6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kararın kaldırılması | Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2477 E. 2023/4977 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tecdit üst limit ipoteği borcun yenilenmesi limit ipoteği üst sınır (limit) ipoteği taksitli ticari kredi cari hesap sözleşmesi ipotek limiti ihtar tebliği ipoteğin kaldırılması ipoteğin fekki ipoteğin paraya çevrilmesi ticari kredi cari hesap ipotek iş bölümü kefalet muvafakat genel kredi sözleşmesi yenileme vade kefil ihtar esastan ret kredi sözleşmesi terkin menfi tespit yükleten (shipper) vekalet ücreti teminat istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2017/633 E., 2021/632 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.09.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... ...'den davalı bankanın ipoteği bulunan üç taşınmazı satın aldığını, satın alma işlemi öncesi bankadan anılan şahsın kredi borcunun bulunmadığı yönünde bilgi aldığını, satışların Tapu Müdürlüğü'nce davalı bankaya bildirildiğini, ipoteklerin fekki için bankaya başvuran müvekkiline ipoteklerin kaldırıldığına ilişkin yazı verildiğini, ancak yurt dışında yaşayan müvekkilinin ipoteklerin fek edilip edilmediğini kontrol edemediğini, aradan dört yıl geçtikten sonra davalı bankanın müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, ipoteğin tesisinden sonra 25.01.2011 tarihinde dava dışı Can Süpermarket Vertıebs Gmbh unvanlı şirkete 300.000,00 Euro limitli kredi tahsis edildiğinin belirlendiğini, taşınmazı satın aldıktan sonra da müvekkiline bilgi verilmeden bu hesaptan sürekli şekilde yeni krediler kullandırıldığını, yine 09.10.2012 tarihinde aynı şirkete 180.000,00 Euro taksitli ticari kredi kullandırıldığını, müvekkilinin 300.000,00 Euroluk kredinin satın almadan sonra kullandırılan kısmı ile satın almadan sonra kefaletle kullandırılan 180.000,00 Euro tutarındaki borçtan sorumlu olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin 25.01.2011 tarihli 300.000,00 Euro limitli cari hesaba dayalı kullandırılan krediler ile 09.10.2012 tarihli 180.000 Euro bedlli taksitli ticari kredilerden dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu edilen taşınmazlar üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın taşınmazın satışı öncesi borçlunun borcu bulunmadığına ilişkin beyanı bulunmadığını, satın alınan taşınmazların satımına müvekkilinin muvafakat ettiğinin veya yapılan başvuru üzerine müvekkilinin ipoteğin kaldırılmasına onay verdiğinin yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davacının taşınmazı ipotek yüküyle birlikte devraldığını, kanunen davacıya ayrıca bir bildirimde bulunulmasına gerek olmadığını, müvekkili ile dava dışı borçlu Can Süpermarket Şirketi arasında 25.01.2011 tarihinde 300.00 Euro tutarında cari hesap sözleşmesi, 25.11.2011 tarihinde 180.000 Euro tutarında taksitli kredi sözleşmesi ve 09.10.2012 tarihinde 180.000 Euro tutarında taksitli kredi sözleşmesi imzalandığını, davacı beyanlarının aksine 09.10.2012 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinin yeni bir kredi sözleşmesi olmadığını, bu sözleşmenin imzalanması ile 25.01.2011 tarihli taksitli kredi sözleşmesinin feshedildiğini, aynı borç ilişkisi içerisinde sözleşmenin de tadil edildiğini, 2012 yılındaki bağımsız bölüm satışlarının kredi sözleşmesinin imzalanmasından 1 ay önce yapılmasına rağmen Ümraniye Tapu Müdürlüğünden müvekkili bankaya gönderilen bilgilendirme yazısının 01.11.2011 tarihinde ulaştığını, kredi sözleşmenin imzalandığı tarihte 5 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerin satıldığının müvekkil banka tarafından bilinmediğini, kredi ilişkisi kapsamında şirket yetkilisi ... ... tarafından 5, 6 ve 14 numaralı bağımsız bölümler üzerinde kredi borçlusunun doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere 500.000 Euro bedelli üst limit ipoteği tesis edildiğini, davacının iddialarının aksine, müvekkili şirket ile dava dışı Can Süpermarket arasında devam eden bir kredi ilişkisinin bulunduğunu, bankaca yeni veya başka borçlar için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her bir taşınmaz üzerinde 500.000 Euro bedelli 18.01.2011 tarihinde ipotek tesis edildiği, davacının ise 6 numaralı bağımsız bölümü 27.01.2011 tarihinde 5 ve 14 numaralı bağımsız bölümleri ise 14.09.2012 tarihinde ipotek yüklü olarak satın aldığı, ipotek senedinin incelenmesi sonucu dava dışı Can Süpermarketin yetkilisi olan yine dava dışı ... ... tarafından teminat olarak, dava dışı asıl kredi borçlusu Can Süpermarketin doğmuş ve doğacak alacaklarına karşılık 500.000 Euro bedelli 1. derece üst sınır ipoteği tesis edildiği, davacının da ipotekli olarak taşınmazları satın aldığı, ipotek tesisini bilmediği iddiasına itibar edilmediği, borç ödenmediğinden ipoteğin fekki şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin söz konusu ipoteklerden haberdar olmadığı şeklinde bir iddiasının bulunmadığını, kredi yapılandırma işleminin bir tür yenileme (tecdit) niteliğinde olduğunu, yenilemeyle birlikte eski kredi borcunun vade ve taksit miktarı gibi bütün modülleriyle birlikte sona erdiğini, ikinci ve yenilen kredi borcunun bütün bu modülleriyle birlikte yeni bir borç olarak ortaya çıkacağını, bu nedenle yeni krediler sebebiyle kefil ve ipotek verenlerin yeni kredi sözleşmelerine imzalarının ve muvafakatlerinin alınması gerektiğini, yeniden ipotek ve kefalet tesisi gerektiğini, kredi borcunun yapılandırılması halinde, yapılandırma/kredi sözleşmesini imzalamayan önceki kredi sözleşmesinin kefilinin yenilemeyle sona eren önceki borçtan sorumluluğun kalkacağını ve imzası bulunmayan yapılandırma kredisinden sorumlu tutulamayacağını, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerin, müvekkilinin taşınmazları satın almasından sonra davalı banka tarafından yeniden ve farklı faiz oranları ile yapılandırıldığını ve müvekkilinin onayının bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarına göre 09.10.2012 tarihli kredi sözleşmesinin yeni bir kredi sözleşmesi olmadığı, bu sözleşmenin imzalanması ile 25.01.2011 tarihli tarihli kredi sözleşmesinin feshedildiği ve aynı borç ilişkisi nedeniyle sözleşmenin tadil edildiği, son genel kredi sözlemesinin düzenlenmesinden önce 14.09.2012 tarihinde davacının 5 ve 14 nolu bağımsız bölümleri ipotekli olarak satın aldığı, ancak, satın alma tarihinden önce bankaya başvuruda bulunulmadığı, dava konusu ipoteğin kefilin sorumluluğu için verilmediği, şirket yetkilisine ait olan taşınmazların şirketin borçlarının teminatı olarak ipotek ettirildiği, bu nedenle borcun yenilenmesi halinde de eski borçlar kapsamında verilen ve şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturan ipoteğin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği, tesis edilen ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, borcun ipotek limiti içinde olduğu, ipotek tesis edilen taşınmazların bu niteliği bilinerek satın alındığı, ayni hak niteliğinde olan ve kredi borçlusunun genel kredi sözleşmesi kapsamında doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturan üst sınır ipoteğinin geçerli olduğu, ipotek kapsamında kullanılan borç tamamen ödenmeden ipoteğin terkinin istenemeyeceği, borcun ödendiğinin ileri sürülüp kanıtlanmadığı, takip öncesi ihtarın tebliğ edilmemesinin ipoteğin kaldırılması davası yönünden bir etkisinin bulunmadığı, tapu kaydındaki aleniyet gereği satın alınan taşınmazın ipotekli olduğunun herkesçe bilinebileceği, esasen böyle bir bilgisizliğin ipoteğin geçerliliğine etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip nedeniyle ipotek borçlusunun borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/2477 E.  ,  2023/4977 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1666 Esas, 2022/77 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/633 E., 2021/632 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.09.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... ...'den davalı bankanın ipoteği bulunan üç taşınmazı satın aldığını, satın alma işlemi öncesi bankadan anılan şahsın kredi borcunun bulunmadığı yönünde bilgi aldığını, satışların Tapu Müdürlüğü'nce davalı bankaya bildirildiğini, ipoteklerin fekki için bankaya başvuran müvekkiline ipoteklerin kaldırıldığına ilişkin yazı verildiğini, ancak yurt dışında yaşayan müvekkilinin ipoteklerin fek edilip edilmediğini kontrol edemediğini, aradan dört yıl geçtikten sonra davalı bankanın müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, ipoteğin tesisinden sonra 25.01.2011 tarihinde dava dışı Can Süpermarket Vertıebs Gmbh unvanlı şirkete 300.000,00 Euro limitli kredi tahsis edildiğinin belirlendiğini, taşınmazı satın aldıktan sonra da müvekkiline bilgi verilmeden bu hesaptan sürekli şekilde yeni krediler kullandırıldığını, yine 09.10.2012 tarihinde aynı şirkete 180.000,00 Euro taksitli ticari kredi kullandırıldığını, müvekkilinin 300.000,00 Euroluk kredinin satın almadan sonra kullandırılan kısmı ile satın almadan sonra kefaletle kullandırılan 180.000,00 Euro tutarındaki borçtan sorumlu olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin 25.01.2011 tarihli 300.000,00 Euro limitli cari hesaba dayalı kullandırılan krediler ile 09.10.2012 tarihli 180.000 Euro bedlli taksitli ticari kredilerden dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu edilen taşınmazlar üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın taşınmazın satışı öncesi borçlunun borcu bulunmadığına ilişkin beyanı bulunmadığını, satın alınan taşınmazların satımına müvekkilinin muvafakat ettiğinin veya yapılan başvuru üzerine müvekkilinin ipoteğin kaldırılmasına onay verdiğinin yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davacının taşınmazı ipotek yüküyle birlikte devraldığını, kanunen davacıya ayrıca bir bildirimde bulunulmasına gerek olmadığını, müvekkili ile dava dışı borçlu Can Süpermarket Şirketi arasında 25.01.2011 tarihinde 300.00 Euro tutarında cari hesap sözleşmesi, 25.11.2011 tarihinde 180.000 Euro tutarında taksitli kredi sözleşmesi ve 09.10.2012 tarihinde 180.000 Euro tutarında taksitli kredi sözleşmesi imzalandığını, davacı beyanlarının aksine 09.10.2012 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinin yeni bir kredi sözleşmesi olmadığını, bu sözleşmenin imzalanması ile 25.01.2011 tarihli taksitli kredi sözleşmesinin feshedildiğini, aynı borç ilişkisi içerisinde sözleşmenin de tadil edildiğini, 2012 yılındaki bağımsız bölüm satışlarının kredi sözleşmesinin imzalanmasından 1 ay önce yapılmasına rağmen Ümraniye Tapu Müdürlüğünden müvekkili bankaya gönderilen bilgilendirme yazısının 01.11.2011 tarihinde ulaştığını, kredi sözleşmenin imzalandığı tarihte 5 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerin satıldığının müvekkil banka tarafından bilinmediğini, kredi ilişkisi kapsamında şirket yetkilisi ...

... tarafından 5, 6 ve 14 numaralı bağımsız bölümler üzerinde kredi borçlusunun doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere 500.000 Euro bedelli üst limit ipoteği tesis edildiğini, davacının iddialarının aksine, müvekkili şirket ile dava dışı Can Süpermarket arasında devam eden bir kredi ilişkisinin bulunduğunu, bankaca yeni veya başka borçlar için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her bir taşınmaz üzerinde 500.000 Euro bedelli 18.01.2011 tarihinde ipotek tesis edildiği, davacının ise 6 numaralı bağımsız bölümü 27.01.2011 tarihinde 5 ve 14 numaralı bağımsız bölümleri ise 14.09.2012 tarihinde ipotek yüklü olarak satın aldığı, ipotek senedinin incelenmesi sonucu dava dışı Can Süpermarketin yetkilisi olan yine dava dışı ... ... tarafından teminat olarak, dava dışı asıl kredi borçlusu Can Süpermarketin doğmuş ve doğacak alacaklarına karşılık 500.000 Euro bedelli 1. derece üst sınır ipoteği tesis edildiği, davacının da ipotekli olarak taşınmazları satın aldığı, ipotek tesisini bilmediği iddiasına itibar edilmediği, borç ödenmediğinden ipoteğin fekki şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin söz konusu ipoteklerden haberdar olmadığı şeklinde bir iddiasının bulunmadığını, kredi yapılandırma işleminin bir tür yenileme (tecdit) niteliğinde olduğunu, yenilemeyle birlikte eski kredi borcunun vade ve taksit miktarı gibi bütün modülleriyle birlikte sona erdiğini, ikinci ve yenilen kredi borcunun bütün bu modülleriyle birlikte yeni bir borç olarak ortaya çıkacağını, bu nedenle yeni krediler sebebiyle kefil ve ipotek verenlerin yeni kredi sözleşmelerine imzalarının ve muvafakatlerinin alınması gerektiğini, yeniden ipotek ve kefalet tesisi gerektiğini, kredi borcunun yapılandırılması halinde, yapılandırma/kredi sözleşmesini imzalamayan önceki kredi sözleşmesinin kefilinin yenilemeyle sona eren önceki borçtan sorumluluğun kalkacağını ve imzası bulunmayan yapılandırma kredisinden sorumlu tutulamayacağını, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerin, müvekkilinin taşınmazları satın almasından sonra davalı banka tarafından yeniden ve farklı faiz oranları ile yapılandırıldığını ve müvekkilinin onayının bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarına göre 09.10.2012 tarihli kredi sözleşmesinin yeni bir kredi sözleşmesi olmadığı, bu sözleşmenin imzalanması ile 25.01.2011 tarihli tarihli kredi sözleşmesinin feshedildiği ve aynı borç ilişkisi nedeniyle sözleşmenin tadil edildiği, son genel kredi sözlemesinin düzenlenmesinden önce 14.09.2012 tarihinde davacının 5 ve 14 nolu bağımsız bölümleri ipotekli olarak satın aldığı, ancak, satın alma tarihinden önce bankaya başvuruda bulunulmadığı, dava konusu ipoteğin kefilin sorumluluğu için verilmediği, şirket yetkilisine ait olan taşınmazların şirketin borçlarının teminatı olarak ipotek ettirildiği, bu nedenle borcun yenilenmesi halinde de eski borçlar kapsamında verilen ve şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturan ipoteğin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği, tesis edilen ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, borcun ipotek limiti içinde olduğu, ipotek tesis edilen taşınmazların bu niteliği bilinerek satın alındığı, ayni hak niteliğinde olan ve kredi borçlusunun genel kredi sözleşmesi kapsamında doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturan üst sınır ipoteğinin geçerli olduğu, ipotek kapsamında kullanılan borç tamamen ödenmeden ipoteğin terkinin istenemeyeceği, borcun ödendiğinin ileri sürülüp kanıtlanmadığı, takip öncesi ihtarın tebliğ edilmemesinin ipoteğin kaldırılması davası yönünden bir etkisinin bulunmadığı, tapu kaydındaki aleniyet gereği satın alınan taşınmazın ipotekli olduğunun herkesçe bilinebileceği, esasen böyle bir bilgisizliğin ipoteğin geçerliliğine etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip nedeniyle ipotek borçlusunun borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/960715600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.