6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Faks talimatı sözleşmesi yokken bankanın sorumluluğu ve müterafik kusur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/284 E. 2023/3633 K. · · İlk derece: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Taraflar arasında faks ile çalışma şartlarını düzenleyen bir bankacılık hizmetleri sözleşmesi yoksa, faks ile çalışmalardan doğan zararlar banka tarafından üstlenilmiş sayılmaz; basiretli tacir olan müşteri faks talimatının akıbetini araştırmakla yükümlü olup bunu yapmayan müşterinin zararı kendi kusurundan doğar ve müterafik kusur söz konusu olmaz. Talimat yerine getirilseydi dahi zarar yine doğacak idiyse illiyet bağı bulunmadığından banka sorumlu tutulamaz.

Ele alınan sorunlar

Faks ile çalışma sözleşmesi bulunmayan bankanın, talimatı yerine getirmemesinden doğan sorumluluğu → ret

İddia: Davacı, vergi ödemesi için faksla verilen talimatın banka personelinin ihmaliyle yerine getirilmediğini, taraflar arasında kredi sözleşmesi ve uzun yıllara dayanan teamül bulunduğunu, en azından müterafik kusur uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasında faks ile çalışma şartlarını ve tarafların sorumluluklarını düzenleyen bir bankacılık hizmetleri sözleşmesi akdedilmediğinden teamülün varlığı ileri sürülemez ve faks ile çalışmalardan doğacak zararlar banka tarafından üstlenilmiş sayılmaz. Davacı basiretli tacir olarak faks talimatının akıbetini araştırmadığından zarar kendi kusurundan kaynaklanmış olup müterafik kusurdan da söz edilemez. Ayrıca banka talimat konusu vergi borcunu ödeseydi dahi kalan vergi borcu tamamen ödenmeyeceği için ihale yine alınamayacağından, davalının talimatı yerine getirmemesi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmamaktadır; bankanın adam çalıştıran sıfatıyla objektif sorumluluğu da doğmaz. (Yargıtay'ca onanan İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi gerekçesi)

Emsal değeri

Faks ile çalışma sözleşmesi yokken bankanın sorumlu tutulamayacağı, müşterinin talimatın akıbetini araştırma yükü ve illiyet bağının yokluğu yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faks talimatı basiretli tacir müterafik kusur illiyet bağı banka sorumluluğu

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/284 E.  ,  2023/3633 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1258 Esas, 2021/1583 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/1034 E., 2018/1106 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünce 26.12.2012 tarihinde ''Balast Temini İşi'' konusunda yapılan ihalede 60.000 m³ balastın KDV hariç toplam 2.634.000,00 TL bedelle müvekkili şirkete ihale edildiğini; ancak sözleşmenin imzalanması sürecinde müvekkili şirketin kesinleşmiş vergi borcu olduğundan bahisle müvekkili şirket ile dava dışı idare arasında sözleşme imzalanamadığını, sözleşmenin imzalanamaması nedeniyle ihale hükümlerinin yerine getirmek üzere geçici teminat bedelinin gelir kaydedilmesine ve kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına karar verildiğini, müvekkili şirket ile dava dışı idare arasında ihale sözleşmesinin imzalanamamasına neden olan kesinleşmiş vergi borcunun davalı bankanın kusurlu ve ihmali eylemi nedeni ile doğduğunu, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine göre 3.500.000,00 TL limitli kredi açıldığını, davaya konu olan 26.12.2012 tarihli müvekkili şirket tarafından verilen talimatın banka personelinin ihmali neticesinde gözden kaçırılarak şirkete ait vergi borcunun ödenmeyerek hali hazırda kazanılan ihaleye ilişkin sözleşmenin işbu sebepten ötürü imzalanamamasına neden olduğunu,davalı bankanın 27.08.2012 tarihli genel kredi sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmeyerek ihmal ve kusurlu eylemi nedeniyle müvekkili şirket hakkında tahakkuk ettirlen vergi borcunun ödenmeyerek kesinleşmesine ve bu sebeple kazanılan ihaleye ilişkin sözleşmenin imzalanamamasına neden olan davalı banka müvekkili şirketin ihale hükümlerini yerine getirmek üzere dava dışı idareye vermek zorunda oluğu geçici teminet bedelinin gelir olarak kaydedilmesine, ihale konusu işten elde edilebilecek kazançtan mahrum kalmasına sebep olduğunu, kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına karar verildiğini ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü talep ve hakları saklı kalmak üzere sözleşmenin imzalanamamasından ötürü mahrum kaldığı şimdilik 10.000,00 TL kazancın,gelir kaydedilen 100.000,00 TL geçici teminet bedelinin, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın kusuru bulunmadığını, maddi, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilmiş bir bankacılık hizmetleri sözleşmesinin mevcut olmadığını, bu durumda banka ile müşteri arasındaki havale/EFT gibi çalışmaların bankacılık uygulamasına ve teammüllerine göre yürütülmesi gerekmekte olup, buna göre müşteri faks talimatını verdikten sonra bankayı arayarak faks talimatının ulaşıp ulaşmadığını öğrenmeli, işlemi teyit ederek/onaylayarak talimatın yerine getirilmesini sağlamalı ve faks talimatının aslını aynı gün bankaya ulaştırılması gerektiği, aksi halde aranıp sorulmayan, akıbeti araştırılmayan, teyit edilmeyen ve onaylanmayan faks talimatının gereğini bankanın yerine getirmek zorunda olmadığını, davacının da basiretli bir tacir olarak faks talimatının bankaya ulaşıp ulaşmadığını takip etmesi ve talimat gereklerini yerine getirmesini sağlaması, talimat gereğinin yerine getirildiğinin teyidi açısından havalenin veya EFT'nin yapıldığı yerden de araştırma yapması gerektiği halde davacının, bankaya gönderdiği faks talimatını sormadığı, akıbetini araştırmadığı, dolayısı ile faks talimatı çalışmalarına uymadığı, olayın bu özelliği karşısında davalı bankaya sorumluluk yüklenemeyeceği, somut olayda davacının maddi tazminat talebinin ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesine dayalı manevi tazminat talebinin kabulü için yasal koşullar gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil tarafından vergi ödemesinin yapılması için davalı bankaya faksla verilen talimata rağmen davalı bankaca bu talimat yerine getirilmeyerek yasadan ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin ihmal edildiğini, müterafik kusur hükümleri uygulanarak -fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere dosyaya sunulan talep artırım dilekçeleri ile davanın artırılan tutar üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken tümden reddinin hatalı olduğunu, mahkemesinin "taraflar arasında mevduat ve bankacılık hizmetleri konusunda akdedilmiş sözleşme olmaması" gerekçe gösterilerek verilen ret kararı, bankanın en küçük ihmalinden dahi sorumlu tutulacağına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve bankacılık kanununa aykırı olduğunu, bu kararın taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin ilgili hükmüne aykırı olduğunu, ayrıca müvekkil ile davalı banka arasında uzun yıllardır devam eden uygulamaya bakıldığında, müvekkile ait tüm vergi ve S.G.K.

gibi ödemelerin banka tarafından talimat üzerine yerine getirildiği, bankaya bu talimatların faks yolu ile verildiği, davalı banka tarafından hiçbir surette faks talimatı aslının istenmediğini, taraflar arasındaki mevcut sözleşme, çalışma sistemi göz ardı edildiğinde dahi Mahkemece kanundan kaynaklı olan borcun sözleşme olmadığından bahisle bankacılık uygulamasına ve teamüllere ilişkin yorum yapılmasının kanuna aykırı olduğunu, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi vergi, sgk fatura gibi ödemeler için kredi kullanılabileceğini düzenlemiş olup müvekkil şirket tarafından da sözleşmenin imzalandığı 27.08.2012 tarihinden itibaren şirket muhasebesinden gelen vergi, KDV, S.G.K gibi ödemeler, davalı bankaya çekilen talimat doğrultusunda ve kredi dahilinde düzenli olarak ödenmekte olup halen davalı banka ile müvekkil şirket arasında bu sistem dahilinde ödemeler devam ettiğini, bu süreçte banka kanundan kaynaklanan bilgi verme yükümlülüğü uyarınca fax ile çalışma şartlarını düzenleyen taraflar arasında akdedilmiş bir bankacılık hizmet sözleşmesi olması gerektiğine ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını, davalı banka, kredi sözleşmesi uyarınca da düzenli olarak vergi ödemesini gerçekleştirmiş olduğundan bu durumda taraflar arasında zımnen de olsa hizmete ilişkin sözleşme kurulduğunu ayrıca müvekkil ve davalı banka arasındaki kredi sözleşmesinin de hukuki niteliğinin tartışmalı olduğunu, somut olayda davalı bankanın talimatı gereği gibi yerine getirmediği noktasında ihtilaf mevcut olduğundan borçlar kanunu uyarınca vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin de olayda kıyasen uygulanması gerektiğini ve Türk Borçlar Kanun'u 505 uyarınca da davalı bankanın sorumluluğundan söz edilebilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi vergi, sgk fatura gibi ödemeler için kredi kullanılabileceğini düzenlemiş olup müvekkil şirket tarafından da sözleşmenin imzalandığı 27.08.2012 tarihinden itibaren şirket muhasebesinden gelen vergi, KDV, S.G.K gibi ödemeler, davalı bankaya çekilen talimat doğrultusunda ve kredi dahilinde düzenli olarak ödenmekte olup halen davalı banka ile müvekkil şirket arasında bu sistem dahilinde ödemelerin devam ettiğini, Bu süreçte banka kanundan kaynaklanan bilgi verme yükümlülüğü uyarınca fax ile çalışma şartlarını düzenleyen taraflar arasında akdedilmiş bir bankacılık hizmet sözleşmesi olması gerektiğine ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını, davalı banka, kredi sözleşmesi uyarınca da düzenli olarak vergi ödemesini gerçekleştirmiş olduğundan bu durumda taraflar arasında zımnen de olsa hizmete ilişkin sözleşme kurulduğunun da söylenebileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında faks ile çalışma şartlarını ve tarafların sorumluluklarını düzenleyen bir bankacılık hizmetleri/ işlemleri sözleşmesinin akdedilmediği, faks ile işlem yapılması halinde zarar oluştuğunda bankanın ağırlaştırılmış sorumluluğunun bulunacağı düşünüldüğünde taraflar arasında teamülün varlığının ileri sürülemeyeceği, davalı tarafa kusur yüklenemeyeceği, faks talimatının akıbetinin davacı tarafından basiretli bir tacir olarak araştırmamış olması nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği zararlarının kendi kusurundan kaynaklandığı, taraflar arasında faks ile çalışma talimatı sözleşmesi bulunmamakla faks ile çalışmalardan kaynaklanmış veya kaynaklanacak olan zararların banka tarafından üstlenilmediği, bu durumda müterafik kusurdan da söz edilmeyeceği, davacının davalı bankadan şartları oluşmadığından zarar tazmin talebinde bulunamayacağı, davalı bankanın talimat konusu 92.363,42 TL vergi borcunu ödeseydi dahi 96.264,57 TL vergi borcu tamamen ödenmeyeceği için yine ihalenin alınamayacağı, davacı tarafından dava dışı idareye kesin teminat mektubu verilmemesinin de ihaleyi alamama sebebi olacağı, davacı zararında davalının talimatı yerine getirmemesi nedeniyle davalıya kusur izafe edilebilecek illiyet bulunmadığı, bankaların güven kurumu olup azami özen ve dikkat göstermek zorunda oldukları ayrıca davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile de kusursuz sorumlu olduğu, bu objektif sorumluluk nedeniyle de sorumlu tutulamayacağı dolayısı ile davacının faks ile talimat çalışmalarına davalı bankanın uymadığı iddiasına dayanamayacağı, davalı bankaya sorumluluk yüklenemeyeceği sonucuna varıldığından davanın reddine ilişkin hükümde hukuka aykırılık görülmediği, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususların dikkate alınmadığını, kararda faks talimatının geçerliliğinin tartışıldığını ,davalı bankanın faksın geçersizliğine dayanmadığını, müvekkil tarafından vergi ödemesinin yapılması için davalı bankaya faksla verilen talimata rağmen davalı bankaca bu talimat yerine getirilmeyerek yasadan ve sözleşmeden doğan yükümlülüğün ihmal edildiğini, bilirkişi raporu ile tespit edilen 604.000,00 TL tahmin olunan kazanç kaybı hususunda, en azından müterafik kusur hükümleri uygulanarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken tümden reddinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince istikrar kazanan bu kararlara, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye, bankacılık kanununa, müvekkil ile davalı banka arasında uzun yıllardır süregelen uygulama ile oluşan teamüle aykırı karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi "taraflar arasında mevduat ve bankacılık hizmetleri konusunda akdedilmiş sözleşme olmaması" gerekçe gösterilerek verilen ret kararı, bankanın en küçük ihmalinden dahi sorumlu tutulacağına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve bankacılık kanununa aykırı olduğunu, kararın taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin ilgili hükmüne aykırı olduğunu, bu hükümde söz konusu kredilerin Banka’ca Müşteri talimatı doğrultusunda kullandırılacak ve talimatta belirtilen ilgili ödemede kullanılmak üzere Müşteri mevduat hesabına alacak olarak geçileceğinin belirtildiğini, taraflar arasında bankacılık hizmetleri konusunda akdedilmiş sözleşme olmadığına ilişkin gerekçenin dayanaksız olduğunu, müvekkil ile davalı banka arasında uzun yıllardır devam eden uygulamaya bakıldığında, müvekkile ait tüm vergi ve S.G.K.

gibi ödemelerin banka tarafından talimat üzerine yerine getirildiği, bankaya bu talimatların faks yolu ile verildiğini, davalı banka tarafından hiçbir surette faks talimatı aslının istenmediğini, ilk derece mahkemesince mahallinde yapılan keşifte, faks talimatının bankanın sistemine aynı gün yani 26.12.2012 tarih ve saat 11.05'te düştüğü, ayrıca faksla gönderilen talimat içeriğinin son derece okunaklı ve anlaşılır olduğu tespit edildiğini, buna rağmen Bölge Adliye Hukuk Mahkemesince bu hususların hiç araştırılmadığı gibi davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğinin ret kararına gerekçe yapıldığını, bir güven kuruluşu ve tacir olan bankanın basiretli tacir gibi davranması gerektiğinin göz ardı edildiğini, somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bankacılık hizmet sözleşmesi mevcut değildir denilerek taraflar arasındaki mevcut kredi sözleşmesinin görmezden gelindiğini, bankanın kanundan kaynaklanan sorumluluğunu, sözleşmesel yükümlülüğünü ve taraflar arasındaki teamülü göz ardı ederek hatalı hüküm tesis edildiğini, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi vergi, sgk fatura gibi ödemeler için kredi kullanılabileceğini düzenlemiş olup müvekkil şirket tarafından da sözleşmenin imzalandığı 27.08.2012 tarihinden itibaren şirket muhasebesinden gelen vergi, KDV, S.G.K gibi ödemeler, davalı bankaya çekilen talimat doğrultusunda ve kredi dahilinde düzenli olarak ödenmekte olup halen davalı banka ile müvekkil şirket arasında bu sistem dahilinde ödemeler devam ettiğini, davalı banka, kredi sözleşmesi uyarınca da düzenli olarak vergi ödemesini gerçekleştirmiş olduğundan bu durumda taraflar arasında zımnen de olsa hizmete ilişkin sözleşme kurulduğunun da söylenebileceğini, somut olayda davalı bankanın talimatı gereği gibi yerine getirmediği noktasında ihtilaf mevcut olduğundan borçlar kanunu uyarınca vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin de olayda kıyasen uygulanması gerektiğini ve Türk Borçlar Kanun'u 505 uyarınca da davalı bankanın sorumluluğundan söz edilebilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/946753300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1258 E. 2021/1583 K.

Faks talimatına dayalı bankacılık işleminde bankanın sorumluluğu

Gerekçe özeti

Taraflar arasında faks ile ödeme talimatı verilmesine ilişkin açık bir bankacılık hizmetleri sözleşmesi veya güvenlik usulü (sabit faks numarası, antetli kağıt/kaşe/imza, teyit mekanizması vb.) kararlaştırılmamışsa, bankanın salt faks talimatına dayanarak ödeme yapmaması hukuka uygundur ve banka bu nedenle sorumlu tutulamaz; ayrıca zarar ile bankanın eylemi arasında, zararın başka nedenlerle (örneğin borcun tamamının ödenmeyecek olması veya teminat mektubunun verilmemesi) de doğabileceği durumlarda illiyet bağı kurulamaz.

Emsal değeri

Kararda, taraflar arasında faks ile ödeme talimatına ilişkin açık bir sözleşme veya güvenlik usulü bulunmadığı hallerde bankanın salt faksa dayanarak işlem yapmamasının hukuka uygun olduğu ve bu durumda bankanın sorumlu tutulamayacağı yönündeki değerlendirme, benzer bankacılık uyuşmazlıklarında ikna edici emsal niteliği taşımaktadır (karar ayrıca kendi içinde benzer değerlendirmeler içeren Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 11. HD kararlarına da atıf yapmıştır).

Kavramlar: faks talimatı bankacılık hizmetleri sözleşmesi illiyet bağı müterafik kusur adam çalıştıranın sorumluluğu kusursuz sorumluluk basiretli tacir

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1258

KARAR NO 2021/1583

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/11/2018

NUMARASI 2014/1034 Esas 2018/1106 Karar

DAVA

Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/11/2021

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; dava dışı TCDD işletmesi tarafından 26/12/2012 tarihinde Balast Temini işi konusunda yapılan ihalede 60.000 m³ balastın 2.634.000-TL bedelle müvekkili şirkete ihalesine karar verildiğini, sözleşmenin imzalanması sürecinde müvekkili şirketin kesinleşmiş vergi borcu olduğundan bu hususun ihale şartnamesi 10. maddesinde ihale dışı bırakılma nedeni sayıldığından müvekkili şirket ile idare arasında sözleşme imzalanamadığını, müvekkkili şirkete ihalesine karar verilen ancak,kesinleşmiş vergi borcu nedeni ile sözleşme imzalamayan dava dışı idarenin sözleşmenin imzalanamamasından ötürü müvekkili şirketin ihale hükümlerini yerine getirmek üzere vermek zorunda olduğu 100.000-TL geçici teminat bedelini gelir olarak kaydettiği, kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına karar verildiğini, müvekkili şirket ile dava dışı idare arasında ihale sözleşmesinin imzalanamamasına neden olan kesinleşmiş vergi borcunun davalı bankanın kusurlu ve ihmalli eylemi nedeni ile doğduğunu, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine göre 3.500.000-TL limitli kredi açıldığını, davaya konu olan 26/12/2012 tarihli müvekkili şirket tarafından verilen talimatın banka personelinin ihmali neticesinde gözden kaçırılarak şirkete ait vergi borcunun ödenmeyerek hali hazırda kazanılan ihaleye ilişkin sözleşmenin iş bu sebepten ötürü imzalanamamasına neden olduğunu, müvekkilinin iş bu ihaleden elde edilecek net karın ihale bedelinin %60 ile %80'i arasında olacağının hesaplandığını, dava dışı idareye ihale hükümlerini yerine getirmek üzere verilen 100.000-TL tutarında geçici teminat bedelinin gelir kaydedilerek müvekkilinin bu suretle de 100.000-TL maddi zarara uğramasına neden olduğunu belirterek ,sözleşmenin imzalanamamasından ötürü mahrum kaldığı şimdilik 10.000-TL kazancın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalı bankadan tahsiline karar verilmesini, 50.000-TL manevi tazminatın davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; iş bu davanın kısmi dava şeklinde açılamayacağını, davacı tarafın iddia ettiği gibi sadece vergi borcunun ödenmemesi değil aynı zamanda kesin teminat mektubunun sunulmamasının da ihaleye ilişkin sözleşmenin imzalanmamasına sebebiyet verdiğini, 26/12/2012 tarihli talimat suretinin incelenmesinde ödenmesi gereken KDV tutarının 92.363,42-TL oloduğunun görüldüğünü, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı internet vergi dairesinin 07/03/2014 tarihli yazısında davacı mükellefin vadesi geçmiş borç tutarının 96.294,57-TL olduğunun ifade edildiğini, iki meblağ bedeli arasında tutarsızlık olduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek iş bu dava belirsiz dava şeklinde açıldığından davanın usulden reddine, müvekkili banka aleyhine açılan iş bu davanın haksız ve mesnetsiz olması nedeni ile esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI

Mahkemece; davacının davalı bankaya 26/12/2012 tarihinde saat 11.05 te sisteme düşen bir faks talimatı çekerek aynı gün içerisinde 92.363,42-TL olan 11/2012 ayına ait KDV'nin kredi hesaplarından alınarak vergi dairesine yatırılması talimatı verdiği tespit edilerek, davacının gereği yerine getirilmemesi halinde telafisi mümkün olmayacak zararlara neden olacak olan bir faks talimatının akıbetini basiretli bir tacir olarak araştırmamış olması nedeniyle uğramış olduğunu iddia ettiği zararlarının tamamen kendi kusurundan kaynaklandığı, faks ile çalışma şartlarını ve tarafların sorumluluklarını düzenleyen taraflar arasında akdedilmiş bir bankacılık hizmetleri/ işlemleri sözleşmesinin akdedilmediği böyle bir sözleşme bulunmamakla faks ile çalışmalardan kaynaklanmış veya kaynaklanacak olan zararların banka tarafından üstlenilmediği, bu durumda müterafik kusurdan da söz edilmeyeceği, bu şartlar altında davacının davalı bankadan zarar tazmin talebinde bulunamayacağı, davalı bankanın talimat konusu borcu ödeseydi dahi borcun tamamen ödenmeyeceği için yine ihalenin alınamayacağı, yine kesin teminat mektubu verilmemesinin de ihaleyi alamama sebebi olacağı, davaya dair zararda illiyet bulunmadığı, bankaların güven kurumu olup azami özen ve dikkat göstermek zorunda oldukları ayrıca davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile de kusursuz sorumlu olduğu bu objektif sorumluluk nedeniyle de sorumlu tutulamayacağı, dolayısı ile faks talimatı çalışmalarına davalı bankanın uymadığı iddiasına dayanılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkili tarafından vergi ödemesinin yapılması için davalı bankaya faksla verilen talimata rağmen davalı bankaca bu talimat yerine getirilmeyerek yasadan ve sözleşmeden doğan yükümlülüğün ihlal edildiğini, taraflar arasındaki uygulamaya bakıldığında müvekkiline ait tüm vergi ve SGK gibi ödemelerin banka tarafından talimat üzerine yerine getirildiğini, bankaya bu talimatların faks yoluyla verildiğini, davalı banka tarafından hiçbir surette faks talimatı aslının istenmediğinin sabit olduğunu, keşif sonucunda faks talimatının bankanın sistemine aynı gün yani 26/12/2012 tarih saat 11:05'te düştüğünü, talimat içeriğinin son derece okunaklı ve anlaşılır olduğunun tespit edildiğini, davalı bankanın kredi sözleşmesi uyarınca da düzenli olarak vergi ödemesini gerçekleştirmiş olduğundan bu durumda taraflar arasında zımnen de olsa hizmete ilişkin sözleşme kurulduğunun da söylenebileceğini, bankanın en azından müterafık kusurunun bulunduğunu, talep arttırım taleplerinin bulunduğunu dikkate alınmasının gerektiğini, basiretli davranması gerekenin davalı banka olduğunu, gerekçeyi kabul etmediklerini, TBK 505.

maddesine aykırılıktan dahi bankanın sorumlu tutulması gerektiğini, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Somut olayda ;

26. 12.2012 tarihinde davacının davalıya 92.363,42-TL vergi borcunu ödemesi için faks ile talimat verdiği ancak davalının faks talimatını yerine getirmeyerek borcu ödememesi neticesinde, dava dışı TCDD Genel Müdürlüğünün 26.12.2012 tarihli 60.000m³ balastın KDV hariç toplam 2.634.000-TL bedelle davacıya ihalesine ilişkin şartnamenin 10. maddesi uyarınca davacının kesinleşmiş vergi borcu bulunduğundan davacının ihale dışı kaldığı ve sözleşmenin imzalanamadığı, bu durumdan davalı bankanın sorumlu olduğu iddiası ile; dava; davacının ihale hükümlerini yerine getirmek üzere vermek zorunda olduğu 100.0000-TL geçici teminat bedelinin dava dışı ihale veren idareye gelir olarak kaydedilmesi nedeniyle bu zararın, 10.000- TL belirsiz alacak olarak mahrum kaldığı karın (26.03.2018 tarihli talep arttırım dilekçesi harçlandırılarak 180.000- TL olarak belirlenmiştir) ve 50.000- TL manevi zararın davalıdan ticari faizi ile tazmini istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık, davalı bankanın davacı şirketin faks talimatı ile işlem yapmaması sonucunda davacının uğradığını iddia ettiği maddi- manevi zarardan davalının sorumlu tutulup tutulamayacağına dairdir. Zararın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunduğunu, kendi kusurunun bulunmadığını ispat yükü davalı bankadadır. Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. TBK' nun 386 maddesi uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.

TBK'nun 570.mddesi uyarınca usulsuz tevdi de (misli şeylerin saklanması) paranın nefi ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Davalı banka güven kurumlarından olması nedeniyle özen ve dikkat sorumluluğu açısından azami derecede sorumlu olup adam çalıştıran olarak da kusursuz sorumludur. YHGK 2021/(19)- 11- 316 Esas- 2021/772 Karar- 15.06.2021; YHGK 2017/11-1300 Esas- 2021/922 Karar- 06.02.2021; YHGK 2021/11-532 Esas- 2021/900 Karar- 01.07.2021; Yargıtay 11. HD 2018/2230 Esas- 2018/3952 Karar- 24.05.2018; Dairemizin 2018/1196 Esas- 2019/143 Esas sayılı dosyaları bankanın faks ile sorumluluğu açısından benzer değerlendirmeler içermektedir.

Taraflar; vergi, SGK, fatura vb. nakit yönetimi kredileri müşteri, sözleşme ile açılan kredilerin kısmen veya tamamen vergi, SGK, fatura, çek takas, EFT vb. ödemelerin finansmanı amacıyla oluşturulan vergi kredisi, SGK kredisi, fatura kredisi, EFT kredisi, çek takas kredisi vb. olarak kullandırılması halinde, iş bu krediler için sözleşmenin ilgili diğer hükümleri ile birlikte söz konusu kredilerin banka tarafından müşteri talimatı doğrultusunda kullandırılacak ve talimatta belirtilen ilgili ödemede kullanılmak üzere müşteri mevduat hesabına alacak geçileceğini, müşteri mevduat hesabına alacak geçilen tutarların sadece talimatta belirtilen ödemelerin banka aracılığıyla yapılması amacıyla kullanılacağını, başka amaçlarla kullanılmayacağını kararlaştırmıştır.

Taraflar arasında açık ve net bir şekilde faks ile ödeme/ talimat açısından düzenleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı bankanın taraflarca kararlaştırılmadığı sürece faks ile ödeme yapması halinde mevzuat gereğince zarara uğrayan müşterisinin zararı açısından hukuken sorumluluğu doğacaktır. Talimat olmaksızın talimat şartlarına aykırı olarak faks ile ödeme yapılması halinde banka sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü faksın sahte talimat içermesi ihtimali vardır. Tarafların sabit- belirli faks numarasını belirlemesi, şirket anteti/ logosu bulunan kağıt, şirket kaşesi, şirket mührü, yetkili imzası ile faks şeklini belirlemesi, faksın aslının iletilmesi veya belirlenen telefon ile teyit alınması vb.

şekillerde faks ile ödeme talimatı düzenlemesi mümkün iken bankanın sorumluluğu doğacak şekilde sadece faks ile tek başına ödeme talimatı verilmesi halinde bankanın ödemede bulunmaması mevzuatı gereğidir. Taraflar arasında faks ile çalışma şartlarını ve tarafların sorumluluklarını düzenleyen bir bankacılık hizmetleri/ işlemleri sözleşmesinin akdedilmediği, faks ile işlem yapılması halinde zarar oluştuğunda bankanın ağırlaştırılmış sorumluluğunun bulunacağı düşünüldüğünde taraflar arasında teamülün varlığının ileri sürülemeyeceği,davalı tarafa kusur yüklenemeyeceği, faks talimatının akıbetinin davacı tarafından basiretli bir tacir olarak araştırmamış olması nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği zararlarının kendi kusurundan kaynaklandığı, taraflar arasında faks ile çalışma talimatı sözleşmesi bulunmamakla faks ile çalışmalardan kaynaklanmış veya kaynaklanacak olan zararların banka tarafından üstlenilmediği, bu durumda müterafik kusurdan da söz edilmeyeceği, davacının davalı bankadan şartları oluşmadığından zarar tazmin talebinde bulunamayacağı, davalı bankanın talimat konusu 92.363,42- TL vergi borcunu ödeseydi dahi 96.264,57-TL vergi borcu tamamen ödenmeyeceği için yine ihalenin alınamayacağı, davacı tarafından dava dışı idareye kesin teminat mektubu verilmemesinin de ihaleyi alamama sebebi olacağı, davacı zararında davalının talimatı yerine getirmemesi nedeniyle davalıya kusur izafe edilebilecek illiyet bulunmadığı, bankaların güven kurumu olup azami özen ve dikkat göstermek zorunda oldukları ayrıca davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile de kusursuz sorumlu olduğu, bu objektif sorumluluk nedeniyle de sorumlu tutulamayacağı dolayısı ile davacının faks ile talimat çalışmalarına davalı bankanın uymadığı iddiasına dayanamayacağı, davalı bankaya sorumluluk yüklenemeyeceği sonucuna varıldığından davanın reddine ilişkin hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL daha harcın davacıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.04/11/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.