Arabuluculuk tutanağının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4118 E. 2023/4599 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk anlaşma tutanağı↗ arabuluculuk son tutanağı↗ son tutanak↗ irade fesadı↗ geçerlilik şartı↗ hisse devri sözleşmesi↗ imza inkarı↗ arabuluculuk↗ hisse devri↗ oy yasağı↗ hukuki yarar↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/766 E., 2022/494 K.
Taraflar arasındaki arabuluculuk tutanağının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 26.11.2019 tarihli arabuluculuk belgesinin tanzim edildiğini, davacının Türkçe bilgisinin olmadığını, arabuluculuk anlaşma belgesinin avukatsız ve tercümansız olarak davacıya imzalatıldığını, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını, sözleşme ve arabuluculuk tutanağının geçersizlik şartlarının oluştuğunu ileri sürerek arabuluculuk belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk belgesinde anlaşılan hususlar kapsamında dava açma yasağı olması nedeniyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında hisse devri sözleşmesi yapıldığını, davacının 27.02.2019 tarihinde noter huzurunda Türkçe bildiğini ifade ederek tercümansız olarak iki ayrı hisse satış ve devir taahhüdü sözleşmesi imzaladığını, yine yapılan yazılı telefon konuşmalarında da davacının Türkçe bildiğinin açık olduğunu, davacının irade fesadına uğradığı iddiasını ispat etmesi gerektiğini, arabuluculuk sürecinin tamamının usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hata iddiasının ispata muhtaç olduğu, davacının basiretli davranma yükümlülüğünün bulunduğu, sözleşmenin sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde yapılmış olduğu, dinlenen tanık beyanlarından irade fesadı halinin anlaşılamadığı, davacının duruşmada dinlenmesi sonucunda mahkemece söz konusu belge içeriğini anlayabilecek durumda olduğunun değerlendirildiği, anlaşma belgesi altındaki imzanın inkar edilmediği, dava dilekçesi ekinde sunulu vekaletname örneğinde de tercüman bulunmadığı, tercüman bulunmaksızın resmi işlemlerde imza attığı, buna göre irade fesadı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan vekaletnamenin tercümansız imzalanması nedeniyle davanın kabulünün doğru olmadığını, arabuluculuk metninin daha karmaşık olduğunu, ayrıca arabuluculuk işleminin vekaletname tanzim tarihinden iki yıl sonra yapıldığını, bu tarihte davacının dil becerilerini geliştirmesinin olağan olduğunu, sözleşme ve arabuluculuk tutanağının geçerlilik şartlarının bu anlamda oluşmadığını, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında görüşmeler neticesinde düzenlenen 26.11.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının taraflar arasında kurulmuş özel hukuka tabi bir sözleşme olduğu, davacı yeterli derece Türkçe bilmemesi sebebiyle iradesinin sakatlandığını ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi uyarınca sözleşmenin yanılma sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de, hangi hususlarda yanıldığına dair somut bir açıklama yapmadığı, arabuluculuk faaliyetinin 11.11.2019 tarihli "Bilgilendirme Tutanağı" ile başladığı ve aynı tarihte ilk oturumun gerçekleştirildiği, 18.11.2019 tarihinde ikinci oturumun, 26.11.2019 tarihinde ise üçüncü oturumun yapıldığı ve bu tarihte arabuluculuk son tutanağı ile arabuluculuk anlaşma tutanağının düzenlendiği, davacının bilgilendirme tutanağından itibaren yapılan açıklamaları anlamadığına ve tercüman talep ettiğine dair bir itirazı olmadığı gibi, görüşmelere kendisi tarafından görevlendirilen tercüman ile katılabilecekken tüm oturumlara şahsen katıldığı, tutanakları imzaladığı ve imzasını inkar etmediği, Mahkemece de açıklandığı üzere ticari iş ve işlemlerini tercümansız gerçekleştirdiği, arabuluculuk faaliyeti kapsamında arabulucu tarafından, taraflara avukat görevlendirileceğine dair yasal bir düzenleme olmadığı, arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun şekilde yürütüldüğü, davacının soyut yanılma iddiasını ispat edemediği ve Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arabuluculuk tutanağının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3656 E. 2020/2359 K.
Ortak:arabuluculuk · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «arabuluculuk» tutanağının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 26.11.2019 tarihli «arabuluculuk» belgesinin tanzim edildiğini, davacının Türkçe bilgisinin olmadığını, arabuluculuk anlaşma belgesinin avukatsız ve tercümansız olarak davacıya imzalatıldığını, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını, sözleşme ve arabuluculuk tutanağının «geçersizlik» şartlarının oluştuğunu ileri sürerek arabuluculuk belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin «zamanaşımına» uğradığını, «arabuluculuk» belgesinde anlaşılan hususlar kapsamında dava açma «yasağı» olması nedeniyle davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında «hisse devri sözleşmesi» yapıldığını, davacının 27.02.2019 tarihinde noter huzurunda Türkçe bildiğini ifade ederek tercümansız olarak iki ayrı hisse satış ve devir «taahhüdü» sözleşmesi imzaladığını, yine yapılan yazılı telefon konuşmalarında da davacının Türkçe bildiğinin açık olduğunu, davacının «irade fesadına» uğradığı iddiasını ispat etmesi gerektiğini, arabuluculuk sürecinin tamamının usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini talep …
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk başvurusu · mutlak ticari dava · dava şartı yokluğu · usulden reddi · ihtar
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.
Ortak:arabuluculuk · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «arabuluculuk» tutanağının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 26.11.2019 tarihli «arabuluculuk» belgesinin tanzim edildiğini, davacının Türkçe bilgisinin olmadığını, arabuluculuk anlaşma belgesinin avukatsız ve tercümansız olarak davacıya imzalatıldığını, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını, sözleşme ve arabuluculuk tutanağının «geçersizlik» şartlarının oluştuğunu ileri sürerek arabuluculuk belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin «zamanaşımına» uğradığını, «arabuluculuk» belgesinde anlaşılan hususlar kapsamında dava açma «yasağı» olması nedeniyle davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında «hisse devri sözleşmesi» yapıldığını, davacının 27.02.2019 tarihinde noter huzurunda Türkçe bildiğini ifade ederek tercümansız olarak iki ayrı hisse satış ve devir «taahhüdü» sözleşmesi imzaladığını, yine yapılan yazılı telefon konuşmalarında da davacının Türkçe bildiğinin açık olduğunu, davacının «irade fesadına» uğradığı iddiasını ispat etmesi gerektiğini, arabuluculuk sürecinin tamamının usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini talep …
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · dava şartı yokluğu · usulden reddi · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4118 E. , 2023/4599 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1901 Esas, 2023/998 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/766 E., 2022/494 K.
Taraflar arasındaki arabuluculuk tutanağının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 26.11.2019 tarihli arabuluculuk belgesinin tanzim edildiğini, davacının Türkçe bilgisinin olmadığını, arabuluculuk anlaşma belgesinin avukatsız ve tercümansız olarak davacıya imzalatıldığını, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını, sözleşme ve arabuluculuk tutanağının geçersizlik şartlarının oluştuğunu ileri sürerek arabuluculuk belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk belgesinde anlaşılan hususlar kapsamında dava açma yasağı olması nedeniyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında hisse devri sözleşmesi yapıldığını, davacının 27.02.2019 tarihinde noter huzurunda Türkçe bildiğini ifade ederek tercümansız olarak iki ayrı hisse satış ve devir taahhüdü sözleşmesi imzaladığını, yine yapılan yazılı telefon konuşmalarında da davacının Türkçe bildiğinin açık olduğunu, davacının irade fesadına uğradığı iddiasını ispat etmesi gerektiğini, arabuluculuk sürecinin tamamının usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hata iddiasının ispata muhtaç olduğu, davacının basiretli davranma yükümlülüğünün bulunduğu, sözleşmenin sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde yapılmış olduğu, dinlenen tanık beyanlarından irade fesadı halinin anlaşılamadığı, davacının duruşmada dinlenmesi sonucunda mahkemece söz konusu belge içeriğini anlayabilecek durumda olduğunun değerlendirildiği, anlaşma belgesi altındaki imzanın inkar edilmediği, dava dilekçesi ekinde sunulu vekaletname örneğinde de tercüman bulunmadığı, tercüman bulunmaksızın resmi işlemlerde imza attığı, buna göre irade fesadı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan vekaletnamenin tercümansız imzalanması nedeniyle davanın kabulünün doğru olmadığını, arabuluculuk metninin daha karmaşık olduğunu, ayrıca arabuluculuk işleminin vekaletname tanzim tarihinden iki yıl sonra yapıldığını, bu tarihte davacının dil becerilerini geliştirmesinin olağan olduğunu, sözleşme ve arabuluculuk tutanağının geçerlilik şartlarının bu anlamda oluşmadığını, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında görüşmeler neticesinde düzenlenen 26.11.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının taraflar arasında kurulmuş özel hukuka tabi bir sözleşme olduğu, davacı yeterli derece Türkçe bilmemesi sebebiyle iradesinin sakatlandığını ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi uyarınca sözleşmenin yanılma sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de, hangi hususlarda yanıldığına dair somut bir açıklama yapmadığı, arabuluculuk faaliyetinin 11.11.2019 tarihli "Bilgilendirme Tutanağı" ile başladığı ve aynı tarihte ilk oturumun gerçekleştirildiği, 18.11.2019 tarihinde ikinci oturumun, 26.11.2019 tarihinde ise üçüncü oturumun yapıldığı ve bu tarihte arabuluculuk son tutanağı ile arabuluculuk anlaşma tutanağının düzenlendiği, davacının bilgilendirme tutanağından itibaren yapılan açıklamaları anlamadığına ve tercüman talep ettiğine dair bir itirazı olmadığı gibi, görüşmelere kendisi tarafından görevlendirilen tercüman ile katılabilecekken tüm oturumlara şahsen katıldığı, tutanakları imzaladığı ve imzasını inkar etmediği, Mahkemece de açıklandığı üzere ticari iş ve işlemlerini tercümansız gerçekleştirdiği, arabuluculuk faaliyeti kapsamında arabulucu tarafından, taraflara avukat görevlendirileceğine dair yasal bir düzenleme olmadığı, arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun şekilde yürütüldüğü, davacının soyut yanılma iddiasını ispat edemediği ve Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arabuluculuk tutanağının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954503300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz