Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9219 E. 2023/4112 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı güven↗ asgari alım taahhüdü↗ ifaya ekli ceza↗ ceza koşulu↗ hakkaniyet indirimi↗ alım taahhüdü↗ tenkis↗ kar mahrumiyeti↗ mahrum kalınan kâr↗ sözleşmenin ihlali↗ ihtirazi kayıt↗ bedel iadesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ usuli kazanılmış hak↗ kâr mahrumiyeti↗ teminat mektubu↗ bayilik sözleşmesi↗ münhasırlık↗ sözleşmeye aykırılık↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ reeskont faizi↗ kazanılmış hak↗ mahsup↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ protokol↗ istirdat↗ ihtar↗ ıslah↗ taahhütname↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2015/30 E., 2018/1103 K.
BİRLEŞEN DAVA :İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/465 E.
Taraflar arasındaki asıl alacak, birleşen menfi tespit, istirdat ve tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davalı birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında 16.11.2009 tarihli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalı tarafın işletmeciliği kendisinde bulunan gayrimenkul üzerine kurulu akaryakıt istasyonunda münhasıran davacıdan ve davacının belirleyeceği yerden satın alacağı akaryakıt petrol müştaklarını, madeni yağlar ile diğer malları evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi ve reklamını yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı bayinin sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana sözleşmenin 2 nci maddesinde kararlaştırılan akaryakıt ve madeni yağ alımına ilişkin yıllık tonaj taahhüdünü yerine getirmediğini, mal bedellerini ödemediğini, davalı şirketin sözleşmeyi ihlal etmesi nedeniyle davacının cezai şart alacağı ile kar mahrumiyeti alacağı doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında 16.11.2009 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından keşide edilen 16.05.2014 tarihli ihtarname ile söz konusu sözleşmenin 16.11.2014 tarihinde sona ereceği, ticari koşullarda uzlaşmamaları halinde yeni bir sözleşme yapmayacaklarını bildirdiğini, bunun üzerine davalının 08.12.2014 tarihli ihtarname ile müvekkili şirketten eksik alınan ürün nedeniyle 116.400,00 USD cezai şartın ödenmesini talep ettiğini, ardından 29.12.2004 tarihinde müvekkilinin sözleşme şartlarına uymadığını belirterek 120.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakte çevrilmesini talep ettiğini, davalının teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağından bakiye kaldığını iddia ederek 08.12.2014 tarihli ihtarname keşide ettiğini ileri sürerek davacıların davalıya "ceza-i tazminat" alacağı iddiası bakımından 116.400,00 USD borçlu olmadıklarının tespitine, davalı tarafından haksız bir biçimde nakde çevrilen kesin teminat mektubu bedeli olan 120.000,00 TL'nin nakde çevrildiği 29.12.2014 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL kâr mahrumiyetinden kaynaklanan tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen dosya cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirket ile davalı şirket arasında 16.11.2009 tarihinde "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmeye göre davalı şirketin sahibi olduğu taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunda davacının üretimi olan petrol mahsullerini evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 7 nci maddesinde "Bayi adayı, ... her sene için ayrı ayrı en az 1.500.00 m3 beyaz akaryakıt türü ürünleri ile 1 ton madeni yağ satın alacağını ve bu taahhüdünü akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesinde de aynen tekrar edeceğini kabul ve taahhüt eder. Yapmış olduğu taahhütlerini yerine getirmez ise akaryakıtta ton başına 50,00 USD, madeni yağda 300,00 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün mevcut olduğu, sözleşmenin bu hükmüne göre davalının taahhüt ettiği ürünleri satın almaması durumunda cezai şart ödemeyi açıkça kabul ettiği, ancak davalının bu taahhütlerinin yıllar itibariyle belirlenen miktarlarda alınmayarak yerine getirilmediği, bu nedenle davacı tarafından davalıya ihtarnameler ile bildirimde bulunulduğu, davacının haklarını saklı tuttuğu, aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 117.500,00 USD cezai şart isteminde bulunabileceği, bu cezai şartın TL değerinin 282.121,37 TL olarak belirlendiği, davacı tarafça davalının teminat mektuplarının paraya çevrildiği ve bu teminat mektuplarından 120.000,00 TL'nin cezai şart alacağına mahsuben tahsil edildiği, davacı tarafça yapılan bu tahsilat düşüldüğünde davacının davalıdan 162.121,37 TL daha eksik ürün alımına bağlı cezai şart isteyebileceği, ancak bu şekildeki bir cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına sebep olabileceği, davalının ödeyebileceği cezai şart bedelinin bilirkişiler tarafından 100.665,49 TL olacağının hesap edildiği, davacı tarafça ise dava dilekçesinde 10.000,00 TL cezai şart isteminde bulunulduğu, davasını da ıslah ile arttırmadığı, bu itibarla davacının talep edebileceği cezai şart miktarı ile talep ettiği cezai şart miktarı gözönüne alındığında, davacının talep ettiği cezai şartta hakkaniyet indirimi yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihi olan 12.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden ise birleşen dosya davacısı şirket tarafından taraflar arasında imzalanan 16.11.2009 tarihli "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" gereği alım taahhüdünde bulunulduğu ve sözleşmeye göre satın almayı taahhüt ettiği miktarda akaryakıtı satın almadığı, imzalanan sözleşmenin 7 nci maddesi ile de cezai şart ödemeyi kabul ettiği gerekçesiyle davacının davalı Turkuaz Petrol Ürünleri A.Ş.'ne cezai şart bedeli ile borçlu olduğu, bu nedenle nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl davalı - birleşen davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davalı birleşen davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin ödeyebileceği cezai şart miktarının 100.665,49 TL olarak tespit edildiği ve davacının raporlara itiraz etmemesi nedeniyle kesinleştiği, 100.665,49 TL cezai şart borcundan, nakde çevrilen 120.000,00 TL miktarlı teminat mektubu tenzil edildiğinde davacının 16.334,51 TL fazla tahsilatı olduğunun anlaşılmasına rağmen davanın reddedilmesi gerekirken kabul edildiği, asıl davacı şirket müvekkiline rutin olarak her yıl başlamadan önce ihtarname çekmiş ise de, sözleşmenin feshedilmeyip mal verilmeye devam edilmesi nedeniyle cezai şartın talep edilmeyeceği yönünde haklı güven oluşturulduğu, birleşen dava yönünden, davalının keşide ettiği ihtarnamelerle 116.400,00 USD cezai şart talep edildiği, dava tarihi itibarıyla TL karşılığının 273.400,00 TL olduğu, bu nedenle menfi tespit davasının 273.400,00 TL üzerinden açıldığı, davalı tarafından bu alacağın 120.000,00 TL'si tahsil edildiğine göre, bildirilen cezai şart alacağından tahsil edilen 120.000,00 TL'nin tenzili ile bakiye 153.000,00 TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken menfi tespit davasının reddedilmesinin hatalı olduğunu, teminat mektubunun paraya çevrilmesinin mümkün olmadığının dava dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklanmasına rağmen inandırıcı olmayan gerekçelerle istirdat isteminin de reddinin hatalı olduğunu, tazminat istemi yönünden deliller toplanmadan karar verilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 16.11.2009 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi ile aynı tarihli Bayilik Protokolü imzalandığı, süre sonu olan 16.11.2014 tarihi itibarıyla sözleşmenin taraflarca sona erdirildiği, protokolün 7 nci maddesi uyarınca bayi olan şirketin yıllık 1.500,00 m3 (1.5 ton) akaryakıt almayı ve eksik alımı halinde ton başına 50,00 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, bayinin sözleşmedeki asgari alım taahhüdünü yerine getiremediği, akaryakıt bayiilik sözleşmelerinde yer alan ''yıllık asgari alım taahhüdü"ne uymama halinde öngörülen cezai şartın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olduğu, alacaklının hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili ihtirazi kayıt bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, asıl davada davacı şirket, sözleşmenin devam ettiği süre içerisinde davalı bayiye eksik alım nedeniyle cezai şart alacağının doğduğunu ve bu alacağını saklı tuttuğunu bildirmişse de söz konusu ihtarın birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü yıllar için mal verilmeye başlanmasından sonra gönderilmesi sebebiyle davacının sözleşmenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yılları için eksik alım nedeniyle cezai şart isteminde bulunamayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği artık eksik ifanın benimsendiği ve ceza koşulunu isteme hakkının sona erdiği, davacının 31.12.2014 tarihli ihtarnameyi göndermesi ve eldeki davayı açmasına göre sadece 16 Kasım 2013-16 Kasım 2014 tarihleri arasındaki beşinci ve son yıl için ceza koşulunu isteyebileceği, tanzim edilen bilirkişi raporuna göre davalının son yıldaki eksik alım miktarının 650 m3 olduğu, sözleşmenin 7 nci maddesinde, eksik alınan akaryakıt için ton başına 50,00 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davalının 27.462,50 USD cezai şarttan sorumlu olduğu, 31.12.2014 tarihindeki kura göre, 27.462,50 USD'nin karşılığının 64.017,83 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan raporda, davalı şirketin mali durumuna göre 100.665,00 TL ve bu miktarın üzerinde kalan cezai şart tutarının davalı şirketin iktisaden mahvına sebebiyet vereceğinin belirlendiği, bu husus taraflarca istinaf konusu yapılmadığından, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturduğu kabul edilerek bu konuda yeniden araştırma yapılmasına gerek görülmediği, taraflar arasında akdedilmiş akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesinden doğacak hak ve alacaklar ile yapılan ticari muamelelerden faiz, cezai şart ve mahrum kalınan kâr dahil olmak üzere doğmuş ve doğacak azami 120.000,00 TL'ye kadar olan borcun teminatı olarak verilen 120.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun 29.12.2014 tarihinde tazmin edilerek davalının cezai şart borcundan mahsup edildiği, cezai şart alacağının 64.017,83 TL olmasına ve davacı tarafından cezai şart alacağına mahsup edilen mektup bedelinin 120.000,00 TL olmasına göre, artık davacının istenebilir cezai şart alacağının bulunmadığı aksine aradaki fark olan (120.000,00-64.017,83=55.982,17) 55.982,17 TL tutarında fazla tahsilatı olduğu gerekçesiyle davalı-birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, birleşen davada mektup bedelinin iadesi isteminin kısmen kabulü ile 55.982,17 TL'nin 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davadaki diğer talep olan sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi yönünden bu iddianın ispatı anlamında delil ibraz edilmediği gibi sözleşme devam ederken sözleşmeye aykırı davranışın giderilmesini teminen davalıya gönderilen bir ihtarın bulunmadığı, sözleşmenin süre nedeniyle sona ermesinden sonra ileri sürülen zarar iddiası artık dinlenmeyeceğinden birleşen davada davacıların tazminat isteminin ve fazlaya dair istemlerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davacı - birleşen davalı vekili ve asıl davalı - birleşen davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davacı - birleşen davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin bayisini eksik alımdan kaynaklanan cezai şart bedelini tahsil edeceğine dair düzenli olarak ihtar ettiğini, bayinin cezai şart bedelinin kendisinden tahsil edileceğini bilerek ticari ilişkiye devam ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince 30.01.2011 tarihli uyarı yazısının tebliğine dair belge olmadığından bahsedildiğini, ancak davalı tarafça tebellüğ alınmadığı gibi bir iddianın da bulunmadığını, bayiden beş yıllık cezai şartı talep etme hakkının doğduğunu, davalının tacir olduğunu, cezai şartta tenkise gidilemeyeceğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmediğinden bu kapsamda öngörülen cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Asıl davalı - birleşen davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; "cezai tazminat" alacağı iddiası bakımından 116.400,00 USD borçlu olmadıklarının tespitine ilişkin istemlerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında 16 Kasım 2013 - 16 Kasım 2014 tarihleri arasındaki dönemde 27.462,50 USD cezai şarttan sorumlu olduğu kabul edildiğine göre 116.400,00 TL - 27.462,50 TL=88.937,50 USD borçlu olmadıkları halde bu taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul edilmesi gereken miktar yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada cezai şart alacağının tahsili, birleşen davada ise, cezai şart nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi ve sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davacı - birleşen davalı vekili ve asıl davalı - birleşen davacılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2531 E. 2020/5524 K.
Ortak:bayilik sözleşmesi · cezai şart · taahhütname · Alacak
İncelediğiniz kararda… ryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalı tarafın işletmeciliği kendisinde bulunan gayrimenkul üzerine kurulu akaryakıt istasyonunda «münhasıran» davacıdan ve davacının belirleyeceği yerden satın alacağı akaryakıt petrol müştaklarını, madeni yağlar ile diğer malları evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi ve reklamını yapmayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalı bayinin sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana sözleşmenin 2 nci maddesinde kararlaştırılan akaryakıt ve madeni yağ alımına ilişkin yıllık tonaj taahhüdünü yerine getirmediğini, mal bedellerini ödemediğini, davalı şirketin «sözleşmeyi ihlal» etmesi nedeniyle davacının «cezai şart» alacağı ile «kar mahrumiyeti» alacağı doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… bi olduğu taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunda davacının üretimi olan petrol mahsullerini evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 7 nci maddesinde "Bayi adayı, ... her sene için ayrı ayrı en az 1.500.00 m3 beyaz akaryakıt türü ürünleri ile 1 ton madeni yağ satın alacağını ve bu taahhüdünü aka …
Yapmış olduğu «taahhütlerini» yerine getirmez ise akaryakıtta ton başına 50,00 USD, madeni yağda 300,00 USD «cezai şart» ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün mevcut olduğu, sözleşmenin bu hükmüne göre davalının taahhüt ettiği ürünleri satın almaması durumunda cezai şart ödemeyi açıkça kabul ettiği, ancak davalının bu taahhütlerinin yıllar itibariyle belirlenen miktarlarda alınmayarak yerine getirilmediği, bu nedenle davacı tarafından davalıya «ihtarnameler» ile bildirimde bulunulduğu, davacının haklarını saklı tuttuğu, aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 117.500,00 USD cezai şart isteminde bulunabileceği, bu cezai şartın TL değerinin 282.121,37 TL olarak belirlendiği, davacı tarafça davalının «teminat» mektuplarının paraya çevrildiği ve bu teminat mektuplarından 120.000,00 TL'nin cezai şart alacağına mahsuben tahsil edildiği, davacı tarafça yapılan bu tahsilat düşüldüğünde davacının davalıdan 162.121,37 TL daha eksik ürün alımına bağlı cezai şart isteyebileceği, ancak bu şekildeki bir cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına sebep olabileceği, davalının ödeyebileceği cezai şart bedelinin bilirkişiler tarafından 100.665,49 TL olacağının hesap edildiği, davacı tarafça ise dava dilekçesinde 10.000,00 TL cezai şart isteminde bulunulduğu, davasını da «ıslah» ile arttırmadığı, bu itibarla davacının talep edebileceği cezai şart miktarı ile talep ettiği cezai şart miktarı gözönüne alındığında, davacının talep ettiği cezai şartta «hakkaniyet indirimi» yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihi olan 12.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden ise birleşen dosya davacısı şirket tarafından taraflar arasında imzalanan 16.11.2009 tarihli "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" gereği «alım taahhüdünde» bulunulduğu ve sözleşmeye göre satın almayı taahhüt ettiği miktarda akaryakıtı satın almadığı, imzalanan sözleşmenin 7 nci maddesi ile de cezai şart ödemeyi kabul ettiği gerekçesiyle davacının davalı Turkuaz Petrol Ürünleri A.Ş.'ne cezai şart bedeli ile borçlu olduğu, bu nedenle nakde çevrilen «teminat mektubu» «bedelinin iadesi» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında düzenlenen «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» 13.06.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, «taahhütnamenin» taraflar tarafından imzalandığı, ancak taahhütnamedeki 1 yıl için alınması taahhüt edilen 1.750 m³ beyaz ürün, 1 ton madeni yağın davalı bayii tarafından alınıp satılmadığı, bu nedenle davacı şirketin sözleşme ve taahhütname hükümlerinin davalı tarafından yerine getirilmemesi sonucu «kar kaybına» uğradığı, taahhütnamenin 2. maddesinde ceza-i şart miktarının belirlendiği, sözleşme ve taahhütname şartlarını yerine getirmeyen ve üzerine düşen edimini gerçekleş …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:akaryakıt bayilik sözleşmesi · kar kaybı · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında düzenlenen «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» 13.06.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, «taahhütnamenin» taraflar tarafından imzalandığı, ancak taahhütnamedeki 1 yıl için alınması taahhüt edilen 1.750 m³ beyaz ürün, 1 ton madeni yağın davalı bayii tarafından alınıp satılmadığı, bu nedenle davacı şirketin sözleşme ve taahhütname hükümlerinin davalı tarafından yerine getirilmemesi sonucu «kar kaybına» uğradığı, taahhütnamenin 2. maddesinde ceza-i şart miktarının belirlendiği, sözleşme ve taahhütname şartlarını yerine getirmeyen ve üzerine düşen edimini gerçekleş …
Davalı yargılamanın herhangi bir aşamasında sözleşmede kararlaştırılan ceza-i şart tutarının ekonomik mahvına sebep olacağını savunmadığı gibi buna dair «ticari defter» ve kayıtlarını «bilirkişi incelemesine» de sunmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1953 E. 2022/7866 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · tenkis · kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · cezai şart
İncelediğiniz kararda… 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi ile aynı tarihli Bayilik Protokolü imzalandığı, süre sonu olan 16.11.2014 tarihi itibarıyla sözleşmenin taraflarca sona erdirildiği, «protokolün» 7 nci maddesi uyarınca bayi olan şirketin yıllık 1.500,00 m3 (1.5 ton) akaryakıt almayı ve eksik alımı halinde ton başına 50,00 USD «cezai şart» ödemeyi «taahhüt» ettiği, bayinin sözleşmedeki «asgari alım taahhüdünü» yerine getiremediği, akaryakıt bayiilik sözleşmelerinde yer alan ''yıllık asgari alım taahhüdü"ne uymama halinde öngörülen cezai şartın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince «ifaya ekli ceza koşulu» niteliğinde olduğu, alacaklının hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili «ihtirazi kayıt» bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir «ihtarname» göndermesi gerektiği, asıl davada davacı şirket, sözleşmenin devam ettiği süre içerisinde davalı bayiye eksik alım nedeniyle cezai şart alacağının doğduğunu ve bu alacağını saklı tuttuğunu bildirmişse de söz konusu «ihtarın» birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü yıllar için mal verilmeye başlanmasından sonra gönderilmesi sebebiyle davacının sözleşmenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yılları için eksik alım nedeniyle cezai şart isteminde bulunamayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği artık eksik ifanın benimsendiği ve ceza koşulunu isteme hakkının sona erdiği, davacının 31.12.2014 tarihli ihtarnameyi göndermesi ve eldeki davayı açmasına göre sadece 16 Kasım 2013-16 Kasım 2014 tarihleri arasındaki beşinci ve «son» yıl için ceza koşulunu isteyebileceği, tanzim edilen bilirkişi raporuna göre davalının son yıldaki eksik alım miktarının 650 m3 olduğu, sözleşmenin 7 nci maddesinde, eksik alınan akaryakıt için ton başına 50,00 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davalının 27.462,50 USD cezai şarttan sorumlu olduğu, 31.12.2014 tarihindeki kura göre, 27.462,50 USD'nin karşılığının 64.017,83 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan raporda, davalı şirketin mali durumuna göre 100.665,00 TL ve bu miktarın üzerinde kalan cezai şart tutarının davalı şirketin iktisaden mahvına sebebiyet vereceğinin belirlendiği, bu husus taraflarca istinaf konusu yapılmadığından, davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşturduğu kabul edilerek bu konuda yeniden araştırma yapılmasına gerek görülmediği, taraflar arasında akdedilmiş akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesinden doğacak hak ve alacaklar ile yapılan ticari muamelelerden faiz, cezai şart ve «mahrum kalınan» kâr «dahil» olmak üzere doğmuş ve doğacak azami 120.000,00 TL'ye kadar olan borcun «teminatı» olarak verilen 120.000,00 TL tutarındaki «teminat mektubunun» 29.12.2014 tarihinde tazmin edilerek davalının cezai şart borcundan «mahsup» edildiği, cezai şart alacağının 64.017,83 TL olmasına ve davacı tarafından cezai şart alacağına mahsup edilen mektup bedelinin 120.000,00 TL olmasına göre, artık davacının istenebilir cezai şart alacağının bulunmadığı aksine aradaki fark olan (120.000,00-64.017,83=55.982,17) 55.982,17 TL tutarında fazla tahsilatı olduğu gerekçesiyle davalı-birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, birleşen davada mektup «bedelinin iadesi» isteminin kısmen kabulü ile 55.982,17 TL'nin 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davadaki diğer talep olan «sözleşmeye aykırılık» nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi yönünden bu iddianın ispatı anlamında delil «ibraz» edilmediği gibi sözleşme devam ederken sözleşmeye aykırı davranışın giderilmesini teminen davalıya gönderilen bir ihtarın bulunmadığı, sözleşmenin süre nedeniyle s …
… ryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalı tarafın işletmeciliği kendisinde bulunan gayrimenkul üzerine kurulu akaryakıt istasyonunda «münhasıran» davacıdan ve davacının belirleyeceği yerden satın alacağı akaryakıt petrol müştaklarını, madeni yağlar ile diğer malları evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi ve reklamını yapmayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalı bayinin sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana sözleşmenin 2 nci maddesinde kararlaştırılan akaryakıt ve madeni yağ alımına ilişkin yıllık tonaj taahhüdünü yerine getirmediğini, mal bedellerini ödemediğini, davalı şirketin «sözleşmeyi ihlal» etmesi nedeniyle davacının «cezai şart» alacağı ile «kar mahrumiyeti» alacağı doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ı şirket arasında 16.11.2009 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından keşide edilen 16.05.2014 tarihli «ihtarname» ile söz konusu sözleşmenin 16.11.2014 tarihinde sona ereceği, ticari koşullarda uzlaşmamaları halinde yeni bir sözleşme yapmayacaklarını bildirdiğini, bunun üzerine davalının 08.12.2014 tarihli ihtarname ile müvekkili şirketten eksik alınan ürün nedeniyle 116.400,00 USD «cezai şartın» ödenmesini talep ettiğini, ardından 29.12.2004 tarihinde müvekkilinin sözleşme şartlarına uymadığını belirterek 120.000,00 TL bedelli «teminat mektubunun» nakte çevrilmesini talep ettiğini, davalının teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra cezai şart ve kâr «mahrumiyeti» alacağından bakiye kaldığını iddia ederek 08.12.2014 tarihli ihtarname keşide ettiğini ileri sürerek davacıların davalıya "ceza-i tazminat" alacağı iddiası bakımından 116.400,00 USD borçlu olmadıklarının tespitine, davalı tarafından haksız bir biçimde nakde çevrilen «kesin» teminat mektubu bedeli olan 120.000,00 TL'nin nakde çevrildiği 29.12.2014 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan «istirdatı» ile davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 10.000,00 TL kâr mahrumiyetinden kaynaklanan tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenme …
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, «bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshi nedeniyle «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacaklarının tahsili istemine ilişkin olduğu, sözleşmeler devam ederken davalı bayinin davacı «dağıtım» şirketi haricindeki başka dağıtım şirketlerinden ürün aldığı ve tonaj «taahhütlerine» uymadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin davacı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiği, sözleşmede yıllık «alım taahhüdü» ihlalinden kaynaklı ayrı bir cezai şart öngörüldüğü, ayrıca taraflar arasındaki her iki sözleşmede desözleşmeye aykırılık durumunun iki farklı cezai şarta bağlandığı, başka bir ifadeyle bu iki cezai şartın da konusunu sözleşmeye herhangi bir şekilde aykırılık oluşturduğu, davacı tarafın sadece birini talep edebileceği, bu sebeple 50.000,00 USD cezai şart talebinin reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesine göre «tacir» borçlunun fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere cezai şartın fahişliği, borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte ise borçlunun talebi halinde bu hususun değerlendirilmesi gerekeceği, davalıların somut olayda böyle bir savunmaları olmadığı gibi, davalıların mali durumlarının tespiti yönünde de bir inceleme yapılmadan cezai şarttan indirim yapılmasının doğru olmadığı, kabule göre ise davacının 200.000,00 USD cezai şart alacağı «tenkise» tabi tutulmuş ise de, tenkis edilen miktar üzerinden karşı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi ve tenkis edilen tutarın kabul ve red oranlarının «yargılama giderlerinin» tayininde dikkate alınmasının doğru görülmediği, sözleşmenin başlangıç tarihinin 02.03.2011 olduğu, sözleşmenin imza tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, sözleşmenin «fesih» tarihinin 14.08.2013 olduğu, 02.03.2011-02.03.2012 ile 02.03.2012-02.03.2013 arasındaki birinci ve ikinci bir yıllık dönemin hitamında eksik alıma ilişkin «ihtarnamenin» yada ikinci dönem başlangıcında ilk mal alış faturası üzerine geçmiş döneme yönelik eksik alınan ürün miktarından dolayı doğan cezai şart alacağının saklı tutulduğuna ilişkin «şerhin» bulunmadığı, bu sebeple davacının ilk ve ikinci döneme ilişkin cezai şart alacağı bulunmadığı, üçüncü döneme tekabül eden 02.03.2013 ile sözleşmenin feshedildiği 14.08.2013 tarihleri arasındaki dönemde davalı bayinin eksik alım yaptığı, davacının yalnızca üçüncü bir yıllık dönemden kaynaklı cezai şart alacağını talep edebileceği, «kar mahrumiyetinin» müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde akdin feshinden sonra talep edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti istenebileceğine dair bir hüküm bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme 02.03.2016 tarihinde bitecek iken 14.08.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davacının 14.08.2013-02.03.2016 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunmasının mümkün olduğu, kural olarak kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda «bilirkişiye inceleme» ve tespit yaptırılıp davacının başka bir bayisi varsa davalıca satılmayan ürünlerin o bayice satılacağı kabul edilerek kar mahrumiyeti talebinin reddi, eğer böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden 14.08.2013-02.03.2016 döneminin tamamını kapsar şekilde davacı yararına kar mahrumiyeti alacağına hükmedilmiş ise de, istinaf eden davacının sıfatı ve usulü kazanılmış haklar göz önüne alınarak davacının bu yöndeki «istinaf sebebinin» reddi gerektiği, dava tarihinden önce davalı bayiye keşide edilen 14.08.2013 tarihli fesih ihtarnamesinde, kar mahrumiyeti ve birden çok cezai şart alacağından söz edilmesine karşın borçlu şirketten «asgari alım taahhüdünden» kaynaklı 59.536,00 USD cezai şart ve 547.655,00 USD kar mahrumiyeti alacağının ödenmesinin istendiği, bu sebeple yalnızca davaya konu asgari alım taahhüdüne dayalı cezai şart ve kar mahrumiyeti alacakları yönünden davalıların usulüne uygun «temerrüde» düşürüldüğünün kabulü gerektiği, davacının davalılara göndermiş olduğu 14.08.2013 tarihli ihtarnamenin davalılara 16.08.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede «mehil» müddetinin 7 gün olduğu gözetildiğinde, davalıların temerrüdünün 24.08.2013 olarak belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şart alacağının «temerrüt tarihi» olan 24.08.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 200.000, …
İlk Derece Mahkemesi’nce,taraflar arasında hem istasyonlu «bayilik sözleşmesi» hem de sözleşme adı altında iki sözleşme bulunduğu, istasyonlu bayilik sözleşmesinin 27. maddesinde bayi tarafından sözleşmeye uyulmayan her husus için 50.000,00 USD «cezai şart» talep hakkının olduğunun düzenlendiği, yine aynı tarihte imzalanan sözleşmede ise bayinin sözleşmeyi herhangi bir şekilde yerine getirmemesi halinde 200.000,00 USD’nin fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası’nın cezai şart olarak ödeneceğinin düzenlendiği, dolayısıyla bir hukuki ilişkide sözleşmeye aykırı davranışta aynı sebeplerle ihlal dahi olsa iki farklı cezai şartın düzenlendiği, bu iki cezai şartın aynı konuya ilişkin olduğu, davacının bu şekilde bir cezai şart düzenlemesinde sadece bir cezai şart talep edebileceği, bu itibarla davacının sözleşme başlığı altındaki sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen 200.000,00 USD cezai şartı talep edebileceği, bu bağlamda davacı tarafın istasyonlu bayilik sözleşmesi sebebiyle talep etmiş olduğu 50.000,00 USD'lik cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafın ikinci cezai şart talebinin eksik alım ve tonaj ihlali olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca davalının 2011 yılından 2013 yılına kadar eksik ürün alımında bulunduğu, ancak davacının «son» dönem olan 02.03.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin «fesih» edildiği 17.07.2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin eksik ürün alımı ile ilgili davalıya herhangi bir «ihtarname» çekmediği ya da cezai şart istemini saklı tutmadığı, dolayısıyla davacının sadece yeni başlayan dönem olan 02.03.2013 tarihi ile 17.07.2013 tarihi arasındaki dönemde eksik ürün alımında bulunduğu, belirtilen dönem için bilirkişiler tarafından hesaplanan cezai şart miktarının 30.008,00 USD olduğu, dolayısıyla davacının bu miktarda bir cezai şart talebinde bulunabileceği, davacı tarafından ise dava dilekçesinde 5.000,00 USD cezai şart talebinde bulunduğu, davacının belirtilen cezai şart istemine ilişkin yargılama sonuna kadar herhangi bir «ıslah» talebinde bulunmadığı anlaşılmakla davacının talebine bağlı kalmakla 5.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davacı tarafça «kar mahrumiyetine» ilişkin açılan dava yönünden ise, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre davacı tarafın belirtilen dönemde uğradığı «kar kaybının» 64.013,00 TL olduğu, bunun döviz karşılığının 30.909,00 USD olduğu, davacı tarafça kar mahrumiyetine ilişkin 5.000,00 USD’nin istendiği ve ıslah yapılmadığı, bu itibarla tespit edilen kar kaybı miktarının talep edilenden fazla olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 5.000,00 USD kâr kaybının kabul edildiği, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca öngörülen cezai şartın 200.000,00 USD olduğu, ancak 200.000,00 USD cezai şarta hükmetmenin hem davalı şirketin hem de diğer davalı «kefilin» ekonomik mahvına neden olacağı, söz konusu cezai şarttan takdiren ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği gereği 80.000,00 USD indirim yapılarak 120.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davalı ...'ın «kefaletinin» geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000,00 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şartın dava tarihi olan 06.11.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 120.000, …
… ına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. (2) Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında «bayilik sözleşmelerinin» akdedildiğini, davalı bayinin başka «dağıtım» şirketlerinden alım yaptığını ve yıllık «ürün alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin haklı nedenlerle 14.08.2013 tarihinde feshedildiğini iddia ederek «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» alacaklarının tahsili istemi ile eldeki davayı açmış, İlk Derece Mahkemesi’nce yapılan yargılama neticesinde, 50.000,00 USD cezai şart talebine ilişkin davanın red …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ürün alım taahhütnamesi · kar kaybı · istinaf sebebi · ek mehil · mükerrerlik · temerrüt tarihi · cy/cy şerhi · kefalet
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, «bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshi nedeniyle «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacaklarının tahsili istemine ilişkin olduğu, sözleşmeler devam ederken davalı bayinin davacı «dağıtım» şirketi haricindeki başka dağıtım şirketlerinden ürün aldığı ve tonaj «taahhütlerine» uymadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin davacı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiği, sözleşmede yıllık «alım taahhüdü» ihlalinden kaynaklı ayrı bir cezai şart öngörüldüğü, ayrıca taraflar arasındaki her iki sözleşmede desözleşmeye aykırılık durumunun iki farklı cezai şarta bağlandığı, başka bir ifadeyle bu iki cezai şartın da konusunu sözleşmeye herhangi bir şekilde aykırılık oluşturduğu, davacı tarafın sadece birini talep edebileceği, bu sebeple 50.000,00 USD cezai şart talebinin reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesine göre «tacir» borçlunun fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere cezai şartın fahişliği, borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte ise borçlunun talebi halinde bu hususun değerlendirilmesi gerekeceği, davalıların somut olayda böyle bir savunmaları olmadığı gibi, davalıların mali durumlarının tespiti yönünde de bir inceleme yapılmadan cezai şarttan indirim yapılmasının doğru olmadığı, kabule göre ise davacının 200.000,00 USD cezai şart alacağı «tenkise» tabi tutulmuş ise de, tenkis edilen miktar üzerinden karşı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi ve tenkis edilen tutarın kabul ve red oranlarının «yargılama giderlerinin» tayininde dikkate alınmasının doğru görülmediği, sözleşmenin başlangıç tarihinin 02.03.2011 olduğu, sözleşmenin imza tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, sözleşmenin «fesih» tarihinin 14.08.2013 olduğu, 02.03.2011-02.03.2012 ile 02.03.2012-02.03.2013 arasındaki birinci ve ikinci bir yıllık dönemin hitamında eksik alıma ilişkin «ihtarnamenin» yada ikinci dönem başlangıcında ilk mal alış faturası üzerine geçmiş döneme yönelik eksik alınan ürün miktarından dolayı doğan cezai şart alacağının saklı tutulduğuna ilişkin «şerhin» bulunmadığı, bu sebeple davacının ilk ve ikinci döneme ilişkin cezai şart alacağı bulunmadığı, üçüncü döneme tekabül eden 02.03.2013 ile sözleşmenin feshedildiği 14.08.2013 tarihleri arasındaki dönemde davalı bayinin eksik alım yaptığı, davacının yalnızca üçüncü bir yıllık dönemden kaynaklı cezai şart alacağını talep edebileceği, «kar mahrumiyetinin» müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde akdin feshinden sonra talep edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti istenebileceğine dair bir hüküm bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme 02.03.2016 tarihinde bitecek iken 14.08.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davacının 14.08.2013-02.03.2016 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunmasının mümkün olduğu, kural olarak kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda «bilirkişiye inceleme» ve tespit yaptırılıp davacının başka bir bayisi varsa davalıca satılmayan ürünlerin o bayice satılacağı kabul edilerek kar mahrumiyeti talebinin reddi, eğer böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden 14.08.2013-02.03.2016 döneminin tamamını kapsar şekilde davacı yararına kar mahrumiyeti alacağına hükmedilmiş ise de, istinaf eden davacının sıfatı ve usulü kazanılmış haklar göz önüne alınarak davacının bu yöndeki «istinaf sebebinin» reddi gerektiği, dava tarihinden önce davalı bayiye keşide edilen 14.08.2013 tarihli fesih ihtarnamesinde, kar mahrumiyeti ve birden çok cezai şart alacağından söz edilmesine karşın borçlu şirketten «asgari alım taahhüdünden» kaynaklı 59.536,00 USD cezai şart ve 547.655,00 USD kar mahrumiyeti alacağının ödenmesinin istendiği, bu sebeple yalnızca davaya konu asgari alım taahhüdüne dayalı cezai şart ve kar mahrumiyeti alacakları yönünden davalıların usulüne uygun «temerrüde» düşürüldüğünün kabulü gerektiği, davacının davalılara göndermiş olduğu 14.08.2013 tarihli ihtarnamenin davalılara 16.08.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede «mehil» müddetinin 7 gün olduğu gözetildiğinde, davalıların temerrüdünün 24.08.2013 olarak belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şart alacağının «temerrüt tarihi» olan 24.08.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 200.000, …
İlk Derece Mahkemesi’nce,taraflar arasında hem istasyonlu «bayilik sözleşmesi» hem de sözleşme adı altında iki sözleşme bulunduğu, istasyonlu bayilik sözleşmesinin 27. maddesinde bayi tarafından sözleşmeye uyulmayan her husus için 50.000,00 USD «cezai şart» talep hakkının olduğunun düzenlendiği, yine aynı tarihte imzalanan sözleşmede ise bayinin sözleşmeyi herhangi bir şekilde yerine getirmemesi halinde 200.000,00 USD’nin fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası’nın cezai şart olarak ödeneceğinin düzenlendiği, dolayısıyla bir hukuki ilişkide sözleşmeye aykırı davranışta aynı sebeplerle ihlal dahi olsa iki farklı cezai şartın düzenlendiği, bu iki cezai şartın aynı konuya ilişkin olduğu, davacının bu şekilde bir cezai şart düzenlemesinde sadece bir cezai şart talep edebileceği, bu itibarla davacının sözleşme başlığı altındaki sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen 200.000,00 USD cezai şartı talep edebileceği, bu bağlamda davacı tarafın istasyonlu bayilik sözleşmesi sebebiyle talep etmiş olduğu 50.000,00 USD'lik cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafın ikinci cezai şart talebinin eksik alım ve tonaj ihlali olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca davalının 2011 yılından 2013 yılına kadar eksik ürün alımında bulunduğu, ancak davacının «son» dönem olan 02.03.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin «fesih» edildiği 17.07.2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin eksik ürün alımı ile ilgili davalıya herhangi bir «ihtarname» çekmediği ya da cezai şart istemini saklı tutmadığı, dolayısıyla davacının sadece yeni başlayan dönem olan 02.03.2013 tarihi ile 17.07.2013 tarihi arasındaki dönemde eksik ürün alımında bulunduğu, belirtilen dönem için bilirkişiler tarafından hesaplanan cezai şart miktarının 30.008,00 USD olduğu, dolayısıyla davacının bu miktarda bir cezai şart talebinde bulunabileceği, davacı tarafından ise dava dilekçesinde 5.000,00 USD cezai şart talebinde bulunduğu, davacının belirtilen cezai şart istemine ilişkin yargılama sonuna kadar herhangi bir «ıslah» talebinde bulunmadığı anlaşılmakla davacının talebine bağlı kalmakla 5.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davacı tarafça «kar mahrumiyetine» ilişkin açılan dava yönünden ise, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre davacı tarafın belirtilen dönemde uğradığı «kar kaybının» 64.013,00 TL olduğu, bunun döviz karşılığının 30.909,00 USD olduğu, davacı tarafça kar mahrumiyetine ilişkin 5.000,00 USD’nin istendiği ve ıslah yapılmadığı, bu itibarla tespit edilen kar kaybı miktarının talep edilenden fazla olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 5.000,00 USD kâr kaybının kabul edildiği, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca öngörülen cezai şartın 200.000,00 USD olduğu, ancak 200.000,00 USD cezai şarta hükmetmenin hem davalı şirketin hem de diğer davalı «kefilin» ekonomik mahvına neden olacağı, söz konusu cezai şarttan takdiren ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği gereği 80.000,00 USD indirim yapılarak 120.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davalı ...'ın «kefaletinin» geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000,00 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şartın dava tarihi olan 06.11.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 120.000, …
… ına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. (2) Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında «bayilik sözleşmelerinin» akdedildiğini, davalı bayinin başka «dağıtım» şirketlerinden alım yaptığını ve yıllık «ürün alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin haklı nedenlerle 14.08.2013 tarihinde feshedildiğini iddia ederek «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» alacaklarının tahsili istemi ile eldeki davayı açmış, İlk Derece Mahkemesi’nce yapılan yargılama neticesinde, 50.000,00 USD cezai şart talebine ilişkin davanın red …
Zira sözleşmenin TBK'nın 27. maddesi uyarınca hükümsüz olması durumunda, «kefalet» sorumluluğu da söz konusu olmayacaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3656 E. 2023/7527 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · hakkaniyet indirimi · alım taahhüdü · teminat mektubu · bayilik sözleşmesi · hakkaniyet · cezai şart · mahsup
İncelediğiniz karardaYapmış olduğu «taahhütlerini» yerine getirmez ise akaryakıtta ton başına 50,00 USD, madeni yağda 300,00 USD «cezai şart» ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün mevcut olduğu, sözleşmenin bu hükmüne göre davalının taahhüt ettiği ürünleri satın almaması durumunda cezai şart ödemeyi açıkça kabul ettiği, ancak davalının bu taahhütlerinin yıllar itibariyle belirlenen miktarlarda alınmayarak yerine getirilmediği, bu nedenle davacı tarafından davalıya «ihtarnameler» ile bildirimde bulunulduğu, davacının haklarını saklı tuttuğu, aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 117.500,00 USD cezai şart isteminde bulunabileceği, bu cezai şartın TL değerinin 282.121,37 TL olarak belirlendiği, davacı tarafça davalının «teminat» mektuplarının paraya çevrildiği ve bu teminat mektuplarından 120.000,00 TL'nin cezai şart alacağına mahsuben tahsil edildiği, davacı tarafça yapılan bu tahsilat düşüldüğünde davacının davalıdan 162.121,37 TL daha eksik ürün alımına bağlı cezai şart isteyebileceği, ancak bu şekildeki bir cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına sebep olabileceği, davalının ödeyebileceği cezai şart bedelinin bilirkişiler tarafından 100.665,49 TL olacağının hesap edildiği, davacı tarafça ise dava dilekçesinde 10.000,00 TL cezai şart isteminde bulunulduğu, davasını da «ıslah» ile arttırmadığı, bu itibarla davacının talep edebileceği cezai şart miktarı ile talep ettiği cezai şart miktarı gözönüne alındığında, davacının talep ettiği cezai şartta «hakkaniyet indirimi» yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihi olan 12.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden ise birleşen dosya davacısı şirket tarafından taraflar arasında imzalanan 16.11.2009 tarihli "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" gereği «alım taahhüdünde» bulunulduğu ve sözleşmeye göre satın almayı taahhüt ettiği miktarda akaryakıtı satın almadığı, imzalanan sözleşmenin 7 nci maddesi ile de cezai şart ödemeyi kabul ettiği gerekçesiyle davacının davalı Turkuaz Petrol Ürünleri A.Ş.'ne cezai şart bedeli ile borçlu olduğu, bu nedenle nakde çevrilen «teminat mektubu» «bedelinin iadesi» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi ile aynı tarihli Bayilik Protokolü imzalandığı, süre sonu olan 16.11.2014 tarihi itibarıyla sözleşmenin taraflarca sona erdirildiği, «protokolün» 7 nci maddesi uyarınca bayi olan şirketin yıllık 1.500,00 m3 (1.5 ton) akaryakıt almayı ve eksik alımı halinde ton başına 50,00 USD «cezai şart» ödemeyi «taahhüt» ettiği, bayinin sözleşmedeki «asgari alım taahhüdünü» yerine getiremediği, akaryakıt bayiilik sözleşmelerinde yer alan ''yıllık asgari alım taahhüdü"ne uymama halinde öngörülen cezai şartın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince «ifaya ekli ceza koşulu» niteliğinde olduğu, alacaklının hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili «ihtirazi kayıt» bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir «ihtarname» göndermesi gerektiği, asıl davada davacı şirket, sözleşmenin devam ettiği süre içerisinde davalı bayiye eksik alım nedeniyle cezai şart alacağının doğduğunu ve bu alacağını saklı tuttuğunu bildirmişse de söz konusu «ihtarın» birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü yıllar için mal verilmeye başlanmasından sonra gönderilmesi sebebiyle davacının sözleşmenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yılları için eksik alım nedeniyle cezai şart isteminde bulunamayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği artık eksik ifanın benimsendiği ve ceza koşulunu isteme hakkının sona erdiği, davacının 31.12.2014 tarihli ihtarnameyi göndermesi ve eldeki davayı açmasına göre sadece 16 Kasım 2013-16 Kasım 2014 tarihleri arasındaki beşinci ve «son» yıl için ceza koşulunu isteyebileceği, tanzim edilen bilirkişi raporuna göre davalının son yıldaki eksik alım miktarının 650 m3 olduğu, sözleşmenin 7 nci maddesinde, eksik alınan akaryakıt için ton başına 50,00 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davalının 27.462,50 USD cezai şarttan sorumlu olduğu, 31.12.2014 tarihindeki kura göre, 27.462,50 USD'nin karşılığının 64.017,83 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan raporda, davalı şirketin mali durumuna göre 100.665,00 TL ve bu miktarın üzerinde kalan cezai şart tutarının davalı şirketin iktisaden mahvına sebebiyet vereceğinin belirlendiği, bu husus taraflarca istinaf konusu yapılmadığından, davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşturduğu kabul edilerek bu konuda yeniden araştırma yapılmasına gerek görülmediği, taraflar arasında akdedilmiş akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesinden doğacak hak ve alacaklar ile yapılan ticari muamelelerden faiz, cezai şart ve «mahrum kalınan» kâr «dahil» olmak üzere doğmuş ve doğacak azami 120.000,00 TL'ye kadar olan borcun «teminatı» olarak verilen 120.000,00 TL tutarındaki «teminat mektubunun» 29.12.2014 tarihinde tazmin edilerek davalının cezai şart borcundan «mahsup» edildiği, cezai şart alacağının 64.017,83 TL olmasına ve davacı tarafından cezai şart alacağına mahsup edilen mektup bedelinin 120.000,00 TL olmasına göre, artık davacının istenebilir cezai şart alacağının bulunmadığı aksine aradaki fark olan (120.000,00-64.017,83=55.982,17) 55.982,17 TL tutarında fazla tahsilatı olduğu gerekçesiyle davalı-birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, birleşen davada mektup «bedelinin iadesi» isteminin kısmen kabulü ile 55.982,17 TL'nin 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davadaki diğer talep olan «sözleşmeye aykırılık» nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi yönünden bu iddianın ispatı anlamında delil «ibraz» edilmediği gibi sözleşme devam ederken sözleşmeye aykırı davranışın giderilmesini teminen davalıya gönderilen bir ihtarın bulunmadığı, sözleşmenin süre nedeniyle s …
… ı şirket arasında 16.11.2009 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından keşide edilen 16.05.2014 tarihli «ihtarname» ile söz konusu sözleşmenin 16.11.2014 tarihinde sona ereceği, ticari koşullarda uzlaşmamaları halinde yeni bir sözleşme yapmayacaklarını bildirdiğini, bunun üzerine davalının 08.12.2014 tarihli ihtarname ile müvekkili şirketten eksik alınan ürün nedeniyle 116.400,00 USD «cezai şartın» ödenmesini talep ettiğini, ardından 29.12.2004 tarihinde müvekkilinin sözleşme şartlarına uymadığını belirterek 120.000,00 TL bedelli «teminat mektubunun» nakte çevrilmesini talep ettiğini, davalının teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra cezai şart ve kâr «mahrumiyeti» alacağından bakiye kaldığını iddia ederek 08.12.2014 tarihli ihtarname keşide ettiğini ileri sürerek davacıların davalıya "ceza-i tazminat" alacağı iddiası bakımından 116.400,00 USD borçlu olmadıklarının tespitine, davalı tarafından haksız bir biçimde nakde çevrilen «kesin» teminat mektubu bedeli olan 120.000,00 TL'nin nakde çevrildiği 29.12.2014 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan «istirdatı» ile davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 10.000,00 TL kâr mahrumiyetinden kaynaklanan tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenme …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 22.11.2013 tarihli «protokol» ve 16.12.2013 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalanarak akaryakıt bayilik ilişkisi kurulduğunu, davalının sözleşmede belirlenen ... ürün ve madeni yağ alımına ilişkin «asgari alım taahhüdüne» uymadığını, sözleşme hükümleri gereği «sözleşmenin feshi» halinde davacının satın almadığı madeni yağ ve ... ürün için «cezai şart» ödenmesinin ve ayrıca «fesih» için cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı bayinin 26.06.2014 tarihinde ürün alımına «son» verdiğini, 2015 yılı başında istasyonu başka bir şirkete devrettiğini, bayinin ... olduğu 100.000,00 TL bedelli «teminat mektubunun nakde çevrilerek» bayinin borcundan «mahsup» edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asgari «ürün alım taahhüdünden» kaynaklı 25.111,63 USD'nin cezai şartın, sözleşmenin haklı nedenlerle feshi nedeniyle 59.600,00 USD cezai şartın «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «asgari alım taahhütlerine» uyulmadığının ... olması karşısında feshin haklı nedene dayandığı, cezai şarttan indirim yapılmasının ancak «cezai şartın» mahfına neden olacağı yönünde iddia ve delil ortaya konulmuş olması halinde uygulanabileceği, davalının ise cezai şartın mahfına neden olacağı yönünde her hangi bir iddia ve delil ortaya koymadığı, yalnızca cezai şarttan «hakkaniyet indirimi» yapılmasını talep ettiği, mahkemece cezai şarttan hakkaniyet indirimi yapılmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf baş …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 5 yıl süreli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» kurulduğu, 16.12.2013-26.06.2014 tarihleri arasında ticari ilişki olduğu, 26.06.2014 tarihinden sonra davalı tarafın akaryakıt alımını durdurması üzerine 21.01.2016 tarihli «ihtarname» ile davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, davacı tarafın sözleşme uyarınca almayı «taahhüt» ettiği 5 ton madeni yağ tutarını hiç almadığı, almayı taahhüt ettiği 1600 metreküp ... üründen sadece 387,567 metreküp satın alındığı, davacının eksik alınan ... ürün miktarından kaynaklanan 140.642,23 USD ile eksik alınan madeni yağ miktarından kaynaklanan 10.000,00 USD «cezai şart» alacağı ile sözleşmenin feshinden kaynaklanan 59.600,00 USD maktu cezai şart alacağının bulunduğu, davalıya ait «teminatın» paraya çevrilmesi nedeniyle 11.832,97 USD'nin mahsubu sonucu davacı tarafın davalıdan 198.409,26 USD alacak talep edebileceği, «fesih» «ihtarının» davalıya tebliğ edildiği, ödemede bulunmayan davalının 26.01.2016 tarihinde «temerrüte» düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne «asgari alım taahhüdünden» kaynaklanan 25.111,63 USD cezai şart alacağı ile sözleşmenin haklı nedenlerden feshinden kaynaklanan 59.600,00 USD cezai şart alacağı olmak üzere toplam 84.711,63 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ürün alım taahhütnamesi · akaryakıt bayilik sözleşmesi · haklı fesih · teminat mektubunun nakde çevrilmesi · bilirkişi raporları arasında çelişki · usulüne uygun tebliğ · sözleşmenin feshi · zayi
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 22.11.2013 tarihli «protokol» ve 16.12.2013 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalanarak akaryakıt bayilik ilişkisi kurulduğunu, davalının sözleşmede belirlenen ... ürün ve madeni yağ alımına ilişkin «asgari alım taahhüdüne» uymadığını, sözleşme hükümleri gereği «sözleşmenin feshi» halinde davacının satın almadığı madeni yağ ve ... ürün için «cezai şart» ödenmesinin ve ayrıca «fesih» için cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı bayinin 26.06.2014 tarihinde ürün alımına «son» verdiğini, 2015 yılı başında istasyonu başka bir şirkete devrettiğini, bayinin ... olduğu 100.000,00 TL bedelli «teminat mektubunun nakde çevrilerek» bayinin borcundan «mahsup» edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asgari «ürün alım taahhüdünden» kaynaklı 25.111,63 USD'nin cezai şartın, sözleşmenin haklı nedenlerle feshi nedeniyle 59.600,00 USD cezai şartın «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, müvekkili şiketin «ticari defterleri» «zayi» olduğundan sağlıklı şekilde incelenemediğini, «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmediğini, davacı tarafın feshinin haksız olduğunu, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, söz konusu «cezai şartın» müvekkili şirketin acz haline düşmesine ve ekonomik mahfına sebep olacağını, hükmedilen cezai şarttan «hakkaniyet indirimi» yapılmadığını, belirlenen cezai şartın fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu «protokolün» imzalanmasından sonra öngörülemez maddi kayıplar yaşadığını ve şirket bünyesinde çıkan yangın sonucunda «tasfiye» sürecine girdiğini, yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, dosyada aldırılan raporlar arasında ciddi tutar farklılıkları olduğunu, yerel mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hükme esas raporu kabul manasına gelmemek «kaydı» ile yapılan hesaplamada ticari ilişkinin devam ettiği dönemde ödemiş olduğu «fatura» bedellerinin söz konusu hesaptan düşülmediğini, çıkan yangında tüm belge ve verilerinin «zayi» olduğunu, dosyada «hakkaniyet indirimi» yapılmadığını, usulü eksiklikler olduğunu, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshine bağlı olarak «asgari alım taahhüdüne» aykırılık ve «haklı fesih» nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9219 E. , 2023/4112 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/307 Esas, 2021/1106 Karar
HÜKÜM
Asıl dava yönünden ret, birleşen dava yönünden kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/30 E., 2018/1103 K.
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/465 E.
Taraflar arasındaki asıl alacak, birleşen menfi tespit, istirdat ve tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davalı birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında 16.11.2009 tarihli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalı tarafın işletmeciliği kendisinde bulunan gayrimenkul üzerine kurulu akaryakıt istasyonunda münhasıran davacıdan ve davacının belirleyeceği yerden satın alacağı akaryakıt petrol müştaklarını, madeni yağlar ile diğer malları evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi ve reklamını yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı bayinin sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana sözleşmenin 2 nci maddesinde kararlaştırılan akaryakıt ve madeni yağ alımına ilişkin yıllık tonaj taahhüdünü yerine getirmediğini, mal bedellerini ödemediğini, davalı şirketin sözleşmeyi ihlal etmesi nedeniyle davacının cezai şart alacağı ile kar mahrumiyeti alacağı doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında 16.11.2009 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından keşide edilen 16.05.2014 tarihli ihtarname ile söz konusu sözleşmenin 16.11.2014 tarihinde sona ereceği, ticari koşullarda uzlaşmamaları halinde yeni bir sözleşme yapmayacaklarını bildirdiğini, bunun üzerine davalının 08.12.2014 tarihli ihtarname ile müvekkili şirketten eksik alınan ürün nedeniyle 116.400,00 USD cezai şartın ödenmesini talep ettiğini, ardından 29.12.2004 tarihinde müvekkilinin sözleşme şartlarına uymadığını belirterek 120.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakte çevrilmesini talep ettiğini, davalının teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağından bakiye kaldığını iddia ederek 08.12.2014 tarihli ihtarname keşide ettiğini ileri sürerek davacıların davalıya "ceza-i tazminat" alacağı iddiası bakımından 116.400,00 USD borçlu olmadıklarının tespitine, davalı tarafından haksız bir biçimde nakde çevrilen kesin teminat mektubu bedeli olan 120.000,00 TL'nin nakde çevrildiği 29.12.2014 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL kâr mahrumiyetinden kaynaklanan tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen dosya cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirket ile davalı şirket arasında 16.11.2009 tarihinde "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmeye göre davalı şirketin sahibi olduğu taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunda davacının üretimi olan petrol mahsullerini evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 7 nci maddesinde "Bayi adayı, ... her sene için ayrı ayrı en az 1.500.00 m3 beyaz akaryakıt türü ürünleri ile 1 ton madeni yağ satın alacağını ve bu taahhüdünü akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesinde de aynen tekrar edeceğini kabul ve taahhüt eder.
Yapmış olduğu taahhütlerini yerine getirmez ise akaryakıtta ton başına 50,00 USD, madeni yağda 300,00 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün mevcut olduğu, sözleşmenin bu hükmüne göre davalının taahhüt ettiği ürünleri satın almaması durumunda cezai şart ödemeyi açıkça kabul ettiği, ancak davalının bu taahhütlerinin yıllar itibariyle belirlenen miktarlarda alınmayarak yerine getirilmediği, bu nedenle davacı tarafından davalıya ihtarnameler ile bildirimde bulunulduğu, davacının haklarını saklı tuttuğu, aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 117.500,00 USD cezai şart isteminde bulunabileceği, bu cezai şartın TL değerinin 282.121,37 TL olarak belirlendiği, davacı tarafça davalının teminat mektuplarının paraya çevrildiği ve bu teminat mektuplarından 120.000,00 TL'nin cezai şart alacağına mahsuben tahsil edildiği, davacı tarafça yapılan bu tahsilat düşüldüğünde davacının davalıdan 162.121,37 TL daha eksik ürün alımına bağlı cezai şart isteyebileceği, ancak bu şekildeki bir cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına sebep olabileceği, davalının ödeyebileceği cezai şart bedelinin bilirkişiler tarafından 100.665,49 TL olacağının hesap edildiği, davacı tarafça ise dava dilekçesinde 10.000,00 TL cezai şart isteminde bulunulduğu, davasını da ıslah ile arttırmadığı, bu itibarla davacının talep edebileceği cezai şart miktarı ile talep ettiği cezai şart miktarı gözönüne alındığında, davacının talep ettiği cezai şartta hakkaniyet indirimi yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihi olan 12.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden ise birleşen dosya davacısı şirket tarafından taraflar arasında imzalanan 16.11.2009 tarihli "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" gereği alım taahhüdünde bulunulduğu ve sözleşmeye göre satın almayı taahhüt ettiği miktarda akaryakıtı satın almadığı, imzalanan sözleşmenin 7 nci maddesi ile de cezai şart ödemeyi kabul ettiği gerekçesiyle davacının davalı Turkuaz Petrol Ürünleri A.Ş.'ne cezai şart bedeli ile borçlu olduğu, bu nedenle nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl davalı - birleşen davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davalı birleşen davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin ödeyebileceği cezai şart miktarının 100.665,49 TL olarak tespit edildiği ve davacının raporlara itiraz etmemesi nedeniyle kesinleştiği, 100.665,49 TL cezai şart borcundan, nakde çevrilen 120.000,00 TL miktarlı teminat mektubu tenzil edildiğinde davacının 16.334,51 TL fazla tahsilatı olduğunun anlaşılmasına rağmen davanın reddedilmesi gerekirken kabul edildiği, asıl davacı şirket müvekkiline rutin olarak her yıl başlamadan önce ihtarname çekmiş ise de, sözleşmenin feshedilmeyip mal verilmeye devam edilmesi nedeniyle cezai şartın talep edilmeyeceği yönünde haklı güven oluşturulduğu, birleşen dava yönünden, davalının keşide ettiği ihtarnamelerle 116.400,00 USD cezai şart talep edildiği, dava tarihi itibarıyla TL karşılığının 273.400,00 TL olduğu, bu nedenle menfi tespit davasının 273.400,00 TL üzerinden açıldığı, davalı tarafından bu alacağın 120.000,00 TL'si tahsil edildiğine göre, bildirilen cezai şart alacağından tahsil edilen 120.000,00 TL'nin tenzili ile bakiye 153.000,00 TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken menfi tespit davasının reddedilmesinin hatalı olduğunu, teminat mektubunun paraya çevrilmesinin mümkün olmadığının dava dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklanmasına rağmen inandırıcı olmayan gerekçelerle istirdat isteminin de reddinin hatalı olduğunu, tazminat istemi yönünden deliller toplanmadan karar verilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 16.11.2009 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi ile aynı tarihli Bayilik Protokolü imzalandığı, süre sonu olan 16.11.2014 tarihi itibarıyla sözleşmenin taraflarca sona erdirildiği, protokolün 7 nci maddesi uyarınca bayi olan şirketin yıllık 1.500,00 m3 (1.5 ton) akaryakıt almayı ve eksik alımı halinde ton başına 50,00 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, bayinin sözleşmedeki asgari alım taahhüdünü yerine getiremediği, akaryakıt bayiilik sözleşmelerinde yer alan ''yıllık asgari alım taahhüdü"ne uymama halinde öngörülen cezai şartın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olduğu, alacaklının hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili ihtirazi kayıt bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, asıl davada davacı şirket, sözleşmenin devam ettiği süre içerisinde davalı bayiye eksik alım nedeniyle cezai şart alacağının doğduğunu ve bu alacağını saklı tuttuğunu bildirmişse de söz konusu ihtarın birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü yıllar için mal verilmeye başlanmasından sonra gönderilmesi sebebiyle davacının sözleşmenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yılları için eksik alım nedeniyle cezai şart isteminde bulunamayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği artık eksik ifanın benimsendiği ve ceza koşulunu isteme hakkının sona erdiği, davacının 31.12.2014 tarihli ihtarnameyi göndermesi ve eldeki davayı açmasına göre sadece 16 Kasım 2013-16 Kasım 2014 tarihleri arasındaki beşinci ve son yıl için ceza koşulunu isteyebileceği, tanzim edilen bilirkişi raporuna göre davalının son yıldaki eksik alım miktarının 650 m3 olduğu, sözleşmenin 7 nci maddesinde, eksik alınan akaryakıt için ton başına 50,00 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davalının 27.462,50 USD cezai şarttan sorumlu olduğu, 31.12.2014 tarihindeki kura göre, 27.462,50 USD'nin karşılığının 64.017,83 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan raporda, davalı şirketin mali durumuna göre 100.665,00 TL ve bu miktarın üzerinde kalan cezai şart tutarının davalı şirketin iktisaden mahvına sebebiyet vereceğinin belirlendiği, bu husus taraflarca istinaf konusu yapılmadığından, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturduğu kabul edilerek bu konuda yeniden araştırma yapılmasına gerek görülmediği, taraflar arasında akdedilmiş akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesinden doğacak hak ve alacaklar ile yapılan ticari muamelelerden faiz, cezai şart ve mahrum kalınan kâr dahil olmak üzere doğmuş ve doğacak azami 120.000,00 TL'ye kadar olan borcun teminatı olarak verilen 120.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun 29.12.2014 tarihinde tazmin edilerek davalının cezai şart borcundan mahsup edildiği, cezai şart alacağının 64.017,83 TL olmasına ve davacı tarafından cezai şart alacağına mahsup edilen mektup bedelinin 120.000,00 TL olmasına göre, artık davacının istenebilir cezai şart alacağının bulunmadığı aksine aradaki fark olan (120.000,00-64.017,83=55.982,17) 55.982,17 TL tutarında fazla tahsilatı olduğu gerekçesiyle davalı-birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, birleşen davada mektup bedelinin iadesi isteminin kısmen kabulü ile 55.982,17 TL'nin 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davadaki diğer talep olan sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi yönünden bu iddianın ispatı anlamında delil ibraz edilmediği gibi sözleşme devam ederken sözleşmeye aykırı davranışın giderilmesini teminen davalıya gönderilen bir ihtarın bulunmadığı, sözleşmenin süre nedeniyle sona ermesinden sonra ileri sürülen zarar iddiası artık dinlenmeyeceğinden birleşen davada davacıların tazminat isteminin ve fazlaya dair istemlerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davacı - birleşen davalı vekili ve asıl davalı - birleşen davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davacı - birleşen davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin bayisini eksik alımdan kaynaklanan cezai şart bedelini tahsil edeceğine dair düzenli olarak ihtar ettiğini, bayinin cezai şart bedelinin kendisinden tahsil edileceğini bilerek ticari ilişkiye devam ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince 30.01.2011 tarihli uyarı yazısının tebliğine dair belge olmadığından bahsedildiğini, ancak davalı tarafça tebellüğ alınmadığı gibi bir iddianın da bulunmadığını, bayiden beş yıllık cezai şartı talep etme hakkının doğduğunu, davalının tacir olduğunu, cezai şartta tenkise gidilemeyeceğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmediğinden bu kapsamda öngörülen cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Asıl davalı - birleşen davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; "cezai tazminat" alacağı iddiası bakımından 116.400,00 USD borçlu olmadıklarının tespitine ilişkin istemlerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında 16 Kasım 2013 - 16 Kasım 2014 tarihleri arasındaki dönemde 27.462,50 USD cezai şarttan sorumlu olduğu kabul edildiğine göre 116.400,00 TL - 27.462,50 TL=88.937,50 USD borçlu olmadıkları halde bu taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul edilmesi gereken miktar yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada cezai şart alacağının tahsili, birleşen davada ise, cezai şart nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi ve sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davacı - birleşen davalı vekili ve asıl davalı - birleşen davacılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/956316300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz