Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2814 E. 2023/6505 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ba/bs formları↗ adi ortaklık↗ ticari faiz↗ temlik↗ ticari defter↗ esastan ret↗ fatura↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2017/80 E., 2019/22 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı adi ortaklık arasında ticari ilişki olduğunu, müvekkili firmanın adi ortaklığın Ağrı ilinde yapmakta olduğu inşaatlara malzeme temin ettiğini, temin edilen malzemeye rağmen adi ortaklığın söz konusu borcunu bir türlü müvekkiline ödemediğini, mal alımına ilişkin faturaların usulüne uygun bir şekilde müvekkili tarafından kesildiğini ve davalı adi ortakların taraflarına teslim edildiğini, bu faturaların davalı adi ortaklığın kendi muhasebe defterlerine işlendiğini, mal teslimine ilişkin teslim ve tesellüm tutanağının taraflarca imzalandığını, müvekkil firmanın bir kısım alacağını tahsil ettiğini, ancak kalan alacağını tahsil edemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 5.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çeşitli tarihlerde davacıya yapılan ödemelere ilişkin banka dekontlarının olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığını, aksine müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalıların fatura belgeleri doğrultusunda mali müşavir bilirkişisinden rapor alındığı, alınan raporda davalı tarafın davacıya borçlu bulunmadığı şeklinde rapor düzenlendiği, davacı vekilinin itirazları doğrultusunda alınan bilirkişi ek raporunda asıl raporu tekrarla davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığı şeklinde ek rapor düzenlendiği, davacı tarafın açmış olduğu davayı ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. Davacıya ait ticari defterlerin usulüne uygun sunulmuş olmasına rağmen ticari defterlere göre değerlendirme yapılmadığını, usulüne uygun tutulmayan davalı tarafın defterlerine istinaden bilirkişi raporu düzenlendiğini, dosyaya ibraz edilen bu bilirkişi raporlarına süresi içerisinde itirazlarını ve beyanlarını sunduklarını, söz konusu raporların muğlak olup davanın esasını çözmeye ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, alacak olup olmadığı varsa miktarının ne kadar olduğu hususunda mahkemeyi aydınlatacak yeterlilikte olmadığını,
2. Mahkeme kararında davalı tarafça müvekkiline davalılar tarafından verilmiş olan 1.050,00 TL'lik temlikler hakkında da sağlıklı bir açıklama yapılmadığını, bu temliklerin karşılığı olan borcun tamamının ödenmediğini, bu nedenle temliklerin sebepsiz yere verildiğinin düşünülemeyeceğini,
3.Dosyaya ibraz edilen ödeme dekontlarının dosyaya ibraz edilen faturaların borcuna karşılık olduğunun belli olmadığını, ödeme dekontları şahsi hesaplara gönderildiğini, bu faturalara karşılık olarak gönderilmediğini, ispat yükümlülüğünün davalı tarafta olduğunu, dekontların usulüne uygun incelenmediğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı adi ortaklığın Ağrı İl Özel İdaresinden ihale ile yapımını üstlendiği inşaatlara inşaat malzemesi temin ettiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı tarafından davalı iş ortaklığına 140.225,30 TL ve 600.071,24 TL'lik iki fatura kesildiği, bu faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği ve davalı tarafça BA formları ile beyan edildiği, davalı tarafından yapılan ödemelerin belgelendirildiği, hal böyle olunca, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına göre, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından fatura karşılığı davalıya teslim edilen malların bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15173 E. 2012/6391 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2382 E. 2023/5970 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itirazın tebliği · öğrenme tarihi · usulsüz tebliğ · tebligat usulsüzlüğü · ödeme emri · tebliğ tarihi · icra hukuk mahkemesi · maktu vekalet ücreti
Benzer bu kararda… nuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Ağrı İcra Müdürlüğü'nün 2013/2384 E. sayılı dosyası üzerinden davalı ... 'ya gönderilen «tebligatın» 02.10.2013 tarihinde yapıldığı, Ağrı İcra Hukuk Mahkemesi 'nin 2015/54 E.- 2015/85 K. sayılı kararı ile söz konusu «tebligatın usulsüz» olduğunun belirlenerek «öğrenme tarihinin» 02.06.2015 tarihi olarak belirlendiği, «icra hukuk» mahkemesinin söz konusu kararının davacı alacaklı Türkiye Halk Bankası A.Ş.'ye 12.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği dolayısı ile itirazın iptaline ilişkin bir yıllık dava açma süresinin 12.11.2015 tarihinde başladığı, ancak davacı alacaklı Türkiye Halk Bankası A.Ş.'nin davacı ... aleyhine 26.07.2018 tarihinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve itirazın iptali davasının açılması için kanunda belirlenen bir yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmiş olması nedeniyle davanın reddi kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
… vekili temyiz dilekçesinde özetle; borçlunun itiraz dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmeden itirazın iptali davasının açma süresinin başlamayacağını, taraflarına «itirazın tebliğ» edilmediğini, süre başlangıcı olarak İcra Hukuk Mahkemesinin «tebliğ tarihinin» düzeltilmesi kararı alınacaksa kesinleşme tarihi olan 08.07.2017 tarihinden itibaren sürenin başlaması gerektiğini, davanın esasa girilerek incelenmesi gerektiğini, davanın tamamen reddedilmesi halinde karşı taraf lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut uyuşmazlıkta davalının Ağrı İcra Hukuk Mahkemesinde «ödeme emrinin» kendisine «usulsüz tebliğ» edildiğine ilişkin dava açtığı, bu dava sonucunda Mahkemece ödeme emrinin davalıya 02.06.2015 tarihinde tebliğ edildiğinin kabul edildiği, davacı bankanın mevcut karara ilişkin gerekçeli kararı 23.11.2015 «havale» tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz ettiği, sonuca göre 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin icra mahkemesince verilen kararda düzeltilen 02.06.2015 tarihi itibariyle işlemeye başladığı, İcra Hukuk Mahkemesinin kararının temyiz edilmesinin «hak düşürücü sürede» herhangi bir etkisinin olamayacağı ve itirazın iptali davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2814 E. , 2023/6505 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/179 Esas, 2021/1717 Karar
HÜKÜM
Esastan ret; davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2017/80 E., 2019/22 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı adi ortaklık arasında ticari ilişki olduğunu, müvekkili firmanın adi ortaklığın Ağrı ilinde yapmakta olduğu inşaatlara malzeme temin ettiğini, temin edilen malzemeye rağmen adi ortaklığın söz konusu borcunu bir türlü müvekkiline ödemediğini, mal alımına ilişkin faturaların usulüne uygun bir şekilde müvekkili tarafından kesildiğini ve davalı adi ortakların taraflarına teslim edildiğini, bu faturaların davalı adi ortaklığın kendi muhasebe defterlerine işlendiğini, mal teslimine ilişkin teslim ve tesellüm tutanağının taraflarca imzalandığını, müvekkil firmanın bir kısım alacağını tahsil ettiğini, ancak kalan alacağını tahsil edemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 5.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çeşitli tarihlerde davacıya yapılan ödemelere ilişkin banka dekontlarının olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığını, aksine müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalıların fatura belgeleri doğrultusunda mali müşavir bilirkişisinden rapor alındığı, alınan raporda davalı tarafın davacıya borçlu bulunmadığı şeklinde rapor düzenlendiği, davacı vekilinin itirazları doğrultusunda alınan bilirkişi ek raporunda asıl raporu tekrarla davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığı şeklinde ek rapor düzenlendiği, davacı tarafın açmış olduğu davayı ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. Davacıya ait ticari defterlerin usulüne uygun sunulmuş olmasına rağmen ticari defterlere göre değerlendirme yapılmadığını, usulüne uygun tutulmayan davalı tarafın defterlerine istinaden bilirkişi raporu düzenlendiğini, dosyaya ibraz edilen bu bilirkişi raporlarına süresi içerisinde itirazlarını ve beyanlarını sunduklarını, söz konusu raporların muğlak olup davanın esasını çözmeye ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, alacak olup olmadığı varsa miktarının ne kadar olduğu hususunda mahkemeyi aydınlatacak yeterlilikte olmadığını,
2. Mahkeme kararında davalı tarafça müvekkiline davalılar tarafından verilmiş olan 1.050,00 TL'lik temlikler hakkında da sağlıklı bir açıklama yapılmadığını, bu temliklerin karşılığı olan borcun tamamının ödenmediğini, bu nedenle temliklerin sebepsiz yere verildiğinin düşünülemeyeceğini,
3.Dosyaya ibraz edilen ödeme dekontlarının dosyaya ibraz edilen faturaların borcuna karşılık olduğunun belli olmadığını, ödeme dekontları şahsi hesaplara gönderildiğini, bu faturalara karşılık olarak gönderilmediğini, ispat yükümlülüğünün davalı tarafta olduğunu, dekontların usulüne uygun incelenmediğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı adi ortaklığın Ağrı İl Özel İdaresinden ihale ile yapımını üstlendiği inşaatlara inşaat malzemesi temin ettiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı tarafından davalı iş ortaklığına 140.225,30 TL ve 600.071,24 TL'lik iki fatura kesildiği, bu faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği ve davalı tarafça BA formları ile beyan edildiği, davalı tarafından yapılan ödemelerin belgelendirildiği, hal böyle olunca, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına göre, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından fatura karşılığı davalıya teslim edilen malların bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977910300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz