YİDK kararının iptali | Haksız rekabetin önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2559 E. 2023/6285 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin↗ dürüstlük kuralı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ terkin↗ ayırt edicilik↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında 39. sınıfta yer alan hizmetler yönünden aynılık veya benzerlik bulunduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise benzerlik bulunmadığı, ancak taraf markalarında ortak yer alan "central" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, dava konusu markada yer alan AK ibaresi ile davacı markalarının bir kısmında yer alan renk unsurları veya şekil unsurlarının taraf markalarının bütünsel olarak birbirinden farklılaşmasını sağladığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun hükmünde Kararname'nin (milga 556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas koşullarının oluşmadığı, davacının, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarını ispatlayamadığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından haksız rekabetten de söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile dava konusu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tarafların kara taşıtlarının kiralanması sektöründe faaliyet gösterdiği de dikkate alındığında anılan benzerliğin markaların karıştırılmasına neden olacağını, "central" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, bu ibarenin kara araçları kiralama sektöründe kullanımı ve müvekkilinin tanınmışlık düzeyi ile ayırt edicilik kazandığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin sektörde bilinirliği ve güvenirliğinden haksız yarar sağlamak maksadıyla yapıldığını, davalının seçenek özgürlüğü varken müvekkilinin tanınmış markalarına "Ak" ibaresini ekleyerek oluşturduğu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu marka tescilinin dürüstlük kurallarına aykırı olup haksız rekabete de yol açtığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, davalı başvurusu kapsamında 39. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan hizmetlerin aynı veya benzer olduğu, başvuru kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise böyle bir benzerliğin bulunmadığı, davalı başvurusunun "AKCENTRAL" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının ise "central filo", "centraltr", "central fleet services", "central rent a car", "central car rental" ibarelerinden oluştuğu, "central" ibaresinin tarf markalarında asli unsur olarak yer aldığı, zira dava konusu markada yer alan "Ak" ibaresinin "Central" ibaresini nitelediği bu hali ile ayırt edicilikte geri planda kaldığı gibi davacı markalarında yer alan diğer unsurların da tanımlayıcı ya da ayırt edicilikte geri planda kalan tali unsurlar olduğu, bu itibarla taraf markaları arasında işaretler yönünden de mezkur madde anlamında görsel ve işitsel benzelik bulunduğu, ayrıca, taraf markalarında yer alan ve asıl unsur teşkil eden "Central" ibaresinin, emtia benzerliğinin gerçekleştiği 39. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği düşük bir ibare olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih, 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmediği, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanıldığı, dosya kapsamındaki delillerle davacının itiraza mesnet markasının tanınmış olduğu ispat edilemediğinden, davacının bu iddiasının yerinde görülmediği, sırf başka bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair başkaca bir delil de sunulmadığından davacı tarafın kötü niyete dayalı itirazlarına itibar edilmediği, davacı taraf, dava konusu marka tescilinin dürüstlük kurallarına aykırı olup haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin önlenmesini de talep etmişse de, sadece benzer marka başvurusunda bulunmanın haksız rekabet teşkil etmeyeceği, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında 39. sınıfta yer alan -kararda sayılı- hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, sayılan hizmetler dışında dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise iltibas koşullarının bulunmadığı ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin talebin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesisine buna göre davanın kısmen kabulü ile TÜRKPATENT YİDK’nın 2017-M-528 sayılı kararının 39. sınıfta-kararda sayılı- hizmetleri yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı şirket adına tescilli 2016/38462 sayılı "AKCENTRAL " ibareli markanın 39. sınıftaki -kararda sayılı- hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine, haksız rekabetin önlenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tanınmışlığı gözetilerek Akcentral ibareli markanın tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından sicilden terkini gerektiğini, dava konusu markanın müvekkili şirketin sektörde bilinirliği ve güvenirliğinden haksız şekilde faydalanmak amacı ile tescil ettirildiğinden, marka tescilinin kötü niyetli olduğu ve haksız rekabete yol açtığını, haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddinin hukuka uygun olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının, reddedilen talepleri yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında yapılacak iltibas değerlendirmesinde markanın bütünü itibarı ile dikkate alınması gerektiğini, dava konusu markanın Ak+central şeklinde iki kelimenin birleşimi ile oluşturulmuş bir ibare olduğunu, bütün olarak değerlendirildiğinde davacı markalarından farklı algılandığını, davacı tarafın markalarında "central" ibaresinin tek başına kullanılmadığını ancak ayırt edici yönü zayıf olan central kısmını alarak benzerlik iddiasında bulunulduğunu, başvuru konus markadan "central" ibaresini alarak bölerek inceleme yapılmasının mümkün olmadığını, ayırım gücü zayıf olan markalara yapılacak ufak değişikliklerin markayı farklılaştırmak için yeterli olduğunu belirterek davanın kısmen kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı markalarının ilk ifadelerinin "central" ibaresi olduğunu müvekkili markasını ise bir çırpıda okunan "Akcentral" ibaresi odluğunu, markalar arasında işitsel benzerlik olmadığını, anlamsal benzerlik de bulunmadığını, "Akcentral" ibaresinin bölünmek suretiyle incelenmesinin marka hukuku ilkeleri ile bağdaşmadığını, "central" ibaresinin sadece davacı şirket kullanımına bırakılamayacak kadar sıradan ve zayıf bir marka olduğunu, bu ibareyi içeren çok sayıda marka bulunduğunu, zayıf nitelikteki bu ibarenin diğer şirketler tarafından kullanılmasına davacının katlanması gerektiğini, davacı tarafın kendilerine ait olduğunu belirttiği "centraltr", "central rent a car" markalarının dava dışı şirketlere ait olduğunu, ayırt edilcilik ve zayıf marka hususlarında bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2222 E. 2024/4714 K.
Ortak:sicilden terkin · kaldırma ve yeniden hüküm · terkin · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… dliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca markalar arasında «iltibasa» yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, davalı başvurusu kapsamında 39. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan hizmetlerin aynı veya benzer olduğu, başvuru kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise böyle bir benzerliğin bulunmadığı, davalı başvurusunun "AKCENTRAL" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının ise "central filo", "centraltr", "central fleet services", "central rent a car", "central car rental" ibarelerinden oluştuğu, "central" ibaresinin tarf markalarında asli unsur olarak yer aldığı, zira dava konusu markada yer alan "Ak" ibaresinin "Central" ibaresini nitelediği bu hali ile «ayırt edicilikte» geri planda kaldığı gibi davacı markalarında yer alan diğer unsurların da tanımlayıcı ya da ayırt edicilikte geri planda kalan tali unsurlar olduğu, bu itibarla taraf markaları arasında işaretler yönünden de mezkur madde anlamında görsel ve işitsel benzelik bulunduğu, ayrıca, taraf markalarında yer alan ve asıl unsur teşkil eden "Central" ibaresinin, emtia benzerliğinin gerçekleştiği 39. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği düşük bir ibare olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih, 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmediği, ayrıca bir «bilirkişi incelemesine» de gerek görülmediği, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanıldığı, dosya kapsamındaki delillerle davacının itiraza mesnet markasının tanınmış olduğu ispat edilemediğinden, davacının bu iddiasının yerinde görülmediği, sırf başka bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötü niyet» olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair başkaca bir delil de sunulmadığından davacı tarafın kötü niyete dayalı itirazlarına itibar edilmediği, davacı taraf, dava konusu marka tescilinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin önlenmesini de talep etmişse de, sadece benzer marka başvurusunda bulunmanın haksız rekabet teşkil etmeyeceği, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında 39. sınıfta yer alan -kararda sayılı- hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, sayılan hizmetler dışında dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise iltibas koşullarının bulunmadığı ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin talebin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı «kaldırılarak yeniden» hüküm tesisine buna göre davanın kısmen kabulü ile TÜRKPATENT YİDK’nın 2017-M-528 sayılı kararının 39. sınıfta-kararda sayılı- hizmetleri yönünden kısmen iptaline, …
… bulunduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise benzerlik bulunmadığı, ancak taraf markalarında ortak yer alan "central" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu, dava konusu markada yer alan AK ibaresi ile davacı markalarının bir kısmında yer alan renk unsurları veya şekil unsurlarının taraf markalarının bütünsel olarak birbirinden farklılaşmasını sağladığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun hükmünde Kararname'nin (milga 556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» koşullarının oluşmadığı, davacının, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarını ispatlayamadığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından «haksız rekabetten» de söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tanınmışlığı gözetilerek Akcentral ibareli markanın tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından «sicilden terkini» gerektiğini, dava konusu markanın müvekkili şirketin sektörde bilinirliği ve güvenirliğinden haksız şekilde faydalanmak amacı ile tescil ettirildiğinden, marka tescilinin kötü niyetli olduğu ve «haksız rekabete» yol açtığını, haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddinin hukuka uygun olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının, reddedilen talepleri yönünden bozu …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... ibaresini markasında asli unsur olarak seçtiği, «ayırt edicilik» gücü düşük bir ibarenin yanına eklemeler yaparak kullanan marka sahiplerinin kullanımına katlanmak zorunda olduğu, markasının tanınmış olduğunu da ispat edemediği, davalının markasının gerekli ayırt ediciliği sağladığı, davacı otel sektöründe faaliyet gösterdiğini beyan ettiği, davalının ağırlıklı olarak inşaat alanında faaliyet gösterdiği, kendi markası olan ... markasının inşaat hizmetlerinde belirli bilinirliğin bulunduğu, davacının markasının bir şekil markası olup, kral/kraliçe tacı şekil ibaresi tescil edilmiş olduğu, gerek geçici konaklama hizmetleri vb. hizmetler hakkında önceden araştırılıp tercih yapıldığından tüketicilerin bu hizmetleri temin ederken çok dikkatli ve bilinçli hareket edeceği, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığından «iltibas» tehlikesinin de bulunmadığı, davalının kullanımının dürüst ticari kullanım ve tescilli markası kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… e Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2002/13779 numaralı ... markasının sadece şekilden ibaret olmadığı, marka «kaydı» incelendiğinde taç şekli ve üzerinde ... ibaresinden oluştuğu, bununla birlikte davacının 2002/13780 numaralı ...'S WORLD+şekil markasının da yazı ve şekilden oluştuğu, markanın zayıf marka olup olmadığının tescilli olduğu hizmet/emtia sınıfına göre değerlendirilmesi gerektiği, ... ibaresinin İngilizce bir kelime olup Türkçe'de Kraliçe anlamına geldiği, davacının taç şekli ve ... yazısından oluşan markasının 43. sınıf yönünden zayıf marka olarak değerlendirilemeyeceği, tescil tarihi itibarı ile davacının markasının önceki tarihli olduğu, tarafların markalarının aynı sınıfta tescilli olduğunun sabit olduğu, her iki markanın esas unsurunun ... ibaresi olup davalının markasında tali unsur olarak yer alan CENTRAL PARK ibaresinin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir park adı olduğu, SUİTES ibaresinin ise daire anlamına geldiği ve markaya «ayırt edicilik» katmadığı, davalı markası ile davacı markasının «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» sebebiyet verecek derecede benzer olduğu, davacı hükmün «ilanını» ve markanın bulunduğu evrak, tanıtım malzemeleri ve işyeri tabelalarının kaldırılması, markanın internet sayfası, görsel yazılım yayınlar ile web sayfasından çıkar …
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... ibaresinin zayıf bir marka olduğunu, kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin başvuru konusu markası yönünden yeterli «ayırt ediciliği» sağladığını, markanın tüm unsurlarıyla birlikte bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu haliyle davacı markaları ile «iltibas» yaratmasının mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yarar · ortalama tüketici · ilan · cy/cy kaydı · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… e Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2002/13779 numaralı ... markasının sadece şekilden ibaret olmadığı, marka «kaydı» incelendiğinde taç şekli ve üzerinde ... ibaresinden oluştuğu, bununla birlikte davacının 2002/13780 numaralı ...'S WORLD+şekil markasının da yazı ve şekilden oluştuğu, markanın zayıf marka olup olmadığının tescilli olduğu hizmet/emtia sınıfına göre değerlendirilmesi gerektiği, ... ibaresinin İngilizce bir kelime olup Türkçe'de Kraliçe anlamına geldiği, davacının taç şekli ve ... yazısından oluşan markasının 43. sınıf yönünden zayıf marka olarak değerlendirilemeyeceği, tescil tarihi itibarı ile davacının markasının önceki tarihli olduğu, tarafların markalarının aynı sınıfta tescilli olduğunun sabit olduğu, her iki markanın esas unsurunun ... ibaresi olup davalının markasında tali unsur olarak yer alan CENTRAL PARK ibaresinin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir park adı olduğu, SUİTES ibaresinin ise daire anlamına geldiği ve markaya «ayırt edicilik» katmadığı, davalı markası ile davacı markasının «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» sebebiyet verecek derecede benzer olduğu, davacı hükmün «ilanını» ve markanın bulunduğu evrak, tanıtım malzemeleri ve işyeri tabelalarının kaldırılması, markanın internet sayfası, görsel yazılım yayınlar ile web sayfasından çıkar …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait markanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde usulüne uygun olarak tescilli olduğunu, «iltibasa» yol açmadığını, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… diğer unsurlara göre ön planda olduğunu, mahkemenin hedef kitlenin farklı segmentlerde olduğundan marka sahiplerininn aynı hedef grubuna yönelmediklerinden bahisle «ortalama tüketici» olgusunu özelleştirmesinin doğru olmadığını, sınıf bazında değil firmaların iştigal konularına göre değerlendirme yapılmasının yerinde olmadığını, hükümsüzlük iste …
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesinin de talep edildiğini, davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, aksi kanaat halinde davanın kabulü gerektiğini, kısmen kabul kararının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bu yönüyle bozulmasını istemiştir.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2001/1400 E. 2001/3499 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · iptal davası · ilan
Benzer bu karardaCAR" ibaresinin tamamı olup, hiçbir dilde anlamı bulunmadığını, 556 sayılı KHK.nin 7/1-c bendi gereğince hizmet markası olarak tescili talep edilen sözcüğün hizmetin vasfını, cinsini, çeşidini, «münhasır» olarak belirtmesi durumunda başvurusunun red edileceğinin tartışmasız olduğu, davacının, A...... kelimesine CAR kelimesini ekleyerek tescil istemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle TPE.
CAR" markasının davacı adına tesciline, marka bülteninde «ilan» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
2- Davacı, davalı Türk Patent Enstitüsü Yeniden inceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptaline, marka başvurusunun Resmi Marka Bülteni'nde «ilanına» karar verilmesini istemiştir.
Üçüncü kişilerin itiraz imkanlarını kullanmaları açısından öngörülen «ilan» aşaması henüz tamamlanmadan, marka başvurusunun tescili mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6544 E. 2023/1446 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · bilirkişi incelemesi · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… dliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca markalar arasında «iltibasa» yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, davalı başvurusu kapsamında 39. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan hizmetlerin aynı veya benzer olduğu, başvuru kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise böyle bir benzerliğin bulunmadığı, davalı başvurusunun "AKCENTRAL" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının ise "central filo", "centraltr", "central fleet services", "central rent a car", "central car rental" ibarelerinden oluştuğu, "central" ibaresinin tarf markalarında asli unsur olarak yer aldığı, zira dava konusu markada yer alan "Ak" ibaresinin "Central" ibaresini nitelediği bu hali ile «ayırt edicilikte» geri planda kaldığı gibi davacı markalarında yer alan diğer unsurların da tanımlayıcı ya da ayırt edicilikte geri planda kalan tali unsurlar olduğu, bu itibarla taraf markaları arasında işaretler yönünden de mezkur madde anlamında görsel ve işitsel benzelik bulunduğu, ayrıca, taraf markalarında yer alan ve asıl unsur teşkil eden "Central" ibaresinin, emtia benzerliğinin gerçekleştiği 39. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği düşük bir ibare olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih, 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmediği, ayrıca bir «bilirkişi incelemesine» de gerek görülmediği, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanıldığı, dosya kapsamındaki delillerle davacının itiraza mesnet markasının tanınmış olduğu ispat edilemediğinden, davacının bu iddiasının yerinde görülmediği, sırf başka bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötü niyet» olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair başkaca bir delil de sunulmadığından davacı tarafın kötü niyete dayalı itirazlarına itibar edilmediği, davacı taraf, dava konusu marka tescilinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin önlenmesini de talep etmişse de, sadece benzer marka başvurusunda bulunmanın haksız rekabet teşkil etmeyeceği, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında 39. sınıfta yer alan -kararda sayılı- hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, sayılan hizmetler dışında dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise iltibas koşullarının bulunmadığı ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin talebin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı «kaldırılarak yeniden» hüküm tesisine buna göre davanın kısmen kabulü ile TÜRKPATENT YİDK’nın 2017-M-528 sayılı kararının 39. sınıfta-kararda sayılı- hizmetleri yönünden kısmen iptaline, …
… bulunduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise benzerlik bulunmadığı, ancak taraf markalarında ortak yer alan "central" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu, dava konusu markada yer alan AK ibaresi ile davacı markalarının bir kısmında yer alan renk unsurları veya şekil unsurlarının taraf markalarının bütünsel olarak birbirinden farklılaşmasını sağladığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun hükmünde Kararname'nin (milga 556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» koşullarının oluşmadığı, davacının, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarını ispatlayamadığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından «haksız rekabetten» de söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… taşıtlarının kiralanması sektöründe faaliyet gösterdiği de dikkate alındığında anılan benzerliğin markaların karıştırılmasına neden olacağını, "central" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olmadığını, bu ibarenin kara araçları kiralama sektöründe kullanımı ve müvekkilinin tanınmışlık düzeyi ile ayırt edicilik kazandığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin sektörde bilinirliği ve güvenirliğinden haksız yarar sağlamak maksadıyla yapıldığını, davalının seçenek özgürlüğü varken müvekkilinin tanınmış markalarına "Ak" ibaresini ekleyerek oluşturduğu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu marka tescilinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup «haksız rekabete» de yol açtığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… inin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi maddeleri kapsamında bir ibarenin tescil edilip edilemeyeceğine ilişkin değerlendirme hukuki bir konu olduğundan ayrıca bir «bilirkişi incelemesine» de gerek görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2016-M-2343 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
… turulan marka da yine bu tanımlayıcı özelliğini koruduğu, "RentaCard" ibaresini 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde aranan «ayırt edicilik» kriterini taşımadığı, davacı şirkete ait 2015/08498 sayılı "RentaCard" ibareli marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) …
… su "rentaCARD" ibaresinden oluştuğu, Türkçe'de kiralık kart anlamına geldiği, bu haliyle başvuru konusu ibare, az da olsa belli bir düşünce ürünü olarak yaratılmış, «ayırt edicilik» vasfı bulunan bir ibare olduğu, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2559 E. , 2023/6285 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014/29507, 2014/29503, 2011/59479, 2011/59471, 2009/03503, 2002/20112, 2001/14741 sayılı “Central” asli unsurunu taşıyan markaların sahibi olduğunu ve markalarının filo ve günlük araç kiralama alanında tanınmış olduğunu, davalı şirketin “AKCENTRAL” ibareli marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin markaları ile dava konusu markanın benzer olduğunu ve aynı sınıfları içerdiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu gibi seri marka izlenimi açısından da bağlantılı olma ihtimalinin olduğunu, davaya konu marka tescilinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ve haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek 19.01.2017 tarihli ve 2017-M-528 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ve haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını "central" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında benzerlik bulunmadığını, “Central” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük ve herkesçe kullanılabilecek bir kelime olduğunu, “Central” ibaresinin tek bir kişinin tekeline bırakılması halinde “Merkez” kelimesini bundan böyle kimsenin kullanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında 39. sınıfta yer alan hizmetler yönünden aynılık veya benzerlik bulunduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise benzerlik bulunmadığı, ancak taraf markalarında ortak yer alan "central" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, dava konusu markada yer alan AK ibaresi ile davacı markalarının bir kısmında yer alan renk unsurları veya şekil unsurlarının taraf markalarının bütünsel olarak birbirinden farklılaşmasını sağladığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun hükmünde Kararname'nin (milga 556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas koşullarının oluşmadığı, davacının, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarını ispatlayamadığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından haksız rekabetten de söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile dava konusu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tarafların kara taşıtlarının kiralanması sektöründe faaliyet gösterdiği de dikkate alındığında anılan benzerliğin markaların karıştırılmasına neden olacağını, "central" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, bu ibarenin kara araçları kiralama sektöründe kullanımı ve müvekkilinin tanınmışlık düzeyi ile ayırt edicilik kazandığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin sektörde bilinirliği ve güvenirliğinden haksız yarar sağlamak maksadıyla yapıldığını, davalının seçenek özgürlüğü varken müvekkilinin tanınmış markalarına "Ak" ibaresini ekleyerek oluşturduğu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu marka tescilinin dürüstlük kurallarına aykırı olup haksız rekabete de yol açtığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, davalı başvurusu kapsamında 39. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan hizmetlerin aynı veya benzer olduğu, başvuru kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise böyle bir benzerliğin bulunmadığı, davalı başvurusunun "AKCENTRAL" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının ise "central filo", "centraltr", "central fleet services", "central rent a car", "central car rental" ibarelerinden oluştuğu, "central" ibaresinin tarf markalarında asli unsur olarak yer aldığı, zira dava konusu markada yer alan "Ak" ibaresinin "Central" ibaresini nitelediği bu hali ile ayırt edicilikte geri planda kaldığı gibi davacı markalarında yer alan diğer unsurların da tanımlayıcı ya da ayırt edicilikte geri planda kalan tali unsurlar olduğu, bu itibarla taraf markaları arasında işaretler yönünden de mezkur madde anlamında görsel ve işitsel benzelik bulunduğu, ayrıca, taraf markalarında yer alan ve asıl unsur teşkil eden "Central" ibaresinin, emtia benzerliğinin gerçekleştiği 39.
sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği düşük bir ibare olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih, 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmediği, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanıldığı, dosya kapsamındaki delillerle davacının itiraza mesnet markasının tanınmış olduğu ispat edilemediğinden, davacının bu iddiasının yerinde görülmediği, sırf başka bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair başkaca bir delil de sunulmadığından davacı tarafın kötü niyete dayalı itirazlarına itibar edilmediği, davacı taraf, dava konusu marka tescilinin dürüstlük kurallarına aykırı olup haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin önlenmesini de talep etmişse de, sadece benzer marka başvurusunda bulunmanın haksız rekabet teşkil etmeyeceği, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında 39.
sınıfta yer alan -kararda sayılı- hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, sayılan hizmetler dışında dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından ise iltibas koşullarının bulunmadığı ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin talebin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesisine buna göre davanın kısmen kabulü ile TÜRKPATENT YİDK’nın 2017-M-528 sayılı kararının 39.
sınıfta-kararda sayılı- hizmetleri yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı şirket adına tescilli 2016/38462 sayılı "AKCENTRAL " ibareli markanın 39. sınıftaki -kararda sayılı- hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine, haksız rekabetin önlenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tanınmışlığı gözetilerek Akcentral ibareli markanın tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından sicilden terkini gerektiğini, dava konusu markanın müvekkili şirketin sektörde bilinirliği ve güvenirliğinden haksız şekilde faydalanmak amacı ile tescil ettirildiğinden, marka tescilinin kötü niyetli olduğu ve haksız rekabete yol açtığını, haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddinin hukuka uygun olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının, reddedilen talepleri yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında yapılacak iltibas değerlendirmesinde markanın bütünü itibarı ile dikkate alınması gerektiğini, dava konusu markanın Ak+central şeklinde iki kelimenin birleşimi ile oluşturulmuş bir ibare olduğunu, bütün olarak değerlendirildiğinde davacı markalarından farklı algılandığını, davacı tarafın markalarında "central" ibaresinin tek başına kullanılmadığını ancak ayırt edici yönü zayıf olan central kısmını alarak benzerlik iddiasında bulunulduğunu, başvuru konus markadan "central" ibaresini alarak bölerek inceleme yapılmasının mümkün olmadığını, ayırım gücü zayıf olan markalara yapılacak ufak değişikliklerin markayı farklılaştırmak için yeterli olduğunu belirterek davanın kısmen kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı markalarının ilk ifadelerinin "central" ibaresi olduğunu müvekkili markasını ise bir çırpıda okunan "Akcentral" ibaresi odluğunu, markalar arasında işitsel benzerlik olmadığını, anlamsal benzerlik de bulunmadığını, "Akcentral" ibaresinin bölünmek suretiyle incelenmesinin marka hukuku ilkeleri ile bağdaşmadığını, "central" ibaresinin sadece davacı şirket kullanımına bırakılamayacak kadar sıradan ve zayıf bir marka olduğunu, bu ibareyi içeren çok sayıda marka bulunduğunu, zayıf nitelikteki bu ibarenin diğer şirketler tarafından kullanılmasına davacının katlanması gerektiğini, davacı tarafın kendilerine ait olduğunu belirttiği "centraltr", "central rent a car" markalarının dava dışı şirketlere ait olduğunu, ayırt edilcilik ve zayıf marka hususlarında bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/982038900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz