler yapılmadığı için) bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından feshedildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından internet sitesi üzerinden yapılan satışların «haksız rekabet» oluşturduğu hususunun gözden kaçırıldığını, kararın gerekçesinde bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmadığını, bu nedenle eksik değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçeyle davanın kabulü kararının doğru olmadığını, davacı tarafa ödeneceği «taahhüt» edilen sözleşmesel ve yazılı herhangi bir ciro primi de bulunmadığını, davacının “«dürüstlük ilkesi»” ve bu ilkenin alt ilkeleri olan “«ahde vefa ilkesi»” ve “... ilkesi”ne aykırı faaliyet ve davranışları düşünüldüğünde davacının alacaklı olduğunun kabulünün, davacının hukuka aykırı davranışlarının korunması anlamın …
Benzer bu karardaMahkemece, davalının ticaret unvanından “Öztiryakiler” kılavuz kelimesinin terkinine, «ticaret unvanına» ve markaya tecavüzün, «haksız rekabetin» tespiti talebinin reddine dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı
Benzer bu karardaMahkemece, davalının ticaret unvanından “Öztiryakiler” kılavuz kelimesinin terkinine, «ticaret unvanına» ve markaya tecavüzün, «haksız rekabetin» tespiti talebinin reddine dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6786 E. 2018/2437 K.
Ortak:takas
İncelediğiniz kararda… tmadığını, davacının bayilik anlaşması gereği yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, davacının dürüstlük ilkesine aykırı faaliyetlerde bulunduğu ve basiretli bir «tacir» gibi hareket etmediği gerekçesiyle müvekkili tarafından 29.01.2018 tarihinde «bayilik sözleşmesinin» feshedildiğini, davacı firma ile yapılan görüşmelerde, bayi ziyaretleri sırasında defalarca dile getirilmesine rağmen rakip firmaların ürünlerini satmaya devam ettiği ve iyi niyeti açıkça suistimal ettiğinin «ihtar» edildiğini, ayrıca "emutfakci.com" adresindeki internet sitesinde "Öztiryakiler" ürünleriyle ilgili müvekkili şirket genel satış prensiplerine ve Türkiye genelinde uygulanan fiyat politikalarına aykırı net fiyat ve ... «iskonto» oranları yazıldığı, bu durum ve davranışların taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesine aykırı olduğu gibi müvekkilini, Türkiye çapında satış yapan firmalar nezdinde zor durumda bıraktığı ve zarar uğrattığının aynı «ihtarname» ile davaca yana bildirildiğini, bayilik sözleşmesine aykırı fiil ve faaliyetlerde bulunan ve tüm uyarılara rağmen bu faaliyetlerine devam etmekte ısrar eden davacıya ödenmesi gereken tahakkuk etmiş veya edecek bir bedel olmadığını, davacı yanın iddialarının aksine müvekkilinin davacıdan dava tarihi itibariyle 57.528,14 TL alacaklı konumda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 15 ... maddesinde zamanında ödenmeyen faturalar için cari banka kredi faiz üzerinden «vade farkı» tahakkuk ettirileceği hükmünün yer aldığını, gecikilen ödemeler için davacıya vade farkı tahakkuk ettirildiğini, bu sebeple müvekkilinin davacıdan 57.528,14 TL alacaklı olduğunu, alacağın ödenmesinin 07.03.2018 tarihli ihtarname ile davacı ihtar edildiğini belirterek, davanın reddine, aksi kanaat halinde alacaklı oldukları 57.528,14 TL'nin «takas» ve mahsubuna karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu savunulan eylemlerinin davalı tarafça bilinmesine rağmen sözleşmenin feshedilmediği ve tahakkuk eden «ciro primlerinin» ödendiği, aynı uygulama devam ederken davalının daha önce uygulamadığı «cezai şart» hükmünü uygulayarak davacının hak kazandığı ciro «prim alacağını» ödemekten kaçınmasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki «dürüstlük kurallarına aykırılık» teşkil ettiği, davalının «takas mahsup» talebi hakkında mahkemece bir karar verilmemiş ise de, bu husus «istinaf sebebi» yapılmadığından ve «kamu düzenine» ilişkin de olmadığından, belirtilen hususun kararın kaldırılmasını gerekmediği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» da görülmediği gerekçesiyle davalının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle ve İlk derece mahkemesinin müvekkilin «takas mahsup» savunması konusunda herhangi bir değerlendirme yapmamasının, mahkeme kararlarının gerekçeli olması ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiği, ayrıca bu hususun karara etki eden eksiklik niteliğinde olduğunu, takas mahsup savunması üzerinde durularak gerektiğinde «bekletici mesele» yapılmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:takas defi · yargılama giderleri
