Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9072 E. 2023/3138 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ takipsizlik kararı↗ menfi tespit davası↗ şikayet↗ eş rızası↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ bono↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ iflas↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/98 E., 2019/472 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti davacının babasına ait taşınmazın 1.050.000,00 TL'ye davacı tarafından davalıya satışı konusunda tarafların 25.11.2016 tarihinde anlaştıklarını, davalının davacıya toplam 386.290,00 TL ödeme yaptığını, davalının ödemeleri sözleşmede belirtilen tarihlerde yapmadığı için davacının taşınmazı 20.01.2018 tarihinde üçüncü bir şahsa satıp parasını aldığını, davalının ödemeleri için davalı ile görüşmek için gittiğinde kendisini tehdit ederek 411.300,00 TL, 10.000,00 TL, 40.000,00 TL, 40.000,00 TL bedelli dört adet senet imzalattığını, icra takibi yapılan 10.000,00 TL bono ve diğer senetler nedeni ile 386.290,00 TL kısım yönünden borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalının taşınmaz satışı hususunda 1.050.000,00 TL bedelle anlaştıklarını, ancak taşınmazı başkasına sattığını, davalının bu nedenle zarara uğradığını, davalının davacıya toplam 411.300,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemelerin de sözleşmede belirlenen tarihten daha erken tarihte yapıldığını, söz konusu senetlerin davacının kendi rızası ile davalının uğramış olduğu zarara istinaden verildiğini, tehdit söz konusu olmadığını, davacının bu hususta yaptığı suç duyurusunda davalı hakkında takipsizlik kararı verildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; soruşturma dosyasının incelenmesinde davacının vermiş olduğu, 22.02.2017 tarihli dilekçesinde olay tarihinde davalının bulunduğu yere kendisinin konuşmak için gittiğini beyan ettiği, yine 24.01.2017 tarihli ifadesinde olay tarihinde ... isimli şahıs ile davalının bulunduğu yere kendisinin gittiğini beyan etmesi, soruşturma dosyasında dinlenen bilgi sahipleri ve bütün dosya kapsamında söz konusu senetlerin tehtit ile alındığının ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın reddine, tedbir uygulanmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinden gerçekte 386.290,00 TL alacağı bulunan davalının müvekkiline toplam 501.300,00 TL tutarında senedi tehdit ederek ve zorla imzalatarak borç yaratmaya çalıştığını, davalının kolluktaki ifadesi ile müvekkiline zorla iradesi fesada uğratılarak senet imzalatıldığını, haksız ve fahiş olarak para istendiğinin sübuta erdiğini, davalı tarafın taşınmazın başka bir kişiye satılmasından dolayı zararı olduğunu belirtse de hiçbir satıcının soyut zarara uğradığı iddiasına dayanarak alıcıya karşı bu tutarda borcu kabul etmeyeceğinin aşikar olduğunu, davalının ifadelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dilekçesinde müvekkilinin davalıya 386.290,00 TL dışında bir borcu bulunmadığına dair taleplerinin olduğunu, dava konusu senetlerin mesnetsiz olarak icra takibine konulduğunu, bu bonolar yönünden davalı tarafa borçlu olmadığına dair menfi tespit davası açıldığını, bu nedenle müvekkilinin davalıya 386.290,00 TL dışında borcu bulunmadığına dair bir hüküm kurulması gerektiğini, ayrıca davalı taraf aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava konusu bonoların zorla davalı tarafça tarafına imzalatıldığını iddia etmiş ise de, davalı hakkında birden fazla kişi ile birlikte yağma suçu için başlatılan Antalya C. Başsavcılığının 2017/8744 soruşturma sayılı dosyası kapsamında 09.02.2017 tarihinde 2017/5920 karar numarası ile davacının soyut iddiası dışında kamu davasını açmaya gerektirir kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığından kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu karara karşı herhangi bir itiraz da bulunulmadığı, davacının dava konusu bonolar altındaki imzasını inkar etmediği, iddiasını bonoların davalı tarafça zorla kendisine imzalattırdığına dayandırdığı, davalı tarafça iddia kabul edilmediği gibi davacının bu konuda şikayetçi olduğu Cumhuriyet Savcılığı dosyasında da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, dosya arasına alınan ifadelerden de davacının iddiasını destekler nitelikteki görgüye dayalı tarafsız tanık anlatımında bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; tehdit ile alındığı iddia edilen dört adet bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2544 E. 2019/7251 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece itirazın iptali ile takibin 16.290,43 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9072 E. , 2023/3138 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1280 Esas, 2021/1881 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/98 E., 2019/472 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti davacının babasına ait taşınmazın 1.050.000,00 TL'ye davacı tarafından davalıya satışı konusunda tarafların 25.11.2016 tarihinde anlaştıklarını, davalının davacıya toplam 386.290,00 TL ödeme yaptığını, davalının ödemeleri sözleşmede belirtilen tarihlerde yapmadığı için davacının taşınmazı 20.01.2018 tarihinde üçüncü bir şahsa satıp parasını aldığını, davalının ödemeleri için davalı ile görüşmek için gittiğinde kendisini tehdit ederek 411.300,00 TL, 10.000,00 TL, 40.000,00 TL, 40.000,00 TL bedelli dört adet senet imzalattığını, icra takibi yapılan 10.000,00 TL bono ve diğer senetler nedeni ile 386.290,00 TL kısım yönünden borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalının taşınmaz satışı hususunda 1.050.000,00 TL bedelle anlaştıklarını, ancak taşınmazı başkasına sattığını, davalının bu nedenle zarara uğradığını, davalının davacıya toplam 411.300,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemelerin de sözleşmede belirlenen tarihten daha erken tarihte yapıldığını, söz konusu senetlerin davacının kendi rızası ile davalının uğramış olduğu zarara istinaden verildiğini, tehdit söz konusu olmadığını, davacının bu hususta yaptığı suç duyurusunda davalı hakkında takipsizlik kararı verildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; soruşturma dosyasının incelenmesinde davacının vermiş olduğu, 22.02.2017 tarihli dilekçesinde olay tarihinde davalının bulunduğu yere kendisinin konuşmak için gittiğini beyan ettiği, yine 24.01.2017 tarihli ifadesinde olay tarihinde ... isimli şahıs ile davalının bulunduğu yere kendisinin gittiğini beyan etmesi, soruşturma dosyasında dinlenen bilgi sahipleri ve bütün dosya kapsamında söz konusu senetlerin tehtit ile alındığının ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın reddine, tedbir uygulanmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinden gerçekte 386.290,00 TL alacağı bulunan davalının müvekkiline toplam 501.300,00 TL tutarında senedi tehdit ederek ve zorla imzalatarak borç yaratmaya çalıştığını, davalının kolluktaki ifadesi ile müvekkiline zorla iradesi fesada uğratılarak senet imzalatıldığını, haksız ve fahiş olarak para istendiğinin sübuta erdiğini, davalı tarafın taşınmazın başka bir kişiye satılmasından dolayı zararı olduğunu belirtse de hiçbir satıcının soyut zarara uğradığı iddiasına dayanarak alıcıya karşı bu tutarda borcu kabul etmeyeceğinin aşikar olduğunu, davalının ifadelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dilekçesinde müvekkilinin davalıya 386.290,00 TL dışında bir borcu bulunmadığına dair taleplerinin olduğunu, dava konusu senetlerin mesnetsiz olarak icra takibine konulduğunu, bu bonolar yönünden davalı tarafa borçlu olmadığına dair menfi tespit davası açıldığını, bu nedenle müvekkilinin davalıya 386.290,00 TL dışında borcu bulunmadığına dair bir hüküm kurulması gerektiğini, ayrıca davalı taraf aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava konusu bonoların zorla davalı tarafça tarafına imzalatıldığını iddia etmiş ise de, davalı hakkında birden fazla kişi ile birlikte yağma suçu için başlatılan Antalya C. Başsavcılığının 2017/8744 soruşturma sayılı dosyası kapsamında 09.02.2017 tarihinde 2017/5920 karar numarası ile davacının soyut iddiası dışında kamu davasını açmaya gerektirir kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığından kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu karara karşı herhangi bir itiraz da bulunulmadığı, davacının dava konusu bonolar altındaki imzasını inkar etmediği, iddiasını bonoların davalı tarafça zorla kendisine imzalattırdığına dayandırdığı, davalı tarafça iddia kabul edilmediği gibi davacının bu konuda şikayetçi olduğu Cumhuriyet Savcılığı dosyasında da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, dosya arasına alınan ifadelerden de davacının iddiasını destekler nitelikteki görgüye dayalı tarafsız tanık anlatımında bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; tehdit ile alındığı iddia edilen dört adet bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954241800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz