Gabin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4879 E. 2023/5734 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gabin↗ harca esas değer↗ harcın tamamlanması↗ belirsiz alacak davası↗ peşin karar harcı↗ istifa↗ satış sözleşmesi↗ vekâlet ücreti↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, huzurdaki davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6101 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi, 818 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14872 E. 2017/3714 K.
Ortak:gabin
Benzer bu karardaAncak, davacıların «gabin» iddiası yalnızca «protokol» kapsamında devredilen şirket hisselerine ilişkin olmayıp, protokolün 4. maddesinde bahsi geçen taşınmazlar yönünden de gabine dayandığına göre mahkemece bu taşınmazlar yönünden de gabinin subjektif ve objektif unsurunun mevcut olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, davacıların bu yöndeki talepleri karşılanmaksızın «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:protokol · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, davacıların «gabin» iddiası yalnızca «protokol» kapsamında devredilen şirket hisselerine ilişkin olmayıp, protokolün 4. maddesinde bahsi geçen taşınmazlar yönünden de gabine dayandığına göre mahkemece bu taşınmazlar yönünden de gabinin subjektif ve objektif unsurunun mevcut olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, davacıların bu yöndeki talepleri karşılanmaksızın «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 31/12/2007 tarihli «protokol» gereğince, yapılan paylaştırma sonucunda, ...
… ile; 150.000,00 TL'nin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 500.535,35 TL'nin dava tarihi olan 29/07/2010 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalı ile aralarında imzaladıkları «protokol» kapsamında hisse ve taşınmaz devirleri yapıldığını, ancak edimler arası oransızlık bulunduğunu iddia etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4879 E. , 2023/5734 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TARİHİ 04.06.2014
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki gabin sebebiyle edimler arasındaki orantısızlığın giderilmesi davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında taşınmaz satış sözleşmesi yapıldığını, sözleşmede taşınmazın kiralanması ve AVM'nin işletilmesiyle ilgili olarak tarafların karşılıklı mükellefiyetlerinin ve taahhütlerinin belirleneceğinin yazılı bulunduğunu, sözleşme ile mülkiyet hakkı devredilmiş gibi görünmekle birlikte müvekkilinin taşınmazda bir tasarruf yetkisinin bulunmadığını, taşınmazın satış değerinin 500.000,00 TL olduğunu ancak gerçek değerinin en fazla 50.000,00 TL olduğunu, edimler arasında aşırı orantısızlık bulunduğu gibi müvekkilinin aleyhine olan bu sözleşmeyi düşüncesizlik ve deneyimsizliği sebebiyle imzaladığını, gabinin objektif ve subjektif şartlarının oluştuğunu ileri sürerek belirsiz olan alacağın şimdilik 50.000,00 TL asgari tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ve somut olayda gabinin objektif ve subjektif şartlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 24.02.2015 tarih, 2014/435 E. ve2015/109 K. sayılı kararı ile huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
1.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 17.03.2016 tarih, 2015/11901 E. ve 2016/4755 K. sayılı kararı ile temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş, ilama karşı davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 12.10.2017 tarih, 2016/14602 E. ve 2017/6912 K. sayılı kararı ile "sair karar düzeltme itirazlarının yerinde olmadığı ancak somut olayda dava konusu alacak miktarının belirlenebilir nitelikte olduğu, nitekim davacı yanca harca esas değer 50.000,00 TL gösterilmiş ise de ancak dava dilekçesinde 450.000,00 TL alacağın bulunduğunun açıkça belirtildiği ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu, bu hale göre, Mahkemece, davacıya dava konusu olan alacak miktarı açıklattırılarak, davasını tam dava olarak sürdürmesi ve toplam alacak üzerinden eksik peşin harcı tamamlaması konusunda belirtilen yasa hükmü uyarınca kesin süre verilip, sonucuna göre bir karar tesisi gerekirken, yukarıda bahsi geçen hükümler gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle, onama ilamının kaldırılmasına ve Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gabin kurumunun taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı 16.03.2012 tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde, dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise (6098 sayılı Kanun) 28 inci maddesinde düzenlendiği, her iki hükümde de bir yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğü, 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde hak düşürücü süre, zarar görenin düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren başlarken, 818 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde, sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren başladığı, hak düşürücü süre bakımından hangi Kanun hükmünün esas alınacağının 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un (6101 sayılı Kanun) 5 inci maddesine belirlenmesi gerektiği, taraflar arasında düzenlenen harici taşınmaz satış sözleşmesinin 16.03.2012 tarihinde yapıldığı, sözleşme 818 sayılı Kanun döneminde akdedildiğinden 818 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin sözleşmenin akdedildiği 16.03.202 tarihinde işlemeye başladığı, 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih olan 01.07.2012 tarihinde henüz bir yıllık hak düşürücü süre dolmadığı, ancak 01.07.2012 tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü süreden dolmamış olan kısım 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde belirtilen süreden daha az olduğundan 6101 sayılı Kanun'un 5 inci maddesine göre önceki kanun döneminde işlemeye başlamış olan hak düşürücü sürenin eski kanun hükümlerine tabi olacağı, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin yapılmasından itibaren somut davanın açıldığı 04.06.2014 tarihine kadar bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin gabinin objektif ve subjektif unsurlarının gerçekleştiğini 07.11.2013 tarihi itibariyle öğrendiğini, davanın 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde belirtildiği şekilde öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl dolmadan açıldığını, Mahkemece, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmişse de davalı vekilinin karardan önce istifa dilekçesi sunduğunu ve bu hususun duruşma zabıtlarına işlendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, huzurdaki davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6101 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi, 818 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977123800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz