Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2674 E. 2023/6366 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo hukuku↗ borçtan kurtulma↗ sahte imza↗ şirket müdürlüğü↗ şirket merkezi mahkemesi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ lehtar↗ şirket zararı↗ kambiyo senedi↗ kötü niyet tazminatı↗ dolandırıcılık↗ ihtiyati haciz↗ bono↗ kötü niyet↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ yetki↗ geçersizlik↗ haciz↗ iflas↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1153 E., 2018/219 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekili şirketi takip konusu bono ile borçlandıran ... isimli şahsın şirket yetkilisi olmadığını, yetkili olarak göründüğü tarihleri kapsayan yetki kararındaki diğer ortağın imzasının sahte olduğunu, iki ay gibi kısa bir sürede sürekli olarak şirketi borç altına sokan sahte senetler imzalayarak ve sözde alacaklıları da arkadaşları yaparak şirketi dolandırdığını, şirketi borç altına sokan senetlerdeki imzanın bu kişiye ait olduğunu, şirketin bu kişi ile hiçbir alışverişinin olmadığını, şirketin bu senet karşılığında davalıdan nakden para almış gibi gösterildiğini, şirketin tüm ticari işlerinin kayıt altında olduğunu, böyle bir paranın da kayıtlarda olmadığını takip dayanağı bono ile borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, senede dayalı borç alacak ilişkisinin olmadığını, kambiyo senetlerinde soyutluk ilkesinin geçerli olduğunu, müvekkilinin alacağının sürüncemede bırakmaya çalıştığını, davacı tarafından müvekkilinin alacağını tahsil etmek için giriştiği icra takibini dolandırıcılık olarak nitelendirdiğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için şirket yetkilileri ile defalarca görüştüğünü, şirket yetkilileri ile irtibatın kesildiğini, şirketin merkezinin ve yetkililerinin sürekli olarak değiştiğini, şirketin piyasaya çok miktarda borcu olduğunu, bu durumun bile piyasaya zarara uğratmaya yönelik bir hareket olduğunu, ...'ın müdür olarak atanmasına ilişkin kararın ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, bundan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, şirketin yüzlerce icra dosyası olduğunu, buna karşılık şirketin sadece 2 eski model araçtan oluşan malvarlığı olduğunu, bunlarında haczedildiğini, müvekkilinin alacağını alamaması nedeniyle mağdur olduğunu, bu mağduriyetin giderilmesinin gerektiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...'ın 02.05.2015-02.07.2015 tarihleri arasında iki aylık sürede şirketin müdürlüğünü yaptığı dönemde düzenlemiş olduğu bono, tüm unsurları tam ve geçerli bir senet olup, kambiyo hukuku kapsamında borçlusu olarak görülen davacı şirketi bağlayan ve sebepten soyut, borçlandırıcı bir belge olduğu, düzenlenen bu senetle yapılmış olan hukuki işlem, limited şirketi temsile yetkili olan müdür olan ...'ın, şirketin amacı ve işletme konusuna giren her türlü işleri ve hukuki işlemleri şirket adına yapabilme yetkisi kapsamında düzenlediği belge olmakla davacı şirketi bağlayıcı nitelikte olup, davacı şirketin belirtilen bu bono nedeniyle borçluluğu açık olduğu, davacı tarafça ...'a atfedilen iddialar, şirketin iç işleyişini ilgilendiren hususlara ilişkin olup, davalı tarafın lehtarı olduğu senedin tanziminde davalının kötü niyetli olduğunu ispat edemediği, davacı iddialarının borçtan kurtulmaya yönelik, hukuken değer atfı mümkün olmayan iddialar olduğu gerekçesi ile davanın reddine, davacı açtığı davada ve iddialarında, çok kısa süre içerisinde sürekli şirket merkezini değiştirmesi, bunun yanında geçerli bir kambiyo senedi ile borçluluğu sabit iken borçtan kurtulma amacına yönelik olduğu açıkça anlaşılan iddialarıyla açtığı davada kötü niyetli görüldüğünden kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın sahte imzalar ile alınan karar sonucu yetkili müdür olduğu döneme ilişkin ... tarafından dolandırıldığını, ...'ın müdürlüğüne ilişkin ortaklar kararında yer alan imzaların sahte olduğunu, ...'ın yetkisiz olarak müdürlük görevini yürüttüğünü, bono üzerinde ... tarafından kullanılan kaşede mevcut adresin müvekkili şirketin Uşak adresi olduğunu, müvekkili şirketin bonoda belirtilen düzenlenme tarihinde Uşak adresinde mevcut olmadığını, bono üzerinde bononun düzenlenme tarihinde ise Uşak adresli kaşenin olmasının ise bononun sonradan düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğunu, bono üzerindeki kaşe değerlendirildiğinde bononun sonradan düzenlendiğinin açıkça anlaşıldığını, yetkisi bittiği dönemden sonra ve ... tarafından kişisel menfaat amacıyla düzenlenen bono sebebiyle müvekkili şirketin borçlu kabul edilmesinin yasalara ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırılık taşıyacağını, dosyada mevcut müvekkili şirket kayıtlarında iddia edilen para girişinin mevcut olmadığını, davalı tarafın beyanlarında da söz konusu paranın ticari amaçla değil ...'a borç olarak verildiğinin kabul edildiğini, ...'ın ise geçersiz elde ettiği yetkisinin sona ermesine rağmen müvekkili şirketi borçlu göstererek bono düzenlediğini, davalı asilin ... ile iş birliğinde olduğunun aşikar olduğunu, davalının 02.06.2015 düzenlenme tarihli bono ile icra takibini başlattığını, dava konusu bononun 220.000TL (İki Yüz Yirmi Bin Türk Lirası) değerinde olduğunu, bono üzerinde bedelin nakden alındığının yazılmış olduğunu, ancak günümüz ve olağan ticari hayatında 220.000,00 TL gibi bir bedeli nakden ve elden ödenmesinin yasalara, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve hayatın olağan akışına açıkça aykırılık taşıdığını, böyle bir paranın müvekkili şirket uhdesine girmediğini, davalının ... ile birlikte hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, kararın kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın sahte imzalar ile alınan karar sonucu yetkili müdür olduğu döneme ilişkin ... tarafından dolandırıldığı, adı geçenin müdürlüğüne ilişkin ortaklar kararında yer alan imzanın sahte olması sebebiyle adı geçenin müdürlük görevini yetkisiz olarak yürüttüğü, müvekkili şirketin yüklü miktarda bono borçlanmalarının ... döneminde gerçekleştirildiği, adı geçenin davalı tarafı da dolandırdığı fakat davalı tarafça yasal işleme başvurulmadığı söz konusu bononun belirtilen tarihlerden çok sonradan tamamen müvekkili şirketi zarara uğratmak amacıyla düzenlendiği, ...'ın şirkete ortak olduğu dönemde diğer ortak Ali Altınbaş'ın imzasını taklit ederek yetkileri kendinde topladığı, 2 ay müdürlük yaptığı dönemden sonra ise ilgili döneme istinaden bonolar düzenleyerek şirketi borçlandırdığı ve zarara uğrattığı, bono üzerinde ... tarafından kullanılan kaşede mevcut adresin müvekkili şirketin Uşak adresi olduğu, müvekkili şirketin bonoda belirtilen düzenlenme tarihinde Uşak adresinde mevcut olmadığını, bono üzerinde bononun düzenlenme tarihinde ise Uşak adresli kaşenin olması ise bononun sonradan düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğunu, 2015 yılının 7 nci ayında müvekkili şirket Uşak adresinde şube bazında hizmet vermekte olduğunu, ancak bononun düzenlenme tarihi 2015 yılının 6 ncı ayı olduğunu, 2015 yılının 6 ncı ayında ise şirket başka bir ilde hizmet vermekte olduğunu, bu sebeple ... yetkisi sona ermesine rağmen bono üzerine muhtelemen kendisinin hazırlattığı Uşak adresli kaşeyi bastığı, bono üzerindeki kaşe değerlendirildiğinde bononun sonradan düzenlendiği açıkça anlaşıldığı, çünkü bononun düzenlenme tarihi 02.06.2015 olup kaşe adresi bononun 2015 yılı temmuz ayının sonlarına doğru düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğu, yetkisi bittiği dönemden sonra ve ... tarafından kişisel menfaat amacıyla düzenlenen bono sebebiyle müvekkili şirketin borçlu kabul edilmesi yasalara ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırılık taşıdığı, şirket kayıtlarına para girişi olmadığını, ticari amaçla değil adı geçene borç amaçlı verildiğinin davalı tarafça da kabul edildiği, davalı asilin ... ile iş birliğinde olduğu, davalı asilin icra takibine Kocaeli ilinden giriştiği, ancak ne davalı asilin ne de müvekkili şirketin adresi Kocaeli ilinde olmadığı, davalı asilin ...'dan aldığı bilgiler sonucunda Kocaeli'nden icra takibine girişmiş olması muhtemel olduğu, çünkü müvekkili şirketin Kocaeli'nde malları olduğu bilgisine sahip oldukları ve ihtiyati haciz yolu ile haksız tahsilatı hızlandırma amaçları olduğunun aşikar olduğu, kaldı ki davalı asil ve diğer 3 icra takibinin vekilinin aynı olması ve icra takiplerinin Kocaeli'nde açılması da bu iddiamızı ispatlar nitelikte olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmektedir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin dava konusu bono ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunun 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8415 E. 2023/2372 K.
Ortak:sahte imza · şirket müdürlüğü · şirket merkezi mahkemesi · lehtar · şirket zararı · kötü niyet tazminatı · dolandırıcılık · bono · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...'ın 02.05.2015-02.07.2015 tarihleri arasında iki aylık sürede «şirketin müdürlüğünü» yaptığı dönemde düzenlemiş olduğu «bono», tüm unsurları tam ve geçerli bir senet olup, «kambiyo hukuku» kapsamında borçlusu olarak görülen davacı şirketi bağlayan ve sebepten soyut, borçlandırıcı bir belge olduğu, düzenlenen bu senetle yapılmış olan hukuki işlem, «limited şirketi» «temsile» yetkili olan müdür olan ...'ın, şirketin amacı ve işletme konusuna giren her türlü işleri ve hukuki işlemleri şirket adına yapabilme yetkisi kapsamında düzenlediği belge olmakla davacı şirketi bağlayıcı nitelikte olup, davacı şirketin belirtilen bu bono nedeniyle borçluluğu açık olduğu, davacı tarafça ...'a atfedilen iddialar, şirketin iç işleyişini ilgilendiren hususlara ilişkin olup, davalı tarafın «lehtarı» olduğu senedin tanziminde davalının kötü niyetli olduğunu ispat edemediği, davacı iddialarının «borçtan kurtulmaya» yönelik, hukuken değer atfı mümkün olmayan iddialar olduğu gerekçesi ile davanın reddine, davacı açtığı davada ve iddialarında, çok kısa süre içerisinde sürekli «şirket merkezini» değiştirmesi, bunun yanında geçerli bir «kambiyo senedi» ile borçluluğu sabit iken borçtan kurtulma amacına yönelik olduğu açıkça anlaşılan iddialarıyla açtığı davada kötü niyetli görüldüğünden «kötü niyet tazminatı» ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın «sahte imzalar» ile alınan karar sonucu yetkili müdür olduğu döneme ilişkin ... tarafından «dolandırıldığı», adı geçenin müdürlüğüne ilişkin ortaklar kararında yer alan imzanın sahte olması sebebiyle adı geçenin müdürlük görevini «yetkisiz» olarak yürüttüğü, müvekkili şirketin yüklü miktarda «bono» borçlanmalarının ... döneminde gerçekleştirildiği, adı geçenin davalı tarafı da dolandırdığı fakat davalı tarafça yasal işleme başvurulmadığı söz konusu bononun belirtilen tarihlerden çok sonradan tamamen müvekkili «şirketi zarara» uğratmak amacıyla düzenlendiği, ...'ın şirkete ortak olduğu dönemde diğer ortak Ali Altınbaş'ın imzasını taklit ederek yetkileri kendinde topladığı, 2 ay müdürlük yaptığı dönemden sonra ise ilgili döneme istinaden bonolar düzenleyerek şirketi borçlandırdığı ve zarara uğrattığı, bono üzerinde ... tarafından kullanılan kaşede mevcut adresin müvekkili şirketin Uşak adresi olduğu, müvekkili şirketin bonoda belirtilen düzenlenme tarihinde Uşak adresinde mevcut olmadığını, bono üzerinde bononun düzenlenme tarihinde ise Uşak adresli kaşenin olması ise bononun sonradan düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğunu, 2015 yılının 7 nci ayında müvekkili şirket Uşak adresinde şube bazında hizmet vermekte olduğunu, ancak bononun düzenlenme tarihi 2015 yılının 6 ncı ayı olduğunu, 2015 yılının 6 ncı ayında ise şirket başka bir ilde hizmet vermekte olduğunu, bu sebeple ... yetkisi sona ermesine rağmen bono üzerine muhtelemen kendisinin hazırlattığı Uşak adresli kaşeyi bastığı, bono üzerindeki kaşe değerlendirildiğinde bononun sonradan düzenlendiği açıkça anlaşıldığı, çünkü bononun düzenlenme tarihi 02.06.2015 olup kaşe adresi bononun 2015 yılı temmuz ayının sonlarına doğru düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğu, yetkisi bittiği dönemden sonra ve ... tarafından kişisel menfaat amacıyla düzenlenen bono sebebiyle müvekkili şirketin borçlu kabul edilmesi yasalara ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırılık taşıdığı, şirket kayıtlarına para girişi olmadığını, ticari amaçla değil adı geçene borç amaçlı verildiğinin davalı tarafça da kabul edildiği, davalı asilin ... ile iş birliğinde olduğu, davalı asilin icra takibine Kocaeli ilinden giriştiği, ancak ne davalı asilin ne de müvekkili şirketin adresi Kocaeli ilinde olmadığı, davalı asilin ...'dan aldığı bilgiler sonucunda Kocaeli'nden icra takibine girişmiş olması muhtemel olduğu, çünkü müvekkili şirketin Kocaeli'nde malları olduğu bilgisine sahip oldukları ve «ihtiyati haciz» yolu ile haksız tahsilatı hızlandırma amaçları olduğunun aşikar olduğu, kaldı ki davalı asil ve diğer 3 icra takibinin vekilinin aynı olması ve icra takiplerinin K …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın «sahte imzalar» ile alınan karar sonucu yetkili müdür olduğu döneme ilişkin ... tarafından «dolandırıldığını», ...'ın müdürlüğüne ilişkin ortaklar kararında yer alan imzaların sahte olduğunu, ...'ın «yetkisiz» olarak müdürlük görevini yürüttüğünü, «bono» üzerinde ... tarafından kullanılan kaşede mevcut adresin müvekkili şirketin Uşak adresi olduğunu, müvekkili şirketin bonoda belirtilen düzenlenme tarihinde Uşak adresinde mevcut olmadığını, bono üzerinde bononun düzenlenme tarihinde ise Uşak adresli kaşenin olmasının ise bononun sonradan düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğunu, bono üzerindeki kaşe değerlendirildiğinde bononun sonradan düzenlendiğinin açıkça anlaşıldığını, yetkisi bittiği dönemden sonra ve ... tarafından kişisel menfaat amacıyla düzenlenen bono sebebiyle müvekkili şirketin borçlu kabul edilmesinin yasalara ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırılık «taşıyacağını», dosyada mevcut müvekkili şirket kayıtlarında iddia edilen para girişinin mevcut olmadığını, davalı tarafın beyanlarında da söz konusu paranın ticari amaçla değil ...'a borç olarak verildiğinin kabul edildiğini, ...'ın ise «geçersiz» elde ettiği yetkisinin sona ermesine rağmen müvekkili şirketi borçlu göstererek bono düzenlediğini, davalı asilin ... ile iş birliğinde olduğunun aşikar olduğunu, …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın «sahte imzalar» ile alınan karar sonucu yetkili müdür olduğu döneme ilişkin ... tarafından «dolandırıldığını», ...'ın müdürlüğüne ilişkin ortaklar kararında yer alan imzaların sahte olduğunu, Yaşarın «yetkisiz» olarak müdürlük görevini yürüttüğünü, yerel mahkemece iddiaların dikkate alınmadığını, söz konusu «bononun» sonradan müvekkili «şirketi zarara» uğratmak amacıyla düzenlendiğini, davalı ...'in Kocaeli Başsavcılığına verdiği ifadede ...'a 2015 yılı Temmuz ayında elden borç verdiğini beyan ettiği, ancak davaya konu bononun düzenlenme tarihinin 07.06.2015 tarihi olduğu, ...'ın müvekkili «şirkette müdürlük» yetkisinin 02.07.2015 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında bononun sonradan düzenlendiğinin delili olduğunu, zira ...'ın sözde müdürlük yetkisi sona ermeden önce bono verilmiş olsa idi düzenlenme tarihinin temmuz ayından 1 ay öncesine yazılmayacağını, davaya konu bononun düzenlenme tarihinin pazar gününe denk geldiğini, bir pazar günü tarafların 230.000,00 TL nakden elden borç vermesinin ve karşılığında bono «teslim» almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bono üzerinde ... tarafından kullanılan kaşedeki adresin Uşak adresi olduğunu, müvekkili şirketin bonoda belirtil …
Ayaz, Kenan Taşçı hakkında «dolandırıcılık» suçundan yapılan soruşturmada şüphelilerin ...'a senet karşılığında borç para verdiklerini beyan ettikleri, şüpheli ...'ın ifadesinin alınamadığı, şüphelilerin dolandırıcılık kastı ile hareket ettiklerine dair yeterli delil olmadığından «takipsizlik» kararı verildiği, ...'ın müdür atanmasına dair 02.05.015 tarihli «ortaklar kurulu» kararının 13.05.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» edildiği, «şirket müdürü» ...'ın görev süresinin Uşak'a taşınmadan önce sona erdiğini belirtilmişde de ...'ın 02.05.2015- 02.07.2015 tarihleri arasında şirket yetkilisi olduğu, Uşak Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre 20.05.2015 tarihli başvuruya istinaden «şirket merkezi» Uşak'tan Elazığ'a nakledildiğinden şirketin davacı vekilinin iddiasının aksine senedi düzenleme tarihi olan 07.06.2015 tarihinden sonra değil senet düzenleme tarihinden önce Uşak'ta tescilli olduğu, senet tanzim edilirken eski kaşenin kullanılmış olabileceğinin de ihtimal dahilinde olduğu, davalının savunmasının aksinin ispat edilemediği, senette «ihdas nedeninin» nakden yazdığı, senedin borç para verilmesine istinaden düzenlenip verildiği, senet tanzim tarihinde senedi imzalayan ...'ın şirketi «temsile» yetkili olduğu, şirket müdürünün davalıdan aldığı parayı şirket kayıtlarına işletmemiş olamasının borç alınmadığı anlamına gelmeyeceği, davalının şirket müdürü ile işbirliği halinde hareket ettiğinin ispat edilemediği, davacının davalıdan alınan borç parayı şirket hesaplarına almayan şirket müdürüne karşı «sorumluluk davası» açabileceği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinde arana şartların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine ve davalı «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, senet «lehtarı» ile «bononun» «keşidecisi» olan şirket arasında ticari ilişki bulunmadığından bahisle icra takibine konu kambiyo senedinden dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» talebine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza sahteliği · ihdas nedeni · sahtelik · takipsizlik kararı · sorumluluk davası · borçlu olunmadığının tespiti · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaAyaz, Kenan Taşçı hakkında «dolandırıcılık» suçundan yapılan soruşturmada şüphelilerin ...'a senet karşılığında borç para verdiklerini beyan ettikleri, şüpheli ...'ın ifadesinin alınamadığı, şüphelilerin dolandırıcılık kastı ile hareket ettiklerine dair yeterli delil olmadığından «takipsizlik» kararı verildiği, ...'ın müdür atanmasına dair 02.05.015 tarihli «ortaklar kurulu» kararının 13.05.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» edildiği, «şirket müdürü» ...'ın görev süresinin Uşak'a taşınmadan önce sona erdiğini belirtilmişde de ...'ın 02.05.2015- 02.07.2015 tarihleri arasında şirket yetkilisi olduğu, Uşak Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre 20.05.2015 tarihli başvuruya istinaden «şirket merkezi» Uşak'tan Elazığ'a nakledildiğinden şirketin davacı vekilinin iddiasının aksine senedi düzenleme tarihi olan 07.06.2015 tarihinden sonra değil senet düzenleme tarihinden önce Uşak'ta tescilli olduğu, senet tanzim edilirken eski kaşenin kullanılmış olabileceğinin de ihtimal dahilinde olduğu, davalının savunmasının aksinin ispat edilemediği, senette «ihdas nedeninin» nakden yazdığı, senedin borç para verilmesine istinaden düzenlenip verildiği, senet tanzim tarihinde senedi imzalayan ...'ın şirketi «temsile» yetkili olduğu, şirket müdürünün davalıdan aldığı parayı şirket kayıtlarına işletmemiş olamasının borç alınmadığı anlamına gelmeyeceği, davalının şirket müdürü ile işbirliği halinde hareket ettiğinin ispat edilemediği, davacının davalıdan alınan borç parayı şirket hesaplarına almayan şirket müdürüne karşı «sorumluluk davası» açabileceği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinde arana şartların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine ve davalı «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
… rih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının senedin borç para verilmesine istinaden düzenlenip verildiği şeklindeki aksi ispat edilemeyen savunması, senette ihdas «sebebi» olarak nakden yazması, senet düzenleme tarihinde senedi imzalayan ...'ın şirketi «temsile» yetkili olması, 13.05.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ...'ın davacı «şirketin müdürü» olarak atanmasına ilişkin kararın yayınlanmış olması, ...'ın şirket müdürü olarak atanmasına ilişkin karardaki «imzanın sahteliğine» yönelik hukuki yollara başvurulduğuna dair dosyada delil bulunmamasının yanı sıra müdürlük «yetkisinin» Türk Ticaret Sicili Gazetesi'nin 27.07.2015 tarihli sayısında usulüne uygun olarak alınan kararla iptal edilmiş olması, şirket müdürünün davalıdan aldığı parayı şi …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, senet «lehtarı» ile «bononun» «keşidecisi» olan şirket arasında ticari ilişki bulunmadığından bahisle icra takibine konu kambiyo senedinden dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» talebine ilişkindir.
Dairemizin 29.09.2022 tarihli, 2021/2598 E. ve 2022/6459 K. sayılı ilâmı bu dosyanın davacısı tarafından 24.05.2015 keşide tarihli ve 25.07.2015 «vade» tarihli bonodan dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» talebine yönelik olup, bahse konu davada davacı tarafından ileri sürülen iddialar işbu temyiz incelemesine konu dava ile aynı olup, İlk Derece Mahkemesince verilen …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6451 E. 2023/1776 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2674 E. , 2023/6366 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/845 Esas, 2022/64 Karar
HÜKÜM
İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1153 E., 2018/219 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekili şirketi takip konusu bono ile borçlandıran ... isimli şahsın şirket yetkilisi olmadığını, yetkili olarak göründüğü tarihleri kapsayan yetki kararındaki diğer ortağın imzasının sahte olduğunu, iki ay gibi kısa bir sürede sürekli olarak şirketi borç altına sokan sahte senetler imzalayarak ve sözde alacaklıları da arkadaşları yaparak şirketi dolandırdığını, şirketi borç altına sokan senetlerdeki imzanın bu kişiye ait olduğunu, şirketin bu kişi ile hiçbir alışverişinin olmadığını, şirketin bu senet karşılığında davalıdan nakden para almış gibi gösterildiğini, şirketin tüm ticari işlerinin kayıt altında olduğunu, böyle bir paranın da kayıtlarda olmadığını takip dayanağı bono ile borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, senede dayalı borç alacak ilişkisinin olmadığını, kambiyo senetlerinde soyutluk ilkesinin geçerli olduğunu, müvekkilinin alacağının sürüncemede bırakmaya çalıştığını, davacı tarafından müvekkilinin alacağını tahsil etmek için giriştiği icra takibini dolandırıcılık olarak nitelendirdiğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için şirket yetkilileri ile defalarca görüştüğünü, şirket yetkilileri ile irtibatın kesildiğini, şirketin merkezinin ve yetkililerinin sürekli olarak değiştiğini, şirketin piyasaya çok miktarda borcu olduğunu, bu durumun bile piyasaya zarara uğratmaya yönelik bir hareket olduğunu, ...'ın müdür olarak atanmasına ilişkin kararın ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, bundan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, şirketin yüzlerce icra dosyası olduğunu, buna karşılık şirketin sadece 2 eski model araçtan oluşan malvarlığı olduğunu, bunlarında haczedildiğini, müvekkilinin alacağını alamaması nedeniyle mağdur olduğunu, bu mağduriyetin giderilmesinin gerektiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...'ın 02.05.2015-02.07.2015 tarihleri arasında iki aylık sürede şirketin müdürlüğünü yaptığı dönemde düzenlemiş olduğu bono, tüm unsurları tam ve geçerli bir senet olup, kambiyo hukuku kapsamında borçlusu olarak görülen davacı şirketi bağlayan ve sebepten soyut, borçlandırıcı bir belge olduğu, düzenlenen bu senetle yapılmış olan hukuki işlem, limited şirketi temsile yetkili olan müdür olan ...'ın, şirketin amacı ve işletme konusuna giren her türlü işleri ve hukuki işlemleri şirket adına yapabilme yetkisi kapsamında düzenlediği belge olmakla davacı şirketi bağlayıcı nitelikte olup, davacı şirketin belirtilen bu bono nedeniyle borçluluğu açık olduğu, davacı tarafça ...'a atfedilen iddialar, şirketin iç işleyişini ilgilendiren hususlara ilişkin olup, davalı tarafın lehtarı olduğu senedin tanziminde davalının kötü niyetli olduğunu ispat edemediği, davacı iddialarının borçtan kurtulmaya yönelik, hukuken değer atfı mümkün olmayan iddialar olduğu gerekçesi ile davanın reddine, davacı açtığı davada ve iddialarında, çok kısa süre içerisinde sürekli şirket merkezini değiştirmesi, bunun yanında geçerli bir kambiyo senedi ile borçluluğu sabit iken borçtan kurtulma amacına yönelik olduğu açıkça anlaşılan iddialarıyla açtığı davada kötü niyetli görüldüğünden kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın sahte imzalar ile alınan karar sonucu yetkili müdür olduğu döneme ilişkin ... tarafından dolandırıldığını, ...'ın müdürlüğüne ilişkin ortaklar kararında yer alan imzaların sahte olduğunu, ...'ın yetkisiz olarak müdürlük görevini yürüttüğünü, bono üzerinde ... tarafından kullanılan kaşede mevcut adresin müvekkili şirketin Uşak adresi olduğunu, müvekkili şirketin bonoda belirtilen düzenlenme tarihinde Uşak adresinde mevcut olmadığını, bono üzerinde bononun düzenlenme tarihinde ise Uşak adresli kaşenin olmasının ise bononun sonradan düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğunu, bono üzerindeki kaşe değerlendirildiğinde bononun sonradan düzenlendiğinin açıkça anlaşıldığını, yetkisi bittiği dönemden sonra ve ...
tarafından kişisel menfaat amacıyla düzenlenen bono sebebiyle müvekkili şirketin borçlu kabul edilmesinin yasalara ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırılık taşıyacağını, dosyada mevcut müvekkili şirket kayıtlarında iddia edilen para girişinin mevcut olmadığını, davalı tarafın beyanlarında da söz konusu paranın ticari amaçla değil ...'a borç olarak verildiğinin kabul edildiğini, ...'ın ise geçersiz elde ettiği yetkisinin sona ermesine rağmen müvekkili şirketi borçlu göstererek bono düzenlediğini, davalı asilin ... ile iş birliğinde olduğunun aşikar olduğunu, davalının 02.06.2015 düzenlenme tarihli bono ile icra takibini başlattığını, dava konusu bononun 220.000TL (İki Yüz Yirmi Bin Türk Lirası) değerinde olduğunu, bono üzerinde bedelin nakden alındığının yazılmış olduğunu, ancak günümüz ve olağan ticari hayatında 220.000,00 TL gibi bir bedeli nakden ve elden ödenmesinin yasalara, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve hayatın olağan akışına açıkça aykırılık taşıdığını, böyle bir paranın müvekkili şirket uhdesine girmediğini, davalının ...
ile birlikte hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, kararın kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın sahte imzalar ile alınan karar sonucu yetkili müdür olduğu döneme ilişkin ... tarafından dolandırıldığı, adı geçenin müdürlüğüne ilişkin ortaklar kararında yer alan imzanın sahte olması sebebiyle adı geçenin müdürlük görevini yetkisiz olarak yürüttüğü, müvekkili şirketin yüklü miktarda bono borçlanmalarının ... döneminde gerçekleştirildiği, adı geçenin davalı tarafı da dolandırdığı fakat davalı tarafça yasal işleme başvurulmadığı söz konusu bononun belirtilen tarihlerden çok sonradan tamamen müvekkili şirketi zarara uğratmak amacıyla düzenlendiği, ...'ın şirkete ortak olduğu dönemde diğer ortak Ali Altınbaş'ın imzasını taklit ederek yetkileri kendinde topladığı, 2 ay müdürlük yaptığı dönemden sonra ise ilgili döneme istinaden bonolar düzenleyerek şirketi borçlandırdığı ve zarara uğrattığı, bono üzerinde ...
tarafından kullanılan kaşede mevcut adresin müvekkili şirketin Uşak adresi olduğu, müvekkili şirketin bonoda belirtilen düzenlenme tarihinde Uşak adresinde mevcut olmadığını, bono üzerinde bononun düzenlenme tarihinde ise Uşak adresli kaşenin olması ise bononun sonradan düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğunu, 2015 yılının 7 nci ayında müvekkili şirket Uşak adresinde şube bazında hizmet vermekte olduğunu, ancak bononun düzenlenme tarihi 2015 yılının 6 ncı ayı olduğunu, 2015 yılının 6 ncı ayında ise şirket başka bir ilde hizmet vermekte olduğunu, bu sebeple ... yetkisi sona ermesine rağmen bono üzerine muhtelemen kendisinin hazırlattığı Uşak adresli kaşeyi bastığı, bono üzerindeki kaşe değerlendirildiğinde bononun sonradan düzenlendiği açıkça anlaşıldığı, çünkü bononun düzenlenme tarihi 02.06.2015 olup kaşe adresi bononun 2015 yılı temmuz ayının sonlarına doğru düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğu, yetkisi bittiği dönemden sonra ve ...
tarafından kişisel menfaat amacıyla düzenlenen bono sebebiyle müvekkili şirketin borçlu kabul edilmesi yasalara ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırılık taşıdığı, şirket kayıtlarına para girişi olmadığını, ticari amaçla değil adı geçene borç amaçlı verildiğinin davalı tarafça da kabul edildiği, davalı asilin ... ile iş birliğinde olduğu, davalı asilin icra takibine Kocaeli ilinden giriştiği, ancak ne davalı asilin ne de müvekkili şirketin adresi Kocaeli ilinde olmadığı, davalı asilin ...'dan aldığı bilgiler sonucunda Kocaeli'nden icra takibine girişmiş olması muhtemel olduğu, çünkü müvekkili şirketin Kocaeli'nde malları olduğu bilgisine sahip oldukları ve ihtiyati haciz yolu ile haksız tahsilatı hızlandırma amaçları olduğunun aşikar olduğu, kaldı ki davalı asil ve diğer 3 icra takibinin vekilinin aynı olması ve icra takiplerinin Kocaeli'nde açılması da bu iddiamızı ispatlar nitelikte olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmektedir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin dava konusu bono ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunun 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/974751900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz