6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7548 E. 2023/6891 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mirasın reddi cevap süresi cebri icra takibin kesinleşmesi istinaf sebebi infazda tereddüt borca itiraz ödeme emri nispi vekalet ücreti usulüne uygun tebliğ borçlu olunmadığının tespiti avukatlık asgari ücret tarifesi vekalet ücreti takdiri maktu vekalet ücreti eş rızası yargılama giderleri mirasçılık istinaf incelemesi infaz kazanılmış hak kötü niyet tazminatı bono sulh hukuk mahkemesi vade kaldırma ve yeniden hüküm kötü niyet ihtar yargılama gideri iflas sulh inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit dava sebebi yükleten (shipper) vekalet ücreti istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ :Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi

BİRLEŞEN DAVA :Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/338 E.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı aleyhine murisi tarafından düzenlenmiş olan bonoya istinaden icra takibine girişilerek ödeme emri gönderildiğini, takibe konu bonoyu düzenleyen murisin ölümünden sonra davacı ile bir kısım mirasçıların Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/1509 E., 2014/1828 K. sayılı ilamı ile mirası reddettiklerini, kararın 24.12.2014 tarihinde kesinleştiğini, davacının bu kararı icra dosyasına sunduğunu, davalı tarafın davacının mirası reddettiğini icra dosyasından öğrenmesine rağmen icra işlemlerine devam ettiğini, davacının icra dosyasına kararı bildirdiği için davalının takipten vazgeçeceği ümidi ile süresi içinde icra mahkemesine müracaat edemediğini ileri sürerek Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün 2015/20999 E. sayılı dosyasına konu 10.10.2012 tanzim 01.11.2013 vade tarihli 10.000,00 USD bedelli bono nedeniyle davacının borcu bulunmadığının tespiti ile davacı aleyhine başlatılan takibin iptaline, davalının kötü niyetli olarak takibi devam ettirmiş olması nedeniyle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davadaki aynı gerekçeler ile Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün 2015/20998 E. sayılı dosyasına konu 10.10.2012 tanzim 01.12.2013 vade tarihli 15.000,00 euro ve 10.10.2012 tanzim 01.01.2014 vade tarihli 40.000,00 euro bedelli bonolardan dolayı davacıların borcu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, kötü niyetli olarak takibe eden davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Asıl ve birleşen davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının alacaklısı, davacıların murisinin borçlusu olduğu kambiyo senetlerine dayanılarak borçlunun mirasçılarına karşı 23.12.2015 tarihinde icra takibine başlanıldığını, takibin kesinleştiğini, borçlulara gönderilen ödeme emrinde borçluya "Borçlu olmadığı veya borcun itfa edildiği itirazını sebepleriyle birlikte 5 gün içinde icra mahkemesine bir dilekçe ile bildirerek icra mahkemesinden itirazın kabulüne dair bir karar getirmediği takdirde cebri icraya devam olunacağının" ihtar edildiğini, davacının kendisine gönderilen ödeme emrini usulüne uygun tebliğ almasına rağmen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) kendisine tanıdığı imkanlara başvurmadığını, davalının takibe devam ettiğini, kaldı ki davacının ödeme emrinde belirtilen ihtara binaen icra mahkemesine süresinde başvuruda bulunmayarak takibin kesinleşmesine ve cebri icranın devam edilmesine zımnen rıza gösterdiğini, takibe devam edilmesine ve işbu davaya davalının değil borçlu davacının sebep olduğunu, davalının davacının icra müdürlüğüne hitaben yazdığı dilekçeleri inceleme ya da bunlara ilişkin karar mercii olmadığını, davacının kötü niyet iddiasının yersiz olduğunu savunarak davaların reddine ve her bir davada davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2017 tarihli ve 2017/306 E., 2017/580 K. sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davanın kabulüne, davalının takibe geçmekte kötü niyetli olduğu ispatlanmadığından her iki dosya açısından davacılar yararına haksız takip tazminatı takdirine yer olmadığına, her bir davada davacı aleyhine maktu vekalet ücretine, yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2020 tarihli ve 2018/579 E., 2020/975 K. sayılı kararıyla; icra takibine konu alacağın davacılar murisinin bonolara dayalı borcundan kaynaklandığı, icra takiplerinin mirasın reddi kararından sonra 23.12.2015 tarihinde yapıldığı, davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde dava tarihinden önce icra işlemleri sonucu davacıların mirasın reddi kararını gönderdiği kabul edilmiş ancak izlenmesi gereken yolun icra mahkemesine beş günlük süre içinde başvurarak borca itiraz edilmesi şeklinde olması gerektiğinin savunulmuş olmasına göre, davanın açılmasına davalı tarafından sebebiyet verildiği, ayrıca davaya cevap süresi içinde davanın kabul edilmemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğu gözetilerek davacılar lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesinde ve takibe girişmekte haksız ve kötü niyetli bulunmadığının kabulüyle kötü niyet tazminatının reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacıların, davanın açıldığı andaki durumuna göre dava açmakta haklı olup, davalının, davanın açılmasına sebebiyet verdiği, mahkemece, davanın kabulüne karar verildikten sonra davacı yararına nispi vekalet ücreti takdiri ile davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, nispi vekalet ücreti takdiri yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde maktu vekalet ücretine karar verilmesinin doğru görülmediği, davacının vekalet ücreti konusundaki istinaf sebebinin bu yönden yerinde görüldüğü gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davacının istinaf isteminin kabulüne, yerel mahkeme kararının düzeltilerek esas hakkında hüküm kurulmasına, buna göre, asıl davanın kabulüne, davacı ...'ın Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün 2015/20999 E. ve 2015/20998 E. sayılı takip bonosu nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatına yönelik istemin reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (A.A.Ü.T.) göre takdir ve tayin olunan 5.058,32 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2017/338 E. sayılı davanın kabulüne, davacıların Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün 2015/20998 E. sayılı takip konusu bono nedeniyle davacı ... davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, kötü niyet tazminatına yönelik istemin reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre takdir ve tayin olunan 22.518,11 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 04.04.2022 tarih, 2020/7885 E. ve 2022/2790 K. sayılı kararıyla asıl dava yönünden davalı vekilinin tüm temyiz istemlerinin reddine, birleşen dava yönünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmının (B) kısmı (a) bendinde, “Davacıların, Eskişehir İcra Müdürlüğünün 2015/20998 E. sayılı takip konusu bono nedeniyle Davacı ... davalıya borçlu olmadıklarının tespitine” cümlesine yer verildiği, birleşen davanın davacılar ... ve ... tarafından açılmış olmasına rağmen davanın ... yönünden kabulüne karar verildiği, hükmün B/c bendinde belirtilen harçların ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gider avansından arta kalan kısmın davacıya iadesine karar verildiği ancak hükümden hangi davacının kastedildiği anlaşılamadığından ve bu durum infazda tereddüt oluşturucu nitelikte olduğundan birleşen davada Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu alacağın davacılar murisinin bonolara dayalı borcundan kaynaklandığı, davacılar tarafından Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1509 E., 2014/1828 K. sayılı dosyası ile mirasın reddine ilişkin açılan davada mahkemece mirasın davacılar tarafından reddedildiğinin tespit ve tesciline dair verilen kararın 20.11.2014 tarihinde kesinleştiği, icra takiplerinin ise mirasın reddi kararından sonra 23.12.2015 tarihinde yapıldığı, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği, ayrıca davaya cevap süresi içinde davanın kabul edilmemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğu gözetilerek davacılar lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesinde ve takibe girişmekte haksız ve kötü niyetli bulunmadığının kabulüyle kötü niyet tazminatının reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacıların, davanın açıldığı andaki durumuna göre dava açmakta haklı olup, davalının, davanın açılmasına sebebiyet verdiği, mahkemece, davanın kabulüne karar verildikten sonra davacı yararına nispi vekalet ücreti takdiri ile davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, nispi vekalet ücreti takdiri yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde maktu vekalet ücretine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne, asıl davacı ve birleşen davacıların icra takiplerine konu bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, davalı aleyhine yargılama giderleri ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen davanın davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; borçlulara gönderilen ödeme emrinde borçluya "Borçlu olmadığı veya borcun itfa edildiği itirazını sebepleriyle birlikte 5 gün içinde icra mahkemesine bir dilekçe ile bildirerek icra mahkemesinden itirazın kabulüne dair bir karar getirmediği takdirde cebri icraya devam olunacağının" ihtar edildiğini, davacının kendisine gönderilen ödeme emrini usulüne uygun tebliğ almasına rağmen 2004 sayılı Kanun'un kendisine tanıdığı imkanlara başvurmadığını, davalının takibe devam ettiğini, davacının ödeme emrinde belirtilen ihtara binaen icra mahkemesine süresinde başvuruda bulunmayarak takibin kesinleşmesine ve cebri icranın devam edilmesine zımnen rıza gösterdiğini, takibe devam edilmesine ve işbu davaya davalının değil borçlu davacının sebep olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada icra takiplerine konu bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7885 E. 2022/2790 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/586 E. 2021/3714 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/7548 E.  ,  2023/6891 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1114 Esas, 2022/1369 Karar

HÜKÜM

Asıl ve birleşen davanın kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi

BİRLEŞEN DAVA

Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/338 E.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı aleyhine murisi tarafından düzenlenmiş olan bonoya istinaden icra takibine girişilerek ödeme emri gönderildiğini, takibe konu bonoyu düzenleyen murisin ölümünden sonra davacı ile bir kısım mirasçıların Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/1509 E., 2014/1828 K. sayılı ilamı ile mirası reddettiklerini, kararın 24.12.2014 tarihinde kesinleştiğini, davacının bu kararı icra dosyasına sunduğunu, davalı tarafın davacının mirası reddettiğini icra dosyasından öğrenmesine rağmen icra işlemlerine devam ettiğini, davacının icra dosyasına kararı bildirdiği için davalının takipten vazgeçeceği ümidi ile süresi içinde icra mahkemesine müracaat edemediğini ileri sürerek Eskişehir 2.

İcra Müdürlüğünün 2015/20999 E. sayılı dosyasına konu 10.10.2012 tanzim 01.11.2013 vade tarihli 10.000,00 USD bedelli bono nedeniyle davacının borcu bulunmadığının tespiti ile davacı aleyhine başlatılan takibin iptaline, davalının kötü niyetli olarak takibi devam ettirmiş olması nedeniyle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davadaki aynı gerekçeler ile Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün 2015/20998 E. sayılı dosyasına konu 10.10.2012 tanzim 01.12.2013 vade tarihli 15.000,00 euro ve 10.10.2012 tanzim 01.01.2014 vade tarihli 40.000,00 euro bedelli bonolardan dolayı davacıların borcu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, kötü niyetli olarak takibe eden davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Asıl ve birleşen davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının alacaklısı, davacıların murisinin borçlusu olduğu kambiyo senetlerine dayanılarak borçlunun mirasçılarına karşı 23.12.2015 tarihinde icra takibine başlanıldığını, takibin kesinleştiğini, borçlulara gönderilen ödeme emrinde borçluya "Borçlu olmadığı veya borcun itfa edildiği itirazını sebepleriyle birlikte 5 gün içinde icra mahkemesine bir dilekçe ile bildirerek icra mahkemesinden itirazın kabulüne dair bir karar getirmediği takdirde cebri icraya devam olunacağının" ihtar edildiğini, davacının kendisine gönderilen ödeme emrini usulüne uygun tebliğ almasına rağmen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) kendisine tanıdığı imkanlara başvurmadığını, davalının takibe devam ettiğini, kaldı ki davacının ödeme emrinde belirtilen ihtara binaen icra mahkemesine süresinde başvuruda bulunmayarak takibin kesinleşmesine ve cebri icranın devam edilmesine zımnen rıza gösterdiğini, takibe devam edilmesine ve işbu davaya davalının değil borçlu davacının sebep olduğunu, davalının davacının icra müdürlüğüne hitaben yazdığı dilekçeleri inceleme ya da bunlara ilişkin karar mercii olmadığını, davacının kötü niyet iddiasının yersiz olduğunu savunarak davaların reddine ve her bir davada davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2017 tarihli ve 2017/306 E., 2017/580 K. sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davanın kabulüne, davalının takibe geçmekte kötü niyetli olduğu ispatlanmadığından her iki dosya açısından davacılar yararına haksız takip tazminatı takdirine yer olmadığına, her bir davada davacı aleyhine maktu vekalet ücretine, yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2020 tarihli ve 2018/579 E., 2020/975 K. sayılı kararıyla; icra takibine konu alacağın davacılar murisinin bonolara dayalı borcundan kaynaklandığı, icra takiplerinin mirasın reddi kararından sonra 23.12.2015 tarihinde yapıldığı, davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde dava tarihinden önce icra işlemleri sonucu davacıların mirasın reddi kararını gönderdiği kabul edilmiş ancak izlenmesi gereken yolun icra mahkemesine beş günlük süre içinde başvurarak borca itiraz edilmesi şeklinde olması gerektiğinin savunulmuş olmasına göre, davanın açılmasına davalı tarafından sebebiyet verildiği, ayrıca davaya cevap süresi içinde davanın kabul edilmemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğu gözetilerek davacılar lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesinde ve takibe girişmekte haksız ve kötü niyetli bulunmadığının kabulüyle kötü niyet tazminatının reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacıların, davanın açıldığı andaki durumuna göre dava açmakta haklı olup, davalının, davanın açılmasına sebebiyet verdiği, mahkemece, davanın kabulüne karar verildikten sonra davacı yararına nispi vekalet ücreti takdiri ile davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, nispi vekalet ücreti takdiri yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde maktu vekalet ücretine karar verilmesinin doğru görülmediği, davacının vekalet ücreti konusundaki istinaf sebebinin bu yönden yerinde görüldüğü gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davacının istinaf isteminin kabulüne, yerel mahkeme kararının düzeltilerek esas hakkında hüküm kurulmasına, buna göre, asıl davanın kabulüne, davacı ...'ın Eskişehir 2.

İcra Müdürlüğünün 2015/20999 E. ve 2015/20998 E. sayılı takip bonosu nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatına yönelik istemin reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (A.A.Ü.T.) göre takdir ve tayin olunan 5.058,32 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2017/338 E. sayılı davanın kabulüne, davacıların Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün 2015/20998 E. sayılı takip konusu bono nedeniyle davacı ... davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, kötü niyet tazminatına yönelik istemin reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre takdir ve tayin olunan 22.518,11 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 04.04.2022 tarih, 2020/7885 E. ve 2022/2790 K. sayılı kararıyla asıl dava yönünden davalı vekilinin tüm temyiz istemlerinin reddine, birleşen dava yönünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmının (B) kısmı (a) bendinde, “Davacıların, Eskişehir İcra Müdürlüğünün 2015/20998 E. sayılı takip konusu bono nedeniyle Davacı ... davalıya borçlu olmadıklarının tespitine” cümlesine yer verildiği, birleşen davanın davacılar ... ve ... tarafından açılmış olmasına rağmen davanın ... yönünden kabulüne karar verildiği, hükmün B/c bendinde belirtilen harçların ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gider avansından arta kalan kısmın davacıya iadesine karar verildiği ancak hükümden hangi davacının kastedildiği anlaşılamadığından ve bu durum infazda tereddüt oluşturucu nitelikte olduğundan birleşen davada Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu alacağın davacılar murisinin bonolara dayalı borcundan kaynaklandığı, davacılar tarafından Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1509 E., 2014/1828 K. sayılı dosyası ile mirasın reddine ilişkin açılan davada mahkemece mirasın davacılar tarafından reddedildiğinin tespit ve tesciline dair verilen kararın 20.11.2014 tarihinde kesinleştiği, icra takiplerinin ise mirasın reddi kararından sonra 23.12.2015 tarihinde yapıldığı, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği, ayrıca davaya cevap süresi içinde davanın kabul edilmemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğu gözetilerek davacılar lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesinde ve takibe girişmekte haksız ve kötü niyetli bulunmadığının kabulüyle kötü niyet tazminatının reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacıların, davanın açıldığı andaki durumuna göre dava açmakta haklı olup, davalının, davanın açılmasına sebebiyet verdiği, mahkemece, davanın kabulüne karar verildikten sonra davacı yararına nispi vekalet ücreti takdiri ile davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, nispi vekalet ücreti takdiri yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde maktu vekalet ücretine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne, asıl davacı ve birleşen davacıların icra takiplerine konu bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, davalı aleyhine yargılama giderleri ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen davanın davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; borçlulara gönderilen ödeme emrinde borçluya "Borçlu olmadığı veya borcun itfa edildiği itirazını sebepleriyle birlikte 5 gün içinde icra mahkemesine bir dilekçe ile bildirerek icra mahkemesinden itirazın kabulüne dair bir karar getirmediği takdirde cebri icraya devam olunacağının" ihtar edildiğini, davacının kendisine gönderilen ödeme emrini usulüne uygun tebliğ almasına rağmen 2004 sayılı Kanun'un kendisine tanıdığı imkanlara başvurmadığını, davalının takibe devam ettiğini, davacının ödeme emrinde belirtilen ihtara binaen icra mahkemesine süresinde başvuruda bulunmayarak takibin kesinleşmesine ve cebri icranın devam edilmesine zımnen rıza gösterdiğini, takibe devam edilmesine ve işbu davaya davalının değil borçlu davacının sebep olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada icra takiplerine konu bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Asıl ve birleşen davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/986932100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.