6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yargılamanın iadesi sebeplerinin HMK 375 ile sınırlı olması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2028 E. 2022/1482 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Yargılamanın iadesi (yenilenmesi), HMK 375'te sınırlı olarak sayılan sebeplere dayanmak zorundadır; bu sebepler kıyas yoluyla genişletilemez. Esas yargılamada ileri sürülen vakıaların tekrarı niteliğindeki iddialar ile bilirkişi raporunun eksik veya hatalı olduğu yönündeki iddialar, yargılamanın iadesi sebebi oluşturmaz; bilirkişi raporunun yetersizliği ancak kanun yoluna başvuru (istinaf/temyiz) sebebi olabilir.

Ele alınan sorunlar

Yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin HMK 375'te sayılan sebeplerden olup olmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, senedin düzenleme tarihinde borç bulunmadığının ve yazı incelemesi yapılması gerektiğinin bilirkişi marifetiyle ortaya çıkacağını, hükme esas alınan bilirkişinin yazı incelemesi ve hukuki borç tespiti yapmaya yetkin olmadığını, ilk derece kararının kaldırılarak yargılamanın iadesi talebinin kabulüne ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Gerekçe: HMK 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır; bu sebepler dışında bir nedenle yargılamanın iadesi yoluna gidilemez ve madde kıyas yoluyla genişletilemez. HMK 379(1) uyarınca mahkeme, talebin kanuni süresinde yapılıp yapılmadığını, kaldırılması istenen hükmün kesinleşmiş olup olmadığını ve ileri sürülen sebebin kanunda sayılan sebeplerden olup olmadığını resen inceler; bu koşullardan biri eksikse hakim davayı esasa girmeden reddeder. Yargılamanın iadesi, ağır yargılama hatalarından dolayı maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Davacı vekilince ileri sürülen sebepler, esas yargılamada zaten ileri sürülmüş vakıaların tekrarı ile bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğu iddiasından ibarettir. Bilirkişi raporunun yetersiz veya hatalı olması yargılamanın iadesi sebebi değildir; bu, kanun yoluna başvuru sebebidir. Davacı tarafından ileri sürülen sebep HMK 375'te sınırlı olarak sayılan nedenlerden olmadığından, istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın holding'i, HMK 375'te sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinin sınırlı (numerus clausus) olduğunu ve esas yargılamada ileri sürülen iddiaların tekrarı ile bilirkişi raporunun yetersizliği iddialarının bu sebepler arasında sayılmadığını netleştirmesi yönüyle, benzer usuli taleplerde bölgesel olarak ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
HMK 379(1) uyarınca yargılamanın iadesi talebinde, talebin kanuni süresinde yapılıp yapılmadığı, kaldırılması istenen hükmün kesinleşmiş olup olmadığı ve ileri sürülen sebebin kanunda sayılan sebeplerden olup olmadığı hususlarının mahkemece kendiliğinden (resen) inceleneceği ve bu koşullardan birinin eksik olması halinde davanın esasa girilmeden reddedileceği

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargılamanın iadesi (yenilenmesi) olağanüstü kanun yolu kesin hüküm menfi tespit bilirkişi incelemesi kambiyo senedi

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 375HMK 379(1)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2028

KARAR NO 2022/1482

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/01/2022

NUMARASI 2021/768 Esas 2022/19 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

TALEP Yargılamanın Yenilenmesi

Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TALEP

Davacı vekili, 2019/124 Esas sayılı dosyada davanın reddine karar verilmiş olup,karara karşı istinaf başvurularının, İstanbul BAM 13. HD nin 2020/1390 esas ve 2020/1183 karar sayılı kararı süreden reddedildiğini, red kararının Yargıtay 11. HD'nin 2020/8475 esas ve 2021/151 karar sayılı kararı ile onandığını, müvekkilinin ... ltd.şti adlı aile şirketinin eski ortağı iken boşanma nedeniyle 2015 yılında ortaklıktan ayrıldığını, ortak olduğu dönemde kullanılan krediler için 10/07/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanarak açılan 500.000-TL limit için iki adet 250.000-TL'lik takibe konu senetleri teminat olarak aldıklarını,senedintanzim tarihinin 10/07/2014, vade tarihinin boş olduğunu, bonoların verilmesine neden olan kredilerin ödendiğini, ortaklıktan ayrıldıktan sonra şirketin başka krediler kullandığını,sonradan imzalanan kredi sözleşmelerinde müvekkilinin imzası bulunmadığını,imzası bulunmayan sözleşmelerin bilirkişi raporuna konu edildiğini ve müvekkili kefilmiş gibi rapor tanzim edildiğini, bilirkişinin senetlerin tanzim tarihi itibariyle borç bulunup bulunmadığını tespit etmesi gerektiğini, vade ile tanzim tarihindeki rakamların aynı kişinin eli ürünü olup olmadığının incelenmesi gerektiğini,borç ödendiğinden senetlerin bedelsiz kaldığını, müvekkilinin şirketten ayrıldıktn sonra tahsis edilen borçtan sorumlu olmadığını, yeniden yargılama yapılarak, davacının borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili 11/01/2022 tarihli celsede verdiği beyanında; bilirkişi incelemesinin eksik olmadığını, hem sözleşmeler hem de banka kayıtları üzerinde yapıldığını, öte yandan davacı yanın ileri sürdüğü sebeplerin HMK 375.maddesinde sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinden olmadığını beyanla, talebin reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı vekilince yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin, daha önce esas yargılama sırasında iddia edilen vakıaların tekrarı olduğu,alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu yönündeki iddianın ise kanun yoluna başvuru sebebi olduğu, davacı vekilince ileri sürülen sebeplerden hiçbirinin anılan hükümde sayılan sebepler arasında yer almadığı gerekçesiyle davacının yargılamanın yenilenmesi talebini usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkilinin eşinin aile şirketinde olduğu dönemde kullanılan krediler için imzalanan genel kredi sözleşmesinin yanında vade tarihi açık bırakılan 2 adet 250.000-TL bedelli bonoyu teminat olarak verildiğini, bonoların verilmesine neden olan kredilerin ödendiğini, şirketten ayrıldıktan sonra yeni krediler kullandığının öğrenildiğini, senedin düzenleme tarihinde bir borcun bulunmadığı ve bankanın işbu senetleri sonradan teminat olarak başka krediler için kullanma gayretinin ancak bilirkişi marifetiyle ortaya çıkacağını, hükme esas alınan raporu tanzim eden bilirkişinin emekli banka müdürü olup ne yazı incelemesi yapmaya ne de hukuki olarak borç tespiti yapmaya yetkin olduğunu, şirketin kredi borcu ile müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo takibi arasında ilişki bulunmadığını, senedin teminat amaçlı alındığını, müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra tahsis edilen borçtan sorumlu olmadığını, kararın kaldırılarak yargılamanın iadesi talebinin kabulüne, davanın kabulü ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı, ortaklıktan ayrıldıktan sonra şirket tarafından kullanılan kredilerden dolayı borçlu olmadığı, dava konusu senetlerin teminat senedi olup bonolara bağlı kredinin ödendiği, senet üzerinde yazı incelemesi yapılması ve senedin düzenleme tarihinde bir borcun bulunmadığının bilirkişilerce tespiti gerektiği gerekçesiyle,davanın reddine ilişkin kesinleşen hükme karşı yargılamanın iadesi talebinde bulunmuştur. HMKnun 375. Maddesinde yargılamanın iadesi sebebleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka deyişle, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez HMK nun 379.(1).maddesi ;"yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme ,tarafları davet edip dinledikten sonra, a)talebin kanuni süre içinde yapılıp yapılmadığını, b)kaldırılması istenilen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını,c)ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeblerden olup olmadığını kendiliğinden inceler.

(2)Bu koşullardan biri eksik ise hakim davayı esasa girmeden reddeder."hükmünü haizdir. Yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama yapılmasını sağlayan olağanüstü kanun yoludur.Davacı vekilince yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak ileri sürülen sebepler, daha önce esas yargılama sırasında ileri sürülen vakıaların tekrarı ile bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğu sebebine dayalıdır.Bilirkişi raporunun yetersiz veya hatalı olması yargılamanın iadesi sebebi değildir. Davacı vekili tarafından ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin HMK 375.

maddesinde sınırlı olarak sayılan nedenlerden olmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/94624 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7398 E. 2024/3041 K. · Onandı

Yargılamanın iadesi sebepleri kanunda sınırlı sayıdadır

Gerekçe özeti

Yargılamanın iadesi, kesin hükmü bertaraf eden olağanüstü bir kanun yolu olduğundan ancak kanunda sınırlı olarak sayılan sebeplere dayanabilir. Daha önceki esas yargılamada ileri sürülmüş vakıaların tekrarı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz veya hatalı olduğu iddiası bu sebepler arasında yer almaz; bunlar ancak kanun yoluna başvuru sebebi olabileceğinden yargılamanın iadesi talebi usulden reddedilir.

Emsal değeri

Bilirkişi raporunun yetersiz veya hatalı olmasının ve önceki yargılamada ileri sürülen vakıaların tekrarının yargılamanın iadesi sebebi sayılmayacağı yönündeki tespit bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: yargılamanın iadesi olağanüstü kanun yolu maddi anlamda kesin hüküm sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesi bilirkişi raporunun yetersizliği menfi tespit

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/7398 E.  ,  2024/3041 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2028 Esas, 2022/1482 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/768 E., 2022/19 K.

Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafında açılan menfi tespit davasının reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini müvekkilinin dava dışı şirkete ortakken 2015 yılında ortaklıktan ayrıldığını, ortak olduğu dönemde kullanılan krediler için 10.07.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanarak açılan 500.000,00 TL limit için iki adet takibe konu senetleri teminat olarak verdiğini, senedin tanzim tarihinin 10.07.2014, vade tarihinin boş olduğunu, bonoların verilmesine neden olan kredilerin ödendiğini, ortaklıktan ayrıldıktan sonra şirketin başka krediler kullandığını, sonradan imzalanan kredi sözleşmelerinde müvekkilinin imzası bulunmadığını, imzası bulunmayan sözleşmelerin bilirkişi raporuna konu edildiğini ve müvekkili kefilmiş gibi rapor tanzim edildiğini, bilirkişinin senetlerin tanzim tarihi itibariyle borç bulunup bulunmadığını tespit etmesi gerektiğini, vade ile tanzim tarihindeki rakamların aynı kişinin eli ürünü olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, borç ödendiğinden senetlerin bedelsiz kaldığını, müvekkilinin şirketten ayrıldıktn sonra tahsis edilen borçtan sorumlu olmadığını, yargılamanın yenilenmesine karar verilerek, davacının borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin, daha önce esas yargılama sırasında iddia edilen vakıaların tekrarı olduğu, alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu yönündeki iddianın ise kanun yoluna başvuru sebebi olduğu, davacı vekilince ileri sürülen sebeplerden hiçbirinin anılan hükümde sayılan sebepler arasında yer almadığı gerekçesiyle davacının yargılamanın yenilenmesi talebini usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşinin aile şirketinde olduğu dönemde kullanılan krediler için imzalanan genel kredi sözleşmesinin yanında vade tarihi açık bırakılan 2 adet 250.000,00 TL bedelli bonoyu teminat olarak verildiğini, bonoların verilmesine neden olan kredilerin ödendiğini, şirketten ayrıldıktan sonra yeni krediler kullandığının öğrenildiğini, senedin düzenleme tarihinde bir borcun bulunmadığı ve bankanın işbu senetleri sonradan teminat olarak başka krediler için kullanma gayretinin ancak bilirkişi marifetiyle ortaya çıkacağını, hükme esas alınan raporu tanzim eden bilirkişinin emekli banka müdürü olup ne yazı incelemesi yapmaya ne de hukuki olarak borç tespiti yapmaya yetkin olduğunu, şirketin kredi borcu ile müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo takibi arasında ilişki bulunmadığını, senedin teminat amaçlı alındığını, müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra tahsis edilen borçtan sorumlu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yargılamanın iadesi talebinin kabulüyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama yapılmasını sağlayan olağanüstü kanun yolu olduğu, davacı vekilince yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak ileri sürülen sebepler, daha önce esas yargılama sırasında ileri sürülen vakıaların tekrarı ile bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğu sebebine dayandığı, bilirkişi raporunun yetersiz veya hatalı olması yargılamanın iadesi sebebi olmadığı, davacı vekili tarafından ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci maddesinde sınırlı olarak sayılan nedenlerden olmadığı, istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.