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3214 E. , 2023/7164 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/417 Esas, 2022/579 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/312 E., 2019/885 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirket ile müvekkili şirketin ... yıllardır ticari ilişki içerisinde olduğunu, müvekkili şirketin, 10.10.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ile bölgesinde davalının bayiliğini yaptığını, davalı tarafça 29.01.2018 tarihinde bayilik sözleşmesinin feshine yönelik ihtarname göndererek bayilik sözleşmesini ihtarnamenin tebliği itibariyle sonlandırdığının bildirildiğini, bayilik sözleşmesi süresince ve devam eden yıllarda, her ciro dönemi için bir sonraki yılın Şubat-Mart aylarında kesilen ciro prim bedeline ilişkin fatura üzerine davalı tarafından malen ödendiğini, bayi ciro prim uygulaması ve oranlarının davalı şirket tarafından bayilere bildirildiğini 01.01.2017-31.12.2017 tarihleri arasında müvekkili şirketin KDV hariç 1.530.292,38 TL ciro yaptığını, bayi ciro prim uygulaması sirkülerine göre %6'lık ciro prim dilimi içerisine girdiğini, ancak davalı tarafça sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle ödeme yapılmadığını, 108.344,73 TL ciro pirim bedelinin 28.02.2018 tarihli fatura ile faturalandırılarak davalı şirkete gönderildiğini, davalı tarafça faturanın iade edildiğini, davalı tarafın bayilik sözleşmesinin devam ettiği 2017 yılına ilişkin ciro prim bedelini ödemekten kaçınmasının ticari örf ve adetlere uygun olmadığını belirterek, 2017 yılına ilişkin ciro prim bedeli olan 108.344,73 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın ileri sürdüğü iddiaların kötü niyetli ve haksız olup gerçeği yansıtmadığını, davacının bayilik anlaşması gereği yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, davacının dürüstlük ilkesine aykırı faaliyetlerde bulunduğu ve basiretli bir tacir gibi hareket etmediği gerekçesiyle müvekkili tarafından 29.01.2018 tarihinde bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, davacı firma ile yapılan görüşmelerde, bayi ziyaretleri sırasında defalarca dile getirilmesine rağmen rakip firmaların ürünlerini satmaya devam ettiği ve iyi niyeti açıkça suistimal ettiğinin ihtar edildiğini, ayrıca "emutfakci.com" adresindeki internet sitesinde "Öztiryakiler" ürünleriyle ilgili müvekkili şirket genel satış prensiplerine ve Türkiye genelinde uygulanan fiyat politikalarına aykırı net fiyat ve ...
iskonto oranları yazıldığı, bu durum ve davranışların taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesine aykırı olduğu gibi müvekkilini, Türkiye çapında satış yapan firmalar nezdinde zor durumda bıraktığı ve zarar uğrattığının aynı ihtarname ile davaca yana bildirildiğini, bayilik sözleşmesine aykırı fiil ve faaliyetlerde bulunan ve tüm uyarılara rağmen bu faaliyetlerine devam etmekte ısrar eden davacıya ödenmesi gereken tahakkuk etmiş veya edecek bir bedel olmadığını, davacı yanın iddialarının aksine müvekkilinin davacıdan dava tarihi itibariyle 57.528,14 TL alacaklı konumda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 15 ... maddesinde zamanında ödenmeyen faturalar için cari banka kredi faiz üzerinden vade farkı tahakkuk ettirileceği hükmünün yer aldığını, gecikilen ödemeler için davacıya vade farkı tahakkuk ettirildiğini, bu sebeple müvekkilinin davacıdan 57.528,14 TL alacaklı olduğunu, alacağın ödenmesinin 07.03.2018 tarihli ihtarname ile davacı ihtar edildiğini belirterek, davanın reddine, aksi kanaat halinde alacaklı oldukları 57.528,14 TL'nin takas ve mahsubuna karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı şirketin Öztiryakiler firması ile bayilik sözleşmesi imzaladığı ve ondan mal tedarik etmesi gerektiği fakat daha önceki yıllarda da dava konusu edilen yıla göre daha fazla rakip firmalardan mal tedarik ettiği, 2014-2015-2016 yıllarında da rakip firmalardan mal almasına karşılık Öztiryakiler ile karşılıklı mutabakat yaparak ciro prim faturalarının kesildiği, davacı ... Endüstriler'in bulaşık makinası alış ve satışlarında örnekleme alarak hazırlanan kâr zarar durumuna göre %43 oranında kârlılık ve satış yaptığı, düşük kâr marjı ile satışları bulunmadığı, esas olarak davalının sözleşmeyi haksız rekabet nedeniyle haklı feshettiğinin değerlendirildiği ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 9.3 üncü maddesi hükmünün bir cezaî şart niteliğinde olduğu ve davalının daha önce de cezai şart uygulama imkanı varken 3 yıl boyunca uygulamayarak artık davacının rakip firma ürünlerini de satın alması halinde cezai şart hükmünü uygulamayacağı yönünde davacıda haklı bir ...
oluşturduğu, böylece 9.3 üncü maddesi hükmünün taraflar arasındaki uygulama ile zımnen revize edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, cezai şartın değişen şartlara göre yürürlüğe konmasının taraflar arasındaki dengeyi bozacağı ve somut olayda tehdit aracı olarak kullanılmaya çalışıldığı ve aynı uygulama devam ederken davalının daha önce uygulamadığı hükmü, cezai şart hükmünü uygulayarak davacının hak kazandığı ciro prim alacağını ödemekten kaçınmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesindeki dürüstlük kurallarına aykırı olarak değerlendirildiği, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı kullanımı hukuken koruma alanı bulamayacağı, bu itibarla, davalının cezai şart hükmünü uygulayamayacağı ve davacının 2017 yılına ilişkin ciro prim alacağını talep edebileceği değerlendirilmekle, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının bayilik sözleşmesinin, bayilik sözleşmesinde belirlenen şartlara uymaması, sözleşmeye aykırı faaliyetlerde bulunması ve tüm uyarılara rağmen bu faaliyetlerine devam etmekte ısrar etmesi sebebiyle haklı sebebe dayanılarak feshedildiğini, sözleşmesinin 9 uncu maddesinde hüküm altına alındığı üzere davacının ciro primi ve diğer bayilik avantajlarından yararlandırılmadığını, müvekkili tarafından keyfilikten uzak ve feshin son çare olması ilkesine uygun olarak öncelikle somut tedbirler alma yoluna gidildiğini ve bu doğrultuda doğrudan fesih kararı almak yerine öncelikle ürün sevkiyatlarının durdurulduğunu ve bayinin teklif taleplerine cevap verilmeyeceği hususunun gerek sözlü gerek e-mail aracılığıyla bildirildiğini, dosyaya sunulan e-maillerde görüleceği üzere gerekli değişikliklerin yapılması ve kendilerine bilgi verilmesi halinde çalışmalarına tekrar başlanabileceğinin bildirildiğini ve bayilik ilişkisinin her daim devam ettirilmesi için gereken çabanın müvekkili tarafından gösterildiğini, tüm uyarılara rağmen davacı ihlallerine devam ettiğinden (rakip firma ürünlerini satmaya devam edildiği ve internet satış sayfasında gerekli düzenlemeler yapılmadığı için) bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından feshedildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından internet sitesi üzerinden yapılan satışların haksız rekabet oluşturduğu hususunun gözden kaçırıldığını, kararın gerekçesinde bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmadığını, bu nedenle eksik değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın kabulü kararının doğru olmadığını, davacı tarafa ödeneceği taahhüt edilen sözleşmesel ve yazılı herhangi bir ciro primi de bulunmadığını, davacının “dürüstlük ilkesi” ve bu ilkenin alt ilkeleri olan “ahde vefa ilkesi” ve “...
ilkesi”ne aykırı faaliyet ve davranışları düşünüldüğünde davacının alacaklı olduğunun kabulünün, davacının hukuka aykırı davranışlarının korunması anlamına geldiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının sözleşmeye aykırılık oluşturduğu savunulan eylemlerinin davalı tarafça bilinmesine rağmen sözleşmenin feshedilmediği ve tahakkuk eden ciro primlerinin ödendiği, aynı uygulama devam ederken davalının daha önce uygulamadığı cezai şart hükmünü uygulayarak davacının hak kazandığı ciro prim alacağını ödemekten kaçınmasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği, davalının takas mahsup talebi hakkında mahkemece bir karar verilmemiş ise de, bu husus istinaf sebebi yapılmadığından ve kamu düzenine ilişkin de olmadığından, belirtilen hususun kararın kaldırılmasını gerekmediği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle ve İlk derece mahkemesinin müvekkilin takas mahsup savunması konusunda herhangi bir değerlendirme yapmamasının, mahkeme kararlarının gerekçeli olması ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiği, ayrıca bu hususun karara etki eden eksiklik niteliğinde olduğunu, takas mahsup savunması üzerinde durularak gerektiğinde bekletici mesele yapılmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989795500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz