Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5162 E. 2023/7151 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin hükümsüzlük↗ kambiyo senedi vasfı↗ borç ikrarı↗ imzaya itiraz↗ vade tarihi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ kısıtlılık↗ kötüniyet tazminatı↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ istirdat↗ kötü niyet↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/510 E., 2019/1381 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.12.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından kızları olan davalılara verilen imzalı ve bedel kısmı yazılı senedin boş kısımlarının davalılar tarafından doldurularak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, tanzim tarihi bulunmayan senedin senet vasfının bulunmadığını, o tarihte öğrenci olan davalıların müvekkiline borç vermelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek senet nedeni ile ve icra takibinde borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 26.03.2019 tarihli beyanında müvekkilinden 812.459,25 TL tahsil edildiğini, bu tutarın tahsil tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının bedele ve imzaya bir itirazının olmadığını, senedin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar vekili 01.07.2019 tarihli beyanında; senedin davacı ile müvekkilleri arasında yapılan 01.10.2004 tarihli sözleşme gereğince müvekkillerine verildiğini, sözleşme gereğince senedin geçersizliğinin iddia edilemeyeceğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin 01.10.2004 tarihli sözleşme gereğince verildiği, senette düzenleme tarihi bulunmadığından senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı, sözleşmeye göre davacının eski eşi dışında bir başka kişi ile evlenmesi halinde senedin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 26 ve 27 nci maddeleri gereğince sözleşmenin ve senedin kesin hükümsüz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmişitr.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu senedin üzerinde düzenleme ve vade tarihinin bulunduğunun sunulan borç ikrarı belgesi ile kanıtlandığını ve ispat yükünün yer değiştirdiğini, bu belgenin yanlış değerlendirildiğini, sözleşmenin iki ya da daha fazla kişi arasında yapılması gerektiğini, belgenin ise davacının borcunu ikrar ettiği ... imzalı bir belge olduğunu, sözleşme niteliğinde olmaması sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesine atıf yapılmasının mümkün olmadığını, bir an için bu maddenin davacının medeni haklarını kısıtladığı düşünülse dahi borç ikrarı belgesinin tamamının kesin hükümsüz olduğu sonucuna ulaşılamayacağını, hükümsüz olduğu düşünülen maddenin ikrar belgesinde dikkate alınmaması sonucunda davacının borçlu olduğu ikrarının geçerliliğini koruyacağını, belge tarihinin senedin de düzenlenme tarihi olduğunu, davacının senetteki imzaya itiraz etmediği ve müvekkillere borçlu olduğunu belge ile ikrar ettiği göz önüne alındığında müvekkilleri aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kısmen kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece istirdat talebinin kabulünün yerinde olduğu, ancak davacının kızları olan davalıların imzası davacı kabulünde olan bonoyu tahsile koymalarında kötüniyetli olduğunun kabulünün hatalı olduğu, davalılar vekili tarafından dosyaya sunulan 01.10.2004 tarihli davacı taahhüdünü içeren belge de dikkate alındığında, alacağın varlığının hukuksal açıdan tartışmalı olduğu ve bu nedenle davalıların takip ve dava haklarını kullanmalarının kötü niyetli olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı ile ilgili istinaf sebepleri dışındaki istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, senede dayalı olarak başlatılan icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatının tahsili istemine ilişkin olup takip sırasında yapılan ödeme sebebiyle istirdat davasına dönüşmüştür.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 26 ve 27 nci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4569 E. 2021/1860 K.
Ortak:kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin 01.10.2004 tarihli sözleşme gereğince verildiği, senette düzenleme tarihi bulunmadığından senedin «kambiyo senedi vasfını» taşımadığı, sözleşmeye göre davacının eski eşi dışında bir başka kişi ile evlenmesi halinde senedin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 26 ve 27 nci maddeleri gereğince sözleşmenin ve senedin «kesin hükümsüz» olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve davalılar lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmişitr.
İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu senedin üzerinde düzenleme ve «vade tarihinin» bulunduğunun sunulan «borç ikrarı» belgesi ile kanıtlandığını ve «ispat yükünün» yer değiştirdiğini, bu belgenin yanlış değerlendirildiğini, sözleşmenin iki ya da daha fazla kişi arasında yapılması gerektiğini, belgenin ise davacının borcunu ikrar ettiği ... imzalı bir belge olduğunu, sözleşme niteliğinde olmaması sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesine atıf yapılmasının mümkün olmadığını, bir an için bu maddenin davacının medeni haklarını «kısıtladığı» düşünülse dahi borç ikrarı belgesinin tamamının «kesin hükümsüz» olduğu sonucuna ulaşılamayacağını, hükümsüz olduğu düşünülen maddenin ikrar belgesinde dikkate alınmaması sonucunda davacının borçlu olduğu ikrarının geçerliliğini koruyacağını, belge tarihinin senedin de düzenlenme tarihi olduğunu, davacının senetteki «imzaya itiraz» etmediği ve müvekkillere borçlu olduğunu belge ile ikrar ettiği göz önüne alındığında müvekkilleri aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kısmen kabulünü istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamaya göre davacının duruşmadaki beyanında dava konusu senetleri imzaladığında boş olduğunu belirtmesi nedeniyle senetler üzerinde inceleme yapılmadığı, davacının «yemin deliline» dayandığı, ancak iddiasını ispatlayamadığı, yemin delilinin «kesin delil» olduğu ve davacının başka delil de sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin delil · yemin delili · yemin
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamaya göre davacının duruşmadaki beyanında dava konusu senetleri imzaladığında boş olduğunu belirtmesi nedeniyle senetler üzerinde inceleme yapılmadığı, davacının «yemin deliline» dayandığı, ancak iddiasını ispatlayamadığı, yemin delilinin «kesin delil» olduğu ve davacının başka delil de sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5162 E. , 2023/7151 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/361 Esas, 2022/891 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/510 E., 2019/1381 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.12.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından kızları olan davalılara verilen imzalı ve bedel kısmı yazılı senedin boş kısımlarının davalılar tarafından doldurularak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, tanzim tarihi bulunmayan senedin senet vasfının bulunmadığını, o tarihte öğrenci olan davalıların müvekkiline borç vermelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek senet nedeni ile ve icra takibinde borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 26.03.2019 tarihli beyanında müvekkilinden 812.459,25 TL tahsil edildiğini, bu tutarın tahsil tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının bedele ve imzaya bir itirazının olmadığını, senedin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar vekili 01.07.2019 tarihli beyanında; senedin davacı ile müvekkilleri arasında yapılan 01.10.2004 tarihli sözleşme gereğince müvekkillerine verildiğini, sözleşme gereğince senedin geçersizliğinin iddia edilemeyeceğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin 01.10.2004 tarihli sözleşme gereğince verildiği, senette düzenleme tarihi bulunmadığından senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı, sözleşmeye göre davacının eski eşi dışında bir başka kişi ile evlenmesi halinde senedin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 26 ve 27 nci maddeleri gereğince sözleşmenin ve senedin kesin hükümsüz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmişitr.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu senedin üzerinde düzenleme ve vade tarihinin bulunduğunun sunulan borç ikrarı belgesi ile kanıtlandığını ve ispat yükünün yer değiştirdiğini, bu belgenin yanlış değerlendirildiğini, sözleşmenin iki ya da daha fazla kişi arasında yapılması gerektiğini, belgenin ise davacının borcunu ikrar ettiği ... imzalı bir belge olduğunu, sözleşme niteliğinde olmaması sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesine atıf yapılmasının mümkün olmadığını, bir an için bu maddenin davacının medeni haklarını kısıtladığı düşünülse dahi borç ikrarı belgesinin tamamının kesin hükümsüz olduğu sonucuna ulaşılamayacağını, hükümsüz olduğu düşünülen maddenin ikrar belgesinde dikkate alınmaması sonucunda davacının borçlu olduğu ikrarının geçerliliğini koruyacağını, belge tarihinin senedin de düzenlenme tarihi olduğunu, davacının senetteki imzaya itiraz etmediği ve müvekkillere borçlu olduğunu belge ile ikrar ettiği göz önüne alındığında müvekkilleri aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kısmen kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece istirdat talebinin kabulünün yerinde olduğu, ancak davacının kızları olan davalıların imzası davacı kabulünde olan bonoyu tahsile koymalarında kötüniyetli olduğunun kabulünün hatalı olduğu, davalılar vekili tarafından dosyaya sunulan 01.10.2004 tarihli davacı taahhüdünü içeren belge de dikkate alındığında, alacağın varlığının hukuksal açıdan tartışmalı olduğu ve bu nedenle davalıların takip ve dava haklarını kullanmalarının kötü niyetli olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı ile ilgili istinaf sebepleri dışındaki istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, senede dayalı olarak başlatılan icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatının tahsili istemine ilişkin olup takip sırasında yapılan ödeme sebebiyle istirdat davasına dönüşmüştür.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 26 ve 27 nci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989784400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz