Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3304 E. 2023/6924 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konusuz kalma↗ haricen tahsil↗ faktoring sözleşmesi↗ avalist↗ mükerrer tahsilat↗ faktoring↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ ön inceleme duruşması↗ mükerrerlik↗ vekâlet ücreti↗ teminat kapsamı↗ müteselsil kefil↗ hakkaniyet↗ yargılama giderleri↗ kötü niyet tazminatı↗ keşideci↗ bono↗ temlik↗ kefil↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ haciz↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ çek↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1096 E., 2018/189 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili şirketin 15.10.2015 tarihli genel faktoring sözleşmesi imzalandığını, diğer davacıların sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıklarını, bu sözleşme gereği davalı şirkete temlik edilen çeklerin ek teminatı kapsamında davacı şirketin keşideci, diğer davacıların avalist olduğu15.10.2015 tarihli bono düzenlenerek davalı şirkete verildiğini, davalı şirketin risk durumu oluşmadan müvekkili tarafından ek teminat olarak verilmiş bononun icra takibe konulduğunu, takibin başlatılmasından sonra teminat kapsamındaki 4 adet toplamda 400.000,00 TL bedelli çekin davalı şirket tarafından vadesinde haricen tahsil edilmiş olmasına rağmen bu harici tahsilatın icra dosyasına bildirilmediğini ve mükerrer tahsilata sebep olacak şekilde takibe devam edildiğini ileri sürerek davacıların, davalıya bu icra dosyasına konu bonodaki tutar kapsamından 400.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, bu miktar üzerinden takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen çeklerin gününde bankaya ibraz ile çek keşidecileri tarafından ödendiğini, davacılar tarafından icra dosyasına ilişkin olarak yapılan bir ödeme bulunmadığını, icra takibinin toplamı üzerinden takibe devam edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin ciddi işlem hacmine sahip bir faktoring şirketi olduğunu, yapılan ödemeyi inkâr ile mükerrer tahsilat talep etmesinin mümkün olmadığını, zira her ne kadar esas icra müdürlüğü tarafından gönderilen talimatta 755.000,00 TL yazılı ise de 87.000,00 TL bedelli haciz tatbik edilebildiğini, bu nedenle davacının huzurda ki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı borçlunun her hangi bir şekilde borcunu ödeme niyeti bulunmadığından kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu 4 adet çekten dolayı 400.000,00 TL bedelli çeklerin davalı şirket tarafından tahsil edildiği, harici tahsilatın icra dosyasına bildirilmemiş olması sebebiyle dava açıldığı, icra dosyasının incelenmesinde alacaklı vekilinin 13.12.2016 tarihinde ilgili icra müdürlüğüne takibe konu 4 adet çekin 30.06.2016-15.09.2016 -30.09.2016-15.10.2016 tarihlerinde tahsil edildiğine ilişkin beyanda bulunduğu, işbu davanın 10.11.2016 tarihinde açıldığı, harici tahsilatın davadan sonra icra dosyasına beyan edildiği, takip tarihinden sonra davaya konu çeklerin tahsil edildiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı, ancak davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle davacı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiği, davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmediği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, davacının kötü niyet tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın icra takip dosyasında haricen tahsile rağmen bu tahsilatı dosyaya bildirmediğini, takibe toplam alacak tutarı üzerinden devam ettiğini, haczedilen malların değerinin de davalının beyan ettiği bakiye alacağın üzerinde olduğunu, açıklanan bu hususların davalının kötü niyetli olduğunu ispatladığını, bu nedenle kötü niyet tazminatı talebinin reddine yönelik kararın yerinde olmadığını belirterek Mahkeme kararının bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasal haklarını kullanan müvekkilinin davanın açılmasında bir kusurunun bulunmadığını, devam eden icra takibinin tüm alacağa değil haricen tahsilat sonrası bakiye alacağa yönelik olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderlerinin davalı aleyhine hükmedilemeyeceğini, huzurdaki davanın haksız menfaat teminine yönelik olduğunu, hükmün mahiyetine göre hükmedilecek vekâlet ücretinin maktu olması gerektiğini, bunun da Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6 ncı maddesine göre ancak yarısına hükmedilebileceğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın bu yönden bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece yargılama giderlerinin davalı müvekkili üzerinde bırakılmasının kanuna aykırı olduğunu, davanın konusuz kalma tarihinin ön inceleme duruşmasından önce olduğunu, bu nedenle nispi tam vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, konusuz kalan davada tarafların yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumluluğunun tespiti ve davalının takipte kötü niyetli olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3304 E. , 2023/6924 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/948 Esas, 2022/374 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/1096 E., 2018/189 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili şirketin 15.10.2015 tarihli genel faktoring sözleşmesi imzalandığını, diğer davacıların sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıklarını, bu sözleşme gereği davalı şirkete temlik edilen çeklerin ek teminatı kapsamında davacı şirketin keşideci, diğer davacıların avalist olduğu15.10.2015 tarihli bono düzenlenerek davalı şirkete verildiğini, davalı şirketin risk durumu oluşmadan müvekkili tarafından ek teminat olarak verilmiş bononun icra takibe konulduğunu, takibin başlatılmasından sonra teminat kapsamındaki 4 adet toplamda 400.000,00 TL bedelli çekin davalı şirket tarafından vadesinde haricen tahsil edilmiş olmasına rağmen bu harici tahsilatın icra dosyasına bildirilmediğini ve mükerrer tahsilata sebep olacak şekilde takibe devam edildiğini ileri sürerek davacıların, davalıya bu icra dosyasına konu bonodaki tutar kapsamından 400.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, bu miktar üzerinden takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen çeklerin gününde bankaya ibraz ile çek keşidecileri tarafından ödendiğini, davacılar tarafından icra dosyasına ilişkin olarak yapılan bir ödeme bulunmadığını, icra takibinin toplamı üzerinden takibe devam edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin ciddi işlem hacmine sahip bir faktoring şirketi olduğunu, yapılan ödemeyi inkâr ile mükerrer tahsilat talep etmesinin mümkün olmadığını, zira her ne kadar esas icra müdürlüğü tarafından gönderilen talimatta 755.000,00 TL yazılı ise de 87.000,00 TL bedelli haciz tatbik edilebildiğini, bu nedenle davacının huzurda ki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı borçlunun her hangi bir şekilde borcunu ödeme niyeti bulunmadığından kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu 4 adet çekten dolayı 400.000,00 TL bedelli çeklerin davalı şirket tarafından tahsil edildiği, harici tahsilatın icra dosyasına bildirilmemiş olması sebebiyle dava açıldığı, icra dosyasının incelenmesinde alacaklı vekilinin 13.12.2016 tarihinde ilgili icra müdürlüğüne takibe konu 4 adet çekin 30.06.2016-15.09.2016 -30.09.2016-15.10.2016 tarihlerinde tahsil edildiğine ilişkin beyanda bulunduğu, işbu davanın 10.11.2016 tarihinde açıldığı, harici tahsilatın davadan sonra icra dosyasına beyan edildiği, takip tarihinden sonra davaya konu çeklerin tahsil edildiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı, ancak davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle davacı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiği, davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmediği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, davacının kötü niyet tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın icra takip dosyasında haricen tahsile rağmen bu tahsilatı dosyaya bildirmediğini, takibe toplam alacak tutarı üzerinden devam ettiğini, haczedilen malların değerinin de davalının beyan ettiği bakiye alacağın üzerinde olduğunu, açıklanan bu hususların davalının kötü niyetli olduğunu ispatladığını, bu nedenle kötü niyet tazminatı talebinin reddine yönelik kararın yerinde olmadığını belirterek Mahkeme kararının bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasal haklarını kullanan müvekkilinin davanın açılmasında bir kusurunun bulunmadığını, devam eden icra takibinin tüm alacağa değil haricen tahsilat sonrası bakiye alacağa yönelik olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderlerinin davalı aleyhine hükmedilemeyeceğini, huzurdaki davanın haksız menfaat teminine yönelik olduğunu, hükmün mahiyetine göre hükmedilecek vekâlet ücretinin maktu olması gerektiğini, bunun da Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6 ncı maddesine göre ancak yarısına hükmedilebileceğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın bu yönden bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece yargılama giderlerinin davalı müvekkili üzerinde bırakılmasının kanuna aykırı olduğunu, davanın konusuz kalma tarihinin ön inceleme duruşmasından önce olduğunu, bu nedenle nispi tam vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, konusuz kalan davada tarafların yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumluluğunun tespiti ve davalının takipte kötü niyetli olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/987323100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz