Tasfiye sonu bilançosunun genel kurulca onaylanmadan terkin talebinin reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/184 E. 2025/174 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Gerekçe özeti
Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 86/2. maddesi gereği, tasfiyenin tamamlanması nedeniyle kayıt silme (terkin) başvurusunda genel kurul tarafından onaylanmış son ve kesin bilanço ile bu genel kurul kararının noter onaylı örneği sicile ibraz edilmedikçe, sicil müdürlüğünün terkin talebini reddetmesi hukuka uygundur. Şirketin organlarının eksikliği veya haklı sebeple fesih koşullarının oluştuğu iddiaları, sicile itiraz davasının kapsamına girmez; bu hususlar şirket tüzel kişiliğine karşı açılacak ayrı bir fesih davasında incelenebilir.
Ele alınan sorunlar
Tasfiye sonu bilançosunun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı bulunmadan terkin talebinin reddedilmesi → ret
İddia: Davacı vekili, tüm tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından eksiksiz yerine getirildiğini, alacaklılara üç kez ilan yoluyla çağrıda bulunulduğunu ve herhangi bir başvuru olmadığını, şirketin borçlarını ödeyecek aktif malvarlığının bulunmamasının tasfiyenin sonlandırılmasına engel olmadığını ileri sürerek İTO kararının iptalini ve tasfiye sonu işlemlerinin yapılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 86/2. maddesi uyarınca tasfiyenin tamamlanmasından sonra kayıt silme başvurusunda genel kurul tarafından onaylanmış son ve kesin bilanço ile genel kurul kararının noter onaylı örneğinin müdürlüğe verilmesi gerekir. Davacı şirket tasfiye kararı almış ve bu karar ilan edilmiş olmakla birlikte, tasfiyenin kapanmasına ilişkin genel kurul kararı almamış ve bu yolda mahkemeye başvurmamıştır. Tasfiye sonu bilançosunun tasdikine ilişkin genel kurul kararı sicile ibraz edilmediğinden, sicilin tescil istemini reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Haklı sebeple fesih ve şirket organlarının eksikliği iddialarının bu davanın konusunu oluşturmaması → ret
İddia: Davacı vekili, şirketin uzun süredir genel kurul toplantısı yapmadığını, bunun haklı sebeple fesih hallerinden olduğunu ve TTK geçici 7. madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketin olağan tasfiyeye girdiği, haklı fesih koşullarının yöntemince şirket tüzel kişiliğine karşı açılabilecek bir fesih davasında incelenebileceği, bu hususun eldeki Ticaret Sicili Müdürlüğü kararına itiraz davasının konusunu oluşturmadığı; ayrıca TTK geçici 7. maddedeki sürelerin dolmuş olması nedeniyle bu davada bu yönde bir inceleme yapılmayacağı kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Limited şirketlerde tasfiyenin kapatılarak terkin işleminin yapılabilmesi için Ticaret Sicili Yönetmeliği 86/2 uyarınca genel kurul tarafından onaylanmış son ve kesin bilanço ile bu kararın noter onaylı örneğinin ibraz edilmesi gerektiği ve bu belgeler sunulmadan yapılan terkin taleplerinin reddinin hukuka uygun olacağı yönünde bölgesel ikna edici bir örnek oluşturmaktadır. Ayrıca haklı sebeple fesih iddialarının Ticaret Sicili Müdürlüğü kararına itiraz davasının kapsamı dışında kaldığı tespiti de emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye↗ tasfiye sonu bilançosu↗ genel kurul kararı↗ ticaret sicili müdürlüğü kararına itiraz↗ terkin↗ haklı sebeple fesih↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/184
KARAR NO 2025/174
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/09/2024
NUMARASI 2024/130 Esas - 2024/493 Karar
DAVA
Ticari Şirket (Tasfiyenin Kapatılması)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/02/2025
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı şirket temsilcisi ...'in tasfiye halindeki davalı şirketin müdürü ve tasfiye memuru olduğunu, 12/08/2020 tarihli gazete ilanı ile tasfiyeye girdiğini ve müvekkilinin tasfiye memuru olarak atandığını, müvekkili tarafından tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiğini, 14/08/2020, 24/08/2020 ve 01/09/2020 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilerek alacaklılara çağrıda bulunulduğunu,herhangi bir başvuru yapılmadığını ve müvekkili tarafından tasfiyenin sonlandırılması işlemi için İTO'ya başvuru yapıldığını, İTO tarafından davacı aleyhine devam eden icra takipleri nedeniyle tasfiye sonu işlemleri yapılmadığını, bu hususta davalı İTO tarafından 21/02/2024 tarihinde taraflarına tebliğ edilen tasfiye sonu hakkında konulu cevabı yazısında tasfiye sonlandırılması talebini reddedildiğini belirterek,kararın iptali ile İTO kayıtlarında yer alan şirket takyidatlarının silinmesi ile tasfiye sonu işlemlerinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; TTK'nın 543/1, tasfiye hâlinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığı, pay sahipleri arasında dağıtılır hükmünü haiz olduğunu, yine, TTK m. 542/1-c düzenlemesi de, "Şirket borçları şirket varlığından fazla olduğu takdirde durumu derhâl şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirirler;" hükmünü haiz olduğunu, davacı tarafın "şirketin halihazırda borçlarının ödeyecek aktif malvarlığı da mevcut değildir." beyanı ve şirketin sicil dosyasında bulunan takyidat karşısında tasfiye sonu işlemlerinin yapılması mümkün olmadığını,tasfiyenin sona ermesi için şirketin borçlarının ödenmesi gerektiğini,davacı hakkında TTK nın geçici 7.
madde hükümlerinin 01.07.2015 tarihine kadar kapsama girdiğini, müvekkili sicilin, bu süre ile sınırlanmış bir yetkisi bulunduğu bu süreçte tespiti yapılan şirketlerin de en son 2015 yılı içinde re'sen terk işlemi tamamlandığını, süre bittikten sonra ise, re'sen terk yetkisi bulunmadığı, TTK Geçici 7/1-d hükmünün uygulanması yalnızca anonim şirketler ile kooperatifler bakımından cari olduğunu, davacı şirketin limited şirket olduğunu, son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamamasına ilişkin terkin sebebi limited şirketlerde uygulanamayacağını, davacı şirket organlarından yoksun ise bu durumda husumetin müvekkil müdürlüğe değil, şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; TSY'nin 86/2 maddesinde tasfiyenin tamamlanmasından sonra terkin işlemi için genel kurul tarafından onaylanmış son ve kesin bilanço ile genel kurul kararının noter onaylı örneğinin müdürlüğe verilmesi gerektiğinin düzenlendiği,davacıya genel kurul tarafından onaylanmış son ve kesin bilançoyu sunması ve taraf olduğu icra ve dava dosyalarını bildirmesi için tensip zaptı ile birlikte iki haftalık süre verildiği,08.03.2024 tarihli dilekçe ekinde tasfiyeye girişe ilişkin alınmış genel kurul kararı ilanını içerir TTSG nüshasını sunduğu, son ve kesin bilançonun onaylanmasına ilişkin ise her hangi bir genel kurul kararı sunulmadığı, icra ve dava dosyalarına ilişkin bilgilerin sunulmayarak dosyaların UYAP sisteminden sorgulanması talep edildiğini,davacı tarafın tasfiyenin tamamlanmasına ilişkin alınan genel kurul kararı bulunmadığından sicil kararında mevzuata bir aykırılık görülmediğinden davacı itirazının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davacı şirketin tasfiyeye girdiğini, tasfiye i tasfiye memuru tarafından tüm tasfiye işlemleri yerine getirilerek; 14/8/2020, 24/08/2020 ve 01/09/2020 tarihli ilanlar ile alacaklılara çağrıda bulunulduğunu,başvuru yapılmadığını ve terkin için İTO'ya başvuru yapıldığını,limited şirketlerde şirketin borcunun olması tasfiye sonlanmasına engel olmadığını,şirket hakkında icra takibi olması derdest dava mahiyetinde olmayıp şirketin halihazırda borçlarının ödeyecek aktif malvarlığı da mevcut olmadığını, ticari hayatına devam etmeyen şirketin haklı sebeple feshi şartları da oluşmuş durumda olduğunu, uzun süreden beri şirketin kanuna gerekli organlarının eksikliği yahut genel kurulun toplanmaması da haklı sebeple fesih halleri arasında sayıldığını, tasfiye öncesinde şirketin genel kurul toplantısının 7 sene art arda yapılmadığının da tespit edilebileceğini,haklı sebeplerin varlığında, her ortağı mahkemeden şirketin feshini isteyebileceğini,bilanço ve diğer işlemlere ilişkin olarak müvekkilin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak uzman bilirkişi marifeti ile gerekli tespitlerin yapılması mümkün iken herhangi bir araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İTO kararının iptali ile şirket kayıtlarındaki takyidatlarının kaldırılması ile tasfiyenin sonlandırılmasına dair karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava Ticaret Sicili Müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir.Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 86/2 maddesinde; "(2) Tasfiyenin tamamlanmasından sonra kayıt silme başvurusunda aşağıdaki belgeler müdürlüğe verilir: a) Genel kurul tarafından onaylanmış son ve kesin bilanço, b) Genel kurul kararının noter onaylı örneği, c) Alacaklılara birer hafta arayla üç kere çağrının yapıldığı sicil gazeteleri" düzenlemesi yer almaktadır. Davacı şirket 06.08.2020 tarih, 2020/1 karar sayılı genel kurul kararı ile tasfiye haline girme kararı almıştır. Tasfiye kararı 12.08.2020 tarihli 10136 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir. Tasfiyeye ilişkin ilanlar yapıldıktan sonra tasfiyenin kapatılması için 20.02.2024 günü İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 21.02.2024 tarihli yazısı ile tasfiye sonu bilançocunun kabulüne dair genel kurul kararı sunulması, T.C Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün muvafakati veya son kati bilançonun tasdikine ilişkin verilecek kesinleşme şerhine havi mahkeme kararı ile birlikte terkin talebinde bulunulabileceği gerekçesi ile davacının tescil ve ilan başvurusunu reddetmiştir.
Davacı şirketin tasfiye kararı almakla birlikte; tasfiyenin kapanmasına ilişkin genel kurul kararı almadığı bu yolda mahkemeye başvurmadığı anlaşılmaktadır.Ticaret Sicil Müdürlüğüne tasfiye sonu bilançosunun tasdikine ilişkin genel kurulu alınmadığı ve sicile ibraz edilmediği anlaşılmakla sicilin tescil istemini reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili şirketin geçici 7 madde kapsamında olduğunu, haklı fesih koşullarını ileri sürse de; şirketin olağan tasfiyeye girdiği; haklı fesih koşullarının yöntemince şirket tüzel kişiliğine karşı açılabilecek fesih davasında incelenebileceği, bu davanın konusunu teşkil etmediği, Geçici 7.madde deki süreler dolduğundan elde ki davada bir inceleme yapılmayacağı gibi bu davanın konusunu teşkil etmediğinden istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile kalan 187,80-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/9639 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi