6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6920 E. 2023/6498 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kıstelyevm usulü kıstelyevm takas mahsup defi rekabet hukuku fatura alacağı intifa hakkı takas-mahsup takas keşif mutabakat davanın konusu bayilik sözleşmesi sözleşmeye aykırılık ticari faiz 818 sayılı borçlar kanunu mahsup fesih sebepsiz zenginleşme alacak davası kâr dağıtımı protokol fatura ihtarname yükleten (shipper) avans faizi e-defter i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

dava konusu sözleşmenin hukuken ve fiilen imkansız hale gelen kısmının iadesi talebine ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki protokol ile intifa hakkının ilerleyen zamanlarda ifasının hukuken ya da fiilen imkansız hale gelmesi ve talep halinde, kullanılmayan döneme isabet eden süreye kıstelyevm usulü hesaplanacak tutarın müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğinin de yazılı olarak kararlaştırıldığını, intifa sözleşmesinin ifası hukuken ve fiilen imkansız hale gelen kısmı için ödenen ve kıstelyevm usulü ile hesap edilmiş olan kısmın “Denkleştirici Adalet” prensibi uyarınca uyarlanarak hesaplanmış 68.689,63 TL’nin alacaktan mahsuplaşılması nedeni ile bakiye kalan 7.458,40 TL tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre Burdur adresinde bulunan taşınmaz ile ilgili olarak müvekkil lehine intifa hakkı ile söz konusu akaryakıt istasyonunu kullanma, yararlanma ve tasarruf hakları 26.01.2022 yılına kadar müvekkili şirkete bırakıldığını, müvekkili şirketin haklarına istinaden davacı Şirket ile imzalanan 31.01.2007 tarihli bayilik sözleşmesi ile davacı tarafın söz konusu akaryakıt istasyonuna bayi olarak atandığını, daha sonra Rekabet Hukuku’nun 12.03.2009 tarihinde yayınladığı duyuru ve emsal niteliğini haiz kurul kararı ile davacı malik ile intifa hakkı ve davacı ile akdedilen bayilik sözleşmesi 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, bu doğrultuda davacının başka bir akaryakıt dağıtım şirketi ile anlaşarak faaliyetini sürdürdüğünü, ancak bu ticari ilişki müddeti boyunca davacının müvekkil şirket nezdinde oluşan alacaklarını ödemediği için borç-alacak ilişkisinin sona ermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl dava dilekçesinde beyanlarını tekrarla davacı yanın kendi kendine mutabakat olmadan mahsuplaşma yaptığı ve neticede dava konusu borcu ortaya çıkardığını, sözleşmeye aykırılık olmadığını, davacının müvekkilden talep edebileceği bir bedelin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.11.2013 tarihli ve 2011/379 E., 2013/256 K. sayılı kararıyla; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, davacı- birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

(Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 12.10.2017 tarih 2016/9604 E., 2017/6863 K. sayılı ilamı ile davalı tarafından kesilen faturanın davacı tarafından davalıya iade edildiği, tek başına faturanın alacağın varlığını göstermeyeceği, davalının fatura alacağı içeriğinin mevcut olduğunu ispat ile yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda fatura konusu alacağın teknik yatırım bedeli olduğu belirtilmiş olduğuna göre, bayiliğe konu taşınmazda keşif yapılarak sözleşme uyarınca taşınmazda yapılan yatırımların fayda sağlayıp sağlamadığı ve halen kullanıma devam edilip edilmediği konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.

C. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı uyarınca keşif yapılarak sözleşme kapsamında taşınmazda yapılan yatırımların fayda sağlayıp sağlamadığı ve halen kullanıma devam edilip edilmediği konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla bilirkişi raporu alınmış ve alınan raporlarda davaya konu yerde başka bir firmanın çalıştığı, bir kısım teknik yatırımın ne zaman yapıldığının tespit edilemediği, bir kısmının taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra yapıldığının tespit edildiği ve yatırımların bir fayda sağlamadığı belirlenmiştir. Bu sebeple davalının , davacı şirketin hesaplarından söz konusu faturaya istinaden kesmiş olduğu 55.380,14 TL haksız olup davacıya iadesine karar verilmiştir. Bilirkişilerce, defterlerde davacı borcu olarak görünen 17.700,00 TL, toplam davacı alacağından düşülerek hesaplama yapılmış ise de davalı taraf asıl dava kapsamında takas mahsup defi ileri sürmemiş olduğundan ayrı bir davanın konusu olan davacı borcu mahsup edilmeksizin hüküm tesis edildiği, birleşen dava yönünden mahkemece önceden kurulan hükmün sadece davacı-birleşen davalı tarafça ve asıl dava yönünden temyiz edildiği, bozma ilamında da sadece asıl dava yönünden değerlendirmeler yapılarak kararın bozulduğu anlaşılmakla temyize ve bozmaya konu olmayan birleşen davanın esası yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 55.380,14 TL'nin 14.12.2010 tarihinden itibaren işeyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporu ile faturadaki alacağın açık olması nedeni ile davanın reddi gerekirken, dava konusu istasyonda davalı şirket yatırımları ya da alacağı yokmuş gibi değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek asıl dava yönünden verilen kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

818 sayılı Borçlar Kanunu' nun 77 nci maddesi.

3.Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı- birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İstirdat | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/151 E. 2021/6770 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/6920 E.  ,  2023/6498 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/21 Esas, 2022/396 Karar

DAVA TARİHİ 05.01.2011 (Asıl dava) -19.09.2011 (Birleşen dava)

HÜKÜM

Asıl ve birleşen dava kabul

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen alacak davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereği 18.09.2010 tarihine kadar davalı şirketin akaryakıt bayiliğini yaptığını, müvekkili ile davacı arasında bulunan bayilik sözleşmesinin, Rekabet Kurumu kararı gereğince müvekkili şirket tarafından ihtarname ile 18.09.2010 tarihinde feshedildiğini, söz konusu fesih nedeniyle taraflar arasında herhangi bir alışveriş ilişkisinin kalmadığını, hesapların kapatıldığını, davalı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir hukuki dayanağı olmayan fatura gönderildiğini, müvekkilinin faturayı kabul etmeyerek iade ettiğini, ancak müvekkili şirketin banka hesabından 55.380,14 TL miktarındaki tutarın çekildiğini, banka hesabından çekilen makbuzlar incelendiğinde 2.464,18 TL ile toplamı 62.499,38 TL miktarlı faturaya dayandırıldığının görüldüğünü, müvekkilinin davalı şirkete böyle bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında da bu nitelikte bir fatura bulunmadığını, davalının söz konusu çektiği paranın hiçbir dayanağının bulunmadığını, işlem sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek haksız ve dayanaksız olarak çekilen 55.380,14 TL’nin son çekme tarihi olan 14.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davanın, Rekabet Kurumunun akaryakıt sektörü ile ilgili duyurusu ve emsal niteliğini haiz kurul kararları neticesinde, dava konusu sözleşmenin hukuken ve fiilen imkansız hale gelen kısmının iadesi talebine ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki protokol ile intifa hakkının ilerleyen zamanlarda ifasının hukuken ya da fiilen imkansız hale gelmesi ve talep halinde, kullanılmayan döneme isabet eden süreye kıstelyevm usulü hesaplanacak tutarın müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğinin de yazılı olarak kararlaştırıldığını, intifa sözleşmesinin ifası hukuken ve fiilen imkansız hale gelen kısmı için ödenen ve kıstelyevm usulü ile hesap edilmiş olan kısmın “Denkleştirici Adalet” prensibi uyarınca uyarlanarak hesaplanmış 68.689,63 TL’nin alacaktan mahsuplaşılması nedeni ile bakiye kalan 7.458,40 TL tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre Burdur adresinde bulunan taşınmaz ile ilgili olarak müvekkil lehine intifa hakkı ile söz konusu akaryakıt istasyonunu kullanma, yararlanma ve tasarruf hakları 26.01.2022 yılına kadar müvekkili şirkete bırakıldığını, müvekkili şirketin haklarına istinaden davacı Şirket ile imzalanan 31.01.2007 tarihli bayilik sözleşmesi ile davacı tarafın söz konusu akaryakıt istasyonuna bayi olarak atandığını, daha sonra Rekabet Hukuku’nun 12.03.2009 tarihinde yayınladığı duyuru ve emsal niteliğini haiz kurul kararı ile davacı malik ile intifa hakkı ve davacı ile akdedilen bayilik sözleşmesi 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, bu doğrultuda davacının başka bir akaryakıt dağıtım şirketi ile anlaşarak faaliyetini sürdürdüğünü, ancak bu ticari ilişki müddeti boyunca davacının müvekkil şirket nezdinde oluşan alacaklarını ödemediği için borç-alacak ilişkisinin sona ermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl dava dilekçesinde beyanlarını tekrarla davacı yanın kendi kendine mutabakat olmadan mahsuplaşma yaptığı ve neticede dava konusu borcu ortaya çıkardığını, sözleşmeye aykırılık olmadığını, davacının müvekkilden talep edebileceği bir bedelin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.11.2013 tarihli ve 2011/379 E., 2013/256 K. sayılı kararıyla; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, davacı- birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

(Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 12.10.2017 tarih 2016/9604 E., 2017/6863 K. sayılı ilamı ile davalı tarafından kesilen faturanın davacı tarafından davalıya iade edildiği, tek başına faturanın alacağın varlığını göstermeyeceği, davalının fatura alacağı içeriğinin mevcut olduğunu ispat ile yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda fatura konusu alacağın teknik yatırım bedeli olduğu belirtilmiş olduğuna göre, bayiliğe konu taşınmazda keşif yapılarak sözleşme uyarınca taşınmazda yapılan yatırımların fayda sağlayıp sağlamadığı ve halen kullanıma devam edilip edilmediği konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.

C. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı uyarınca keşif yapılarak sözleşme kapsamında taşınmazda yapılan yatırımların fayda sağlayıp sağlamadığı ve halen kullanıma devam edilip edilmediği konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla bilirkişi raporu alınmış ve alınan raporlarda davaya konu yerde başka bir firmanın çalıştığı, bir kısım teknik yatırımın ne zaman yapıldığının tespit edilemediği, bir kısmının taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra yapıldığının tespit edildiği ve yatırımların bir fayda sağlamadığı belirlenmiştir. Bu sebeple davalının , davacı şirketin hesaplarından söz konusu faturaya istinaden kesmiş olduğu 55.380,14 TL haksız olup davacıya iadesine karar verilmiştir.

Bilirkişilerce, defterlerde davacı borcu olarak görünen 17.700,00 TL, toplam davacı alacağından düşülerek hesaplama yapılmış ise de davalı taraf asıl dava kapsamında takas mahsup defi ileri sürmemiş olduğundan ayrı bir davanın konusu olan davacı borcu mahsup edilmeksizin hüküm tesis edildiği, birleşen dava yönünden mahkemece önceden kurulan hükmün sadece davacı-birleşen davalı tarafça ve asıl dava yönünden temyiz edildiği, bozma ilamında da sadece asıl dava yönünden değerlendirmeler yapılarak kararın bozulduğu anlaşılmakla temyize ve bozmaya konu olmayan birleşen davanın esası yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 55.380,14 TL'nin 14.12.2010 tarihinden itibaren işeyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporu ile faturadaki alacağın açık olması nedeni ile davanın reddi gerekirken, dava konusu istasyonda davalı şirket yatırımları ya da alacağı yokmuş gibi değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek asıl dava yönünden verilen kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

818 sayılı Borçlar Kanunu' nun 77 nci maddesi.

3.Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı- birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı- birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977902000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.