İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/41 E. 2023/3818 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- on yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefaletten dönme↗ müşterek ve müteselsil kefalet↗ eşin rızası↗ kefalet tarihi↗ borçtan kurtulma↗ borçlunun temerrüdü↗ müteselsil kefalet↗ hesap kat ihtarnamesi↗ kat ihtarnamesi↗ i̇i̇k 167↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ halefiyet↗ icra inkâr tazminatı↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ rücuen tahsil↗ rehin↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ eş rızası↗ ipotek↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ rücu↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kötü niyet↗ ihtar↗ esastan ret↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2019/362 E., 2020/276 K.
Taraflar arasındaki itirazın davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı D9 Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt San. ve Tic. A.Ş.'ye QNB Finansbank A.Ş. tarafından kullandırılan genel kredinin kefili davacı tarafından ödenmesi sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 596 ve devamı maddeleri gereğince davacının QNB Finansbank A.Ş.'nin kanuni halefi olduğunu, davalılara karşı ödenen borcun rücuen tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alacağın zaman aşımına uğradığını, kefilin 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı madde hükmüne dayanarak yasal rücu talebinde bulunabilmesi için öncelikle ortada geçerli surette yapılmış bir kefalet sözleşmesinin bulunması gerektiğini, davaya konu kefalet sözleşmesinde, kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihe bakılmaksızın 6098 sayılı Kanun'un kefili koruyan hükümlerinin geçmişe etkili olarak yürütülmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılmasının yetmediğini, ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihinin, müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğinin bizzat kendi el yazısı ile sözleşmeye yazılmış olması ve tüm sözleşme sayfalarının imzalanmış olması gerektiğini, davaya konu kredi sözleşmesinde belirtilen yasal şartlar çerçevesinde tanzim edilmiş bir kefaletin söz konusu olmadığını, kefalet sözleşmesine davalının eşinin rızasının bulunmadığını, davalının kefillikten caydığını, davalının ödenen tutarın tamamından değil payına düşen miktardan sorumlu olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının müşterek müteselsil kefil konumunda olup olmadığı, geçerli bir kefaletin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacı tarafından ilk ödemenin henüz asıl borçlu tarafından dahi temerrüde düşülmeden gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ödeme yaptığı genel kredi sözleşmesinin 04.07.2011 tarihli olduğu, davacı ve iki davalı ile birlikte dokuz kişi sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 484 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olduğu tutarın açıkça gösterilmesi şartına bağlandığı, sözleşmenin yazılı olduğu ve kefalet miktarının gösterildiği, kefaletten dönme karşı tarafın muvafakatına bağlı olduğu, somut olayda böyle bir muvafakat olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesine göre kefaletten dönme ancak borcun doğumundan önce mümkün olduğu, borç 2012 yılında doğduğu, caymanın ise 2014 yılında yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesi uyarınca alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, davacı tarafından 2016 ve 2017 yıllarında alacaklıya ödeme yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 146 ve 147 nci maddeleri uyarınca olayda geçerli zamanaşımı süresinin on yıl olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 167 nci maddesi gereğince, aksi kararlaştırılmadıkça kefillerin iç ilişkide birbirlerine karşı sorumluluğu eşit paylarla olduğu bu nedenle davacı itiraz eden kefillere ancak payları oranında rücu edebileceği davacı ile birlikte dokuz kefil bulunduğu her birinin sorumluluğu 17.166,67 TL ile sınırlı olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 17.166,67 TL asıl alacak yönünden takibin davalılar yönünden ayrı ayrı devamına, icra inkar tazminatına, davalı ...'ın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, alacaklının halefi olması sebebiyle ödemiş olduğu miktarı halefiyet prensibince diğer kefillerden talep edebileceğini ancak İlk Derece Mahkemesince müştereken ve müteselsilen kefalet hükümlerine ve halefiyet hükümlerine aykırı olarak kefillerin her birinin yalnızca toplam borcun borçlu sayısına bölünmesi suretiyle çıkan miktarı ödemekle borçtan kurtulacakmış gibi bir sonuca ulaşıldığını, müteselsil kefalet hükümleri uyarınca kefil olanların her biri asıl borçtan tıpkı borçlu gibi ve borcun tamamından sorumlu olduğunu ancak gerekçeli kararda; müvekkil davacının ödediği miktarın dokuza bölünmesi suretiyle elde edilen rakam üzerinden davalıların sorumlu olduğunun kabul edildiği, bu kabulün Türk Borçlar Kanununa ve halefiyet hükümlerine aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yararına icra inkâr tazminatı tayini için gerekli yasal koşullar oluşmadığı, likid bir alacak bulunduğundan söz edilemeyeceğini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, borcun zaman aşımına uğradığını, geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, asıl borçlunun temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği ve alacağın rehin, ipotek gibi güvenceye alınıp alınmadığının araştırması gerektiğini, asıl borçlunun borcunu ifada gecikmesi, temerrütü, alacaklının ihtarının semeresiz kalması veya borçlunun borcunu ödemekte aciz içinde olması hallerinin gerçekleşmesi nedeniyle mi borcu ödediği yoksa keyfi bir ödemenin mi yapıldığının araştırılması gerektiğini, kefalet sözleşmesinde eşin rızası bulunmadığını, davalının kefaletten caydığını, cayma ihtarnamesinin hukuken geçerli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl borçlu şirketin genel kredi sözleşmesi dahilindeki borçlarına karşılık olarak şirket adına kayıtlı taşınmazlar üzerine ipotek tesis edilmiş olduğunu, şirketin genel kredi sözleşmesi imzalandıktan çok sonra kullandığı yüklü miktardaki krediye karşılık ödemeler yaptığını, müvekkili tarafından kendilerine bildirildiği, bu hususun yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, banka tarafından açıkça kefil olunan miktarın üzerinde bir kredi kullandırılmış ise limitin üzerinde kalan borç hakkında müteselsil kefillerin geçerli bir kefaleti bulunmadığından, kefil konumundaki davalının sözleşmenin tarafı olan bankaya herhangi bir borcu kalmadığı gibi, kanuni halefi olduğunu iddia eden davacıya da borcu olmadığını, rücu belgesinde görüldüğü üzere davacı tarafça ilk ödeme 27.12.2016 tarihinde, henüz asıl borçlu tarafından dahi temerrüde düşülmeden gerçekleştirildiği kaldı ki ihtarname müvekkiline tebliğ edilmediğinden, müvekkilinin hesap kat ihtarnamesine itirazının da mümkün olmadığını, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin usulsüz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İlk Derce Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmaması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinin kefilinin, kefalet nedeniyle ödediği meblağın diğer kefillerden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alacağın zaman aşımına uğradığını, «kefilin» 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı madde hükmüne dayanarak yasal «rücu» talebinde bulunabilmesi için öncelikle ortada geçerli surette yapılmış bir «kefalet sözleşmesinin» bulunması gerektiğini, davaya konu kefalet sözleşmesinde, «kredi sözleşmesinin» düzenlendiği tarihe bakılmaksızın 6098 sayılı Kanun'un kefili koruyan hükümlerinin geçmişe etkili olarak yürütülmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılmasının yetmediğini, ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktarın «kefalet tarihinin», «müteselsil kefil» olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğinin bizzat kendi el yazısı ile sözleşmeye yazılmış olması ve tüm s …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ödeme yaptığı «genel kredi sözleşmesinin» 04.07.2011 tarihli olduğu, davacı ve iki davalı ile birlikte dokuz kişi sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 484 üncü maddesine göre «kefalet sözleşmesin» geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olduğu tutarın açıkça gösterilmesi şartına bağlandığı, sözleşmenin yazılı olduğu ve kefalet miktarının gösterildiği, «kefaletten dönme» karşı tarafın «muvafakatına» bağlı olduğu, somut olayda böyle bir muvafakat olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesine göre kefaletten dönme ancak borcun doğumundan önce mümkün olduğu, borç 2012 yılında doğduğu, caymanın ise 2014 yılında yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesi uyarınca alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, davacı tarafından 2016 ve 2017 yıllarında alacaklıya ödeme yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 146 ve 147 nci maddeleri uyarınca olayda geçerli «zamanaşımı» süresinin on yıl olduğu, 6098 sayılı Kanun'un «167» nci maddesi gereğince, aksi kararlaştırılmadıkça kefillerin iç ilişkide birbirlerine karşı sorumluluğu eşit paylarla olduğu bu nedenle davacı itiraz eden kefillere ancak payları oranında «rücu» edebileceği davacı ile birlikte dokuz kefil bulunduğu her birinin sorumluluğu 17.166,67 TL ile sınırlı olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 17.166,67 TL «asıl alacak» yönünden takibin davalılar yönünden ayrı ayrı devamına, «icra inkar tazminatına», davalı ...'ın «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl borçlu şirketin «genel kredi sözleşmesi» dahilindeki borçlarına karşılık olarak şirket adına kayıtlı taşınmazlar üzerine «ipotek» tesis edilmiş olduğunu, şirketin genel kredi sözleşmesi imzalandıktan çok sonra kullandığı yüklü miktardaki krediye karşılık ödemeler yaptığını, müvekkili tarafından kendilerine bildirildiği, bu hususun yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, banka tarafından açıkça «kefil» olunan miktarın üzerinde bir kredi kullandırılmış ise limitin üzerinde kalan borç hakkında müteselsil kefillerin geçerli bir «kefaleti» bulunmadığından, kefil konumundaki davalının sözleşmenin tarafı olan bankaya herhangi bir borcu kalmadığı gibi, kanuni halefi olduğunu iddia eden davacıya da borcu olmadığını, «rücu» belgesinde görüldüğü üzere davacı tarafça ilk ödeme 27.12.2016 tarihinde, henüz asıl borçlu tarafından dahi «temerrüde» düşülmeden gerçekleştirildiği kaldı ki «ihtarname» müvekkiline tebliğ edilmediğinden, müvekkilinin «hesap kat ihtarnamesine» itirazının da mümkün olmadığını, davalı yararına hükmedilen «vekalet ücretinin» usulsüz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Talep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/955 E. 2013/1851 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi · temerrüt
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alacağın zaman aşımına uğradığını, «kefilin» 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı madde hükmüne dayanarak yasal «rücu» talebinde bulunabilmesi için öncelikle ortada geçerli surette yapılmış bir «kefalet sözleşmesinin» bulunması gerektiğini, davaya konu kefalet sözleşmesinde, «kredi sözleşmesinin» düzenlendiği tarihe bakılmaksızın 6098 sayılı Kanun'un kefili koruyan hükümlerinin geçmişe etkili olarak yürütülmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılmasının yetmediğini, ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktarın «kefalet tarihinin», «müteselsil kefil» olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğinin bizzat kendi el yazısı ile sözleşmeye yazılmış olması ve tüm s …
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının müşterek «müteselsil kefil» konumunda olup olmadığı, geçerli bir «kefaletin» bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacı tarafından ilk ödemenin henüz asıl borçlu tarafından dahi «temerrüde» düşülmeden gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ödeme yaptığı «genel kredi sözleşmesinin» 04.07.2011 tarihli olduğu, davacı ve iki davalı ile birlikte dokuz kişi sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 484 üncü maddesine göre «kefalet sözleşmesin» geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olduğu tutarın açıkça gösterilmesi şartına bağlandığı, sözleşmenin yazılı olduğu ve kefalet miktarının gösterildiği, «kefaletten dönme» karşı tarafın «muvafakatına» bağlı olduğu, somut olayda böyle bir muvafakat olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesine göre kefaletten dönme ancak borcun doğumundan önce mümkün olduğu, borç 2012 yılında doğduğu, caymanın ise 2014 yılında yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesi uyarınca alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, davacı tarafından 2016 ve 2017 yıllarında alacaklıya ödeme yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 146 ve 147 nci maddeleri uyarınca olayda geçerli «zamanaşımı» süresinin on yıl olduğu, 6098 sayılı Kanun'un «167» nci maddesi gereğince, aksi kararlaştırılmadıkça kefillerin iç ilişkide birbirlerine karşı sorumluluğu eşit paylarla olduğu bu nedenle davacı itiraz eden kefillere ancak payları oranında «rücu» edebileceği davacı ile birlikte dokuz kefil bulunduğu her birinin sorumluluğu 17.166,67 TL ile sınırlı olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 17.166,67 TL «asıl alacak» yönünden takibin davalılar yönünden ayrı ayrı devamına, «icra inkar tazminatına», davalı ...'ın «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece de benimsendiği üzere, kredi borçlusu, borcun tamamından, «müteselsil kefiller» ise «kefalet limiti» ve kendi «temerrütlerinin» sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumludurlar.
… e davalı kefillerin herhangi bir borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 93,61 TL alacağın dava tarihinden itibaren %135 «temerrüt faizi» ve %5 BSMV’si ile birlikte tahsiline, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, banka «kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı iddia olunan alacağın asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsiline ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi ödeme · kefalet limiti · mahsup · temerrüt faizi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davanın niteliği gereği asıl borçlu ve «kefiller» yönünden borç miktarının dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenip davadan sonra kefillerin kendilerinin sorumluluk miktarı kadar ödemede bulunmaları halinde, kendileri yönünden borcun sona ereceği, borçlunun «kısmi ödeme» yapması halinde ise kefillerin sorumluluklarının önceden olduğu gibi devam edeceği ilke olarak kabul edilip, mülga BK'nun 84'ncü maddesinin aksine bir kabul ve uygulamanın bulunup bulunmadığı da araştırılmak suretiyle, raporu hükme esas alınan bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, davadan sonra yapılan ödemelerin öncelikle faiz alacağından «mahsup» edilmesine ilişkin genel kuralın aksine gerekçeleri gösterilmeden, ana para borcundan mahsup edilmesi ve kredi borçlusu tarafından yapılan kısmi ödemelerin kefil d …
… e davalı kefillerin herhangi bir borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 93,61 TL alacağın dava tarihinden itibaren %135 «temerrüt faizi» ve %5 BSMV’si ile birlikte tahsiline, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece de benimsendiği üzere, kredi borçlusu, borcun tamamından, «müteselsil kefiller» ise «kefalet limiti» ve kendi «temerrütlerinin» sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumludurlar.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/41 E. , 2023/3818 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2003 Esas, 2021/1561 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2019/362 E., 2020/276 K.
Taraflar arasındaki itirazın davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı D9 Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt San. ve Tic. A.Ş.'ye QNB Finansbank A.Ş. tarafından kullandırılan genel kredinin kefili davacı tarafından ödenmesi sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 596 ve devamı maddeleri gereğince davacının QNB Finansbank A.Ş.'nin kanuni halefi olduğunu, davalılara karşı ödenen borcun rücuen tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alacağın zaman aşımına uğradığını, kefilin 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı madde hükmüne dayanarak yasal rücu talebinde bulunabilmesi için öncelikle ortada geçerli surette yapılmış bir kefalet sözleşmesinin bulunması gerektiğini, davaya konu kefalet sözleşmesinde, kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihe bakılmaksızın 6098 sayılı Kanun'un kefili koruyan hükümlerinin geçmişe etkili olarak yürütülmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılmasının yetmediğini, ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihinin, müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğinin bizzat kendi el yazısı ile sözleşmeye yazılmış olması ve tüm sözleşme sayfalarının imzalanmış olması gerektiğini, davaya konu kredi sözleşmesinde belirtilen yasal şartlar çerçevesinde tanzim edilmiş bir kefaletin söz konusu olmadığını, kefalet sözleşmesine davalının eşinin rızasının bulunmadığını, davalının kefillikten caydığını, davalının ödenen tutarın tamamından değil payına düşen miktardan sorumlu olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının müşterek müteselsil kefil konumunda olup olmadığı, geçerli bir kefaletin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacı tarafından ilk ödemenin henüz asıl borçlu tarafından dahi temerrüde düşülmeden gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ödeme yaptığı genel kredi sözleşmesinin 04.07.2011 tarihli olduğu, davacı ve iki davalı ile birlikte dokuz kişi sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 484 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olduğu tutarın açıkça gösterilmesi şartına bağlandığı, sözleşmenin yazılı olduğu ve kefalet miktarının gösterildiği, kefaletten dönme karşı tarafın muvafakatına bağlı olduğu, somut olayda böyle bir muvafakat olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesine göre kefaletten dönme ancak borcun doğumundan önce mümkün olduğu, borç 2012 yılında doğduğu, caymanın ise 2014 yılında yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesi uyarınca alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, davacı tarafından 2016 ve 2017 yıllarında alacaklıya ödeme yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 146 ve 147 nci maddeleri uyarınca olayda geçerli zamanaşımı süresinin on yıl olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 167 nci maddesi gereğince, aksi kararlaştırılmadıkça kefillerin iç ilişkide birbirlerine karşı sorumluluğu eşit paylarla olduğu bu nedenle davacı itiraz eden kefillere ancak payları oranında rücu edebileceği davacı ile birlikte dokuz kefil bulunduğu her birinin sorumluluğu 17.166,67 TL ile sınırlı olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 17.166,67 TL asıl alacak yönünden takibin davalılar yönünden ayrı ayrı devamına, icra inkar tazminatına, davalı ...'ın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, alacaklının halefi olması sebebiyle ödemiş olduğu miktarı halefiyet prensibince diğer kefillerden talep edebileceğini ancak İlk Derece Mahkemesince müştereken ve müteselsilen kefalet hükümlerine ve halefiyet hükümlerine aykırı olarak kefillerin her birinin yalnızca toplam borcun borçlu sayısına bölünmesi suretiyle çıkan miktarı ödemekle borçtan kurtulacakmış gibi bir sonuca ulaşıldığını, müteselsil kefalet hükümleri uyarınca kefil olanların her biri asıl borçtan tıpkı borçlu gibi ve borcun tamamından sorumlu olduğunu ancak gerekçeli kararda; müvekkil davacının ödediği miktarın dokuza bölünmesi suretiyle elde edilen rakam üzerinden davalıların sorumlu olduğunun kabul edildiği, bu kabulün Türk Borçlar Kanununa ve halefiyet hükümlerine aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yararına icra inkâr tazminatı tayini için gerekli yasal koşullar oluşmadığı, likid bir alacak bulunduğundan söz edilemeyeceğini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, borcun zaman aşımına uğradığını, geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, asıl borçlunun temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği ve alacağın rehin, ipotek gibi güvenceye alınıp alınmadığının araştırması gerektiğini, asıl borçlunun borcunu ifada gecikmesi, temerrütü, alacaklının ihtarının semeresiz kalması veya borçlunun borcunu ödemekte aciz içinde olması hallerinin gerçekleşmesi nedeniyle mi borcu ödediği yoksa keyfi bir ödemenin mi yapıldığının araştırılması gerektiğini, kefalet sözleşmesinde eşin rızası bulunmadığını, davalının kefaletten caydığını, cayma ihtarnamesinin hukuken geçerli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl borçlu şirketin genel kredi sözleşmesi dahilindeki borçlarına karşılık olarak şirket adına kayıtlı taşınmazlar üzerine ipotek tesis edilmiş olduğunu, şirketin genel kredi sözleşmesi imzalandıktan çok sonra kullandığı yüklü miktardaki krediye karşılık ödemeler yaptığını, müvekkili tarafından kendilerine bildirildiği, bu hususun yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, banka tarafından açıkça kefil olunan miktarın üzerinde bir kredi kullandırılmış ise limitin üzerinde kalan borç hakkında müteselsil kefillerin geçerli bir kefaleti bulunmadığından, kefil konumundaki davalının sözleşmenin tarafı olan bankaya herhangi bir borcu kalmadığı gibi, kanuni halefi olduğunu iddia eden davacıya da borcu olmadığını, rücu belgesinde görüldüğü üzere davacı tarafça ilk ödeme 27.12.2016 tarihinde, henüz asıl borçlu tarafından dahi temerrüde düşülmeden gerçekleştirildiği kaldı ki ihtarname müvekkiline tebliğ edilmediğinden, müvekkilinin hesap kat ihtarnamesine itirazının da mümkün olmadığını, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin usulsüz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İlk Derce Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmaması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinin kefilinin, kefalet nedeniyle ödediği meblağın diğer kefillerden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954330800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz