6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1763 E. 2023/5421 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adil yargılanma hakkı ticari defter incelemesi ticari itibar tanıma münhasırlık ikrar ihtiyati tedbir marka hakkına tecavüz usulden reddi maddi ve manevi tazminat ticari defter esastan ret ihtarname kötüniyet ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması maddi tazminat ilan haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2014/118 E., 2019/414 K.

Taraflar arasındaki marka hakkında tecavüzün tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Mora markalı cihazının sigara bağımlılığından kurtulmak gibi konularda yardımcı olan T.C. Sağlık Bakanlığınca onaylı, legal ve Avrupa’da ciddi talep gören bir cihaz olduğunu, Mora Terapinin maddenin çevresindeki elektromanyetik alanlardan alınan frekansların vücudun enerji sistemine müdahale amacıyla kullanılmasına ilişkin olduğunu, Mora Terapinin 30 yıl önce Dr. Morell ve Elektronik Mühendisi Eric Rasche tarafından yaratıldığını, müvekkili şirketin Mora Terapi sisteminin ve bu sistemin parçası olan Mora cihazlarının Türkiye’deki tek yetkili distribütörü ve uygulayıcısı olduğunu, Mora ibareli markayı 2006/57671 tescil numarası ile 10. ve 44. sınıflarda 27.11.2006 tarihinde tescil ettirdiğini ve hala kullandığını, taraflar arasınfa marka hakkının kullanımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, davalı yanın mora terapi uygulamamasına rağmen Mora ve Mora Terapi ibarelerini kullandığını, davalı şirketin kullandığı tıbbi cihaz markalarının biorezonans alanında daha az tanındığını, Mora markasının ise biorezonans alanında en güven duyulan ve en tanınmış marka olduğunu, davalı tarafça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet doğuran MORAMER, MORA TERAPİ, MORA ibarelerini içeren internet sitelerinin tespit edildiğini, müvekkilinin ciddi miktarda kardan yoksun kaldığını, davalı yanın aynı zamanda kendi cihaz markasını Mora olarak tanıtarak müvekkili markasının itibarını zedelediğini, maddi manevi zarara uğrattığını, Mora Terapi sigara bırakma seanslarını standart fiyatın altında uygulayarak haksız rekabet yarattığını ileri sürerek davalı şirketin yazılı-görsel-internet ortamında ve tüm benzer mecralarda, sanal ve gerçek ortamda (www.moramer.com adlı internet sitesi başta olmak üzere) Mora markasına tecavüzünün ve haksız rekabetin işbu dava sonuçlanana kadar tedbiren men’ine, hükümle birlikte bu durumun devamına, davalı şirket tarafından yazılı-görsel ve internet ortamında verilen markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturan (içeriğinde Mora, Mora Terapi, Moramer ibarelerinin yer aldığı) reklamlarının tedbiren yayından kaldırılmasına ve bu ibareleri içeren yeni ilan ve reklam verilmesinin tedbiren yasaklanmasına, davalı şirketin başkaca marka cihazını MORA markası olarak tanıtması sureti ile cihazı tedavide kullanarak elde ettiği kazancının ve davalı şirketin başkaca marka cihazını Mora markalı cihaz olarak tanıtıp satış ve pazarlaması sonucu cihaz satışından elde ettiği kazancın hesaplanıp davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine ve bu hususa ilişkin olarak davalı aleyhine şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine, Mora markasının zedelenen ticari itibarı ve belirtilen diğer sebeplerle 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sigara bıraktırma uygulamasını ithalatını yapmış oldukları NEURO-OBERON cihazı ile yaptığını, cihaz adının Mora olmadığını ancak cihaz içinde bir tedavi yöntemi olarak Mora Terapi Modu ibaresinin geçtiğini, hiçbir şekilde bu uygulamanın MORA-NOVA ya da MORA PLUS marka cihaz ile yapıldığı ifadesinin müvekkilleri tarafından kullanılmadığını, Mora kelimesinin buluşu yapan bilim adamlarının 30 yıl önce yönteme verdikleri isim olduğunu ve Dr. Morell ve Elektronik Mühendisi Eric Rasche isimli bilim adamlarının soyadlarının birleşiminden oluştuğunu, akupunktur, nöral terapi, hidro terapi vb. gibi moranın da terapide yapılan işlemi tarif eden uluslararası literatürde de kullanılan yöntemi tarif eden teknik bir ifadeden ibaret bulunduğunu, davacı yanın müvekkilini telefonla aranıp uyarmasından sonra konu netleşinceye kadar tedbiren tüm yazılı matbu belgelerinden, katalog, broşür, reklam materyallerinden mora ibaresini kaldırıp imha ettiğini, bu durumdan dolayı müvekkilinin ekonomik zarara uğradığını, sonrasında müvekkiline ihtarname gönderildiğini, bu tarihten itibaren ihtarnamede geçen tüm fiillerin durdurulduğunu, internet üzerinden daha önce yapılmış tüm reklam çalışmaları için ilgili kurumlara ihtarname gönderilerek ve mail yolu ile bildirilerek kaldırılmasının talep edildiğini ancak eski tarihli hiçbir verinin arama motorlarından teknik olarak kaldırılamadığını, yapılan tetkik ve incelemede bir tedavi yöntemi olan Mora adının davacı tarafından bu tedavi yöntemini kullanan herkese karşı hak iddia etme ve bu tedavi yöntemini farklı makinalarda kullanan herkesten tazminat talep etme adına kötüniyetle kullanılmak üzere tescil edildiğinin öğrenildiğini, davacı yanın piyasada var olan Mora Terapi tedavi yöntemini kullanan merkezlerin yarattığı değerden istifade etmek istediğini, davacı tarafından yapılan tescilin haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece; davalının Mora ibaresini tek başına, münhasıran marka olarak kullanımı bulunmadığı, kullanımlarının MORA TERAPİ ya da MORAMER şeklinde gerçekleştiği ve bu kullanımların 44. sınıfta yer alan sigara bıraktırma hizmetlerine ilişkin olduğu, davacının Mora ibareli markasının da aynı hizmetlerde tescilli bulunduğu, ancak Mora Terapi ibaresinin, biyorezonans terapisinin bir türü olarak, 1977 yılından bu yana kullanılan bir tanım olduğu, bunun basit bir internet araştırması ile dahi anlaşıldığı, bu nedenle davalının sigara bıraktırma hizmetleri bakımından gerçek anlamıyla ve tanımlayıcı bir ibare olarak kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 nci maddesi kapsamında haklı kullanım teşkil ettiği, aynı nedenlerle Mora ibaresinin sigara bıraktırma hizmetlerinde yüksek bir ayırt ediciliği bulunmadığı aksine söz konusu ibarenin zayıf bir marka olarak söz konusu hizmetleri yoğun şekilde çağrıştırdırdığı, Mora kelimesinin işbu hizmetler bakımından farklı marka konseptleri içinde kullanımının davacının marka haklarını ihlal etmeyeceği, davalının kullandığı MORAMER ibaresinin MORA MERKEZİ şeklindeki söz bütününden türetilmiş bir kısaltması olduğu, 44. sınıftaki sigara bıraktırma hizmetleri bakımından, davalı kullanımında MORA kelimesinin sonuna eklenen MER hecesinin markaların görsel, işitsel ve anlamsal kompozisyonları itibariyle yeterli ayırt ediciliği sağladığı, zira Mora ibaresinin ortak unsur olması, yukarıda yer verilen zayıf marka değerlendirmesi uyarınca markalar arasında bağlantı kurulacağının kabulünde yeterli bulunmadığı, davalının MORAMER ve MORA TERAPİ ibareli kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 21.04.2014 tarihli bilirkişi raporu ve akabinde alınan ikinci bilirkişi raporunda davalının kullanımlarının müvekkilinin marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğunun belirlendiğini, davalı tarafça müvekkilinin dayanak markasının hükümsüzlüğü talebi ile açılan davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verildiğini, buna rağmen mahkemece alınan ikinci bilirkişi kök ve ek raporu ile ilk derece mahkemesi kararında bahsi geçen marka hükümsüzlüğü davasında oluşturulan gerekçeli karara atıf yapıldığını ve Mora Terapi ibaresinin tıbbi bir tanım olarak kabul edildiğini, oysa usulden verilen red kararından esasa ilişkin sonu çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, ayrıca Mora Terapi ibaresinin tıbbı tanım olduğuna ilişkin kabulünde yerinde olmadığını, müvekkili markasının hükümüsüzlüğü için açılan dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tedavinin tbbı adının biorezonans olduğu, Mora Terapinin ise tedavinin belli bir aparat marifetiyle yerine getirilmesi anlamına geldiğinin belirtildiğini, Mora Terapinin Mora marka biorezonanas cihazıyla yapılan tedavide kullanılan özel bir tanımlama olduğunu, Mora markasının Avrupa Birliği ve diğer tüm ülkelerde de aynı sınıflarda tescilli bulunduğunu, ikinci bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporun çelişkili olduğunu, davalının Mora markasını kullandığını cevap dilekçesinde ikrar ettiğini, Mora ibareli markalarının zayıf marka niteliğinde bulunmadığını, davalının 10. sınıfta yer alan sigara bıraktırmaya yönelik cihazlarda kullanımın bulunmadığı yönündeki tespitlerin de hatalı olduğunu, bu hususun ispatı bakımından davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, bu iddiaları bakımından delillerinin toplanmadan karar verilmesinin adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince Mora Terapinin biorezonanas terapisinin bir türü olup olmadığını inceleme yetkisi bulunmadığını, zira anılan hususun ancak marka hükümsüzlüğü davasında dikkate alınabileceğini, davalının eylemlerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiği gibi haksız rekabette oluşturduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere davalı kullanımlarının MORA TERAPİ ve MORAMER ibarelerinden oluştuğu ve bu kullanımların davacının dayanak markasının tescil kapsamında da yer alan 44. sınıf sigara bıraktırma hizmetlerine ilişkin bulunduğu, Mora Terapinin sigara bıraktırma tedavisinde de kullanılan tıbbi bir yöntemin adı olduğunun mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında eczacılık fakültesi farmakoloji anabilim dalında öğretim üyesinin de yer aldığı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapordan anlaşıldığı, buna göre davalının sigara bıraktırma hizmetlerinde, gerçek anlamda tanımlayıcı bir ibare olarak Mora Treapi ibaresini kullanmasının, somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi uyarınca engellenmeyeceği ve bu nitelikteki haklı kullanımın davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalının MORAMER şeklindeki kullanımının da davacının markasını oluşturan Mora ibaresinin 44. sınıfta yer alan sigara bıraktırma hizmetleri bakımından ayırt ediciliğinin yukarıda açıklanan nedenlerle zayıf olması ve davalı kullanımında merkez kelimesinin kısaltılmışı olarak mer ibaresine yer verilmesinin kullanımını davacı markasından farklılaştırması karşısında davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde bulunmadığı, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, diğer taraftan mahkemece davadaki ihtiyati tedbir isteminin değerlendirilmesi bakımından marka uzmanı bilirkişiden alınan raporda, davalı kullanımlarının ve davacı markasının Mora Terapi ibaresinin tıbbi bir yöntemin adı olduğu nazara alınmaksızın karşılaştırıldığı ve buna göre değerlendirme yapıldığı, mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında eczacılık fakültesi farmakoloji anabilim dalında öğretim üyesinin de yer aldığı ikinci bilirkişi heyeti raporunda ise anılan husus dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, bu suretle iki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan bahsedilemeyeceği, ikinci bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök raporda davalının MORAMER ibareli kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ettiğinin bildirildiği ancak bu sonuca Mora ibaresinin sigara bıraktırma hizmetleri bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olduğu gözetilmeksizin ulaşıldığı ve zayıf marka hususuna ilişkin değerlendirmenin mahkemenin takdirine bırakıldığı bildirilerek ek rapor ile yeniden yapılan değerlendirmede Mora ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunması nedeniyle davalının MORAMER ibareli kullanımlarının da davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin gerekçeleriyle birlikte açıklandığı bu nedenle bahsi geçen kök ve ek rapor arasında da çelişki bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin meni, refi ile maddi ve manevi tazminat

istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1763 E.  ,  2023/5421 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/461 Esas, 2021/1581 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2014/118 E., 2019/414 K.

Taraflar arasındaki marka hakkında tecavüzün tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Mora markalı cihazının sigara bağımlılığından kurtulmak gibi konularda yardımcı olan T.C. Sağlık Bakanlığınca onaylı, legal ve Avrupa’da ciddi talep gören bir cihaz olduğunu, Mora Terapinin maddenin çevresindeki elektromanyetik alanlardan alınan frekansların vücudun enerji sistemine müdahale amacıyla kullanılmasına ilişkin olduğunu, Mora Terapinin 30 yıl önce Dr. Morell ve Elektronik Mühendisi Eric Rasche tarafından yaratıldığını, müvekkili şirketin Mora Terapi sisteminin ve bu sistemin parçası olan Mora cihazlarının Türkiye’deki tek yetkili distribütörü ve uygulayıcısı olduğunu, Mora ibareli markayı 2006/57671 tescil numarası ile 10. ve 44. sınıflarda 27.11.2006 tarihinde tescil ettirdiğini ve hala kullandığını, taraflar arasınfa marka hakkının kullanımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, davalı yanın mora terapi uygulamamasına rağmen Mora ve Mora Terapi ibarelerini kullandığını, davalı şirketin kullandığı tıbbi cihaz markalarının biorezonans alanında daha az tanındığını, Mora markasının ise biorezonans alanında en güven duyulan ve en tanınmış marka olduğunu, davalı tarafça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet doğuran MORAMER, MORA TERAPİ, MORA ibarelerini içeren internet sitelerinin tespit edildiğini, müvekkilinin ciddi miktarda kardan yoksun kaldığını, davalı yanın aynı zamanda kendi cihaz markasını Mora olarak tanıtarak müvekkili markasının itibarını zedelediğini, maddi manevi zarara uğrattığını, Mora Terapi sigara bırakma seanslarını standart fiyatın altında uygulayarak haksız rekabet yarattığını ileri sürerek davalı şirketin yazılı-görsel-internet ortamında ve tüm benzer mecralarda, sanal ve gerçek ortamda (www.moramer.com adlı internet sitesi başta olmak üzere) Mora markasına tecavüzünün ve haksız rekabetin işbu dava sonuçlanana kadar tedbiren men’ine, hükümle birlikte bu durumun devamına, davalı şirket tarafından yazılı-görsel ve internet ortamında verilen markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturan (içeriğinde Mora, Mora Terapi, Moramer ibarelerinin yer aldığı) reklamlarının tedbiren yayından kaldırılmasına ve bu ibareleri içeren yeni ilan ve reklam verilmesinin tedbiren yasaklanmasına, davalı şirketin başkaca marka cihazını MORA markası olarak tanıtması sureti ile cihazı tedavide kullanarak elde ettiği kazancının ve davalı şirketin başkaca marka cihazını Mora markalı cihaz olarak tanıtıp satış ve pazarlaması sonucu cihaz satışından elde ettiği kazancın hesaplanıp davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine ve bu hususa ilişkin olarak davalı aleyhine şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine, Mora markasının zedelenen ticari itibarı ve belirtilen diğer sebeplerle 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sigara bıraktırma uygulamasını ithalatını yapmış oldukları NEURO-OBERON cihazı ile yaptığını, cihaz adının Mora olmadığını ancak cihaz içinde bir tedavi yöntemi olarak Mora Terapi Modu ibaresinin geçtiğini, hiçbir şekilde bu uygulamanın MORA-NOVA ya da MORA PLUS marka cihaz ile yapıldığı ifadesinin müvekkilleri tarafından kullanılmadığını, Mora kelimesinin buluşu yapan bilim adamlarının 30 yıl önce yönteme verdikleri isim olduğunu ve Dr. Morell ve Elektronik Mühendisi Eric Rasche isimli bilim adamlarının soyadlarının birleşiminden oluştuğunu, akupunktur, nöral terapi, hidro terapi vb. gibi moranın da terapide yapılan işlemi tarif eden uluslararası literatürde de kullanılan yöntemi tarif eden teknik bir ifadeden ibaret bulunduğunu, davacı yanın müvekkilini telefonla aranıp uyarmasından sonra konu netleşinceye kadar tedbiren tüm yazılı matbu belgelerinden, katalog, broşür, reklam materyallerinden mora ibaresini kaldırıp imha ettiğini, bu durumdan dolayı müvekkilinin ekonomik zarara uğradığını, sonrasında müvekkiline ihtarname gönderildiğini, bu tarihten itibaren ihtarnamede geçen tüm fiillerin durdurulduğunu, internet üzerinden daha önce yapılmış tüm reklam çalışmaları için ilgili kurumlara ihtarname gönderilerek ve mail yolu ile bildirilerek kaldırılmasının talep edildiğini ancak eski tarihli hiçbir verinin arama motorlarından teknik olarak kaldırılamadığını, yapılan tetkik ve incelemede bir tedavi yöntemi olan Mora adının davacı tarafından bu tedavi yöntemini kullanan herkese karşı hak iddia etme ve bu tedavi yöntemini farklı makinalarda kullanan herkesten tazminat talep etme adına kötüniyetle kullanılmak üzere tescil edildiğinin öğrenildiğini, davacı yanın piyasada var olan Mora Terapi tedavi yöntemini kullanan merkezlerin yarattığı değerden istifade etmek istediğini, davacı tarafından yapılan tescilin haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece; davalının Mora ibaresini tek başına, münhasıran marka olarak kullanımı bulunmadığı, kullanımlarının MORA TERAPİ ya da MORAMER şeklinde gerçekleştiği ve bu kullanımların 44. sınıfta yer alan sigara bıraktırma hizmetlerine ilişkin olduğu, davacının Mora ibareli markasının da aynı hizmetlerde tescilli bulunduğu, ancak Mora Terapi ibaresinin, biyorezonans terapisinin bir türü olarak, 1977 yılından bu yana kullanılan bir tanım olduğu, bunun basit bir internet araştırması ile dahi anlaşıldığı, bu nedenle davalının sigara bıraktırma hizmetleri bakımından gerçek anlamıyla ve tanımlayıcı bir ibare olarak kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 nci maddesi kapsamında haklı kullanım teşkil ettiği, aynı nedenlerle Mora ibaresinin sigara bıraktırma hizmetlerinde yüksek bir ayırt ediciliği bulunmadığı aksine söz konusu ibarenin zayıf bir marka olarak söz konusu hizmetleri yoğun şekilde çağrıştırdırdığı, Mora kelimesinin işbu hizmetler bakımından farklı marka konseptleri içinde kullanımının davacının marka haklarını ihlal etmeyeceği, davalının kullandığı MORAMER ibaresinin MORA MERKEZİ şeklindeki söz bütününden türetilmiş bir kısaltması olduğu, 44.

sınıftaki sigara bıraktırma hizmetleri bakımından, davalı kullanımında MORA kelimesinin sonuna eklenen MER hecesinin markaların görsel, işitsel ve anlamsal kompozisyonları itibariyle yeterli ayırt ediciliği sağladığı, zira Mora ibaresinin ortak unsur olması, yukarıda yer verilen zayıf marka değerlendirmesi uyarınca markalar arasında bağlantı kurulacağının kabulünde yeterli bulunmadığı, davalının MORAMER ve MORA TERAPİ ibareli kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

21. 04.2014 tarihli bilirkişi raporu ve akabinde alınan ikinci bilirkişi raporunda davalının kullanımlarının müvekkilinin marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğunun belirlendiğini, davalı tarafça müvekkilinin dayanak markasının hükümsüzlüğü talebi ile açılan davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verildiğini, buna rağmen mahkemece alınan ikinci bilirkişi kök ve ek raporu ile ilk derece mahkemesi kararında bahsi geçen marka hükümsüzlüğü davasında oluşturulan gerekçeli karara atıf yapıldığını ve Mora Terapi ibaresinin tıbbi bir tanım olarak kabul edildiğini, oysa usulden verilen red kararından esasa ilişkin sonu çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, ayrıca Mora Terapi ibaresinin tıbbı tanım olduğuna ilişkin kabulünde yerinde olmadığını, müvekkili markasının hükümüsüzlüğü için açılan dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tedavinin tbbı adının biorezonans olduğu, Mora Terapinin ise tedavinin belli bir aparat marifetiyle yerine getirilmesi anlamına geldiğinin belirtildiğini, Mora Terapinin Mora marka biorezonanas cihazıyla yapılan tedavide kullanılan özel bir tanımlama olduğunu, Mora markasının Avrupa Birliği ve diğer tüm ülkelerde de aynı sınıflarda tescilli bulunduğunu, ikinci bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporun çelişkili olduğunu, davalının Mora markasını kullandığını cevap dilekçesinde ikrar ettiğini, Mora ibareli markalarının zayıf marka niteliğinde bulunmadığını, davalının 10.

sınıfta yer alan sigara bıraktırmaya yönelik cihazlarda kullanımın bulunmadığı yönündeki tespitlerin de hatalı olduğunu, bu hususun ispatı bakımından davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, bu iddiaları bakımından delillerinin toplanmadan karar verilmesinin adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince Mora Terapinin biorezonanas terapisinin bir türü olup olmadığını inceleme yetkisi bulunmadığını, zira anılan hususun ancak marka hükümsüzlüğü davasında dikkate alınabileceğini, davalının eylemlerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiği gibi haksız rekabette oluşturduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere davalı kullanımlarının MORA TERAPİ ve MORAMER ibarelerinden oluştuğu ve bu kullanımların davacının dayanak markasının tescil kapsamında da yer alan 44. sınıf sigara bıraktırma hizmetlerine ilişkin bulunduğu, Mora Terapinin sigara bıraktırma tedavisinde de kullanılan tıbbi bir yöntemin adı olduğunun mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında eczacılık fakültesi farmakoloji anabilim dalında öğretim üyesinin de yer aldığı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapordan anlaşıldığı, buna göre davalının sigara bıraktırma hizmetlerinde, gerçek anlamda tanımlayıcı bir ibare olarak Mora Treapi ibaresini kullanmasının, somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi uyarınca engellenmeyeceği ve bu nitelikteki haklı kullanımın davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalının MORAMER şeklindeki kullanımının da davacının markasını oluşturan Mora ibaresinin 44.

sınıfta yer alan sigara bıraktırma hizmetleri bakımından ayırt ediciliğinin yukarıda açıklanan nedenlerle zayıf olması ve davalı kullanımında merkez kelimesinin kısaltılmışı olarak mer ibaresine yer verilmesinin kullanımını davacı markasından farklılaştırması karşısında davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde bulunmadığı, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, diğer taraftan mahkemece davadaki ihtiyati tedbir isteminin değerlendirilmesi bakımından marka uzmanı bilirkişiden alınan raporda, davalı kullanımlarının ve davacı markasının Mora Terapi ibaresinin tıbbi bir yöntemin adı olduğu nazara alınmaksızın karşılaştırıldığı ve buna göre değerlendirme yapıldığı, mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında eczacılık fakültesi farmakoloji anabilim dalında öğretim üyesinin de yer aldığı ikinci bilirkişi heyeti raporunda ise anılan husus dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, bu suretle iki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan bahsedilemeyeceği, ikinci bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök raporda davalının MORAMER ibareli kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ettiğinin bildirildiği ancak bu sonuca Mora ibaresinin sigara bıraktırma hizmetleri bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olduğu gözetilmeksizin ulaşıldığı ve zayıf marka hususuna ilişkin değerlendirmenin mahkemenin takdirine bırakıldığı bildirilerek ek rapor ile yeniden yapılan değerlendirmede Mora ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunması nedeniyle davalının MORAMER ibareli kullanımlarının da davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin gerekçeleriyle birlikte açıklandığı bu nedenle bahsi geçen kök ve ek rapor arasında da çelişki bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin meni, refi ile maddi ve manevi tazminat

istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979137200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.