İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4658 E. 2023/3751 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ davanın konusuz kalması↗ imzaya itiraz↗ kefalet sözleşmesi↗ imza incelemesi↗ cy/cy şerhi↗ yargılama giderleri↗ icra takibine itiraz↗ kefalet↗ rücu↗ kefil↗ yargılama gideri↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 07.02.2019 tarih, 2015/195 E. ve 2019/42 K. sayılı kararı ile davalının icra takibe dayanak yapılan kefalet sözleşmesinde imzası bulunmadığını iddia ederek davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında suç duyurusunda bulunduğu, savcılık tarafından yaptırılan imza incelemesi sonucundan kefalet sözleşmesindeki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve bu karara karşı yapılan itirazın da reddedildiği böylece imza itirazına yönelik savcılık dosyasında yapılan maddi olgu tespitinin kesinleştiği ve mahkeme yönünden de bağlayıcılığı olduğu, buna göre kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, dava kefilin kefile rücuu niteliğinde olup, davacı ile birlikte toplam 5 kefilin bulunduğu, davacının kefil olarak ödediği miktarın 6.147,35 TL olması nedeniyle davalıdan 1.229,47 TL'sini talep edebileceği anlaşıldığından itirazın iptaline karar verilecek olsa idi davanın 1.229,47 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verileceği gözetilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin buna göre hesaplandığı belirtilerek davaya konu borcun tamamı asıl borçlu tarafından ödenmiş olduğundan konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 29.09.2020 tarih, 2020/4616 E. ve 2020/3639 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyizinin incelenmesinde, mahkemece kredi sözleşmesinin aslı getirtilerek imza incelemesi yaptırılmadığı, davacının kredi sözleşmesinin aslını ibraz edemediği, bu durumda davacının kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığının aksini ispat edemediği, dava konusuz kaldığından yargılama gideri ile vekalet ücretine davanın açıldığı tarih itibariyle haklılık durumuna göre karar verilmesi gerektiği, davacı davasını ispatlayamadığından davanın konusuz kalması sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kredi sözleşmesinin aslını mahkemeye ibraz edemediği, dolayısıyla kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığının aksinin ispatlanamadığı, davanın açıldığı tarihe göre davacı taraf haksız görüldüğünden yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakıldığı, dava konusu borcun tamamının asıl borçlu tarafından ödendiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin sözleşme aslı dosyaya sunulmadan karar verdiğini, davacının sözleşme aslını sunamaması üzerine borcun dava devam ederken ödendiğine ilişkin beyanda bulunduğunu, ancak buna ilişkin bir dekont sunmadığını, davalının iddiasını ispatlayamadığı dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın 11.11.2008 tarihli kredi sözleşmesine istinaden 10.11.2003 tarihli bir kefalet şerhini sunması ve 11.11.2008 tarihli sözleşmeye ait bir taksit tutarının takibinde 10.11.2003 tarihli kefalet şerhini dayanak göstermesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4616 E. 2020/3639 K.
Ortak:kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · davanın konusuz kalması · imzaya itiraz · kefalet sözleşmesi · imza incelemesi · yargılama giderleri · kefalet · rücu
İncelediğiniz karardaMahkemece 07.02.2019 tarih, 2015/195 E. ve 2019/42 K. sayılı kararı ile davalının icra takibe dayanak yapılan «kefalet sözleşmesinde» imzası bulunmadığını iddia ederek davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında suç duyurusunda bulunduğu, savcılık tarafından yaptırılan «imza incelemesi» sonucundan kefalet sözleşmesindeki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında ek «kovuşturmaya yer olmadığı» kararı verildiği ve bu karara karşı yapılan itirazın da reddedildiği böylece «imza itirazına» yönelik savcılık dosyasında yapılan maddi olgu tespitinin kesinleştiği ve mahkeme yönünden de bağlayıcılığı olduğu, buna göre kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, dava «kefilin» kefile «rücuu» niteliğinde olup, davacı ile birlikte toplam 5 kefilin bulunduğu, davacının kefil olarak ödediği miktarın 6.147,35 TL olması nedeniyle davalıdan 1.229,47 TL'sini talep edebileceği anlaşıldığından itirazın iptaline karar verilecek olsa idi davanın 1.229,47 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verileceği gözetilerek «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretinin» buna göre hesaplandığı belirtilerek davaya konu borcun tamamı asıl borçlu tarafından ödenmiş olduğundan konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… 16 E. ve 2020/3639 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyizinin incelenmesinde, mahkemece «kredi sözleşmesinin» aslı getirtilerek «imza incelemesi» yaptırılmadığı, davacının kredi sözleşmesinin aslını «ibraz» edemediği, bu durumda davacının kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığının aksini ispat edemediği, dava konusuz kaldığından «yargılama gideri» ile «vekalet ücretine» davanın açıldığı tarih itibariyle haklılık durumuna göre karar verilmesi gerektiği, davacı davasını ispatlayamadığından «davanın konusuz kalması» sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… ilişkin bir dekont sunmadığını, davalının iddiasını ispatlayamadığı dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın 11.11.2008 tarihli «kredi sözleşmesine» istinaden 10.11.2003 tarihli bir «kefalet» «şerhini» sunması ve 11.11.2008 tarihli sözleşmeye ait bir taksit tutarının takibinde 10.11.2003 tarihli kefalet şerhini dayanak göstermesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu …
Benzer bu karardaMahkemece, «bozmaya uyma» kararı verilerek, davalının icra takibe dayanak yapılan «kefalet sözleşmesinde» imzası bulunmadığını iddia ederek davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında suç duyurusunda bulunduğu, savcılık tarafından yaptırılan «imza incelemesi» sonucundan kefalet sözleşmesindeki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında ek «kovuşturmaya yer olmadığı» kararı verildiği ve bu karara karşı yapılan itirazın da reddedildiği böylece «imza itirazına» yönelik savcılık dosyasında yapılan maddi olgu tespitinin kesinleştiği ve mahkeme yönünden de bağlayıcılığı olduğu, buna göre kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, dava «kefilin» kefile «rücuu» niteliğinde olup, davacı ile birlikte toplam 5 kefilin bulunduğu, davacının kefil olarak ödediği miktarın 6.147,35 TL olması nedeniyle davalıdan 1.229,47 TL'sini talep edebileceği anlaşıldığından itirazın iptaline karar verilecek olsa idi davanın 1.229,47 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verileceği gözetilerek «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretinin» buna göre hesaplandığı belirtilerek davaya konu borcun tamamı asıl borçlu tarafından ödenmiş olduğundan konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, davalı kredi ve «kefalet sözleşmesindeki» imzanın kendisine ait olmadığını belirterek «imza itirazında» bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece, davalının «kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarihten önceki ve sonraki tarihleri «taşıyan» imza örnekleri getirtilip davalının medarı tatbik imza örnekleri de alınarak bilirkişi veya bilirkişi kurulundan imzanın davalıya aidiyeti hususunda Yargıtay denetimine açık ve anlaşılır şekilde rapor alınarak, rapor sonucuna göre varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, «ispat yükünün» tayininde yanılgıya düşülerek ve bu yönler gözetilmeden «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi kabule göre de «kefalet sözleşmesindeki» kefillerin kendi iç ilişkilerinde kendi payları oranında sorumlu olduklarının gözetilmemesi de isabetsiz olup, hükmün bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuş …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bozmaya uyma · ispat külfeti · ispat yükü · taşıyan · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davalının «kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarihten önceki ve sonraki tarihleri «taşıyan» imza örnekleri getirtilip davalının medarı tatbik imza örnekleri de alınarak bilirkişi veya bilirkişi kurulundan imzanın davalıya aidiyeti hususunda Yargıtay denetimine açık ve anlaşılır şekilde rapor alınarak, rapor sonucuna göre varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, «ispat yükünün» tayininde yanılgıya düşülerek ve bu yönler gözetilmeden «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi kabule göre de «kefalet sözleşmesindeki» kefillerin kendi iç ilişkilerinde kendi payları oranında sorumlu olduklarının gözetilmemesi de isabetsiz olup, hükmün bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuş …
İtirazın iptali davasında «ispat külfeti» davacı alacaklıdadır.
Mahkemece, «bozmaya uyma» kararı verilerek, davalının icra takibe dayanak yapılan «kefalet sözleşmesinde» imzası bulunmadığını iddia ederek davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında suç duyurusunda bulunduğu, savcılık tarafından yaptırılan «imza incelemesi» sonucundan kefalet sözleşmesindeki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında ek «kovuşturmaya yer olmadığı» kararı verildiği ve bu karara karşı yapılan itirazın da reddedildiği böylece «imza itirazına» yönelik savcılık dosyasında yapılan maddi olgu tespitinin kesinleştiği ve mahkeme yönünden de bağlayıcılığı olduğu, buna göre kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, dava «kefilin» kefile «rücuu» niteliğinde olup, davacı ile birlikte toplam 5 kefilin bulunduğu, davacının kefil olarak ödediği miktarın 6.147,35 TL olması nedeniyle davalıdan 1.229,47 TL'sini talep edebileceği anlaşıldığından itirazın iptaline karar verilecek olsa idi davanın 1.229,47 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verileceği gözetilerek «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretinin» buna göre hesaplandığı belirtilerek davaya konu borcun tamamı asıl borçlu tarafından ödenmiş olduğundan konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13343 E. 2012/18850 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin hüküm
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/229 Karar sayılı kararın «kesin» hüküm oluşturduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4658 E. , 2023/3751 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/693 Esas, 2021/43 Karar
HÜKÜM
Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 44.020,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve davalının dava dışı asıl borçlu ...'ın bankadan kullanmış olduğu kredi sözleşmesine kefil olduğunu, asıl borçlunun bankaya olan taksidini ödemediğini, taksit bedelinin faizi ile birlikte müvekkilinden tahsil edildiğini, müvekkilinin ödediği bedeli davalı kefilden tahsili amacıyla davalı hakkında başlattığı icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 07.02.2019 tarih, 2015/195 E. ve 2019/42 K. sayılı kararı ile davalının icra takibe dayanak yapılan kefalet sözleşmesinde imzası bulunmadığını iddia ederek davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında suç duyurusunda bulunduğu, savcılık tarafından yaptırılan imza incelemesi sonucundan kefalet sözleşmesindeki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve davacı kooperatifin yöneticileri ile asıl borçlu hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve bu karara karşı yapılan itirazın da reddedildiği böylece imza itirazına yönelik savcılık dosyasında yapılan maddi olgu tespitinin kesinleştiği ve mahkeme yönünden de bağlayıcılığı olduğu, buna göre kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, dava kefilin kefile rücuu niteliğinde olup, davacı ile birlikte toplam 5 kefilin bulunduğu, davacının kefil olarak ödediği miktarın 6.147,35 TL olması nedeniyle davalıdan 1.229,47 TL'sini talep edebileceği anlaşıldığından itirazın iptaline karar verilecek olsa idi davanın 1.229,47 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verileceği gözetilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin buna göre hesaplandığı belirtilerek davaya konu borcun tamamı asıl borçlu tarafından ödenmiş olduğundan konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 29.09.2020 tarih, 2020/4616 E. ve 2020/3639 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyizinin incelenmesinde, mahkemece kredi sözleşmesinin aslı getirtilerek imza incelemesi yaptırılmadığı, davacının kredi sözleşmesinin aslını ibraz edemediği, bu durumda davacının kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığının aksini ispat edemediği, dava konusuz kaldığından yargılama gideri ile vekalet ücretine davanın açıldığı tarih itibariyle haklılık durumuna göre karar verilmesi gerektiği, davacı davasını ispatlayamadığından davanın konusuz kalması sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kredi sözleşmesinin aslını mahkemeye ibraz edemediği, dolayısıyla kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığının aksinin ispatlanamadığı, davanın açıldığı tarihe göre davacı taraf haksız görüldüğünden yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakıldığı, dava konusu borcun tamamının asıl borçlu tarafından ödendiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin sözleşme aslı dosyaya sunulmadan karar verdiğini, davacının sözleşme aslını sunamaması üzerine borcun dava devam ederken ödendiğine ilişkin beyanda bulunduğunu, ancak buna ilişkin bir dekont sunmadığını, davalının iddiasını ispatlayamadığı dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın 11.11.2008 tarihli kredi sözleşmesine istinaden 10.11.2003 tarihli bir kefalet şerhini sunması ve 11.11.2008 tarihli sözleşmeye ait bir taksit tutarının takibinde 10.11.2003 tarihli kefalet şerhini dayanak göstermesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954310600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz