YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1231 E. 2023/5232 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf kanun yolu↗ davanın konusu↗ kanun yolu↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ sulh↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/118 E., 2019/440 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin/dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticari faaliyetlerini www.trendyol.com isimli internet sitesi üzerinden sürdürdüğünü, müvekkilinin ticari faaliyetleri uyarınca “trendyol” markasına ek olarak “milla” ibaresini içeren çeşitli sınıflarda tescilli markalarının bulunduğunu, davalının, 2007/44078 sayılı ve 23/24/25/26. sınıflarda tescilli “MİLA BY NOVA” ibareli markasını gerekçe göstererek davacı markalarına itiraz ettiğini, tescil edilmiş markalarına karşı hükümsüzlük davası açtığını, davalının marka ticareti yapmayı hedeflediğini, davalının kullanmadığı bir markaya dayanarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davalının kendi aleyhine ikame edilen kullanmama nedeni ile iptal talepli davaların olumsuz sonuçlarından kurtulmak için 2016/58131 sayılı MİLA ibareli dava konusu başvuruyu gerçekleştirdiğini, davacı tarafından davalının marka başvurusuna itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddedildiğini, itirazın reddine dair karara karşı davacı tarafından itiraz yoluna başvurulduğunu, 2007/44078 sayılı marka için Bakırköy 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/37 E., 2017/10 K. sayılı dosyasında, bilirkişi raporu ile kullanmamanın tespit edildiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesinin iptali nedeniyle mahkemenin davanın esası hakkında karar vermeye yer olmadığına karar verildiğini, 2017/69 E. sayılı dosya ile yeniden dava açıldığını, davanın kısmen kabulü ile davalının 2007/44078 sayılı MİLA BY NOVA ibareli markasının 23, 24, 26. sınıflar bakımından iptaline karar verildiğini, YİDK tarafından davacının itirazının reddine karar verildiğini, YİDK kararının yerinde olmadığını, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptali ile 2016/58131 sayılı "mila" ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının kötü niyet iddiasının zeminsiz olduğunu, müvekkilinin davacıdan önce MİLA ve MİLA BY NOVA ibareli markalarını kullandığını, taraflar arasında yapılan sulh görüşmelerinin kötüniyet olarak nitelendirilmeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında görülen davalarda hükümsüzlüğe konu edilen markanın asli unsuru MİLA ibaresi iken, dava konusu marka başvurusunun da asli/esas unsurunun MILA ibaresi olduğu, 2016/51831 sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğe konu edilen markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetleri kapsar şekilde yapıldığı, davalı yanın kullanmama nedeniyle açılan ilk iptal davası esnasında, aynı esas unsura sahip bu markayı, aynı sınıflarda bir kez daha başvuru konusu ettiği, davalının 2016/58131 sayılı marka başvurusunun kullanmama nedeniyle aleyhine açılan ya da açılabilecek olan bir hükümsüzlük davasının sonuçlarından kurtulmak amacıyla veya hükümsüzlük davasında alınacak kararı etkisiz hale getirmek amacıyla kanunun kendisine tanıdığı yetkileri kötüye kullanarak markayı hayatta tutmak, haksız kazanç elde etmek ve baraj marka yaratmak amacıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı bir şekilde kötü niyetle yapılmış bir başvurduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kötü niyetli olmadığını açıkça gösteren deliller, vakıalar dikkate alınmadan, bunlara gerekçeli kararda hiçbir şekilde irdelenmeden inceleme yapıldığını, kullanmama davasına konu marka 2007/44078 sayılı "mila by nova" huzurdaki davanın konusu ise 2016/58131 sayılı "mila" markası olduğunu, markaların farklı bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın “milla by trendyol” markalarının hükümsüz kılındığı, buna rağmen aynı marka başvurusunda bulunduğu, davalı şirketin kötüniyetli sayılmasının hatalı olduğunu, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının daha önceden tescilli olan "Mila by Nova" (2007/44078) sayılı markası ile sonraki başvuru olan MİLA ibareli muhtelif sınıflarda yapılan marka başvurusunun aynı değil ayrı ayrı markalar olarak değerlendirilmesi gerektiği, kötü niyete ilişkin başka bir emare ve delil olmaksızın, salt kullanmama nedeniyle marka iptali davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusunun başvurunun kötüniyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığı, mahkemece, yukarıda yazılı bulunan gerekçe ile davanın kabulüne dair karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markaların ayrı ayrı değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davalının marka başvurularını kötüniyetle haksız kazanç sağlamak amaçlı yapıldığını, davalı şirketin markalarını kullanmadığını, bilirkişi raporunun da kötüniyetli olduğununu tespit ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
3. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.01.2019 tarih ve 2017/2818 E., 2019/151 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
Davacı vekili, davalı şirketin 2016/58131 sayılı başvurusunun kötüniyetli olduğunu, 2007/44078 sayılı önceki markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü için dava açıldığını, davanın sonuçlarını engellemek amacıyla bu başvuruyu yaptığını belirterek YİDK kararının iptalini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı markalarının ayrı markalar olarak değerlendirilmesi gerektiği, kullanmama nedeniyle marka hükümsüzlüğü davasının varlığının başvurunun kötüniyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığı gerekçesiyle karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, YİDK kararının iptali davasını marka başvurusunun kötüniyetli olmasına dayandırmaktadır. Kötüniyetli marka başvurusu, hak sahibi olunmadığı bilinmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde başvuru yapılması durumunda söz konusu olacaktır (Ozan CAN, Türk Hukukunda Kötü niyetli Marka Başvuru ve Tescilinde İptal ve Hükümsüzlüğün Kapsamı Üzerine Düşünceler, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, 2015, Cilt:1, Sayı:1, s.51).
Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı).
Davalının önceki tarihli markası "Mila by Nova" ibareli olup 23, 24,25 ve 26. sınıflarda tescillidir. Davalının davaya konu başvuru markası ise "MILA" ibareli olup 18, 24, 25, 26 ve 35. sınıflar için başvuru yapılmıştır. Davalı şirket, önceki tarihli markası hakkında hükümsüzlük davası açılması üzerine önceki markasına ve davacı markalarına benzer şekilde ve ortak sınıflarda dava konusu marka başvurusunu yapmıştır. Davalı; kullanmama nedeniyle aleyhine açılan davanın sonuçlarından kurtulmak, hükümsüzlük kararının verilmesi durumunda kararın uygulanmasını engellemek amacıyla marka başvurusunda bulunmuştur. Bu açıklamalar ışığında, davalının "yedekleme" amacıyla önceki markası ile ortak sınıfları içeren yeni bir marka başvurusunda bulunarak kötüniyetli hareket ettiğinin kabulü gerekir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince başvuruda davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davalıların istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4176 E. 2024/621 K.
Ortak:kötüniyet · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının «kötü niyet» iddiasının zeminsiz olduğunu, müvekkilinin davacıdan önce MİLA ve MİLA BY NOVA ibareli markalarını kullandığını, taraflar arasında yapılan «sulh» görüşmelerinin «kötüniyet» olarak nitelendirilmeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın “milla by trendyol” markalarının hükümsüz kılındığı, buna rağmen aynı marka başvurusunda bulunduğu, davalı şirketin «kötüniyetli» sayılmasının hatalı olduğunu, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… ayılı markası ile sonraki başvuru olan MİLA ibareli muhtelif sınıflarda yapılan marka başvurusunun aynı değil ayrı ayrı markalar olarak değerlendirilmesi gerektiği, «kötü niyete» ilişkin başka bir emare ve delil olmaksızın, salt kullanmama nedeniyle marka iptali davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusunun başvurunun «kötüniyetli» olduğunun kabulü için yeterli olmadığı, mahkemece, yukarıda yazılı bulunan gerekçe ile davanın kabulüne dair karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle dava …
Benzer bu kararda… davalının Milazzo ibareli marka başvurusu ile itirazına mesnet gösterilen Nova Mila, Mila Nova ve Mila ibareli markalar arasında, görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın «kötüniyetli» olarak değerlendirilemeyeceği, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların somut uyuşmazlıkta bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin i …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · ilan · iltibas
Benzer bu kararda… davalının Milazzo ibareli marka başvurusu ile itirazına mesnet gösterilen Nova Mila, Mila Nova ve Mila ibareli markalar arasında, görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın «kötüniyetli» olarak değerlendirilemeyeceği, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların somut uyuşmazlıkta bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin i …
… bulunacak derecede benzer nitelikteki “MILAZZO+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2017/116606 kod numarasını ... başvurunun «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenme …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5983 E. 2023/700 K.
Ortak:iptal davası · kaldırma ve yeniden hüküm
İncelediğiniz karardaKararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında görülen davalarda hükümsüzlüğe konu edilen markanın asli unsuru MİLA ibaresi iken, «dava konusu» marka başvurusunun da asli/esas unsurunun MILA ibaresi olduğu, 2016/51831 sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğe konu edilen markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetleri kapsar şekilde yapıldığı, davalı yanın kullanmama nedeniyle açılan ilk «iptal davası» esnasında, aynı esas unsura sahip bu markayı, aynı sınıflarda bir kez daha başvuru konusu ettiği, davalının 2016/58131 sayılı marka başvurusunun kullanmama nedeniy …
Benzer bu kararda… ı DSM Grup Danışmanlık Şirketi'nin yetkilileri oldukları ve davacıların davalının 2007/44078 sayılı tescilli markasına tecavüz ettiklerinden bahisle, davalı tarafın «şikayeti» üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/107399 soruşturma nolu dosyası ile haklarında soruşturma başlatıldığı, bu davacıların «iptal davası» açmakta «hukuki yararlarının» bulunduğu, ancak davacılardan ... hakkında soruşturma başlatılmadığı, şirket yetkilisi de olmadığı, bu davacının davalı markasının iptalini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varıldığı, ... yönünden dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar vermek gerekirken, onun yönünden de yargılamaya devam edilmesinin doğru olmadığı, davalı vekili Bakırköy 1.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/37 E. sayılı dosyasının bu dava yönünden «derdestlik» teşkil ettiğini ileri sürmüşse de, dosya kapsamında bulunan karar örneğinden, davacılar tarafından değil, DSM Grup Danışmanlık Şirketi tarafından «iptal davası» açıldığı, 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesine dayanarak açılan davada, davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın yasal dayanağı ortadan kalktığından, davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiği, bu davanın ise 07.01.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun hükümlerine göre açıldığı, dolayısıyla bu dava yönünden derdestlik teşkil etmeyeceği, Mahkemenin derdestlik itirazının reddine karar vermesinin yerinde olduğu, ayrıca davalı vekili 25 inci sınıftaki mallar ile aynı tipten olan 23, 24 ve 26 ncı sınıflar yönünden markanın iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüşse de, yukarıda atıf yapılan içtihatta da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere "markanın tescilli olduğu her bir emtia bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiğinden" alınan bilirkişi raporu ile davalının 23, 24, 26 ncı sınıflarda kullanımını ispatlar delil sunamadığından, bu sınıflar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, davacılar vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise, markanın ayırt edici unsurlarının değiştirilmeksizin farklı şekillerde kullanımı, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine uygun bir kullanım sayılabilecekse de, markanın ayırt edici unsurunun değiştirilip değiştirilmediği, tescil kapsamında kullanım bulunup bulunmadığının tespitinde «ticari dürüstlük» ve iyi niyet kurallarının geçerli olacağı, markanın kullanıldığının ispatı yönünden, markanın birebir aynısının kullanılması gerekmiyorsa da, markanın tüketici nezdinde, markayı «taşıyan» mal ve/veya hizmetin kimden kaynaklandığı algısını değiştirmeyecek türden bir kullanım olması gerektiği, davalının tescilli markası "Mila by Nova" ibareli olup Tür …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari dürüstlük · aile şirketi · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · takipsizlik kararı · ziya · şikayet · cy/cy şerhi · dava şartı yokluğu
Benzer bu kararda… nde özetle; İlk Derece Mahkemesinin, 25 inci sınıf yönünden vermiş olduğu davanın reddine dair kararın dosya kapsamına, maddi gerçeğe ve hukuka uygun olduğunu, aynı «aile şirketler» grubu içinde yer alan Teksim Şirketi'nin, müvekkili şirketin vermiş olduğu izin ile markanın aynısını ve ayrıca ayırt edici karakterini değiştirmeden kullandığının açıkça sübuta ermiş olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin MİLA ve NOVA ibarelerinin her ikisi de markanın asli unsuru olduğu değerlendirmesi hatalı olduğunu, zira markanın esaslı unsuru “Mila” ibaresi olmakla birlikte ürünü işaret ederken Nova ibaresinin ise müvekkilinin içinde yer aldığı şirketler grubunu işaret ettiğini, bitişik yazılmak suretiyle iki kelimeden veya ayrı ayrı iki kelimeden veya ayrı ayrı birden fazla sözcükten oluşan markalarda karakteristik sözcük çıkartılmadığı sürece, bir sözcüğün çıkartılmasının tüketici açısından farklı marka algısı yaratmıyorsa markanın kullanıldığı anlamına geleceğini, yine markayı oluşturan kök unsur kullanılmak şartıyla markanın bazı unsurlar ilave edilerek kullanılması ya da markanın çeşitli versiyonlarının kullanılmasının da markanın kullanılması anlamına geleceğini, dolayısıyla “Mila by Nova” markasında kök, esaslı unsurun “Mila” olduğunu, “By Nova”nın «ticaret unvanına» işaret eden markasal unsurdan «ziyade» markayı «taşıyan» ürünlerin üreticisini belirttiğini, “Mila” ibaresinin markanın esaslı unsuru olduğuna ilişkin diğer dava dosyalarına sunulmuş bilirkişi raporları ve kesinleşmiş mahkeme kararı da bulunduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/107399 soruşturma dosyasında verilen «takipsizlik» kararının kesinleştiğini, bu nedenle davacı ... ...ve ...'un da işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını belirterek ve istinaf dilekçesini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
… ı DSM Grup Danışmanlık Şirketi'nin yetkilileri oldukları ve davacıların davalının 2007/44078 sayılı tescilli markasına tecavüz ettiklerinden bahisle, davalı tarafın «şikayeti» üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/107399 soruşturma nolu dosyası ile haklarında soruşturma başlatıldığı, bu davacıların «iptal davası» açmakta «hukuki yararlarının» bulunduğu, ancak davacılardan ... hakkında soruşturma başlatılmadığı, şirket yetkilisi de olmadığı, bu davacının davalı markasının iptalini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varıldığı, ... yönünden dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar vermek gerekirken, onun yönünden de yargılamaya devam edilmesinin doğru olmadığı, davalı vekili Bakırköy 1.
… ıklandığı üzere markanın esaslı unsurunun Türk Marka Hukukunun genel prensibi olan markanın bölünmezliği ilkesi prensibi kapsamında MİLA ve NOVA ibareleri olduğunu, «üçüncü kişi» tarafından kesilen faturaların lisans «şerhi» bulunmadan üçüncü kişilere karşı kullanımın ispatı olarak ileri sürülemeyeceğini, iptal davalarında kullanımın sınıf altındaki her bir emtia yönünden tek tek araşt …
… 6/37 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, davada verilen kararın bu davanın açılış tarihi itibariyle kesinleşmediğini, davanın şirket adına açıldığının kabulü ile «derdestlik» nedeniyle davanın reddi gerektiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/107399 soruşturma nolu dosyasında «kovuşturmaya yer olmadığı» kararı verildiğini, davacı şahıslar adına açılan davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, Mahkemenin 25 inci sınıf yönünden davanın reddine dair kararının haklı ve yerinde olduğunu, 25 inci sınıfın bileşeni olan ve …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1231 E. , 2023/5232 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/253 Esas, 2021/1450 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/118 E., 2019/440 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin/dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticari faaliyetlerini www.trendyol.com isimli internet sitesi üzerinden sürdürdüğünü, müvekkilinin ticari faaliyetleri uyarınca “trendyol” markasına ek olarak “milla” ibaresini içeren çeşitli sınıflarda tescilli markalarının bulunduğunu, davalının, 2007/44078 sayılı ve 23/24/25/26. sınıflarda tescilli “MİLA BY NOVA” ibareli markasını gerekçe göstererek davacı markalarına itiraz ettiğini, tescil edilmiş markalarına karşı hükümsüzlük davası açtığını, davalının marka ticareti yapmayı hedeflediğini, davalının kullanmadığı bir markaya dayanarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davalının kendi aleyhine ikame edilen kullanmama nedeni ile iptal talepli davaların olumsuz sonuçlarından kurtulmak için 2016/58131 sayılı MİLA ibareli dava konusu başvuruyu gerçekleştirdiğini, davacı tarafından davalının marka başvurusuna itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddedildiğini, itirazın reddine dair karara karşı davacı tarafından itiraz yoluna başvurulduğunu, 2007/44078 sayılı marka için Bakırköy 2.
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/37 E., 2017/10 K. sayılı dosyasında, bilirkişi raporu ile kullanmamanın tespit edildiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesinin iptali nedeniyle mahkemenin davanın esası hakkında karar vermeye yer olmadığına karar verildiğini, 2017/69 E. sayılı dosya ile yeniden dava açıldığını, davanın kısmen kabulü ile davalının 2007/44078 sayılı MİLA BY NOVA ibareli markasının 23, 24, 26. sınıflar bakımından iptaline karar verildiğini, YİDK tarafından davacının itirazının reddine karar verildiğini, YİDK kararının yerinde olmadığını, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptali ile 2016/58131 sayılı "mila" ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının kötü niyet iddiasının zeminsiz olduğunu, müvekkilinin davacıdan önce MİLA ve MİLA BY NOVA ibareli markalarını kullandığını, taraflar arasında yapılan sulh görüşmelerinin kötüniyet olarak nitelendirilmeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında görülen davalarda hükümsüzlüğe konu edilen markanın asli unsuru MİLA ibaresi iken, dava konusu marka başvurusunun da asli/esas unsurunun MILA ibaresi olduğu, 2016/51831 sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğe konu edilen markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetleri kapsar şekilde yapıldığı, davalı yanın kullanmama nedeniyle açılan ilk iptal davası esnasında, aynı esas unsura sahip bu markayı, aynı sınıflarda bir kez daha başvuru konusu ettiği, davalının 2016/58131 sayılı marka başvurusunun kullanmama nedeniyle aleyhine açılan ya da açılabilecek olan bir hükümsüzlük davasının sonuçlarından kurtulmak amacıyla veya hükümsüzlük davasında alınacak kararı etkisiz hale getirmek amacıyla kanunun kendisine tanıdığı yetkileri kötüye kullanarak markayı hayatta tutmak, haksız kazanç elde etmek ve baraj marka yaratmak amacıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı bir şekilde kötü niyetle yapılmış bir başvurduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kötü niyetli olmadığını açıkça gösteren deliller, vakıalar dikkate alınmadan, bunlara gerekçeli kararda hiçbir şekilde irdelenmeden inceleme yapıldığını, kullanmama davasına konu marka 2007/44078 sayılı "mila by nova" huzurdaki davanın konusu ise 2016/58131 sayılı "mila" markası olduğunu, markaların farklı bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın “milla by trendyol” markalarının hükümsüz kılındığı, buna rağmen aynı marka başvurusunda bulunduğu, davalı şirketin kötüniyetli sayılmasının hatalı olduğunu, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının daha önceden tescilli olan "Mila by Nova" (2007/44078) sayılı markası ile sonraki başvuru olan MİLA ibareli muhtelif sınıflarda yapılan marka başvurusunun aynı değil ayrı ayrı markalar olarak değerlendirilmesi gerektiği, kötü niyete ilişkin başka bir emare ve delil olmaksızın, salt kullanmama nedeniyle marka iptali davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusunun başvurunun kötüniyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığı, mahkemece, yukarıda yazılı bulunan gerekçe ile davanın kabulüne dair karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markaların ayrı ayrı değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davalının marka başvurularını kötüniyetle haksız kazanç sağlamak amaçlı yapıldığını, davalı şirketin markalarını kullanmadığını, bilirkişi raporunun da kötüniyetli olduğununu tespit ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
3. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.01.2019 tarih ve 2017/2818 E., 2019/151 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
Davacı vekili, davalı şirketin 2016/58131 sayılı başvurusunun kötüniyetli olduğunu, 2007/44078 sayılı önceki markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü için dava açıldığını, davanın sonuçlarını engellemek amacıyla bu başvuruyu yaptığını belirterek YİDK kararının iptalini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı markalarının ayrı markalar olarak değerlendirilmesi gerektiği, kullanmama nedeniyle marka hükümsüzlüğü davasının varlığının başvurunun kötüniyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığı gerekçesiyle karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, YİDK kararının iptali davasını marka başvurusunun kötüniyetli olmasına dayandırmaktadır. Kötüniyetli marka başvurusu, hak sahibi olunmadığı bilinmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde başvuru yapılması durumunda söz konusu olacaktır (Ozan CAN, Türk Hukukunda Kötü niyetli Marka Başvuru ve Tescilinde İptal ve Hükümsüzlüğün Kapsamı Üzerine Düşünceler, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, 2015, Cilt:1, Sayı:1, s.51).
Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı).
Davalının önceki tarihli markası "Mila by Nova" ibareli olup 23, 24,25 ve 26. sınıflarda tescillidir. Davalının davaya konu başvuru markası ise "MILA" ibareli olup 18, 24, 25, 26 ve 35. sınıflar için başvuru yapılmıştır. Davalı şirket, önceki tarihli markası hakkında hükümsüzlük davası açılması üzerine önceki markasına ve davacı markalarına benzer şekilde ve ortak sınıflarda dava konusu marka başvurusunu yapmıştır. Davalı; kullanmama nedeniyle aleyhine açılan davanın sonuçlarından kurtulmak, hükümsüzlük kararının verilmesi durumunda kararın uygulanmasını engellemek amacıyla marka başvurusunda bulunmuştur. Bu açıklamalar ışığında, davalının "yedekleme" amacıyla önceki markası ile ortak sınıfları içeren yeni bir marka başvurusunda bulunarak kötüniyetli hareket ettiğinin kabulü gerekir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince başvuruda davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davalıların istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979154300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz