İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3232 E. 2023/7051 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aranacak borç↗ icra dairesinin yetkisine itiraz↗ pay devir sözleşmesi↗ limited şirket hisse devri↗ yetkisizlik itirazı↗ takip talebi↗ hisse devri sözleşmesi↗ para alacağı↗ yerleşim yeri↗ borca itiraz↗ aaüt↗ nispi vekalet ücreti↗ şirket merkezi mahkemesi↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ itirazın iptali davası↗ yetki itirazı↗ maktu vekalet ücreti↗ hisse devri↗ dava şartı yokluğu↗ ifa↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ yetki↗ iflas↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/814 E., 2021/296 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 03.03.2017 tarihli sözleşme ile müvekkilinin Diyarartos İnş. .... Sosy. Tes. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ndeki hissesini 950.000,00 TL bedel karşılığında davalıya devretmesinin kararlaştırıldığını, devir bedelinin 142.000,00 TL'sinin önceden ödenmiş olduğunu, kalan bedelin ise çeklerle ödeneceğini, bir kısım ödemeler yapıldığını, ancak bakiye 250.000,00 TL’nin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, Diyarbakır İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, zira hisse devrine konu şirket merkezinin Diyarbakır ilinde bulunduğunu, şirket pay sahiplerinin ve müvekkilinin ikametgahının da Diyarbakır olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dosyasına süresi içerisinde davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, itirazın iptali davası açılabilmesi için öncelikle yetkili icra dairesinde usulüne uygun şekilde icra takibinin başlatılması gerektiği, davalı tarafça hem takip talebine yapılan itirazda, hem de davaya verilen cevapta yetki itirazında bulunulduğunda, davalı tarafça sunulan belgelerden Diyarbakır'da bulunan şirketin devrinden kaynaklı ihtilaf olması, ayrıca davalının ikametgahının Diyarbakır'da olduğunun anlaşılması nedeniyle yetkili icra dairesinin Diyarbakır İcra Dairesi olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 ... maddenin ikinci fıkrası gereğince yetkili icra dairesinde usulune uygun icra takibi başlatılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Uyuşmazlığın hisse devrine ilişkin olmadığını, devir sonrasında sözleşme ile belirlenmiş olan ödemenin yapılmamasına, yani para alacağına ilişkin olduğunu, para borcunun götürülecek borçlardan olması nedeniyle alacaklının ikametgahında ifa edilmesinin gerektiğini, dolayısıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 50, 6100 sayılı Kanun'un 10 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 89 uncu maddeleri uyarınca müvekkilinin ikametgahının bulunduğu yer icra müdürlüğünün yetkili olduğunu,
2.Davanın usulden reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu icra dosyasında davalı tarafça yasal sürede borca itirazın yanında Diyarbakır İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında da bulunulduğu, 6100 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, 03.03.2017 tarihli Şirket Pay Devir Sözleşmesi uyarınca ödenmeyen hisse devir bedeline ilişkin davada yetkili icra müdürlüğünün şirket merkezinin bulunduğu yer olan Diyarbakır İcra Müdürlüğü olduğu, dolayısıyla mahkemece yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmamış olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) yedinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddi halinde davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin maktu vekalet ücretini geçemeyeceği, Mahkemece bu husus dikkate alınmadan davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın hisse devrine ilişkin olmadığını, devir sonrasında sözleşme ile belirlenmiş olan ödemenin yapılmamasına, yani para alacağına ilişkin olduğunu, para borcunun götürülecek borçlardan olması nedeniyle alacaklının ikametgahında ifa edilmesinin gerektiğini, dolayısıyla 2004 sayılı Kanun'un 50, 6100 sayılı Kanun'un 10 ve 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddeleri uyarınca müvekkilinin ikametgahının bulunduğu yer icra müdürlüğünün yetkili olduğunu savunarak kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu yapılan alacak bir para alacağıdır ve dolayısıyla aranacak borçlarda maktu vekalet ücretine değil, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini savunarak kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 114, 115 ... maddeleri ve 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi,
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi,
3.AAÜT'nin yedinci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Dava, taraflar arasında tanzim edilen limited şirket hisse devri sözleşmesine dayalı bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın ve takibin Diyarbakır'da bulunan şirketin devrinden kaynaklı ihtilaf olması, ayrıca davalının ikametgahının Diyarbakır'da olduğunun anlaşılması nedeniyle yetkili icra dairesinin Diyarbakır İcra Dairesi olduğu gerekçesiyle usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak takip ve takibe ilişkin itirazın iptali davası taraflar arasındaki limited şirketin hisse devrindeki edimlerin ifasına ilişkin olmayıp, ifa edilmiş hisse devrinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Bu nedenle sözleşmeden ... davalara yönelik 6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ve ... hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açtığı davalara yönelik aynı Kanun'un 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma alanı bulunmamaktadır.
Hisse devrinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olarak düzenlenen 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre para borçları götürülecek borçlardan olup aksine bir anlaşma yoksa, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Bu nedenle itirazın iptali davasına konu takibin davacının takip zamanındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılmış olduğu gözetilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekir iken usulüne uygun başlatılmış takibe yönelik yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4615 E. 2012/10425 K.
Ortak:para alacağı · limited şirket · yetki
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dosyasına süresi içerisinde davalı tarafından «icra dairesinin yetkisine itiraz» edildiği, «itirazın iptali davası» açılabilmesi için öncelikle yetkili icra dairesinde usulüne uygun şekilde icra takibinin başlatılması gerektiği, davalı tarafça hem «takip talebine» yapılan itirazda, hem de davaya verilen cevapta «yetki itirazında» bulunulduğunda, davalı tarafça sunulan belgelerden Diyarbakır'da bulunan şirketin devrinden kaynaklı ihtilaf olması, ayrıca davalının ikametgahının Diyarbakır'da olduğunun anlaşılması nedeniyle yetkili icra dairesinin Diyarbakır İcra Dairesi olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 ... maddenin ikinci fıkrası gereğince yetkili icra dairesinde usulune uygun icra takibi başlatılmadığından dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1.Uyuşmazlığın «hisse devrine» ilişkin olmadığını, devir sonrasında sözleşme ile belirlenmiş olan ödemenin yapılmamasına, yani «para alacağına» ilişkin olduğunu, para borcunun götürülecek borçlardan olması nedeniyle alacaklının ikametgahında «ifa» edilmesinin gerektiğini, dolayısıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 50, 6100 sayılı Kanun'un 10 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 89 uncu maddeleri uyarınca müvekkilinin ikametgahının bulunduğu yer icra müdürlüğünün yetkili olduğunu, 2.Davanın «usulden reddine» karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu icra dosyasında davalı tarafça yasal sürede «borca itirazın» yanında Diyarbakır İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğundan bahisle «yetki itirazında» da bulunulduğu, 6100 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin «kesin» yetkili olduğu, 03.03.2017 tarihli Şirket Pay Devir Sözleşmesi uyarınca ödenmeyen hisse devir bedeline ilişkin davada yetkili icra müdürlüğünün «şirket merkezinin» bulunduğu yer olan Diyarbakır İcra Müdürlüğü olduğu, dolayısıyla mahkemece yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmamış olması nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) yedinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddi halinde davalı lehine hükmedilecek «vekalet ücretinin» «maktu vekalet ücretini» geçemeyeceği, Mahkemece bu husus dikkate alınmadan davalı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesinin doğru görülmediği, ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması için davalının «temerrüde» düşürülmediği, davacının bir miktar «para alacağından» söz edilemeyeceğinden takibin davalının ikametgahında başlatılması gerektiği gerekçesiyle, «yetki» itibariyle geçerli takip bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesiyle» kararlaştırılan bedeli ödediğini, davalının ise sözleşmeyle üstlendiği hisse devir borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek, ödediği «bedelin iadesi» amacıyla başlattığı «icra takibine itirazın» iptalini talep ettiğine göre, bir miktar «para alacağının» tahsili talep edildiğinden bu borç alacaklının ikametgahında ödenmelidir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedel iadesi · hisse devir sözleşmesi · icra takibine itiraz · temerrüt
Benzer bu karardaDavacı, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesiyle» kararlaştırılan bedeli ödediğini, davalının ise sözleşmeyle üstlendiği hisse devir borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek, ödediği «bedelin iadesi» amacıyla başlattığı «icra takibine itirazın» iptalini talep ettiğine göre, bir miktar «para alacağının» tahsili talep edildiğinden bu borç alacaklının ikametgahında ödenmelidir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması için davalının «temerrüde» düşürülmediği, davacının bir miktar «para alacağından» söz edilemeyeceğinden takibin davalının ikametgahında başlatılması gerektiği gerekçesiyle, «yetki» itibariyle geçerli takip bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3232 E. , 2023/7051 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1455 Esas, 2022/273 Karar
HÜKÜM
Başvurunun kısmen kabulü ile davanın usulden reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/814 E., 2021/296 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 03.03.2017 tarihli sözleşme ile müvekkilinin Diyarartos İnş. .... Sosy. Tes. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ndeki hissesini 950.000,00 TL bedel karşılığında davalıya devretmesinin kararlaştırıldığını, devir bedelinin 142.000,00 TL'sinin önceden ödenmiş olduğunu, kalan bedelin ise çeklerle ödeneceğini, bir kısım ödemeler yapıldığını, ancak bakiye 250.000,00 TL’nin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, Diyarbakır İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, zira hisse devrine konu şirket merkezinin Diyarbakır ilinde bulunduğunu, şirket pay sahiplerinin ve müvekkilinin ikametgahının da Diyarbakır olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dosyasına süresi içerisinde davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, itirazın iptali davası açılabilmesi için öncelikle yetkili icra dairesinde usulüne uygun şekilde icra takibinin başlatılması gerektiği, davalı tarafça hem takip talebine yapılan itirazda, hem de davaya verilen cevapta yetki itirazında bulunulduğunda, davalı tarafça sunulan belgelerden Diyarbakır'da bulunan şirketin devrinden kaynaklı ihtilaf olması, ayrıca davalının ikametgahının Diyarbakır'da olduğunun anlaşılması nedeniyle yetkili icra dairesinin Diyarbakır İcra Dairesi olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 ...
maddenin ikinci fıkrası gereğince yetkili icra dairesinde usulune uygun icra takibi başlatılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Uyuşmazlığın hisse devrine ilişkin olmadığını, devir sonrasında sözleşme ile belirlenmiş olan ödemenin yapılmamasına, yani para alacağına ilişkin olduğunu, para borcunun götürülecek borçlardan olması nedeniyle alacaklının ikametgahında ifa edilmesinin gerektiğini, dolayısıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 50, 6100 sayılı Kanun'un 10 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 89 uncu maddeleri uyarınca müvekkilinin ikametgahının bulunduğu yer icra müdürlüğünün yetkili olduğunu,
2.Davanın usulden reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu icra dosyasında davalı tarafça yasal sürede borca itirazın yanında Diyarbakır İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında da bulunulduğu, 6100 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, 03.03.2017 tarihli Şirket Pay Devir Sözleşmesi uyarınca ödenmeyen hisse devir bedeline ilişkin davada yetkili icra müdürlüğünün şirket merkezinin bulunduğu yer olan Diyarbakır İcra Müdürlüğü olduğu, dolayısıyla mahkemece yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmamış olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) yedinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddi halinde davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin maktu vekalet ücretini geçemeyeceği, Mahkemece bu husus dikkate alınmadan davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın hisse devrine ilişkin olmadığını, devir sonrasında sözleşme ile belirlenmiş olan ödemenin yapılmamasına, yani para alacağına ilişkin olduğunu, para borcunun götürülecek borçlardan olması nedeniyle alacaklının ikametgahında ifa edilmesinin gerektiğini, dolayısıyla 2004 sayılı Kanun'un 50, 6100 sayılı Kanun'un 10 ve 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddeleri uyarınca müvekkilinin ikametgahının bulunduğu yer icra müdürlüğünün yetkili olduğunu savunarak kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu yapılan alacak bir para alacağıdır ve dolayısıyla aranacak borçlarda maktu vekalet ücretine değil, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini savunarak kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 114, 115 ... maddeleri ve 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi,
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi,
3.AAÜT'nin yedinci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Dava, taraflar arasında tanzim edilen limited şirket hisse devri sözleşmesine dayalı bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın ve takibin Diyarbakır'da bulunan şirketin devrinden kaynaklı ihtilaf olması, ayrıca davalının ikametgahının Diyarbakır'da olduğunun anlaşılması nedeniyle yetkili icra dairesinin Diyarbakır İcra Dairesi olduğu gerekçesiyle usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak takip ve takibe ilişkin itirazın iptali davası taraflar arasındaki limited şirketin hisse devrindeki edimlerin ifasına ilişkin olmayıp, ifa edilmiş hisse devrinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Bu nedenle sözleşmeden ... davalara yönelik 6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ve ... hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açtığı davalara yönelik aynı Kanun'un 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma alanı bulunmamaktadır.
Hisse devrinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olarak düzenlenen 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre para borçları götürülecek borçlardan olup aksine bir anlaşma yoksa, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Bu nedenle itirazın iptali davasına konu takibin davacının takip zamanındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılmış olduğu gözetilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekir iken usulüne uygun başlatılmış takibe yönelik yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989622300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz