6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bağışlanan şirket hissesinin iadesinde pasif husumet devredene aittir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/52 E. 2022/1213 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Davacının nitelemesi: Hisse devrinin iptali mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bağışlanan şirket hisselerinin bağıştan rücu hükümleri (TBK m.295 vd.) uyarınca iadesi talep edildiğinde, dava hisseyi bağış yoluyla devralan kişilere yöneltilmelidir; hisselerin ait olduğu şirkete husumet düşmez, şirketin davada pasif husumet ehliyeti yoktur.

Ele alınan sorunlar

Bağıştan rücu davasında pasif husumetin şirkete mi yoksa hisseyi devralanlara mı ait olduğu → ret

İddia: Davacı vekili, talep edilen hisselerin bizzat davalı şirkete ait olduğunu, davanın sonucundan birinci derecede etkilenecek olanın şirket olduğunu, bağışlamanın geri alınması sebebine dayalı hisse devrinin iptali davasının şirkete de yöneltilmesi gerektiğini, nama yazılı olmayan hissenin devrinin tedbir yoluyla önlenemediğinden husumet yöneltilemeyen şirketin hisseleri üzerinde doğacak hakkın nasıl korunacağının cevapsız kaldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı, davalı şirketteki hisselerini çocukları ve eşine devrettiğini, bu devir ve bağışlamanın amacı dışında kullanıldığını, TBK m.295 ve TMK m.510 hükümleri uyarınca kanundan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hisselerin iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek davayı açmıştır. Davacı, TBK m.295 vd. hükümlerine (818 sayılı BK m.244 vd.) dayalı olarak bağış yoluyla devrettiğini iddia ettiği şirket hisselerinin iadesini, olmadığı takdirde değerinin ödenmesini talep etmektedir. Davacının bağıştan dönerek hisselerin adına tekrar tescili isteminde bulunduğundan, davanın hisseyi devrettiği kişilere yöneltilmesi yeterlidir. Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre çözülecek bu uyuşmazlıkta davalı şirkete husumet düşmeyeceğinden, mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bağışlanan şirket hisselerinin TBK m.295 vd. hükümlerine dayalı olarak geri alınması talebinde davanın hisseyi devreden kişilere değil, devri gerçekleştiren (bağışlayan) tarafça hisseyi devralanlara yöneltilmesi gerektiği, hisselerin ait olduğu şirketin bu davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönünden emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Bağıştan rücu davasında davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davanın hisseyi devralan kişilere yöneltilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağıştan rücu pasif husumet hisse devri belirsiz alacak davası

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 295 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 510 · BK — BK 244

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/52

KARAR NO 2022/1213

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/03/2021

NUMARASI 2021/182 Esas - 2021/386 Karar

DAVA

Bağıştan rücu

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2022

Davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirketin 1982 yılında müvekkili tarafından kurulduğunu, 2012 yılına kadar yönettiğini, ancak birtakım sebeblerle tüm hisselerini davalı çocukları ve eşine devrettiğini,fakat davalılara yapılan devrin bağışlamanın sebebi dışında kullanıldığını,davalıların şirketi mali açıdan zor durumu soktuklarını, diğer davalının da hisselerini kendisinden habersiz bir şekilde ... isimli şahsa devrettiğini, davalıların hisse devrinin amacına uygun davranmadığını ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle hisse devirlerinin iptali ile müvekkiline iade edilmesi gerektiğini belirterek hisse devirlerinin iptaline ve iadesinin mümkün olmaması durumunda ise, sebepsiz zenginleşen davalılar tarafından 10.000-TL ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili;davacının bağışladığını iddia ettiği hisselerin adedini ve bedelini bilmesine rağmen belirsiz alacak davası açtığını, bir an için davacının haklı olduğu düşünülse dahi, zamanaşımı sebebiyle davanın reddi gerektiğini, borca batık ve iflas ertelemesi içinde olan şirketin kurtulmasının zor olduğunu, davacının kendi başarısız yönetimini göz ardı ederek şirketi başarılı bir şekilde yönetenlere karşı kötü niyetli iddialarda bulunduğunu, davacının kötü alışkanlıkları nedeni ile hem şirketi hem de aile düzenini zor duruma soktuğunu, davacının şirketi iflas aşamasına getirdiğini,hisselerin bağışlanmadığını, davacının şirketten ayrılış tarihi itibarı ile şirketin 16.000.000-USD borçlu durumda olduğunu, davacının adeta şirketten kaçtığını,dava dilekçesinde devir işlemlerinin iptali talebinin hukuken nazara alınmasının mümkün olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı davasını açarken, hisselerini devrettiği ..., ..., ... ve ...AŞ'ye husumet yönelterek 29/03/2017 tarihli dava dilekçesi ile dava açtığı, mahkemenin 2017/369 Esas sırasına kaydedildiği, davacının bağıştan dönerek hisselerin tekrardan adına tescili isteminde davanın hisseyi devrettiği kişiye yöneltmesinin gerekli ve yeterli olduğu, eldeki talepte şirketin husumetinin bulunmadığı, bu sebeple davalı ...AŞ yönünden davanın tefrik edilerek işbu ... esas sırasına kaydedildiği,bağıştan dönme koşullarının oluşup oluşmadığının TBK.nun 276 vd maddeleri uyarınca genel hükümlere göre çözümlenecek olup, bu davada davalı şirketin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Talep edilen hisselerin bizzat davalı şirkete ait olduğunu, dolayısıyla davanın sonucundan birinci derecede etkilenecek olanın şirket olduğunu, davanın bağışlamanın geri alınması sebebine dayalı şirket hisse devrinin iptali olarak nitelendirilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle de davanın şirkete de yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca mahkemece nama yazılı pay senedine bağlanmamış hissenin devrinin tedbir yolu ile önlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle tedbirin hükümsüz kaldığından bahisle kaldırılmasına karar verildiğini, bu noktada hem tedbiren devrinin önlenemeyen hem de husumet yönlendirilemeyen şirketin hisseleri üzerinde doğacak hakkın nasıl korunacağı sorusunun cevapsız kaldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı olarak devredilen şirket hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde değerinin ödenmesi istemine ilişkindir. Davacı tarafça, hisselerin devredildiği ..., ... ve ... ile ... AŞ'ye karşı İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2017/369 Esas sırasında açılan davada davalı şirket yönünden dosyanın tefrikine karar verildiği ve istinaf incelemesine gelen gelen 2021/182 Esasını aldığı, diğer davalılar yönünden 2017/369 Esas sayılı dosyada davanın görev yönünden reddine, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğuna karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalı şirketteki hisselerini çocukları ve eşi ..., ... ve ...'a devrettiğini, bu devir ve bağışlamanın amacı dışında kullanıldığını, TBK m.295 ve TMK m.510 hükümleri uyarınca kanundan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hisselerin iade edilmesi gerektiğini belirterek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davalı şirkete husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Somut olayda davacı TBK m.295 vd. Hükümlerine (818 S.lı BK m.244 vd.) dayalı olarak bağış yoluyla devrettiğini iddia ettiği şirket hisselerinin iadesini, olmadığı takdirde değerinin ödenmesini talep etmektedir. Davacının bağıştan dönerek hisselerin adına tekrar tescili isteminde bulunduğundan davanın hisseyi devrettiği kişilere yöneltmesi yeterlidir. Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre çözülecek uyuşmazlıkta davalı şirkete husumet düşmeyeceğinden mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.15/09/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/96558 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7032 E. 2024/3198 K. · Onandı

Bağıştan rücuda husumet hissenin devredildiği kişilere yöneltilir

Gerekçe özeti

Bağıştan dönme (rücu) nedenine dayanılarak devredilen şirket hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde değerinin ödenmesi istenen davada uyuşmazlık genel hükümlere (6098 sayılı Kanun'un 295 ve devamı maddelerine) göre çözülür; bu nedenle husumetin hissenin devredildiği kişilere yöneltilmesi yeterli olup hisselerin ait olduğu anonim şirkete pasif husumet düşmez. Şirkete yöneltilen dava pasif husumet yokluğundan reddedilir.

Emsal değeri

Bağıştan rücua dayalı hisse iadesi taleplerinde pasif husumetin devralan kişilerde olduğu, şirketin taraf sıfatının bulunmadığı yönündeki holding bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: bağıştan rücu bağışlamanın geri alınması pasif husumet taraf sıfatı hisse devrinin iptali nama yazılı pay ihtiyati tedbir

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/7032 E.  ,  2024/3198 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/52 Esas, 2022/1213 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/182 E., 2021/386 K.

Taraflar arasındaki hisse devrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 1982 yılında davacı tarafından kurulduğunu, 2012 yılına kadar yönettiğini, ancak birtakım sebeblerle tüm hisselerini davalı çocukları ve eşine devrettiğini, fakat davalılara yapılan devrin bağışlamanın sebebi dışında kullanıldığını, davalıların şirketi mali açıdan zor durumu soktuklarını, diğer davalının da hisselerini kendisinden habersiz bir şekilde ... isimli şahsa devrettiğini, davalıların hisse devrinin amacına uygun davranmadığını ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle hisse devirlerinin iptali ile müvekkiline iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek hisse devirlerinin iptaline ve iadesinin mümkün olmaması durumunda ise sebepsiz zenginleşen davalılar tarafından 10.000,00 TL ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bağışladığını iddia ettiği hisselerin adedini ve bedelini bilmesine rağmen belirsiz alacak davası açtığını, bir an için davacının haklı olduğu düşünülse dahi, zamanaşımı sebebiyle davanın reddi gerektiğini, borca batık ve iflas ertelemesi içinde olan şirketin kurtulmasının zor olduğunu, davacının kendi başarısız yönetimini göz ardı ederek şirketi başarılı bir şekilde yönetenlere karşı kötü niyetli iddialarda bulunduğunu, davacının kötü alışkanlıkları nedeni ile hem şirketi hem de aile düzenini zor duruma soktuğunu, davacının şirketi iflas aşamasına getirdiğini, hisselerin bağışlanmadığını, davacının şirketten ayrılış tarihi itibarı ile şirketin 16.000.000 USD borçlu durumda olduğunu, davacının adeta şirketten kaçtığını, dava dilekçesinde devir işlemlerinin iptali talebinin hukuken nazara alınmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı davasını açarken, hisselerini devrettiği...,...,..., ve ... Gemi...AŞ.'ye husumet yönelterek 29.03.2017 tarihli dava dilekçesi ile dava açtığı, mahkemenin 2017/369 E. sırasına kaydedildiği, davacının bağıştan dönerek hisselerin tekrardan adına tescili isteminde davanın hisseyi devrettiği kişiye yöneltmesinin gerekli ve yeterli olduğu, eldeki talepte şirketin husumetinin bulunmadığı, bu sebeple davalı ......AŞ yönünden davanın tefrik edildiği, bağıştan dönme koşullarının oluşup oluşmadığının 6098 Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 276 ve devamı maddeleri uyarınca genel hükümlere göre çözümleneceğinden bu davada davalı şirketin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; talep edilen hisselerin bizzat davalı şirkete ait olduğunu, dolayısıyla davanın sonucundan birinci derecede etkilenecek olanın şirket olduğunu, davanın bağışlamanın geri alınması sebebine dayalı şirket hisse devrinin iptali olarak nitelendirilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle de davanın şirkete de yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca mahkemece nama yazılı pay senedine bağlanmamış hissenin devrinin tedbir yolu ile önlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle tedbirin hükümsüz kaldığından bahisle kaldırılmasına karar verildiğini, bu noktada hem tedbiren devrinin önlenemeyen hem de husumet yönlendirilemeyen şirketin hisseleri üzerinde doğacak hakkın nasıl korunacağı sorusunun cevapsız kaldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı 6098 sayılı Kanun'un 295 ve devamı hükümlerine (818 sayılı Borçlar Kanun'un 244 vd.) dayalı olarak bağış yoluyla devrettiğini iddia ettiği şirket hisselerinin iadesini, olmadığı takdirde değerinin ödenmesini talep ettiği, davacının bağıştan dönerek hisselerin adına tekrar tescili isteminde bulunduğundan davanın hisseyi devrettiği kişilere yöneltmesi yeterli olduğu, 6098 sayılı Kanun hükümlerine göre çözülecek uyuşmazlıkta davalı şirkete husumet düşmeyeceğinden mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı olarak devredilen şirket hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde değerinin ödenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6098 sayılı Kanun'un 295 ve devamı maddeleri (818 sayılı Borçlar Kanun'un 244 vd.)

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.