6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yazılı fesih bildiriminde bulunan tarafın haksız feshi ve cezai şart

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9114 E. 2023/3263 K. · · İlk derece: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Sürekli edimli bir hizmet sözleşmesinde, fesih iradesini yazılı bildirimle (ör. iş yaptırılan üçüncü kişilere 'artık bu ekiple çalışılmayacağı' talimatını göndererek) ortaya koyan taraf sözleşmeyi haksız feshetmiş sayılır ve sözleşmedeki cezai şarttan sorumlu olur; bu durumda feshin ortak kusurla sona erdiği kabul edilerek cezai şart reddedilemez. Buna karşılık haksız fesih tek başına kişilik haklarını zedelemediğinden manevi tazminat gerektirmez.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmenin hangi tarafça feshedildiği ve cezai şart sorumluluğu → kabul

İddia: Davacı, sözleşmenin davalı tarafından yazılı (mağazalara gönderilen mail) ve tek taraflı olarak feshedildiğini, feshe ilişkin sürelere uyulmadığını ve cezai şart doğduğunu; davalı ise feshin fiilen davacı tarafça yapıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 6.4. maddesi, 6.3'e aykırı sonlandırma halinde aykırı davranan tarafın 5.1.3.1'deki aylık araç kira bedelinin 12 katını cezai şart olarak ödemesini öngörür. Davalı tarafından mağazalara gönderilen 16.05.2016 tarihli 'sevkiyat ekibi değişikliği' konulu mailde, o günden itibaren davacı ekibinden gelen araçlara mal teslim edilmemesi ve yeni ekiple çalışılacağı bildirilmiştir. Bu mail ve dosya içeriğinden sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği anlaşıldığından, 6.4 uyarınca davacının cezai şart talebinin kabulü gerekirken; Bölge Adliye Mahkemesince feshin her iki tarafın ortak kusuruyla sona erdiği gerekçesiyle cezai şart talebinin reddedilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Haksız fesih nedeniyle manevi tazminat istemi → ret

İddia: Davacı, davalının bayilere gönderdiği e-postalarla ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Gerekçe: Sözleşmenin haksız feshinde kişilik haklarını zedeleyecek bir yön bulunmadığı ve davalının davacının kişilik haklarına saldırdığının yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle manevi tazminat istemi reddedilmiş olup, davacının bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yazılı bildirimle fesih iradesini ortaya koyan tarafın haksız feshi ve cezai şart sorumluluğu yönünden bağlayıcı Yargıtay içtihadı (bozma) niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart haksız fesih lojistik hizmet sözleşmesi manevi tazminat ortak kusur yazılı fesih bildirimi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 1796098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 49

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9662 E. 2018/2239 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/9114 E.  ,  2023/3263 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/427 Esas., 2021/1262 Karar

HÜKÜM

Asıl davanın kısmen kabulü, karşı davanın reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/663 E., 2018/379 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne-karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ile davalı şirket arasında 01.10.2014 tarihinde lojistik hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen sözleşme gereği, müvekkilinin davalıya başlangıçta iki araç ile hizmet vermeye başladığını ancak iki aracın talebi karşılayamaması üzerine araç sayısının üçe çıkarıldığını ve yaklaşık son bir yıl boyunca müvekkilinin davalı şirkete üç araç ile hizmet vererek ek km ler ve eve teslimler hariç olmak üzere aylık 15.000,00 TL bedelli fatura düzenlediğini ve bu fatura bedellerinin davalı tarafından ödendiğini, davalı şirketin 2016 yılı Nisan ayında lojistik müdürü değişikliği olduğunu ve yeni göreve başlayan müdürün kendi kurduğu veya kendisinin bulup sözleşme düzenlediği başka bir firma ile çalışmak istediğinden müvekkiline karşı verilen hizmet ve verilen hizmet karşılığı düzenlenen faturalara ilişkin suçlayıcı beyanlarda bulunmaya, düzenlenen fatura karşılığı kadar iş yapılmadığı yönünde ithamlarda bulunmaya başladığını, bunların ardından müvekkilinin verdiği 01.05.2016 tarihli 28.302,30 TL bedelli ve 15.05.2016 tarihli 9.416,40 TL bedelli faturaların ödenmediğini, müvekkilinin 16.05.2016 tarihinde verdiği hizmete ilişkin davalı şirketin ana deposundan aldığı beyaz eşyaları bildirilen mağazalara götürdüğünde, mağazalardan kendisine şirket merkezinden mail gönderildiğini, sevkiyat ekiplerinin değiştiğinin bildirildiğini, Abulkadir Bozdemir ve...ile çalışmayacaklarının açıklandığını bugünden itibaren kendilerinden mağazalara gelen araçlara ürün teslim etmemeleri hususunda uyarıldıklarını yeni teslimat ekibi olarak başka kişilerin bildirildiğinin sözlü olarak ifade edildiğini, e-mail ile davalı şirketin tüm mağazalarına aynı e-mail gönderilerek sözleşmenin tek taraflı olarak fesh edildiğinin görüldüğünü, müvekkiline sözleşmenin tek taraflı olarak fesh edildiğinin sözlü olarak da bildirildiğini, davalı şirketin sözleşmedeki, sözleşmenin feshi hakkındaki sürelere uymadığını, sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ile davalı arasında 01.10.2014 tarihinde yapılan lojistik hizmetleri sözleşmesinin 6.4 maddesi gereğince 5.1.3.1 fıkrasındaki aylık araç kira bedelinin 12 katı olan 180.000,00 TL ile 01.05.2016 düzenleme tarihli 28.302,30 TL bedelli ve 15.05.2016 düzenleme tarihli 9.416,40 TL bedelli faturalar olmak üzere toplam 217.718,70 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte ve 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinde itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı yanın sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak ve haksız olarak fesh ettiğini, sözleşmenin müvekkili tarafından fesh edildiği iddiasının doğru olmadığını açılan davanın haksız ve mesnetsiz, davacının taleplerinin kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava yönünden davacı tarafından sözleşmenin tek taraflı ve haksız olarak sonlandırıldığını, müvekkilinin zarara uğradığını davalının müvekkiline aylık araç kira bedelinin 12 katını ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 120.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ihtilafın sözleşmesel dayanağının 01.10.2014 tarihli ''Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi'' olduğu, sözleşmenin ve sözleşmenin maddelerinin varlığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın sözleşmenin hangi tarafın kusuru ile fesh edildiği, tarafların haksız fesih için tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, davacı-karşı davalı tarafın fatura alacağı olup olmadığı hususunda olduğu, sözleşmenin 6.4. maddesinde;

6. 3 maddesine aykırı olarak sözleşmenin sonlandırılması durumunda sözleşmeye aykırı hareket eden tarafın 5.1.3.1. maddesindeki aylık araç kira bedelinin 12 katının karşı tarafa peşinen ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği hükmünün mevcut olduğu, tarafların cezai şart taleplerinin sözleşmesel dayanağının bu madde olduğu, davalı-karşı davacı tarafından gönderilen mail ile ''Bugünden itibaren sevkiyat ekibimiz değişmiştir. Kadir ve...ile artık çalışmayacağız. Bugünden itibaren kendilerinden mağazanıza gelen araçlara hiçbir ürün teslim etmeyiniz'' şeklinde davacı-karşı davalı taraf ile sözleşmenin 16.05.2016 tarihi itibari ile fiili olarak fesih edildiğinin görüldüğü, dinlenen tanık beyanları ve delil olarak ibraz edilen mail ile sözleşmenin davalı-karşı davacı tarafça fesih edildiği ve sözleşmenin haklı fesih edildiğini gösterir bir delilin karşı davacı tarafından ibraz edilemediği, davacı-karşı davalı tarafın cezai şart talebinin kabulüne, karşı davacı tarafın cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacı-karşı davalı taraf her ne kadar manevi tazminat talebinde de bulunmuş ise de;

somut olayda sözleşmenin haksız olarak fesih edilmesinde kişilik hakkının zedelenmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı gibi davalı tarafın davacının kişilik haklarına saldırdığına yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı tarafın davasının kısmen kabulü ile davacı tarafın sözleşmenin 6.4 maddesi uyarınca talep ettiği cezai şart talebinin kabulü ile; 180.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek (reeskont faizini aşmamak üzere) avans faizi ile davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalı tarafa verilmesine; davacı-karşı davalı tarafın fatura alacağına ilişkin talebinin reddine, davacı-karşı davalı tarafın manevi tazminat talebinin reddine, davalı-karşı davacı tarafın davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin dosyadaki somut delilleri incelemediğini, delillerin ve sürecin bir bütün olarak değerlendirmediğini, tanık beyanları incelendiğinde, davacının 07.05.2016 tarihinde depoya gelerek kendilerine artık müvekkili firma ile çalışmayacağını;

09. 05.2016 tarihinde ise taşıma sözleşmesinin yürütümünde kullanılan aygıtları iade ettiğinin beyan edildiğini, dolayısıyla sözleşmenin davacı tarafından 07.05.2016’da beyan edilerek 09.05.2016’da da sözleşmede kullanılan aygıtların iadesi ile fiilen sona erdirildiğinin belli olduğunu, çalışanlarca yapılan şirket içi yazışmayı davacı aleyhine delil olarak dikkate alamayacağını belirten Mahkemenin, sözleşmenin müvekkil şirketçe feshedildiğine dair kanaatini oluşturan dayanağı ise yine çalışanlarca yapılan bir şirket içi yazışmaya dayandırdığını, müvekkil şirket çalışanlarınca birbirlerine gönderildiği iddia edilen ve mahkemece feshin taraflarınca yapıldığına dair kanaat oluşturan, taraflarınca kabul edilmeyen 16.05.2016 tarihli email ile müvekkil şirket çalışanlarının birbirlerine bundan sonra davacı ile çalışılmayacağını yazdıklarını, bunun da sözleşme feshi için yeterli delil olduğunu kabul ettiğini, müvekkilce dosyaya sunulan ve bilirkişice değerlendirilerek tespiti yapılan 3 üncü şahıs depo AVM’sinden alınan kamera kaydına dair tespit yazısının değerlendirilmeye alınmadığını, tanık beyanları, gerek davacının sözleşmeye dair aygıtları iade etmesi üzerine tutulan şirket içi demirbaş tutanağı, gerekse de 3 üncü şahıs olan depo AVM'sinden alınan yazı cevabı davacının 09.05.2016 tarihindeki fiili feshinden sonra müvekkil şirkete hizmet vermek üzere gelmediğini, sözleşmeyi fiilen feshettiğini açıkça gösterdiğini, buna rağmen bu delillerin kronolojik olarak, nitelik olarak değerlendirilmemesi, mahkemece verilen “kanaat kararı”nın delile dayanmadığını gösterdiğini, müvekkili aleyhine cezai şarta karar verilmesinin dürüstlük ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı sonuç doğuran yerel mahkeme kararının reddini talep ettiklerini, davacının sözleşmeyi haksız olarak kendisinin fesh ettiğini, davacı aleyhine cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, müvekkil aleyhine karar verilmesi halinde talep ettikleri cezai şart indirimini gerçekleştirmeden hakkaniyete aykırı olarak cezai şarta hükmedildiğini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davacı-karşı davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ... (Çözüm Teknik)’in davalı-karşı davacı şirkete verdiği hizmet karşılığı olan 01.05.2016 düzenleme tarihli, 28.302,30 TL meblağlı ve 15.05.2016 düzenleme tarihli, 9.416,40 TL meblağlı faturaların bedellerinin de, davalı karşı davacıdan alınıp müvekkil ... (Çözüm Teknik)’e ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ancak Mahkemece fatura alacağının reddine karar verildiğini, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, ileri sürerek davalının istinaf talebinin reddine, usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının kaldırılmamasına ve müvekkil ... (Çözüm Teknik)’in fatura alacağı yönünden kabul edilip düzeltilerek, talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin her iki tarafın kusuruyla fiilen sonlanmış olup, sürekli ilişkilerde varlığı zorunlu olan güven ilişkisi zedelendiğinden her iki yanın sözleşmenin sürdürülemez hale gelmesinde eşit kusurlu olduklarının kabulü gerektiği, feshin her iki yanın ortak kusuruyla sona erdiği, bir tarafı ağır kusurlu kabul ederek diğer yanı cezai şartla yükümlü tutmanın yasal koşulları bulunmadığının kabulü gerektiği, davacının hizmet bedeli faturalarından 1.5.2016 tarihli faturadan 23.722,52 TL, 15.5.2016 tarihli faturadan 9.416,40 TL olmak üzere toplam 33.138,92 TL alacaklı olduğu halde hizmet bedeli alacağı bakımından davanın reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği, davalı karşı davacı vekilinin asıl davada cezai şarta hükmedilmemesi gerektiğine ilişkin olarak yaptığı istinaf başvurusu yerinde ise de karşı davada cezai şarta hükmedilmesi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl davada, davanın kısmen kabulüne 33.138,92 TL'nin (2 adet faturadan) dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, cezai şarta ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebinin reddine, cezai -şart istemine ilişkin karşı davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davada yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada davanın kısmen kabulü yönündeki kararı kabul ettiklerini, bu karara itirazları bulunmadığını, cezai şarta ilişkin kararı kabul etmediklerini, kararın davalı–karşı davacı tarafın mahkemeyi yanıltması sebebiyle, hukuken hatalı olduğunu, manevi tazminat talepleri yönünden verilen kararı kabul etmediklerini, cezai şart istemine ilişkin karşı davanın reddi yönünde bölge adliye mahkemesince verilen kararı kabul ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davaya ilişkin cezai şart ve manevi tazminat taleplerine ilişkin verilen ret kararlarında, dosyaya sunulan belgelerin değerlendirilmesinde, davalı-karşı davacı tarafın mahkemeyi yanıltmaya yönelik olarak, dosyaya yanlış belge sunmalarından dolayı, hataya düşüldüğünü, davalı-karşı davacı, Mahkemeye sunduğu AVM yönetiminden aldığı kamera kayıtlarına ilişkin yazı ile yerel mahkemeyi ve Bölge Adliye Mahkemesini hataya düşürdüğünü, davalı-karşı davacının AVM yönetiminden aldığı söylenen ve dosyaya ibraz edilen yazının taraflarına tebliğ edilmediğini, bu sebeple bu yazıya cevap vererek, bu yazının gerçeği yansıtmadığının taraflarınca ifade edilemediğini, bölge adliye mahkemesince bu yazıyı esas alarak hüküm tesis ettiğini ancak müvekkili ...’in davalı- karşı davacı şirketine ait beyaz eşyaları taşımak için tahsis ettiği üç adet aracın hiçbir zaman AVM otoparklarının giriş kapılarından giriş yapmadığını ve yine AVM otoparklarının çıkış kapılarından çıkış yapmadığını, bu sebeple müvekkilinin tahsis ettiği araçlara ilişkin AVM yönetiminden alındığı söylenen belgenin mahkemeyi yanıltmak ve hukuken haksız karar elde etmek amacıyla düzenlendiğini, taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin haksız ve kötü niyetli olarak feshedilmesi halinde cezai şart ön görüldüğünden, şirketin lojistik müdürü ...

sözleşmeyi doğrudan yazılı olarak feshetme yerine, dolanbaçlı yollara saparak müvekkili işi bırakmaya zorladığını ve müvekkilin işi kendiliğinden bırakmaması üzerine de müvekkilinin eşyaları teslim aldığı tüm beyaz eşya bayilerine elektronik posta yoluyla talimat göndererek müvekkilin üstlendiği işi yapmasını engellediğini davalı-karşı davacı şirketin lojistik müdürü ...’un tüm beyaz eşya bayilerine elektronik posta yoluyla gönderdiği ve "Bugünden itibaren sevkiyat ekibimiz değişmiştir. Kadir ve...ile artık çalışmayacağız. Bugünden itibaren mağazamıza gelen araçlara hiçbir ürün teslim etmeyeniz. Yeni sevkiyat ekibimiz ...ve...’dır. Herhangi bir iş teslimat aksaklığı yaşanmayacaktır." şeklinde davalı Simport Ev Aletleri ve Müh.

Hiz. Tic. Ltd. Şti.’nin resmi mail adresinden Lojistik Operasyon Uzmanı ... tarafından gönderilen elektronik postanın hukuken iş akdinin yazılı şekilde feshedilmesi olduğunu, davalı-karşı davacı şirketin sözleşmedeki ‘sözleşmenin feshi’ hakkındaki sürelere uymadığını ve sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh ettiğini, müvekkiline yeni iş emirleri göndermediğini, müvekkilinin sözleşmenin sona ermesine yönelik hiçbir eylemi olmadığını, oysa ki, davalı-karşı davacı şirket yöneticisi bayilere yazılı olarak elektronik posta göndererek sözleşmenin sona erdiğini ifade ettiğini, sözleşmenin davalı-karşı davacı tarafından yazılı olarak tek taraflı olarak feshedildiğinin dosyada bulunan bilgi ve belgelerden açık ve net olarak belli olduğunu, ayrıca İstanbul ilinde faaliyet gösteren tüm beyaz eşya bayilerine elektronik posta göndererek artık ...

ve ...’le çalışmadıklarını bildirerek müvekkilinin potansiyel müşteri adayları gözünde ticari itibarını zedelediğini, manevi tazminat talepleri yönünden de karar verilmesi gerekirken manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek cezai şart taleplerinin ve manevi tazminat taleplerinin ret kararının bozulmasına ya da düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava taraflar arasında akdedilen 01.10.2014 tarihli Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle cezai şart alacağı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179, 49 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin asıl davada aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki manevi tazminata yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Asıl dava taraflar arasında akdedilen 01.10.2014 tarihli Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle cezai şart alacağı, fatura alacağı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin davalı tarafından fesh edildiği ve sözleşmenin haklı olarak fesh edildiğine ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle asıl davacı davasının kısmen kabulü ile cezai şart alacağının tahsiline, fatura alacağı ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince feshin her iki tarafın ortak kusuruyla sona erdiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat ve cezai şart taleplerinin reddine, fatura alacağının tahsiline karar verilmiştir.

Somut olayda taraflar arasında akdedilen 01.10.2014 tarihli Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin varlığı her iki tarafın da kabulündedir. Sözleşmenin sözleşme süresi başlıklı 6.1 ‘‘İş bu sözleşme 01.10.2014 tarihinden itibaren geçerli olup ve sözleşmede yer alan koşullara uygun olarak feshedilmediği sürece, başladığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl için akdedilmiştir.’’ 6.2. ‘‘Tüm fesih tebliğleri yazılı olarak yapılmak zorundadır. Bunun dışındaki bildirimler geçersiz olacaktır.’’ 6.3. ‘‘Sözleşme bitiminde taraflar karşılıklı mutabakat sağladıkları takdirde sözleşme 1(bir) yıl daha yenilenmiş sayılacaktır. İşbu sözleşme müddeti içinde Hizmet Alan 1(ay), Hizmet Veren 3 (üç) ay önceden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle hiçbir sebep ve her ne nam altında olursa olsun hiçbir tazminat ödemeden sözleşmeyi tek taraflı sona erdirebilir.’’ ve 6.4.

‘‘ Sözleşmenin 6.3. maddesine aykırı sonladırılması durumunda sözleşmeye aykırı hareket eden taraf 5.1.3.1. maddesindeki aylık araç kira bedelinin 12 katını karşı tarafa peşinen ödemeyi kabul ve taahhüt eder .’’ hükümlerine haizdir. Davacı tarafça dosyaya mailler ibraz edilmiş, davalı tarafından mağazalara gönderilen 16.05.2016 tarihli ‘‘Sevkiyat Ekibi değişikliği hak. çok önemli !!! ’’ konu başlıklı mailde ‘‘ Bugünden itibaren sevkiyat ekibimiz değişmiştir.Kadir ve...ile artık çalışmayacağız. Bugünden itibaren kendilerinden mağazanıza gelen araçlara hiçbir ürün teslim etmeyiniz !!! Yeni sevkiyat Ekibimiz ...ve......dır ’’ ifadelerinin yer aldığı görülmüştür. Gönderilen mail ve dosya içeriğinden taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak fesh edildiği anlaşıldığından sözleşmenin 6.4.

maddesi gereğince davacının cezai şart talebinin kabulü gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince cezai şart talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin asıl davada bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954180000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/427 E. 2021/1262 K.

Sürekli hizmet sözleşmesinde ortak kusurla fesihte cezai şart

Gerekçe özeti

Yazılı fesih zorunluluğu öngörülen sürekli hizmet sözleşmelerinde, sözleşmenin kim tarafından feshedildiğini gösteren yazılı bir belge bulunmuyor ve dosyadaki yazışmalar da feshin hangi tarafça yapıldığını netleştirmiyorsa, sözleşmenin her iki tarafın karşılıklı kusuruyla fiilen sona erdiği kabul edilir; bu durumda taraflardan birini ağır kusurlu sayarak diğerini cezai şartla sorumlu tutmanın hukuki koşulları oluşmaz. Fazla kilometre/hizmet bedeli gibi miktarı ihtilaflı kalemlerde tarafların mutabakatı yoksa ve bunu belirlemeye yarar tutanak tutulmamışsa, önceki ihtilafsız dönemlere ait faturaların ortalaması esas alınarak hakkaniyete uygun bir miktar tespiti yapılabilir.

Emsal değeri

Sürekli edimli hizmet sözleşmelerinde feshin hangi tarafça yapıldığının ispatlanamadığı ve her iki tarafın da kusurlu olduğu hâllerde cezai şartın uygulanamayacağına ilişkin değerlendirme, benzer nitelikteki sözleşmesel uyuşmazlıklarda yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: cezai şart haklı fesih sürekli edimli sözleşme ortak kusur TBK 179 hizmet bedeli alacağı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/427

KARAR NO 2021/1262

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/04/2018

NUMARASI 2016/663 Esas-2018/379 Karar

DAVA

Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/09/2021

Davanın kısmen kabulüne dair kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; taraflar arasında 1.10.2014 tarihli Logistik Hizmet Sözleşmesi aktedildiğini, başlangıçta iki araç, son bir yılda üç araç ile hizmet verildiğini, davalı şirketin logistik müdürünün değişmesi ile yeni atanan müdürün başka bir firma ile çalışmak istemesi neticesinde suçlayıcı beyan ve ihtamlarda bulunmaya başladığını, 01.05.2016 tarihli 28.302,30-TL bedelli ve 15.05.2016 tarihli 9.416,40-TL bedelli hizmet faturalarının ödenmediğini, durum şirkete bildirildiğinde ;ek hizmetlere ilişkin kilometreleri küçültmesi ve ek personel sayısını azaltmasının talep edildiğini,16.05.2016 tarihli cevabi e-mailde davacının hizmette kullandığı araç ile ek personel çalıştırdığına ilişkin mağaza müdürlerinden teyit alamadığı iddiası ile davalı logistik müdürü ile uzlaşarak fatura düzenlenmesinin bildirildiğini, ardından logistik müdürüne hitaben ilişki ve güvenin sarsıldığı,bu durumun taraflara zarar vereceği belirtilerek gereğinin yapılmasının istendiğini,aynı gün davalı mağazalarına gidildiğinde şirket merkezinden gelen mail ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, Büyükçekmece ...Noterliği'nin 20.05.2016 tarih ...

yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek sözleşmenin 5.1.3.1. fıkrasındaki aylık kira bedelinin 12 katı cezai şartın ve ödenmeyen faturaların ödenmesinin de talep edildiğini,davalı tarafından gönderilen cevabi ihtarnamede sözleşmeyi davacının feshettiği iddia edilerek faturaların iade edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sözleşmenin 6.4 maddesi gereğince 5.3.3.1 fıkrasındaki aylık araç kira bedelinin 12 katı olan 180.000-TL ile ödenmeyen faturalar toplamı olmak üzere toplam 217.718,70-TL'nin dava tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile ve 20.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP VE KARŞI DAVA

Davalı vekili ; davacının sözleşmeye aykırı davranarak sözleşmeyi haksız ve tek taraflı fesih ettiğini, Büyükçekmece Noterliği'nden gönderilen ihtarname ile fesih sebebini açıklayarak bildirdiğini ve cezai şart talep ettiğini, fesih için gerekli esas ve usullerin oluşmadığını, davacının 09.05.2016 tarihinde sözleşme gereği üstlendiği hizmeti keserek temerrüde düştüğünü, sözleşmenin 6.4 maddesi gereği ödenecek bedelin davalıya ödenmesinin bildirildiğini, davacı tarafından talep edilen faturaların içerik ve miktar olarak kabul edilmediğinden iade edildiğini belirterek açılan davanın reddini, karşı davada sözleşme gereğince, sözleşmeyi haksız fesih edenin davacı olması nedeni ile 120.000-TL cezai şartın davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece toplanan deliller ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda asıl davada sözleşmenin fesih koşullarına uygun olarak feshedilmediğini ,davalının haksız feshi nedeniyle sözleşmede öngörülen cezai şarta hak kazandığından asıl davanın kısmen kabulü ile 180.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı -karşı davacıdan tahsiline, fatura alacağı ve manevi tazminat talebinin reddine, davalı-karşı davacı tarafın davasının reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1)Davalı- karşı davacı vekili; alınan tanık beyanlarına göre davacı tarafın sözleşmeyi 09.05.2016 tarihinde kendilerinin fesih ettiğinin belirlendiği ,mahkemece bu hususun değerlendirilmediği, davacının fiilen sözleşme feshinden sonra noter ihtarı ile sözleşmeyi fesih edenin kendileri olduğunu ileri sürdüğünü, davacının 10.05.2016-17.05.2016 tarihleri arasında AVM ye girmediğinin kayıtlarla belli olduğunu, delillerin kronolojik açıdan değerlendirilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık niteliğinde bir sözleşme olmadığını, davalının 3. kişi firmalarla aynı işi yapmasına engel bir durumun olmadığını,davalının sözleşmeyi hukuka uygun olarak feshi kolay iken davacının iddiasında belirttiği yolu tercih etmesinin kabul edilemez olduğunu, davacının iddiasını somut delillerle ispatlayamadığını, davalı aleyhine cezai şarta karar vermenin MK'nin 2.

maddesine aykırı olduğunu, sözleşmenin 6.2 maddesinde fesih tebliğlerinin yazılı yapılmak zorunda olduğunu, buna rağmen şirket içi yazışmanın sözleşmenin feshi olarak nitelendirilemeyeceğini, sözleşmeyi haksız feshedenin davacı olduğunu,cezai şarta hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi cezai şartta indirim yapılmamasının da hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2) Davacı-karşı davalı vekili katılma yolu ile verdiği istinaf dilekçesinde; verilen hizmet karşılığında düzenlenen fatura alacağının reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin fatura alacağı yönünden verdiği red kararının kaldırılarak fatura alaacğının da kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeni ile cezai şart alacağı ve verilen hizmet bedeli için kesilen 2 adet fatura alacağının ve manevi tazminatın tahsili, karşı dava; sözleşmenin davacı tarafından haksız feshi nedeni ile cezai şart bedelinin tahsiline ilişkindir. Davalı şirket ev eşyaları satışı ile iştigal edip alıcılara sattığı ürünlerin taşıma işini davalının üstlendiği,mevcut sözleşme hususunda ihtilaf olmayıp sözleşmede davalının iki araç ile hizmet vereceği , her bir araç için aylık maktu 5.000'er TL ve ilave km başına 0.65-TL hizmet bedeli ödeceği kararlaştırılmıştır.İhtilaflı olmayan döneme ilişkin olarak davacı tarafça düzenlenen faturalarda ,maktu ücret yanında fazla verilen hizmet için ekstra harcamaların (fazla kilometre,personel,araç) faturalara yansıtıldığı anlaşılmıştır.

Sözleşmede ; belirlenen kilometreyi aşan hizmete ekstra ücret ödeneceği kararlaştırılmış ise de ;davalı tarafça bu kısımları belirleyecek bir tutanak tutulmadığı, maillerden anlaşıldığına göre bu kısım hizmet tutarının davacı tarafından takip edildiği ve davalıya fatura edildiği ,bu şekilde ödendiği anlaşılmaktadır. Davalı şirket müdürünün yapılan ek kilometreler,hamaliyeler ,3.araç ispatlanabilirse alacağını alabileceği ,vermediğin hizmetin karşılığını istemenin ahlaki olmadığının bildirildiği ,bu yazıya cevaben 16 mayıs 2016 tarihli davacı tarafça yazılan mailde""benim kimsseye ispat edeceğim bir durum yok ,yapılan işler ortada, kullanılan hizmette güven yoksa km tutsaydınız ,elemanı siz ayarlasaydınız " denildiği buna göre ihtilafsız dönemde ticari ilişkinin güven ilişkisi içinde devam ettiği davacının son düzenlediği 1.5.2016 tarihli hizmet faturasında indirim yapmasının istenildiği davacının da bunu kabul etmediği anlaşılmaktadır.

Tarafların cezai şart istemlerine dayanak ettiği sözleşmenin 6.madesinde "İş bu sözleşme 1 ekim 2014 tarihinden itibaren 1 yıl için akdedilmiştir.Tüm fesih tebliğleri yazılı yapılmak zorundadır. Bunun dışındaki bildirimler geçersiz olacaktır.sözleşme müddeti içerisinde hizmet alan 1 ay, hizmet veren 3 ay önceden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle hiç bir sebeb ve her ne nam altında olursa olsun hiç bir tazminat ödemeden sözleşmeyi sonlandırabilir şeklindedir.

6. 4.madde de ; sözleşmenin 6.3.maddesine aykırı sonlandırılması durumunda ,sözleşmeye aykırı hareket eden taraf sözleşmenin 5.1.3.1. Maddesindeki aylık kira bedelinin 12 katını karşı tarafa ödemeyi kabul ve taahhüt eder."denilmektedir. Buna göre sözleşmede ki cezai şart hükmü ; fesih bildirim sürelerine uyulmadan sözleşmenin tek taraflı fesih bildirimine bağlı olarak sonlandırılması hallerinde öngörülmüş olup,haklı sebebe dayanan fesih hallerinde uygulanma olanağı bulunmamaktadır. TBK nun 179.maddesinde ; bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa ,aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ifasını ya da cezanın ifasını isteyebilir.

Sözleşmenin taraflarca yazılı olarak feshedildiğine dair bir belge yoktur. Davacı davalının, davalı tarafta davacının fiilen işi bıraktığını ileri sürmektedir. Davalı taraf AVM tarafından verilen belgeye dayanarak işi gören davacı araçlarının AVM ye giriş yapmadığını davacının işi fiilen bıraktığını ileri sürmektedir. Davacı da mal almak için gittikleri bayii de teslim aldıkları e-posta ile feshi öğrendiğini ileri sürse de sözleşme sonlanmadan evvel uyuşmazlığın bir müddet askıda kaldığı 15.5.2014 tarihli yarım aylık hizmet fatura tarihinde irsaliye tarihinin 10.5.2016 olarak gösterildiği ,15.5.2016 tarihi itibariyle davacının sözleşmenin devam etmeyeceğini bildiği anlaşılmaktadır 16 mayıs 2016 tarihli lojistik operasyon uzmanı ...

tarafından mağazalara yazılan bir mail ile " bugünden itibaren sevkiyat ekibinin değiştiği , ... ve ...(davacı taraf) ile çalışılmayacağı ,kendilerine mal teslim edilmemesi "istenilmiştir. Davacının bu iddiası feshin davalı tarafça yapıldığını doğrulamamaktadır. E-postada sözleşmenin hangi tarafça sonlandırıldığını belli edecek bir emare bulunmamaktadır.Bu tarih itibariyle ancak sözleşmenin sona erdiğinin kabulünü gerektirir. Davalı-karşı davacının hizmet faturalarının hak edilen miktardan fazla düzenlendiği iddiası nedeniyle taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı ,taşınan eşyaların miktarı ve mesafesi davacının bilgisinde olması ,gerekli izahatı verme durumunda olmasına rağmen bu isteği red ettiği,talepler üzerine "kilometreyi siz tutsaydınız" diye cevap vermiştir.

Davalı da 5.000 km'yi aşan araçların fazla ücreti için ekstra ücret ödeyeceğini taahhüt etmesine rağmen, fazla km'yi doğru tesbite yarar mekanizmayı da kurmamış,fazla kilometre tesbit işini davacının insiyatifine bırakmıştır. Buna göre sözleşme her iki tarafın kusuruyla fiilen sonlanmış olup ,sürekli ilişkilerde varlığı zorunlu olan güven ilişkisi zedelendiğinden her iki yanın sözleşmenin sürdürülemez hale gelmesinde eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;elektronik ortamda yapılan yazışmalar kronolojik sıraya göre değerlendirildiğinde feshin her iki yanın ortak kusuruyla sona erdiği ,bir tarafı ağır kusurlu kabul ederek diğer yanı cezai şartla yükümlü tutmanın yasal koşulları bulunmadığının kabulü gerekir.

Davacının ,ay bitiminde hizmet verdikten sonra fatura düzenlediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından 1.5.2016 tarihli 28.302.30-TL ve hizmetin sonlanması ile 15.5.2016 tarihli 9.416,40-TL tutarlı iki adet fatura düzenlenmiştir. Davacı 2016 yılında 94.890,10-TL tutarında 4 adet fatura düzenlemiş ihtilafsız ödenmiştir. Davacının 1.5.2016 tarihli fatura dayanağı dönemde hizmet verdiği sabit olmasına rağmen ne miktarda hizmet verdiği ihtilafın konusu olup davacı nisan ayı için tam ,mayıs ayı içinde yarım aylık hizmet bedeline hak kazanmıştır. Ancak her iki tarafın fazla kilometre hizmet bedelinde mutabakatları yoktur. Taraflar arasında süregelen ilişkide 2016 yılına ait düzenlenen faturaların ortalaması kadar ihtilaflı dönemde hizmet verdiğinin somut duruma ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekir.

Buna göre 01.05.2016 tarihli bir aylık hizmet bedeli tutarının davalı tarafından onaylanan fatura toplam 94.890.10-TL:4=23.722,52-TL olarak,15.05.2016 tarihli faturanın da tümüyle 9.416,40-TL olarak ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacının hizmet bedeli faturalarından 1.5.2016 tarihli faturadan 23.722,52-TL ,15.5.2016 tarihli faturadan 9.416,40-TL olmak üzere toplam 33.138,92-TL alacaklı olduğu halde hizmet bedeli alacağı bakımından davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Davalı karşı davacı vekilinin asıl davada cezai şarta hükmedilmemesi gerektiğine ilişkin olarak yaptığı istinaf başvurusu yerinde ise de karşı davada cezai şarta hükmedilmesi talebi de yerinde görülmemiş ,taraf vekillerinin yaptıkları istinaf başvurularının kabulüne ,asıl ve birleşen davada verilen hükmün kaldırılmasına ,yapılan hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden hüküm verilerek asıl davanın kısmen kabulüne ,karşı davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/663 Esas-2018/379 Karar sayılı ve 11/04/2018 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "1-Asıl davada; davanın kısmen kabulüne;

33. 138,92-TL'nin (2 adet fatura dan) dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, Cezai şarta ilişkin talebin reddine, Manevi tazminat talebinin reddine, 2-Cezai -Şart istemine ilişkin karşı davanın REDDİNE"

İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; Asıl davada; alınması gereken 2.263,71-TL karar harcının, mahkeme veznesine yatırılan 4.059,65-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.795,94‬-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı-karşı davalıya iadesine, Davacı-karşı davalı tarafından yatırılan 2.297,21-TL peşin harçların davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, Davacı-karşı davalı tarafından yapılan 600-TL bilirkişi ücreti, 110-TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 710-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 99- TL'sinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, Davacı-karşı davalı vekili içinkabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 4.970,84-TL nispi vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 21.363,58-TL nispi vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, Davalı-karşı davacı vekili için reddedilen manevi tazminat üzerinden takdir olunan 2.180-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, Karşı davada;

alınması gereken 59,30-TL harcın, mahkeme veznesine yatırılan 2.144,10-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.084,80‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı-karşı davacıya iadesine, Davalı-karşı davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı-karşı davalı vekili için AAÜT gereğince takdir olunan 15.350-TL nispi vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, " Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan 3.109,85‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine," Davacı-karşı davalı tarafından yapılan 65-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul ve red oranında hesaplanan 10-TL sinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/09/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.