Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/269 E. 2023/4329 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takibin kesinleşmesi↗ ticari defter incelemesi↗ tahrifat↗ mücerretlik↗ kesin delil↗ teminat senedi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ menfi tespit davası↗ lehtar↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ uyuşmazlık konusu↗ bono↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ görevsizlik kararı↗ esastan ret↗ haciz↗ iflas↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/13 E., 2021/278 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe konu bononun ticari bir işin teminatı olarak verildiğini, bononun tanziminden 1 hafta-10 gün sonra müvekkilinin bir suçtan dolayı ceza evine girmesi ile planlanan ticari işin gerçekleştirilemediğini, ceza evinde bulunduğu esnada takibin kesinleştirildiğini, bononun teminat senedi olduğunu ve müvekkilinin de imzasının bulunduğunu, davalının bonoda lehtar gözüken şirketin yetkilisi olduğunu, ticari faaliyet gerçekleştirilmediğinden teminatın konusu kalmadığını ileri sürerek icra dosyasında borçlu bulunmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; senedin teminat senedi olarak kabul edilebilmesi için açıkça neyin teminatı olarak verildiğinin yazılması gerektiğini, böyle bir ibarenin senet üzerinde bulunmadığını, senedin teminat senedi değil bir borç senedi olduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticari iş planlamasının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin teminat senedi olarak verildiğine dair senet üzerinde herhangi bir ibarenin bulunmadığı, üzeri karalanan kısmın üzerinin okunmasının mümkün olmadığı, söz konusu senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir belgenin de ibraz edilmediği, senedin borç senedi niteliğinde olduğu, bu nedenle davacının iddiasının subut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, "senedin arka yüzünde üstü karalanmış okunamayan bir ibarenin bulunduğu" hususunun mahkemece kabul edildiğini, okunamayan ve senet üzerinde bulunan ibarenin uzman bilirkişilerden sorularak okunmasının temin edilebileceğini, bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırmadan eksik inceleme ile ve davalının yetkilisi olduğu lehtar şirketin ticari defterlerinin incelemeden karar verilmesinin yasal olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davaya konu senedin teminat senedi olarak verildiğini iddia ettiği, bu sebeple ispat yükünün kendisinde olduğu, senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğini tahrif edildiğini kesin delil ile ispatlaması gerektiği, bu nitelikte bir delilin davacı tarafça sunulmadığı, senetteki imzanın kabul edilmesi karşısında senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunun tespitine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığı gibi davalı defterleri üzerinde de inceleme yapılmasının senedin mücerretliği karşısında sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu icra takibinden ve takibin dayanağı bonodan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun, 1 inci maddesi ile 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) ve 371 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bentleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi.
3.2004 Sayılı İcra İflas Kanunu' nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, menfi tespit davası olup davacı eldeki davayla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takip ve bu takibe konu bonodan borçlu olmadığının tespitini istemiştir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. 6100 sayılı Kanun' un 1 inci maddesinde mahkemelerin görevlerinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu hükme bağlanmıştır. Mahkemenin görevli olması, aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince dava şartı olup, mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması gereken bir husustur.
Somut olayda, Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince mahkemenin görevli olup olmadığı hususu tartışılmadan başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun' un 371 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde dava şartlarına aykırılık bulunması halinde Yargıtay' ın temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozacağı düzenlenmiştir. O halde, İlk Derece Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasa girilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/269 E. , 2023/4329 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1485 Esas, 2021/1447 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/13 E., 2021/278 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe konu bononun ticari bir işin teminatı olarak verildiğini, bononun tanziminden 1 hafta-10 gün sonra müvekkilinin bir suçtan dolayı ceza evine girmesi ile planlanan ticari işin gerçekleştirilemediğini, ceza evinde bulunduğu esnada takibin kesinleştirildiğini, bononun teminat senedi olduğunu ve müvekkilinin de imzasının bulunduğunu, davalının bonoda lehtar gözüken şirketin yetkilisi olduğunu, ticari faaliyet gerçekleştirilmediğinden teminatın konusu kalmadığını ileri sürerek icra dosyasında borçlu bulunmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; senedin teminat senedi olarak kabul edilebilmesi için açıkça neyin teminatı olarak verildiğinin yazılması gerektiğini, böyle bir ibarenin senet üzerinde bulunmadığını, senedin teminat senedi değil bir borç senedi olduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticari iş planlamasının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin teminat senedi olarak verildiğine dair senet üzerinde herhangi bir ibarenin bulunmadığı, üzeri karalanan kısmın üzerinin okunmasının mümkün olmadığı, söz konusu senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir belgenin de ibraz edilmediği, senedin borç senedi niteliğinde olduğu, bu nedenle davacının iddiasının subut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, "senedin arka yüzünde üstü karalanmış okunamayan bir ibarenin bulunduğu" hususunun mahkemece kabul edildiğini, okunamayan ve senet üzerinde bulunan ibarenin uzman bilirkişilerden sorularak okunmasının temin edilebileceğini, bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırmadan eksik inceleme ile ve davalının yetkilisi olduğu lehtar şirketin ticari defterlerinin incelemeden karar verilmesinin yasal olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davaya konu senedin teminat senedi olarak verildiğini iddia ettiği, bu sebeple ispat yükünün kendisinde olduğu, senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğini tahrif edildiğini kesin delil ile ispatlaması gerektiği, bu nitelikte bir delilin davacı tarafça sunulmadığı, senetteki imzanın kabul edilmesi karşısında senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunun tespitine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığı gibi davalı defterleri üzerinde de inceleme yapılmasının senedin mücerretliği karşısında sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu icra takibinden ve takibin dayanağı bonodan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun, 1 inci maddesi ile 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) ve 371 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bentleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi.
3.2004 Sayılı İcra İflas Kanunu' nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, menfi tespit davası olup davacı eldeki davayla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takip ve bu takibe konu bonodan borçlu olmadığının tespitini istemiştir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. 6100 sayılı Kanun' un 1 inci maddesinde mahkemelerin görevlerinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu hükme bağlanmıştır. Mahkemenin görevli olması, aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince dava şartı olup, mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması gereken bir husustur.
Somut olayda, Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince mahkemenin görevli olup olmadığı hususu tartışılmadan başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun' un 371 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde dava şartlarına aykırılık bulunması halinde Yargıtay' ın temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozacağı düzenlenmiştir. O halde, İlk Derece Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasa girilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/956332200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz