6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kamuya açık/anonim bilginin iş sırrı sayılmaması ve cezai şart

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3124 E. 2023/6679 K. · · İlk derece: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

İnternet ortamında kolayca ulaşılabilen ve piyasada birçok firmaca imal edilen, davacı ile özdeşleşmemiş bir ürüne ilişkin bilgi üretim/iş sırrı sayılmaz; gizlilik sözleşmesinin firmaca zaten bilinen bilgileri kapsam dışı bıraktığı hallerde bu bilgiyi kullanan eski çalışanın imalatı haksız rekabet oluşturmaz ve cezai şart ile kar kaybı talep edilemez.

Ele alınan sorunlar

Gizlilik sözleşmesi ihlali, iş sırrı ve cezai şart → ret

İddia: Davacı, eski çalışanı olan davalının gizlilik sözleşmesi ve taahhütnameye aykırı davranarak kendisine ait proje ile üretilen makineyi imal edip pazarladığını, rekabet yasağını ihlal ettiğini ve cezai şart ile gelir kaybı zararından sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi raporuna göre davalı tarafından imal edilen makine, internet ortamında kolayca ulaşılabilir ve piyasada birçok firma tarafından imal edilir nitelikte olup bir üretim/iş sırrı ihtiva etmez. Davalı üretim bilgisini hüsnüniyet kaidelerine aykırı biçimde elde etmemiş, on yılı aşkın süre davacı şirkette torna tesfiye elemanı olarak çalışıp mesleki olarak zaten bu bilgilere sahip olmuş; yapılan imalat davacı firmayla özdeşleşmiş bir ürün değildir. Gizlilik sözleşmesinin firma tarafından bilinen bilgileri kapsam dışı bırakan hükmü karşısında davalının imalatı haksız rekabet teşkil etmediğinden davacı, kar kaybı ve cezai şart talep edemez. (Yargıtay'ca onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi gerekçesi.)

Emsal değeri

Kamuya açık/anonim bilginin iş sırrı sayılmaması ve bu halde gizlilik sözleşmesi ihlali ile cezai şartın doğmaması bakımından yol gösterici.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizlilik sözleşmesi iş sırrı üretim sırrı haksız rekabet rekabet yasağı cezai şart

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu — 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 566762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 57 · 818 sayılı Borçlar Kanunu — 818 sayılı Borçlar Kanunu 348

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3124 E.  ,  2023/6679 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2020 Esas, 2022/414 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2013/164 E., 2017/759 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; uzun süre davacı firmada teknik eleman olarak çalışan davalının davacının ticari sırlarının önemli kısmını öğrendiğini, davalının davacı işyerinden ayrılması sonrası ... Makine isimli işyerini açtığını, burayı açtıktan sonra davacının kendisine bazı işleri sipariş ettiğini, kendisine iş yaptırıldığı zaman gizlilik sözleşmesi imzalandığını, davalının davacının müşterilerinin özelliklerini tanıdığını, davacının projelerini rızası ve bilgisi dışında kullanarak kendisine ciddi menfaatler temin ederken davacı firmaya ciddi zarar verdiğini ve rekabet yasağını açıkça çiğnediğini, davalının davacı firmaya ait bir imalatın resmini kullanarak aynı ebat ve ölçülerde peçete makinesi katlama valsi imal ederek ...

Gıda A.Ş.'ye pazarladığını, bu durumun Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/103 D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığının kesin olarak tespit edilmesinden sonra ihtarname keşide edilerek, bilirkişi raporunda belirlenen imalatı teslim etmesinin istenildiğini, ayrıca sözleşmeden kaynaklanan 100.000,00 USD cezai şartın ödenmesinin istenildiğini, ancak davalının ihtara uymadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL haksız rekabetten kaynaklanan gelir kaybı ve 5.000,00 TL cezai şart olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının 1998-2008 yılları arasında davacı firmada torna tesfiye elemanı olarak çalıştığını, davacı firmanın aldığı karar ile davalının iş sözleşmesinin sona erdirildiğini ve davacı şirketin teşviki ile davalının ... Makine isimli firmasını kurduğunu, bu firmada faaliyetine devam ederken davacı şirkete de iş yaptığını, bu arada davacı firma ile arasında 02.01.2009 tarihinde gizlilik sözleşmesi imzalandığını, davalının bu gizlilik sözleşmesini ihlalinin söz konusu olmadığını, davacı şirketin ileri sürdüğü imalatın herkes tarafından yapılabilecek ve ulaşabilecek bir husus olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının bir süre davacının elemanı olarak çalıştığı, taraflar arasında rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesi imzalandığı, mahkemece benimsenen 29.03.2017 tarihli bilirkişi raporuyla dava konusu peçete makinasının gerek internet ortamında kolayca ulaşılabilen bir makine olması, gerekse piyasada birçok firma tarafından imal edilmesi nedeniyle bir üretim sırrı ihtiva etmediği, rekabet yasağına aykırılık olmadığı, ancak dava konusu peçete katlama valsi ünitesinin kağıt peçete katlama işlemini yapan bir ekipman olduğu, çalışma şekli ve genel mekanizma benzerliği gözönüne alındığında söz konusu makinenin davacıdan elde edilen bilgiler doğrultusunda davalı tarafından gizlilik sözleşmesine aykırı olarak imalatının yapıldığının tespit edildiği, davalının 07.11.2008 tarihinde işe başladığı, gizlilik sözleşmesinin 02.01.2009 tarihinde imzalandığı, davanın 22.04.2010 tarihinde açıldığı, gizlilik sözleşmesinin imzalandığı ay ile davanın açıldığı aydan önceki 15 aylık ciro ve karı değerlendirildiğinde davacının 2008 yılına göre cirosu ve karında bariz bir azalma olmakla birlikte davalının ciro ve karında olağanüstü bir değişiklik olmadığı, davalının gizlilik sözleşmesini ihlal ederek peçete katlama valsi ekipmanı yaptığı, davacının karında bir düşüş olduğu ancak davalıya yansımadığı anlaşıldığından davacının gelir kaybına ilişkin tazminat davasının reddine, davalının gizlilik sözleşmesini ihlal ettiği, davalı tarafından gizlilik sözleşmesinin ihlali halinde ödeyeceği cezai şartın belirlendiği, davacının cezai şart olarak 5.000,00 TL talep ettiği, talep edilen cezai şart miktarının davalının mahvına neden olmayacağı nazara alınarak 5.000,00 TL cezai şart bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davacıya ait proje üzerinden yapmış bulunduğu çalışma, satış ve ticaret yüzünden davacı firmanın ciddi zarara uğradığını, Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, cezai şarta ilişkin tazminat talepleri kabul edilirken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamasının hatalı olduğunu, bu hususta yaptıkları tavzih başvurusunun reddedildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ve ek kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu edilen imalatın sözleşmenin gizlilik ihlalinin istisna hallerinden olduğunu, bu hususun değerlendirilmediğini, gizlilik sözleşmesinin ve ceza-i şartın geçerli olup olmadığının tartışılmadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek verilen kararın da hatalı olduğunu, cezai şartı düzenleyen maddenin aslında tek tarafı bağlayan bir taahhütname olduğunu, davaya konu katlama valsi ekipmanının bilirkişilerin tespitine göre gizlilik sözleşmesi kapsamında olması hususunun, katlama valsi ekipmanının anonim ve herkesçe bilinebilir olması gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, anonimlik halinin sözleşmede istisna haller kapsamına alındığını, eğer bu istisna hali sözleşmeye dahil edilmeseydi o zaman ceza-i bir şartın ortaya çıkıp çıkmadığının tartışılabileceğini, ancak bu durumun gözden kaçtığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 29.03.2017 tarihli bilirkişi raporuyla davalı tarafından imal edilen makinenin gerek internet ortamında kolayca ulaşılabilen bir makine olması, gerekse piyasada birçok firma tarafından imal edilmesi nedeniyle bir üretim sırrını ihtiva etmediği, bu nedenle somut olayda bir üretim ve iş sırrından bahsedilemeyeceğinin tespit edildiği, davalının üretim bilgisini hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde etmediği, 10 yılı aşkın bir süre davacı şirkette torna tesfiye elemanı olarak çalıştığı, mesleki olarak zaten üretim bilgilerine sahip olduğu, yapılan imalatın davacı firmayla özdeşleşmiş bir ürün olmadığı, gizlilik sözleşmesinin 1 inci maddesinde " ICM ...

size gizli bilgileri sağlamadan veya açıklamadan önce, firmanız tarafından bilinen bilgiler"in gizlilik sözleşmesi kapsamında olmadığının kabul edilmesi karşısında davalının yaptığı imalatın haksız rekabet teşkil etmediği, davacının davalıdan kar kaybı ve cezai şart talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının davacı firmanın eski bir çalışanı olduğunu, bir süre çalıştıktan sonra davacı firmanın özel bilgilerine sahip olmaya başlayan davalıdan gizlilik sözleşmesi ile rekabet kurallarına aykırı davranması halinde 100.000,00 USD ödemeyi kabul ettiği bir taahhütname alındığını, bu taahhütnamenin davalının çalışmakta iken alınmış olması sebebiyle özgür iradesi ile davalının bu belgeyi imzaladığının kesin delili olduğunu, davalının davacı firmadaki tüm bilgileri öğrendikten ve gerekli tecrübeleri de aldıktan sonra kendisine ait ... Makine adında bir firma açtığını, davacı firmanın davalının kendi eski çalışanı olması nedeniyle uzun süre bazı işlerini davalıya yaptırarak davalının firmasının yaşaması için iyi niyetle azami çaba sarf ettiğini, ancak davalının tüm bu iyi niyetli davranışlarına rağmen imzalamış bulunduğu gizlilik sözleşmesi ve taahhütnameye aykırı davranarak davacı tarafından üretilerek çizimi yapılan peçete makinesi katlama valsini imal ederek başka firmalara rekabet yasağına aykırı bir şekilde pazarlamaya başladığını, kendisine noterden ihtar çekilmesine rağmen davalının bu eylemini ısrarla sürdürmeye devam ettiğini, bu hususta yapacakları tespiti önlemek maksadıyla sürekli imalatın yer değiştirmesini sağladıklarını, bu imalatın Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/742 D.

İş sayılı dosyasıyla davcaıya ait bulunan projeden alınma hali ile yapıldığının tespit edildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalının davacı nezdinde belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığı dönemde rekabet yasağına aykırılık halinde ödemeyi taahhüt ettiği cezai şart alacağının ve iş akdinden sona ermesinden sonra imzalanan gizlilik sözleşmesine aykırılıktan dolayı işlendiği iddia olunan haksız rekabet nedeniyle gelir kaybı zarar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 56 ncı ve 57 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 348 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981607600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2020 E. 2022/414 K.

Rekabet yasağı sözleşmesinde coğrafi sınırlama yokluğu sözleşmeyi batıl kılar

Gerekçe özeti

İş sözleşmesi devam ederken imzalanan rekabet yasağı taahhüdünde coğrafi alan sınırlaması bulunmaması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürecek nitelikte olduğundan sözleşme hükmü batıldır ve buna bağlı cezai şart talebi de dayanaksız kalır. İş sözleşmesi sona erdikten sonra imzalanan gizlilik sözleşmesi bakımından ise, dava konusu ürünün internet ortamında kolayca ulaşılabilir ve piyasada yaygın olarak imal edilen bir ürün olması nedeniyle üretim/iş sırrı niteliği taşımaması halinde, bu bilgiyi kullanan eski işçinin fiili haksız rekabet oluşturmaz ve gizlilik sözleşmesine dayalı cezai şart/tazminat talebi kabul edilemez.

Emsal değeri

İşçi ile işveren arasında iş sözleşmesi devam ederken akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinde coğrafi alan sınırlaması bulunmamasının, sözleşmeyi batıl kılan bir unsur olduğu ve ayrıca herkes tarafından kolayca ulaşılabilen/piyasada yaygın olan bir ürüne ilişkin bilginin gizlilik sözleşmesi kapsamında iş sırrı sayılamayacağı yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: rekabet yasağı sözleşmesi cezai şart gizlilik sözleşmesi haksız rekabet iş sırrı kısmi dava fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2020

KARAR NO 2022/414

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/11/2017

NUMARASI 2013/164 Esas - 2017/759 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/03/2022

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının uzun süre müvekkili firmada teknik eleman olarak çalışan davalının müvekkili firmanın ticari sırlarının önemli kısımını öğrendiğini, davalının iş yerinden kendilerinden ayrılması sonrası ... isimli iş yerini açtığını, burayı açtıktan sonra müvekkili firmanın kendisine bazı işleri sipariş ettiğini, kendisine iş yaptırıldığı zaman gizlilik sözleşmesi imzalandığını, davalının ayrıca müşterilerinin özelliklerini tanıması ayrıca müvekkilinin projelerini rızası ve bilgisi dışında kullanarak kendisine ciddi menfaatler temin ederken müvekkili firmaya ciddi zarar verdiğini ve rekabet yasağını açıkça çiğnediğini, davalının müvekkili firmaya ait bir imalatın resmini kullanarak aynı ebat ve ölçülerde olmak üzere peçete makinesı katlama valsi imal ederek ...

A.Ş ye pazarladığının öğrenildiğini, bu durumun Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/103 d.iş talimat sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığının kesin olarak tespit edilmesinden sonra ihtarname keşide edilerek, bilirkişi raporunda belirlenen imalatı teslim etmesinin istendiğini, ayrıca sözleşmeden kaynaklanan 100.000-USD cezai şartın ödenmesinin istendiğini, ancak davalının ihtara uymadığını, bu nedenle haksız rekabetten kaynaklanan gelir kaybı 5.000-TL ve 5.000-TL cezai şart olmak üzere toplam 10.000-TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının iddialarına dayanak gösterdiği sözleşmenin iş sözleşmesi sona erdikten sonra "gizlilik sözleşmesi" adı altında 2.1.2009 tarihinde imzalandığını, davalının 1998-2008 yılları arasında torna tesfiye elemanı olarak çalıştığını, davacı şirketin aldığı karar ile müvekkilinin iş sözleşmesinin sona erdirildiğini ve davacı şirketin teşviki ile müvekkilinin ... isimli firmasını kurduğunu, bu firmada faaliyetine devam ederken davacı şirkete de iş yaptığını,bu sözleşme sırasında gizlilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bu gizlilik sözleşmesini ihlalinin söz konusu olmadığını, davacı şirketin ileri sürdüğü imalatın herkes tarafından yapılabilecek ve ulaşabilecek bir husus olduğunu,davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI

Mahkemece; davalının bir süre davacının elemanı olarak çalıştığı, taraflar arasında rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesi imzalandığı, 29/03/2017 tarihli raporun oluşa uygun ve yeterli olduğu, dava konusu peçete makinasının gerek internet ortamında kolayca ulaşılabilen bir makine olması, gerekse piyasada birçok firma tarafından imal edilmesi nedeniyle bir üretim sırrı ihtiva etmediği, dolayısıyla rekabet yasağına aykırılık olmadığı,gizlilik sözleşmesi ile ilgili olarak teknik bilirkişinin, dava konusu peçete katlama valsi ünitesinin kağıt peçete katlama işlemini yapan bir ekipman olduğu, çalışma şekli ve genel mekanizma benzerliği göz önüne alındığında söz konusu makinenin davacıdan elde edilen bilgiler doğrultusunda davalı tarafından gizlilik sözleşmesine aykırı olarak imalatının yapıldığı, davalının 07/11/2008 tarihinde işe başladığı, gizlilik sözleşmesinin 02/01/2009 tarihinde imzalandığı ve 22/04/2010 tarihinde davanın açıldığı, gizlilik sözleşmesinin imzalandığı ay ile davanın açıldığı aydan önceki 15 aylık ciro ve karı değerlendirildiğinde davacının 2008 yılına göre cirosu ve karında bariz bir azalma olmakla birlikte davalının ciro ve karında olağanüstü bir değişiklik olmadığı,davalının gizlilik sözleşmesini ihlal ederek peçete katlama valsi ekipmanı yaptığı ancak davacının karında bir düşüş olduğu ancak davalıya yansımadığı anlaşılmakla gelir kaybına ilişkin tazminat davasının reddine, davalının gizlilik sözleşmesini ihlal ettiği, davalı tarafından gizlilik sözleşmesinin ihlali halinde ödeyeceği cezai şartın belirlendiği, davacının cezai şart olarak 5.000-TL talep ettiği, talep edilen cezai şart miktarının davalının mahvına neden olmayacağı nazara alınarak 5.000,00-TL cezai şart bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; davalının müvekkile ait bulunan proje üzerinden yapmış bulunduğu çalışmaya, satış ve ticaret yüzünden müvekkili firmanın ciddi zarara uğradığını,verilen kararın hatalı olduğunu, cezai şarta ilişkin tazminat talepleri kabul edilirken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamasının hatalı olduğunu, bu hususta yaptıkları tavzih başvurusunun reddedildiğini,kararın ve ek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili;davaya konu edilen imalatın sözleşmenin gizlilik ihlalinin istisna hallerinden olduğunu, bu hususun değerlendirilmediğini, gizlilik sözleşmesinin ve ceza-i şartın geçerli olup olmadığını tartışmadığını,bilirkişi raporunun eksik olduğunu, eksik ve hatalı rapora itibar edilerek verilen kararında hatalı olduğunu, cezai şartı düzenleyen madde aslında tek tarafı bağlayan bir taahhütname olduğunu, davaya konu katlama valsi ekipmanının bilirkişilerin tespitine göre gizlilik sözleşmesi kapsamında olması hususu; katlama valsi ekipmanının anonim ve herkesçe bilinebilir olması gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, anonimlik halinin sözleşmede istisna haller kapsamına alındığını, eğer bu istisna hali sözleşmeye dahil edilmeseydi o zaman ceza-i bir şartın ortaya çıkıp çıkmadığının tartışılabileceğini, ancak bu durumun gözden kaçtığını, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davalının davacı nezdinde belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığı dönemde rekabet yasağına aykırılık halinde ödemeyi taahhüt ettiği 100.000-usd cezai şart alacağının, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle 5.000-TL'lik kısmının ve yine iş akdinden sonra imzalanan gizlilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle işlendiği iddia olunan haksız rekabet nedeniyle oluştuğu iddia olunan 5.000-TL gelir kaybı zarar tazminatının, davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde ; cezai şart alacağının 100.000-USD olduğunun belirlendiği ancak dava dilekçesi ile ''...şimdilik 5.000-TL cezai şart...'' ibaresi kullanılarak kısmi dava açıldığı anlaşılmakla,dava konusunun kısmen talep edilen 5.000-TL cezai şarta özgülendiği anlaşılmaktadır.

6100 Sayılı HMK m.109/3 uyarınca dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmemekle davacının fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının karara yazılmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı, davacı şirket bünyesinde torna tesviye teknik elemanı olarak 01.10.1998- 31.10.2008 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmıştır. Tarafların kabulünde olduğu üzere iş sözleşmesi devam ederken imzalandığı anlaşılan taahhütname ile davalı ''Gerek ... Ltd. Şti'ndeki çalışmalarım süresince, gerekse herhangi bir nedenle kendi isteğimle işten ayrılmam yahut iş akdimin her ne suretle olursa olsun işverenim ...

tarafından sona erdirilmesinden sonra, mesleki aktivitelerim sırasında ve / veya mesleki aktivitelerim haricinde öğrenmiş olduğum her türlü teknik ve idari bilgi ve belgeleri kimselere vermeyeceğimi, kimselerle paylaşmayacağımı, bilgi ve belge sızdırdığım, izinsiz belge, cd, disket, teknik resim aldığım, bunların 3. şahıslara bila bedel veya para karşılığından verdiğim yahut ileride kullanılmak üzere arşiv oluşturduğumun tespiti halinde işverenim ... Ltd. Şti'ne 100.000-USD tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt ederim. Yine işten ayrıldıktan sonra 5 yıl süre ile işverenim ...'nin iştigal konuları ile aynı nitelikte faaliyette bulunan, temizlik makineleri veya temizlik kağıdı üretimi yahut baskı makineleri üreten başka bir firmada çalışmayacağımı, böyle bir durumun tespiti halinde de 100.000-USD tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt ederim.'' şeklinde cezai şart ödemeyi taahhüt etmiştir.

Rekabet yasağının ihlal edildiği iddia olunan tarih ve dava tarihi itibariyle rekabet yasağına aykırılık nedeni ile 818 sayılı BK'nın 348 vd. Maddelerinin uygulanması gerekmektedir. Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içinde işverenle rekabet teşkil edecek herhangi bir faaliyette bulunmaması hususunu içeren sözleşmedir. Rekabet yasağı sözleşmesinin amacı, işçinin işletmede öğrendiği bilgileri, iş sözleşmesi sona erdikteri sonra işverenin aleyhine onunla rekabet edecek şekilde kullanmasını engellemektir.Kanun koyucu işçinin korunmasını sağlamak amacıyla, sözleşme özgürlüğü ilkesini sınırlandırarak rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için işçinin müşterileri tanımasından veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinmesinden dolayı işverene önemli bir zarar vermesi ihtimalinin olması, sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve sözleşmenin yapıldığı sırada işçinin fiil ehliyetine sahip olmasıdır.Sözleşmede öngörülen rekabet yasağı;

ancak işçinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir. 818 sayılı BK'nın 349. maddesi uyarınca rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve konu bakımından hakkaniyete uygun sınırlamalar içermemesi halinde rekabet yasağı hükmü geçerli olmayacaktır. Taraflar arasındaki davaya konu hizmet sözleşmesine bağlı cezai şart taahhüdüne ilişkin sözleşmede coğrafi alan sınırlamasının bulunmaması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürecek niteliktedir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen taahhüt sözleşmesinde bir coğrafi alan sınırlaması bulunmaması işçinin iktisaden mahvına sebep olacak mahiyette olup çalışma özgürlüğüne, akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olan haksız rekabete ilişkin sözleşme hükmünün batıl sayılması gerekmektedir.

Bu nedenle rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin batıl sayılması gerektiği, buna bağlı olarak da cezai şartın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Rekabet yasağına aykırılık nedeni ile cezai şart alacağı talebi yönünden davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmekle davanın kabulüne ilişkin karar isabetli bulunmamıştır. İş sözleşmesi sona erdikten sonra, 02.01.2009 tarihinde imzalanan gizlilik sözleşmesi ile '' ... ile karşılıklı anlaşma sonucu yapacağınız projelerde aşağıdaki hüküm ve şartlar tarafınızca kabul edilir:

1- Gizli bilgilerin önem ve hassasiyetini göz önünde bulundurarak gizliliği korumak için ciddi bir çaba göstermekle yükümlüsünüz. Gizli bilgiler sadece ... çıkarları doğrultusunda kullanılacaktır. Gizli bilgiler ... özel izni olmadan herhangi bir şekilde veya durumda doğrudan sizin veya ... 'ın çalıştırmadığı 3. taraflar ile kesinlikle paylaşılmayacaktır. Aşağıdaki koşullarda gizli bilgiler ve gizlilik anlaşması hükümleri geçersizdir: (1) ... size gizli bilgileri sağlamadan veya açıklamadan önce, firmanız tarafından bilinen bilgiler veya (2) ... ile doğrudan veya dolaylı yoldan gizli bilgi ve gizlilik anlaşması konusunda bağımlı olmayan şahıslar tarafından sağlanmış veya açıklanmış bilgiler veya (3) şimdi veya daha sonra, sizin her hangi bir hatanız olmaksızın, gizliliğini kaybetmiş olup herkes tarafından kullanabilir, faydalanabilir, veya bilinir duruma gelmiş bilgiler.

2- karşılıklı anlaşma sonucu yapmakta olduğunuz projeler tamamlandığında, veya diğer sebeplerden ötürü durdurulduğunda tüm teknik çizimler projeler akım şemaları, spesifikasyonları, malzeme listeleri, ekipman işletme, kullanım veya bakım prosedürleri, genel şartlar ve yapılan işle ilgili yazılı dökümanlar, modeller, numuneler ve buna benzer ... tarafından size verilmiş, veya sizin geliştirdiğiniz veya sizin ... verdiğiniz yapılan iş ile ilgili bilgiler ye iade edilecektir.

3- ..'' şeklinde düzenlenmiştir. Eldeki davada haksız rekabete konu eylem; peçete makinası katlama valsi emtiasının davalı tarafından davacıdan öğrenilen bilgiler dahilinde imaline, davacıdan öğrenilen müşteri çevresine dava dışı şirkete, davacı şirket izni olmaksızın satıldığı iddiasına ilişkindir. Daha önceden yurt içinde piyasaya sunulan ve Türkiye'de herhangi bir kişi adına tescilli tasarım niteliğinde olmayan tescilsiz tasarımlar kural olarak herkesin serbestçe kullanımına açıktır. Emtianın tescilli tasarım/ imalat olmadığı özel bir üretim bilgisi gerektirmediği bilirkişi raporunda tesbit edilmiştir. 6762 sayılı TTKnın 56. madde de ,Haksız rekabet ,aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir."denilmiştir.

57. maddenin 8.bendinde ise,hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde ettiği veya öğrendiği imalat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya onları başkalarına yaymak ,hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareket olarak sayılmıştır. Dosya kapsamında hükme esas alınan 29.03.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; iş sırrından söz edebilmek için öncelikle sırrın işletmeyle ilgili olması gerektiği; sırrın işletmeyle ilgili olmasından kastın, sırrın ticari, teknik veya personele ilişkin olması olduğu, işletmeyle ilgili iş sırlarına örnek olarak, işletmenin işleyiş biçimi, fiyat tarifeleri, müşteri veya abone listeleri, işletmenin herkes tarafından bilinmeyen organizasyonu, üretim teknolojisi, özellikle kimya ve makine sanayisinde rastlanan özel üretim biçimleri, bir ticari işletmenin şifre sistemi, telgraf anahtarı, bankalarla kredi anlaşmaları, yazışmalar, bilgisayar programları, pazar planları, tüketici alanları, hammadde kaynakları, kredi olanakları, işletmenin muhasebe kayıtları, rekabet şansı, işverene ait olan işçi buluşları, personel planlaması gibi konulardaki bilgiler verilebileceği;

iş sırları kavramının işletmeyle ilgili olan her şeyi kapsamına alacak şekilde geniş bir çerçevede değerlendirme yapılması gerektiği; bir hususun sır teşkil edebilmesi için diğer bir koşulun, bu bilginin sınırlı bir çevre tarafından bilinmesi olduğu; bu çevredekilerin sayısının da nispi olduğu; yani bir kişi olabileceği gibi bir grup da olabileceği; herkes tarafından bilinen şeylerin sır teşkil etmeyeceği; örneğin, bir işletmenin dünyada birkaç firma tarafından bilinen üretim teknolojisinin, sadece sınırlı bir çevre tarafından bilindiği için, rekabet yasağı anlamında iş sırrı teşkil edeceği; ancak işçinin sınırlı bir çevre tarafından bilinen söz konusu sırlar hakkında bilgi sahibi olduktan sonra, işverenin bu bilgileri üçüncü kişilere açıklamışsa artık bu bilgilerin iş sırrı kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bilginin açıklanmasının dolayısıyla işverenin zarar görme olasılığını da ortadan kaldırmış olacağı;

iş sırrından söz edebilmek için üçüncü koşulun, kolaylıkla öğrenilemeyecek olan bir bilginin sır olarak saklanması hususunda işverenin iradesinin olması; öncelikle, bir bilginin kolaylıkla öğrenilemeyecek nitelikteyse sır teşkil edeceği; örneğin, bir gazetede yayımlanmış bir buluş ya da üretim usulü sır teşkil etmeyeceği; herkes tarafından bilinmeyen bilginin üçüncü kişilere açıklanmaması hususunda işverenin iradesi olması gerektiği; nitekim her gizlilik veya sırrın ancak sır sahibinin bunun korunmasını istediği takdirde hukuken korunacağı; bu koruma için ayrıca sır sahibinin bilginin saklı kalmasında haklı bir menfaati olması gerektiği, yani, bilginin açıklanması halinde işverenin, önemli bir zarara uğrayacak olması olarak değerlendirilmiş,davalı tarafından imal edilen makinenin gerek internet ortamında kolayca ulaşılabilen bir makine olması, gerekse piyasada birçok firma tarafından imal edilmesi nedeniyle bir üretim sırrını ihtiva etmediği ve bu nedenle somut olayda bir üretim ve iş sırrından bahsedilmesi mümkün olmadığı tespit edilmiştir.

Davalı tarafından yapılan imalatın üretim sırrı ihtiva etmediği belirlenmiş olmakla ,her şeyden ötesi davalı üretim bilgisini hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde etmemiştir.Davalının 10 yılı aşkın süre davacı şirkette torna tesfiye elemanı olarak çalıştığı mesleki olarak üretim bilgilerine zaten sahiptir.Yapılan imalatın davacı firmayla özdeşleşmiş bir ürün olmadığı,gizlilik sözleşmesinin 1.maddesinde "... size gizli bilgileri sağlamadan veya açıklamadan önce, firmanız tarafından bilinen bilgiler"in gizlilik sözleşmesi kapsamında olmadığının kabul edilmesi karşısında davalının yaptığı imalatın haksız rekabet teşkil etmediği ,davacının davalıdan kar kaybı veya cezai şart talep edemeyeceği sonucuna varılmakla davanın tümüyle reddine karar verilmek gerekirken ,davalının gizlilik sözleşmesini ihlali nedeniyle cezai şart ile yükümlü tutulması doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yapılan hata/ eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kararın kaldırılarak; yeniden hüküm verilmesine ,yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nin 09/11/2017 Tarih 2013/164 Esas- 2017/759 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Yerinde görülmeyen davanın reddine İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 80,70-TL harcın, peşin yatırılan 171-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 90,30‬-TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı tarafından yatırılan 85,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacıdan alınması gereken 80,70- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.17/03/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.