İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8318 E. 2023/2755 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
seçimlik yetki↗ çekin ödeme aracı niteliği↗ mutabakat formu↗ yabancı para borcu↗ kur farkı alacağı↗ açık hesap ilişkisi↗ kur farkı faturası↗ mutabakat metni↗ açık hesap↗ kur farkı↗ para borcu↗ çekin ibrazı↗ birim fiyat↗ cari hesap alacağı↗ re'sen gözetilme↗ rayiç değer↗ geçici 7. madde↗ ödeme emri↗ teamül↗ icra inkâr tazminatı↗ mutabakat↗ yetki itirazı↗ 3095 sayılı kanun↗ cari hesap↗ ba formu↗ cy/cy şerhi↗ denetime elverişlilik↗ satım sözleşmesi↗ kötü niyet tazminatı↗ ifa↗ kamu düzeni↗ uyuşmazlık konusu↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ esastan ret↗ yetki↗ fatura↗ iflas↗ çek↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1229 E., 2019/629 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 06.05.2015 tarihinde akdedilen satım sözleşmesine istinaden iplik teslimatı konusunda ticari ilişki başladığını, ticari ilişkinin bu güne kadar devam ettiğini, müvekkili şirketin siparişleri tam ve zamanında eksiksiz olarak teslim edildiğini, yapılan sözleşmelerde birim fiyatının USD olarak yazıldığını, sözleşmelerin hepsinde yer alan bu kayıtların öncelikle yabancı para ile ödeme kaydı olduğunu, davalı tarafından ödemenin her seferinde çek ile yapıldığını, USD olarak kararlaştırılan bedelin TL bazında çek ile ödenmesi ve vadeli çekten dolayı tahsilatın ileri bir tarihte gerçekleşmesi nedeniyle aradaki kur farkının taraflarına ödenmesi gerektiğini, 2015 yılında gerçekleşen işlemler neticesinde 01.01.2016 tarihi itibariyle 7.284 USD kur farkı oluştuğunu, yapılan görüşmeler neticesinden bu farkın 2016 yılında eriyebileceğinin kararlaştırıldığını, 01.01.2017 tarihinde kur farkının 102.106,48 USD kur farkı oluşması neticesinde müvekkili tarafından davalıya kur farkının kapatılması gerektiğinin bildirildiğini, ancak davalı tarafından net bir cevap alınamaması üzerine davalı hakkında başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile % 20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yetki itirazında bulunduklarını, ödeme emrinin borçlu yerine vekili gönderilmesinin usulsüz olduğunu, taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin 19.06.2015 tarihinde keşide edilen fatura ile başladığını, taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin teamül olmadığını, davacı tarafından hiç bir zaman kur farkı faturası kesilmediğini, davacı tarafından ticari ilişki süresince müvekkiline kesilmiş yabancı para cinsi üzerinden fatura düzenlenmediğini, davacının takip ve davada kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu, yapılan defter incelemesinde, davacının kendi defterlerine göre davalıdan 21.632,97 TL alacaklı bulunduğu, ancak davalı, defterlerine göre davacıya borçlu olmadığı, farklılığın davacının defterlerinde kayıtlı 9 adet faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, ancak davalının 07.07.2017 tarihinde davacı şirkete mail yoluyla, "Borcumuz, 30.06.2017 itibariyle 21.633,32 TL'dir. Mutabık mıyız?" ifadelerini havi bir mutabakat metni gönderdiği, taraflar arasındaki borcun yabancı para borcu olduğu ve vadesinde ödenmediği, seçimlik yetkinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince alacaklıya geçtiği, borcun yabancı para cinsinden ödenmesi gerektiği, anılan miktarın, 30.06.2017 itibariyle yabancı para cinsinden değerinin 6.130,96 USD olduğu, yabancı para üzerinden takibe girişildiğinden, takibin, yabancı para üzerinden devamına şeklinde hüküm kurulması gerektiği, takip ile 6.359,15 USD talep edildiğinden, bu yöne ilişkin takibe vaki itirazın da kısmen iptaline, bu miktar kadar alacağın likit olduğu ve davalının bu miktar yönünden takibe itirazında haksız olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 6.130,96 USD üzerinden ve alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının yabancı para borçlarına uyguladığı en yüksek faiz oranında faiz işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya dair talebin reddine, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına % 20 icra-inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kur farkı alacağı ile ilgili yazışmaların mail yolu ile taraflar arasında yapıldığını, davalı şirketin teyit mektubunu (Genel-mutabakat formu) kendi hazırlayıp göndermesine rağmen teyit mektubundaki bakiyeyi defterlerine işlemeyerek teyit mektubu gönderdiğini bile inkâr ettiğini, bu durumun yerel mahkemenin açık hesap alacak kısmında açıkça belirtilerek haklılıklarının kanıtlandığını, yerel mahkemenin "2 fatura hariç diğerleri USD şerhi içermiyordu ve ödemelerin vadesinde yapılmadığı davacı tarafça ispat edilememiştir" gerekçesinin eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve sorulan soruları açıklayıcı bir biçimde hazırlanmadığını, bilirkişi raporlarına yapmış oldukları itirazlar incelendiğinde bilirkişi raporlarında yerel mahkemenin sormuş olduğu soruların yanıtlanmadığının açıkça görüldüğünü, hatalı bilirkişi raporları sebebi ile yerel mahkemenin kararının bozularak dosyanın 27.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirttikleri "Bilirkişi heyeti ( Üniversitede Ticaret Hukuku kürsüsünde yer alan en az Dr. Öğr. Üyesi, Yeminli Mali Müşavir ve Ticari bir şirketin Satış-Pazarlama müdüründen oluşan 3 lü bilirkişi heyeti) ne gönderilerek rapor alınmasını talep ettiklerini, kur farkı alacağı için teamül aranmayacağının Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına girdiğini, bilirkişi raporları denetime elverişli olmadığı için hükme esas alınamayacağını, bu nedenle kur farkı yönünden verilen kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2019/1129 E., 2021/484 K. emsal nitelikteki ilamında olduğu gibi “…taraflar arasındaki sözleşme ve faturada bedeli yabancı para cinsinden olduğu halde, davacı alacağın tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almışsa çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle alacaklı çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez…” mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporlarında davacı tarafın ticari defterlerine kur farkından kaynaklı herhangi bir fatura vb. kayıt işlemediği gibi, ödemeleri nakdi ve çekle yapılan ödemelerde kabul edildiğine göre kur farkı alacağının mevcut olmadığı, davalı tarafın kötü niyet tazminatına dair istinaf talebinin takibin haksız, kötü niyetli olduğunun; talep edilemeyecek alacağın talep edildiği yönünde takip yapıldığı ispat edilemediğinden, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine yönelik istinaf talebinin esastan reddine, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin bir ödeme aracı olduğu ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 795 inci maddesinin uyuşmazlık konusu olay döneminde yürürlükte olmadığı gözetildiğinde yürürlükte olmayan kanun maddesine dayalı karar verilmemesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 795 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca çekin düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibrazının mümkün olduğu bu şekilde ibraz olunan çekin ibraz günü ödeneceğinin düzenlendiği, ancak Çek Kanunu Geçici Madde 3(5) hükmü ile söz konusu düzenlemenin 31 Aralık 2017 tarihine kadar ertelenerek, bu tarihe kadar çekin, üzerinde yazılı düzenlenme tarihinden önce ödenmek üzere bankaya ibraz edilemeyeceğinin düzenlendiğini, işbu erteleme hükmünün 7061 Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Madde 100 uyarınca 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzatıldığını, böylece 31Aralık 2020 tarihine kadar çek üzerindeki düzenleme tarihinden önce çekin bankaya ibrazının mümkün olmayacağını, bankaya ibraz edilse bile banka tarafından ödeme yapılmayacağını, bu hususun nasıl uygulanacağının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4906 E-2019/6175 K - 03.10.2019 tarihli kararında açıklığa kavuşturulduğunu "çekin tahsil tarihinde ödenen Türk Lirasının o tarihteki rayiç üzerinden hesaplanması gerekir" kararının yerinde bir karar olduğunu ve ivedilikle uygulanması gerektiğini, çekin ödeme aracı niteliğinde olduğu, “ifa uğruna” davacıya tevdi edildiği nazara alındığında; ve 31 Aralık 2020 tarihine kadar ibrazı mümkün olmadığı düşünüldüğünde çekin tahsil tarihinde ödenen Türk Lirasının o tarihteki Merkez Bankası rayiç üzerinden hesaplanması gerektiği, bu güne kadar yürürlüğe girmemiş kanun maddesine (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 795 inci maddesinin ikinci fıkrası ) dayanılarak verilmiş olan tüm kararların kanuna, ahlaka aykırılığının bu karar ile giderildiğini, hal böyle iken Yerel Mahkemenin bilirkişiler aracılığı ile TL çeklerin tahsil tarihindeki Merkez Bankası Döviz rayiç değerine göre hesaplama yaparak davalının borçlu olup olmadığını tespit etmesi gerektiğini, gerekli tespitlerin yapılması için iki kez bilirkişi raporlarına açıkça itiraz edildiğini, bu hususta da taleplerinin gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, kur farkının iki şekilde oluştuğunu, uyuşmazlık konusu olayda gerçek kur farkının söz konusu olduğunu, USD hesabının ticari defterlerde kapanmadığını ileri sürerek ve re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava , kur farkı ve cari hesap alacağına yönelik başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10861 E. 2016/7915 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, 30.000 USD «maddi tazminatın» ödeme tarihindeki kur üzerinden işletilecek avans faiziyle, yine 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4906 E. 2019/6175 K.
Ortak:çekin ödeme aracı niteliği · kur farkı alacağı · kur farkı · teamül · ifa · fatura
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, «yetki itirazında» bulunduklarını, «ödeme emrinin» borçlu yerine vekili gönderilmesinin usulsüz olduğunu, taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin 19.06.2015 tarihinde keşide edilen «fatura» ile başladığını, taraflar arasında «kur farkının» ödeneceğine ilişkin «teamül» olmadığını, davacı tarafından hiç bir zaman «kur farkı faturası» kesilmediğini, davacı tarafından ticari ilişki süresince müvekkiline kesilmiş yabancı para cinsi üzerinden fatura düzenlenmediğini, davacının takip ve davada kötü …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; «kur farkı alacağı» ile ilgili yazışmaların mail yolu ile taraflar arasında yapıldığını, davalı şirketin teyit mektubunu (Genel-«mutabakat formu») kendi hazırlayıp göndermesine rağmen teyit mektubundaki bakiyeyi «defterlerine» işlemeyerek teyit mektubu gönderdiğini bile inkâr ettiğini, bu durumun yerel mahkemenin «açık hesap» alacak kısmında açıkça belirtilerek haklılıklarının kanıtlandığını, yerel mahkemenin "2 «fatura» hariç diğerleri USD «şerhi» içermiyordu ve ödemelerin vadesinde yapılmadığı davacı tarafça ispat edilememiştir" gerekçesinin «eksik inceleme» sonucunda karar verildiğini, kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarının «denetime elverişli» ve sorulan soruları açıklayıcı bir biçimde hazırlanmadığını, bilirkişi raporlarına yapmış oldukları itirazlar incelendiğinde bilirkişi raporlarında yerel mahkemenin sormuş olduğu soruların yanıtlanmadığının açıkça görüldüğünü, hatalı bilirkişi raporları «sebebi» ile yerel mahkemenin kararının bozularak dosyanın 27.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirttikleri "Bilirkişi heyeti ( Üniversitede Ticaret Hukuku kürsüsünde y …
Üyesi, Yeminli Mali Müşavir ve Ticari bir şirketin Satış-Pazarlama müdüründen oluşan 3 lü bilirkişi heyeti) ne gönderilerek rapor alınmasını talep ettiklerini, «kur farkı alacağı» için «teamül» aranmayacağının Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına girdiğini, bilirkişi raporları «denetime elverişli» olmadığı için hükme esas alınamayacağını, bu nedenle kur farkı yönünden verilen kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… bu faturalara karşılık ödemelerin TL cinsinden yapılmasına ve bu yönde davalının TL cinsinden çekler vermesine davacının sessiz kaldığı, davacı ile davalı arasında «kur farkı» talep edebilmesine yönelik açık ve yazılı bir anlaşma olduğuna veya böyle bir «teamül» bulunduğuna ilişkin bir belge ve bilgiyi dosyaya davacının sunmadığı, yine davacının TL üzerinden yaptığı tahsilatlarda «kur farkı alacağını» saklı tuttuğuna dair bir «ihtirazi kayıt» ileri sürdüğünü ispata yarar bir delili dosyaya sunmadığı, dosyaya sunulan ve diğerlerine göre emsal Yargıtay ilamlarına uygun olan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir …
Davalı vekili; Hatay İcra Müdürlüğü'nün 2012/39088 Esas sayılı dosyasına dayanak 85 adet «fatura» bedelinin tamamının davalı şirket tarafından ödendiğini, bu bedellerin davacı şirketçe hiçbir «ihtirazi kayıt» ileri sürülmeksizin tahsil edildiğini, bu ödemelerin çeklerle yapıldığını, davalı şirketin muhasebe kayıtlarında davacı firmanın alacaklı olduğunu gösterir hiçbir kayıt olmadığını, davacı şirketin bu faturalar ile ilgili «kur farkı» talebi söz konusu ise bu talebin hukuka aykırı olduğunu, icra takibine esas faturaların TL faturaları olup bu bedellerin ödendiğini, bu faturalar ile ilgili olarak kur farkının ödeneceğine dair taraflar arasında hiçbir sözleşme olmadığını, davacı şirketin, davalı firmaya kur farkı dolayısıyla hiçbir fatura da tanzim etmediğini, taraflar arasında bu ihtilaflarla ilgili yazılı ve teyit edilmiş hiçbir kayıt ve sözleşme olmadığını ve davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarından davalının ödemelerini çekle yaptığı sabit olup «çekin ödeme aracı niteliğinde» olduğu ve “«ifa» uğruna” davacıya tevdi edildiği nazara alındığında; çekin tahsil tarihinde ödenen Türk Lirasının o tarihteki rayiç üzerinden hesaplanma gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borca itiraz · ihtirazi kayıt · kötüniyet tazminatı · kötüniyet · inkar tazminatı
Benzer bu karardaDavalı vekili; Hatay İcra Müdürlüğü'nün 2012/39088 Esas sayılı dosyasına dayanak 85 adet «fatura» bedelinin tamamının davalı şirket tarafından ödendiğini, bu bedellerin davacı şirketçe hiçbir «ihtirazi kayıt» ileri sürülmeksizin tahsil edildiğini, bu ödemelerin çeklerle yapıldığını, davalı şirketin muhasebe kayıtlarında davacı firmanın alacaklı olduğunu gösterir hiçbir kayıt olmadığını, davacı şirketin bu faturalar ile ilgili «kur farkı» talebi söz konusu ise bu talebin hukuka aykırı olduğunu, icra takibine esas faturaların TL faturaları olup bu bedellerin ödendiğini, bu faturalar ile ilgili olarak kur farkının ödeneceğine dair taraflar arasında hiçbir sözleşme olmadığını, davacı şirketin, davalı firmaya kur farkı dolayısıyla hiçbir fatura da tanzim etmediğini, taraflar arasında bu ihtilaflarla ilgili yazılı ve teyit edilmiş hiçbir kayıt ve sözleşme olmadığını ve davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İcra Dairesinin 2015/39088 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlatılan icra takibinde, davalının itiraz dilekçesi ile 85 adet faturayı kabul ettiği fakat bakiye «borca itiraz» ettiğini, ancak davalı borçlunun itirazında haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere «inkar tazminatına» mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
… bu faturalara karşılık ödemelerin TL cinsinden yapılmasına ve bu yönde davalının TL cinsinden çekler vermesine davacının sessiz kaldığı, davacı ile davalı arasında «kur farkı» talep edebilmesine yönelik açık ve yazılı bir anlaşma olduğuna veya böyle bir «teamül» bulunduğuna ilişkin bir belge ve bilgiyi dosyaya davacının sunmadığı, yine davacının TL üzerinden yaptığı tahsilatlarda «kur farkı alacağını» saklı tuttuğuna dair bir «ihtirazi kayıt» ileri sürdüğünü ispata yarar bir delili dosyaya sunmadığı, dosyaya sunulan ve diğerlerine göre emsal Yargıtay ilamlarına uygun olan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16989 E. 2014/4903 K.
Ortak:yabancı para borcu · para borcu
İncelediğiniz karardaMutabık mıyız?" ifadelerini havi bir «mutabakat metni» gönderdiği, taraflar arasındaki borcun «yabancı para borcu» olduğu ve vadesinde ödenmediği, «seçimlik yetkinin» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince alacaklıya geçtiği, borcun yabancı para cinsinden ödenmesi gerektiği, anılan miktar …
Benzer bu kararda2- Mahkemece, yasal koşulları oluştuğundan davalılar aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilerek «asıl alacak» miktarı 150.000 Euro'nun % 40'ı olan 60.000 Euro karşılığı icra inkar tazminatına karar verilmiş ise de, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3 numaralı bendine göre alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, bu takibe yapılacak itiraz halinde takibe konu borç «yabancı para borcu» olsa bile hüküm altına alınacak icra inkar tazminatının TL cinsinden hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece, yabancı para üzerinden kabul edilen asıl alacağın takip …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · üçüncü kişi · sebepsiz zenginleşme · işlemiş faiz · geçersizlik · taahhütname · asıl alacak · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki sözleşme «geçersiz» olup, davacı şirkete ortak yapılmadığı gibi davacıdan alınan 150.000 Euro'nun da kendisine iade edilmediği, bu durumda davalı şirketin davacı yararına «sebepsiz zenginleştiği», diğer davalıların da gerek davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olmaları gerekse «hisse devri» konusunda «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» ederek, davacıya güven vermek suretiyle sebepsiz zenginleşmeden dolaylı yoldan yararlandıkları anlaşıldığından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalıların takibe yaptıkları itirazlarının kısmen iptali ile takibin 150.000 Euro «asıl alacak» ve 15.110,45 Euro «işlemiş faiz» üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa tahsil tarihine kadar yıllık % 6 oran uygulanmak suretiyle tahsil tarihindeki TL karşılığı ile koşulları …
2- Mahkemece, yasal koşulları oluştuğundan davalılar aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilerek «asıl alacak» miktarı 150.000 Euro'nun % 40'ı olan 60.000 Euro karşılığı icra inkar tazminatına karar verilmiş ise de, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3 numaralı bendine göre alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, bu takibe yapılacak itiraz halinde takibe konu borç «yabancı para borcu» olsa bile hüküm altına alınacak icra inkar tazminatının TL cinsinden hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece, yabancı para üzerinden kabul edilen asıl alacağın takip …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8318 E. , 2023/2755 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2063 Esas, 2021/1338 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/1229 E., 2019/629 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 06.05.2015 tarihinde akdedilen satım sözleşmesine istinaden iplik teslimatı konusunda ticari ilişki başladığını, ticari ilişkinin bu güne kadar devam ettiğini, müvekkili şirketin siparişleri tam ve zamanında eksiksiz olarak teslim edildiğini, yapılan sözleşmelerde birim fiyatının USD olarak yazıldığını, sözleşmelerin hepsinde yer alan bu kayıtların öncelikle yabancı para ile ödeme kaydı olduğunu, davalı tarafından ödemenin her seferinde çek ile yapıldığını, USD olarak kararlaştırılan bedelin TL bazında çek ile ödenmesi ve vadeli çekten dolayı tahsilatın ileri bir tarihte gerçekleşmesi nedeniyle aradaki kur farkının taraflarına ödenmesi gerektiğini, 2015 yılında gerçekleşen işlemler neticesinde 01.01.2016 tarihi itibariyle 7.284 USD kur farkı oluştuğunu, yapılan görüşmeler neticesinden bu farkın 2016 yılında eriyebileceğinin kararlaştırıldığını, 01.01.2017 tarihinde kur farkının 102.106,48 USD kur farkı oluşması neticesinde müvekkili tarafından davalıya kur farkının kapatılması gerektiğinin bildirildiğini, ancak davalı tarafından net bir cevap alınamaması üzerine davalı hakkında başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile % 20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yetki itirazında bulunduklarını, ödeme emrinin borçlu yerine vekili gönderilmesinin usulsüz olduğunu, taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin 19.06.2015 tarihinde keşide edilen fatura ile başladığını, taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin teamül olmadığını, davacı tarafından hiç bir zaman kur farkı faturası kesilmediğini, davacı tarafından ticari ilişki süresince müvekkiline kesilmiş yabancı para cinsi üzerinden fatura düzenlenmediğini, davacının takip ve davada kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu, yapılan defter incelemesinde, davacının kendi defterlerine göre davalıdan 21.632,97 TL alacaklı bulunduğu, ancak davalı, defterlerine göre davacıya borçlu olmadığı, farklılığın davacının defterlerinde kayıtlı 9 adet faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, ancak davalının 07.07.2017 tarihinde davacı şirkete mail yoluyla, "Borcumuz, 30.06.2017 itibariyle 21.633,32 TL'dir. Mutabık mıyız?" ifadelerini havi bir mutabakat metni gönderdiği, taraflar arasındaki borcun yabancı para borcu olduğu ve vadesinde ödenmediği, seçimlik yetkinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince alacaklıya geçtiği, borcun yabancı para cinsinden ödenmesi gerektiği, anılan miktarın, 30.06.2017 itibariyle yabancı para cinsinden değerinin 6.130,96 USD olduğu, yabancı para üzerinden takibe girişildiğinden, takibin, yabancı para üzerinden devamına şeklinde hüküm kurulması gerektiği, takip ile 6.359,15 USD talep edildiğinden, bu yöne ilişkin takibe vaki itirazın da kısmen iptaline, bu miktar kadar alacağın likit olduğu ve davalının bu miktar yönünden takibe itirazında haksız olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 6.130,96 USD üzerinden ve alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının yabancı para borçlarına uyguladığı en yüksek faiz oranında faiz işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya dair talebin reddine, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına % 20 icra-inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kur farkı alacağı ile ilgili yazışmaların mail yolu ile taraflar arasında yapıldığını, davalı şirketin teyit mektubunu (Genel-mutabakat formu) kendi hazırlayıp göndermesine rağmen teyit mektubundaki bakiyeyi defterlerine işlemeyerek teyit mektubu gönderdiğini bile inkâr ettiğini, bu durumun yerel mahkemenin açık hesap alacak kısmında açıkça belirtilerek haklılıklarının kanıtlandığını, yerel mahkemenin "2 fatura hariç diğerleri USD şerhi içermiyordu ve ödemelerin vadesinde yapılmadığı davacı tarafça ispat edilememiştir" gerekçesinin eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve sorulan soruları açıklayıcı bir biçimde hazırlanmadığını, bilirkişi raporlarına yapmış oldukları itirazlar incelendiğinde bilirkişi raporlarında yerel mahkemenin sormuş olduğu soruların yanıtlanmadığının açıkça görüldüğünü, hatalı bilirkişi raporları sebebi ile yerel mahkemenin kararının bozularak dosyanın 27.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirttikleri "Bilirkişi heyeti ( Üniversitede Ticaret Hukuku kürsüsünde yer alan en az Dr.
Öğr. Üyesi, Yeminli Mali Müşavir ve Ticari bir şirketin Satış-Pazarlama müdüründen oluşan 3 lü bilirkişi heyeti) ne gönderilerek rapor alınmasını talep ettiklerini, kur farkı alacağı için teamül aranmayacağının Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına girdiğini, bilirkişi raporları denetime elverişli olmadığı için hükme esas alınamayacağını, bu nedenle kur farkı yönünden verilen kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2019/1129 E., 2021/484 K. emsal nitelikteki ilamında olduğu gibi “…taraflar arasındaki sözleşme ve faturada bedeli yabancı para cinsinden olduğu halde, davacı alacağın tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almışsa çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle alacaklı çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez…” mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporlarında davacı tarafın ticari defterlerine kur farkından kaynaklı herhangi bir fatura vb. kayıt işlemediği gibi, ödemeleri nakdi ve çekle yapılan ödemelerde kabul edildiğine göre kur farkı alacağının mevcut olmadığı, davalı tarafın kötü niyet tazminatına dair istinaf talebinin takibin haksız, kötü niyetli olduğunun;
talep edilemeyecek alacağın talep edildiği yönünde takip yapıldığı ispat edilemediğinden, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine yönelik istinaf talebinin esastan reddine, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin bir ödeme aracı olduğu ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 795 inci maddesinin uyuşmazlık konusu olay döneminde yürürlükte olmadığı gözetildiğinde yürürlükte olmayan kanun maddesine dayalı karar verilmemesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 795 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca çekin düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibrazının mümkün olduğu bu şekilde ibraz olunan çekin ibraz günü ödeneceğinin düzenlendiği, ancak Çek Kanunu Geçici Madde 3(5) hükmü ile söz konusu düzenlemenin 31 Aralık 2017 tarihine kadar ertelenerek, bu tarihe kadar çekin, üzerinde yazılı düzenlenme tarihinden önce ödenmek üzere bankaya ibraz edilemeyeceğinin düzenlendiğini, işbu erteleme hükmünün 7061 Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Madde 100 uyarınca 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzatıldığını, böylece 31Aralık 2020 tarihine kadar çek üzerindeki düzenleme tarihinden önce çekin bankaya ibrazının mümkün olmayacağını, bankaya ibraz edilse bile banka tarafından ödeme yapılmayacağını, bu hususun nasıl uygulanacağının Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 2018/4906 E-2019/6175 K - 03.10.2019 tarihli kararında açıklığa kavuşturulduğunu "çekin tahsil tarihinde ödenen Türk Lirasının o tarihteki rayiç üzerinden hesaplanması gerekir" kararının yerinde bir karar olduğunu ve ivedilikle uygulanması gerektiğini, çekin ödeme aracı niteliğinde olduğu, “ifa uğruna” davacıya tevdi edildiği nazara alındığında; ve 31 Aralık 2020 tarihine kadar ibrazı mümkün olmadığı düşünüldüğünde çekin tahsil tarihinde ödenen Türk Lirasının o tarihteki Merkez Bankası rayiç üzerinden hesaplanması gerektiği, bu güne kadar yürürlüğe girmemiş kanun maddesine (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 795 inci maddesinin ikinci fıkrası ) dayanılarak verilmiş olan tüm kararların kanuna, ahlaka aykırılığının bu karar ile giderildiğini, hal böyle iken Yerel Mahkemenin bilirkişiler aracılığı ile TL çeklerin tahsil tarihindeki Merkez Bankası Döviz rayiç değerine göre hesaplama yaparak davalının borçlu olup olmadığını tespit etmesi gerektiğini, gerekli tespitlerin yapılması için iki kez bilirkişi raporlarına açıkça itiraz edildiğini, bu hususta da taleplerinin gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, kur farkının iki şekilde oluştuğunu, uyuşmazlık konusu olayda gerçek kur farkının söz konusu olduğunu, USD hesabının ticari defterlerde kapanmadığını ileri sürerek ve re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava , kur farkı ve cari hesap alacağına yönelik başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954245700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz