YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1283 E. 2023/4948 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katılma yolu ile istinaf↗ ifa↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/42 E, 2019/496 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2017/81310 numaralı “USMLENET” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere yaptığı başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin USMLE markasının gerçek hak sahibi olduğunu, “United States Medical Licensing Examination” ve Türkçe’de “Birleşik Devletler Medikal Lisans Sınavı” anlamına gelen ABD’de doktorluk yapmak isteyen herkesin girmekle yükümlü olduğu 3 aşamalı sınavın adı olduğunu, müvekkilinin 1915 yılında kurulmuş, tıp öğrencileri için devlet tarafından kabul gören sınavları incelemek ve düzenlemekle görevli bir Birleşik Devlet sınav kurulu olduğunu, sınava ilişkin resmi web sitesinin https://www.usmle.org/ olduğunu, Wikipedia’da da ilgili bilgilerin yer aldığını, sınavın 1990 yılından bu yana aynı isimle uygulandığını ve birçok ülkede hâlihazırda tescilli olduğunu, USMLE ibaresinin ABD’de de tescilli olduğunu, Google arama motorunda da ilk sıralardan itibaren sınava ve davacıya ait bilgilerin yer aldığını, bu sınavın Türkiye’de de uygulandığını, Koç ve Hacettepe Üniversiteleri ile bu anlamda sözleşmeler yapıldığını, bu üniversitelerin sayfalarından da ilgili bilgilere ulaşılabileceğini, yine Tıpta Uzmanlık Sınavı Eğitim Merkezi internet sayfasında da USMLE ile ilgili bilgilerin yer aldığını, buna göre sınavın Ankara’da Amerikan Kültür Derneğinde gerçekleştirildiğini, tüm bu hususlar gereğince davacının USMLE markasını Türkiye’de yaygın bir biçimde kullandığını, maruf hale getirdiğini ve bu marka yönünden gerçek hak sahibi olduğunu ve davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve dördüncü fıkrası anlamında hak sahibi bulunduğunu, dava konusu marka sahibinin kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkiline ait tanınmış ve yaratım markasını aynen aldığını, markanın ayırt edici gücünün yüksek olduğunu ve tesadüfen seçilmesinin mümkün olmadığını, davalının haksız kazanç elde etme gayesi ile hareket ettiğini, davalı ... adıyla arama yapıldığında www.ahmeterkek.com alan adlı web sitesinin sahibi olduğu ve medikal sınavlar konusunda eğitimleri ve yayınlarının bulunduğunu, bu alanda aktif olarak çalıştığının anlaşıldığını, tıp sınavlarına ilişkin hizmetler sağlayan ve bu alanda faaliyet gösteren davalının doktor olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2018-M-9868 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2017/81310 başvuru numaralı “USMLENET” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; davacının Türkiye’de tescilli bir markası bulunmadığını, bu bakımdan 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında aranan şartın gerçekleşmediğini, aynı gerekçe ile davacının markasının tanınmışlığından da söz etmenin mümkün olmadığını, davacının itiraza mesnet gösterdiği marka üzerinde de herhangi bir hakkı bulunmadığını, eskiye dayalı kullanım iddiasının ispatlanamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalının ticari faaliyetlerinde kullanmak üzere USMLENET ibareli markayı 41. sınıfta tescil ettirdiğini, davacının ABD kökenli bir kuruluş olduğunu, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacının görevinin ABD nezdinde doktorluk mesleğini ifa etmek isteyen şahıslara yeterlilik sınavı gerçekleştirmek olduğunu, davacının USMLE ibareli markasının Türkiye’de tescilli olmadığını, söz konusu teknik sınavın ilgili devlette başka bir kuruluş tarafından yapılamadığını, tüketici kitlesi tarafından USMLE olarak bilindiğini, ancak davacının bu beyanlarının kabulü halinde USMLE ibaresinin markasal bir yönü olmadığını, jenerik bir ibare olduğunu, eğitsel aktiviteyi tanımlamak için kullanıldığını, USMLE’nin jenerik olduğunu ve tıp fakültesi öğrencilerinin girdiği sınav adının kısaltması olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu işaret/markalar arasında benzerlik olmakla birlikte davacının Türkiye tescilli ya da başvuru aşamasında bir markası bulunmadığından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, USMLE ibaresinin davalının tescil tarihinden önce davacı tarafından Türkiye’de kullandığı ve ilgili piyasada belli ölçüde bilinir hale getirildiği, buna göre davacının USMLE ibaresi üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında öncelikli hak sahipliği bulunduğu, davacının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık iddiasını ispatlayamadığı, dava konusu USMLE işaretinin ilgili sektörde belirli bir tanınmışlığa ulaştığı ancak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası anlamında inceleme yapmak için gerekli şartların oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2018-M-9868 sayılı kararının iptaline, 2017/81310 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava aşamasında sunulan delillere göre karar verilemeyeceğini, eskiye dair kullanımın ispat edilemediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle, tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının doktor olduğu, internet sitesindeki bilgilerden sınavdan haberi olduğu, bunların da kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalının kötü niyetinin korunmaması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını davanın kötü niyet bakımından da kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, USMLE ibaresinin davalının tescil tarihinden önce davacı tarafından Türkiye’de kullandığı ve ilgili piyasada belli ölçüde bilinir hale getirildiğinin tespit edildiği, buna göre davacının USMLE ibaresi üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında öncelikli hak sahipliği bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin tüm istinaf itirazlarının reddine, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesinin mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesinin de mümkün olduğu, bu düzenlemelerin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinin özel bir uygulamasından ibaret olduğu (Yargıtay HGK 16.07.2008 tarih 2008/11-501 E.- 2008/507 K.), Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.04.2013 tarih ve 2011/5436 E. 2013/6621 K. sayılı kararına konu bir olayda, Mahkemece, "U-BOAT" markasının yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, saat sektöründe ya da ziynet eşyası sektöründe bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek tescil ettirdiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle davalının marka tescili sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası anlamında kötü niyetli olduğunun belirlendiğini, bu açıklama ve emsal olay karşısında, "USMLE" ibaresinin, ABD'de doktorluk yapılabilmesi için yabancıların girmesi gereken bir sınavın adı olan, "United States Medical Licensing Examination" ibaresinin kısaltması olduğu, davacının bu ibareyi Türkiye'de kullandığı ve bilinir hale getirdiği, ibarenin yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin benzeri olan "USMLENET" ibaresinin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin ise hayatın olağan akışına uygun düşmediği, zira davalı ...'in tıp alanında faaliyet gösterdiği, hatta kendi internet sitesinde bu alanda faaliyetlerinin bulunduğunun belirlendiği, bu nedenle davacının işbu markasından haberdar olduğu, davalının marka tescil başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı, esasen kötü niyetli başvurunun mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötü niyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötü niyet tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953), bu nedenle davalının kötü niyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddialarını ispat edemediğini, YİDK tarafından Kurum kararı verildiği tarihteki hukuki duruma göre Kuruma sunulan belgeler doğrultusunda işlem yapıldığını, itiraz aşamasında Kuruma sunulmadığı için değerlendirme yapılamayan belgeler doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından itiraz aşamasında sunulan delillerin hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiği, bu aşamada sunulan deliller bakımından da davacının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında eskiye dayalı kullanımını ispat edemediğini, davacı vekilinin kötü niyet iddialarının ve yine Bölge Adliye Mahkemesi kararının aynı yöndeki değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının kötü niyet iddiasını ispat edemediğini, kaldı ki davacının Türkiye'de tescilli yada başvuru aşamasında bir markasının bulunmadığından benzerlik değerlendirmesinin somut olayda gerçekleşmediğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı TPMK vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8724 E. 2023/2881 K.
Ortak:kötü niyet · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda2013/6621 K. sayılı kararına konu bir olayda, Mahkemece, "U-BOAT" markasının yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede «ayırt ediciliğinin» bulunduğu, bu ibarenin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, saat sektöründe ya da ziynet eşyası sektöründe bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek tescil ettirdiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle davalının marka tescili sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası anlamında kötü niyetli olduğunun belirlendiğini, bu açıklama ve emsal olay karşısında, "USMLE" ibaresinin, ABD'de doktorluk yapılabilmesi için yabancıların girmesi gereken bir sınavın adı olan, "United States Medical Licensing Examination" ibaresinin kısaltması olduğu, davacının bu ibareyi Türkiye'de kullandığı ve bilinir hale getirdiği, ibarenin yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin benzeri olan "USMLENET" ibaresinin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin ise hayatın olağan akışına uygun düşmediği, zira davalı ...'in tıp alanında faaliyet gösterdiği, hatta kendi internet sitesinde bu alanda faaliyetlerinin bulunduğunun belirlendiği, bu nedenle davacının işbu markasından haberdar olduğu, davalının marka tescil başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı, esasen kötü niyetli başvurunun mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötü niyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, «kötü niyet» tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953), bu nedenle davalının kötü niyetli başvurusunun bütün …
3.Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle, tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının doktor olduğu, internet sitesindeki bilgilerden sınavdan haberi olduğu, bunların da «kötü niyetini» ortaya koyduğunu, davalının kötü niyetinin korunmaması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını davanın kötü niyet bakımından da kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, tescil başvurusu sırasında «kötü niyetin» başlı başına bir itiraz «sebebi» olarak öne sürülebilmesinin mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesinin de mümkün olduğu, bu düzenlemelerin 4721 sayılı Türk Me …
Benzer bu kararda… arın emtia listelerinin aynı/aynı tür olduğu ve markalar arasında bu emtialar itibariyle 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, davacının "SINAV" asıl unsurlu markasının, eğitim sektöründe 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının anlamında tanınmış marka olduğu ancak başvuruda bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında koşulların oluşması sebebiyle bu konuda ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmediği, davacının «kötü niyet» iddialarının ve 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasının dayalı iddialarının ispatlanmadığı, aynı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının koşull …
İstinaf Sebepleri Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının itirazına mesnet markalarının tek unsurunu oluşturan "Sınav" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğunu, başvuruya konu işaret ile itiraza mesnet markalar arasında «ortalama tüketicinin» görsel, işitsel ve kavramsal algı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» «iltibasa» neden olacak herhangi bir benzerlik olmadığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunun da savunmalarını destekler nitelikte bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahk …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda… e; itiraza mesnet markaların tek unsuru oluşturan “SINAV” ibaresinin ayırt edici vasfının düşük olduğunu, başvuruya konu işaret ile itiraza mesnet markalar arasında «ortalama tüketicinin» görsel, işitsel ve kavramsal algı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» «iltibasa» neden olacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, 556 sayılı Kanun Hükminde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanabilmesi i …
İstinaf Sebepleri Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının itirazına mesnet markalarının tek unsurunu oluşturan "Sınav" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğunu, başvuruya konu işaret ile itiraza mesnet markalar arasında «ortalama tüketicinin» görsel, işitsel ve kavramsal algı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» «iltibasa» neden olacak herhangi bir benzerlik olmadığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunun da savunmalarını destekler nitelikte bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahk …
… kırı olduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığından istifade etmeye çalışan davalının kötü niyetli olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu ileri sürerek YİDK’ın 2016-M-4858 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini tal …
… arın emtia listelerinin aynı/aynı tür olduğu ve markalar arasında bu emtialar itibariyle 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, davacının "SINAV" asıl unsurlu markasının, eğitim sektöründe 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının anlamında tanınmış marka olduğu ancak başvuruda bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında koşulların oluşması sebebiyle bu konuda ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmediği, davacının «kötü niyet» iddialarının ve 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasının dayalı iddialarının ispatlanmadığı, aynı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının koşull …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4156 E. 2016/4233 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · ihtarat · güven kurumu · özen yükümlülüğü · kusur oranı · basiretli tacir · hakkaniyet · haksız fiil
Benzer bu karardaBu durumda bir «güven kurumu» olarak «basiretli tacir» gibi davranması gereken davalı bankanın, «objektif özen yükümlülüğünün» yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlardan dahi sorumluluğu bulunmakta olup, banka çalışanı tarafından dava konusu ücretin yanlış hesaba yatırılmasından da sorumludur.
Bu durumda, mahkemece, tarafların «kusur oranı» belirlenerek sonucuna göre «hakkaniyete» uygun manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tüm kusuru davacıya yükleyerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… len banka dekontunu dikkatle incelemeleri, bilgilerinde yanlışlık yoksa, bankadan ayrılmaları, yanlışlık varsa mutlaka düzelttirerek bankadan ayrılmaları" hususunda «ihtaratın» mevcut olduğu, davalı banka tarafından davacıya verilen dekontun orta kısmında büyük harflerle ".... ...
Buna karşılık, davalı banka çalışanı ...’ün de davacıya karşı «haksız fiil» hükümlerine göre sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15531 E. 2014/4529 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:geç teslim · kâr mahrumiyeti · reeskont faizi · ıslah · maddi tazminat · teslim · kesin hüküm
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre, davacının evraklarını hazırlayarak kuruma gönderilmek üzere davalıya verdiği, davalının tam kusurlu hareketi ile gönderiyi alıcı kuruma «teslim» etmediği, bu yüzden davacının sınava giremediği, doçent doktor olan davacının klinik şefi sınavını kazanmasının %100 gerçekleşeceği ve bu sınavı kazanacağının kabul edildiği, bu sebeple en az 5 yıllık bir dönem için maaş ve döner sermaye farkından «mahrum» kaldığı, manevi tazminat koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve «maddi tazminat» olarak 23.958,80 TL, manevi tazminat olarak da 5.000,00 TL olmak üzere toplam 28.958,80 TL'nin dava ve «ıslah» tarihlerinden itibaren değişen oranlardaki «reeskont faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, davalı şirketin davacı tarafından gönderilen evrakları alıcı kuruma «geç teslim» etmesi nedeniyle sınava girilememesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının anılan sınavı «kesin» kazanacağı, bu nedenle de maaş ve döner sermaye kaybından dolayı zarara uğradığı kabul edilmişse de davacının talebi ve mahkemenin kabulü varsayıma dayalı olup somut olarak kanıtlanamayan ve varsayıma dayanan talebin reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1283 E. , 2023/4948 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/220 Esas, 2021/1316 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/42 E, 2019/496 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2017/81310 numaralı “USMLENET” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere yaptığı başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin USMLE markasının gerçek hak sahibi olduğunu, “United States Medical Licensing Examination” ve Türkçe’de “Birleşik Devletler Medikal Lisans Sınavı” anlamına gelen ABD’de doktorluk yapmak isteyen herkesin girmekle yükümlü olduğu 3 aşamalı sınavın adı olduğunu, müvekkilinin 1915 yılında kurulmuş, tıp öğrencileri için devlet tarafından kabul gören sınavları incelemek ve düzenlemekle görevli bir Birleşik Devlet sınav kurulu olduğunu, sınava ilişkin resmi web sitesinin https://www.usmle.org/ olduğunu, Wikipedia’da da ilgili bilgilerin yer aldığını, sınavın 1990 yılından bu yana aynı isimle uygulandığını ve birçok ülkede hâlihazırda tescilli olduğunu, USMLE ibaresinin ABD’de de tescilli olduğunu, Google arama motorunda da ilk sıralardan itibaren sınava ve davacıya ait bilgilerin yer aldığını, bu sınavın Türkiye’de de uygulandığını, Koç ve Hacettepe Üniversiteleri ile bu anlamda sözleşmeler yapıldığını, bu üniversitelerin sayfalarından da ilgili bilgilere ulaşılabileceğini, yine Tıpta Uzmanlık Sınavı Eğitim Merkezi internet sayfasında da USMLE ile ilgili bilgilerin yer aldığını, buna göre sınavın Ankara’da Amerikan Kültür Derneğinde gerçekleştirildiğini, tüm bu hususlar gereğince davacının USMLE markasını Türkiye’de yaygın bir biçimde kullandığını, maruf hale getirdiğini ve bu marka yönünden gerçek hak sahibi olduğunu ve davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve dördüncü fıkrası anlamında hak sahibi bulunduğunu, dava konusu marka sahibinin kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkiline ait tanınmış ve yaratım markasını aynen aldığını, markanın ayırt edici gücünün yüksek olduğunu ve tesadüfen seçilmesinin mümkün olmadığını, davalının haksız kazanç elde etme gayesi ile hareket ettiğini, davalı ...
adıyla arama yapıldığında www.ahmeterkek.com alan adlı web sitesinin sahibi olduğu ve medikal sınavlar konusunda eğitimleri ve yayınlarının bulunduğunu, bu alanda aktif olarak çalıştığının anlaşıldığını, tıp sınavlarına ilişkin hizmetler sağlayan ve bu alanda faaliyet gösteren davalının doktor olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2018-M-9868 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2017/81310 başvuru numaralı “USMLENET” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; davacının Türkiye’de tescilli bir markası bulunmadığını, bu bakımdan 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında aranan şartın gerçekleşmediğini, aynı gerekçe ile davacının markasının tanınmışlığından da söz etmenin mümkün olmadığını, davacının itiraza mesnet gösterdiği marka üzerinde de herhangi bir hakkı bulunmadığını, eskiye dayalı kullanım iddiasının ispatlanamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalının ticari faaliyetlerinde kullanmak üzere USMLENET ibareli markayı 41. sınıfta tescil ettirdiğini, davacının ABD kökenli bir kuruluş olduğunu, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacının görevinin ABD nezdinde doktorluk mesleğini ifa etmek isteyen şahıslara yeterlilik sınavı gerçekleştirmek olduğunu, davacının USMLE ibareli markasının Türkiye’de tescilli olmadığını, söz konusu teknik sınavın ilgili devlette başka bir kuruluş tarafından yapılamadığını, tüketici kitlesi tarafından USMLE olarak bilindiğini, ancak davacının bu beyanlarının kabulü halinde USMLE ibaresinin markasal bir yönü olmadığını, jenerik bir ibare olduğunu, eğitsel aktiviteyi tanımlamak için kullanıldığını, USMLE’nin jenerik olduğunu ve tıp fakültesi öğrencilerinin girdiği sınav adının kısaltması olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu işaret/markalar arasında benzerlik olmakla birlikte davacının Türkiye tescilli ya da başvuru aşamasında bir markası bulunmadığından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, USMLE ibaresinin davalının tescil tarihinden önce davacı tarafından Türkiye’de kullandığı ve ilgili piyasada belli ölçüde bilinir hale getirildiği, buna göre davacının USMLE ibaresi üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında öncelikli hak sahipliği bulunduğu, davacının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık iddiasını ispatlayamadığı, dava konusu USMLE işaretinin ilgili sektörde belirli bir tanınmışlığa ulaştığı ancak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası anlamında inceleme yapmak için gerekli şartların oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2018-M-9868 sayılı kararının iptaline, 2017/81310 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava aşamasında sunulan delillere göre karar verilemeyeceğini, eskiye dair kullanımın ispat edilemediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle, tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının doktor olduğu, internet sitesindeki bilgilerden sınavdan haberi olduğu, bunların da kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalının kötü niyetinin korunmaması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını davanın kötü niyet bakımından da kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, USMLE ibaresinin davalının tescil tarihinden önce davacı tarafından Türkiye’de kullandığı ve ilgili piyasada belli ölçüde bilinir hale getirildiğinin tespit edildiği, buna göre davacının USMLE ibaresi üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında öncelikli hak sahipliği bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin tüm istinaf itirazlarının reddine, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesinin mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesinin de mümkün olduğu, bu düzenlemelerin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinin özel bir uygulamasından ibaret olduğu (Yargıtay HGK 16.07.2008 tarih 2008/11-501 E.- 2008/507 K.), Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 02.04.2013 tarih ve 2011/5436 E. 2013/6621 K. sayılı kararına konu bir olayda, Mahkemece, "U-BOAT" markasının yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, saat sektöründe ya da ziynet eşyası sektöründe bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek tescil ettirdiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle davalının marka tescili sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası anlamında kötü niyetli olduğunun belirlendiğini, bu açıklama ve emsal olay karşısında, "USMLE" ibaresinin, ABD'de doktorluk yapılabilmesi için yabancıların girmesi gereken bir sınavın adı olan, "United States Medical Licensing Examination" ibaresinin kısaltması olduğu, davacının bu ibareyi Türkiye'de kullandığı ve bilinir hale getirdiği, ibarenin yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin benzeri olan "USMLENET" ibaresinin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin ise hayatın olağan akışına uygun düşmediği, zira davalı ...'in tıp alanında faaliyet gösterdiği, hatta kendi internet sitesinde bu alanda faaliyetlerinin bulunduğunun belirlendiği, bu nedenle davacının işbu markasından haberdar olduğu, davalının marka tescil başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı, esasen kötü niyetli başvurunun mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötü niyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötü niyet tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953), bu nedenle davalının kötü niyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddialarını ispat edemediğini, YİDK tarafından Kurum kararı verildiği tarihteki hukuki duruma göre Kuruma sunulan belgeler doğrultusunda işlem yapıldığını, itiraz aşamasında Kuruma sunulmadığı için değerlendirme yapılamayan belgeler doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından itiraz aşamasında sunulan delillerin hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiği, bu aşamada sunulan deliller bakımından da davacının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında eskiye dayalı kullanımını ispat edemediğini, davacı vekilinin kötü niyet iddialarının ve yine Bölge Adliye Mahkemesi kararının aynı yöndeki değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının kötü niyet iddiasını ispat edemediğini, kaldı ki davacının Türkiye'de tescilli yada başvuru aşamasında bir markasının bulunmadığından benzerlik değerlendirmesinin somut olayda gerçekleşmediğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı TPMK vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954631000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz