6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi Tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1980 E. 2023/5944 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulüne uygun icra takibi araç rehni taşınır rehninin paraya çevrilmesi taşınır rehni taleple bağlılık kuralı kefalet tarihi rehin sözleşmesi rehnin paraya çevrilmesi ihtar tebliği azil kat ihtarı taleple bağlılık akdi faiz tahsilde tekerrür olmaması icra inkâr tazminatı menfi tespit davası tahsilde tekerrür ilamsız icra takibi davanın konusu hile rehin vekâlet ücreti pasif husumet yokluğu müteselsil kefil tespit davası dava şartı yokluğu kefalet genel kredi sözleşmesi pasif husumet husumet yokluğu kaldırma ve yeniden hüküm kefil protokol usulden reddi temerrüt faizi ihtar hukuki yarar yargılama gideri geçersizlik haciz iflas kredi sözleşmesi taahhütname menfi tespit dava sebebi yükleten (shipper) dahili dava temerrüt teminat temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 45İİK 72 · TBK — TBK 584 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların sözleşmelere atılı imzaları inkâr etmediği, Adli Tıp Raporu ile de imzaların davacı şirket yetkilisinin el ürünü olduğunun tespit edildiği, davacıların, davalı banka çalışanı tarafından hile ile imza alındığı, sözleşmenin üzerinin imza atılırken kapatıldığı, boş evraka imza attırıldığı, sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, davacıların hata ve hile ile iradesinin sakatlandığı iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle asıl dava olan menfi tespit davasının reddi gerektiği, birleşen itirazın iptali davaları yönünden yapılan incelemede; asıl borçlu Aytaç Otomotiv...San. Tic. Ltd. Şti.'nin kullandığı kredilerin dayanağı genel kredi szöleşmesine davalıların müteselsil kefil sıfatı ile imza attıkları, kefaletlerinin geçerli olduğu, aynı zamanda taşıt rehin sözleşmesi düzenledikleri, asıl borçlu tarafından borcun süresinde ödenmediği, bu hususta hükme dayanak bilirkişi raporu alındığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davaların tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar şirket yetkilisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar şirket yetkilisi istinaf dilekçesinde özetle; şirketlerin yetkilisinin şirkete ait bir araçtaki rehini kaldırmak ve rehini başka bir araç üzerine taşımak için söylenen evraka bakmadan imza attığını, imzaladığı evrakların kefalet imzasına ilişkin olduğunun sonradan öğrenildiğini, banka görevlisinin evrakları imzalatırken evrakın üstünü görülmemesi için kapattığını, evrakların araç rehini alıp verildiğini düşünerek imzalandığını, mecbur kalındığı için borcu bulunmadığı halde protokol düzenlenerek borcun taksitlendirildiğini ve taahhütte bulunulduğunu, bir kısım da ödeme yapıldığını, yetkilisi olduğu şirketlerin bankaya borcu bulunmadığını belirterek asıl davanın kabulüne, birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka ile dava dışı Aytaç..Ltd. Şti. arasında imzalanan 24.07.2013 tarihli genel kredi sözleşmesini davacı şirketlerin 02.05.2015 tarihinde 250.000,00 TL kefalet miktarı üzerinden müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, kefalet tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 ve 584 ncü maddeleri uyarınca anılan şirketlerin kefaletlerinin şeklen geçerli olduğu, kat ihtarının tebliğinden sonra davacıların menfi tespit davasını açmasında hukuki yararı bulunduğunu, davacıların hata ve hile ile iradesinin sakatlandığı ve evraklara imza atıldığı iddialarını kanıtlayamadığı, davacı şirketler yetkili temsilcisinin kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü ilgili sözleşmelerdeki yazı ve rakamların sözleşmelerin geçersizliğine yol açacak unsurlar olmadığını, menfi tespit istemiyle açılan asıl davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, birleşen 2016/1492 E. sayılı itirazın iptali davasında; dava konusu edilen taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takip dosyasında, dayanak 4 adet taşınır rehin sözleşmesine konu taşıtların tamamının maliki ve rehin vereninin davalı Ünak..Ltd. Şti. olduğu, takip tarihinde de aynı şirketin işbu rehinli araçların maliki olduğu, borçlu Özra..Ltd. Şti'nin rehin veren sıfatı olmadığı, buna göre Özra...Ltd. Şti. hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan ilamsız icra takibine esas taşıt rehin sözleşmelerinde açıkça "... kefalet dahil her türlü borçlarının teminatı olarak aracın bankaya rehnedildiğinin..." yazılı olduğu, o halde asıl borçlu Aytaç..Ltd. Şti. için verilen rehnin davalı rehin veren Ünak..Ltd. Şti.'nin kefaletlerinin teminatını da oluşturduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereği önce rehne müracaat edilmeden davalı Ünak..Ltd. Şti. hakkında birleşen 2016/1401 E. sayılı itirazın iptali dava dosyasına konu icra takibinde genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde bulunulmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı Ünak..Ltd. Şti. hakkında açılan itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu her iki icra takibinde davacı banka tarafından kredi hesabının kat edildiği 15.05.2016-30.06.2016 tarihleri arasında temerrüt faizi talebinde bulunulduğu, ancak kefillere henüz kat ihtarı tebliğ edilmeden önce bu şekilde temerrüt faizi talebinde bulunulamayacağı, davalı müteselsil kefillerin temerrüde düşürüldüğü tarihe kadar ancak akdi faiz talebinde bulunulabilir ise de her iki icra takip dosyasında bu yönde bir talep bulunmadığı halde yerel mahkemece taleple bağlılık kuralına aykırı bir şekilde davalı borçlu şirketler aleyhine akdi faize hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı şirketler yetkili temsilcisinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, menfi tespit istemli asıl davanın reddine, koşulları bulunmadığından davalının tazminat isteminin reddine, birleşen 2016/1401 E. sayılı itirazın iptali davasında davalı Ün-ak Uluslararası Taşımacılık Turizm Tic. San. Ltd. Şti. hakkında açılan itirazın iptali davasının 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi gereğince usulüne uygun icra takibi bulunmadığından davacının davasının usulden reddine, davalı Özra Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti hakkında açılan itirazın iptali davasının tahsilde tekerrür olmamak üzere kısmen kabulüne, birleşen 2016/1492 Esas sayılı itirazın iptali davasında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde davalı Özra Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borçlu sıfatı bulunmadığından pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine, davanın davalı Ün-ak Uluslararası Taşımacılık Turizm Tic. San. Ltd. Şti. bakımından tahsilde tekerrür olmamak üzere kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar-birleşen davalarda davalılar vekili ve birleşen davalarda davalı banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Asıl davada davacılar-birleşen davalarda davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin sadece şirkete ait bir araçtaki rehni kaldırmak ve rehni başka bir araç üzerine taşımak için banka görevlisinin söylediği evrakları incelemeden imza attığını, bu olaydan sonra müvekkilinin bankayla görüşmesinde 05.02.2019 tarihinde imzalatılan ve sadece araç rehni için imzalanmış olunan evrakların aslında Ün-Ak ve Özra şirketinin kefalet evrakları olduğunun öğrenildiğini, öğrenmenin üzerine işbu menfi tespit davasının açıldığını ve icra takiplerine itiraz edildiğini, Ün-Ak şirketine kayıtlı bulunan dört aracın borcuna istinaden bir kısım paranın şirket yetkilisi ... tarafından yatırıldığını, müvekkilinin mecburen borçlu olmadığı halde icra tehdidi altında taahhütname vermek zorunda kaldığını, banka tarafından müvekkilleri aleyhine aynı borçtan dolayı iki farklı icra takibi başlatıldığını, mahkemece iki ayrı vekâlet ücreti, yargılama gideri ve icra inkâr tazminatına hükmolunduğunu, söz konusu birleşen davaların her ikisinin de aynı borçtan kaynaklı olması sebebi ile kabul anlamına gelmemek üzere en azından dosyalardan biri hakkında vekâlet ücreti, yargılama gideri ve icra inkâr tazminatı hakkında hükmü verilmesi gerekirken her iki birleşen dosyada da aynı giderlere iki kez yer verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, menfi tespit davası açıldıktan sonra da müvekkilinin ödeme yapmaya devam etmiş olduğu hususu göz ardı edilerek icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Birleşen davalarda davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen itirazın iptali davalarında davalı borçlular lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini, ancak davalılar vekilinin 27.11.2020 tarihinde azledildiğini, azil hususunun 30.11.2020 tarihli dilekçe ile yerel mahkemeye bildirildiğini, azil tarihinden sonra davalılar herhangi bir vekil ile temsil edilmediğinden, karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine hukuken olanak bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit istemiyle açılan asıl davada dava konusu genel kredi sözleşmesine kefaletin ve protokolün hata ve hile ile davacı şirketlere imzalatılıp imzalatılmadığı, birleşen itirazın iptali davalarında ise dava dışı asıl borçlu şirketin davacı banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredi sebebiyle takip tarihleri itibarıyla kredi borcunun bulunup bulunmadığı, davalı kefillerin kefaletlerinin geçerli olup olmadığı ve kefaletleri sebebiyle sorumluluklarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı Kanun'nun 45, 67 ve 72 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacılar-birleşen davalarda davalılar vekili ve birleşen davalarda davalı banka vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati haciz kararının kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/976 E. 2018/2597 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1980 E.  ,  2023/5944 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki asıl davada menfi tespit, birleşen davalarda itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar şirket yetkilisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar-birleşen davalarda davalılar vekili ve birleşen davalarda davalı banka vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı Aytaç Otomotiv Oto Tamir Parça Nakliye Gıda Hayvancılık Turizm İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 2013 yılında imzalanan genel kredi sözleşmesine müvekkillerinin kefil olduklarından bahisle banka tarafından hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, oysa müvekkillerinin böyle bir kefaletleri ve borcu bulunmadığını, müvekkili şirketlerin yetkilisi ...'in şirkete ait aracın rehni dolayısıyla başka bir işlem için davalı bankaya gittiğini, bu esnada davalı banka görevlisi tarafından taşıt rehin sözleşmesinin boş olarak imzalatıldığını, aynı anda üst kısmı elle kapatılıp gerekli olduğu beyan edilmek sureti ile genel kredi sözleşmesinin de imzalatıldığını, bu işlemlerin hepsinin 05.02.2015 tarihinde gerçekleştirildiğini, banka görevlisinin müvekkilini yanıltıp, hataya düşürerek hileli işlemlerle borçlandırdığını, müvekkil davacı şirketlerin bir an için kefil olduğunu ve rehin verdiğini kabul edilse bile bu durumda davacı şirketlerin 05.02.2015 tarihinden sonra kullanılan kredilerden ve sadece rehin verdiği tarihten sonraki borçlardan sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek müvekkillerinin dava dışı Aytaç..Ltd.

Şti'nin kredi borçlarına kefaletinin bulunmadığının ve davalı bankaya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen 2016/1401 E. dava dilekçesinde; davalıların müvekkili banka müşterilerinden Aytaç Oto...San. Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, asıl borçlunun kredi borcunu ödemeyememesi üzerine borcun 15.05.2016 tarihi itibarı ile kat edildiğini, ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiğini, borçluların gönderilen ihtarnameye rağmen borçlarını ödememeleri üzerine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazları üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalılar aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davacı vekili birleşen 2016/1492 E. dava dilekçesinde; davalıların, dava dışı Aytaç Oto...San. Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, ayrıca 4 adet araçlarını da asıl borçlu firmanın borçlarının teminatı olarak müvekkil Banka lehine rehin verdiklerini, asıl borçlunun kredi borçlarını ödememesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalıların borca itirazları üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalılar aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacıların, müvekkili banka ile Aytaç Otomotiv...Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan 24.07.2013 tarihli genel nakdi ve gayrı nakdi kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, asıl borçlunun kredi borcunu ödeyememesi üzerine hesabın kat edildiğini, borcun ödenmesi amacıyla davacı yanca 03.06.2016 tarihli protokol imzalandığını, dolayısı ile ortada kabul edilmiş bir borcun mevcut olduğunu, davacıların bankalar ile kredi ilişkisi olan bir tacir olduğunu, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü olan davacıların kefil olduğunu bilmeyerek imza attığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

2.Davalılar vekili birleşen 2016/1401 E. sayılı davada cevap dilekçesinde; davacı banka görevlisinin davalıları hataya düşürerek, hileli işlemlerle taşıt rehin sözleşmelerini ve genel kredi sözleşmesini imzalatarak borçlandırdığını, boş olarak imzalatılan araç rehin sözleşmesinin daha sonra banka çalışanı tarafından doldurulduğunu, sözleşmeye sonradan elle ekleme yapıldığını, icra tehdidi altında davalı şirket yetkilileri Rasih Özdemire protokol imzalattıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalılar vekili birleşen 2016/1492 E. sayılı davada cevap dilekçesinde; müvekkillerinin davacı bankaya kefaletinin ve borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların sözleşmelere atılı imzaları inkâr etmediği, Adli Tıp Raporu ile de imzaların davacı şirket yetkilisinin el ürünü olduğunun tespit edildiği, davacıların, davalı banka çalışanı tarafından hile ile imza alındığı, sözleşmenin üzerinin imza atılırken kapatıldığı, boş evraka imza attırıldığı, sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, davacıların hata ve hile ile iradesinin sakatlandığı iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle asıl dava olan menfi tespit davasının reddi gerektiği, birleşen itirazın iptali davaları yönünden yapılan incelemede; asıl borçlu Aytaç Otomotiv...San. Tic. Ltd. Şti.'nin kullandığı kredilerin dayanağı genel kredi szöleşmesine davalıların müteselsil kefil sıfatı ile imza attıkları, kefaletlerinin geçerli olduğu, aynı zamanda taşıt rehin sözleşmesi düzenledikleri, asıl borçlu tarafından borcun süresinde ödenmediği, bu hususta hükme dayanak bilirkişi raporu alındığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davaların tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar şirket yetkilisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar şirket yetkilisi istinaf dilekçesinde özetle; şirketlerin yetkilisinin şirkete ait bir araçtaki rehini kaldırmak ve rehini başka bir araç üzerine taşımak için söylenen evraka bakmadan imza attığını, imzaladığı evrakların kefalet imzasına ilişkin olduğunun sonradan öğrenildiğini, banka görevlisinin evrakları imzalatırken evrakın üstünü görülmemesi için kapattığını, evrakların araç rehini alıp verildiğini düşünerek imzalandığını, mecbur kalındığı için borcu bulunmadığı halde protokol düzenlenerek borcun taksitlendirildiğini ve taahhütte bulunulduğunu, bir kısım da ödeme yapıldığını, yetkilisi olduğu şirketlerin bankaya borcu bulunmadığını belirterek asıl davanın kabulüne, birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka ile dava dışı Aytaç..Ltd. Şti. arasında imzalanan 24.07.2013 tarihli genel kredi sözleşmesini davacı şirketlerin 02.05.2015 tarihinde 250.000,00 TL kefalet miktarı üzerinden müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, kefalet tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 ve 584 ncü maddeleri uyarınca anılan şirketlerin kefaletlerinin şeklen geçerli olduğu, kat ihtarının tebliğinden sonra davacıların menfi tespit davasını açmasında hukuki yararı bulunduğunu, davacıların hata ve hile ile iradesinin sakatlandığı ve evraklara imza atıldığı iddialarını kanıtlayamadığı, davacı şirketler yetkili temsilcisinin kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü ilgili sözleşmelerdeki yazı ve rakamların sözleşmelerin geçersizliğine yol açacak unsurlar olmadığını, menfi tespit istemiyle açılan asıl davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, birleşen 2016/1492 E.

sayılı itirazın iptali davasında; dava konusu edilen taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takip dosyasında, dayanak 4 adet taşınır rehin sözleşmesine konu taşıtların tamamının maliki ve rehin vereninin davalı Ünak..Ltd. Şti. olduğu, takip tarihinde de aynı şirketin işbu rehinli araçların maliki olduğu, borçlu Özra..Ltd. Şti'nin rehin veren sıfatı olmadığı, buna göre Özra...Ltd. Şti. hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan ilamsız icra takibine esas taşıt rehin sözleşmelerinde açıkça "... kefalet dahil her türlü borçlarının teminatı olarak aracın bankaya rehnedildiğinin..." yazılı olduğu, o halde asıl borçlu Aytaç..Ltd.

Şti. için verilen rehnin davalı rehin veren Ünak..Ltd. Şti.'nin kefaletlerinin teminatını da oluşturduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereği önce rehne müracaat edilmeden davalı Ünak..Ltd. Şti. hakkında birleşen 2016/1401 E. sayılı itirazın iptali dava dosyasına konu icra takibinde genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde bulunulmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı Ünak..Ltd. Şti. hakkında açılan itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu her iki icra takibinde davacı banka tarafından kredi hesabının kat edildiği 15.05.2016-30.06.2016 tarihleri arasında temerrüt faizi talebinde bulunulduğu, ancak kefillere henüz kat ihtarı tebliğ edilmeden önce bu şekilde temerrüt faizi talebinde bulunulamayacağı, davalı müteselsil kefillerin temerrüde düşürüldüğü tarihe kadar ancak akdi faiz talebinde bulunulabilir ise de her iki icra takip dosyasında bu yönde bir talep bulunmadığı halde yerel mahkemece taleple bağlılık kuralına aykırı bir şekilde davalı borçlu şirketler aleyhine akdi faize hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı şirketler yetkili temsilcisinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, menfi tespit istemli asıl davanın reddine, koşulları bulunmadığından davalının tazminat isteminin reddine, birleşen 2016/1401 E.

sayılı itirazın iptali davasında davalı Ün-ak Uluslararası Taşımacılık Turizm Tic. San. Ltd. Şti. hakkında açılan itirazın iptali davasının 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi gereğince usulüne uygun icra takibi bulunmadığından davacının davasının usulden reddine, davalı Özra Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti hakkında açılan itirazın iptali davasının tahsilde tekerrür olmamak üzere kısmen kabulüne, birleşen 2016/1492 Esas sayılı itirazın iptali davasında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde davalı Özra Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borçlu sıfatı bulunmadığından pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine, davanın davalı Ün-ak Uluslararası Taşımacılık Turizm Tic. San.

Ltd. Şti. bakımından tahsilde tekerrür olmamak üzere kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar-birleşen davalarda davalılar vekili ve birleşen davalarda davalı banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Asıl davada davacılar-birleşen davalarda davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin sadece şirkete ait bir araçtaki rehni kaldırmak ve rehni başka bir araç üzerine taşımak için banka görevlisinin söylediği evrakları incelemeden imza attığını, bu olaydan sonra müvekkilinin bankayla görüşmesinde 05.02.2019 tarihinde imzalatılan ve sadece araç rehni için imzalanmış olunan evrakların aslında Ün-Ak ve Özra şirketinin kefalet evrakları olduğunun öğrenildiğini, öğrenmenin üzerine işbu menfi tespit davasının açıldığını ve icra takiplerine itiraz edildiğini, Ün-Ak şirketine kayıtlı bulunan dört aracın borcuna istinaden bir kısım paranın şirket yetkilisi ... tarafından yatırıldığını, müvekkilinin mecburen borçlu olmadığı halde icra tehdidi altında taahhütname vermek zorunda kaldığını, banka tarafından müvekkilleri aleyhine aynı borçtan dolayı iki farklı icra takibi başlatıldığını, mahkemece iki ayrı vekâlet ücreti, yargılama gideri ve icra inkâr tazminatına hükmolunduğunu, söz konusu birleşen davaların her ikisinin de aynı borçtan kaynaklı olması sebebi ile kabul anlamına gelmemek üzere en azından dosyalardan biri hakkında vekâlet ücreti, yargılama gideri ve icra inkâr tazminatı hakkında hükmü verilmesi gerekirken her iki birleşen dosyada da aynı giderlere iki kez yer verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, menfi tespit davası açıldıktan sonra da müvekkilinin ödeme yapmaya devam etmiş olduğu hususu göz ardı edilerek icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Birleşen davalarda davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen itirazın iptali davalarında davalı borçlular lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini, ancak davalılar vekilinin 27.11.2020 tarihinde azledildiğini, azil hususunun 30.11.2020 tarihli dilekçe ile yerel mahkemeye bildirildiğini, azil tarihinden sonra davalılar herhangi bir vekil ile temsil edilmediğinden, karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine hukuken olanak bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit istemiyle açılan asıl davada dava konusu genel kredi sözleşmesine kefaletin ve protokolün hata ve hile ile davacı şirketlere imzalatılıp imzalatılmadığı, birleşen itirazın iptali davalarında ise dava dışı asıl borçlu şirketin davacı banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredi sebebiyle takip tarihleri itibarıyla kredi borcunun bulunup bulunmadığı, davalı kefillerin kefaletlerinin geçerli olup olmadığı ve kefaletleri sebebiyle sorumluluklarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı Kanun'nun 45, 67 ve 72 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacılar-birleşen davalarda davalılar vekili ve birleşen davalarda davalı banka vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981449600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.