İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4749 E. 2023/4402 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefilin temerrüdü↗ ihbar şartı↗ kredi kartı borcu↗ kredi kartı üyelik sözleşmesi↗ kredi kartı sözleşmesi↗ borçlunun temerrüdü↗ hesap kat ihtarı↗ ihtar tebliği↗ kat ihtarı↗ ödeme emri↗ tebliğ tarihi↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ ticari kredi↗ bsmv↗ müteselsil kefil↗ denetime elverişlilik↗ icra takibine itiraz↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ yenileme↗ kefil↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ tebligat↗ geçersizlik↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 09.10.2015 tarih, 2015/270 E. ve 2015/1214 K. sayılı kararı ile davalıların 27.12.2010 tarihli kredi kartı kefalet sözleşmesine göre dava dışı Terev Ltd. şirketine verilen ve verilecek kredi kartına ilişkin bir kredi sözleşmesine kefil olduklarını taahhüt ettikleri, davalıların 03.01.2011 tarihli taahhütleri ile de 27.12.2010 tarihli taahhütlerini yeniledikleri, davalıların önceden kefil oldukları kredi kartı üyelik sözleşmesinin ise 03.05.2011 tarihinde yapıldığı, gelecekte doğacak bir borç veya şarta bağlı bir borç için kefalet sözleşmesinin yapılmasının mümkün olduğu, asıl borçlu hakkında iki farklı tarihte kefil olan davalıların, kefaletlerinin geçerli olduğu, davacı takip alacaklısının 07.01.2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden icra takibi yaptığı, ancak ödeme emri içeriğinden takibin, davalıların müşterek ve müteselsil kefil olup da ödenmeyen kredi kartı borcun tahsili için yapıldığının anlaşıldığı, takip tutarının kefalet tutarı içinde kaldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl davacı vekili, asıl davalı vekili ve birleşen davalı tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin (Kapatılan 19.HD.) 02.10.2019 tarih, 2019/1764 E. ve 2019/4587 K. sayılı kararıyla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olmayıp denetime elverişli olmadığını, kefillerin sorumluluğunun saptanması için önce kredi müşterisi olan asıl borçlunun sorumlu olduğu borç tutarının net olarak tespitinin gerektiği, hesap kat tarihi yeni Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonraki bir tarih ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci maddesindeki düzenleme dikkate alınarak kefillerin temerrüt faizinden sorumlu tutulabilmeleri için borçlunun temerrüde düştüğünün kefillere ihbar şartının da dikkate alınarak kefilin bu şekilde sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı gereğince bilirkişi raporu alındığı, hesap kat ihtarının davalı ...'a 15.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'a ise adresten taşınması sebebiyle tebliğ edilemediği, davalıların kefil olmaları nedeniyle kefilin sorumluluğunun kendi temerrüdü ile sınırlı olacağı, kefil temerrüte düşürülmediği sürece temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağı, temerrüt için de hesap kat ihtarının kefile tebliğinin gerektiği, asıl borçlu yönünden sözleşmede belirlenen adresene tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde asıl borçlunun temerrüdünün gerçekleşeceğine ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 nci maddesinin (b) fıkrasının kefil yönünden uygulanmayacağı, bu nedenle davalı ... bakımından takip tarihinden itibaren temerrüt faizinin uygulanması gerektiği, birleşen davada davalı ... yönünden ise kat ihtarının tebliğ tarihi dikkate alınarak bilirkişilerce yapılan hesaplamaya itibar edildiği, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep şartları oluşmadığı gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabul ile davalı ...’ın icra dosyasındaki itirazının 55.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, birleşen davada davanın kısmen kabulü ile davalı ...’ın itirazının 55.000,00 TL asıl alacak, 6.859,17 TL faiz, 342,96 TL BSMV, 215,10 TL masraf olmak üzere toplam 62.417,23 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, davacının asıl ve birleşen davadaki icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, icra takibinde alacağın dayanağının belirtilmediğini, icra takibinde belirtilmeyen belgenin itirazın iptali davasında sunulamayacağını, kefaletin şekil koşullarını taşıdığı kabul edilse dahi müvekkillerinin irade beyanının söz konusu belgede mevcut olmadığını, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarına davalıların kefil olduklarına dair hiç bir ifadenin bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinin kredi kartı sözleşmesinin ekiymiş gibi gösterildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davalılar hakkında kredinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine itirazlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, birleşen davada davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:ticari kredi · müteselsil kefil · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece 09.10.2015 tarih, 2015/270 E. ve 2015/1214 K. sayılı kararı ile davalıların 27.12.2010 tarihli kredi kartı «kefalet sözleşmesine» göre dava dışı Terev Ltd. şirketine verilen ve verilecek kredi kartına ilişkin bir «kredi sözleşmesine» «kefil» olduklarını «taahhüt» ettikleri, davalıların 03.01.2011 tarihli taahhütleri ile de 27.12.2010 tarihli taahhütlerini «yeniledikleri», davalıların önceden kefil oldukları «kredi kartı üyelik sözleşmesinin» ise 03.05.2011 tarihinde yapıldığı, gelecekte doğacak bir borç veya şarta bağlı bir borç için kefalet sözleşmesinin yapılmasının mümkün olduğu, asıl borçlu hakkında iki farklı tarihte kefil olan davalıların, kefaletlerinin geçerli olduğu, davacı takip alacaklısının 07.01.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden icra takibi yaptığı, ancak «ödeme emri» içeriğinden takibin, davalıların müşterek ve «müteselsil kefil» olup da ödenmeyen «kredi kartı borcun» tahsili için yapıldığının anlaşıldığı, takip tutarının kefalet tutarı içinde kaldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl dava …
Temyiz Sebepleri Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, icra takibinde alacağın dayanağının belirtilmediğini, icra takibinde belirtilmeyen belgenin itirazın iptali davasında sunulamayacağını, kefaletin şekil koşullarını taşıdığı kabul edilse dahi müvekkillerinin irade beyanının söz konusu belgede mevcut olmadığını, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarına davalıların «kefil» olduklarına dair hiç bir ifadenin bulunmadığını, «genel kredi sözleşmesinin» «kredi kartı sözleşmesinin» ekiymiş gibi gösterildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada «genel kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imzalayan davalılar hakkında kredinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan «icra takibine itirazlarının» iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · müşterek borçlu müteselsil kefil · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/955 E. 2013/1851 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefalet · kefil · temerrüt faizi · kredi sözleşmesi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece 09.10.2015 tarih, 2015/270 E. ve 2015/1214 K. sayılı kararı ile davalıların 27.12.2010 tarihli kredi kartı «kefalet sözleşmesine» göre dava dışı Terev Ltd. şirketine verilen ve verilecek kredi kartına ilişkin bir «kredi sözleşmesine» «kefil» olduklarını «taahhüt» ettikleri, davalıların 03.01.2011 tarihli taahhütleri ile de 27.12.2010 tarihli taahhütlerini «yeniledikleri», davalıların önceden kefil oldukları «kredi kartı üyelik sözleşmesinin» ise 03.05.2011 tarihinde yapıldığı, gelecekte doğacak bir borç veya şarta bağlı bir borç için kefalet sözleşmesinin yapılmasının mümkün olduğu, asıl borçlu hakkında iki farklı tarihte kefil olan davalıların, kefaletlerinin geçerli olduğu, davacı takip alacaklısının 07.01.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden icra takibi yaptığı, ancak «ödeme emri» içeriğinden takibin, davalıların müşterek ve «müteselsil kefil» olup da ödenmeyen «kredi kartı borcun» tahsili için yapıldığının anlaşıldığı, takip tutarının kefalet tutarı içinde kaldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl dava …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı gereğince bilirkişi raporu alındığı, «hesap kat ihtarının» davalı ...'a 15.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'a ise adresten taşınması sebebiyle tebliğ edilemediği, davalıların «kefil» olmaları nedeniyle kefilin sorumluluğunun kendi «temerrüdü» ile sınırlı olacağı, «kefil temerrüte» düşürülmediği sürece temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağı, temerrüt için de hesap kat ihtarının kefile tebliğinin gerektiği, asıl borçlu yönünden sözleşmede belirlenen adresene «tebligat» çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde asıl «borçlunun temerrüdünün» gerçekleşeceğine ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 nci maddesinin (b) fıkrasının kefil yönünden uygulanmayacağı, bu nedenle davalı ... bakımından takip tarihinden itibaren «temerrüt faizinin» uygulanması gerektiği, birleşen davada davalı ... yönünden ise kat «ihtarının tebliğ tarihi» dikkate alınarak bilirkişilerce yapılan hesaplamaya itibar edildiği, alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talep şartları oluşmadığı gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabul ile davalı ...’ın icra dosyasındaki itirazının 55.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline ve takibin devamına, birleşen davada davanın kısmen kabulü ile davalı ...’ın itirazının 55.000,00 TL asıl alacak, 6.859,17 TL faiz, 342,96 TL BSMV, 215,10 TL «masraf» olmak üzere toplam 62.417,23 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, davacının asıl ve birleşen davadaki icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, icra takibinde alacağın dayanağının belirtilmediğini, icra takibinde belirtilmeyen belgenin itirazın iptali davasında sunulamayacağını, kefaletin şekil koşullarını taşıdığı kabul edilse dahi müvekkillerinin irade beyanının söz konusu belgede mevcut olmadığını, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarına davalıların «kefil» olduklarına dair hiç bir ifadenin bulunmadığını, «genel kredi sözleşmesinin» «kredi kartı sözleşmesinin» ekiymiş gibi gösterildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece de benimsendiği üzere, kredi borçlusu, borcun tamamından, «müteselsil kefiller» ise «kefalet limiti» ve kendi «temerrütlerinin» sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumludurlar.
… e davalı kefillerin herhangi bir borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 93,61 TL alacağın dava tarihinden itibaren %135 «temerrüt faizi» ve %5 BSMV’si ile birlikte tahsiline, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, banka «kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı iddia olunan alacağın asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsiline ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi ödeme · kefalet limiti · mahsup
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davanın niteliği gereği asıl borçlu ve «kefiller» yönünden borç miktarının dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenip davadan sonra kefillerin kendilerinin sorumluluk miktarı kadar ödemede bulunmaları halinde, kendileri yönünden borcun sona ereceği, borçlunun «kısmi ödeme» yapması halinde ise kefillerin sorumluluklarının önceden olduğu gibi devam edeceği ilke olarak kabul edilip, mülga BK'nun 84'ncü maddesinin aksine bir kabul ve uygulamanın bulunup bulunmadığı da araştırılmak suretiyle, raporu hükme esas alınan bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, davadan sonra yapılan ödemelerin öncelikle faiz alacağından «mahsup» edilmesine ilişkin genel kuralın aksine gerekçeleri gösterilmeden, ana para borcundan mahsup edilmesi ve kredi borçlusu tarafından yapılan kısmi ödemelerin kefil d …
Mahkemece de benimsendiği üzere, kredi borçlusu, borcun tamamından, «müteselsil kefiller» ise «kefalet limiti» ve kendi «temerrütlerinin» sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumludurlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1627 E. 2013/4117 K.
Ortak:temerrüt
İncelediğiniz kararda… Kararı Dairemizin (Kapatılan 19.HD.) 02.10.2019 tarih, 2019/1764 E. ve 2019/4587 K. sayılı kararıyla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olmayıp «denetime elverişli» olmadığını, kefillerin sorumluluğunun saptanması için önce kredi müşterisi olan asıl borçlunun sorumlu olduğu borç tutarının net olarak tespitinin gerektiği, «hesap kat» tarihi yeni Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonraki bir tarih ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci maddesindeki düzenleme dikkate alınarak kefillerin «temerrüt» faizinden sorumlu tutulabilmeleri için «borçlunun temerrüde» düştüğünün kefillere «ihbar şartının» da dikkate alınarak «kefilin» bu şekilde sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı gereğince bilirkişi raporu alındığı, «hesap kat ihtarının» davalı ...'a 15.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'a ise adresten taşınması sebebiyle tebliğ edilemediği, davalıların «kefil» olmaları nedeniyle kefilin sorumluluğunun kendi «temerrüdü» ile sınırlı olacağı, «kefil temerrüte» düşürülmediği sürece temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağı, temerrüt için de hesap kat ihtarının kefile tebliğinin gerektiği, asıl borçlu yönünden sözleşmede belirlenen adresene «tebligat» çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde asıl «borçlunun temerrüdünün» gerçekleşeceğine ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 nci maddesinin (b) fıkrasının kefil yönünden uygulanmayacağı, bu nedenle davalı ... bakımından takip tarihinden itibaren «temerrüt faizinin» uygulanması gerektiği, birleşen davada davalı ... yönünden ise kat «ihtarının tebliğ tarihi» dikkate alınarak bilirkişilerce yapılan hesaplamaya itibar edildiği, alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talep şartları oluşmadığı gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabul ile davalı ...’ın icra dosyasındaki itirazının 55.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline ve takibin devamına, birleşen davada davanın kısmen kabulü ile davalı ...’ın itirazının 55.000,00 TL asıl alacak, 6.859,17 TL faiz, 342,96 TL BSMV, 215,10 TL «masraf» olmak üzere toplam 62.417,23 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, davacının asıl ve birleşen davadaki icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, «munzam zararın» «temerrüt» faizinden fazla olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:munzam zarar
Benzer bu karardaMahkemece, «munzam zararın» «temerrüt» faizinden fazla olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16709 E. 2012/19899 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece 09.10.2015 tarih, 2015/270 E. ve 2015/1214 K. sayılı kararı ile davalıların 27.12.2010 tarihli kredi kartı «kefalet sözleşmesine» göre dava dışı Terev Ltd. şirketine verilen ve verilecek kredi kartına ilişkin bir «kredi sözleşmesine» «kefil» olduklarını «taahhüt» ettikleri, davalıların 03.01.2011 tarihli taahhütleri ile de 27.12.2010 tarihli taahhütlerini «yeniledikleri», davalıların önceden kefil oldukları «kredi kartı üyelik sözleşmesinin» ise 03.05.2011 tarihinde yapıldığı, gelecekte doğacak bir borç veya şarta bağlı bir borç için kefalet sözleşmesinin yapılmasının mümkün olduğu, asıl borçlu hakkında iki farklı tarihte kefil olan davalıların, kefaletlerinin geçerli olduğu, davacı takip alacaklısının 07.01.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden icra takibi yaptığı, ancak «ödeme emri» içeriğinden takibin, davalıların müşterek ve «müteselsil kefil» olup da ödenmeyen «kredi kartı borcun» tahsili için yapıldığının anlaşıldığı, takip tutarının kefalet tutarı içinde kaldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl dava …
Temyiz Sebepleri Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, icra takibinde alacağın dayanağının belirtilmediğini, icra takibinde belirtilmeyen belgenin itirazın iptali davasında sunulamayacağını, kefaletin şekil koşullarını taşıdığı kabul edilse dahi müvekkillerinin irade beyanının söz konusu belgede mevcut olmadığını, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarına davalıların «kefil» olduklarına dair hiç bir ifadenin bulunmadığını, «genel kredi sözleşmesinin» «kredi kartı sözleşmesinin» ekiymiş gibi gösterildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada «genel kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imzalayan davalılar hakkında kredinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan «icra takibine itirazlarının» iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaTalep, «genel kredi sözleşmesi» borçlu ve «kefili» olan borçlular hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişilerin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep, «genel kredi sözleşmesi» borçlu ve «kefili» olan borçlular hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişilerin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, alacaklının, alacağının kısmen «ipotekle» temin edildiği gerekçesiyle talebin kısmen kabulü ile borçluların taşınır, taşınmaz mal ve haklarının 25.087,43 TL ile sınırlı olmak üzere ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4749 E. , 2023/4402 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/120 Esas, 2021/956 Karar
BİRLEŞEN DAVA
Gaziantep 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/499 E.
HÜKÜM
Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde ve ticari kredi kartı sözleşmesinde davalıların kefil olarak yer aldığını, davalıların kefil olarak yer aldığını, kredi geri ödemesinin yapılmaması üzerine başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında iki farklı kredi sözleşmesi olduğunu, takibin ve borcun kaynağının hangi sözleşmeden kaynaklandığının anlaşılamadığını, kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada, davalı davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 09.10.2015 tarih, 2015/270 E. ve 2015/1214 K. sayılı kararı ile davalıların 27.12.2010 tarihli kredi kartı kefalet sözleşmesine göre dava dışı Terev Ltd. şirketine verilen ve verilecek kredi kartına ilişkin bir kredi sözleşmesine kefil olduklarını taahhüt ettikleri, davalıların 03.01.2011 tarihli taahhütleri ile de 27.12.2010 tarihli taahhütlerini yeniledikleri, davalıların önceden kefil oldukları kredi kartı üyelik sözleşmesinin ise 03.05.2011 tarihinde yapıldığı, gelecekte doğacak bir borç veya şarta bağlı bir borç için kefalet sözleşmesinin yapılmasının mümkün olduğu, asıl borçlu hakkında iki farklı tarihte kefil olan davalıların, kefaletlerinin geçerli olduğu, davacı takip alacaklısının 07.01.2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden icra takibi yaptığı, ancak ödeme emri içeriğinden takibin, davalıların müşterek ve müteselsil kefil olup da ödenmeyen kredi kartı borcun tahsili için yapıldığının anlaşıldığı, takip tutarının kefalet tutarı içinde kaldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl davacı vekili, asıl davalı vekili ve birleşen davalı tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin (Kapatılan 19.HD.) 02.10.2019 tarih, 2019/1764 E. ve 2019/4587 K. sayılı kararıyla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olmayıp denetime elverişli olmadığını, kefillerin sorumluluğunun saptanması için önce kredi müşterisi olan asıl borçlunun sorumlu olduğu borç tutarının net olarak tespitinin gerektiği, hesap kat tarihi yeni Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonraki bir tarih ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci maddesindeki düzenleme dikkate alınarak kefillerin temerrüt faizinden sorumlu tutulabilmeleri için borçlunun temerrüde düştüğünün kefillere ihbar şartının da dikkate alınarak kefilin bu şekilde sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı gereğince bilirkişi raporu alındığı, hesap kat ihtarının davalı ...'a 15.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'a ise adresten taşınması sebebiyle tebliğ edilemediği, davalıların kefil olmaları nedeniyle kefilin sorumluluğunun kendi temerrüdü ile sınırlı olacağı, kefil temerrüte düşürülmediği sürece temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağı, temerrüt için de hesap kat ihtarının kefile tebliğinin gerektiği, asıl borçlu yönünden sözleşmede belirlenen adresene tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde asıl borçlunun temerrüdünün gerçekleşeceğine ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 nci maddesinin (b) fıkrasının kefil yönünden uygulanmayacağı, bu nedenle davalı ...
bakımından takip tarihinden itibaren temerrüt faizinin uygulanması gerektiği, birleşen davada davalı ... yönünden ise kat ihtarının tebliğ tarihi dikkate alınarak bilirkişilerce yapılan hesaplamaya itibar edildiği, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep şartları oluşmadığı gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabul ile davalı ...’ın icra dosyasındaki itirazının 55.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, birleşen davada davanın kısmen kabulü ile davalı ...’ın itirazının 55.000,00 TL asıl alacak, 6.859,17 TL faiz, 342,96 TL BSMV, 215,10 TL masraf olmak üzere toplam 62.417,23 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, davacının asıl ve birleşen davadaki icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, icra takibinde alacağın dayanağının belirtilmediğini, icra takibinde belirtilmeyen belgenin itirazın iptali davasında sunulamayacağını, kefaletin şekil koşullarını taşıdığı kabul edilse dahi müvekkillerinin irade beyanının söz konusu belgede mevcut olmadığını, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarına davalıların kefil olduklarına dair hiç bir ifadenin bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinin kredi kartı sözleşmesinin ekiymiş gibi gösterildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davalılar hakkında kredinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine itirazlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, birleşen davada davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Birleşen davada davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
12.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/946744300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz