Yargılamanın yenilenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3787 E. 2023/5928 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşı edim↗ yargılamanın iadesi↗ yargılamanın yenilenmesi↗ icra hukuk mahkemesi↗ itirazın iptali davası↗ muacceliyet↗ ipotek↗ dolandırıcılık↗ genel kredi sözleşmesi↗ yenileme↗ ihtiyati haciz↗ iptal davası↗ iş mahkemesi görev alanı↗ esastan ret↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/47-2014/12 E.K. sayılı 23.01.2014 tarihli kararı ile '1-Davacının davasının sübut bulmadığından reddine, icra inkar tazminatı şartları oluşmadığından davacı aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına...' karar verilmiş olup, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi neticesinde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/12443-2016/2191 E.K. sayılı 11.02.2016 tarihli kararı ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına karar verildiği, bu karara karşı davacıların karar düzeltme talebinde bulunduğu, bu talebin ise 23.02.2018 tarihli, 19. Hukuk Dairesinin 2016/11899 E. 2018/925 K. sayılı karar ile reddine karar verildiği ve bu suretle İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/47-2014/12 E.K. sayılı 23.01.2014 tarihli kararın kesinleştiği, yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacıların, İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen 2013/47 E. 2014/12 K.sayılı hükmüne karşı 1086 sayılı Kanun 375-1 fıkrasının ç-f-h-ı maddeleri ve aynı Kanun'un 2 inci maddesine göre yargılamanın yenilenmesini talep ettiği, sonradan ele geçtiği iddia edilen belgelerin bir kısmının Yargıtay 12. Dairesinin ve Yargıtay Genel Kurul kararları olduğu ve bu belgelerin sonradan ele geçen belge olarak değerlendirilemeyeceği, aksi halde her değişen içtihat görüşünde, hemen hemen her dosyanın yeniden ele alınması gerekeceği, İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin gerekçeli kararlarının daha önce incelenme ve itiraz konusu yapıldığı ve bu konudaki itirazların daha önce değerlendirildiği, bilirkişilerin gerçeğe aykırı beyanda bulundukları hususunda daha önce itirazda bulunulduğu ve bu iddianın da daha önce incelendiği, diğer hususların ise tahdidi olarak sayılan iade sebepleri içerisinde yer almadığı ve iddiaların delillendirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; evvelki yargılamada ihtiyati haciz kararı veren İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin üç kişiden oluşan heyetinden iki hakim ile bir hakimin eşi olan cumhuriyet savcısının FETÖ-PYD terör örgütü üyeliğinden meslekten çıkarılarak hüküm giydiklerini, bankanın sözleşme hükümlerine aykırı olarak borç muaccel olmadan ve ilk taksitin ödenmesi beklenmeden borçlu şirketlere ait araçların icra-i hacizle yakalanarak satışa çıkarıldığını, nitelikli dolandırıcılık iddiası ile banka genel müdür ve yardımcıları hakkında, önce işlemlere başlayıp gözaltı ve yakalama kararı veren İstanbul Cumhuriyet Savcısının işlemleri durdurarak belgeleri emniyetten geri istediğini, anılan kişinin de FETÖ PYD silahlı törör örgütü üyeliğinden hüküm giyerek meslekten çıkarıldığını, dava öncesi süreçte görev alan hakimlerin tutuklanmasının yeni bir delil olduğunu, bu nedenle yargılamanın iadesi koşullarının gerçekleştiğini bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve yargılamanın iadesi talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 1086 sayılı Kanun 373 vd. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 1086 sayılı Kanun 373 ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2074 E. 2023/5746 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklif hakkı · güven ilişkisi · yemin teklifi · borçlu olunmadığının tespiti · ispat külfeti · yemin delili · yemin · üçüncü kişi
Benzer bu kararda… ı ile davaya konu sekiz adet, toplam bedeli 435.000,00 TL olan çeklerin davacı tarafından keşide edilerek davalı şirkete verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, «çek» bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun tediyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerektiği, dava konusu çeklerin kural olarak davalı tarafın savunmasında ileri sürüldüğü gibi davacıya verilen borç paralar ve davacının ortağı olduğu TMR şirketi adına bankadan çektiği, ancak kendi adına kullandığı ve geri ödemesinin davalı şirket tarafından yapıldığı «bilirkişi incelemeleri» ile de anlaşılan kredi geri ödemesinden kaynaklanan borçların ödenmesi amacıyla verildiği yolundaki davalı savunmasının aksini iddia eden davacının, iddiasını «kesin» delillerle kanıtlaması gerektiği, somut olayda «ispat külfetinin» davacı tarafta olduğu, davacının iddialarını yazılı delillerle kanıtlayamadığı, «yemin deliline» dayanıldığından, «yemin teklif hakkı» hatırlatıldığı, yemin teklif edilmeyeceği açıkça beyan edildiğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
… da nakden müvekkiline birşey vermediğini, dava dışı TMR Otomotivin davalı Özdağ Şirketi'ne borçlu olduğunun belirlendiğini, bu halde borçlunun müvekkili olmadığını, «üçüncü kişi» ile davalı arasındaki alacak ilişkisinin dava konusu çekler ile bir bağlantısının bulunmadığını, çeklerin 3 üncü kişi olan TMR Şirketi'nin kayıtlarında rastlanmadığına ilişkin bilirkişi tespitinin, davacının borçlu olmadığına dair iddialarını desteklediğini, çekin bir borçlanma aracı olmadığını, ödeme aracı olması sebebiyle «teminat» amaçlı da «çek» verilebileceğinden davalının iddialarına karşın taraflar arasında herhangi bir borç doğurucu işlem olmasa da çek verilebileceğinin kabul edilmesi gerektiğini, «hamilin» borçlu zararına hareket ettiği iddiasının tanık dâhil her türlü delil ile ispatlanabileceğini, dava konusu çekler hakkında «yemin teklif» edilmemesinin davanın ispatlanamadığını göstermediğini, davalı tarafta yemini eda edecek şahsın FETÖ soruşturması nedeni ile cezaevinde tutuklu olduğunu, bu dava anlamında «yemin delilinin» anlam ve önemini kavrayacak durumda olmadığını, yemini eda edecek şahsın cezaevinde tutuklu olmasından dolayı işin niteliği gereği yemin teklif etmelerinin mümkün …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava konusu çekleri halen elinde bulunduran davalı şirket arasında «çek» bedelleri tutarında bir borç ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin ne davalı şirketten ne de eskiden ortağı olduğu TMR Otomotiv’den mal ya da nakit borç almadığını, davalı şirketin söz konusu çekleri «teminat» olarak elinde bulundurduğunu, bilirkişi raporlarında da bu iddialarını destekler tespitler yapıldığını, taraflar arasında yapılan işlemlerin güvene dayalı işlemler olduğunun da belirtildiğini, çekin bir borçlanma aracı değil ödeme aracı olduğunu, bu sebeple teminat amaçlı olarak da çek verilebildiğini, mahkemece dosyadaki tüm delillerin, tespitlerin, bilirkişi raporlarının ve hatta davalı şirket «temsilcisinin» beyanlarının göz ardı edilerek yalnızca «yemin deliline» dayanılmadığı gerekçesi ile davanın reddine yönelik hüküm kurulduğunu, «hamilin» borçlu zararına hareket ettiği iddiasının tanık dâhil her türlü delil ile ispatlanabileceğini, davalı tarafça yemini eda edecek şahsın FETÖ soruşturması nedeni ile cezaevinde tutuklu olduğunu, sonradan da terör örgütü üyeliğinden ceza aldığını, yemini eda edecek şahsın cezaevinde tutuklu bulunmasından dolayı işin niteliği gereği «yemin teklif» etmenin mümkün görülmediğini, mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yemin teklif edilmemesinin davacı aleyhine olarak hükme gerekçe yapıldığını belirterek kararı …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki «güven ilişkisi» nedeniyle davalıya «teminat» olarak verildiği iddia olunan çeklerin iade edilmemesi nedeniyle, çeklerden dolayı davalı tarafa «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
-
Yargılamanın yenilenmesi | Yargılamanın yenilenmesi karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2693 E. 2024/3875 K.
Ortak:yargılamanın iadesi · yargılamanın yenilenmesi · yenileme · iş mahkemesi görev alanı
İncelediğiniz kararda2014/12 K.sayılı hükmüne karşı 1086 sayılı Kanun 375-1 fıkrasının ç-f-h-ı maddeleri ve aynı Kanun'un 2 inci maddesine göre «yargılamanın yenilenmesini» talep ettiği, sonradan ele geçtiği iddia edilen belgelerin bir kısmının Yargıtay 12.
… hakimin eşi olan cumhuriyet savcısının FETÖ-PYD terör örgütü üyeliğinden meslekten çıkarılarak hüküm giydiklerini, bankanın sözleşme hükümlerine aykırı olarak borç «muaccel» olmadan ve ilk taksitin ödenmesi beklenmeden borçlu şirketlere ait araçların icra-i hacizle yakalanarak satışa çıkarıldığını, nitelikli «dolandırıcılık» iddiası ile banka genel müdür ve yardımcıları hakkında, önce işlemlere başlayıp gözaltı ve yakalama kararı veren İstanbul Cumhuriyet Savcısının işlemleri durdurarak belgeleri emniyetten geri istediğini, anılan kişinin de FETÖ PYD silahlı törör örgütü üyeliğinden hüküm giyerek meslekten çıkarıldığını, dava öncesi süreçte «görev alan» hakimlerin tutuklanmasının yeni bir delil olduğunu, bu nedenle «yargılamanın iadesi» koşullarının gerçekleştiğini bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve yarg …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 1086 sayılı Kanun 373 vd. maddeleri uyarınca «yargılamanın yenilenmesi» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ce yapılan yargılama esasında müvekkilince süresi içerisinde delil ve tanık bildirildiğini, toplanması istenilen delillerin tek tek belirtilmesine rağmen, Mahkemece «delillerin toplanmadığını» ve tanıkların dinlenmediğini, tek bu hususun bile kararın bozulması için yeterli iken Yargıtayca hatalı değerlendirme sonucu davanın reddedildiğini, İlk Derece Mahkemesinde yapılan «tahkikatta» alınan bilirkişi raporunun eksik, hatalı ve açıkça yanlış olmasına rağmen, müvekkilince yeniden bilirkişi raporu alınması talebinin mahkemece gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, müvekkilince sonradan yapılan araştırma sonucu, ilk derece mahkemesi hakimlerinden biri ile Yargıtay temyiz incelemesi yapan iki hakimin FETÖ terör örgütü soruşturmaları nedeniyle görevden el çektirildiklerinin anlaşıldığını, müvekkilinin haklı olduğu davasını neden kaybettiğini ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonucu öğrendiğini, müvekkilinin ilk derece yargılaması ve Yargıtay incelemesine şaibe karışması nedeniyle, hukuk ve «hakkaniyet» ilkeleri gereği alacağına kavuşabilmesi için dosyanın yeniden açılması gerektiğini, müvekkilince Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru talebini inceleyen raportör hakimin de terör soruşturması nedeniyle görevden alınması nedeniyle verilen kararın adil ve tarafsız olduğu konusunda kuşkuya düşüldüğünü, bu hususun dahi «yargılamanın iadesi» için yeterli olduğunu, terör örgütü soruşturması kapsamında görevden alınan hakimlerin apaçık şekilde kabulle sonuçlanabilecek bir davada red kararı vermelerinin hakimlerin bağımsızlığı, doğruluğu ve tarafsızlığından kuşkuya düşülmesine neden olduğunu, gelinen aşamada verilen kararın tarafsız ve adil olmadığının anlaşıldığını, kararın gerekçeli yasa ve dosyadaki belgelere göre verilmesinin yanı sıra meşru ve objektif bir şekilde adaletten başka bir maksatla karar verilmemesi gerektirdiğini, ancak müvekkili hakkında verilen kararın bu koşulları taşımadığını ileri sürerek «yargılamanın yenilenmesine» karar verilmesini talep etmiştir.
… irtilen kararı ile davacı vekilinin, hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık bir şekilde Yargıtay içtihatlarıyla çeliştiğini, ilk derecedeki yargılama aşamasında «görevli» bir hakimin, Yargıtay ilamında imzası bulanan bazı hakimlerin ve yine Anayasa mahkemesi raportörü bir hakimin, FETÖ/PYD suçlamasıyla tutuklanmış olmasını gerekçe göstererek «yargılamanın yenilenmesini» talep ettiği, yargılamanın «yenilenmesi talebinin» 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (h) bentlerinde düzenlenen, 'mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması' gerekçesine dayalı olduğunun anlaşıldığı, aynı Kanun'un 377 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince 3 aylık «hak düşürücü süre» iddiaya dayanak olayların öğrenilmesi ile başlayacağından talebin süresinde olduğu, kesinleşen kararı veren hakimin halen emekli olduğu, hakkında bir soruşturma olmadığı, yargılamaya katılan diğer hakimlerden D.B'nin «bilirkişi inceleme» «ara» kararı oluşturduğu, bilirkişi inceleme kararını oluşturan hakim ve diğer celselerde görev yapan diğer hakimlerin usuli nitelikte ara kararlar oluşturdukları, kararın Yargıtay incelemesinde «görev alan» hakimlerden davacının belirttiği M.U'nun Yargıtay ilamında isminin yer almadığı, internet açık kaynak araştırmasına göre ilamda ismi yer alan G.D hakkında soruştur …
Taraflar arasındaki «yargılamanın yenilenmesi» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nedensellik bağı · yenileme talebi · cari hesap sözleşmesi · portföy tazminatı · hak ediş · adil yargılanma hakkı · delillerin toplanmaması · tahkikat
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bir süre müvekkilinin «acentesi» olarak faaliyette bulunduğunu, «sözleşmenin feshi» üzerine «hak ediş» alacağı, «portföy tazminatı», «cezai şart» alacağı ve yapılan giderlerin tahsili amacıyla «alacak davası» açıldığını, mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, davacı tarafından davanın tarafları ve konusu ile bağlantısı olmayan bir kısım hakimlerin FETÖ soruşturmaları kapsamında görevden alınması gerekçesiyle bu tarihten çok önce verilen kararın sadece bu nedenle haksız olduğu iddiasıyla yargılamanın iadesini talep ettiğini, «yargılamanın iadesi» koşullarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 374 üncü v.d maddelerinde düzenlendiğini, başvuruda kanun maddesinde sınırlı şekilde sayılan yargılamanın iadesi sebeplerine dayanılmadığını, hangi «sebebe» dayanıldığını açık olarak belirtilmediğini, ileri sürülen iddia ve beyanlarla verilen karar arasında bir «nedensellik bağı» bulunmadığını, dava dosyasının incelenmesi ile FETÖ soruşturmaları arasında hiçbir somut bağ bulunmadığını, esasen davacı tarafından da kararla FETÖ soruşturmaları arasında hiçbir somut bağ kurulmadığını, bir kısım hakimler hakkında terör örgütü soruşturması yapılmasının yargılamanın iadesi sebebi olmadığını, mahkemece «delillerin toplanarak» «bilirkişi incelemesi» yapıldığını ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, ilk yargılamada yeni delillerin toplanmaması ve tanıkların dinlenmemesine ilişkin kararın yeri …
… ce yapılan yargılama esasında müvekkilince süresi içerisinde delil ve tanık bildirildiğini, toplanması istenilen delillerin tek tek belirtilmesine rağmen, Mahkemece «delillerin toplanmadığını» ve tanıkların dinlenmediğini, tek bu hususun bile kararın bozulması için yeterli iken Yargıtayca hatalı değerlendirme sonucu davanın reddedildiğini, İlk Derece Mahkemesinde yapılan «tahkikatta» alınan bilirkişi raporunun eksik, hatalı ve açıkça yanlış olmasına rağmen, müvekkilince yeniden bilirkişi raporu alınması talebinin mahkemece gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, müvekkilince sonradan yapılan araştırma sonucu, ilk derece mahkemesi hakimlerinden biri ile Yargıtay temyiz incelemesi yapan iki hakimin FETÖ terör örgütü soruşturmaları nedeniyle görevden el çektirildiklerinin anlaşıldığını, müvekkilinin haklı olduğu davasını neden kaybettiğini ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonucu öğrendiğini, müvekkilinin ilk derece yargılaması ve Yargıtay incelemesine şaibe karışması nedeniyle, hukuk ve «hakkaniyet» ilkeleri gereği alacağına kavuşabilmesi için dosyanın yeniden açılması gerektiğini, müvekkilince Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru talebini inceleyen raportör hakimin de terör soruşturması nedeniyle görevden alınması nedeniyle verilen kararın adil ve tarafsız olduğu konusunda kuşkuya düşüldüğünü, bu hususun dahi «yargılamanın iadesi» için yeterli olduğunu, terör örgütü soruşturması kapsamında görevden alınan hakimlerin apaçık şekilde kabulle sonuçlanabilecek bir davada red kararı vermelerinin hakimlerin bağımsızlığı, doğruluğu ve tarafsızlığından kuşkuya düşülmesine neden olduğunu, gelinen aşamada verilen kararın tarafsız ve adil olmadığının anlaşıldığını, kararın gerekçeli yasa ve dosyadaki belgelere göre verilmesinin yanı sıra meşru ve objektif bir şekilde adaletten başka bir maksatla karar verilmemesi gerektirdiğini, ancak müvekkili hakkında verilen kararın bu koşulları taşımadığını ileri sürerek «yargılamanın yenilenmesine» karar verilmesini talep etmiştir.
… aybettiğini ancak 15 Temmuz darbe girişimi neticesinde aydınlığa kavuştuğunu, yapılan ilk derece incelemesi ve Yargıtay incelemesine şaibe karıştığını, müvekkilinin «hakkaniyet» ve adalet ilkeleri gereği hakkına kavuşabilmesi için dosyanın yeniden açılarak incelenmesi gerektiğinden bu davanın açıldığını, ancak mahkemece «eksik incelemeye» dayalı hatalı hüküm tesis edildiğini, müvekkilince Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruyu inceleyen hakimin de FETÖ soruşturması kapsamında görevden alınmasının kuşkuyu artırdığını, açıklanın bu hususların hak ihlali olması ve kararın adil olduğunu gölgelemesi nedeniyle «yargılamanın iadesi» gerektiğini, hukuk düzeninde verilen kararın tarafsız ve adil olması gerektiğini, aksi halin adalete olan güveni sarsacağını, «adil yargılama hakkının» ulusal ve uluslararası belgelerle tanınan bir insan hakkı olduğunu, yargılanan kişinin, tarafsız ve bağımsız mahkemede yargılandığını hissetmesi, dürüst yargılandığına ilişkin tereddüde düşmemesinin bu hakkın ayrılmaz bir parçası olduğunu kararın dosya içeriği, deliller ve hukuka uygun verildiği konusunda kuşku oluşturmaması gerektiğini, ilk yargılamada verilen kararın yasal süresi içerisinde bildirilen tanıkların dinlenilmemesi ve «delillerin toplanmaması» nedeniyle hatalı olduğunu, rapora yönelik itirazın gerekçesiz şekilde reddedildiğini, yargılama, temyiz incelemesi ve bireysel başvuruda «görev alan» hakimlerin tarafsızlığından şüphe duyulacak bir durumun bulunmasının yargılamanın iadesi «sebebi» olduğunu, mahkemece buna rağmen yargılamanın iadesi talebinin haksız şekilde reddine karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ist …
DAVA Yargılamanın «yenilenmesini» talep eden davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki «cari hesap sözleşmesinden» kaynaklanan alacak ve «cezai şartın» tahsili amacıyla İstanbul 5.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3787 E. , 2023/5928 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.10.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat Melis Emre dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile Amasyalı Yapı Ltd.Şti. arasında 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, 10.000 m2 kapalı alanı bulunan üç katlı iş merkezinin sözleşme kapsamında ... tarafından bankaya ipotek edildiğini, asıl borçlu şirketin bankaya karşı edimlerini yerine getirmemesi üzerine bankaca borçlular aleyhine takip başlatıldığını, borçluların itirazı üzerine alacaklı bankaca itirazın iptali davası açıldığını, sonuçlanan bu dava ile ilgili olarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 375 inci maddesi uyarınca yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmesinin yargılamanın iadesi sebeplerinin oluştuğunu ileri sürerek davanın kabulü ile yargılamanın yenilenmesini, ilk hükmün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ileri sürülen sebeplerin yargılamanın iadesine konu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/47-2014/12 E.K. sayılı 23.01.2014 tarihli kararı ile '1-Davacının davasının sübut bulmadığından reddine, icra inkar tazminatı şartları oluşmadığından davacı aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına...' karar verilmiş olup, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi neticesinde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/12443-2016/2191 E.K. sayılı 11.02.2016 tarihli kararı ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına karar verildiği, bu karara karşı davacıların karar düzeltme talebinde bulunduğu, bu talebin ise 23.02.2018 tarihli, 19. Hukuk Dairesinin 2016/11899 E.
2018/925 K. sayılı karar ile reddine karar verildiği ve bu suretle İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/47-2014/12 E.K. sayılı 23.01.2014 tarihli kararın kesinleştiği, yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacıların, İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen 2013/47 E. 2014/12 K.sayılı hükmüne karşı 1086 sayılı Kanun 375-1 fıkrasının ç-f-h-ı maddeleri ve aynı Kanun'un 2 inci maddesine göre yargılamanın yenilenmesini talep ettiği, sonradan ele geçtiği iddia edilen belgelerin bir kısmının Yargıtay 12. Dairesinin ve Yargıtay Genel Kurul kararları olduğu ve bu belgelerin sonradan ele geçen belge olarak değerlendirilemeyeceği, aksi halde her değişen içtihat görüşünde, hemen hemen her dosyanın yeniden ele alınması gerekeceği, İstanbul 4.
İcra Hukuk Mahkemesi'nin gerekçeli kararlarının daha önce incelenme ve itiraz konusu yapıldığı ve bu konudaki itirazların daha önce değerlendirildiği, bilirkişilerin gerçeğe aykırı beyanda bulundukları hususunda daha önce itirazda bulunulduğu ve bu iddianın da daha önce incelendiği, diğer hususların ise tahdidi olarak sayılan iade sebepleri içerisinde yer almadığı ve iddiaların delillendirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; evvelki yargılamada ihtiyati haciz kararı veren İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin üç kişiden oluşan heyetinden iki hakim ile bir hakimin eşi olan cumhuriyet savcısının FETÖ-PYD terör örgütü üyeliğinden meslekten çıkarılarak hüküm giydiklerini, bankanın sözleşme hükümlerine aykırı olarak borç muaccel olmadan ve ilk taksitin ödenmesi beklenmeden borçlu şirketlere ait araçların icra-i hacizle yakalanarak satışa çıkarıldığını, nitelikli dolandırıcılık iddiası ile banka genel müdür ve yardımcıları hakkında, önce işlemlere başlayıp gözaltı ve yakalama kararı veren İstanbul Cumhuriyet Savcısının işlemleri durdurarak belgeleri emniyetten geri istediğini, anılan kişinin de FETÖ PYD silahlı törör örgütü üyeliğinden hüküm giyerek meslekten çıkarıldığını, dava öncesi süreçte görev alan hakimlerin tutuklanmasının yeni bir delil olduğunu, bu nedenle yargılamanın iadesi koşullarının gerçekleştiğini bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve yargılamanın iadesi talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 1086 sayılı Kanun 373 vd. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 1086 sayılı Kanun 373 ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981786700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz