Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1135 E. 2023/4625 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anayasa mahkemesi iptal kararı↗ hizmet bedeli↗ ön inceleme duruşması↗ ara karar↗ sicilden terkin↗ kesin süre↗ ispat yükü↗ garantörlük↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ bilirkişi incelemesi↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/154E., 2018/437 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı bulunan; 2008/05084 sayılı “MELİSSA” ibareli markanın kullanılmadığının tespiti ile, “kullanılmama sebebiyle” 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun(6769 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi gereğince iptali ile sicilden terkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha öncede 6769 sayılı Kanun öncesinde 2016/103 E. no.lu davayı açtığını, yasal boşluk nedeniyle esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davacının bu defa 6769 sayılı Kanun'a göre huzurdaki davayı açtığını, 10.01.2017 tarihinde yasa yürürlüğe girdiğinden, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihlere göre geçmişe etkili olarak dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının iptali istenen emtia sınıfında ciddi kullanıma ilişkin faaliyetini ispat edemediğinin anlaşıldığı, ispat yükünün kullanmamaya dayalı hükümsüzlük istemlerinde davalıda olduğu; alınan bilirkişi raporu kapsamına göre; dava konusu marka davalı tarafından 6769 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca kullanma olarak kabul edilen şekilde tescil kapsamındaki mallar için kullanılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına 2008/05084 no.lu tescilli MELİSSA markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne(iptaline) karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dayandığı 6769 sayılı Kanun'un 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, tarafların markayı kullanmamaya bağladığı sonuçların ancak Kanunun yürürlüğe girdiği 10.012017 tarihinden itibaren beş yıl geçmekle ve kullanmama/kullanıma ara verme süresi 5 yılı geçmek kaydıyla ileri sürülebileceğini, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının Resmi Gazete'de yayınladığı 06.01.2017 tarihi itibariyle markanın kullanılmamasına bağlı iptal hükmünün iptal edildiğini, bu sebeple artık markadan doğan mülkiyet hakkı üzerinde kullanılmamaya bağlı bir yaptırımın söz konusu olmadığını, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihteki kullanmama haline, geçmişe etkili olarak sonuç bağlanması ve dava açılmasının mümkün olmadığını, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında "İptaline" karar verileceğinden bahsedildiğini, hükümsüzlük kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükümsüzlük kararının mutlak yada nispi ret hallerinde verilebileceğini, bilirkişiden tekrar rapor alınması taleplerinin reddinin de yerinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali talep edilen davalı markasının, 17.09.2009 tarihinde tarihinde 29, 30, 32 nci sınıfta tescilli olduğu, Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesi göz önüne alındığında, markanın kullanılmamasına bağlanan yaptırım konusunda yasal bir boşluk doğmuşsa da, geriye dönük olarak markanın kullanılma zorunluluğunun ortadan kalktığı ileri sürülemeyeceği, markanın kullanıldığını ispat yükü davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği, sınıf/alt sınıflar için pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatı gerektiği, davalı tarafça kullanımı ispat yönünden bir kısım faturaların ibraz edildiği anlaşılıyorsa da, 10.07.2018 tarihli dilekçe ekindeki faturaların, davalıya ön inceleme duruşmasında verilen kesin süreye rağmen ibraz edilmediği gibi, bilirkişi incelemesi sırasında da sunulmadığı, faturaların davalı markasının tescilli olduğu emtiaların üretim, satışı ve ihracatına ilişkin olmadığı, "kreatif hizmet bedeli" açıklamalı olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında açıklandığı şekilde markanın kullanıldığının ispatlanamadığı, sunulan ürün görselleri ve etiketlerinin sonradan üretilmesinin mümkün olduğu gibi, faturaların açıklandığı şekilde markasal kullanımı ispat özelliği bulunmadığından Mahkemece davanın kabulü kararı yerinde olmakla birlikte, Mahkemece 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince kullanmama nedeniyle iptal kararı verilmesi gerekirken, hükümde hükümsüzlüğüne(iptaline şeklinde karar verilerek çelişki yaratılması yerinde görülmediği zira hükümsüzlük kararının sonuçları geriye etkili olarak doğarken, iptal kararının sonuçları dava tarihinden itibaren ileriye doğru sonuç doğuracağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı adına tescilli, 2008/05084 no ile tescilli MELİSSA markasının 6769 Sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu markanın kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1088 E. 2023/4359 K.
Ortak:ön inceleme duruşması · kesin süre · ispat yükü · garantörlük · bilirkişi incelemesi · ibraz · kesin hüküm · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… ptırım konusunda yasal bir boşluk doğmuşsa da, geriye dönük olarak markanın kullanılma zorunluluğunun ortadan kalktığı ileri sürülemeyeceği, markanın kullanıldığını «ispat yükü» davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği, sınıf/alt sınıflar için pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini «garanti» edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatı gerektiği, davalı tarafça kullanımı ispat yönünden bir kısım faturaların «ibraz» edildiği anlaşılıyorsa da, 10.07.2018 tarihli dilekçe ekindeki faturaların, davalıya ön «inceleme duruşmasında» verilen «kesin süreye» rağmen ibraz edilmediği gibi, «bilirkişi incelemesi» sırasında da sunulmadığı, faturaların davalı markasının tescilli olduğu emtiaların üretim, satışı ve ihracatına ilişkin olmadığı, "kreatif «hizmet bedeli»" açıklamalı olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında açıklandığı şekilde markanın kullanıldığının ispatlanamadığı, sunulan ürün görselleri …
… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının iptali istenen emtia sınıfında ciddi kullanıma ilişkin faaliyetini ispat edemediğinin anlaşıldığı, «ispat yükünün» kullanmamaya dayalı hükümsüzlük istemlerinde davalıda olduğu; alınan bilirkişi raporu kapsamına göre; dava konusu marka davalı tarafından 6769 sayılı Kanun’un 9 un …
Benzer bu kararda… ldiği, davacı tarafından yapılan bir marka başvurusunun davalının anılan markasına dayalı itirazı üzerine reddedildiği gözetildiğinde davacının iş bu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, kullanılmayan markaların iptal edilerek sicilden silinmesinde kamu yararı bulunduğu, 556 sayılı KHK'nın kullanılmayan markaların iptaline ve hükümsüzlüğüne ilişkin 14 üncü ve 42 inci maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle markayı kullanmamanın yaptırımı konusunda bir yasal boşluk doğmuş ise de Anayasa Mahkemesinin anılan hükümleri mülkiyet hakkına ilişkin bir meselenin KHK ile düzenlenemeyeceği gerekçesiyle iptal ettiği de gözetilecek olursa markayı kullanma zorunluluğunun ortadan kalktığından veyahut böyle bir zorunluluk bulunmadığından söz edilemeyeceği, davalı tarafın Yasal zorunluluk gereğince markayı kullanmak zorunda olduğunu bildiği, bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, 5 yıllık sürenin başlangıç tarihi olarak 10.01.2017 tarihinin esas alınmasının yerinde olmadığı, davalı markasının tescil edildiği tarihten davanın açıldığı 27.09.2017 tarihine kadar 6 yıldan fazla bir süre geçtiği, davalı yanca, kullanımın ispatı yönünden katalog ve "insert" açıklamasıyla «fatura» ve «tahsilat makbuzunun» «ibraz» edildiği, ön «inceleme duruşmasında» dilekçelerde yer alan ve sunulmayan deliller için verilen «kesin süreye» rağmen başkaca delil ibraz edilmediği, markanın kullanıldığını «ispat yükünün» davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini «garanti» edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığı ispatlanamadığından, sunulan katalog da ispat yönünden yetersiz olduğundan İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ve …
… defa 6769 sayılı Kanun ile ihdas edilmiş bir yükümlülük olmadığını, sırf 4 günlük yasal boşluk sebebiyle bu yükümlülüğün ortadan kalktığının kabul edilemeyeceğini, «hakkaniyete» en uygun çözümün 5 yıllık hoşgörü süresine bu 4 günün eklenmesi olduğunu, nitekim doktrin ve Yargı kararlarının da bu yönde olduğunu, markanın kullanıldığını «ispat külfetinin» davalıda olduğunu, davalının bu hususta herhangi bir delil sunulamadığını, öyle ki İlk Derece Mahkemesince, «bilirkişi incelemesi» yapılmasına dahi gerek görülmediğini, davalının markayı kullanmadığı ve markanın sicili boş yere işgal ettiği tespit edilmesine rağmen hakkaniyete aykırı şekli bir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · ispat külfeti · hakkaniyet · hukuki yarar · fatura
Benzer bu kararda… ldiği, davacı tarafından yapılan bir marka başvurusunun davalının anılan markasına dayalı itirazı üzerine reddedildiği gözetildiğinde davacının iş bu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, kullanılmayan markaların iptal edilerek sicilden silinmesinde kamu yararı bulunduğu, 556 sayılı KHK'nın kullanılmayan markaların iptaline ve hükümsüzlüğüne ilişkin 14 üncü ve 42 inci maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle markayı kullanmamanın yaptırımı konusunda bir yasal boşluk doğmuş ise de Anayasa Mahkemesinin anılan hükümleri mülkiyet hakkına ilişkin bir meselenin KHK ile düzenlenemeyeceği gerekçesiyle iptal ettiği de gözetilecek olursa markayı kullanma zorunluluğunun ortadan kalktığından veyahut böyle bir zorunluluk bulunmadığından söz edilemeyeceği, davalı tarafın Yasal zorunluluk gereğince markayı kullanmak zorunda olduğunu bildiği, bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, 5 yıllık sürenin başlangıç tarihi olarak 10.01.2017 tarihinin esas alınmasının yerinde olmadığı, davalı markasının tescil edildiği tarihten davanın açıldığı 27.09.2017 tarihine kadar 6 yıldan fazla bir süre geçtiği, davalı yanca, kullanımın ispatı yönünden katalog ve "insert" açıklamasıyla «fatura» ve «tahsilat makbuzunun» «ibraz» edildiği, ön «inceleme duruşmasında» dilekçelerde yer alan ve sunulmayan deliller için verilen «kesin süreye» rağmen başkaca delil ibraz edilmediği, markanın kullanıldığını «ispat yükünün» davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini «garanti» edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığı ispatlanamadığından, sunulan katalog da ispat yönünden yetersiz olduğundan İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ve …
… defa 6769 sayılı Kanun ile ihdas edilmiş bir yükümlülük olmadığını, sırf 4 günlük yasal boşluk sebebiyle bu yükümlülüğün ortadan kalktığının kabul edilemeyeceğini, «hakkaniyete» en uygun çözümün 5 yıllık hoşgörü süresine bu 4 günün eklenmesi olduğunu, nitekim doktrin ve Yargı kararlarının da bu yönde olduğunu, markanın kullanıldığını «ispat külfetinin» davalıda olduğunu, davalının bu hususta herhangi bir delil sunulamadığını, öyle ki İlk Derece Mahkemesince, «bilirkişi incelemesi» yapılmasına dahi gerek görülmediğini, davalının markayı kullanmadığı ve markanın sicili boş yere işgal ettiği tespit edilmesine rağmen hakkaniyete aykırı şekli bir …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, müvekkilinin davaya konu markayı gerek bağımsız olarak gerekse de adına tescilli diğer markalarla birlikte ciddi bir şekilde kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… alarla ispat etmelerine rağmen kullanımın ispatlanamadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, öte yandan davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gibi kötü niyetli de olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1135 E. , 2023/4625 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/481 Esas, 2021/2176 Karar
HÜKÜM
Esas hakkında yeniden hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/154E., 2018/437 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı bulunan; 2008/05084 sayılı “MELİSSA” ibareli markanın kullanılmadığının tespiti ile, “kullanılmama sebebiyle” 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun(6769 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi gereğince iptali ile sicilden terkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha öncede 6769 sayılı Kanun öncesinde 2016/103 E. no.lu davayı açtığını, yasal boşluk nedeniyle esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davacının bu defa 6769 sayılı Kanun'a göre huzurdaki davayı açtığını, 10.01.2017 tarihinde yasa yürürlüğe girdiğinden, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihlere göre geçmişe etkili olarak dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının iptali istenen emtia sınıfında ciddi kullanıma ilişkin faaliyetini ispat edemediğinin anlaşıldığı, ispat yükünün kullanmamaya dayalı hükümsüzlük istemlerinde davalıda olduğu; alınan bilirkişi raporu kapsamına göre; dava konusu marka davalı tarafından 6769 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca kullanma olarak kabul edilen şekilde tescil kapsamındaki mallar için kullanılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına 2008/05084 no.lu tescilli MELİSSA markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne(iptaline) karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dayandığı 6769 sayılı Kanun'un 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, tarafların markayı kullanmamaya bağladığı sonuçların ancak Kanunun yürürlüğe girdiği 10.012017 tarihinden itibaren beş yıl geçmekle ve kullanmama/kullanıma ara verme süresi 5 yılı geçmek kaydıyla ileri sürülebileceğini, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının Resmi Gazete'de yayınladığı 06.01.2017 tarihi itibariyle markanın kullanılmamasına bağlı iptal hükmünün iptal edildiğini, bu sebeple artık markadan doğan mülkiyet hakkı üzerinde kullanılmamaya bağlı bir yaptırımın söz konusu olmadığını, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihteki kullanmama haline, geçmişe etkili olarak sonuç bağlanması ve dava açılmasının mümkün olmadığını, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında "İptaline" karar verileceğinden bahsedildiğini, hükümsüzlük kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükümsüzlük kararının mutlak yada nispi ret hallerinde verilebileceğini, bilirkişiden tekrar rapor alınması taleplerinin reddinin de yerinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali talep edilen davalı markasının, 17.09.2009 tarihinde tarihinde 29, 30, 32 nci sınıfta tescilli olduğu, Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesi göz önüne alındığında, markanın kullanılmamasına bağlanan yaptırım konusunda yasal bir boşluk doğmuşsa da, geriye dönük olarak markanın kullanılma zorunluluğunun ortadan kalktığı ileri sürülemeyeceği, markanın kullanıldığını ispat yükü davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği, sınıf/alt sınıflar için pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatı gerektiği, davalı tarafça kullanımı ispat yönünden bir kısım faturaların ibraz edildiği anlaşılıyorsa da, 10.07.2018 tarihli dilekçe ekindeki faturaların, davalıya ön inceleme duruşmasında verilen kesin süreye rağmen ibraz edilmediği gibi, bilirkişi incelemesi sırasında da sunulmadığı, faturaların davalı markasının tescilli olduğu emtiaların üretim, satışı ve ihracatına ilişkin olmadığı, "kreatif hizmet bedeli" açıklamalı olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında açıklandığı şekilde markanın kullanıldığının ispatlanamadığı, sunulan ürün görselleri ve etiketlerinin sonradan üretilmesinin mümkün olduğu gibi, faturaların açıklandığı şekilde markasal kullanımı ispat özelliği bulunmadığından Mahkemece davanın kabulü kararı yerinde olmakla birlikte, Mahkemece 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince kullanmama nedeniyle iptal kararı verilmesi gerekirken, hükümde hükümsüzlüğüne(iptaline şeklinde karar verilerek çelişki yaratılması yerinde görülmediği zira hükümsüzlük kararının sonuçları geriye etkili olarak doğarken, iptal kararının sonuçları dava tarihinden itibaren ileriye doğru sonuç doğuracağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı adına tescilli, 2008/05084 no ile tescilli MELİSSA markasının 6769 Sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu markanın kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954528500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz