Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1091 E. 2023/4158 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayıtsız şartsız borç ikrarı↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ borç ikrarı↗ ticaret sicili tescili↗ sahtecilik↗ lehtar↗ şikayet↗ ikrar↗ ihtiyati haciz↗ uyuşmazlık konusu↗ bono↗ bilirkişi incelemesi↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ haciz↗ iflas↗ sulh↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/565 E., 2019/165 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2004 - 2005 yıllarında konfeksiyon işi yaptıklarını, mal alınan şirkete verilmek üzere isim ve imza kısımları doldurulmuş bir adet senedi şirket çalışanlarına bıraktığını, senedin işyerinde kaybolduğunu, 2005 yılında tarafların ortaklığa son verildiğini, davalının dava konusu 30.07.2011 tanzim tarihli, 30.07.2014 vadeli lehtarı kendisi olan 2.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı ihtiyati haciz kararı aldığını ve icraya koyarak mallarına, mirastan intikal edecek paylara ve banka hesaplarına haciz konulduğunu öğrendiğini, 2005 yılında kaybolan bononun sahtecilik yapılmak suretiyle doldurulup bono haline getirildikten sonra icraya konulduğunu ileri sürerek, takibe konulan 2.000.000,00 TL bedelli bono ve faizinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile ortaklığının gerçekleşmediğini, sadece davacının para sızdırmak için ortaklık vaadinde bulunduğunu, buna ilişkin ne adi bir yazılı belge ne de ticaret siciline tescil edilmiş bir ortaklığının mevcut bulunmadığını, davacının, boş kağıda atılan imzadan bahsederek açmış olduğu işbu davasının haksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu senedin unsurlarının tam olduğu, kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içerdiği, davacının menfi tespit iddiasına dayanak yaptığı açığa atılan imzanın kötüye kullanılması iddialarının ispatlanamadığı, bu hususta kesinleşmiş bir ceza soruşturması olduğu gözetilerek tanık dinlenmesi talebinin ret edildiği, davaya dayanak iddialar ve soruşturma süreci ile neticesi dikkate alınarak senet üzerindeki yazının sonradan doldurulup doldurulmadığının belirlenmesinin sonuca etki etmeyeceği, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların 2004 - 2005 yıllarında konfeksiyon işi yaptıklarını, mal alınan şirkete verilmek üzere isim ve imza kısımları doldurulmuş bir adet senedi şirket çalışanlarına bıraktığını, senedin işyerinde kaybolduğunu, 2005 yılında tarafların ortaklığa son verildiğini, davalının dava konusu 30.07.2011 tanzim tarihli 30.07.2014 vadeli lehtarı kendisi olan 2.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı ihtiyati haciz kararı aldığını ve icraya koyarak mallarına ve mirastan intikal edecek paylara ve banka hesaplarına haciz konulduğunu öğrendiğini, 2005 yılında kaybolan bononun sahtecilik yapılmak suretiyle doldurulup bono haline getirildikten sonra icraya konulduğunu, davalının marangoz ustası olduğunu senet miktarınca alacaklı olmasının mümkün olmadığını, davacının da bu tutarda borçlanacak iş kapasitesinin olmadığını, çalınma ve sahtecilik iddiasının tanıkla ispat edileceği gibi, bonodaki isim ve imzanın mürekkep yaşı ile diğer kısımların yazısına ilişkin mürekkep yaşının bilirkişi incelemesi ile anlaşılacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aynı iddialarla yaptığı şikayet üzerine İstanbul Anadolu C.Başsavcılığı'nın 2017/37858 Sor. sayılı dosyası ile başlatılan soruşturmada dinlenen tanıklar ve toplanan tüm deliller uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, itiraz üzerine kararın İstanbul Anadolu 1.Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/4298 D.İş sayılı itirazın reddi kararıyla kesinleştiği, gerek soruşturma sırasında gerekse işbu davada bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun davacı tarafından kesin delillerle ispatının gerektiği, somut olayda davacının böyle bir delil sunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1091 E. , 2023/4158 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1233 Esas, 2021/2199 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/565 E., 2019/165 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2004 - 2005 yıllarında konfeksiyon işi yaptıklarını, mal alınan şirkete verilmek üzere isim ve imza kısımları doldurulmuş bir adet senedi şirket çalışanlarına bıraktığını, senedin işyerinde kaybolduğunu, 2005 yılında tarafların ortaklığa son verildiğini, davalının dava konusu 30.07.2011 tanzim tarihli, 30.07.2014 vadeli lehtarı kendisi olan 2.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı ihtiyati haciz kararı aldığını ve icraya koyarak mallarına, mirastan intikal edecek paylara ve banka hesaplarına haciz konulduğunu öğrendiğini, 2005 yılında kaybolan bononun sahtecilik yapılmak suretiyle doldurulup bono haline getirildikten sonra icraya konulduğunu ileri sürerek, takibe konulan 2.000.000,00 TL bedelli bono ve faizinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile ortaklığının gerçekleşmediğini, sadece davacının para sızdırmak için ortaklık vaadinde bulunduğunu, buna ilişkin ne adi bir yazılı belge ne de ticaret siciline tescil edilmiş bir ortaklığının mevcut bulunmadığını, davacının, boş kağıda atılan imzadan bahsederek açmış olduğu işbu davasının haksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu senedin unsurlarının tam olduğu, kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içerdiği, davacının menfi tespit iddiasına dayanak yaptığı açığa atılan imzanın kötüye kullanılması iddialarının ispatlanamadığı, bu hususta kesinleşmiş bir ceza soruşturması olduğu gözetilerek tanık dinlenmesi talebinin ret edildiği, davaya dayanak iddialar ve soruşturma süreci ile neticesi dikkate alınarak senet üzerindeki yazının sonradan doldurulup doldurulmadığının belirlenmesinin sonuca etki etmeyeceği, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların 2004 - 2005 yıllarında konfeksiyon işi yaptıklarını, mal alınan şirkete verilmek üzere isim ve imza kısımları doldurulmuş bir adet senedi şirket çalışanlarına bıraktığını, senedin işyerinde kaybolduğunu, 2005 yılında tarafların ortaklığa son verildiğini, davalının dava konusu 30.07.2011 tanzim tarihli 30.07.2014 vadeli lehtarı kendisi olan 2.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı ihtiyati haciz kararı aldığını ve icraya koyarak mallarına ve mirastan intikal edecek paylara ve banka hesaplarına haciz konulduğunu öğrendiğini, 2005 yılında kaybolan bononun sahtecilik yapılmak suretiyle doldurulup bono haline getirildikten sonra icraya konulduğunu, davalının marangoz ustası olduğunu senet miktarınca alacaklı olmasının mümkün olmadığını, davacının da bu tutarda borçlanacak iş kapasitesinin olmadığını, çalınma ve sahtecilik iddiasının tanıkla ispat edileceği gibi, bonodaki isim ve imzanın mürekkep yaşı ile diğer kısımların yazısına ilişkin mürekkep yaşının bilirkişi incelemesi ile anlaşılacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aynı iddialarla yaptığı şikayet üzerine İstanbul Anadolu C.Başsavcılığı'nın 2017/37858 Sor. sayılı dosyası ile başlatılan soruşturmada dinlenen tanıklar ve toplanan tüm deliller uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, itiraz üzerine kararın İstanbul Anadolu 1.Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/4298 D.İş sayılı itirazın reddi kararıyla kesinleştiği, gerek soruşturma sırasında gerekse işbu davada bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun davacı tarafından kesin delillerle ispatının gerektiği, somut olayda davacının böyle bir delil sunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954785300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz