Ortakların kâr payını engelleyecek ölçüde yüksek yönetici ücreti örtülü kâr aktarımı olup iptale tabidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2745 E. 2023/6566 K. · · İlk derece: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ örtülü kâr aktarımı↗ eşit işlem ilkesi↗ yönetici ücreti / huzur hakkı↗ kâr payı hakkı↗
Gerekçe özeti
Yönetim kurulu üyesine, geçmiş yıllar ortalamasını misliyle aşan ve ortakların elde edebileceği kârın yarısını geçen ölçüde yüksek ücret belirleyen genel kurul kararı, yönetimde yer almayan ortakların kâr payı hakkını engelleyip örtülü kâr aktarımı ve eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturduğundan iptale tabidir.
Ele alınan sorunlar
Aşırı yüksek yönetici ücretine ilişkin genel kurul kararının örtülü kâr aktarımı ve eşit işlem ilkesine aykırılık nedeniyle iptali → kabul
İddia: Davalı, belirlenen tutarın huzur hakkı niteliğinde ve makul olduğunu, yönetici ücretinin şirket kârına oranla belirlenemeyeceğini, kârdaki düşüşün davacıdan kaynaklandığını ve yönetici ücreti belirlemenin genel kurulun tekel niteliğindeki yetkisinde olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yönetim kurulu başkanına belirlenen ücret, geçmiş yıllar ortalamasını misliyle aşacak ve ortakların alabileceği kârın yarısını geçecek ölçüde yüksek olup, yönetimde bulunmayan ortakların şirket kârından pay almasını engeller niteliktedir; bu haliyle karar örtülü kâr dağıtımı niteliği taşır ve diğer ortakların kâr payı alma hakkı ile eşit işlem ilkesini ihlal eder. Bu nedenle kararın iptaline ilişkin hüküm hukuka uygundur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Ortakların kâr payı hakkını engelleyecek ölçüde yüksek yönetici ücretinin örtülü kâr aktarımı ve eşit işlem ilkesine aykırılık nedeniyle iptali yönünden emsaldir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16299 E. 2015/11460 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:örtülü kar dağıtımı · esas sözleşme değişikliği · objektif iyiniyet · kar dağıtımı · huzur hakkı · iyiniyet kuralı · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bilanço ve gelir tablosunun kayıtlara uygunluk gösterdiği, «kar dağıtımı» konusunda yasal koşulların oluşmadığı, yapılan ücret artışının makul oranda olduğu, «esas sözleşme değişikliği» ile genel kurul toplantısının «şirket merkezi» dışında başka yerde yapılmasının kararlaştırılabileceği, alınan kararların yasalara, «objektif iyiniyet kurallarına» aykırılık teşkil etmediği, azlığın oyu ile 6762 Sayılı TTK'nın 341. maddesine göre Ankara 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleş …
Oysa, şirket yöneticilerine verilecek yüksek miktarlı «huzur hakkı» ile «yönetim kurulu» üyesi olmayan ortakların «kar payı» alma haklarının zayıflatıldığı, belli ortaklara «örtülü kar dağıtılması» sonucunu doğuracağı bir gerçektir.
2- Dava, «anonim şirket» genel kurulunun bir kısım gündem maddelerinin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 26.03.2004 tarihli genel kurulda 7.500 TL, 16.05.2005 tarihli genel kurulda 15.000 TL, dava konusu 09.05.2009 tarihli genel kurulda ise yapılan artışla 19.500 TL olarak «huzur hakkı» belirlenmesinin makul olduğu gerekçesiyle, gündemin 7. maddesine yönelik olarak iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Nitekim, 16.05.2005 tarihli genel kurulda belirlenen 15.000 TL «huzur hakkına» ilişkin olarak alınan genel kurul kararı da benzer gerekçelerle iptal edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/599 E. 2017/690 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:huzur hakkı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararın asıl davada davacılar, birleşen davada davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce «huzur hakkı» yönünden bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2745 E. , 2023/6566 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/412 Esas, 2022/369 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/542 E., 2021/921 K.
Taraflar arasındaki genel kurul karar iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin de ortağı olduğu davalı şirketin 09.07.2020 tarihli genel kurul toplantısının 6 numaralı kararı ile yönetim kurulu üyesine aylık 40.000,00 TL net ücret ödenmesi yönünde karar alındığını, bunun vergi ve diğer giderlerle 65.000,00 TL’ye tekabül ettiğini, şirkete yıllık 780.000,00 TL civarında yük oluşturduğunu, müvekkilinin olumsuz oy kullanıp muhalif kaldığını, şirket kârının bir önceki yıla nazaran %80 oranında düşüş gösterdiğini, kararlaştırılan ücretin pay sahiplerinin kâr payı haklarını ihlal ettiğini, yönetim kurulu üyesine örtülü kazanç sağladığını, eşit işlem ilkesine aykırılık taşıdığını, şirketin yegane faaliyetinin taşınmazlarını kiralamak olduğunu, hiçbir komplike faaliyetinin bulunmadığını, çalışana dahi ihtiyaç duymayan bir faaliyetle iştigal ettiğini ileri sürerek davalı şirketin 09.07.2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı kararın iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirlenen huzur hakkının yıllık kâr ile orantılı ve makul seviyede olduğunu, yönetim kurulu başkanının tüm mesaisini şirket yönetim ve işlerine harcadığını, aslında 4 şirketi başarı ile idare ettiği halde sadece davalı şirketten huzur hakkı aldığını, şirkette huzur hakkı ödemesinin süregelen bir uygulama olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin gelirinin tamamının yalnızca kira gelirine dayandığı, yönetim kurulu başkanına yapılan huzur hakkı ödemelerinin şirket kârına oranı incelendiğinde, 2014 yılında %10, 2015 yılında %7, 2016 yılında %5, 2017 yılında %12, 2018 yılında %6 iken, 2019 yılında bu oranın %34 olarak gerçekleştiği, 2019 yılında ödenen huzur hakkının şirketin geçmiş yıllar uygulamasına nazaran yüksek olduğu da düşünüldüğünde yönetim kurulu başkanına 40.000,00 TL net aylık ücretin yüksek olduğu, bu derece yüksek yönetim kurulu mali haklarının firmanın finansal gücü açısından olumsuzluk teşkil edebileceği, davalı şirketin fiilen aktif olarak çalışmadığı, sadece uhdesinde bulunan gayrimenkullerin kiralarının tahsilinin yapıldığı, bunun dışında başkaca satış, üretim ya da bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin fiili iştigal konusu ve büyüklüğü/ mevcut kârlılığı dikkate alındığında, yönetim kurulu başkanına verilmesi karara bağlanan 40.000,00 TL’nin, şirkete vergiler dahil yıllık maliyetinin 677.014,24 TL’ye, bu tutarın da 2019 yılı net kârı olan 1.306.430,94 TL’nin %51 oranına tekabül ettiği, bu durumun davalı şirketin sermaye yapısını bozabileceği, fiilen faaliyeti bulunmayan sadece kira getirileri olup bu kira getirilerinin tahsil ve şirket hesaplarına aktarmaktan ibaret olduğu, yöneticiye bu miktarda yüksek huzur hakkı ödemesi yapılmasının aynı zamanda eşitlik ilkesine aykırılık ve örtülü kâr aktarımı niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 09.07.2020 tarihli genel kurulunda gündemin 6 ncı maddesi ile yönetim kurulu başkanına aylık net 40.000,00 TL ücret verilmesine ilişkin kararın eşitlik ilkesine aykırılığı ve örtülü kazanç aktarımı niteliği taşıması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sadece 2019 kârını değerlendirildiğini, önceki uygulamaların görmezden gelindiğini, huzur hakkı ile ücretin farklılık arzettiğini, yönetim kurulu başkanına 2014 yılı genel kurulunda 15.000,00 TL ücret belirlenirken bu rakamın 2020 yılında 40.000,00 TL’ye çıktığını, bunun asgari ücret artışının altında kaldığını, yönetim kurulu başkanına görevi sebebiyle ödenen ücretin keyfi bir eşitsizlik kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kâr oranındaki artışın ücretin artışından değil kâr düşmesinden kaynaklandığını, kârın düşmesinin de davacıdan kaynaklandığını, ücretin bir önceki yıla göre düşük artış gösterdiğini, bu ücretin dahi tek kişi olan yönetim kurulu üyesinin emek ve mesaisine ekonomik olarak karşılık gelmediğini, diğer üç şirkette de yöneticilik yapan kişi için sembolik bir miktar olduğunu, davacının yönetimde olduğu yıllarda imara aykırı işlemler yaptığını, davacının buna ilişkin şikayetleri sebebiyle bazı taşınmazların kiralanamadığını, bazı yerlerde kira değerinin düştüğünü, böylece kârın engellendiğini, ücret hakkının kâra bağlanamayacağını, önceki yıllarda kâr artış oranı kadar ücret artışı yapılmadığını, kâr düşünce de ücretin düşülemeyeceğini, yöneticinin 101 adet bağımsız bölümün kiralanması, bakımı, sigortası, güvenliği, onarımı vs.
gibi işleri takip ettiğini, şirketin faaliyetinin sadece kira toplamak gibi basite indirgenemeyeceğini, binaların bir çok sorumluluğu içerdiğini, davacının imara aykırılıkları sebebiyle alınan yapı kayıt belgesi masrafları, Cumhurbaşkanlığı kararı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı tebliğleri uyarınca kira sözleşmelerinin döviz cinsinden TL’ye düşük kurdan çevrildiğini, kira artış oranlarının sınırlandırıldığını, bu hususların da kârı düşürdüğünü ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yönetici ücretinin yönetimde bulunmayan ortakların şirket kârından pay almalarını engeller derecede, geçmiş yıllar ortalamasını misliyle aşan ve ortakların alabileceği kârın yarısını geçen tutarda yüksek bulunduğundan kararın örtülü kâr dağıtım niteliği taşıdığı, diğer ortakların kâr payı alma hakkını ihlal ettiği, kararın iptaline ilişkin kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerinin incelenmediğini, ücretin mahiyetinin yanlış değerlendirildiğini, huzur hakkı gibi değerlendirme yapıldığını, bu ikisinin farklılık arzettiğini, yönetici ücretinin şirket kârına oranına göre belirlenemeyeceğini, 2014 yılından beri asgari ücret artış oranından daha az bir oranda, önceki yıla göre de sadece %7 yönetici ücretinin arttırıldığını, emsallerinden daha ücret kararlaştırıldığının tespit edildiğini, 2018 yılında şirket kârı %150 oranında arttığı halde yönetici ücretinin %25 oranında artırıldığını, bu durumda şirket kârının düşmesine bağlı ücretin de düşürülemeyeceğini, yöneticinin diğer aile şirketlerini de başarıyla yönettiğini, diğer şirketlerden ücret almadığını, kârın düşmesinin davacının şikayetleri sebebiyle oluştuğunu, yöneticinin 101 adet bağımsız bölümün kiralanması, bakımı, sigortası, güvenliği, onarımı vs.
gibi işleri takip ettiğini, şirketin faaliyetinin sadece kira toplamak gibi basite indirgenemeyeceğini, binaların bir çok sorumluluğu içerdiğini, davacının imara aykırılıkları sebebiyle alınan yapı kayıt belgesi masrafları, Cumhurbaşkanlığı kararı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı tebliğleri uyarınca kira sözleşmelerinin döviz cinsinden TL’ye düşük kurdan çevrildiğini, kira artış oranlarının sınırlandırıldığını, bu hususların da kârı düşürdüğünü, davacının kötü niyetinin korunduğunu, yönetim kurulu üyelerine ücret belirlenmesinin genel kurulun tekel niteliğindeki haklarından olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kurul karar iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 445 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977939500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz