Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2121 E. 2023/5801 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi zarar↗ sözleşme serbestisi↗ müspet zarar↗ haksız fiil sorumluluğu↗ ipotek↗ ispat yükü↗ haksız fiil↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyuşmazlığın sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in cotrahendo) esaslarına göre çözülmesi gerektiği, sözleşme öncesi sorumluluk ilkelerinin sözleşme görüşmesine girişen taraflara bir kısım yükümlülükler yüklediği, taraflardan birinin bu yükümlülüklerine aykırı davranarak açıklaması gereken hususları açıklamama, yanlış bilgi verme, gereken dikkati göstermeme, sözleşme yapma niyeti bulunmaksızın görüşmeye girişme veya görüşme sürdürme yüzünden karşı tarafa bir zarar verirse sözleşmenin görüşülmesi sırasında kusurlu davranan tarafın, diğer tarafın zararını tazmin etmesi gerektiği, (Oğuzman, Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 11. Bası, C. 1, s. 488) bu sorumluluğun hukuki niteliğinin haksız fiil sorumluluğu olduğu, bu nedenle zararın ve kusurun ispat yükü zarar gördüğünü iddia eden kişi üzerinde olduğu, iddia, savunma, aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı banka "kredi komitesi" tarafından kredi teklifinin proje bazında uygun görülmediği, buna mukabil davacı şirketin teminatların güçlendirilmesi amacıyla bazı taşınmazların ekspertizinin yaptırılarak tekrardan kredi talebinde bulunulduğu, bu talebin de davalı bankanın kredi komitesi tarafından uygun görülmeyerek kredi talebinin reddedildiği, özel hukuk hükümlerine göre kredi tahsis eden bankaların kredi kullandırılması mahiyetindeki icabı kabul etmesinin takdirinde olduğu, ancak kredinin verilmesine yönelik taahhütte bulunması halinde davalının, davacının kusuru oranında zararını karşılaması gerektiği, somut olayda davalıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dosyada mevcut delillerin gözardı edildiğini, davalı bankanın müvekkili şirkete kredinin onaylanacağına yönelik güven verdiği hususunun dosyadaki evraklar ile ispatlandığını, mahkemece iki kişiden oluşan bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken tek bilirkişiden rapor alınmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin davalı bankaya kredi almak için başvuruda bulunduğunu, bu başvuru sonucunda müvekkilinin ipotek teminatına esas olmak üzere ekspertiz raporları davalı banka tarafından yaptırılmak üzere tapu kayıtlarını davalı bankaya verdiğini, davalı bankanın şubesinden müvekkiline kredinin 2.850.000,00 TL onaylandığının beyan edildiğini, ancak müvekkilinin bu kredinin yetmeyeceğini, 3.200.000,00 TL'lik kredi gerektiğini belirttiğini, bunun üzerine banka yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisine kredi limitinin istediği miktara çıkması için teminat olarak verdiği ipotek miktarını arttırması gerektiğini söylediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin ikinci ipotek ekspertizi yaptırıp verdiği teminat miktarını arttırdığını, ayrıca davalı bankanın şube müdürünün Genel Müdürlükte kredi onayında sıkıntı yaşanmaması için bir miktar paranın bankaya yatırılmasını tavsiye etmesi üzerine 3.200.000,00 TL'nin davalı bankaya yatırıldığını, davalı bankadan istenen kredi miktarı kadar bedelin yatırılmasının bankanın müvekkil şirkete kredinin çıkacağına dair verdiği güveni gösterdiğini, müvekkili şirketin kredinin onaylandığını sanarak bir sürü harcama ve sözleşme yaptığını, müvekkilinin çıkma ihtimali belli olmayan bir krediye istinaden bu kadar yüklü paralar ödemesi ve sözleşmeler yapması hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkemenin eksik inceleme ve yanlı olarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı şirketin davalı bankadan yatırım kredisi talep ettiği, davalı bankanın davacının kredi başvurusunu kabul etmediği, davalı bankanın sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde kredi sözleşmesi yapıp yapmayacağına karar verme hakkına sahip olduğu, davacının sözleşme önerisinin kabul edilmemesi nedeniyle davacıya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı, dosya kapsamında davacının menfi ya da müspet zarar talebini haklı gösterecek herhangi bir delil bulunmadığı, buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kredi talebinin reddedilmesinden kaynaklanan müspet ve menfi zarar talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13207 E. 2018/1067 K.
Ortak:ipotek · eksik inceleme · teminat
İncelediğiniz kararda… ken tek bilirkişiden rapor alınmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin davalı bankaya kredi almak için başvuruda bulunduğunu, bu başvuru sonucunda müvekkilinin «ipotek» «teminatına» esas olmak üzere ekspertiz raporları davalı banka tarafından yaptırılmak üzere tapu kayıtlarını davalı bankaya verdiğini, davalı bankanın şubesinden müvekkiline kredinin 2.850.000,00 TL onaylandığının beyan edildiğini, ancak müvekkilinin bu kredinin yetmeyeceğini, 3.200.000,00 TL'lik kredi gerektiğini belirttiğini, bunun üzerine banka yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisine kredi limitinin istediği miktara çıkması için teminat olarak verdiği ipotek miktarını arttırması gerektiğini söylediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin ikinci ipotek ekspertizi yaptırıp verdiği teminat miktarını arttırdığını, ayrıca davalı bankanın şube müdürünün Genel Müdürlükte kredi onayında sıkıntı yaşanmaması için bir miktar paranın bankaya yatırılmasını tavsiye etmesi üzerine 3.200.000,00 TL'nin davalı bankaya yatırıldığını, davalı bankadan istenen kredi miktarı kadar bedelin yatırılmasının bankanın müvekkil şirkete kredinin çıkacağına dair verdiği güveni gösterdiğini, müvekkili şirketin kredinin onaylandığını sanarak bir sürü harcama ve sözleşme yaptığını, müvekkilinin çıkma ihtimali belli olmayan bir krediye istinaden bu kadar yüklü paralar ödemesi ve sözleşmeler yapması hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkemenin «eksik inceleme» ve yanlı olarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talebiyle istinaf başvurusunda …
488) bu sorumluluğun hukuki niteliğinin «haksız fiil sorumluluğu» olduğu, bu nedenle zararın ve «kusurun» «ispat yükü» zarar gördüğünü iddia eden kişi üzerinde olduğu, iddia, savunma, aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı banka "kredi komitesi" tarafından kredi teklifinin proje bazında uygun görülmediği, buna mukabil davacı şirketin «teminatların» güçlendirilmesi amacıyla bazı taşınmazların ekspertizinin yaptırılarak tekrardan kredi talebinde bulunulduğu, bu talebin de davalı bankanın kredi komitesi tarafından uygun görülmeyerek kredi talebinin reddedildiği, özel hukuk hükümlerine göre kredi tahsis eden bankaların kredi kullandırılması mahiyetindeki icabı kabul etmesinin takdirinde olduğu, ancak kredinin verilmesine yönelik «taahhütte» bulunması halinde davalının, davacının kusuru oranında zararını karşılaması gerektiği, somut olayda davalıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanı …
Benzer bu karardaAncak, dosya içerisinde bulunan ve dava dış.....le davalının külli halefi bulunduğu Banka arasında, 18.09.2008 tarihinde imzalanan genel kredi ve «teminat» sözleşmesi ile «ipotek» resmi senedinin incelenmesinde, davacı yanın da bu sözleşmeler altında imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı ..... arasında 18.09.2008 tarihinde imza altına alınan genel kredi ve «teminat» sözleşmesine «müteselsil kefil» olduğu, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi yapıldığı, taşınmazın satılarak takip borcunun kapatıldığı, «ipoteğin kaldırılması» için bankaya «ihtarname» gönderildiği, ancak bankanın 3. kişinin «kredi kartı borcu» nedeniyle ipoteği kaldırmadığı, davacının kredi kartı borcuna istinaden 3.900,00 TL 04.07.2012 tarihinde davalı avukatı Av. ... imzasına ödemek zorunda kaldığı, bu ödemenin ipoteğin kaldırılmaması nedeniyle kendini borçlu sanarak yapıldığı gerekçesiyle davacıdan haksız tahsil edilen 3.900,00 TL nin 04.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece anılan sözleşme hükümlerinin incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelem» sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı borcu · ipoteğin kaldırılması · müteselsil kefil · üçüncü kişi · kefil · ihtarname · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı ..... arasında 18.09.2008 tarihinde imza altına alınan genel kredi ve «teminat» sözleşmesine «müteselsil kefil» olduğu, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi yapıldığı, taşınmazın satılarak takip borcunun kapatıldığı, «ipoteğin kaldırılması» için bankaya «ihtarname» gönderildiği, ancak bankanın 3. kişinin «kredi kartı borcu» nedeniyle ipoteği kaldırmadığı, davacının kredi kartı borcuna istinaden 3.900,00 TL 04.07.2012 tarihinde davalı avukatı Av. ... imzasına ödemek zorunda kaldığı, bu ödemenin ipoteğin kaldırılmaması nedeniyle kendini borçlu sanarak yapıldığı gerekçesiyle davacıdan haksız tahsil edilen 3.900,00 TL nin 04.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Dava, dava dışı «üçüncü kişinin» haksız ödenen borcunun davalıdan tahsili istemine ilişkindir. .../...
Mahkemece, davacıya ait taşınmazın üzerindeki «ipoteğin kaldırılması» amacıyla, davacının kendini borçlu sanarak ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2121 E. , 2023/5801 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Şanlıurfa İl Özel İdaresinden kiraladığı taşınmazda bulunan su kaynağını doğal kaynak suyu şişeleme tesisi kurulması ve işletilmesi kapsamında, Halk Bankası A.Ş. Gaziantep Şirehan Şubesine yatırım kredisi talebinde bulunduğunu,, davalı banka yetkililerinin kredinin kullandırılacağını bildirdiklerini, daha sonra davalı bankanın kredi talebini sebep göstermeksizin reddettiğini, davalı banka yetkililerinin kredinin kullandırılacağı konusunda müvekkilinde güven duygusu oluşturmuş olmaları nedeniyle müvekkilinin dava dışı şirketlerle sözleşmeler imzaladığını, ancak kredinin kullandırılmaması nedeniyle işletmenin faaliyete geçemediğini, bu nedenle müvekkilinin menfi ve müspet zarara uğradığını ileri sürerek 30.000,00 TL müspet zarar, 30.000,00 TL menfi zarar olmak üzere toplam 60.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında kurulmuş bir sözleşmenin bulunmadığını, banka şube müdürünün kredi talepleri hakkında karar verme gibi bir yetkisinin bulunmadığını, kredi taleplerinin genel müdürlük tarafından değerlendirildiğini, talep edilen krediye teminat olarak gösterilen 5 ayrı taşınmazdaki ekspertiz incelemelerinin banka tarafından yaptırıldığını, raporlarda talep edilen kredi tutarlarını karşılık zayıf nitelikte teminat vasfı taşıdıklarının tespit edildiğini, projenin fizibil görülmediğini, her bankanın kendi ticari politikaları çerçevesinde kredi taleplerine cevap verme hakkının olduğunu, menfi ve müspet zararın sözleşmesel ilişkiye dayalı olarak talep edilebileceğini, ancak davacı ile kredi sözleşmesi bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyuşmazlığın sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in cotrahendo) esaslarına göre çözülmesi gerektiği, sözleşme öncesi sorumluluk ilkelerinin sözleşme görüşmesine girişen taraflara bir kısım yükümlülükler yüklediği, taraflardan birinin bu yükümlülüklerine aykırı davranarak açıklaması gereken hususları açıklamama, yanlış bilgi verme, gereken dikkati göstermeme, sözleşme yapma niyeti bulunmaksızın görüşmeye girişme veya görüşme sürdürme yüzünden karşı tarafa bir zarar verirse sözleşmenin görüşülmesi sırasında kusurlu davranan tarafın, diğer tarafın zararını tazmin etmesi gerektiği, (Oğuzman, Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 11.
Bası, C. 1, s. 488) bu sorumluluğun hukuki niteliğinin haksız fiil sorumluluğu olduğu, bu nedenle zararın ve kusurun ispat yükü zarar gördüğünü iddia eden kişi üzerinde olduğu, iddia, savunma, aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı banka "kredi komitesi" tarafından kredi teklifinin proje bazında uygun görülmediği, buna mukabil davacı şirketin teminatların güçlendirilmesi amacıyla bazı taşınmazların ekspertizinin yaptırılarak tekrardan kredi talebinde bulunulduğu, bu talebin de davalı bankanın kredi komitesi tarafından uygun görülmeyerek kredi talebinin reddedildiği, özel hukuk hükümlerine göre kredi tahsis eden bankaların kredi kullandırılması mahiyetindeki icabı kabul etmesinin takdirinde olduğu, ancak kredinin verilmesine yönelik taahhütte bulunması halinde davalının, davacının kusuru oranında zararını karşılaması gerektiği, somut olayda davalıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dosyada mevcut delillerin gözardı edildiğini, davalı bankanın müvekkili şirkete kredinin onaylanacağına yönelik güven verdiği hususunun dosyadaki evraklar ile ispatlandığını, mahkemece iki kişiden oluşan bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken tek bilirkişiden rapor alınmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin davalı bankaya kredi almak için başvuruda bulunduğunu, bu başvuru sonucunda müvekkilinin ipotek teminatına esas olmak üzere ekspertiz raporları davalı banka tarafından yaptırılmak üzere tapu kayıtlarını davalı bankaya verdiğini, davalı bankanın şubesinden müvekkiline kredinin 2.850.000,00 TL onaylandığının beyan edildiğini, ancak müvekkilinin bu kredinin yetmeyeceğini, 3.200.000,00 TL'lik kredi gerektiğini belirttiğini, bunun üzerine banka yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisine kredi limitinin istediği miktara çıkması için teminat olarak verdiği ipotek miktarını arttırması gerektiğini söylediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin ikinci ipotek ekspertizi yaptırıp verdiği teminat miktarını arttırdığını, ayrıca davalı bankanın şube müdürünün Genel Müdürlükte kredi onayında sıkıntı yaşanmaması için bir miktar paranın bankaya yatırılmasını tavsiye etmesi üzerine 3.200.000,00 TL'nin davalı bankaya yatırıldığını, davalı bankadan istenen kredi miktarı kadar bedelin yatırılmasının bankanın müvekkil şirkete kredinin çıkacağına dair verdiği güveni gösterdiğini, müvekkili şirketin kredinin onaylandığını sanarak bir sürü harcama ve sözleşme yaptığını, müvekkilinin çıkma ihtimali belli olmayan bir krediye istinaden bu kadar yüklü paralar ödemesi ve sözleşmeler yapması hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkemenin eksik inceleme ve yanlı olarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı şirketin davalı bankadan yatırım kredisi talep ettiği, davalı bankanın davacının kredi başvurusunu kabul etmediği, davalı bankanın sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde kredi sözleşmesi yapıp yapmayacağına karar verme hakkına sahip olduğu, davacının sözleşme önerisinin kabul edilmemesi nedeniyle davacıya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı, dosya kapsamında davacının menfi ya da müspet zarar talebini haklı gösterecek herhangi bir delil bulunmadığı, buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kredi talebinin reddedilmesinden kaynaklanan müspet ve menfi zarar talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/964266000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz