6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşme feshinde kusurlu tarafın masraf iadesi talep edemeyeceği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1427 E. 2022/1185 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Taraflar arasındaki sözleşmede, bir tarafın üstlendiği inşaat/proje giderlerinden diğer tarafın (mal sahiplerinin) hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı ve bu yönde bir alacak talebinde bulunulamayacağı açıkça kararlaştırılmış ve sözleşmenin ifasının, bu giderleri yüklenen tarafın kusuruyla imkansız hale geldiği kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla tespit edilmişse; sözleşmenin sonradan feshedilmiş olması, sözleşmede yer alan masraf istememe hükmünün uygulanmasını ortadan kaldırmaz. Kusurlu taraf, feshe kendi kusuruyla sebep olduğundan, sözleşme kapsamında yaptığı masrafları diğer taraftan (kötüniyetli zenginleşme söz konusu olmadığı sürece) talep edemez.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmenin feshedilmiş olmasının, masraf istememe hükmünün uygulanmasına engel olup olmadığı → ret

İddia: Taraflar arasındaki sözleşmenin kesinleşmiş mahkeme kararı ile tüm sonuçlarıyla ortadan kalktığı, bu nedenle sözleşme hükümlerinin (masraf istememe hükmü dahil) eldeki davaya uygulanamayacağı ve yapılan harcamaların davalıdan talep edilebileceği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 1.c.7, 2.a.11 ve 2.c.1 maddelerinde yapılacak tüm masraflardan davacı şirketlerin sorumlu olduğu ve bu harcama ve yükümlülüklerden bahisle mal sahiplerinden hiçbir şekilde alacak isteminde bulunulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Kesinleşmiş mahkeme kararı ile sözleşmenin ifasının davacıların kusurlu davranışları sonucunda imkansız hale geldiği tespit edilmiştir. Sözleşme ile şirkete devredilen taşınmaz nedeniyle mal sahiplerinden hiçbir bedel talep edilmeyeceği açıkça kararlaştırıldığından, davalı bakımından sebepsiz zenginleşme teşkil etmeyen proje çizimi, danışmanlık ücreti, çitle çevirme gibi masrafların, sözleşmenin feshine kusuruyla sebep olan davacılar tarafından davalı taşınmaz sahibinden talep edilemeyeceği kabul edilmiştir. Sözleşmenin sonradan feshedilmiş olmasının, sözleşme hükümlerinin tamamen ortadan kalkması sonucuna yol açmayacağı, sözleşmenin davacıların kusuruyla sona erdiği ve davalının kötüniyetli zenginleşen konumunda olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle ortadan kalkmış bir sözleşmenin hükümlerinin eldeki davada uygulanamayacağına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emlak vergisi borcu olarak talep edilen ödemenin niteliği ve tahsil edilebilirliği → ret

İddia: Davacılar, taşınmazların devri için davalı ve diğer taşınmaz maliklerinin emlak vergisi borçlarının davacı tarafça ödendiğini, bu tutarın davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Daha önceki kaldırma kararında, davalı adına sözleşmeye konu taşınmazın önceye ait emlak vergisi borcu davacı tarafça ödenmiş ise, feshedilen sözleşme öncesine ait borçlar ödenmeden tapu devri yapılmayacağı dikkate alınarak böyle bir ödeme olup olmadığının araştırılması istenmiştir. Davacılar vekilinin dosyaya sunduğu beyan dilekçesiyle emlak vergisi beyanının hataya dayalı olduğu, bu ödemenin tapu harcı olduğu anlaşılmıştır. Davalı adına ödenen sözleşme öncesi bir emlak vergisi tutarı bulunmadığından, uygulanamayan sözleşme gereği mal sahiplerinin taşınmazı devri nedeniyle ödenen tapu harç tutarının masraf kapsamında talep edilemeyeceği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmede masraf istememe hükmü bulunması ve sözleşmenin ifasının bir tarafın kusuruyla imkansız hale geldiğinin kesinleşmiş kararla tespit edilmesi halinde, sözleşmenin sonradan feshedilmesinin bu hükmün uygulanmasına engel olmayacağı ve kusurlu tarafın yaptığı masrafları diğer taraftan talep edemeyeceği yönündeki tespit açısından bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sebepsiz zenginleşme sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi kesinleşmiş mahkeme kararının bağlayıcılığı masraf istememe hükmü kusurlu fesih

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1427

KARAR NO 2022/1185

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 31/03/2022

NUMARASI 2021/289 Esas - 2022/238 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/09/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; taraflar arasında yapılmış 20/03/2006 tarihli düzenleme şeklinde ortaklar özel sözleşmesi gereğince, davalı ve diğre mal sahiplerinin taşınmazlarının kurulacak bir şirkete devredilmesi ve şirketin bu taşınmazlar üzerinde inşaat yapmasını öngören bir sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre inşaatın finansmanının davacı tarafça karşılanacağını, sözleşme sonrası bazı giderlerin davacı tarafından ödendiğini, yapılacak inşaata ilişkin öngörülen biçimde ruhsat alınması yasal olarak mümkün olamadığından sözleşmenin hukuken imkansız hale geldiğini,mal sahipleri tarafından davacının hissedarı bulunduğu şirkete karşı taşınmazların kayıtlı olduğu şirketin hisselerinin kendilerine devri için İstanbul Kapatılan 48.

ATMnin 2013/101 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkemece taşınmazların kayıtlı bulunduğu şirketteki davacıya ait hisselerin devrine karar verildiğini, şirketin amacının gerçekleşmemesi üzerine davacıların inşaat yapımı için ortaya koydukları taşınmazlarını şirket hisselerinin tamamına sahip olarak geri aldığını,taşınmazlarını geri alarak amacı gerçekleşmeyen sözleşmenin başlangıçtaki durumuna geri döndüklerini,inşaatın yapımını üstlenen davacı şirketin, davalı ve dava dışı kişilerin borçlarını ödediğinden bu bedelleri iadesini istemek zorunluluğunun doğduğunu, davacı tarafından davalıya toplam 20.000-TL olmak üzere 5.000-TL'nin davalıya ödendiğini, taşınmazların devri için toplamda 117.850-TL emlak vergisi ödendiği davalıya düşen miktarın 29.462,50 TL olduğunu, taşınmazların etrafının çitle çevrilmesi ve restorasyonu için ...'ya yapılan toplam 100.000-usd ödemeden davalı hissesine düşen tutarın 25.000-USD olduğunu,inşaata ilişkin tasarım ve yerleşim maketi için ...'a yapılan toplam 32.450-TL ödemeden davalı hissesine düşen tutarın 8.112,50 TL olduğunu, taşınmazlara ilişkin proje danışmanlık hizmeti için ...

Mimarlık'a 108.000- TL ödemeden davalı hissesine düşen tutarın 27.000- TL olduğunu belirterek, 25.000-usd'nin ve 69.575- TL'nin ödeme tarihi 21/04/2006 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; akdedilen sözleşmeye göre,mal sahiplerinin asli ediminin, sahibi oldukları gayrimenkulleri davacılar ile birlikte kurulacak ... A.Ş.'ne devretmek, ... Gurubunun ise finansman sağlayarak taşınmazlar üzerinde ... A.Ş. çatısı altında inşaat yapmak olduğunu, davacı tarafın sözleşmenin 12. maddesinde, inşa edilecek köşk ve villaların satışından elde edilecek hasılattan %45'lik kısmı mal sahiplerine ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşme gereği şirketin kurularak taşınmazların şirkete 21.04.2006 tarihinde devredildiğini, davacı tarafın taşınmazları usulsüz bir şekilde ele geçirmek için muvazaalı iş ve işlemler gerçekleştirdiğini, mahkeme kararında "davalının iyiniyet kurallarına aykırı eylemlerinin sözleşmenin ifasını engelleyici mahiyette olduğu, davalıların sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettikleri, davacıların sözleşmenin 8-a maddesinden kaynaklanan hakka sahip oldukları" hususlarının tespit edildiğini, kesinleşmiş olan mahkeme kararı gereğince, davacıların ...

A.Ş'de sahibi oldukları hisseleri müvekkili ve diğer mal sahiplerine bilabedel devretmeye mahkum edildiğini,mahkeme ilamının henüz infaz edilemediğini, davacıların,mal sahiplerine geri vermesi gereken ... A.Ş. hisselerini iade etmediği gibi, sözleşmenin 8.a maddesinin uygulanması ve kesinleşmiş mahkeme kararı çerçevesinde, devir alanın da masrafları talep hakkının bulunmadığını, belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 2016/435 Esas - 2018/376 Karar 12/04/2018 tarihli kararı ile; davacı tarafından sözleşme çerçevesinde toplam 278.300-TL ve 100.000-USD ödemede bulunulduğu, davacının davalıdan olan alacağının talep edilen kadar olduğunun ispatlandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilinin istinafı üzerine Dairemizin 2019/221 Esas - 2021/393 Karar 18/03/2021 tarihli kararı ile; sözleşmenin 1.c.7, 2.a.11 ve 2.c.1 maddelerinde, yapılacak tüm masraflardan ... şirketlerinin sorumlu oldukları, 1.c.7 maddesinde ayrıca bu harcama ve yükümlülüklerden bahisle mal sahiplerinden hiçbir şekilde alacak isteminde bulunulamayacağı hüküm altına alındığını, sözleşmenin ifasının davacıların kusurlu davranışları sonucunda imkansız hale geldiğinin kesinleşmiş hüküm ile tespit edildiğini, bu durumda bu tespit doğrultusunda sözleşmenin iadeye ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken, İstanbul 48. ATM'nin 2013/101 esas sayılı dosyasındaki tesbitler hususunda hiç bir değerlendirme yapılmadığı, davada sadece ticari defterlerin incelenmesi ile bir sonuca varılamayacağı davacı vekilince taşınmazların devri için davalı ve diğer taşınmaz maliklerinin emlak vergisi borçlarının ödendiği ileri sürülerek, ödenen verginin de tahsili talep edilmiş, ancak mahkemece bu hususta hiç bir araştırma yapılmadığı, bu kapsamda ödenen verginin niteliğinin tespiti ile ödemeye ilişkin kayıtlar da getirtilerek, sözleşme konusu devirlerden doğup doğmadığını, dolayısıyla davalının sorumlu tutulup tutulamayacağının belirlenmesi gerektiği, deliller toplanıp değerlendirilmediğinden, davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 1.c.7, 2.a.11 ve 2.c.1 maddelerindeki yapılacak tüm masraflardan ... şirketlerinin sorumlu olduklarını, 1.c.7 maddesindeki bu harcama ve yükümlülüklerden bahisle mal sahiplerinden hiçbir şekilde alacak isteminde bulunulamayacağı ile hükümleri dikkate alınarak davacının bu yöndeki sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi nedeniyle davalıdan tahsili isteminin reddi gerektiğini, taşınmazların devri için davalı ve diğer taşınmaz maliklerinin emlak vergisi borçlarının ödendiğinin belirlenemediği ödenen bedelin tapu harcı olduğu anlaşılmakla davacı şirketler tarafından emlak vergisi borçlarının ödendiğine dair bir kayıt bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili; dosyanın basit yargılama usulüne göre çözümlenecek davalardan olduğu tespit edildiğine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış olması sebebiyle, sözleşme hükümlerinin işbu davaya uygulanmasının mümkün olmadığını, 07.10.2021 tarihli celsenin 1 nolu ara kararına istinaden sunulan 04.11.2021 UYAP tarihli dilekçe ile 117.850-TL bedelli ödemenin "tapu müdürlüğü harç ödemesi" olduğunu, 02.06.2017 tarihli rapor ile kalemlerin (117.850 TL bedelli ödeme dışında) kesinleşmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu sebeplerle, taraflar arasında akdedilen 20.03.2006 tarihli “Düzenleme Şeklinde Ortaklar Özel Sözleşmesinin";

İstanbul 4. ATM nin( Kapatılan 48. ATM) 2013/101 Esas sayılı dosyasından ittihaz edilen ve kesinleşen karar neticesinde de tüm sonuçları ile birlikte ortadan kalkması sebebiyle, anılan sözleşmeye istinaden davacı müvekkili şirketler tarafından yapılan harcamaların davalıdan talep edilebileceği, ortadan kalkmış sözleşme hükümlerinin huzurdaki davada uygulanması da mümkün olmadığından,davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ortaklık sözleşmesi gereğince yapılan masrafların, sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi nedeniyle davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacılar ile davalı şirket ortak ve yetkilisi ...'nin de aralarında bulunduğu taşınmaz malikleri arasında 20.03.2006 tarihli ortaklar özel sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereğince taşınmaz maliklerinin, maliki bulundukları taşınmazı sözleşme taraflarınca kurulacak ... İnşaat'a devretmeyi, davacıların ise taşınmazlar üzerinde finansmanı kendileri tarafından karşılanmak suretiyle inşaat yapmayı üstlendikleri, bu maksatla sözleşmede öngörülen ... İnşaat şirketinin kuruluşunun gerçekleştirildiği, taşınmaz maliklerinin de adlarına kayıtlı taşınmazları bu şirkete devrettikleri, ancak İstanbul Kapatılan 48.

ATM'nin kesinleşmiş kararında; "... Dekorasyon taşınmaz maliki olduğundan davada taraf sıfatının bulunduğu, taşınmaz maliklerinin üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirdikleri, buna karşılık davacı şirketler tarafından sözleşme ile yüklenen edimlerin yerine getirilmediği, sözleşme gereği taraflarca kurulan ... İnşaat yetkilileri tarafından sözleşmeye uygun olarak alınmış bir karar bulunmadığı halde bu şirketin usulsüz borçlandırılması suretiyle ... İnşaat hakkında icra takibi başlatıldığı, yapılan işlemlerin ortaklar arasında var olması gereken iyiniyet ve güven ilkelerine aykırı olup sözleşmenin ifasını engelleyici mahiyette olduğu ve bu yüzden projenin hayata geçirilemediği, bu nedenle taşınmaz maliklerinin sözleşmenin 8.a maddesi gereğince ...

İnşaat'taki ... hisselerinin bedelsiz olarak kendilerine devrini talep edebilecekleri" hususlarının tespit edildiği, ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin 1.c.7, 2.a.11 ve 2.c.1 maddelerinde, yapılacak tüm masraflardan ... şirketlerinin sorumlu oldukları, 1.c.7 maddesinde ayrıca bu harcama ve yükümlülüklerden bahisle mal sahiplerinden hiçbir şekilde alacak isteminde bulunulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Yukarıda açıklanan kesinleşmiş mahkeme kararı ile de sözleşmenin ifasının davacıların kusurlu davranışları sonucunda imkansız hale geldiği tespit edilmiştir. Bu durumda sözleşme ile ,şirkete devir edilen taşınmaz nedeniyle mal sahiplerinden hiç bir bedel talep edilmeyeceği açıkça kararlaştırıldığından, davalı taraf bakımından sebebsiz zenginleşme teşkil etmeyen taşınmazın proje çizimi ,yapılacak iş nedeniyle alınan danışmanlık ücreti ,etrafın çitle çevrilmesi gibi masraflarında sözleşmenin feshine kusuruyla sebeb olan davacılar tarafından davalı taşınmaz sahibinden talep edilemez.

Ortadan kalkmış bir sözleşmenin hükümlerinin eldeki davada uygulanamayacağına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Öte yandan davacı vekilince taşınmazların devri için davalı ve diğer taşınmaz maliklerinin emlak vergisi borçlarının ödendiği ileri sürülerek, ödenen verginin de tahsili talep edilmiştir. Dairemizce ,kaldırma kararında eğer davalı adına sözleşmeye konu olan taşınmazın önceye ait emlak vergi borcu davacı tarafça ödenmiş ise ,eldeki feshedilen sözleşme öncesine ait borçlar ödenmeden tapu devri yapılmadığı dikkate alınarak böyle bir ödeme olup olmadığının araştırılması istenilmiş,bizzat davacılar vekili dosyaya sunduğu beyan dilekçesiyle emlak vergisi beyanının hataya dayalı olduğu beyan edilmiş,bu ödemenin tapu harcı olduğu anlaşılmış ,davalı adına ödenen sözleşme öncesi bir emlak vergisi tutarı bulunmadığından uygulanamayan sözleşme gereği, mal sahiplerinin taşınmazı devri nedeniyle ödenen tapu harç tutarı masraf kapsamında talep edilmeyeceği dikkate alındığında bütünüyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle ;eldeki davada taraflarca kurulacak şirkete davalı mal sahibinin devir ettiği taşınmaz için yapılan bir kısım masrafların sözleşme hükümleri gereği talep edilemeyeceği, sözleşmenin sonradan fesih edilmiş olması sözleşmenin hükümlerinin tamamen ortadan kalkması sonucuna yol açmayacağı ,sözleşmenin davacıların kusuruyla sona erdiği,davalının kötüniyetli zenginleşen konumunda olmadığının tesbit edildiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş ,istinaf nedenleri yerinde olmayan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasdan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 34,40-TL posta masrafının davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/09/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/97711 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7114 E. 2024/3359 K. · Onandı

Feshedilen sözleşmenin hükümleri tamamen ortadan kalkmaz

Gerekçe özeti

Sözleşmede yapılacak masraflardan yüklenici tarafın sorumlu olduğu ve bu harcamalar nedeniyle karşı taraftan alacak istenemeyeceği kararlaştırılmışsa, sözleşmenin sonradan sona ermesi bu hükümlerin tamamen ortadan kalkması sonucunu doğurmaz; ifa imkânsızlığına kendi kusuruyla sebep olan taraf, sözleşme kapsamında yaptığı proje, danışmanlık ve benzeri masrafları karşı taraftan isteyemez, zira karşı taraf bu masraflar bakımından sebepsiz/kötü niyetli zenginleşen konumunda değildir. Devir sırasında ödenen ve karşı tarafın sözleşme öncesi borcuna ilişkin olmayan harç tutarı da aynı nedenle talep edilemez.

Emsal değeri

Sözleşmenin feshinin sözleşme hükümlerini tümüyle ortadan kaldırmayacağı ve masraflardan sorumluluk kaydının fesihten sonraki iade taleplerine de uygulanacağı yönüyle emsal değer taşır.

Kavramlar: ortaklar özel sözleşmesi sözleşmenin ifasının imkânsızlaşması kusur sebepsiz zenginleşme sözleşme hükümlerinin fesihten sonra etkisi kesin hükmün tespit gücü tapu harcı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/7114 E.  ,  2024/3359 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1427 Esas, 2022/1185 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/289 E., 2022/238 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında yapılmış 20.03.2006 tarihli düzenleme şeklindeki ortaklar özel sözleşmesi gereğince, davalı ve diğer mal sahiplerinin taşınmazlarının kurulacak bir şirkete devredilmesi ve şirketin bu taşınmazlar üzerinde inşaat yapmasının öngörüldüğünü, sözleşmeye göre inşaatın finansmanının davacı tarafça karşılanacağını, sözleşme sonrası bazı giderlerin müvekkili tarafından ödendiğini, yapılacak inşaata ilişkin öngörülen biçimde ruhsat alınması yasal olarak mümkün olamadığından sözleşmenin hukuken imkansız hale geldiğini, mal sahipleri tarafından davacının hissedarı bulunduğu şirkete karşı taşınmazların kayıtlı olduğu şirketin hisselerinin kendilerine devri için İstanbul Kapatılan 48.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/101 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, Mahkemece taşınmazların kayıtlı bulunduğu şirketteki müvekkiline ait hisselerin devrine karar verildiğini, şirketin amacının gerçekleşmemesi üzerine davacıların inşaat yapımı için ortaya koydukları taşınmazlarını şirket hisselerinin tamamına sahip olarak geri aldığını, taşınmazlarını geri alarak amacı gerçekleşmeyen sözleşmenin başlangıçtaki durumuna geri döndüklerini, inşaatın yapımını üstlenen müvekkili, davalı ve dava dışı kişilerin borçlarını ödediğinden bu bedellerin iadesini istemek zorunluluğunun doğduğunu, müvekkili tarafından davalıya 5.000,00 TL, arkadaşlarına da toplam 15.000,00 TL ödendiğini, taşınmazların devri için toplamda 117.850,00 TL emlak vergisi ödendiğini, davalıya düşen miktarın 29.462,50 TL olduğunu, taşınmazların etrafının çitle çevrilmesi ve restorasyonu için ...'ya yapılan toplam 100.000 USD ödemeden davalı hissesine düşen tutarın 25.000 USD olduğunu, inşaata ilişkin tasarım ve yerleşim maketi için Mim Tasarım'a yapılan toplam 32.450,00 TL ödemeden davalı hissesine düşen tutarın 8.112,50 TL olduğunu, taşınmazlara ilişkin proje danışmanlık hizmeti için ...'a 108.000,00 TL ödemeden davalı hissesine düşen tutarın 27.000,00 TL olduğunu ileri sürerek, 25.000 USD'nin ve 69.575,00 TL'nin ödeme tarihi 21.04.2006 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 1.c.7, 2.a.11 ve 2.c.1 maddelerinde yapılacak tüm masraflardan ... şirketlerinin sorumlu olduklarının, 1.c.7 maddesinde bu harcama ve yükümlülüklerden bahisle mal sahiplerinden hiçbir şekilde alacak isteminde bulunulamayacağının düzenlendiği dikkate alınarak davacının bu yöndeki sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi nedeniyle davalıdan tahsili isteminin reddinin gerektiğini, taşınmazların devri için davalı ve diğer taşınmaz maliklerinin emlak vergisi borçlarının ödendiğinin belirlenemediği, ödenen bedelin tapu harcı olduğunun anlaşıldığı, davacı şirketler tarafından emlak vergisi borçlarının ödendiğine dair bir kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın basit yargılama usulüne göre çözümlenecek davalardan olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış olması sebebiyle sözleşme hükümlerinin işbu davaya uygulanmasının mümkün olmadığını, 07.10.2021 tarihli celsenin 1 nolu ara kararına istinaden sunulan 04.11.2021 UYAP tarihli dilekçe ile 117.850,00 TL bedelli ödemenin "tapu müdürlüğü harç ödemesi" olduğunu, bunun da tahsilinin gerektiğini, 02.06.2017 tarihli rapor ile kalemlerin (117.850,00 TL bedelli ödeme dışında) ilk kararda kaldırma sebebi yapılmadığından kesinleşmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında akdedilen 20.03.2006 tarihli “Düzenleme Şeklinde Ortaklar Özel Sözleşmesinin";

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ( Kapatılan 48. Asliye Ticaret Mahkemesi) 2013/101 E. sayılı dosyasından ittihaz edilen ve kesinleşen karar neticesinde de tüm sonuçları ile birlikte ortadan kalkması sebebiyle anılan sözleşmeye istinaden davacı müvekkili şirketler tarafından yapılan harcamaların davalıdan talep edilebileceğini, ortadan kalkmış sözleşme hükümlerinin huzurdaki davada uygulanmasının mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, somut olayda davacılar ile davalı şirket ortak ve yetkilisi ... Kesici'nin de aralarında bulunduğu taşınmaz malikleri arasında 20.03.2006 tarihli ortaklar özel sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereğince taşınmaz maliklerinin, maliki bulundukları taşınmazı sözleşme taraflarınca kurulacak ... İnşaat'a devretmeyi, davacıların ise taşınmazlar üzerinde finansmanı kendileri tarafından karşılanmak suretiyle inşaat yapmayı üstlendikleri, bu maksatla sözleşmede öngörülen ... İnşaat şirketinin kuruluşunun gerçekleştirildiği, taşınmaz maliklerinin de adlarına kayıtlı taşınmazları bu şirkete devrettikleri, ancak İstanbul Kapatılan 48.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararında; "... Dekorasyon taşınmaz maliki olduğundan davada taraf sıfatının bulunduğu, taşınmaz maliklerinin üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirdikleri, buna karşılık davacı şirketler tarafından sözleşme ile yüklenen edimlerin yerine getirilmediği, sözleşme gereği taraflarca kurulan ... İnşaat yetkilileri tarafından sözleşmeye uygun olarak alınmış bir karar bulunmadığı halde bu şirketin usulsüz borçlandırılması suretiyle ... İnşaat hakkında icra takibi başlatıldığı, yapılan işlemlerin ortaklar arasında var olması gereken iyi niyet ve güven ilkelerine aykırı olup sözleşmenin ifasını engelleyici mahiyette olduğu ve bu yüzden projenin hayata geçirilemediği, bu nedenle taşınmaz maliklerinin sözleşmenin 8.a maddesi gereğince ...

İnşaat'taki ... hisselerinin bedelsiz olarak kendilerine devrini talep edebilecekleri" hususlarının tespit edildiği ve kararın kesinleştiği, taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin 1.c.7, 2.a.11 ve 2.c.1 maddelerinde, yapılacak tüm masraflardan ... şirketlerinin sorumlu olduklarının, 1.c.7 maddesinde ise ayrıca bu harcama ve yükümlülükler nedeniyle mal sahiplerinden hiçbir şekilde alacak isteminde bulunulamayacağının hüküm altına alındığını, kesinleşmiş mahkeme kararı ile de sözleşmenin ifasının davacıların kusurlu davranışları sonucunda imkansız hale geldiğinin tespit edildiğini, bu durumda sözleşme ile şirkete devredilen taşınmaz nedeniyle mal sahiplerinden hiç bir bedel talep edilmeyeceği açıkça kararlaştırıldığından, davalı taraf bakımından sebebsiz zenginleşme teşkil etmeyen taşınmazın proje çizimi, yapılacak iş nedeniyle alınan danışmanlık ücreti, etrafın çitle çevrilmesi gibi masrafların da sözleşmenin feshine kusuruyla sebep olan davacılarca talep edilemeyeceği, öte yandan davacı vekilince taşınmazların devri için davalı ve diğer taşınmaz maliklerinin emlak vergisi borçlarının ödendiği ileri sürülerek, ödenen verginin de tahsili talep edilmişse de Dairelerince ilk karar hakkında verilen kaldırma kararında eğer davalı adına sözleşmeye konu olan taşınmazın önceye ait emlak vergi borcu davacı tarafça ödenmiş ise, eldeki feshedilen sözleşme öncesine ait borçlar ödenmeden tapu devri yapılmadığı dikkate alınarak böyle bir ödeme olup olmadığının araştırılmasının istenildiği, bizzat davacılar vekilinin dosyaya sunduğu beyan dilekçesiyle emlak vergisi beyanının hataya dayalı olduğunu belirttiği, bu ödemenin tapu harcı olduğunun anlaşıldığı, davalı adına ödenen sözleşme öncesi bir emlak vergisi tutarı bulunmadığından uygulanamayan sözleşme gereği, mal sahiplerinin taşınmazı devri nedeniyle ödenen tapu harç tutarının da talep edilmeyeceği, taraflarca kurulacak şirkete davalı mal sahibinin devrettiği taşınmaz için yapılan bir kısım masrafların sözleşme hükümleri gereği talep edilemeyeceği, sözleşmenin sonradan feshedilmiş olmasının sözleşmenin hükümlerinin tamamen ortadan kalkması sonucuna yol açmayacağı, sözleşmenin davacıların kusuruyla sona erdiği, davalının kötü niyetli zenginleşen konumunda olmadığının tesbit edildiği bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalıya ait taşınmazın davacıyla ortak kurulacak anonim şirkete devrini kararlaştıran sözleşmeye istinaden yeni kurulan bu şirkete devredildiği, ancak daha sonra bu şirketteki davacı hisselerinin davalıya mahkeme kararıyla devredilmesiyle sözleşmeye bağlı olarak davacı tarafından yapılan masrafların iadesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.