6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Nakden kaydı içeren bonoda bedelsizlik iddiasında ispat yükü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5588 E. 2023/4979 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Nakden kaydını içeren bir bonoda bedelsizlik nedenine dayalı menfi tespit davasında ispat yükü davacıdadır; bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası ancak yazılı delille ispatlanabilir ve davalı senedi talil etmedikçe ispat yükü yer değiştirmez; aldatma kapsamında olmayan iddialar tanıkla ispatlanamaz.

Ele alınan sorunlar

Bonoya dayalı menfi tespit davasında ispat yükü ve delil sistemi → ret

İddia: Davacılar, senedin teminat senedi olarak verildiğini, boş imzalanıp davalı tarafından anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğunu; hayatın olağan akışına aykırılık nedeniyle ispat yükünün davalıda olması gerektiğini ve iddialarının tanıkla da ispatlanabileceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının iddiaları aldatma kapsamında olmadığından bunların ispatı bağlamında tanık deliline başvurulamayacağı; bononun aradaki anlaşmaya aykırı biçimde kendi lehine doldurulduğu yönündeki iddianın ancak yazılı delille ispatlanabileceği; bononun nakden kaydını içermesi karşısında bedelsizlik nedenine dayalı menfi tespit davasında ispat yükünün davacıda olduğu; davalı tarafça senedin talili yapılmadığından ispat yükünün yer değiştirdiğinden söz edilemeyeceği. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Nakden kaydı içeren bonoda bedelsizlik iddiasında ispat yükünün davacıda kalması ve talil yokluğunda yer değiştirmemesi yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit bedelsizlik ispat yükü senede karşı senetle ispat nakden kaydı senedin talili

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/5588 E.  ,  2023/4979 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/538 Esas, 2021/771 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/86 E., 2020/811 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.09.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının babası ...'nün Tasfiye halinde Ünlü Askı Tekstil Ltd. Şti.'ne ait demirbaş ve bir kısım hammaddeleri müvekkili şirkete bedeli ileride kazancından ödenmesi kaydıyla devrettiğini, anlaşmalarına göre müvekkilinin devir bedeli 200.000,00 TL'yi peyderpey ödeyeceğini, ancak ...'nün müvekkilinden teminat olarak bir senet istediğini, müvekkilinin de duyduğu güven nedeni ile bir bonoyu yalnızca miktar ve isim haneleri doldurulduktan sonra imzalayarak teslim ettiğini, müvekkilinin tasfiye halinde Ünlü Askı Tekstil Ltd. Şti.'ne olan borçlarını ödediğini, ancak bononun müvekkiline iade edilmediğini, davalıya teslim edildiğini ve davalı tarafından boş kısımları doldurularak icra takibine konu edildiğini, davalının senedin teminat senedi olduğunu bildiğini, ayrıca işşiz bir kimse olup adına kayıtlı bir malvarlığının da bulunmadığını, dolayısı ile 350.000,00 TL gibi bir tutarı davacıya borç vermesinin söz konusu olamayacağını ileri sürerek müvekkillerinin davalıya bono ve icra takibi nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitine, bono ve takibin iptaline, davalı aleyhine %40'tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacıların iddiasını senetle ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının senedi teminat senedi olarak düzenlediği ve borç ödenene kadar davalının şirkete %5 ortak olduğunu ispatlayamadığı, yemin delilinin de kullanılması ile davalının yemini de eda ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; senede karşı senetle ispat yükümlülüğünün istisnasının hayatın olağan akışının aksine durumun var olduğunda, ispat yükünün normal duruma dayananda değil yaşamın olağan akışına aykırı olan durumu iddia edende olduğunu, davalının 350.000,00 TL borç vermesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin sermayesinin dahi 100.000,00 TL olduğunu, davalının kardeşi ...'nün C.Savcılığındaki beyanında...'nin 350.000,00 TL'lik bonoyu verdiğini, ...in de 350.000,00 TL'yi verdiğini, Mali Suçlarla Mücadele Şube müdürlüğünde ise ilk etapta 150.000,00 TL daha sonra da 200.000,00 TL verdiğini, davalının mahkemede 12.07.2017 tarihinde önce 350.000,00 TL verdiğini devamında önce 180.000,00 TL daha sonrada 170.000,00 TL verdiğini söyleyerek kendisini yalanladığını, yine davalının ceza dosyasında parayı perderpey verdiğini söylediğini, beyanların resmi makamlar önünde yapıldığını, davalının 350.000,00 TL'yi verdiğini hiçbir belge ile kanıtlayamadığını, bilirkişi raporunda Ünlü Askı hesabının 330,40 TL alacak verdiğinin belli olduğunu, ayrıca bilirkişiler tarafından davacının davalıya borçlu olmadığı yönünde tespit bulunduğunu, davacıyı şirkete sokmadıkları ve bu konuda yargılamanın devam ettiği İstanbul Anadolu 25.

Asliye Ceza Mahkemesi 2014/458 E. sayılı dosyasında davalı hakkında dava açıldığı, davacının ticari defterlerinin tasdikinin bulunmamasının iş ve çalışma hürriyetinin davalı ve yakınlarının engellemesi nedeni ile yapılmadığından bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddialarının aldatma kapsamında olmadığı, bunları ispat bağlamında tanık deliline de başvurulamayacağı, bononun aradaki anlaşmaya aykırı biçimde kendi lehine doldurduğu şeklinde ifade edilen iddianın ancak yazılı delille ispatlanabileceği, bononun nakden kaydını içerdiği, bu kayıt karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükünün davacıda olduğunu, davalı tarafça senedin talili yapılmadığından ispat yükünün yer değiştirdiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954596100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/538 E. 2021/771 K.

Teminat senedi iddiasında bedelsizlik ispat yükü davacıdadır

Gerekçe özeti

Bono gibi soyut (mücerret) borç ikrarı niteliğindeki kambiyo senetlerinde, senedin teminat amacıyla verildiği ve alacaklının bonodaki boşlukları anlaşmaya aykırı biçimde kendi lehine doldurduğu iddiası, alacaklının davacıda kasten yanlış kanaat uyandırması niteliğinde değilse aldatma (hile) kapsamında değerlendirilemez ve bu iddia tanıkla ispatlanamaz; ancak yazılı delille ispatlanabilir (HMK m.201). Senedin nakden kaydını içermesi karşısında bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır; senedin tahrif edildiği ispatlanmadıkça ispat yükü yer değiştirmez. Alacaklının ekonomik durumunun borçludan güçsüz olması, borç verme olgusunun ispatı bakımından tek başına ispat yükünü değiştirmez. Ceza mahkemesi kararları ve devam eden ceza davaları, hukuk hâkimini kusur ve sorumluluk yönünden bağlamaz; senedin zorla alındığına dair bir iddia/dava bulunmadıkça ceza davası bekletici mesele yapılmaz.

Emsal değeri

Kararın, bononun teminat amaçlı verildiği ve boşluklarının aldatma suretiyle doldurulduğu iddiasının ancak davacının davalıda kasten yanlış kanaat uyandırması hâlinde aldatma sayılabileceği, aksi halde bu iddianın tanıkla ispatlanamayıp yazılı delil gerektirdiği yönündeki tespiti, bono/teminat senedi uyuşmazlıklarında ispat yükünün belirlenmesi açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: menfi tespit davası kambiyo senedi (bono) soyutluk (mücerretlik) ilkesi teminat senedi senede karşı senetle ispat kuralı aldatma (hile) iddiası ispat yükü ceza davasının hukuk davasına etkisi bekletici mesele

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/538

KARAR NO 2021/771

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/12/2020

NUMARASI 2019/86 Esas 2020/811 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/05/2021

Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; davalının babası ... Tasfiye halinde ... Ltd.Şti ne ait demirbaş ve bir kısım hammaddeleri müvekkili şirkete bedeli ileride kazancından ödenmesi kaydıyla devrettiğini, anlaşmalarına göre müvekkilinin devir bedeli 200.000-TL yi peyderpey ödeyeceğini, ancak ... müvekkilinden teminat olarak bir senet istediğini, müvekkilinin de duyduğu güven nedeni ile bir bonoyu yalnızca miktar ve isim haneleri doldurulduktan sonra imzalayarak ...ye teslim ettiğini, müvekkilinin tasfiye halinde ...Ltd.Şti ne olan borçlarını ödediğini, ancak bono müvekkiline iade edilmediği gibi,davalıya teslim edildiğini ve davalı tarafından boş kısımları doldurularak icra takibine konu edildiğini, davalının senedin teminat senedi olduğunu bildiğini, ayrıca işşiz bir kimse olup adına kayıtlı bir malvarlığının da bulunmadığını, dolayısı ile 350.000-TL gibi bir tutarı davacıya borç vermesinin söz konusu olamayacağını ileri sürerek müvekkillerinin davalıya bono ve icra takibi nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitine, bono ve takibin iptaline,davalı aleyhine % 40 tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili ; davacı borçluların senedi tanzim ederek verdiğini, davacıların temerrüde düşmeleri üzerine Kadıköy 3.ATM sinin 2011/377 D.İş dosyasında alınan ihtiyati haciz kararı ile Ümraniye ...İcra Müd. ... E. Sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davacıların borcu ödemedikleri gibi haksız olarak bu davayı açtıklarını, davacı beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının ticari defter ve kayıtlarını doğru tutmaması nedeni ile kendi lehine sonuç çıkaramayacağını, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacıların delillerini kabul etmediklerini, tanık dinlenmesine ve diğer takdiri delillerin ileri sürülmesine, muvafakat etmediklerini, haksız açılan davanın reddi ile davacıların % 40'tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece davacının senedi teminat senedi olarak düzenlediği ve borç ödenene kadar davalını şirkete %5 ortak olduğunu ispatlayamadığı yemin delilinin de kullanılması ile davalının yemini de eda ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacılar vekili;senede karşı senetle ispat yükümlülüğünün istisnasının hayatın olağan akışının aksine durumun var olduğunda, ispat yükünün normal duruma dayananda değil yaşamın olağan akışına aykırı olan durumu iddia edende olduğunu, davalının 350.000-TL borç vermesinin mümkün olmadığını,davacı şirketin sermayesinin dahi 100.000-TL olduğunu,davalının kardeşi ... C.Savcılığındaki beyanında ... 350.000-TL'lik bonoyu verdiğini, ... 350.000-TL'yi verdiğini, Mali Suçlarla Mücadele Şube müdürlüğünde ise ilk etapta 150.000-TL daha sonra da 200.000-TL verdiğini, davalının mahkemede 12.07.2017 tarihinde önce 350.000-TL verdiğini devamında önce 180.000-TL daha sonrada 170.000-TL verdiğini söyleyerek kendisini yalanladığını, yine davalının ceza dosyasında parayı perderpey verdiğini söylediğini, beyanların resmi makamlar önünde yapıldığını , davalının 350.000-TL yi verdiğini hiçbir belge ile kanıtlayamadığını ,bilirkişi raporunda Ünlü Askı hesabının 330,40 TL alacak verdiğinin belli olduğunu, ayrıca bilirkişiler tarafından davacının davalıya borçlu olmadığı yönünde tespit bulunduğunu, davacıyı şirkete sokmadıkları ve bu konuda yargılamanın devam ettiği İstanbul Anadolu 25.Asliye Ceza Mahkemesi 2014/458 esas sayılı dosyasında davalı hakkında dava açıldığı,davacının ticari defterlerinin tasdikinin bulunmamasının iş ve çalışma hürriyetinin davalı ve yakınlarının engellemesi nedeni ile yapılmadığından bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava İİK 72 maddesine göre açılan menfi tespit davasıdır.Davalı alacaklı tarafından 23.06.2011 tarihinde Ümraniye ....İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatılmıştır.Davacılar esasen senedin dava dışı Tasfiye Halinde ...Ltd. Şti'ne ait bir kısım demirbaş ve hammaddenin alımı için teminat olarak verildiğini, sadece miktar ve isim hanesinin doldurulduğunu ancak davalının kötü niyetle senedi ele geçirdiğini ileri sürmüştür.Davacılar vekili; davalının işsiz ve borç verecek durumda olmadığı ekonomik olarak çok daha güçsüz olan davalının müvekkili davacılara borç para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia etse de,bu iddianın hukuki dayanağı yoktur.Birinin bir diğerinden alacaklı olabilmesi için, alacaklının ekonomik durumunun borçlunun ekonomik durumundan daha iyi olması şartı aranamaz.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle bono ve bu kapsamda teminat fonksiyonu, bononun aldatma suretiyle düzenletildiği iddiası ve bunlara ilişkin ispat kuralları ile ceza davasının hukuk yargılamasına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır. Bononun keşidecisi, bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir vaadde bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmamasıdır. Kambiyo senetleri ile bunların düzenlenmesine temel teşkil eden asıl borç ilişkisinden soyut bir borç oluşturulduğu, senedi elinde bulunduran kişinin ayrıca alt ilişkiyi ispatlamak zorunda olmadığı;

kambiyo senetlerinin de aldatma suretiyle elde edilebileceği ve aldatma vakıasının da tanıkla ispatlanabileceği sonuçlarına varılmaktadır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davalarına etkisi dava ve takip konusu bononun keşide tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 53’üncü maddesinde düzenlenmiş olup;"hukuk hâkimi, kusurun veya haksız fiil failinin ayırtım gücüne sahip olup olmadığının tespiti hususunda ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin kurallarıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinin bu yöne temas eden beraat kararıyla da bağlı değildir. Ceza mahkemesi kararı kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin konusunda da hukuk hâkimini bağlamaz. Görüldüğü gibi fiilin, ceza hukuku bakımından suç teşkil etmemesi, fail bakımından o fiilin özel hukuk anlamında haksız fiil sayılamayacağı ve sorumluluk doğurmayacağı biçiminde değerlendirilemez..Somut olay değerlendirildiğinde;

dava konusu senedin TTK da sayılan zorunlu tüm unsurları taşıdığı, davacı yanın iddiası bononun başka bir ticari ilişkinin teminatını teşkil etmek üzere düzenlenerek verildiği, ancak bonoyu ele geçiren davalının, bonodaki boşlukları kendi lehine doldurarak takibe koyduğu noktasındadır. Bu iddia davalı tarafından davacıda bono düzenlenmesi hususunda kasten yanlış bir kanaat uyandırması veya esasen mevcut olan yanlış kanaatin korunması ya da sürdürülmesi niteliğinde değildir ve aldatma tanımına uymamaktadır. Davacının iddialarının aldatma kapsamında kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığına göre bunları ispat bağlamında tanık deliline de başvurulamayacağı anlaşılmaktadır. Sözleşme teorisi ve güven ilkesi de dikkate alındığında davalının, şu veya bu nedenle kendisine tevdi edilmiş bulunan miktar ve imzasi bulunan bonoyu, aradaki anlaşmaya aykırı biçimde kendi lehine doldurduğu şeklinde ifade edilen iddia ancak yazılı delille ispatlanabilir ( HMK m.201).

Davalı hakkında İstanbul 25.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/458E-2019/680 K. Sayılı dosyası ile Tehdit, Hakaret, Resmi Belgede Sahtecilik, İş ve Çalışma Hürriyetinin ihlali için kamu davası açılmış, dava konusu senetle ilgili olarak grafolojik inceleme yaptırılmış senet ön yüzündeki imza ve yazıların davacının ile ürünü olduğu, arka yüzdeki yazı ve imzanın davalıya ait olduğu tespit edilmiştir. Açılan kamu davasında senedin zorla alındığına ilişkin bir iddia bulunmayıp, davalı hakkında bu konuda açılmış bir davada olmadığından ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacı vekili, davalının verilen bedelle ilgili olarak çelişkili beyanlarda bulunduğunu ileri sürmüştür.Davalının 06.06.2011 tarihli C.Savcılığında verdiği ifadesinde kardeşininde resmi ortak olduğu şirkete 350.000-TL verdiğini, 01.08.2012 tarihli Emniyette alınan ifadesinde ...'ın borcu bulunduğundan ilk etapta 150.000-TL daha sonra da 200.000-TL verdiğini beyan etmiş, 12.07.2017 tarihinde önce 180.000-TL daha sonra 170.000-TL olmak üzere 350.000-TL verdiğine dair yemin ettiği görülmüş beyanlar arasında sonuç itibarı ile davalının davacıya toplam 350.000-TL verildiği beyan edildiğinden kısmi farkların çelişki sayılamayacağı değerlendirilmiştir.Davaya konu bono nakden kaydını içermekte olup;

bu kayıt karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacı borçludadır. Davalı tarafça senedin talili yapılmadığından ispat yükünün yer değiştirdiğinden söz edilemeyecektir,İlk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi hukuka uygundur.Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/05/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.