6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Resmî şekilde yapılmayan taşınmaz satışında cezai şartın geçersizliği

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1306 E. 2023/4594 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Taşınmaz satış sözleşmesi TBK 237 uyarınca resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli değildir; geçerlilik şartı olan bu şekle uyulmadan yapılan adi yazılı satış sözleşmesi hüküm doğurmaz ve içindeki cezai şart hükümleri de geçersizdir. Taşınmazın sonradan tapuda resmî şekilde devredilmiş olması geçersiz sözleşmeye geçerlilik kazandırmaz; alıcı devir sırasında ihtirazi kayıt da koymamışsa adi sözleşmeye dayalı cezai şart istemi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Taşınmaz satış sözleşmesinin resmî şekil şartı ve cezai şartın geçerliliği → ret

İddia: Davacı, taşınmaz satış sözleşmesinde iskân (yapı kullanma izni) taahhüdüne aykırı davranıldığını ve sözleşmedeki gecikme cezasının (cezai şart) tahsilini talep etmiş; davalı gecikmenin kendi iradesi dışındaki nedenlerden kaynaklandığını savunmuştur.

Gerekçe: TBK 237 uyarınca taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır; bu bir geçerlilik şartı olup, öngörülen şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler hüküm doğurmaz ve tapulu taşınmazların harici satış yoluyla devri mümkün değildir. Davaya konu 23.11.2015 tarihli 'Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi' adi yazılı şekilde düzenlendiğinden geçerli kabul edilemez; bu sözleşmedeki cezai şart hükümleri de geçerli değildir. Taşınmazın daha sonra tapuda resmî şekilde devredilmiş olması, geçersiz sözleşmeye ve içindeki cezai şart hükümlerine geçerlilik kazandırmaz. Ayrıca resmî devir sırasında alıcı davacı, tapu siciline adi sözleşmeye ilişkin bir ihtirazi kayıt da koymadığından, cezai şart istemli davanın reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesinin ve içindeki cezai şartın geçersizliği yönünden bağlayıcı Yargıtay içtihadı (bozma) niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşınmaz satışı resmî şekil şartı geçerlilik şartı cezai şart (ifaya ekli ceza) ihtirazi kayıt yapı kullanma izni

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 2376098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 179(2)

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Mücbir sebep

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13332 E. 2011/5945 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1306 E.  ,  2023/4594 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1753 Esas, 2021/1938 Karar

HÜKÜM

Esastan ret; davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1436 E., 2019/394 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket tarafından yeni şirket merkezi olarak kullanılmak amacıyla davalı ile 23.11.2015 tarihinde "Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi"nin imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı satıcı tarafından İstanbul İli Pendik İlçesi Kurtköy Mah. Airport Projesi dahilinde bulunan 17 ve 18 numaralı iki adet bağımsız bölümün eksikliklerinin tamamlanması, iskanının ve kat mülkiyeti tapusunun alınması ve gayrimenkulün satışının yapılması karşılığında davacının Katma Değer Vergisi dahil toplam 12.000.000,00 TL ödeme yapmasının kararlaştırıldığını, davacının taşınmazların bedelini davalıya ödediğini, ancak davalının sözleşmenin (F) maddesinde kararlaştırılan taşınmazın satışından itibaren 5 ay içinde iskan alınması edimini zamanında yerine getirmediğini, maddenin devamında kararlaştırılan iskân alınmaması halinde gecikilen her ay için 100.000,00 TL cezai şart ödeme taahhüdünde bulunulduğunu, bu nedenle beş ay için 500.000,00 TL cezai şart ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiğini, davacının en geç 02.05.2016 tarihinde tamamlaması gereken iskan işlerini beş ay gecikmeli olarak 14.10.2016 tarihinde gerçekleştirdiğini, bunun dışında davacının elektrik dağıtım şirketi ile enerji dağıtım sözleşmesi yapılmaması nedeniyle müvekkili şirkete elektrik dağıtımı yapılamadığını ileri sürerek mahalinde keşif yapılmak suretiyle davalının ilgili mecura sözleşmeye ve projeye uygun jeneratör ve elektrik dağıtım bağlantısını sağlayıp sağlamadığının tespiti ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500.000,00 TL'nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki iş için 14.10.2016 tarihinde sözleşmeye konu bağımsız bölümlere yapı kullanım izninin alınmış olduğunu, her ne kadar sözleşmede kararlaştırılan tarihte taahhüt yerine getirilmemiş olsa da bu durumun, davalının iradesi dışında meydana gelen sebeplerden ötürü oluştuğunu, ayrıca ilgili sözleşme maddesinde de mücbir sebep halinde sorumlu olunmayacağının kabul edildiğini, davalı şirketin, davacılara tapu devrini sağladıktan sonra Pendik Belediye Başkanlığına gerekli başvuruyu yaptığını, belediye nezdinde kaynaklanan gecikmeler dolayısıyla idari işlemlerin sonuçlanmasının 14.10.2016 tarihine sarktığını, davacı şirketin tarafların yapmış olduğu sözleşmenin tüm şartlarını yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmenin "F" maddesiyle; "satıcı yukarıda yazılı olan D.12. maddede belirtilen iskânı gayrimenkulün satışından itibaren (kanunun kabul ettiği mücbir sebepler dışında) 5 ay içinde alamazsa alıcının diğer zararlarının yanında, geciktiği her ay için 100.000,00 TL (yüzbin) ceza olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün getirildiği, anılan satışın 02.12.2015 tarihinde yapıldığı, sözleşme hükmüne göre satıştan itibaren 5 ay içinde iskan alınması gerekli olup iskanın 14.10.2016 tarihinde kararlaştırılan sürenin dolmasından 5 ay sonra alındığı, davalının iştigal ettiği faaliyeti gereği iskan alma sürecine, bürokrasisine vakıf olması, süreyi, öngörüsünü ve taahhütlerini basiretli tacir kıstasları içinde gerçekleştirmesi gerektiği, davalının gecikmenin Belediyeden kaynaklandığı, mücbir sebep bulunduğu savunmalarının sübut bulmadığı, sözleşme gereği gecikme cezası ödemesine ilişkin koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1.Müvekkilinin sadece iskan alınmaması halinde cezai şart taahhüdü altına girdiğini, sözleşmede yer alan diğer eksikliklerle ilgili cezai şart taahhütlerinin bulunmadığını,

2. Bahse konu taşınmazla ilgili iskan izninin alındığını, fakat müvekkilinin iradesi dışında gelişen olaylar nedeniyle iskan izninin alınmasında gecikildiğini,

3.Mahkemece dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde keşif yapılarak inşaat büyüklüğünün ve imalatın iskan işlemlerinin gecikmesine sebebiyet verip vermediğinin araştırılması gerektiğini, bilirkişilerin uzman olmadığını, denetim şirketinin faaliyetlerinin durdurulup durdurulmadığının Bakanlıktan araştırılması gerektiğini, imar işlem dosyasının tamamının getirtilerek mimar ve inşaat bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetten rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 23.11.2015 tarihli sözleşmenin (F) maddesiyle; "satıcı yukarıda yazılı olan D.12 maddede belirtilen iskânı gayrimenkulün satışından itibaren (kanunun kabul ettiği mücbir sebepler dışında) 5 ay içinde alamazsa alıcının diğer zararlarının yanında, geciktiği her ay için 100.000,00 TL (yüzbin) ceza olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün düzenlendiği, sözleşmede kararlaştırılan bu ceza koşulunun hukuksal niteliğince 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen "ifaya ekli ceza" niteliğinde olduğu, bahse konu taşınmazın satışının ise 02.12.2015 tarihinde yapıldığı, sözleşme ile davalının satıştan itibaren 5 ay içinde iskan alınacağını taahhüt ettiği, ancak davalı tarafından iskanın kararlaştırılan sürenin dolmasından 5 ay sonra, 14.10.2016 tarihinde alındığı, davalının gecikmeden sorumlu olmadığını ileri sürdüğü, ne var ki, basiretli hareket etmekle yükümlü olan davalının, davacı ile sözleşmenin yapıldığı andaki inşaatın seviyesini, eksiklerin tamamlanmasının ve başvurusu sürecinin alacağı zamanı ve sözleşme ile üstlendiği taahhüdün sonuçlarını öngörerek hareket ettiğinin varsayıldığı, davalı tarafça gecikmeye denetim firmasının sözleşmesinin feshedilmesi, belediyece yapılan işlemler ve alınan izin gibi işlemlerin neden olarak gösterildiği, ancak ileri sürülen bu hususların önceden öngörülemeyen, sonradan ortaya çıkan nedenler olmadığından geçerli kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taraflar arasında bağıtlanan satım sözleşmesine göre davalı tarafından, taşınmazın yapı kullanım ruhsatının taahhüt edilen süreden 5 ay gecikmeli olarak alınmasından kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı vekili, iki adet bağımsız bölümün satışına ilişkin 23.11.2015 tarihli "Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi"nin akdedildiğini, ancak bu sözleşmenin (C) maddesinin 12 nci bendinde zikredilen "iskan alınması satışın yapılma tarihinden itibaren en geç 5 ay içinde satıcı tarafından sağlanacaktır." hükmüne aykırı davranıldığını, satış işleminin 02.12.2015 tarihinde kat irtifak tapu senedinin verilmesiyle tamamlandığını ancak yapı kullanma izin belgesinin taahhüt edilenden 5 ay gecikmeli şekilde 14.10.2016 tarihinde verildiğini, bu nedenle aynı Sözleşmenin (F) maddesine göre toplamda 500.00,00 TL gecikme cezasının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan esastan reddine karar verilmiştir.

Ne var ki davacının dayandığı 23.11.2015 tarihli "Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi" adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 237 inci maddesi, “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır…” şeklindedir. Anılan hüküm bir geçerlilik şartıdır. Bu maddede öngörülen şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler hüküm doğurmaz. Bu nedenle tapulu taşınmazların harici satış yoluyla devri mümkün değildir.

Dolayısıyla düzenlenme anında resmi şekilde yapılmamış olan taşınmaz satışına ilişkin sözleşme geçerli kabul edilemez.

Davaya konu uyuşmazlığa neden olan 23.11.2015 tarihli satış sözleşmesi, resmi şekilde yapılmadığı için geçerli kabul edilemez. Böyle bir sözleşmede, taraflar aldıklarını iade ile yükümlüdürler. Ayrıca, cezai şarta ilişkin hükümlerde geçerli olarak kabul edilemez. Öte yandan taşınmazın daha sonra tapuda resmi şekilde devrinin tamamlanmış olması da, geçersiz olan 23.11.2015 tarihli satış sözleşmesine ve sözleşmedeki cezai şart hükümlerine geçerlilik kazandırmaz.

Bunun yanında, tapuda resmi şekilde yapılan devir sırasında da, alıcı davacı tarafından tapu siciline 23.11.2015 tarihli adi şekilde yapılan sözleşmeye ilişkin bir ihtirazi kayıt da konulmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954497600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1753 E. 2021/1938 K.

İskan alımında gecikme nedeniyle cezai şart alacağının kabulü

Gerekçe özeti

Sözleşmede belirli bir süre içinde bir edimin (örneğin iskan alınması) ifa edilmemesi için kararlaştırılan ceza koşulu, TBK 179/2 anlamında ifaya ekli ceza niteliğindedir ve alacaklı ifayı çekincesiz kabul etmedikçe asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Basiretli hareket etmekle yükümlü olan borçlunun, sözleşme kurulduğu sırada mevcut olan ve öngörülebilir nitelikteki idari/teknik süreçlerin alacağı süreyi ve olası gecikmeleri öngörmesi gerektiğinden, bu tür öngörülebilir nedenler mücbir sebep olarak kabul edilemez ve borçluyu cezai şart sorumluluğundan kurtarmaz.

Emsal değeri

Sözleşmede kararlaştırılan sürede iskan alınmaması gibi edimlerin ifasına bağlı cezai şartların TBK 179/2 kapsamında ifaya ekli ceza olarak nitelendirilmesi ve basiretli tacirin öngörülebilir idari/teknik süreçlere dayanan gecikme mazeretlerinin mücbir sebep sayılamayacağı yönündeki değerlendirme, benzer inşaat/iskan gecikmesi kaynaklı cezai şart uyuşmazlıkları için emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: cezai şart ifaya ekli ceza basiretli tacir mücbir sebep gayrimenkul alım satım sözleşmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1753

KARAR NO 2021/1938

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/05/2019

NUMARASI 2016/1436 Esas 2019/394 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/12/2021

Davanın kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirket ile yeni şirket merkezi olarak kullanılmak amacıyla 23/11/2015 tarihinde "Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi"nin imzalandığını, davalı satıcının İstanbul ili Pendik ilçesi ... Mah. ... Projesi dahilinde ... pafta ... ada ... parselde bulunan ... ve ... numaralı iki adet bağımsız bölümün eksikliklerinin tamamlanmasına, iskanının kat mülkiyeti tapusunun alımı ve gayrimenkulün satışının yapılmasına karşılık müvekkili şirketin toplam KDV dahil 12.000.000-TL ödemesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin taşınmazların bedelini davalıya ödediğini, davalının sözleşmenin (F) maddesi gereğince taşınmazın satışından itibaren 5 ay içinde iskan almayı, iskan alınmaması halinde ise gecikilen her ay için 500.000-TL cezai şart ödenmeyi taahhüt ettiğini, davacının en geç 02/05/2016 tarihinde tamamlaması gereken iskan işlerini beş ay gecikmeli olarak 14/10/2016 tarihinde gerçekleştirdiğini, bunun dışında davacının elektrik dağıtım şirketi ile enerji dağıtım sözleşmesi yapılmaması nedeniyle müvekkili şirkete elektrik dağıtımı yapılamadığını, belirterek mahalinde keşif yapılmak suretiyle davalının ilgili mecura sözleşmeye ve projeye uygun jeneratör ve elektrik dağıtım bağlantısını sağlayıp sağlamadığının tespiti ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500.000TL'nin davalı/ satıcı şirketten dava tarihinden itibaren en yüksek faiz oranı ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki iş için 14/10/2016 tarihinde sözleşmeye konu bağımsız bölümlere yapı kullanım izni alınmış olduğunu, her ne kadar sözleşmede kararlaştırılan tarihte taahhüt yerine getirilmemiş olsa da bu durumun, davalının iradesi dışında meydana gelen sebeplerden ötürü oluştuğunu, ayrıca ilgili sözleşme maddesinde de mücbir sebep halinde sorumlu olunmayacağının kabul edildiğini, davalı şirketin, davacılara tapu devrini sağladıktan sonra Pendik Belediye Başkanlığı'na gerekli başvuruyu yaptığını, belediye nezdinde kaynaklanan gecikmeler dolayısıyla idari işlemlerin sonuçlanmasının 14/10/2016 tarihine sarktığını, davacı şirketin tarafların yapmış olduğu sözleşmenin tüm şartlarını yerine getirdiğini, bu nedenlerle yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin "F" maddesiyle davalı satıcı yönünden 5 ay içinde iskanın alınması, aksi halde gecikilen her ay için davacıya 100.000-TL ceza bedelinin ödenmesinin kararlaştırıldığı, satışın 02/12/2015 tarihinde yapıldığı, iskanın 14/10/2016 tarihinde kararlaştırılan sürenin dolmasından 5 ay sonra alındığını, davalı tarafça yapı denetim firmasıyla olan sözleşmelerini feshettikleri 31/05/2016 tarihinde inşaatın %80 seviyesinde olduğu ve inşaat sahasının büyüklüğü ileri sürülmüş ise de davalının iştigal ettiği faaliyeti gereği iskan alma sürecine, bürokrasisine vakıf olması, süreyi, öngörüsünü ve taahhütlerini basiretli tacir kıstasları içinde gerçekleştirmesi gerektiği, başvurunun satıştan 10 ay sonra yapıldığı, 9 gün sonrasında da yapı kullanım izin belgesinin düzenlendiği, davalının gecikmenin Belediye'den kaynaklandığı, mücbir sebep bulunduğu savunmalarının sübut bulmadığı, sözleşme gereği gecikme cezası ödemesine ilişkin koşulların oluştuğu, cezai şart miktarının davalının ekonomik mahvına sebep olmayacak miktarda kararlaştırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 500.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; Müvekkilinin sadece iskan alınmaması halinde cezai şart taahhüdü altına girdiğini, sözleşmede yer alan diğer eksikliklerle ilgili cezai şart taahhütlerinin bulunmadığını, bahse konu taşınmazla ilgili iskan izninin alındığını, fakat müvekkilinin iradesi dışında gelişen olaylar nedeniyle iskan izninin alınmasında gecikildiğini, bakanlık tarafından denetim şirketinin usulsüzlükleri gerekçe gösterilerek yapı denetim şirketiyle sözleşmenin feshedildiğini, bu aşamada inşaatın % 80 seviyesinde olduğunu, müvekkilinin 05/10/2016 tarihinde iskan için başvuru yapmış ise de mahkemece ve bilirkişi heyetince iskan başvurusu hazırlığı için geçen sürenin nazara alınmadığını; enerji kimlik belgesinin, 7 adet asansörün kullanılması için izin belgesinin alınmasının, itfaiye tarafından yangın sistemlerinin denetlenmesinin, ...

blok maliki dava dışı ... tarafından ruhsat ve eklerine aykırı imalatlar yapılması nedeniyle belediyece bu kısımların yıktırılması için yapılan müracaatların uzunca bir süreç gerektirdiğini, bu olayların müvekkilinin iradesi dışında geliştiğini, ayrıca 20.000 m2 büyüklüğünde inşaat alanı dikkate alındığında, idarece titiz bir inceleme yapılması gerektiğini; Mahkemece dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde keşif yapılarak inşaat büyüklüğünün ve imalatın iskan işlemlerinin gecikmesine sebebiyet verip vermediğinin araştırılması gerektiğini, bilirkişilerin uzman olmadığını, denetim şirketinin faaliyetlerinin durdurulup durdurulmadığının Bakanlıktan araştırılması gerektiğini, imar işlem dosyasının tamamının getirtilerek mimar ve inşaat bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetten rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafça, taraflar arasında 23/11/2015 tarihinde imzalanan gayrimenkul alım satım sözleşmesi gereğince satışın gerçekleştiği 02/12/2015 tarihinden itibaren 5 ay içinde iskanın alınması gerektiği halde davalının 14/10/2016 tarihinde iskan almasından dolayı gecikilen 5 aylık süre için 500.000-TL cezai şart alacağı talep edilmektedir. Davalı taraf, idari işlemlerden dolayı ve kendilerinden kaynaklanmayan diğer nedenlerle iskanın gecikmeli olarak alındığını belirterek davanın reddini savunmakta olup, mahkemece davalı tarafça ileri sürülen mücbir sebeplerin gerçekleşmediği, iskanın alınmasındaki gecikme nedeniyle davacının cezai şarta hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." Somut olayda taraflar arasında 23/11/2015 tarihinde imzalanan sözleşmenin (F) maddesiyle; "satıcı yukarıda yazılı olan D.12 maddede belirtilen iskânı gayrimenkulün satışından itibaren (kanunun kabul ettiği mücbir sebepler dışında) 5 ay içinde alamazsa alıcının diğer zararlarının yanında, geciktiği her ay için 100.000,00 TL (yüzbin) ceza olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmü düzenlenmiştir. Sözleşmede kararlaştırılan bu ceza koşulu hukuksal niteliğince TBK'nın 179/2 maddesinde öngörülen "ifaya ekli ceza" niteliğindedir.

Bahse konu taşınmazın satışı ise 02/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Sözleşme ile davalı satıştan itibaren 5 ay içinde iskan alınacağını taahhüt ettiğinden davalı yüklenici tarafından iskanın en geç 02/05/2016 tarihinde alınması gerekmekte ise de davalı tarafından iskan kararlaştırılan süresinin dolmasından 5 ay sonra, 14/10/2016 tarihinde alınmıştır. Davalı tarafça, yapı denetim firmasıyla olan sözleşmelerini feshettikleri, 31/05/2016 tarihinde inşaatın % 80 seviyesinde olduğu belirtilmiş, yine aşamalardaki dilekçelerinde inşaat sahasının yaklaşık 20.000 m²'lik büyüklüğünde olması ve yapılan işlemlerin alacağı zaman nedeniyle gecikmeden sorumlu olmadıkları ileri sürülmüştür. Ne var ki, basiretli hareket etmekle yükümlü olan davalının, davacı ile sözleşmenin yapıldığı andaki inşaatın seviyesini, eksiklerin tamamlanmasının ve başvurusu sürecinin alacağı zamanı ve sözleşme ile üstlendiği taahhüdün sonuçlarını öngörerek hareket ettiğini varsayılır.

Davalı tarafça gecikmeye denetim firmasının sözleşmesinin feshedilmesi, belediyece yapılan işlemler ve alınan izin gibi işlemler gösterilmiş ise de mazeret olarak ileri sürülen bu hususlar önceden öngörülemeyen, sonradan ortaya çıkan nedenler olmadığından geçerli kabul edilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle ; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 34.155-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 8.538,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 25.616,25-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 25,20-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi

23/12/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.