Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3315 E. 2023/5579 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi↗ satış vaadi sözleşmesi↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ imza inkarı↗ ispat külfeti↗ şikayet↗ vekâlet ücreti↗ ikrar↗ kötü niyet tazminatı↗ keşideci↗ bono↗ kötü niyet↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senetteki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı hususunda kesin bir kanaat edinilemediği, ispat külfetinin davalılarda olup davalılar tarafından imzanın davacıya ait olduğu hususunun açıkça ortaya konulamadığı, mevcut şüpheli durumun ispat kuralları çerçevesinde davacı borçlu lehine yorumlanması gerektiği, davanın her iki davalı yönünden kabulü gerektiği ancak kötü niyet tazminatı talebinin de bu kapsamda koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tehdit edildiğine dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacının şikayeti üzerine açılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, diğer şüpheli ifadelerine göre davacının taşınmaz satış vaadiyle paralar aldığı ve iade etmediği için senetler verdiğinin anlaşıldığını, davacının tüm bu süreçte imza inkarında bulunmadığını, bu aşamadaki imza inkarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının borçlarına mahsuben taşınmazının satış için düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesini Av. ...'la düzenlediğini, satışın gerçekleşmemesi üzerine aldığı parayı iade etmeyen davacının müvekkiline senet verdiğini, uzman raporuna itibar edilemeyeceğini, senetteki imzanın aidiyetinin tespit edilememesinin sebebinin davacının basit tersimli imzalar ile borçlarından kurtulmayı meslek haline getirmiş olması olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senetteki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı hususunda kesin bir kanaat edinilememiş ise de ispat külfeti davalılarda olup davalılar tarafından imzanın davacıya ait olduğu hususunun açıkça ortaya konulamadığı, davacı avukatının açık imza inkarında bulunmamasının imzayı ikrar anlamı taşımayacağı, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde açıkça bonoya atıf yapılmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, bonodaki imzanın keşideci davaya ait olup olmadığına ve davacının sorumluluğuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3315 E. , 2023/5579 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.10.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde;
25. 09.2009 vade tarihli 230.000,00 TL meblağlı bono dayanak gösterilerek müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, davalının müvekkilinden hiçbir alacağının olmamasına rağmen o dönemlerde müvekkilini tehdit etmek sureti ile sindirdiğini ve takibe itiraz etmesine engel olduğunu, takibe ve davaya konu senet altındaki imzanın müvekkilinin el ürünü olmadığını, davalı ve birlikte hareket ettiği suç örgütü hakkında şikayette bulunduklarını ileri sürerek icra takibine konu senet nedeni ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline ve icra takibinin iptali ile %40'tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde;
25. 09.2009 vade tarihli 230.000,00 TL meblağlı bono dayanak gösterilerek müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, takip alacaklısının davalı ..., senet lehtarının ise ... olduğunu, her iki şahsın anlaşmalı olarak icra takibi başlattıklarını ve müvekkilini tehdit etmek sureti ile icra takibine itiraz etmesinin engellendiğini, müvekkiline atfen atılan imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını ileri sürerek takibe konu senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının birçok kişiyi gayrimenkullerini göstererek hatta bu gayrimenkuller üzerinde satış vaatleri noter aracılığı ile yaparak para aldığını, ancak bu paraları hiçbir şekilde ödemediğini, davanın soyut iddialarını ispat edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davalı davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin senette lehtar değil, ciranta olduğunu, keşideci ile lehtar arasındaki ilişkileri bilecek durumda olmadığını, imza incelemesi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senetteki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı hususunda kesin bir kanaat edinilemediği, ispat külfetinin davalılarda olup davalılar tarafından imzanın davacıya ait olduğu hususunun açıkça ortaya konulamadığı, mevcut şüpheli durumun ispat kuralları çerçevesinde davacı borçlu lehine yorumlanması gerektiği, davanın her iki davalı yönünden kabulü gerektiği ancak kötü niyet tazminatı talebinin de bu kapsamda koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tehdit edildiğine dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacının şikayeti üzerine açılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, diğer şüpheli ifadelerine göre davacının taşınmaz satış vaadiyle paralar aldığı ve iade etmediği için senetler verdiğinin anlaşıldığını, davacının tüm bu süreçte imza inkarında bulunmadığını, bu aşamadaki imza inkarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının borçlarına mahsuben taşınmazının satış için düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesini Av. ...'la düzenlediğini, satışın gerçekleşmemesi üzerine aldığı parayı iade etmeyen davacının müvekkiline senet verdiğini, uzman raporuna itibar edilemeyeceğini, senetteki imzanın aidiyetinin tespit edilememesinin sebebinin davacının basit tersimli imzalar ile borçlarından kurtulmayı meslek haline getirmiş olması olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senetteki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı hususunda kesin bir kanaat edinilememiş ise de ispat külfeti davalılarda olup davalılar tarafından imzanın davacıya ait olduğu hususunun açıkça ortaya konulamadığı, davacı avukatının açık imza inkarında bulunmamasının imzayı ikrar anlamı taşımayacağı, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde açıkça bonoya atıf yapılmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, bonodaki imzanın keşideci davaya ait olup olmadığına ve davacının sorumluluğuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı ...'dan alınarak asıl ve birleşen davada davacı ...'a verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/988020200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz