6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tapuda yazılı yüz ölçümü üzerinden satımda satıcı yüz ölçümü eksikliğinden sorumlu tutulamaz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3008 E. 2023/5356 K. · · İlk derece: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Tapuda yazılı yüz ölçümü üzerinden yapılan taşınmaz satımında satıcı, yüz ölçümü eksikliğinden doğan zarardan -bu yükümlülüğü açıkça üstlenmedikçe- TBK 244 uyarınca sorumlu değildir; tapu sicilinin aleniyeti nedeniyle alıcı taşınmaza ilişkin durumu kadastral kayıtlardan öğrenebilecek konumdadır.

Ele alınan sorunlar

Tapuda bildirilen yüz ölçümü üzerinden satımda yüz ölçümü eksikliğinden sorumluluk → ret

İddia: Davacı, ayıbın gizli nitelikte olduğunu, ihbarın süresinde yapıldığını, işgalin taşınmazın değerini düşürdüğünü ve bu nedenle borçlu olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Alıcı taşınmazı tapu senedinde bildirilen yüz ölçümü üzerinden satın almışsa, satıcı TBK 244 uyarınca yüz ölçümünün eksik olmasından doğan tazminat yükümlülüğünü ancak açıkça üstlenmişse sorumlu olur; aksi halde sorumlu tutulamaz. Tapu sicilinin aleniyeti prensibi gereği sicilden önce mevcut kadastro ve kayıt belgeleri de ilgililer için aleniyet taşır; tecavüz bulunup bulunmadığı kadastral kayıtlarda gerektiğinde ölçü de yapılarak tespit edilebilir. Bu nedenle davacının borçlu olmadığının tespiti istemi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Tapuda bildirilen yüz ölçümü üzerinden yapılan satımda satıcının sorumluluğunun sınırı yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit ayıptan sorumluluk yüz ölçümü eksikliği tapu sicilinin aleniyeti

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 244

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3008 E.  ,  2023/5356 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2140 Esas, 2022/408 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/387 E., 2018/982 K.

BİRLEŞEN DAVA

İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/133 E.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada menfi tespit talepli davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.09.2023 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in davalıdan, tapu kayıtları sunulan taşınmazları satın aldığını, satış bedelinin 3.200.000,00 TL'sinin peşin ödendiğini, bakiye 900.000,00 TL satış bedeline karşılık olarak müvekkili ...'in keşide ettiği 650.000,00 TL ve 250.000,00 TL bedelli iki adet çek verildiğini, müvekkillerinden ...'in, satın aldığı taşınmazlar üzerinde inşaat yaptırmak istediğini, bunun için ölçümler yaptırdığını, bu süreçte, taşınmazların bir kısım komşu parsel malikleri tarafından işgal edildiğinin tespit edildiğini, satılanın ayıplı olduğunu ileri sürerek taşınmazların değerinde işgal nedeniyle meydana gelen değer düşüklüğünün tespiti ile bu miktarda davacının borçlu olmadığının tespitine, davalıya verilen 650.000,00 TL bedelli çekin, bakiye 440.000,00 TL tutarındaki kısmının iptaline, iptal edilecek çekin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul 27. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/116 E. sayılı dosyasında 650.000,00 TL'lik çekin ödenmeyen kısmı yönünden dava ikame edildiğini, davalının ihtiyati haciz kararı alarak ardından da icra takibine geçtiğini belirterek bu kez müvekkillerinin aynı sözleşme kapsamında davalıya verilen 30/04/2014 keşide tarihli Z5867098 çek numaralı ve 255.000,00 TL meblağlı Akbank ... Şubesine ait çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile çekin iptaline,çekin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili ıslah dilekçesiyle; 650.000,00 TL'lik çekin bakiyesi 440.000,00 TL'nin de dava açıldıktan sonra ödendiğini beyanla ödenen paradan taşınmazın değerinden düşülecek kısma isabet edenin, ödeme tarihi itibariyle faizi ile davalıdan tahsiline, ayrıca taşınmaz ile ilgili son ödeme olan 250.00,00 TL meblağlı çek yerine 5.000,00 TL faiz eklenerek, 30.04.2014 tarihli 255.000,00 TL meblağlı çek verilmiş olmakla, 255.000,00 TL tutarlı çekin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tapu senedinde bildirilen yüz ölçümü üzerinden taşınmazları satın aldığını ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 244 üncü madde de bildirilen şekilde satıcının taşınmazların yüz ölçümünün eksik olmasından dolayı tazminat yükümlülüğü üstlenmediğini, tapu sicilinin aleniyeti prensibi kabul edilmiş olup bu sicillerden önce mevcut olan kadastro ve kayıt belgeleri de ilgililer için aleniyet taşıdığını, tecavüz durumunun bulunup bulunmadığının kadastral kayıtlarda gerektiğinde ölçü de yapılarak tespit edilebileceğini belirterek davaların reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ayıbın gizli nitelikte olduğunu ve ihbarın süresinde yapıldığını, ayıp bildiriminin tanık dahil her türlü delil ile ispatının mümkün olduğunu, işgalin taşınmazın değerini düşürdüğünü, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Davalı yanca satılan taşınmazın satışından sonra, taşınmazların ayıplı olduğu iddiası ile satış bedelin düşürülmesi ve bundan dolayı davalıya verilen bakiye ödenmemiş çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/960709900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2140 E. 2022/408 K.

Taşınmaz satışında komşu parsel tecavüzünün ayıp olarak ileri sürülemeyeceği

Gerekçe özeti

Taşınmaz satışında, satış sözleşmesinde yüzölçümü belirtilmemiş ve satıcı yüzölçümünü özel olarak üstlenmemişse, alıcının tapu senedinde bildirilen yüzölçümü üzerinden ve taşınmazın zemindeki halihazır durumuna razı olarak satın aldığı hâllerde, komşu parsellerin fiili tecavüzü nedeniyle sonradan ileri sürülen değer düşüklüğü iddiası TBK m.244 kapsamında ayıp olarak kabul edilmez; bu tür tecavüz durumu kadastral kayıtlarla her zaman tespit edilebilecek nitelikte olup satış anında bilinebilir kabul edilir.

Emsal değeri

Taşınmaz satışlarında komşu parsellerin fiili tecavüzünün, satış sözleşmesinde yüzölçümü taahhüdü bulunmadığı ve alıcı taşınmazın mevcut durumunu bilerek satın aldığı hâllerde TBK m.244 kapsamında ayıp sayılamayacağına ilişkin özgün değerlendirme içermesi nedeniyle bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: ayıp iddiası yüzölçümü eksikliği fiili tecavüz menfi tespit çekin iptali ve istirdadı tapu sicilinin aleniyeti

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA N 2019/2140

KARAR NO 2022/408

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/11/2018

NUMARASI 2017/387 Esas 2018/982 Karar

BİRLEŞEN DAVA

İSTANBUL 34.ATM'nin 2014/133 ESAS 2014/41- KARAR

ASIL VE BİRLEŞEN DAVA Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/03/2022

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacılar vekili; müvekkili ...'in davalıdan, tapu kayıtları sunulan taşınmazları satın aldığını, satış bedelinin 3.200.000-TL'sinin peşin ödendiğini, bakiye 900.000-TL satış bedeline karşılık olarak müvekkili ...'in keşide ettiği 650.000-TL ve 250.000-TL bedelli iki adet çek verildiğini, müvekkillerinden ...'in, satın aldığı taşınmazlar üzerinde inşaat yaptırmak istediğini, bunun için ölçümler yaptırdığını, bu süreçte, taşınmazların bir kısım komşu parsel malikleri tarafından işgal edildiğinin tespit edildiğini, durumun davalıya bildirildiğini, işgal edilen arsa miktarı ölçüsünde satış bedelinden indirim yapılması talep edildiğini, ancak davalının buna yanaşmadığını, sattığı malın ayıplı olmasına rağmen aldığı çekleri de iade etmediğini belirterek taşınmazların değerinde işgal nedeniyle meydana gelen değer düşüklüğünün tespiti ile, bu miktarda davacının borçlu olmadığının tespitine, davalıya verilen 650.000-TL bedelli çekin, bakiye 440.000-TL tutarındaki kısmının iptaline, iptal edilecek çekin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA; İstanbul 27. ATMnin 2014/116 esas sayılı dosyasında 650.000-TL'lik çekin ödenmeyen kısmı yönünden dava ikame edildiğini, davalının ihtiyati haciz kararı alarak ardından da icra takibine geçtiğini belirterek bu kez müvekkillerinin aynı sözleşme kapsamında davalıya verilen 30/04/2014 keşide tarihli ... çek numaralı ve 255.000-TL meblağlı ... Cevahir Şubesine ait çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile çekin iptaline,çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

ISLAH

Davacılar vekili ıslah dilekçesiyle; 650.000-TL'lik çek'in bakiyesi 440.000 TL'nin de dava açıldıktan sonra ödendiğini beyanla, ödenen paradan taşınmazın değerinden düşülecek kısma isabet edenin, ödeme tarihi itibariyle faizi ile davalıdan tahsiline, ayrıca taşınmaz ile ilgili son ödeme olan 250.000-TL meblağlı çek yerine 5.000- TL faiz eklenerek, 30/04/2014 tarihli 255.000 -TL meblağlı çek verilmiş olmakla, 255.000- TL tutarlı çekin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP

Davalı vekili ; davacıların ilk açılan dava devam ederken, aynı konuda ve ayıba dayanılarak ikinci bir dava açtığını, İstanbul 34. ATM nin 2014/133 esas sayılı dosyadan açılan ve huzurdaki dava ile birleşen davaya karşı derdestlik itirazında bulunduklarını, satış konusu dairelerde herhangi bir ayıbın söz konusu olmadığını, satış esnasında, satış konusu dairelerin kat mülkiyeti ve iskanının olmadığının bizzat davacılar tarafindan bilindiği, mevcut duruma göre satış bedelinin belirlendiğini ve satın alındığını, tapuda alenilik ilkesi gereğince ve tapu kayıtları ve hatta mahkemeye ibraz ettikleri tapu suretlerinde dahi taşınmazın kat mülkiyetli olmadığı ve kat irtifaklı olduğunun açıkça görüldüğünü, bu aşamadan sonra davacıların ikinci el olarak,hatta banka kredi kullanmak suretiyle satın aldıkları işbu dairelerden dolayı, bakiye ödeme günü geldiğinde tamamen haksız bir şekilde talepde bulunduklarını,satışa konu taşınmazların mevcut iki adet dubleks daire olduğu ve satış sözleşmesinin hiçbir yerinde davacıların işbu taşınmaz üzerinde yeni bina yapacaklarına yönelik bir hüküm ve müvekkilinin taahhüdünün bulunmadığını, davacıların ayıp olarak beyan ettikleri ve bedelde indirim talep ettikleri hususların hiçbirinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği gibi taşınmazın bir kısmının çevredekiler tarafından işgalli olsa dahi işgalcilere karşı fuzuli işgal ve ecrimisil davaları açmak suretiyle bu haksız müdahaleyi sona erdirme hakkının bulunduğunu, davacıların davayı da para borcunu ödemeyi geciktirmek amacıyla açtıklarını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacıların 22/05/2013 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi ve akabinde TBK 237 maddeye uygun 27/05/2013 tarihli resmi şekilde yapılan tapu devrinden sonra taşınmazlara komşu parsellerden tecavüz olduğu gerekçesi ile ayıp iddiasında bulundukları, gayrimenkul satış sözleşmesinde taşınmazların yüz ölçümü tutarlarının bildirilmediği, davacının tapu senedinde bildirilen yüz ölçümü üzerinden taşınmazları satın aldığı ve TBK 244 madde de bildirilen şekilde satıcının taşınmazların yüz ölçümünün eksik olmasından dolayı tazminat yükümlülüğü üstlenmediği, TMK 'da tapu sicilin aleniyeti prensibi kabul edilmiş olup bu sicillerden önce mevcut olan kadastro ve kayıt belgeleri de ilgililer için aleniyet taşıdığı,tecavüz durumunun bulunup bulunmadığının kadastral kayıtlarda gerektiğinde ölçü de yapılarak tespit edilebileceği, taşınmazların bağımsız bölümlerinin kat iftiraklı olduğu,iskan alınmadığı, kat mülkiyetine geçilmediği hususunun da davacılar tarafından açıkça bilindiği, satış sırasında taşınmazın mevcut durumunu bilen davacının satıştan 7 ay sonra taşınmaza komşu parsellerden tecavüz iddiası ileri sürmesinin haklı ve yasal olmadığı, ileri sürülen ayıbın yapının ayıplı olmasından değil, satım anında tespit edilebilecek komşu parsel tecavüzü sebebiyle olduğu, o halde davacının arsa değil daire satın aldığı, hayatın olağan akışına ve mevcut yasal düzenlemelere göre davacının taşınmazı satın alırken tüm incelemeleri yaptığının kabulü gerektiği,davacının davalı tarafından yanıltıldığı iddialarının sabit olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili; dava konusu ayıbın gizli nitelikte olduğunu ve ihbarın süresinde yapıldığını, ayıp bildiriminin tanık dahil her türlü delil ile ispatının mümkün olduğunu, bilirkişilerin hesaplama yapıp takdiri mahkemeye bırakmaları gerekirken hukuki görüş bildirmelerinin yerinde olmadığını, davalının iddialarının kendi içinde tutarlı olmadığını, müvekkilinin 741,86 m2 arsası olan taşınmaz satın aldığını, çünkü yeni yaptıracağı binanın inşaat alanının m2 ile oranlanarak bulunacağını, taşınmazdaki işgalin en büyüğünün bina ile yapılması nedeniyle işgalin sona erdirilmesinin mümkün olmadığını, bu işgalin taşınmazın değerini düşürdüğünü, kaldı ki taraflarca bu hususta mutabakata varıldığını, davalının çeki getirmeyi kabul etmesine rağmen sonradan vazgeçtiğini, çeki yazdırarak takip başlattığını, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacılardan ...nın davalıdan 741,86 m2 yüzölçümlü arsa üzerinde bulunan dubleks mesken niteliğinde taşınmaz satın aldığı, bunun karşılığında nakit ödenen bedel dışında davalıya diğer davacısının keşidecisi olduğu 650.000-TL ve 255.000-TL bedelli çeklerin verildiği, davacıların 22/05/2013 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi ve akabinde TBK m.237 maddeye uygun 27/05/2013 tarihli resmi şekilde yapılan tapu devrinden sonra taşınmazın komşu parsellerden dolayı tacavüzlü olduğunu tespit ettikleri gerekçesi ile ayıp iddiasında bulundukları anlaşılmaktadır. Davacı ...'in keşidecisi olduğu asıl ve birleşen davaya konu edilen senetlerin, davacı ... ile davalı arasındaki taşınmaz satışı nedeniyle davalıya teslim edildiği, davacı ...

tarafından davacıya yapılan ödemenin miktarı ihtilaf dışı olup; taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz üzerinde komşu parsellerin fiili tecavüzünün bulunmasının ayıp olarak ileri sürülüp sürülemeyeceği, bu durum nedeniyle taşınmazın değerinde azalma meydana gelip gelmediği, davacı ...'in bahse konu çekler nedeniyle davalıya borcunun bulunup bulunmadığı, ödenen çek bedellerinin iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. TBK'nın 244. maddesi gereğince, aksine sözleşme olmadıkça, satılan taşınmaz, satış sözleşmesinde yazılı yüzölçümü tutarını kapsamıyorsa satıcı, eksiği için alıcıya tazminat ödemekle yükümlüdür (f.1). Satılan taşınmaz, resmî bir ölçüme dayanılarak tapu siciline yazılmış olan yüzölçümü tutarını içermiyorsa satıcı, özellikle üstlenmiş olmadıkça tazminat ile yükümlü değildir (f.2).

Somut olayda, taraflar arasındaki 22/05/2013 tarihli sözleşmede taşınmazla ilgili yüzölçümü belirtilmediği, davacı ...'nın davalı tarafından tapu senedinde bildirilen yüz ölçümü üzerinden taşınmazları satın aldığı, davalının taşınmazdaki yüz ölçümünü özel olarak üstlendiğine dair bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının taşınmazı zemindeki halihazırdaki durumuna razı olarak satın almış olup, komşu parsellerin fiili tecavüz niteliğindeki işgali dışında yüz ölçüm miktarı yönüyle bir düşüklük iddia edilmemektedir. Taşımazdaki fiili tecavüz durumunun bulunup bulunulmadığı kadastral kayıtlarla tespit edilmesi her zaman mümkündür. Taşınmazların bağımsız bölümlerinin kat iftiraklı olduğu taşınmazda iskan alınmadığı, kat mülkiyetine geçilmediği hususunun da davacılar tarafından açıkça bilindiği anlaşıldığından satış sırasında taşınmazın mevcut durumunu bilen ve taşınmazı buna göre satın alan davacının satıştan 7 ay sonra taşınmaza komşu parsellerden tecavüz iddiasını ileri sürerek açtığı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl davada alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL nin mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, Birleşen davada alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TLnin mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

17/03/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.