Kamuya açık/anonim bilginin iş sırrı sayılmaması ve cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3124 E. 2023/6679 K. · · İlk derece: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
İnternet ortamında kolayca ulaşılabilen ve piyasada birçok firmaca imal edilen, davacı ile özdeşleşmemiş bir ürüne ilişkin bilgi üretim/iş sırrı sayılmaz; gizlilik sözleşmesinin firmaca zaten bilinen bilgileri kapsam dışı bıraktığı hallerde bu bilgiyi kullanan eski çalışanın imalatı haksız rekabet oluşturmaz ve cezai şart ile kar kaybı talep edilemez.
Ele alınan sorunlar
Gizlilik sözleşmesi ihlali, iş sırrı ve cezai şart → ret
İddia: Davacı, eski çalışanı olan davalının gizlilik sözleşmesi ve taahhütnameye aykırı davranarak kendisine ait proje ile üretilen makineyi imal edip pazarladığını, rekabet yasağını ihlal ettiğini ve cezai şart ile gelir kaybı zararından sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bilirkişi raporuna göre davalı tarafından imal edilen makine, internet ortamında kolayca ulaşılabilir ve piyasada birçok firma tarafından imal edilir nitelikte olup bir üretim/iş sırrı ihtiva etmez. Davalı üretim bilgisini hüsnüniyet kaidelerine aykırı biçimde elde etmemiş, on yılı aşkın süre davacı şirkette torna tesfiye elemanı olarak çalışıp mesleki olarak zaten bu bilgilere sahip olmuş; yapılan imalat davacı firmayla özdeşleşmiş bir ürün değildir. Gizlilik sözleşmesinin firma tarafından bilinen bilgileri kapsam dışı bırakan hükmü karşısında davalının imalatı haksız rekabet teşkil etmediğinden davacı, kar kaybı ve cezai şart talep edemez. (Yargıtay'ca onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi gerekçesi.)
Emsal değeri
Kamuya açık/anonim bilginin iş sırrı sayılmaması ve bu halde gizlilik sözleşmesi ihlali ile cezai şartın doğmaması bakımından yol gösterici.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizlilik sözleşmesi↗ iş sırrı↗ üretim sırrı↗ haksız rekabet↗ rekabet yasağı↗ cezai şart↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3124 E. , 2023/6679 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2020 Esas, 2022/414 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2013/164 E., 2017/759 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; uzun süre davacı firmada teknik eleman olarak çalışan davalının davacının ticari sırlarının önemli kısmını öğrendiğini, davalının davacı işyerinden ayrılması sonrası ... Makine isimli işyerini açtığını, burayı açtıktan sonra davacının kendisine bazı işleri sipariş ettiğini, kendisine iş yaptırıldığı zaman gizlilik sözleşmesi imzalandığını, davalının davacının müşterilerinin özelliklerini tanıdığını, davacının projelerini rızası ve bilgisi dışında kullanarak kendisine ciddi menfaatler temin ederken davacı firmaya ciddi zarar verdiğini ve rekabet yasağını açıkça çiğnediğini, davalının davacı firmaya ait bir imalatın resmini kullanarak aynı ebat ve ölçülerde peçete makinesi katlama valsi imal ederek ...
Gıda A.Ş.'ye pazarladığını, bu durumun Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/103 D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığının kesin olarak tespit edilmesinden sonra ihtarname keşide edilerek, bilirkişi raporunda belirlenen imalatı teslim etmesinin istenildiğini, ayrıca sözleşmeden kaynaklanan 100.000,00 USD cezai şartın ödenmesinin istenildiğini, ancak davalının ihtara uymadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL haksız rekabetten kaynaklanan gelir kaybı ve 5.000,00 TL cezai şart olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının 1998-2008 yılları arasında davacı firmada torna tesfiye elemanı olarak çalıştığını, davacı firmanın aldığı karar ile davalının iş sözleşmesinin sona erdirildiğini ve davacı şirketin teşviki ile davalının ... Makine isimli firmasını kurduğunu, bu firmada faaliyetine devam ederken davacı şirkete de iş yaptığını, bu arada davacı firma ile arasında 02.01.2009 tarihinde gizlilik sözleşmesi imzalandığını, davalının bu gizlilik sözleşmesini ihlalinin söz konusu olmadığını, davacı şirketin ileri sürdüğü imalatın herkes tarafından yapılabilecek ve ulaşabilecek bir husus olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının bir süre davacının elemanı olarak çalıştığı, taraflar arasında rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesi imzalandığı, mahkemece benimsenen 29.03.2017 tarihli bilirkişi raporuyla dava konusu peçete makinasının gerek internet ortamında kolayca ulaşılabilen bir makine olması, gerekse piyasada birçok firma tarafından imal edilmesi nedeniyle bir üretim sırrı ihtiva etmediği, rekabet yasağına aykırılık olmadığı, ancak dava konusu peçete katlama valsi ünitesinin kağıt peçete katlama işlemini yapan bir ekipman olduğu, çalışma şekli ve genel mekanizma benzerliği gözönüne alındığında söz konusu makinenin davacıdan elde edilen bilgiler doğrultusunda davalı tarafından gizlilik sözleşmesine aykırı olarak imalatının yapıldığının tespit edildiği, davalının 07.11.2008 tarihinde işe başladığı, gizlilik sözleşmesinin 02.01.2009 tarihinde imzalandığı, davanın 22.04.2010 tarihinde açıldığı, gizlilik sözleşmesinin imzalandığı ay ile davanın açıldığı aydan önceki 15 aylık ciro ve karı değerlendirildiğinde davacının 2008 yılına göre cirosu ve karında bariz bir azalma olmakla birlikte davalının ciro ve karında olağanüstü bir değişiklik olmadığı, davalının gizlilik sözleşmesini ihlal ederek peçete katlama valsi ekipmanı yaptığı, davacının karında bir düşüş olduğu ancak davalıya yansımadığı anlaşıldığından davacının gelir kaybına ilişkin tazminat davasının reddine, davalının gizlilik sözleşmesini ihlal ettiği, davalı tarafından gizlilik sözleşmesinin ihlali halinde ödeyeceği cezai şartın belirlendiği, davacının cezai şart olarak 5.000,00 TL talep ettiği, talep edilen cezai şart miktarının davalının mahvına neden olmayacağı nazara alınarak 5.000,00 TL cezai şart bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davacıya ait proje üzerinden yapmış bulunduğu çalışma, satış ve ticaret yüzünden davacı firmanın ciddi zarara uğradığını, Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, cezai şarta ilişkin tazminat talepleri kabul edilirken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamasının hatalı olduğunu, bu hususta yaptıkları tavzih başvurusunun reddedildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ve ek kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu edilen imalatın sözleşmenin gizlilik ihlalinin istisna hallerinden olduğunu, bu hususun değerlendirilmediğini, gizlilik sözleşmesinin ve ceza-i şartın geçerli olup olmadığının tartışılmadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek verilen kararın da hatalı olduğunu, cezai şartı düzenleyen maddenin aslında tek tarafı bağlayan bir taahhütname olduğunu, davaya konu katlama valsi ekipmanının bilirkişilerin tespitine göre gizlilik sözleşmesi kapsamında olması hususunun, katlama valsi ekipmanının anonim ve herkesçe bilinebilir olması gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, anonimlik halinin sözleşmede istisna haller kapsamına alındığını, eğer bu istisna hali sözleşmeye dahil edilmeseydi o zaman ceza-i bir şartın ortaya çıkıp çıkmadığının tartışılabileceğini, ancak bu durumun gözden kaçtığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 29.03.2017 tarihli bilirkişi raporuyla davalı tarafından imal edilen makinenin gerek internet ortamında kolayca ulaşılabilen bir makine olması, gerekse piyasada birçok firma tarafından imal edilmesi nedeniyle bir üretim sırrını ihtiva etmediği, bu nedenle somut olayda bir üretim ve iş sırrından bahsedilemeyeceğinin tespit edildiği, davalının üretim bilgisini hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde etmediği, 10 yılı aşkın bir süre davacı şirkette torna tesfiye elemanı olarak çalıştığı, mesleki olarak zaten üretim bilgilerine sahip olduğu, yapılan imalatın davacı firmayla özdeşleşmiş bir ürün olmadığı, gizlilik sözleşmesinin 1 inci maddesinde " ICM ...
size gizli bilgileri sağlamadan veya açıklamadan önce, firmanız tarafından bilinen bilgiler"in gizlilik sözleşmesi kapsamında olmadığının kabul edilmesi karşısında davalının yaptığı imalatın haksız rekabet teşkil etmediği, davacının davalıdan kar kaybı ve cezai şart talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının davacı firmanın eski bir çalışanı olduğunu, bir süre çalıştıktan sonra davacı firmanın özel bilgilerine sahip olmaya başlayan davalıdan gizlilik sözleşmesi ile rekabet kurallarına aykırı davranması halinde 100.000,00 USD ödemeyi kabul ettiği bir taahhütname alındığını, bu taahhütnamenin davalının çalışmakta iken alınmış olması sebebiyle özgür iradesi ile davalının bu belgeyi imzaladığının kesin delili olduğunu, davalının davacı firmadaki tüm bilgileri öğrendikten ve gerekli tecrübeleri de aldıktan sonra kendisine ait ... Makine adında bir firma açtığını, davacı firmanın davalının kendi eski çalışanı olması nedeniyle uzun süre bazı işlerini davalıya yaptırarak davalının firmasının yaşaması için iyi niyetle azami çaba sarf ettiğini, ancak davalının tüm bu iyi niyetli davranışlarına rağmen imzalamış bulunduğu gizlilik sözleşmesi ve taahhütnameye aykırı davranarak davacı tarafından üretilerek çizimi yapılan peçete makinesi katlama valsini imal ederek başka firmalara rekabet yasağına aykırı bir şekilde pazarlamaya başladığını, kendisine noterden ihtar çekilmesine rağmen davalının bu eylemini ısrarla sürdürmeye devam ettiğini, bu hususta yapacakları tespiti önlemek maksadıyla sürekli imalatın yer değiştirmesini sağladıklarını, bu imalatın Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/742 D.
İş sayılı dosyasıyla davcaıya ait bulunan projeden alınma hali ile yapıldığının tespit edildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının davacı nezdinde belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığı dönemde rekabet yasağına aykırılık halinde ödemeyi taahhüt ettiği cezai şart alacağının ve iş akdinden sona ermesinden sonra imzalanan gizlilik sözleşmesine aykırılıktan dolayı işlendiği iddia olunan haksız rekabet nedeniyle gelir kaybı zarar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 56 ncı ve 57 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 348 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981607600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz